logo
12 ŞUBAT 2026


İzmir İktisat Kongresi binası yeniden inşa edilecek

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, İzmir İktisat Kongresi binasının bulunduğu alanın tapusunun alındığını duyurdu. Bina kongrenin 100. yılında yeniden inşa edilecek

18.04.2022 23:46:00
İzmir İktisat Kongresi binası yeniden inşa edilecek
İzmir İktisat Kongresi binası yeniden inşa edilecek
İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'ne ev sahipliği yapan ve 1979'da yıkılan İzmir'in simge yapısı ile ilgili Twitter üzerinden açıklamada bulundu. Vali Köşger paylaştığı mesajda, "İzmir'imizin önde gelen kültür varlıklarından İzmir İktisat Kongresi binası artık anılarda kalmayacak. Yıkılan binanın yer tapusu alındı. Kongrenin 100. yılında aslına uygun şekilde inşa edilecek yeni kongre binasını 2023'te hizmete alacağız ve İzmir'e çok yakışacak" dedi.

Ocak ayında katıldığı bir toplantıda bina ile ilgili konuşan Köşger, "İzmir İktisat Kongresi binası nerede, binaya ne oldu' Ben yerini tespit ettim. Otopark yapılmaya çalışılıyor. Bir kısmı tescilli, bir kısmını da tescillemek üzere yazı yazdım ve orayla ilgili bir çalışma başlattım. İzmir'in bir kongre binasına da ihtiyacı var. İzmir'de iktisat kongresini bir daha yapacak olsak yer sorunu var. İzmir İktisat Kongresi binası ile ilgili bir çalışma başlatıyoruz" demişti.

En büyük talihsizliği Epstein'e benzemek

Kayseri'de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein'e benzetilmesi nedeniyle karşılaştığı olumsuz tepkiler sonrası yaşadığı şehirden ayrılıp, Ankara'ya taşındı

12.02.2026 12:51:00 / Güncelleme: 12.02.2026 12:54:43
İHA
En büyük talihsizliği Epstein'e benzemek
En büyük talihsizliği Epstein'e benzemek
Kayseri'de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein'e olan fiziksel benzerliği nedeniyle sosyal medyada ve sokakta hedef gösterildiğini belirterek, yaşadığı psikolojik baskı sonrası Kayseri'yi terk ederek Ankara'ya taşınma kararı aldığını ifade etti. Dış görünüşü nedeniyle çevresindekilerin olumsuz bakışlarına maruz kaldığını dile getiren Özdemir, bu süreçte çalışamadığını ve bir süre evinden çıkmayacağını söyledi.

"Epstein'e benzemek hoş bir şey değil"

Çevresindeki insanların olumsuz bakışlarından dolayı rahatsız olduğunu ifade eden Rıfat Özdemir, "Olay, yeğenim dayı sen Epstein'e benziyorsun diyerek fotoğrafımı çekip, sosyal medyada paylaşmasıyla başladı. Bu kadar çabuk yayılacağını tahmin etmedim. Paylaşıma baktığımda bir anda milyonların izlediğini gördüm. Londra basını ve Arap kanalları gibi birçok ülkeden yayınlar gördüğümde şaşırdım. Epstein'e benzemek hoş bir şey değil. Epstein'i tanımıyordum. Yeğenim Epstein'e benziyorsun dediğinde sıradan ünlü bir artist zannettim. Araştırdığımda Epstein'in çok kötü bir insan olduğunu öğrendim. Ben şu anda dekorasyon işiyle uğraşıyorum. Bu benzetmeden dolayı insanların yanlarına gidemediğim için mağdurum. İnsanların bana, sanki karşılarında Epstein varmış gibi bakmaları beni rahatsız ediyor. Bu kelimelerle anlatılacak bir şey değil. Halkımdan ricam lütfen önyargılı olmayın, insan insana benzeyebilir" dedi.

"Ankara'ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım"

Özdemir, Epstein'e olan fiziksel benzerliği nedeniyle çalışamadığını ve mağdur olduğunu belirterek, "Kayseri'yi terk etmek zorunda kaldım. Kayseri'de mağdur oldum, Ankara'ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım. Normalde yurt dışında da çalışıyorum. Şantiyelerde devamlı işlerimiz olduğu için şu anda yurt dışına bile gidemez oldum. Çekiniyorum, çünkü burada derdimi anlatabiliyorum ama yurt dışına gittiğim zaman kendimi nasıl ifade edeceğim' Yabancı dilim zaten yok. O yüzden yurt dışına gitmeyi erteledim. Normalde benim şu anda yurt dışında olmam lazımdı" şeklinde konuştu.

