logo
22 MART 2026


İşte Müzakere çerçeve belgesi!

04.10.2005 00:00:00






Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yürütülecek müzakerelerde yol haritasını oluşturan Müzakere Çerçeve Belgesi, üç bölümden oluşuyor.İlk bölümde müzakerelerin kuralları, ikinci bölümde özü, üçüncü bölümde ise prosedürü yer alıyor.

Müzakerelerin kurallarıyla ilgili bölümde, Türkiye'den beklentilerle birlikte, müzakerelerin ilerlemesi ve askıya alınmasına ilişkin koşullara geniş biçimde yer veriliyor.        MÜZAKERELERİN KURALLARI

"Müzakerelerin, Türkiye'nin liyakatına dayanacağı ve hızının, Türkiye'nin üyelik gereklerini karşılama yönünde kaydettiği ilerlemelere bağlı olacağı" vurgulanan bu bölümde, "AB dönem başkanıülkenin ya da AB Komisyonu'nun, hangisi uygunsa, karar organı AB Konseyi'ni devamlı olarak bilgilendireceği" vurgulanıyor.Belgede, AB Konseyi'nin durumu düzenli olarak kontrol altında  tutabileceği hatırlatılıyor."AB'nin, kendi üstüne düşenler çerçevesinde, müzakerelerin sonucaulaştırılması için gerekli şartların karşılanıp karşılanmadığını uygunzaman içinde kararlaştıracağı" belirtilen belgede, bunun aşağıda yer alan ilgili maddede sıralanan şartların Türkiye tarafından yerine getirildiğini teyit eden bir AB Komisyonu raporu temelinde yapılacağı kaydediliyor. Müzakerelerin kurallarının belirlendiği bu bölümde, AB Konseyi'ninAralık 2004 zirve kararına atıfta bulunuluyor ve müzakerelerin AB Anlaşması'nın 49. maddesini temel aldığı ifade ediliyor. Bu bölümde özetle şu görüşlere yer veriliyor. * Müzakerelerin ortak hedefi katılımdır. Bu müzakereler ucu açık bir süreç olup, sonucu önceden garanti edilemez. Kopenhag kriterlerinin tam değerlendirmesi, AB'nin hazmetme kapasitesi de göz önüne alınarak, eğer Türkiye'nin tüm üyelik yükümlülüklerini tamamen üstlenecek konumda olmadığını ortaya koyarsa, Türkiye'nin mümkün olan en güçlü bağ ile Avrupa yapılarına bağlanması sağlanmalıdır."  * Genişleme, Birliğin ve üye devletlerinin katıldığı sürekli  entegrasyon sürecini güçlendirmelidir. Birliğin uyum ve etkinliğini korumak için her türlü çaba sarf edilmelidir. 1993 Kopenhag AB Konseyitoplantısının sonuçlarına uygun olarak, Birliğin bir yandan Avrupa entegrasyonunun momentumunu korurken öte yandan Türkiye'yi özümseme kapasitesi, hem Birliğin hem de Türkiye'nin genel menfaati açısından göz önüne alınması gereken önemli bir noktadır. Komisyon müzakereler sırasında bu kapasiteyi 2004 Ekim kararlarına uygun olarak izleyecektir."  * Müzakereler, Türkiye'nin 1993'te Kopenhag'da AB Konseyi'nce belirlenen siyasi kriterleri, özellikle de daha sonra AB Antlaşması madde 6(1)de kabul edilen ve Temel Haklar Şartında ilan edilen kriterleri yeterli ölçüde karşılamasına dayanarak açılmıştır. AB,  Türkiye'den reform sürecini sürdürmesini ve ilgili Avrupa içtihadı da dahil olmak üzere özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ilkeleriyle ilgili olarak daha fazla iyileşme sağlanması yönünde çabalamasını, özellikle işkence ve kötü muameleye karşı mücadelede sıfır tolerans politikasıyla ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları, sendika haklarını içeren ILO standartları ve azınlık haklarıyla ilgili hükümlerin uygulanmasında mevzuatı ve uygulama tedbirlerini pekiştirmesini ve genişletmesini beklemektedir. Birlik ve Türkiye yoğun siyasi diyaloglarına devam edecektir. Bu alanlarda, özellikle temel özgürlükler ve insan haklarına tam saygı konularında kaydedilen ilerlemelerin geri dönülmezliğini ve tam ve etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak için, ilerlemeler Komisyon tarafından yakından izlenmeye devam edecek olup, Komisyon yıllık rapor ve 2004'teki raporu da göz önüne alarak, düzenli aralıklarla bu konudaki raporlarını Konseye sunmaya devam etmeye çağrılmaktadır."

MÜZAKERELERİN ASKIYA ALINMA KOŞULU * Birliğin temelini oluşturan özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere tam saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin Türkiye'de ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal edilmesi durumunda, Komisyon, kendi inisiyatifiyle veya üye devletlerin üçte birinin talebi üzerine, müzakerelerin askıya alınmasını önerebilir ve müzakerelerin tekrar başlaması için karşılanması gereken koşullara yönelik tekliflerde bulunabilir. Konsey, Türkiye'yi dinledikten sonra,müzakerelerin askıya alınıp alınmaması veya müzakerelerin yeniden başlaması için aranacak koşullarla ilgili bu tür bir öneriyi nitelikliçoğunluk esasına göre kararlaştıracaktır. Üye devletler, Hükümetlerarası Konferanstaki genel oybirliği şartından bağımsız olarak Hükümetlerarası Konferansta Konsey kararına uygun olarak hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu'na bilgi verilecektir."  MÜZAKERELERİN İLERLEMESİ  "Müzakerelerin ilerlemesinin, ekonomik ve sosyal bir birleşme çerçevesi kapsamında Türkiye'nin katılıma hazırlık aşamasında kaydettiği ilerleme ile 2. paragraftaki AB Komisyonu'nun raporuna göreyönlendirileceği" ifade edilen belgede, "Üyelik için aşağıdaki gerekleri belirleyen Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi gerektiği" belirtiliyor:  . Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlıklarasaygı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarı; . İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığı ve Birlik içindeki rekabetçi baskıyla ve pazar güçleriyle başa çıkabilme kapasitesi; . Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uygunluk ve müktesebatın etkin bir şekilde uygulanması ve yürütülmesi için gerekliidari kapasite dahil olmak üzere, üyeliğin getirdiği yükümlülükleri üstlenebilme yetisi.  Bu bölümde ayrıca şu taleplere yer veriliyor: - "Türkiye'nin iyi komşuluk ilişkileri yönünde verdiği açık taahhüt ve henüz çözümlenmemiş olan tüm sınır ihtilaflarını, gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanı'nın zorunlu yargılama yetkisi de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartına göre, ihtilafların sulh yoluyla halli ilkesine uygun olarak çözüme kavuşturmayı taahhüt etmesi;"  - "Kapsamlı bir çözüm için uygun ortamın yaratılmasına katkıda bulunmaya yönelik adımlar atılması ve Kıbrıs Cumhuriyeti (Rum kesimi) dahil tüm AB ülkeleriyle Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin normalleştirilmesinde ilerleme kaydedilmesinin yanı sıra BM nezdinde ve Birliğin üzerine inşa edildiği ilkeler doğrultusunda, Türkiye'nin Kıbrıs sorunu için kapsamlı bir çözüme ulaşma çabalarını devamlı olarak desteklemesi."  - "Türkiye'nin Ortaklık Anlaşmasında ve Ortaklık Anlaşmasını tüm yeni AB üye devletlerini içine alacak şekilde genişleten Ek Protokolünde yer alan yükümlülükleri, özellikle de AB-Türkiye gümrük birliğine ve düzenli aralıklarla revize edilen Katılım Ortaklığının uygulanmasına yönelik yükümlülükleri yerine getirmesi."  ÜYELİK ÖNCESİ SÜREÇ  "Türkiye'nin, üye devletler ve birlik tarafından kabul edilen tutum ve politikalarla, (bu örgütler ve düzenlemelerdeki AB ülkelerinin üyelikleri de içinde olmak üzere) uluslararası örgütler içindeki kendi pozisyonunu ve üçüncü ülkelere ilişkin politikalarını, katılıma kadar olan dönemde içinde uyarlaması gerektiği" belirtilen belgede, "Türkiye'nin, tüm diğer katılım müzakerelerinin sonuçlarını,katılımı zamanındaki haliyle kabul etmelidir" ifadesine yer veriliyor.  Lüksemburg'da yapılan yoğun müzakerelerden sonra, İngiltere, AB Konseyi ülkelerinin de onayı ile, bu maddenin Türkiye aleyhine yorumlanmamasını talep eden bir bölümün müktesebatın içine dahil edilmesini kabul etti. Bu bölüm, ileride Rum Kesimi'nin, NATO gibi uluslararası bir kuruluşa üye olma talebi halinde, Türkiye'nin veto koyma hakkını korumayı hedeflediği bildirildi. Müzakerelerin kurallarıyla ilgili bölümün sonunda ayrıca özetle şugörüşlere yer veriliyor: -"Katılım müzakerelerine paralel olarak, Birlik Türkiye ile yoğunbir siyasi diyaloga ve sivil toplum diyaloguna girecektir. Kapsamlı sivil toplum diyalogunun amacı, halkları bir araya getirmek yoluyla karşılıklı anlayışı arttırmak olacaktır."

