Üretim ve verimlilik -1-
Verimlilik, genel hatlarıyla üretimin kullanılan girdi miktarına oranıdır. Verimliliğin en yaygın kullanılan ölçüsü, emek saati başına üretim miktarıdır. Buna göre tek bir kaynağın verimliliği ölçülebildiği gibi tüm kaynakların da verimliliği aynı anda ölçülebilir
22.03.2026 00:23:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Verimlilik, genel hatlarıyla üretimin kullanılan girdi miktarına oranıdır. Verimliliğin en yaygın kullanılan ölçüsü, emek saati başına üretim miktarıdır. Buna göre tek bir kaynağın verimliliği ölçülebildiği gibi tüm kaynakların da verimliliği aynı anda ölçülebilir.
Verimlilik artışının temelinde; yetişmiş insan gücü, teknolojinin gelişmesi, yeni üretim tekniklerinin bulunması ve üretim faktörlerinin niteliklerinin geliştirilmesi vardır.

Teknolojideki gelişmeler üretimin daha verimli olmasını sağlar. Ancak bu özelliklerin içinde en önemli faktör yetişmiş insan gücüdür. Çünkü üretim ve verimlilik insan kabiliyeti ve çalışmasıyla mümkündür.
O halde yapılması gereken, insanı en mükemmel bilgilerle donatmak suretiyle düşünce ve emeğinden azami derecede istifade ederek verimliliği en üst noktaya çıkarmak olduğu gibi, bütün insanlara kabiliyetlerini ortaya koyacak sermaye desteğinin verilmesidir.

Kabiliyetlerini ifade etme imkanı bulacak insan, mevcut kaynakları en iyi şekilde değerlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda yeni kaynakları da devreye koyarak verimliliğin artmasını sağlayacaktır.
Üretim yapmak için kullanılan makineleri ve cihazları icat ederek verimlilik artışını sağlayan insanlara imkânlar verilmeseydi bugünkü üretim seviyesinden bahsetmek mümkün olmayacaktı.

Klasik iktisatçılar, uzun dönemde nüfusun artmaya devam edeceğini ve dünyadaki kıt kaynaklar yüzünden kişi başı üretimde yani verimlilikte azalma olacağını iddia eden, azalan verimler teorisini geliştirmişlerdir.
Hatta bu iddialarında daha da ileri giderek nüfus artışı karşısında insanların hayat standardının düşeceğini, ortaya çıkacak açlık ve hastalıkların insan ölümlerine sebep olacağını savunmuşlardır.

Oysa gelişen teknoloji sayesinde üretim miktarı ve çeşitliliği, tüketim miktarından kat be kat fazla oldu.
Dünya nüfusu her geçen gün artmasına rağmen, üretim artışı o denli hızlı bir artış gösterdi ki, firmaların ve ulusların bir numaralı sorunu, ürettikleri mallarını tüketecek bireyler bulmak oldu.
Uygulanan yanlış politikalar tüketimi daha da daralttığı için 21. asır üretim probleminin değil tüketim probleminin yaşandığı bir asır olmuştur.

Tüketimde yaşanan bu daralma rekabet kavramını beraberinde getirerek sadece firma ölçeğinde değil, devletler arasında bile kıyasıya ticaret ve pazar savaşlarını gündeme getirmiştir.
ABD ve AB ülkeleri ürettikleri tarım ve sanayi ürünlerini satabilmek için IMF'yi kullanarak azgelişmiş ülkelerin üretimlerine tahditler koymaktan çekinmediler.
Son yıllarda firmaların üretimden ziyade pazarlama ve reklama yatırım yapmaya başlaması bu yüzdendir. Artık pazarlama çağın mesleğidir Eğer kapitalistlerin iddia ettiği gibi her arz kendi talebini yaratsaydı bu mesleklere gerek kalmazdı.
Verimlilik artışının en önemli unsuru buluşlar ve AR–GE çalışmalarıdır. Buluşlar ve teknolojideki gelişmeler üretim artışlarını yüzlerce kat artırma imkanı sağlayarak verimliliği yukarıya doğru çekmiştir.

Bu nedenle üretim yapmak isteyen, proje sahibi olan veya yeni üretim teknikleri geliştirebilen herkese devlet tarafından faizsiz kredi verilmelidir. Bu desteklerle beraber AR–GE harcamalarının en üst düzeyde olması sağlanmalıdır.
Ayrıca teknolojiyi geliştirecek bilimsel çalışmalar çoğu kez yüksek maliyetler gerektirdiği için, bizatihi bu türlü bilimsel çalışmalar devlet tarafından yapılmalı, geliştirilen yeni teknolojiler özel sektörün hizmetine sunulmalıdır.