"Epstein'e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor"

İnsanların bakışlarından uzaklaşmak için yaşadığı şehirden ayrılıp Ankara'ya taşınmak zorunda kaldığını aktaran Özdemir, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Hiç kimse benim yerimde olmak istemez. Kılık değiştirip, sakal bırakacağım dedim ama Epstein'in sakallı halini yapmışlar. Bu sefer benzerlik tamamen birebir aynı olacak diye sakal da bırakamıyorum. Zengin bir insan da değilim ki botoks yaptırıp, yüz ifademi değiştireyim. Eşimle beraber ne yapacağımıza karar verdik. Ben dedim ki Ankara'ya taşınalım çünkü Ankara'da daha önce de yaşamıştık. Kayseri'deki insanların bakışlarından uzaklaşmak istedim. İnsanın Kadir İnanır'a benzemesi insana haz verebilir ama Epstein'e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor. Kayseri'de rahatsız oldum, Ankara'ya taşınmak zorunda kaldım. Ankara'da da bu gibi durumlar yaşamak istemiyorum."

İstanbul'daki uyuşturucu soruşturmasında Enes Batur Sungurtekin gözaltına alındı

İstanbul'daki uyuşturucu soruşturması kapsamında yurt dışında olduğu için hakkında yakalama kararı çıkarılan Enes Batur Sungurtekin havalimanında gözaltına alındı

12.02.2026 12:31:00
AA
İstanbul'daki uyuşturucu soruşturmasında Enes Batur Sungurtekin gözaltına alındı
İstanbul'daki uyuşturucu soruşturmasında Enes Batur Sungurtekin gözaltına alındı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, "uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti", "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma" ile "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçlarından yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında yurt dışında bulunduğu için hakkında yakalama kararı çıkarılan Enes Batur Sungurtekin, havalimanında gözaltına alındı.

Ne olmuştu?

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Hasan Can Kaya, Yusuf Aktaş (Reynmen), Emirhan Çakal, Mazlum Aktürk, Mert Eren Bülbül, Sıla Dündar, Döndü Şahin, Burak Güngör, Ahmet Can Dündar, Berkcan Güven ile Fırat Yayla gözaltına alınmıştı.

Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, Adli Tıp Kurumu'nda kan ve saç örnekleri alındıktan sonra İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'na götürülmüş, buradan da serbest bırakılmıştı.

Hakimlik kararıyla şüpheliler hakkında "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol şartı uygulanmasına hükmedilmişti.

Soruşturma kapsamında ayrıca, Enes Batur Sungurtekin, Barış Murat Yağcı, Ecenaz Üçer, Kemal Can Parlak, Çağrı Taner, Turgut Ekim, Barbaros Dikmen, Yaren Alaca ile Nisa Bölükbaşı hakkında yurt dışında bulundukları için yakalama kararı verilmişti.

Hakkında yakalama kararı çıkarılan diğer şüpheli İbrahim Tilaver'in ise hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınacağı, Eray Durmuş'un ise arandığı öğrenilmişti.

Barış Murat Yağcı, 2 Şubat'ta havalimanında gözaltına alınmış ve Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek örnek vermişti. Yağcı, İl Jandarma Komutanlığı'ndaki ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Aziz İhsan Aktaş davasının 11'inci duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 11'inci duruşması başladı

 

12.02.2026 11:08:00
Anadolu Ajansı
Aziz İhsan Aktaş davasının 11'inci duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş davasının 11'inci duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.

Aralarında Aziz İhsan Aktaş'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda tutuksuz sanık ve avukatların da hazır bulunduğu duruşmaya, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak katıldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmada, tutuksuz sanık Baki Nugay'ın savunması alınıyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor. 

TMO silolarındaki patlama davasında mütalaa açıklandı

Kocaeli'de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen, 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 8 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 6 sanığın "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi

11.02.2026 17:53:00 / Güncelleme: 11.02.2026 17:58:18
İHA
TMO silolarındaki patlama davasında mütalaa açıklandı
TMO silolarındaki patlama davasında mütalaa açıklandı
Kocaeli'nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023'de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 8 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO'nun 60 silosundan 13'ü zarar görmüştü.



Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.



Olaya ilişkin açılan dava, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu'nun eşi Arif Dayıoğlu ile taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Müşteki Dayıoğlu, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Mütalaa açıklandı

Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaada, olayla ilgili uzman bilirkişi raporuna geniş yer verdi. Raporda, TMO Derince Liman Silosu'nda gerekli önlemlerin alınmadığı, eksikliklerin giderilmediği ve 2023 yılı olağan bakımının yapılmadığı vurgulandı. Çalışma esnasında ortamda toz oluşumunun engellenmediği, zeminde toz birikimine müsaade edildiği ve düzenli temizlik yapılmadığına dikkat çekilen raporda, patlamanın hububat tozlarından kaynaklı "toz patlaması" olduğu belirtildi.



Sanıkların kusur durumları tek tek açıklandı

Mütalaada, sanıkların görev ve sorumlulukları çerçevesinde kusur durumları şu şekilde sıralandı: 

Başmüdür Kenan D. (asli kusurlu): İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerinde belirtilen gereklilikleri yerine getirmediği, gerekli organizasyonları yapmadığı, Patlamadan Korunma Dokümanı'ndaki şartları sağlamadığı, ekipman iyileştirme (exproof cihaz kullanımı) çalışmalarını yaptırmadığı, düzenli toz temizliği ve periyodik bakımları zamanında yaptırmadığı gerekçesiyle asli kusurlu bulundu.

Müdür Yardımcısı Kemal Ö. (asli kusurlu): Düzenli toz temizleme çalışmalarını etkin yönetmediği, toz emme sisteminin kontrolünü ve periyodik bakımları yaptırmadığı, taşeron çalışmasında risk analizi ve personel eğitimi konularında yetersiz kaldığı, çalışmaya nezaretçi sağlamadığı, elektrik ve topraklama tesisatı kontrollerindeki eksiklikleri gidermediği ve geçmişte yaşanan yangınlara rağmen alanda sigara içilmesine göz yumduğu gerekçesiyle asli kusurlu sayıldı.

Şef Vekili Bahri B. (asli ve tali kusurlu): Toz oluşumunu engelleyecek önlemleri aldırmadığı, risk analizi ve taşeron personel eğitimi konularında eksik kaldığı, hububat boşaltımı sürerken taşeron firmaya hazırlık talimatı verdiği, elektrik ve topraklama eksikliklerini gidermediği için asli kusurlu; alanda sigara içilmesine müsaade edilmesi nedeniyle de tali kusurlu bulundu.
Mühendis Ahmet S. (tali kusurlu): Toz temizlik çalışması ve toz emme sisteminin etkin kontrolünü yaptırmadığı, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği ve sigara içilmesine göz yumulması nedeniyle tali kusurlu olduğu belirtildi.

Taşeron firma sahibi Osman T. (asli kusurlu): Mersin Hidrolik firması sahibi olarak personeline iş güvenliği eğitimi aldırmadığı, risklere karşı bilgilendirmediği ve gerekli risk analizini yaptırmadığı gerekçesiyle asli kusurlu bulundu.

Taşeron firma alan yetkilisi İsmail Ç. (asli kusurlu): Hububat boşaltım çalışması devam ederken personeline katlarda tamirat ve kaynak işlemi yaptırdığı gerekçesiyle asli kusurlu sayıldı.



15'er yıla kadar hapis ve meslekten men talebi

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, bilirkişi raporuna atıfta bulunarak sanıkların ihmali kusurları nedeniyle ölüm ve yaralanmalara sebebiyet verdiklerinin tespit edildiğini vurguladı.
Savcı, 6 sanığın da "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaada ayrıca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 53/6. maddesi uyarınca, hapis cezasına ek olarak belirli süreyle görev yapma ve mesleklerini icra etme yasağı uygulanması istendi.

Mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.

Adalet Bakanlığı'nda devir teslim töreni yapıldı

Cumhurbaşkanı Kararı ile Adalet Bakanlığına getirilen Akın Gürlek, görevi Yılmaz Tunç'tan devraldı. Gürlek, "Türkiye Yüzyılı'nda güçlü devlet, güçlü adalet anlayışı doğrultusunda reformları kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi

11.02.2026 15:41:00
AA
Adalet Bakanlığı'nda devir teslim töreni yapıldı
Adalet Bakanlığı'nda devir teslim töreni yapıldı
Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Adalet Bakanlığına getirilen Akın Gürlek, görevi Yılmaz Tunç'tan devraldı.