 AB ile Türkiye arasında tam üyelikmüzakerelerinde yol haritası görevi görecek Müzakere Çerçeve Belgesi'nin "müzakerelerin özü" başlıklı ikinci bölümünde, AB müktesebatına ilişkin sorumluluklar yer alıyor. AB'ye katılımın, birlik sisteminin ve birliğin "müktesebatı" olarak bilinen kurumsal çerçevenin getirdiği hak ve yükümlülüklerin kabulü anlamına geldiği vurgulanan bu bölümde, Türkiye'nin, bu müktesebatı katılım zamanındaki şekliyle uygulaması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, mevzuatın uyumlu hale getirilmesine ek olarak, katılımın aynı zamanda müktesebatın zamanında ve etkin bir şekilde uygulanması anlamına geldiği vurgulanıyor. Müktesebatın içerdiği bölümler kısaca şöyle özetleniyor. - AB Birliği'nin üzerine kurulduğu antlaşmaların içeriği, ilkelerive siyasi hedefleri;  - Antlaşmalar uyarınca benimsenen mevzuat ve kararlar ve Adalet Divanı'nın içtihadı;  - Kurumlar arası anlaşmalar, kararlar, beyanatlar, tavsiyeler, kılavuzlar gibi, yasal olarak bağlayıcı olan ya da olmayan, Birlik çerçevesinde benimsenmiş diğer belgeler;    - Ortak dışişleri ve güvenlik politikaları çerçevesindeki ortak eylemler, ortak tutumlar, bildirgeler, sonuçlar ve diğer belgeler;  - Adalet ve içişleri çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak tutumlar, imzalanan sözleşmeler, tavsiyeler, beyanatlar ve diğerbelgeler;  - Birlik faaliyetlerine ilişkin olarak Topluluğun, Toplulukla birlikte üye devletlerin, birliğin ve kendi aralarında üye devletlerinakdettiği uluslararası anlaşmalar.  MÜKTESEBATIN ÇEVİRİSİ

Belgede, "Türkiye'nin, katılımdan yeterli bir süre önce müktesebatın Türkçeye çevirisini ve katılımdan sonra AB kurumlarının çalışmalarını aksatmadan yerine getirmesini temin edecek yeterli sayıda yazılı ve sözlü çevirmeni eğitmesi gerektiğine" dikkat çekiliyor. "Sonuç olarak ortaya çıkan ve bir üye devlet olarak Türkiye'nin uymak zorunda olacağı haklar ve yükümlülükler, Türkiye ile topluluklararasındaki tüm mevcut ikili anlaşmaların ve Türkiye tarafından akdedilen, üyelik yükümlülükleriyle uyumlu olmayan tüm diğer uluslararası anlaşmaların sona ereceği anlamına gelmektedir" denilen belgede, "Ortaklık Anlaşmasının müktesebattan ayrılan hükümleri, katılım müzakerelerinde emsal olarak kabul edilemez" ifadesi kullanılıyor.  Türkiye'nin müktesebattan doğan hak ve yükümlülükleri kabul etmesinin, müktesebatta belli uyarlamaların yapılmasını gerektirebileceği belirtilen belgede, "Gerektiğinde müktesebatta belli uyarlamalara karar verilirken, üye devletlerin müktesebatı benimserken uyguladıkları ve o müktesebatın ayrılmaz parçası haline gelmiş olan ilkeler, kriterler ve parametrelerin esas alınacağı ve Türkiye'nin özel durumları göz önüne bulundurulacağı" belirtiliyor. "Birliğin, zaman ve kapsam açısından sınırlı olması ve müktesebatın uygulanmasına ilişkin olarak açıkça tanımlanmış aşamalarıiçeren bir plan eşliğinde olması koşuluyla, geçici tedbirler için Türkiye'den gelecek talepleri kabul edebileceğine" dikkati çekilen belgede, "iç pazarın genişletilmesiyle bağlantılı alanlar için, düzenleyici tedbirlerin hızlı bir şekilde uygulanması gerektiği ve geçiş dönemlerinin kısa ve az sayıda olması gerektiği, büyük mali giderler de dahil olmak üzere ciddi çaba gerektiren kapsamlı uyarlamaların gerekli olduğu yerlerde, uyumlaştırmaya yönelik sürekli,ayrıntılı ve bütçeli bir planın bir parçası olarak uygun geçiş düzenlemeleri öngörülebileceği" ifade ediliyor. "Her halükarda, geçiş düzenlemeleri Birliğin kural ya da politikalarında herhangi bir değişiklik yapılmasını içermemeli, bunların sağlıklı bir şekilde işleyişini bozmamalı ve rekabetin büyük ölçüde zarar görmesine neden olmamalıdır. Bu bağlamda, Birliğin ve Türkiye'nin menfaatleri göz önünde bulundurulmalıdır" şeklinde ifadelere yer verilen belgede, "Uzun geçiş dönemleri, derogasyonlar, özel düzenlemeler ya da kalıcı koruma hükümleri, bir başka deyişle koruma tedbirlerine bir temel oluşturmak üzere sürekli olarak emre amade olacak maddeler düşünülebilir. Komisyon bunları, uygun olan hallerde, kişilerin dolaşım özgürlükleri, yapısal politikalar ya da tarım gibi alanlarda getireceği tekliflere dahil edecektir. Bunun yanısıra, kişilerin dolaşım özgürlüğünün nihai olarak tesis edilmesine ilişkin karar alma süreci, üye devletlerin bireysel olarak azami düzeyde rol oynayabilmesine olanak vermelidir. Geçici düzenlemeler ya da koruma tedbirleri, rekabet üzerinde ya da iç pazarın işleyişi üzerinde yaratacakları etkiler göz önüne alınarak gözden geçirilmelidir" deniliyor.  "Müktesebatta yapılacak ayrıntılı teknik uyarlamaların, katılım müzakereleri sırasında belirlenmesinin gerekli olmadığı" belirtilen belgede, "Bunlar Türkiye ile işbirliği içerisinde hazırlanacak ve katılım tarihinde yürürlüğe girmek üzere Birlik kurumları tarafından zamanı geldiğinde benimsenecektir" ifadesi yer alıyor. "Türkiye'nin Birliğe katılımının mali yönleri kabili tatbik Mali Çerçevede göz önünde bulundurulması gerektiği" kaydedilen belgede, ''Bu nedenle, Türkiye'nin katılımı çok büyük mali sonuçlar doğurabileceğinden, müzakereler ancak sonuç olarak ortaya çıkacak olası mali reformlarla birlikte 2014'ten itibaren başlayacak olan döneme ilişkin Mali Çerçevenin oluşturulmasından sonra sonuca ulaştırılabilir" ifadesi yer alıyor. Belgede, "Türkiye, katılımdan itibaren derogasyona sahip bir üye devlet olarak ekonomik ve parasal birliğe katılacak ve gerekli koşulları karşılayıp karşılamadığına yönelik olarak yapılacak bir değerlendirme esasında Konseyin bu amaca yönelik vereceği kararın ardından ulusal para birimi olarak euro'yu benimseyecektir. Bu alandaki diğer müktesebat katılımdan itibaren tamamen geçerli olacaktır" deniliyor. Müzakerelerin özü ile ilgili bu bölümde kısaca şu görüşlere yer veriliyor: -"Özgürlük, adalet ve güvenlik alanıyla ilgili olarak, Avrupa Birliğine üyelik, Türkiye'nin katılımla birlikte Schengen müktesebatı da dahil olmak üzere, bu alandaki tüm müktesebatı tamamen kabul etmesianlamına gelmektedir. Ancak, bu müktesebatın bir kısmı Türkiye'de sadece, Türkiye'nin hazır olup olmadığına yönelik olarak yapılacak kabili tatbik Schengen değerlendirmesine dayalı olarak, iç sınırlarda kişiler üzerindeki kontrollerin kaldırılması konusunda alınacak bir Konsey kararından sonra uygulanacaktır."  -"AB, nükleer güvenliğin tüm yönleri de dahil olmak üzere, yüksekdüzeyde bir çevresel korumanın önemine işaret etmektedir."  -"Müktesebatı etkin bir şekilde uygulamak amacıyla, ya da duruma göre, müktesebatı katılımdan yeterli bir süre önce etkin bir şekilde uygulayabilmek amacıyla, Türkiye müktesebatın tüm alanlarında kurumlarını, yönetim kapasitesini ve idari ve yargı sistemlerini - hemulusal hem bölgesel düzeyde - Birlik standartlarına getirecektir.  Bunun yapılabilmesi için, genel düzeyde, verimli ve tarafsız bir sivil hizmet anlayışı üzerine kurulmuş, iyi işleyen ve istikrarlı bir kamu idaresine ve bağımsız ve etkin bir yargı sistemine ihtiyaç vardır."