Halbuki günümüz iktisat modellerinde para ve kaynaklarla beraber bilgi de tekelleşip tabana yayılmadığı için, bireyler çok kabiliyetli de olsa işçi veya memur olmaktan öteye geçemezler. Kapitalist anlayışlar insan emeğini, düşüncesini, teşebbüs gücünü israf etmekte ve de kabiliyetlerini yok etmektedir. Buna bir nevi kast sistemi de diyebiliriz." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Verimlilik artışının temelinde; yetişmiş insan gücü, teknolojinin gelişmesi, yeni üretim tekniklerinin bulunması ve üretim faktörlerinin niteliklerinin geliştirilmesi vardır.

Teknolojideki gelişmeler üretimin daha verimli olmasını sağlar. Ancak bu özelliklerin içinde en önemli faktör yetişmiş insan gücüdür. Çünkü üretim ve verimlilik insan kabiliyeti ve çalışmasıyla mümkündür.
O halde yapılması gereken, insanı en mükemmel bilgilerle donatmak suretiyle düşünce ve emeğinden azami derecede istifade ederek verimliliği en üst noktaya çıkarmak olduğu gibi, bütün insanlara kabiliyetlerini ortaya koyacak sermaye desteğinin verilmesidir.

Kabiliyetlerini ifade etme imkanı bulacak insan, mevcut kaynakları en iyi şekilde değerlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda yeni kaynakları da devreye koyarak verimliliğin artmasını sağlayacaktır.
Üretim yapmak için kullanılan makineleri ve cihazları icat ederek verimlilik artışını sağlayan insanlara imkânlar verilmeseydi bugünkü üretim seviyesinden bahsetmek mümkün olmayacaktı.

Klasik iktisatçılar, uzun dönemde nüfusun artmaya devam edeceğini ve dünyadaki kıt kaynaklar yüzünden kişi başı üretimde yani verimlilikte azalma olacağını iddia eden, azalan verimler teorisini geliştirmişlerdir.
Hatta bu iddialarında daha da ileri giderek nüfus artışı karşısında insanların hayat standardının düşeceğini, ortaya çıkacak açlık ve hastalıkların insan ölümlerine sebep olacağını savunmuşlardır.

Oysa gelişen teknoloji sayesinde üretim miktarı ve çeşitliliği, tüketim miktarından kat be kat fazla oldu.
Dünya nüfusu her geçen gün artmasına rağmen, üretim artışı o denli hızlı bir artış gösterdi ki, firmaların ve ulusların bir numaralı sorunu, ürettikleri mallarını tüketecek bireyler bulmak oldu.
Uygulanan yanlış politikalar tüketimi daha da daralttığı için 21. asır üretim probleminin değil tüketim probleminin yaşandığı bir asır olmuştur.

Tüketimde yaşanan bu daralma rekabet kavramını beraberinde getirerek sadece firma ölçeğinde değil, devletler arasında bile kıyasıya ticaret ve pazar savaşlarını gündeme getirmiştir.
ABD ve AB ülkeleri ürettikleri tarım ve sanayi ürünlerini satabilmek için IMF'yi kullanarak azgelişmiş ülkelerin üretimlerine tahditler koymaktan çekinmediler.
Son yıllarda firmaların üretimden ziyade pazarlama ve reklama yatırım yapmaya başlaması bu yüzdendir. Artık pazarlama çağın mesleğidir Eğer kapitalistlerin iddia ettiği gibi her arz kendi talebini yaratsaydı bu mesleklere gerek kalmazdı.
Verimlilik artışının en önemli unsuru buluşlar ve AR–GE çalışmalarıdır. Buluşlar ve teknolojideki gelişmeler üretim artışlarını yüzlerce kat artırma imkanı sağlayarak verimliliği yukarıya doğru çekmiştir.

Bu nedenle üretim yapmak isteyen, proje sahibi olan veya yeni üretim teknikleri geliştirebilen herkese devlet tarafından faizsiz kredi verilmelidir. Bu desteklerle beraber AR–GE harcamalarının en üst düzeyde olması sağlanmalıdır.
Ayrıca teknolojiyi geliştirecek bilimsel çalışmalar çoğu kez yüksek maliyetler gerektirdiği için, bizatihi bu türlü bilimsel çalışmalar devlet tarafından yapılmalı, geliştirilen yeni teknolojiler özel sektörün hizmetine sunulmalıdır.

Halbuki günümüz iktisat modellerinde para ve kaynaklarla beraber bilgi de tekelleşip tabana yayılmadığı için, bireyler çok kabiliyetli de olsa işçi veya memur olmaktan öteye geçemezler. Kapitalist anlayışlar insan emeğini, düşüncesini, teşebbüs gücünü israf etmekte ve de kabiliyetlerini yok etmektedir. Buna bir nevi kast sistemi de diyebiliriz." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

























