Adalet Bakanlığı'nda düzenlenen devir teslim törenine, Gürlek ile Tunç'un yanı sıra Bakanlık bürokratları katıldı.

Törende konuşan Tunç, 4 Haziran 2023'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle Adalet Bakanlığı görevine getirildiğini, bugün de onur ve gururla görevini Gürlek'e devrettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyaset yolculuğunun uzun bir zamana yayıldığını, AK Parti'nin kuruluşundan bu yana farklı görevlerde bulunduğunu anlatan Tunç, "Aradan geçen 2,5 yıldan fazla bir zamandır sizlerle beraberiz. Adalet teşkilatının kapasitesini güçlendirmenin onur ve gururunu yaşadık." dedi.

Türkiye'nin son 23 yılda gelişmeye devam ettiğini, demokratik kalkınmasını sürdürdüğünü dile getiren Tunç, bu kapsamda Anayasa ve yasalardaki reform çalışmalarıyla demokratik hukuk devletinin tahkimi için çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Makamların "milletin emaneti" olduğunu ifade eden Tunç, Bakan Yardımcılığı döneminde mesai arkadaşlığı yaptığı Gürlek'e yeni görevinde başarılar diledi.

"Suçla mücadelede tavizsiz duruşumuzu devam ettireceğiz"

Akın Gürlek de Adalet Bakanlığı görevini kendisine tevdi eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bugüne kadarki emekleri için Yılmaz Tunç'a teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'de hukuk ve adalet alanında önemli reformların hayata geçirildiğini anımsatan Gürlek, yargı reformları, insan hakları eylem planları ve dijital adalet altyapısındaki gelişmelerin adalet sisteminin güçlendirilmesine katkılar sunduğunu söyledi.

Adalet sisteminin vatandaşların ortak güvencesi olduğuna işaret eden Gürlek, "Türkiye Yüzyılı'nda güçlü devlet, güçlü adalet anlayışı doğrultusunda reformları kararlılıkla sürdüreceğiz. Suçla mücadelede tavizsiz duruşumuzu devam ettireceğiz. Yargı süreçlerini hızlandırmaya, dijital altyapıyı güçlendirmeye, hukuk güvenliğini tahkim etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Görev değişiminin "bayrak yarışı" olduğunu dile getiren Gürlek, emaneti daha ileri taşımanın gayreti içerisinde olacağını kaydetti. Gürlek, "Yargı mensuplarımız, akademi, barolar, sivil toplum ve milletimizle istişare içinde çalışarak, daha güçlü bir hukuk devleti için gayret göstereceğiz." ifadelerini kullandı.

"Sorunların çözülmesi için gayret göstereceğim"

Kendisinin yargı teşkilatının içinden geldiğini, hakimlik ve savcılık yaptığını anımsatan Gürlek, "Hakim, savcı arkadaşlarımızın sorunlarını çok yakından takip ediyorum. İnşallah bu sorunların da çözülmesi için elimden gelen gayreti göstereceğim." şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Gürlek ve Tunç, birbirlerine çiçek takdim etti.

Devir teslim törenine, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Faruk Acar ve Halit Yerebakan ile AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan da katıldı.

Resul Emrah Şahan hakkında yeni gelişme

Şişli Belediye Başkanlığı görevinden tutuklanarak uzaklaştırılan Resul Emrah Şahan hakkında "kent uzlaşısı" davasından tahliye kararı verildi. Şahan, İBB davası kapsamında tutuklu olduğu için cezaevinde kalacak

11.02.2026 14:23:00
İHA
Resul Emrah Şahan hakkında yeni gelişme
Resul Emrah Şahan hakkında yeni gelişme
Şişli Belediye Başkanlığı görevinden tutuklanarak uzaklaştırılan Resul Emrah Şahan hakkında sıcak bir gelişme yaşandı.

Şahan hakkında PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek suçlamasıyla tutuklu bulunduğu dosya kapsamında adli kontrolle tahliye kararı verildi.