Müzakere prosedürü

Müzakere Çerçeve Belgesi'nin üçüncü bölümünde, "müzakere prosedürü"ne yer veriliyor. AB Komisyonu'nun, Türkiye'nin belli alanlarda müzakerelerin başlatılabilmesi için ne derece hazırlıklı olduğunu değerlendireceği ifade edilen bu bölümde, "AB Komisyonu'nun, yine müzakereler sırasında gündeme gelmesi en muhtemel olan sorunların emarelerini önceden elde etmek için, tarama olarak adlandırılan resmi bir süreç çerçevesinde müktesebatı inceleyeceği" hatırlatılıyor. "Tarama amaçları çerçevesinde ve tarama sonrasında gerçekleştirilecek müzakereler için, müktesebatın her biri belli bir politika alanını kapsayan bir dizi başlığa ayrılacağı" vurgulanan belgede, "bu başlıkların bir listesinin ekte sunulduğu" belirtiliyor. "Müzakerelerin belli bir başlığı hakkında Türkiye ya da AB tarafından ifade edilecek görüşler hiçbir şekilde başka başlıklarla ilgili olarak takınılacak tutumu etkilemeyeceği" kaydedilen metinde,''Ayrıca, müzakereler sırasında, kısmi olanlar da dahil olmak üzere, belli başlıklar üzerinde varılan mutabakat, tüm bölümler üzerinde tam bir mutabakata varılana dek nihayete ermiş sayılamayacağı" ifade ediliyor. "Türkiye'nin katılıma yönelik kaydettiği ilerlemeler hakkında AB Komisyonu tarafından hazırlanan düzenli raporların ve özellikle de tarama sırasında AB Komisyonu'nun elde ettiği bilgileri esas alarak, AB Konseyi'nin, AB Komisyonu'nun teklifi üzerine oybirliğiyle hareket ederek, bir başlığın geçici olarak kapatılması ve uygun olduğu yerlerde, başlığın açılması için karşılaştırma ölçütleri tespit edeceği" vurgulanan belgede daha sonra şunlar kaydediliyor: "Birlik bu karşılaştırma ölçütlerini Türkiye'ye bildirecektir. İlgili başlığa bağlı olarak, özellikle işleyen bir pazar ekonomisinin varlığına, mevzuatın müktesebatla uyumuna, ve yeterli bir idari ve adli kapasitenin olduğunu ortaya koymak için müktesebatın temel unsurlarının uygulanmasında tatmin edici bir seyir izlendiğine ilişkinnet karşılaştırma ölçütleri bulunacaktır. İlgili yerlerde, karşılaştırma ölçütleri aynı zamanda Ortaklık Anlaşmasının altındaki taahhütlerin, özellikle de AB-Türkiye gümrük birliğiyle ilgili olan taahhütlerin ve müktesebat çerçevesindeki şartları yansıtan taahhütlerin yerine getirilmesini de içerecektir.  Müzakerelerin geniş bir süreyi kapsadığı hallerde ya da yeni müktesebat gibi yeni öğelerin dahil edilmesi amacıyla bir başlığa dahasonraki bir tarihte geri dönüldüğü hallerde, var olan karşılaştırma ölçütleri güncellenebilir."  Belgede şu görüşlere yer veriliyor: -"Türkiye'den müktesebatla ilgili olarak tavrını belirtmesi ve ölçütleri karşılama konusunda kaydettiği ilerlemeleri rapor etmesi istenecektir. Müktesebatın uygun idari ve adli yapılar vasıtasıyla etkin ve verimli bir şekilde uygulanması da dahil olmak üzere, Türkiyetarafından doğru bir şekilde iç hukuka aktarılması ve uygulanması, müzakerelerin hızını belirleyecektir. Bu amaçla Komisyon, Komisyon tarafından ya da Komisyon adına uzmanlar tarafından yapılacak yerinde incelemeler de dahil olmak üzere, elindeki tüm araçlardan yararlanarakTürkiye'nin tüm alanlarda kaydettiği ilerlemeyi yakından izleyecektir.Komisyon, AB Ortak Pozisyonları taslağını sunarken Türkiye'nin belli bir alanda kat ettiği ilerleme hakkında Konseyi bilgilendirecektir. Konsey, söz konusu başlık hakkındaki müzakerelerle ilgili olarak atacağı ileriye dönük adımları kararlaştırırken bu değerlendirmeyi gözönünde bulunduracaktır. AB'nin her bir başlıkla ilgili müzakereler için isteyebileceği ve Türkiye tarafından Konferansa temin edilecek olan bilgilere ek olarak, Türkiye'den belli bir başlıkla ilgili müzakerelerin geçici kapanışından sonra bile müktesebatla uyum ve müktesebatın uygulanması konularında kat edilen ilerlemeler hakkında düzenli aralıklarla ayrıntılı, yazılı bilgi vermesi istenecektir. Müzakeresi geçici olarak kapatılan bölümlerin söz konusu olduğu hallerde, özellikle Türkiye'nin taahhütlerini ya da önemli karşılaştırma ölçütlerini yerine getiremediği yerlerde Komisyon müzakerelerin tekrar açılmasını önerebilir."

Müzakere başlıkları

Avrupa Birliği'nin Türkiye ile yapacağı tam üyelik müzakereleri 35 bölümden oluşuyor:  1-Malların serbest dolaşımı.  2-İş gücünün serbest dolaşımı  3-Yerleşme hakkı ve hizmet sağlama özgürlüğü  4-Sermayenin serbest dolaşımı  5-Kamu ihaleleri   6-Şirketler hukuku  7-Fikri haklar hukuku  8-Rekabet politikası 10-Bilgi toplumu ve medya 11-Tarım ve kırsal kesim kalkınması 12-Gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı politikası  13-Balıkçılık  14-Ulaştırma politikası 15-Enerji 16-Vergilendirme 17-Ekonomi ve para politikası 18-İstatistik 19-Sosyal politika ve istihdam  20-Şirketler ve sanayi politikası 21-Avrupa üzerinden giden ulaştırma ağları 22-Bölgesel politika 23-Hukuki ve temel haklar 24-Adalet, özgürlük ve güvenlik  25-Bilim ve araştırma 26-Eğitim ve kültür 27-Çevre 28-Tüketim ve sağlık koruması 29-Gümrük birliği 30-Dış ilişkiler 31-Dış güvenlik ve savunma 32-Mali kontrol 33-Mali ve bütçe koşulları 34-Kurumlar 35-Diğer konular

Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor


 
Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025'te yayımladığı "Yalnızlıktan Sosyal Bağlantıya: Daha Sağlıklı Toplumlar İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporu, yalnızlığın küresel ölçekte yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. 

