Ehl-i Beyt ve tevazu
Mes’ade b. Sadeka rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) şöyle buyurdu
Haber Merkezi





"Habeş Kralı Necaşi, Câfer b. Ebu Tâlib ve arkadaşlarını yanına çağırdı. Necaşi'nin yanına girdiklerinde, evinde toprak üzerinde oturuyordu. Üzerinde eskimiş elbiseler vardı.
Câfer şöyle demiştir: "Onu bu halde görünce ürperdik. Bizim bu halimizi yüzlerimizin (renginin) değiştiğini görünce, bize şöyle dedi:
"Muhammed'e yardım eden ve gözlerini aydınlatan Allah'a hamd olsun. Size bir müjde vereyim mi?"
Bunun üzerine "Evet, ey kral" dedim.
Dedi ki: "Biraz önce benim gözcülerimden biri sizin topraklarınızdan geldi ve bana haber verdi ki; Allah Azze ve Celle Peygamberi Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve alihi) muzaffer kıldı. Düşmanlarını helak etti. Falan, falan ve falan kişiler de ona esir düştü. Erak ağacının çok olduğu Bedir vadisinde karşı karşıya geldiler. Şu anda ona bakıyor gibiyim. Çünkü orada Damre oğullarından bir adama çobanlık yapmıştım."
Câfer ona dedi ki: "Ey kral! Niçin toprağın üzerinde oturuyorsun ve neden üzerinde eskimiş elbiseler var?"
Dedi ki: "Ey Câfer! Biz Allah'ın İsa (a.s.)'a indirdiği kitapta şunu gördük: "Allah'ın kulları üzerindeki haklarından biri, kendilerine bir nimet bahşettiği zaman, O'na karşı tevazu göstermeleridir. Allah Azze ve Celle, Muhammed (sallallahu aleyhi ve alihi) aracılığıyla bana bir nimet bahşedince, ben de Allah'a karşı bu şekilde tevazumu gösterdim."
Peygamberimiz bu olayı haber alınca ashabına şöyle dedi: "Sadaka kişinin malının artmasını sağlar. Sadaka verin ki Allah size merhamet etsin. Tevazu kişiyi yüceltir. Tevazu gösterin ki Allah sizi yüceltsin. Affetmek kişiyi aziz kılar. Affedin ki Allah sizi aziz kılsın."
Muaviye b. Ammar rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)'ın şöyle dediğini duydum:
"Gökte kulların işleriyle görevlendirilmiş iki melek var. Bunlar tevazu göstereni yüceltiyor, kibirleneni de alçaltıyor."
Abdurrahman b. Haccac rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) perşembe gününün akşamı Kuba Mescidi'nde iftar açtı. Sonra: "İçecek bir şey yok mu?" dedi.
Evs b. Havli el-Ensarî bir kadehte balla karıştırılmış süt getirdi. Peygamberimiz kadehi ağzına götürdü, sonra derhal bıraktı.
Ardından şöyle dedi: "Burada iki içecek var. Biri oldu mu diğerine gerek kalmıyor. Ben içmem de, haram kılmam da. Fakat Allah'a karşı tevazu gösteririm.
Çünkü Allah'a karşı tevazu göstereni Allah yüceltir. Kibirleneni de Allah alçaltır. Kim hayatında orta yolu tutarsa Allah ona rızık verir. Kim saçıp savurursa Allah onu yoksun bırakır. Kim ölümü çokça anarsa Allah onu sever."
Davud el-Hammar, EbuAbdullah (Câfer SâdıkAleyhisselam)'dan buna benzer bir hadis rivayet etmiştir. Bu rivayette şöyle deniyor: "Kim Allah'ı çok anarsa, cennetinde onu himayesine alır."
Sekunî rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Tevazu, meclisin en aşağı yerinde oturmaya râzı olman, karşılaştığın kimseye selam vermen, haklı dahi olsan tartışmayı uzâtmaktan kaçınman, takvandan dolayı övülmekten hoşlanmaman demektir."
Ali b. Yaktin, kendisine anlatan birinden rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Allah Azze ve Celle Musa (a.s.)'a şöyle vahyetti: "Ey Musa! (yarattığım diğer) kullar içinde niçin seni seçtiğimi biliyor musun?"
Dedi ki: "Ey Rabbim! Niçin beni seçtin?"
Allah Tebâreke ve Teâlâ Musa'ya şöyle vahyetti: "Ey Musa! Bütün kullarımın içini dışına çevirdim. Benim karşımda senden daha zelil bir nefis bulamadım. Ey Musa! Sen namaz kıldığın zaman, yanağını toprağa veya yere koydun."
Hişam b. Salim rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Ali b. Hüseyin (a.s.) (İmam Zeynelabidin) bir gün merkebine binmiş halde cüzamlı bazı kimselerin yanından geçiyordu. Onlar o sırada öğle yemeğini yiyorlardı. Cüzzamlılar onu, kendileriyle birlikte yemeğe çağırdılar.
Buyurdu ki: "Eğer oruçlu olmasaydım, sizinle birlikte yerdim."
İmam, evine varınca güzel bir yemek yapmalarını istedi. Sonra cüzamlıları çağırdı, onlara yanında yemek yedirdi, kendisi de onlarla birlikte yemek yedi."
Harun b. Harice rivayet eder: Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Bir insanın şeref makamından daha aşağı bir yerde oturması tevazudandır." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)











































