Şahan'ın, İBB dosyası kapsamında tutuklu olduğu için cezaevinde kalmaya devam edeceği öğrenildi.

'Somut sonuçlar üreten iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceğiz'

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 6. Genel Kurul Toplantısının açılışında konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Kurum olarak sektörde gerçek karşılığı olan, sahada hissedilen ve somut sonuçlar üreten iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti

11.02.2026 14:17:00 / Güncelleme: 11.02.2026 14:21:39
Haber Merkezi
'Somut sonuçlar üreten iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceğiz'
'Somut sonuçlar üreten iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceğiz'
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 6. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay'ın konuşmasıyla başladı.

Yoğun bir faaliyet dönemini geride bıraktıklarını aktaran Çay, basın camiasının temsilcileriyle, kamu kurumlarının yöneticileriyle ve diğer paydaşlarla bir araya gelme fırsatı bulduklarını kaydetti.

Genel Müdür Çay, "Her fikri, talebi ve eleştiriyi, sahadan gelen kıymetli birer veri olarak ele aldık. Sektörümüzün birikimini, potansiyelini ve beklentilerini yakından izleme fırsatı bulduk. Geleceğe dönük atılacak adımlarda, yönümüzü tayin etmemizde bizlere fayda sağlayacak bilgiler edindik. Şunun altını özellikle çizmek isterim ki bu yaklaşım bir başlangıç refleksi değil; sürdürülebilir bir yönetim anlayışının uygulamasıdır. Meseleleri yerinde tespit etmek, çözüm yollarını sektörle ve ilgili kurumlarla istişare içinde şekillendirmek yönetim politikamızın temelini oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.

Mesleki standartlar, çağın gereklerine göre yeniden ele alınmalı

Dijital dönüşüm sürecinin basın sektörü açısından artık ertelenebilir bir başlık olmaktan çıktığını, doğrudan mesleğin geleceğine ilişkin temel bir mesele hâline geldiğini belirten Çay, haberin üretiminden sunumuna, dağıtımından doğrulanmasına kadar tüm gazetecilik pratiklerinin köklü bir değişimden geçtiğini söyledi.



Bu değişimin teknoloji ve altyapının güçlendirilmesini, yeni becerilerin kazanılmasını ve mesleki standartların çağın gereklerine göre yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını vurgulayan Genel Müdür Çay, şöyle konuştu:

"Kurumumuz, İletişim Başkanlığımızın da vizyonu doğrultusunda, basın sektörünün dönüşümüne yön veren ve yol haritası oluşturan kurumsal bir aktör olarak konumlanmaktadır. Bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz 'Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler' paneli, sektörün tam da bu ihtiyacına cevap veren önemli bir buluşma olmuştur. İletişim Başkanımız Sayın Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın katılımlarıyla gerçekleşen panel yalnızca sektörel bir etkinlik olmaktan öteye geçerek devletin iletişim ve medya politikalarıyla uyumlu üst düzey bir buluşma olarak kamuoyunda karşılık bulmuştur. Akademi, sektör ve uygulayıcıların aynı çatı altında bir araya gelmesi; tartışmaları teorinin ötesine taşıyarak sahaya temas eden bir perspektif kazandırmıştır."

Akademik camianın birikimi ile basının sahadaki tecrübesini buluşturmalıyız

Konuşmasında sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacına değinen Çay, yapay zekâ uygulamaları ve değişen habercilik pratikleriyle çok boyutlu analiz yapabilme, veriyi doğru yorumlama ve teknolojik imkânlardan etkin biçimde yararlanma becerilerinin daha da önem kazandığının altını çizerek, bu noktada akademik camianın bilgi birikimi ile basının sahadaki tecrübesinin buluşmasının kritik bir role sahip olduğunu dile getirdi.

Genel Müdür Çay, "Özellikle İletişim Fakültelerini sektörün önemli bir paydaşı olarak görüyoruz. Üniversitelerimizle birlikte yürünecek yolun, yeni yetkinlik alanlarının tanımlanmasına ve insan kaynağı niteliğinin artırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak Kurumumuz ile İbn Haldun Üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolü özel bir anlam taşıyor. Önümüzdeki süreçte de akademiyle olan iş birliklerini çeşitlendirerek sürdürmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.