21.03.2026 22:52:00
MURAT ÇORBACI
 Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor
 Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025'te yayımladığı "Yalnızlıktan Sosyal Bağlantıya: Daha Sağlıklı Toplumlar İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporu, yalnızlığın küresel ölçekte yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, konuya ilişkin açıklamasında, yalnızlığın beyinde sürekli bir tehdit algısı oluşturduğunu belirterek, "Kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor" ifadelerini kullandı. Yalnızlığın sadece ruhsal bir durum olmadığını ifade eden Zahmacıoğlu, "Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor, kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor" değerlendirmelerinde bulundu.

Zahmacıoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinin tek kişilik hane sayısının 5.5 milyonu aştığını ortaya koyduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısındaki artış yüzde 60'ın üzerinde. En yüksek oranlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülüyor. Bu artış, toplumsal dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu. Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor." Öte yandan araştırmalar, 18-25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60'a ulaştığını gösteriyor. Bu, 'kimsem yok' yalnızlığı değil, kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik."

Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu

Ordu'nun Ünye ilçesinde sahilde insansız deniz aracı (İDA) bulundu

21.03.2026 16:25:00 / Güncelleme: 21.03.2026 16:30:12
İHA
Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Ordu'da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Olay, ilçeye bağlı Yüceler Mahallesi sahilinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sahilde bir cismin bulunduğunu fark eden vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi.



Yapılan incelemede cismin insansız deniz aracı (İDA) olduğu değerlendirildi.



Bölgede jandarma ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alınırken, çevre güvenlik çemberine alındı. Yapılacak detaylı incelemenin ardından İDA'nın yaklaşık 2 mil açığa çekilerek imha edileceği öğrenildi.



Olayla ilgili inceleme sürüyor.

Silifke'de hortum seraları yerle bir etti

Mersin'in Silifke ilçesinde etkili olan hortum, tarım alanlarında büyük zarara yol açtı. Atayurt ve Arkum mahallelerinde görülen hortum, örtü altı üretim yapılan seraları adeta yerle bir etti

21.03.2026 15:59:00 / Güncelleme: 21.03.2026 16:04:56
İHA
Silifke'de hortum seraları yerle bir etti
Silifke'de hortum seraları yerle bir etti
Edinilen bilgiye göre, hortum nedeniyle hasadı devam eden çilek, muz, domates, ahududu, gojiberry ve kavun seraları büyük ölçüde zarar gördü. İlk belirlemelere göre yaklaşık 80 dönüm çilek, 50 dönüm muz, 30 dönüm ahududu ve gojiberry, 10 dönüm domates ile 5 dönüm kavun ekili alanın etkilendiği bildirildi.



Şiddetli hortum sadece tarım alanlarıyla sınırlı kalmadı. Bazı evlerin çatıları uçarken, bölgede yaşayan vatandaşlar kısa süreli panik yaşadı. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmaması sevindirdi.



Silifke Ziraat Odası Başkanı Kemal Gezer, Atayurt ve Arkum mahallelerinde meydana gelen zararın büyük olduğunu belirterek, "Muz, çilek, gojiberry, ahududu, domates ve kavun olmak üzere tam hasada gelmiş ürünlerimizde ciddi zarar oluştu. Üreticilerimizin hem bayramını kutluyor hem de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Allah'tan bir daha böyle afetlerin yaşanmamasını diliyoruz" dedi.



Silifke İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin sahada hasar tespit çalışmalarına başladığı, üreticilerin zararının belirlenmesi için incelemelerin sürdüğü öğrenildi.

Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor

ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin tırmanması ve bölgede ilan edilen yas süreci, Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki Esendere Gümrük Kapısı'nda Ramazan Bayramı sessizliğine neden oldu

20.03.2026 14:52:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:55:10
İHA
Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor
Esendere Sınır kapısı bu bayram sessizlik yaşıyor
Edinilen bilgiye göre, Orta Doğu'da tırmanan bölgesel gerilim ve güvenlik riskleri nedeniyle sınır hatlarında önlemler en üst seviyeye çıkarıldı.

İran tarafındaki Urmiye-Sero Gümrük Kapısı yetkililerinin aldığı kısıtlama kararının ardından, Yüksekova'da bulunan Esendere Gümrük Kapısı'nda yolcu trafiğinde düzenlemeye gidildi.



Günübirlik geçişlere kısıtlama getirildi



Güvenlik gerekçesiyle alınan karar kapsamında, sınır kapısında ticari araç geçişleri devam ederken, günübirlik yolcu geçişlerine kısıtlama getirildi. Mağduriyet yaşanmaması adına vatandaşların ülkelerine dönüşlerine ise kontrollü olarak izin veriliyor. Bu çerçevede, İran'da bulunan Türk vatandaşlarının Türkiye'ye girişine, Türkiye'de bulunan İran vatandaşlarının ise ülkelerine dönmelerine müsaade ediliyor.



"Bayramda sessizlik hakim"



Normal şartlarda Ramazan Bayramı dönemlerinde yoğun yolcu trafiğinin yaşandığı sınır hattı, bu yıl tarihinin en sakin günlerinden birini yaşıyor. Bölgedeki gerilimin yanı sıra İran tarafında ilan edilen 40 günlük yas nedeniyle sınırın karşı tarafına asılan dev siyah bayraklar dikkati çekiyor.
Hem güvenlik tedbirleri hem de yas süreci sebebiyle Esendere ve Sero gümrük kapıları, Ramazan Bayramı'nı sessizlik içerisinde geçiriyor.İHA

İran'ın kararlılığı geri adım attırdı


 
ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya "İran'ın petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini belirtti. Kararın İran'ın Katar'daki doğal gaz sahalarını vurması üzerine alınması dikkat çekti. 
 

20.03.2026 14:35:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:58:35
Haber Merkezi/AA
 İran'ın kararlılığı geri adım attırdı
 İran'ın kararlılığı geri adım attırdı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, "İran'a ait petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini ifade etti. ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi Beyaz Saray'da kabul ederken, Oval Ofis'te basına açık görüşmede İran gündemini değerlendirdi. Trump, Amerikan askerlerinin İran'a ayak basıp basmayacağı konusunda net bir değerlendirme yaparak, "Herhangi bir ABD askerlerini göndermiyorum, göndersem size söylemezdim ama göndermiyorum" dedi.
İsrail'in İran'a ait petrol tesislerini hedef alması konusundaki görüşü sorulan Trump, bu konuyu İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştüğünü söyledi.
Trump, "Ona bunu yapma dedim. O da yapmayacak. Biz bağımsız ülkeleriz, çok iyi anlaşıyoruz, koordineli çalışıyoruz, ama bazen o (Netanyahu) bir şey yapıyor ve ben bundan hoşlanmıyorsam, artık bunu yapmıyoruz" şeklinde konuştu.