Dijital yayıncılığa uyumlu yeni iş modelleri sektörde karşılık buluyor

Basın sektörünün çağın gereklilikleri doğrultusunda dönüşümü sürecinde yalnızca bugünü değil, orta ve uzun vadeyi birlikte düşünmek zorunda olduklarını kaydeden Çay, sektörün sürdürülebilirliğinin gelir yapısının öngörülebilir olmasına, mali yüklerin yönetilebilirliğine ve kurumların kendi kapasitelerini güçlendirebilmesine doğrudan bağlı olduğunu söyledi.

Genel Müdür Çay, "Basınımızın önemli gelir kaynaklarından biri olan resmî ilan ve reklamların artırılması için yoğun bir çaba gösteriyoruz. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim ki, yalnızca bu gelire dayanan bir yayıncılık anlayışı tek başına yeterli değildir. Dijital yayıncılığa uyumlu yeni iş modelleri, dijital reklamcılık, abonelik sistemleri ve üretilen içeriğin değerine dayalı gelir yöntemleri, sektörde her geçen gün daha fazla karşılık buluyor" ifadelerini kullandı.



Basın işletmeleri, yatırım planlarını daha öngörülebilir bir zeminde yapabilecek

Ekonomik sürdürülebilirlik bağlamında finansmana erişim konusunda açıklamalarda bulunan Genel Müdür Çay, bu doğrultuda basın işletmelerinin kredi ve teminat imkânlarına daha kolay ve doğrudan ulaşabilmesini sağlayacak somut bir adımı hayata geçirdiklerini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde, Kredi Garanti Fonu ile imzaladığımız protokol, bu yaklaşımın güçlü ve kurumsal bir yansıması olmuştur. Söz konusu iş birliği; basın işletmelerinin kredi süreçlerinde karşılaştıkları teminat kaynaklı güçlükleri azaltırken, bankalar tarafından sağlanacak finansmanı sektör açısından daha erişilebilir hâle getirmiştir. Önümüzdeki 5 yılı kapsayacak şekilde planlanan destek mekanizmasıyla, 2 binin üzerinde süreli yayın için bu yıl toplam 7,5 milyar TL kredi limiti belirlendi. Böylelikle, basın işletmelerinin orta ve uzun vadeli yatırım planlarını daha öngörülebilir bir zeminde yapabilmelerine imkân tanınmış oldu."

Konuşmasında, Basın İlan Kurumu ile Türkiye Sigorta ile hayata geçirilen iş birliği hakkında da bilgiler veren Çay, "Sektörün gerçek gücü olan, sahada ter döken basın emekçilerinin sosyal imkânları, çalışma koşulları ve refahı Kurumumuz açısından tali değil, doğrudan asli bir önceliktir. Bu anlayış doğrultusunda Türkiye Sigorta ile hayata geçirilen iş birliğini; basın emekçilerinin günlük yaşamlarındaki konfor alanlarının artmasına yönelik anlamlı bir destek olarak görüyorum" dedi.

Faaliyetlerimizi, teoride değil uygulamada karşılığı olacak şekilde ele alıyoruz

"Kurum olarak önümüzdeki dönemde de sektörde gerçek karşılığı olan, sahada hissedilen ve somut sonuçlar üreten iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceğiz" diyen Çay, attıkları her adımı, yaptıkları her düzenlemeyi masada değil sahada, teoride değil uygulamada karşılığı olacak şekilde ele aldıklarını ifade etti.

Sadece Kurumu değil, tüm sektörü ilgilendiren konu başlıklarına odaklanmaya çalıştıklarını kaydeden Genel Müdür Çay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Kurumumuzu sektörün üzerinde konumlanan bir yapıdan ziyade sektörle birlikte düşünen, çözüm üreten ve basının güçlenmesini kendi sorumluluğu olarak gören bir anlayışla yönetiyoruz. İnanıyoruz ki güçlü bir basın ancak karşılıklı güvenle ve uzun vadeli bir vizyonla mümkündür. Bu istikamet doğrultusunda değişen dünyayı doğru okuyan, sektöre temas eden ve çözüm üretme iradesini kararlılıkla ortaya koyan bir Basın İlan Kurumu anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz."

Genel Müdür Çay'ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi.

Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu'nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı.

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 6. Genel Kurulu'nun 13 Şubat 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.