Trump'tan NATO'ya Hürmüz Boğazı tepkisi

Öte yandan Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda ABD'ye destek olmayacaklarını açıklayan NATO ülkelerine tekrar tepki göstererek, bu konuda hayal kırıklığı yaşadığını vurguladı. NATO'dan farklı olarak Japonya'nın kendilerine İran konusunda yardımcı olacağını düşündüğünü kaydeden Trump, "NATO'ya gelince, Hürmüz Boğazı'nı savunmamıza yardım etmek istemiyorlar, oysa buna en çok ihtiyaç duyanlar onlar" değerlendirmesini yaptı. İran'a ait Hark Adası'nı isteseler kısa sürede ele geçirebileceklerini savunan ABD Başkanı, adadaki petrol boru hatlarına ve altyapıya zarar vermek istemedikleri için adaya dokunmadıklarını savundu.
Trump, İran'ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığı yönündeki söylemini yineleyerek, "Bu geçici askeri müdahaleyi yapmak zorundaydık. İran tüm Orta Doğu için bir tehditti ve bunu herkes biliyordu. İran'da neler olup bittiğini görüyordum, bu geçici askeri müdahaleye başlamak hiç hoşuma gitmiyordu ama bunu yapmak zorundaydık" dedi. ABD Başkanı, "İsterseniz bu işi iki saniyede bitirebilirsiniz. Ama biz çok sağduyulu davranıyoruz" yorumunu yaptı.

Antalya'da yangın faciası

Antalya'da bir konteynerde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı

 

20.03.2026 10:04:00
Anadolu Ajansı
Antalya'da yangın faciası
Antalya'da yangın faciası

Antalya'nın Kepez ilçesinde bir konteynerde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı.

Gaziler Mahallesi'nde yabancı uyruklu sera işçilerinin kaldığı konteynerde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yangın, ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü.

Konteynerde yapılan incelemede, anne Leyla Elali Ahmed ile çocukları Muna Ahmed (9), Hayat Ahmed (7), Iman Ahmed (5), Fatma Ahmed (8), Mahmud Ahmed'in (4) öldüğü belirlendi.

Dumandan etkilenen Şevvah Ahmed (29), Mahmud Ahmed (53), Ahmed Ahmed (2), ismi öğrenilemeyen bir kişi ile işletme sahibi Rahman Genç (51) hastaneye kaldırıldı.

Öte yandan, yangında hayatını kaybeden anne Leyla Elali Ahmed'in, hamile olduğu öğrenildi.

Cenazeler, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

Ekiplerin olaya ilişkin incelemesi sürüyor.

Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı

Antalya Valisi Hulusi Şahin, olay yerine giderek incelemede bulundu.

Burada gazetecilere açıklama yapan Şahin, bayram sabahına acı bir haberle uyandıklarını söyledi.

Kepez ilçesinde sera işçilerinin kaldığı konteynerlerde yangın çıktığını dile getiren Şahin, "3 konteyner alev alıyor ve burada 1 anne ile yaşları 4 ila 9 arasında değişen 5 çocuğu kaybettik. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum." dedi.

Olayda 5 yaralının da bulunduğunu anlatan Şahin, "Yaralılardan biri hayati tehlike kaydıyla takip ediliyor, diğerlerinin durumu iyi. 3 kişi gözaltına alındı. Soruşturmaya devam ediliyor. Milletimizin başı sağolsun, yaralılara acil şifalar diliyorum." diye konuştu.

Şahin, yaralıların 3 ayrı hastanede tedavilerinin yapıldığını bildirdi.

Yangının çıkış sebebinin araştırıldığını aktaran Şahin, "Sebebi de araştırıyoruz ama dışarıda bir soba var, orada bir mangal yapılmış. Herhalde söndürmeden yattılar, öyle anlaşılıyor. Ama şu an için net 'bu sebepten oldu' diyemeyiz. Detaylı araştırmayı itfaiye ekiplerimiz yapıyor." diye ifade etti.

Vali Şahin, Cumhuriyet savcısının adli soruşturmayı başlattığını ve sürecin devam ettiğini belirterek, yangının çıkış sebebinin İncelemeden sonra netleşeceğini dile getirdi. 

TEM'de bayram yoğunluğu başladı

Ramazan Bayramı tatili için yola çıkan sürücüler TEM Otoyolu'nun Kocaeli geçişinde yoğunluk oluşturmaya başladı

19.03.2026 13:13:00 / Güncelleme: 19.03.2026 13:15:43
İHA
TEM'de bayram yoğunluğu başladı
TEM'de bayram yoğunluğu başladı
Özellikle Bekirdere Viyadüğü mevkisi Anadolu istikametinde araç sayısında belirgin bir artış gözlenirken, trafik akışı kesintisiz sağlanıyor. Güvenli ulaşım için bölgede denetimlerini artıran trafik ekipleri, güzergah boyunca radarla hız kontrolü yapıyor.

Emniyet şeridi ihlalleri, emniyet kemeri takılması ve seyir halindeyken cep telefonu kullanımı konularında denetimlerini sürdüren ekipler, sürücüleri kurallara uymaları yönünde ikaz ediyor.



Öte yandan yetkililer, güzergahta etkili olan yağış ve sis nedeniyle görüş mesafesinin yer yer düştüğünü belirterek, sürücüleri aşırı hız, uykusuzluk ve dikkatsizlik konularında dikkatli olmaları için uyarıyor.

Bakan Çiftçi bayram tedbirlerini açıkladı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ramazan Bayramı tatili süresince vatandaşların güvenliği için 313 bin 745 personelin sahada olacağını bildirdi

 

19.03.2026 10:26:00
Anadolu Ajansı
Bakan Çiftçi bayram tedbirlerini açıkladı
Bakan Çiftçi bayram tedbirlerini açıkladı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bakanlıktaki Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi'nde (GAMER) haber ajanslarının temsilcilerinin Ramazan Bayramı tatili süresince uygulanacak trafik tedbirleri ve Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a ilişkin sorularını yanıtladı.

Vatandaşların bayramı huzur ve güven içinde geçirmelerini sağlamak amacıyla valiliklere, kaymakamlıklara ve kolluk birimlerine yönelik kapsamlı bir genelge yayımladıklarını belirten Çiftçi, tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını söyledi.

Amaçlarının vatandaşların bayramı huzur ve güven içerisinde aileleriyle birlikte geçirmeleri olduğunu vurgulayan Çiftçi, "Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız yoğun şekilde trafik denetimleri yapacak. Hız denetimleri yapacağız, radar denetimlerimiz olacak. Vatandaşlarımızın kurallara uymalarını temin etmek için sahada görünür olacağız. Çünkü istiyoruz ki kimse sevdiklerine kavuşmak için acele etmesin. Yani trafik kurallarına uysunlar, hız tahditlerine uysunlar ve güven içerisinde de ailelerine kavuşabilsinler." dedi.

Özellikle trafik yoğunluğunun yüksek olduğu güzergahlarda radar denetimlerinin olacağını kaydeden Çiftçi, emniyet kemeri ve alkol denetimleri de yapılacağını ifade etti.

Çiftçi, helikopter ve insansız hava araçlarıyla ana arterlerde, kritik kavşak noktalarında trafik akışını anlık takip edebileceklerini, edinilen bilgilerin sahadaki ekiplere eş zamanlı iletileceğini belirtti.

Akıllı ulaşım ve trafik yönetim sistemlerinin etkin, verimli şekilde kullanılacağının altını çizen Çiftçi, kamera ve elektronik denetleme sistemleriyle riskli noktaların anlık takip edileceğini, trafiğin akışını sağlamak üzere ekiplerin belirlenen bölgelere yönlendirileceğini, kolluk birimlerinin ihtiyaç duyulan her noktada yardımda bulunacağını anlattı.

Hava ve karadan denetim

Bakan Çiftçi, bayramda görev yapacak ve denetimlerde yer alacak personele ilişkin şu bilgileri verdi:

"313 bin 745 emniyet, jandarma ve Sahil Güvenlik personelimiz bayramda görev yapacak, sahada olacaklar. Aynı zamanda 50 bin 150 otomobil ve motosikletle Türkiye'nin her yerinde görev başında olacaklar. Karadan yaptığımız denetimlerin yanında 16 helikopter, 1222 İHA ve dron havadan denetim yapacak. Aynı zamanda 390 gemi ve bot da Sahil Güvenlik unsurlarımıza bu denetimlerde iştirak edecek. Onlar da bayramın huzur içerisinde geçmesi noktasında vatandaşımıza yardımcı olacaklar."

Havaalanlarında, otogarlarda, alışveriş merkezlerinde, yaşam alanlarında, turizm merkezlerinde de hareketliliklerin olacağına işaret ederek, "Oralarda da ekiplerimiz yine bütün tedbirleri alacaklar, güvenlik tedbirlerini arttırmış olacaklar." ifadesini kullandı.

"Bayram evleri, matem evlerine dönüşmesin"

Sürücülerin ve yolcuların güvenliği için yorgun ve uykusuz araç kullanılmaması gerektiğine dikkati çeken Çiftçi, şunları kaydetti:

"Otobüs şoförlerine veya kendi araçlarıyla seyahat edecek vatandaşlarımıza sesleniyorum. Yorgun, uykusuz bir şekilde seyahat etmesinler. Hem kendi canlarını hem de vatandaşlarımızın canlarını riske atmasınlar. Uykuları geldiğinde yolun kenarına, park alanlarına çekip orada dinlenebilirler. Bir müddet dinlendikten sonra yollarına devam edebilirler. Kısa süre içerisinde varacakları yerlere ulaşmak için acele edip de ailelerini, sevdiklerini hüzne boğmasınlar. Bayramın sevinci, hüzne dönüşmesin. Bayram evleri, matem evlerine dönüşmesin istiyoruz. Onun için bu konuda tüm vatandaşlarımızdan da hassasiyet beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum."

Tuzaklama radar denetimi yapılmayacak

Radar uygulamasına ilişkin hedeflerinin vatandaşı cezalandırmak ya da onların canlarını acıtmak olmadığını vurgulayan Çiftçi, vatandaşların kurallara uyarak güven içerisinde evlerine ulaşmasını istediklerini belirtti.

Bakan Çiftçi, şunları dile getirdi:

"Bunun için de kesinlikle tuzaklama suretiyle radar denetimi yapmayacağız, yani mutlaka uyarı levhalarımız olacak. Vatandaşlarımız bu konuda da bilgilendirilmiş olacak. Ben, vatandaşlarımızın bir kez daha hız kurallarına uymasını istirham ediyorum. Böylece hem kendileri idari yaptırımlarla karşılaşmamış olacaklar hem de daha huzurlu, güvenli şekilde memleketlerine varmış olacaklar. Çünkü önceki Kanun'a göre şu andaki hız limitleri de değişti. Önceden yüzde 10'a kadar hem şehir içinde hem de şehir dışında bir limit vardı, hız limiti vardı, artırabiliyordunuz. Şu anda 6 birimle 10 birim arasında değişiyor. Dolayısıyla bu da göz önünde bulundurularak sürücülerimizin hızları ayarlamalarında fayda var diye düşünüyorum."

Trafik Kanunu'nda yapılan değişiklikler

Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan düzenlemelerin 27 Şubat'ta yürürlüğe girdiğini anımsatan Çiftçi, "Kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber memleketim Konya'daydım. Orada özellikle plaka konusunda hem noterlerde hem de şoförler odasında vatandaşların yoğun bir şekilde sıraya girdiklerini, kalabalık oluşturduklarını gördüm." dedi.

Çiftçi, vatandaşların yapılan düzenlemeleri iki konu hariç gayet yerinde bulduğunu belirterek, "Mesela kırmızı ışıkta geçmeyle ilgili toplumda herhangi bir sıkıntı yok. Trafikte ısrarla kişiyi takip eden veya önünü kesip sopayı alıp sürücülerin üzerine yürüyen, yolda halay çeken, drift atan, makas atan kişilerle ilgili herhangi bir problem yok, bunlar kabul görmüş durumda." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çiftçi, plaka basmaya yetkili kurumun Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) ve buna bağlı odaların olduğunu hatırlattı.

Plakaların ne şekilde basılacağının, standartların neler olacağının yönetmelikte belirlendiğini anlatan Çiftçi, şunları kaydetti:

"Standart plakalar belli. Buna rağmen şoförler odası iki tip plaka basıyor. Birincisi standartlara uygun plaka, ikincisi de harfleri biraz kalınlaştırılmış olan, yine plakanın taşıması gereken özellikleri taşıyan, mavi şeridi, 'TR' ibaresi, mührü, karekodu bulunan plakalar. Şoförler Odası tarafından verilmesi şartıyla biz kesinlikle bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayacağız, bunları nizami plakalar olarak görüyoruz, bunlar geçerli, bunlarda herhangi bir problem yok.

Şoförler Odası tarafından verilen plaka üzerinde eğer sürücü tarafından bazı ilaveler, eklemeler yapıldıysa, işte sorun bu alanda başlıyor. Sürücü, Şoförler Odasından plakasını aldı, oradaki harf grubunu veya rakam gruplarını kalınlaştırdıysa veya oradaki mavi şeridi sildiyse, kendine göre birtakım ilaveler, eklemeler, çıkarmalar yaptıysa kanun buna yönelik olarak 4 bin lira ceza öngörüyor. Bir de dışarıda reklamcılarda bastırılan plakalar var. Onlarda herhangi bir şekilde ne 'TR' ibaresi, ne mühür, ne karekod yer alıyor. Rakamlar, harf grupları arasındaki aralıklar tamamen kapanmış durumda. Bunlar da kanun tarafından 140 bin lirayla cezalandırılıyor."

Çiftçi, plaka düzenlemesinin ardından şoförler odalarında yoğunluk olduğunu anımsatarak, "Baktık ki vatandaşımız mağdur olacak, yani en azından kendilerine bir süre verelim, bu süre içerisinde de kendilerine rehberlik yapalım. Buna rağmen standartlara uygun plaka takmayanlar olursa, onları idari müeyyideye daha sonra bağlayalım diye bir karar aldık ve bunu da uygulamaya geçirdik." diye konuştu.

"Mağduriyeti ortadan kaldıralım diye biraz süre verdik"

TŞOF'la görüşmeye de devam ettiklerini belirten Çiftçi, "Mesela ben bir görüşmemde bana şunu ifade ettiler: 'Bizim 573 odamız günde 60 bin plaka basıyor ve buna rağmen talepleri yetiştiremiyoruz.' Demek ki kısa süre içerisinde bunun yetiştirilme imkanı, ihtimali gözükmüyor, vatandaş müracaatını yaptı, Şoförler Odası eğer kendisine plakayı zamanında basıp veremediyse, burada da vatandaşımızı cezalandırmanın çok adil olmadığını düşünüyoruz." dedi.

Çiftçi, mağduriyeti ortadan kaldırmak için bu konuda biraz süre verdiklerini söyledi.

Araçlarda multimedya ve görüntü cihazı kullanımına ilişkin ise Bakan Çiftçi, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu da toplumun şu anda tepki gösterdiği konulardan birisi. Bununla ilgili kanunun öngördüğü husus şu: Birincisi, sürücünün görüş açısını etkilemeyecek, engellemeyecek. İkincisi de araç harekete geçtiğinde, sürüş başladığında mesela o çoklu medya ortamları kapanacak. Bu ikisinin birlikte gerçekleşmesi gerekiyor. Orijinal araçlarda bununla ilgili herhangi bir problem yok. Örneğin, fabrika montajlı çoklu ortamlarda araç harekete geçtiğinde, mesela video oynatılamıyor, film seyredilemiyor ama sonradan takılanlarda veya garanti süresi bitmiş, sonradan yapılan montajlarda araç hareket halinde olsa da film izleyebiliyorsunuz, video oynatabiliyorsunuz. Bu, kanunun yasakladığı, idari müeyyideye bağladığı hususlardan birisi."

Çiftçi, araçlardaki multimedya ve görüntü cihazı kullanımının açıklığa kavuşturulması için uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerektiğine işaret etti.

"Vatandaşlarımız rahat olsunlar"

"Hangileri sürüş emniyetini tehlikeye atıyor, hangileri atmıyor' Ses sistemleri, haberleşme sistemleriyle ilgili bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor." diyen Çiftçi, çalışmaların devam ettiğini, belli bir standarda kavuşturulmuş uygulama belli oluncaya kadar kanunun bu maddesiyle ilgili herhangi bir uygulama yapmayacaklarını duyurdu.

İçişleri Bakanı Çiftçi, tüm tarafların mutabakatıyla uygulama yönetmeliğini en kısa sürede çıkarmayı düşündüklerini bildirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şu anda çalışmalarımız devam ediyor, yoğun şekilde çalışıyoruz, en kısa süre içerisinde çıkartacağız. Yani fazla da bu süreyi uzatmayı düşünmüyoruz. Yönetmelik çıkıp da uygulama netleşinceye kadar rehberlik çalışmalarımız devam edecek. O yüzden vatandaşlarımız rahat olsunlar, yani herhangi bir şekilde endişeye kapılmasınlar. Hem onların mutlu olabileceği, yani içlerine sinen hem de sürüş emniyetini sağlayabileceğimiz, ikisini bir arada gerçekleştirebileceğimiz bir yönetmelik hazırlayacağız inşallah." 

Testo Taylan'a tutuklama talebi

Fenomen Testo Taylan'ın hesabından yayınlanan 'Sosyal Mühendis Akademi' başlıklı videoya ilişkin, 'sosyal deney' adı altında kadınlara yönelik aşağılayıcı ve müstehcen nitelikteki davranışlara yer verildiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, Savcılığa ifade veren şüpheli 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme' suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi

18.03.2026 14:39:00
İHA
Testo Taylan'a tutuklama talebi
Testo Taylan'a tutuklama talebi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından, 'Testo Taylan' olarak bilinen sosyal medya fenomeni Taylan Özgüç Danyıldız'ın hesabından yayınlanan 'Sosyal Mühendis Akademi' başlıklı videoya ilişkin, 'sosyal deney' adı altında kadınlara yönelik aşağılayıcı ve müstehcen nitelikteki davranışlara yer verildiği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında, bu davranışların toplum nezdinde sıradan ve kabul edilebilir eylemler gibi sunulduğu, bu suretle kadınların aşağılanması ve kadınlara yönelik taciz eylemlerinin normalleştirilmesine elverişli bir algı oluşturma tehlikesi barındırdığı, bununla birlikte bazı içeriklerde müstehcen nitelik taşıyan görüntü ve davranışlara yer verilmek suretiyle genel ahlakı zedeleyebilecek paylaşımların bulunduğu ve bu içeriklerin sosyal medya platformları aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırıldığı öne sürülmüştü.

Soruşturma çerçevesinde haklarında gözaltı kararı verilen şüpheli Danyıldız Kocaeli'nde, şüpheliler Y.H. ve U.U. İstanbul'da 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' ve 'müstehcenlik' suçlarından gözaltına alınmış, daha sonra dün adliyeye sevk edilen şüpheliler Y.H. ile U.U. çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanmıştı.

Tutuklama talebi

Şüpheli Danyıldız ise emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi. Burada Savcılığa ifade veren şüpheli Danyıldız, daha sonra 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme' suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe çıkarıldı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında üçüncü duruşma günü

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada üçüncü duruşma günü başladı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, önceki celselerde tutuklu ve tutuksuz yargılanan sanıkların savunmalarının alınmasının ardından, bugün de tutuksuz yargılanan sanıkların ifade işlemlerine devam ediliyor. Duruşmanın öğleden sonraki kısmında savcının mütalaa vereceği bekleniliyor

18.03.2026 14:30:00 / Güncelleme: 18.03.2026 14:34:13
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında üçüncü duruşma günü
Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında üçüncü duruşma günü
Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda görülen duruşmada, soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de aralarında bulunduğu 5'i tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor.



İfade işlemleri üçüncü günde de sürüyor

Davanın ilk gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınırken, ikinci gün itibarıyla tutuksuz yargılanan sanıkların ifadelerine geçilmişti. Mahkeme heyeti, üçüncü duruşma gününde de tutuksuz sanıkların savunmalarını almaya devam ediyor. Sanıkların, haklarındaki suçlamalara ilişkin savunmalarının alındığı duruşmada, dosyada yer alan para transferleri, taşınmazlar, ruhsat ve iskan süreçleri ile çeşitli mali işlemlere ilişkin iddialar değerlendirilmeyi sürdürüyor.

41 sanık yargılanıyor

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamalarına yer veriliyor.

Kapsamlı dosyada, belediyedeki bazı işlemler ve mali ilişkiler çerçevesinde, iskan ve ruhsat süreçlerinden seçim dönemine uzanan çeşitli iddialar da yer alıyor.

Duruşma sürüyor

Mahkeme heyetinin gün boyunca tutuksuz sanıkların savunmalarını almaya devam etmesi beklenirken, yargılamanın ilerleyen aşamalarında dosyadaki deliller ve tanık beyanlarının da ele alınacağı öğrenildi

"Çorbada tuzun bulunsun" dedi zorlama olmadı

2024 Yılı yerel seçim propaganda çalışmaları kapsamında reklam firmasının yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için Muhittin Böcek'in oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve Serkan Temuçin aracılığıyla kendisinden fatura ödeme talebi bulunması eylemine ilişkin savunma yapan ve aylık 40 milyon TL aylık geliri olduğunu bildiren Tacir A.Y.: "Belli sektörlerde çeşitli iş kollarında iş yapıyoruz, bir kısmı ortaklıdır. Özellikle ortaklı olan şirketlerde icra kurulunda değilim. Özellikle bahsi geçen Finike dövizin kurucusuyum, 25 yıl önce icra kurulundan ayrıldım, 15 yıl önce yönetim kurulundan ayrıldım. Yaptığı işleri avukatlarıma devrettim, kendileri yapıyorlar. Dosyada adı geçenlerin çoğunu tanımam, adı geçenlerden Muhittin Böcek başkanı uzun yıllardır tanırım, oğlunu da lise çağlarından tanırım. Tanışıklığım vardır ama samimiyetim yok. Zeynep hanımın öz babasını gençlik yıllarından tanırım. Zeynep hanım ve Zuhal hanımı ilk kez burada gördüm. Bana isnat edilen suçların hiçbirini kabul etmiyorum. Burada yargılanıyorum, delil yok, şahit yok, yönetim kurulunda değilim, detaylara dair bilgim yok. Reklam firmasına yapılan ödeme, sadece seçimlerde yapılır, seçimlerde genelde HDP dışında tüm siyasi partilere yapabildiğim ölçüde destekte bulunurum. Seçim yardımıdır herhangi bir zorlama olmadı, ricada bulunuldu, ben de yardım ettim. Muhittin başkan aradı, "Çorbada tuzun bulunsun" dedi, bundan ibarettir Gökhan böceğin bizzat benden gelip yardım istediğini sanmıyorum, Muhittin başkan vasıtasıyla yardımda bulunmuşumdur ancak. Hiçbir zorlama yok, mağduriyetim ya da beklentim yoktur, her siyasiye yardım ederiz" dedi.

Zeynep Kerimoğlu'na 80 milyon ödeme yapılmasına ilişkin eylem nedeniyle de savunma yan A.Y., "Finike dövizde yapılan işlemlerden benim haberim olmaz, Zeynep hanıma sorulsun benim hiçbir iletişimim olmamıştır, ortaklarım M.A. ve E.A. bilir. Ben büyük hissedarım, şirketin kurucusuyum" şeklinde konuştu.

"Yıllık bilançomuz 1 milyar doların üzerindedir"

Gökhan Böcek'in kurucusu olduğu döviz bürosunda gerçekleştirdiği işlemlere dair açıklamalarda bulunan A.Y., "Olaydan haberim yok, ne olduğunu bilmem. Gözaltından sonra araştırdım, bilgim yok., Benim bu olayda aracı olduğumu sanmıyorum. Avukatlarımı ararım, x kişiye yardımcı olun, beni mahcup etmeyin derim. Gökhan beyin beni aradığını sanmıyorum, ne işleri varsa beni tanıdıkları için döviz bürosuna gidip işlerini görebilirler. Bu süreçlerden önce de bu süreçte de büyükşehir belediyesinin işlerimde zorluk çıkardığı kanuna göre iş yaptıkları için doğrudur. B.Ç. ve M.Y.'yi tanımam, telefonları da yoktur, talimat verdiğim bilgisi doğru değildir. Finike dövizin yıllık bilançosu 1 milyar doların üzerindedir. S.E. ile gözaltında tanıştım, irtibatım yoktur. Türkiye'de Kapalıçarşı başta olmak üzere birçok kuyumcu ve döviz bürosunun altın işi yaptığı söylenir ama Finike Döviz çok kurumsal bir yerdir, altın işi yaptıklarını sanmıyorum. Bırakın kara parayı kayıt dışı bir işe tenezzül etmemiş bir kurumuz" ifadelerini kullandı.

"Biz kullanılmışız"

Tacir E.A. ise Finike Döviz'de gerçekleşen para transferleri eylemine yönelik şu ifadelere yer verdi:

"Antalya'nın önde gelen firmalarındanız, işlem hacmimiz baya yüksektir. Bu olaydan anlaşılıyor ki, biz kullanılmışız. B.Ç. bizden döviz almak için Gökhan Böcek ile geldi, bizim hesabımızda işlem yapmak istediklerini söyledi. İmzaları aldık, paraları teslim ettik. Gökhan, M.Y.'nin Antalya'da iş yapacağını söyledi ve parayı verdik, gönderdik. M.Y.'yi ilk kez gördüğüm için daha sonra biz bu işlemi MASAK a bildirdik. Bu işlemin şüpheli olduğunu bilme şansımız yok, bu olaydan 15-20 gün sonra Gökhan Böcek eşinin döviz işlemi olacağını söyledi. Bankada o kadar müsaitliğimiz yoktu, 70 milyon TL'lik işlemdi, döviz S.E.'nin iş yerine götürüldü, parayı Zeynep Kerimoğlu'nun hesabına ilettik. Bizim elemanlar ya da S.E.'nin elemanları göndermiş olabilir, hatırlamıyorum."

"B.Ç., 'parayı Gökhan'ın hesabına aktarın' dedi"

Yine döviz bürosu üzerinden Gökhan Böcek'in hesabına gönderilen transfere ilişkin savunmada bulunan E.A., "B.Ç.'nin Aralık ayında 55 milyon TL'lik işlemi vardı, bankadan geçeceklerini söylediler, tamam yardımcı oluruz dedik, imzalarını aldık, elden nakit aldım şeklinde yazdı. B.Ç. bir gün sonra gelemeyeceğim, parayı Gökhan'ın hesabına aktarın dedi, Gökhan'ın hesabına aktardık. Telefondan rica etti. 55 milyonluk işlemi ilk defa işlem yaptığımız için MASAK'a bildirdik. Bir gün sonraki olan işlemlerde yoktum, yurt dışındaydım" diye konuştu.

Mustafa Gökhan Böcek'in kendisine getirmiş olduğu fiziki dövizin altın bozdurma pusulası düzenlenerek babası Muhittin Böcek'e gönderilmesine ilişkin talebi doğrultusunda gider pusulası düzenlediği eylemine ilişkin savunmasını sürdüren E.A., "İfade verirken başka unuttuğunuz olay var mı dediler, Muhitin Böcek olduğundan dolayı hatırladım. Çok zaman önceydi, U.K.Y.'ye yönlendirmiştim. Büyük ihtimal Gökhan Böcek geldi, Muhittin Böceğe ait olduğunu biliyorum, 700 bin TL gibi bir paraydı. Başka bir kuyumculuk firmasına yönlendirdim, işlemi tam olarak hatırlamıyorum. Altın bozdurma ya da döviz bozdurma işlemi olabilir, biz de bu yüzden altınla ilişkilendirilmiş olabiliriz" dedi.

"Nasıl bir para kazanılsın ki bu para rüşvet parası olarak verilsin"

Finike Döviz Bürosu yetkilisi tutuksuz yargılanan sanık M.A. ise para transferlerini belediye başkanının oğluna duydukları güven nedeniyle gerçekleştirdiklerini, akıllarına şüpheli bir durum gelmediğini belirterek, şöyle konuştu: "Tüm işlemler E.A. ve ben tarafından yapılmakta. Döviz bürosunda yetkiler bizdedir. İşlem hacmimiz çok yüksek değil aslında, 1 milyar dolar bir ciromuz oluyor. Kara para yada aksi durumlar için büromuzda bir kişiyi görevlendiririz, şüpheli işlemleri yapıldığında sistemimiz bize uyarı verir. Suçlamaları kabul etmiyorum. M.Y. ve B.Ç. isimli kişileri ilk kez gördük. Para banka üzerinden geldi. Bu paranın suç ya da rüşvet parası olduğunu bilmiyorduk. Şehrimizin belediye başkanının oğlu Gökhan Böcek, M.Y. ve B.Ç.'yi getirdi. M.Y., 80 milyon liralık döviz alımı istedi. Yatırım yapmak için Antalya'ya gelen bir iş adamı zannettik. Gökhan Böcek getirdiği için de güvendik. Biz bu işlemleri M.Y.'ye yaptık ve parasını teslim ettik. Halen bu paranın rüşvet parası olduğunu idrak edemiyorum, nasıl bir para kazanılsın ki bu para rüşvet parası olarak verilsin. Daha sonra Zeynep ve Gökhan geldiler. 70 milyon liralık bir döviz istediler. Bizim o gün hesabımızda 6-7 milyon lira vardı. S.E.'ye yönlendirdik. Bir iki gün içinde bu işlemi yapabileceklerini söylediler. Zeynep Kerimoğlu bizden altın faturası istemedi, dövizi banka hesabına istedi. Paradan şüphede duymadık".

M.A. da verdiği ifadesinde M.Y. adlı şahsın parayı Gökhan Böcek'in hesabına aktarılmasını istediğini öne sürerek, "M.Y.'nin ortağı olarak Gökhan Böcek'le iş yerimize gelen B.Ç., 55 milyonluk döviz alacağını söyledi, yardım edebileceğimizi söyledik. 1 gün sonra hesabımıza para gönderdi, 'Ben gelemiyorum, Gökhan'a verir misin' dedi. Gökhan, iş yerine korumasıyla gelip parayı alarak gitti, 1 gün sonra Gökhan bey ve O.M iş yerimize geldi, 600 bin Euro döviz var, ev almak istiyoruz, yurt dışından getirirken beyan etmedikleri için altın olarak hesabına yatırılmasını istediler. Kara para olduğunu düşünmeden K.A.'yı arayarak, 'Bu işi yapabilir misin' dedik, K.A. 'Yapabilirim' dedi. Parayı kendisine attık, o da onların hesabına altın bozdurma işlemi olarak gönderdi. Biz tüm işlemleri belediye başkanının oğlu ve ailesi olduğu için güven duygusuyla yaptık. Bu yüksek miktardaki tüm işlemleri MASAK'a zaten şüpheli olarak bildirdik. Biz kullanılmış bir esnafmışız" dedi.

"Bize gelen altınların hepsi fiziki"

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama eylemine ilişkin bir süre tutuklu kaldıktan sonra yargılanmasına tutuksuz olarak devam edilen sanık S.E. ise altın ithalatı ve ihracatı işlemleri yaptığını belirterek, "". TL karşılığı döviz yapmıyoruz. Kesinlikle döviz alımı yapılmadı. Yanımda çalışan T. Adlı şahıs beni aradı. Finike Döviz'in yönlendirdiğini söyleyerek altın işlemi olduğunu söyledi. Zeynep Kerimoğlu'nun hesabına 70 milyon liralık işlem yaptık. Bize döviz gelmedi, altın geldi. Bu işlemi de 2 gün de gerçekleştirdik. Biz esnaf arasında borç altın ya da nakit alırız. Ben Finike Döviz'den de aldım. T.A. ile cezaevinde tanıştık. 550 gram civarında bir altın götürdüğünü söyledi. Biz aldık parayı, M.K.'nın hesabına gönderdim. 5 Temmuz günü evdeydim. Muhittin Böcek'in gözaltına alındığını biliyorum. Finike Döviz'in sahipleri KOM'dan çıkınca beni aradılar. 'Kusura bakma sizi de bu işe dahil ettik' dedi. Ali Yılmaz'ın yapılan işlemlerden haberinin olmadığını düşünüyorum" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.