Aziz İhsan Aktaş, suç örgütü davasında ilk kez savunma yapacak

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor. Duruşmaya verilen bir saatlik aranın ardından suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Aziz İhsan Aktaş savunma yapacak

11.02.2026 12:30:00
İHA
Aziz İhsan Aktaş, suç örgütü davasında ilk kez savunma yapacak
Aziz İhsan Aktaş, suç örgütü davasında ilk kez savunma yapacak
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı.

Duruşmada, savunma yapan İSFALT inşaat mühendisi tutuksuz sanık Çağrı Mazı, "Aziz İhsan Aktaş'ın ismini ilk kez basından duydum. Kendisini daha önce ne gördüm ne de ismini duydum" dedi.

İSFALT İdari İşler Destek Hizmetleri Şefliğinde uzman personel olarak görevine devam eden tutuksuz sanık Murat Delice savunmasında, "Üzerime atılı bir suçlama bulunmamaktadır. Beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı

"Aziz İhsan Aktaş bana, bankadan para çekmemi ve bunu Erhan Daka'ya teslim etmemi söyledi"

Duruşmada, İSFALT personellerinin savunmaları tamamlandı. Yargılama, suç örgütü kapsamında tutuksuz yargılanan sanıkların savunmalarına başlandı. Bu kapsamda, tutuksuz sanık Akın Kumanlı savunma yaptı. Kumanlı hakkında iddianamede, örgütün Beşiktaş Belediyesi'nden aldığı ihaleler kapsamında araç takiplerini yaptığı, belediyeye sık gidip geldiğinden, ihale süreçlerinde suç örgütü tarafından hazırlanan yaklaşık maliyet fiyat tekliflerini ihale birimindeki kişilere teslim ettiği, örgüt lideri Aziz İhsan Aktaş'ın verdiği talimatlar doğrultusunda hesabına gönderilen ya da kendisine teslim edilen rüşvet paralarını ilgililerine teslim ettiği öne sürülmüştü. Sanık Kumanlı savunmasında, "Çalıştığım şirketlerde işçi-işveren ilişkisi dışında hiçbir kişi veya kurumla farklı bir ilişkim olmamıştır. Bu nedenle iddia edildiği gibi Aktaş ile aramızda, idarece kurulmuş herhangi bir menfaat ya da para ilişkisi bulunduğu yönündeki iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Söz konusu olaylara ilişkin olarak, yalnızca bir yıl kadar önce yürütülen bir soruşturma kapsamında bilgim dahilinde olmayan bazı para hareketlerinden söz edildiğini duydum. Bu hususları açıklamak ve bildiklerimi anlatmak amacıyla savcılığa gitmeyi düşündüm. Ancak savcılık tarafından tarafıma resmi bir çağrı yapılmamıştır. Beşiktaş Belediyesi ile bağlantılı olarak adı geçen kişilerle herhangi bir rüşvet, menfaat ya da aracılık ilişkisi içinde olmadım. Belediye önünde gerçekleştiği iddia edilen para teslimlerine dair doğrudan bilgim yoktur. Bahsi geçen paraların ne amaçla verildiğini veya alındığını bilmiyorum. Bu paraların rüşvet veya benzeri bir suç kapsamında alındığına dair bir bilgim ya da dahlim bulunmamaktadır. Herhangi bir rüşvete aracılık etmedim, bu yönde bir organizasyonun içinde yer almadım ve tarafıma bu konuda bilgi paylaşımı da yapılmamıştır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Herhangi bir suç teşkil eden eylemimin içinde bulunmadım. Aziz İhsan Aktaş bana, bankadan para çekmemi ve bunu Erhan Daka'ya teslim etmemi söyledi" şeklinde konuştu.

Aziz İhsan Aktaş'ın kuzeni tutuksuz sanık Ayşegül Ünal ise savunmasında, "Aziz İhsan Aktaş benim kuzenimdir. Ben örgüt üyesi değilim. Girişimci bir iş insanıyım, ben akrabayım diye örgüt üyesi olarak yargılanıyorum. Bunu kabul etmem mümkün değildir. Aziz İhsan Aktaş ile aramızda zaman zaman borç alışverişi olmuştur. Sahip olduğum şirketlerin ihaleleri üzerinden suç işlemedim. Ben ihaleye fiyat teklifi vermedim. Benim ihaleye yalnızca benim teklif verdiğimi bilmiyordum" dedi.

Aziz İhsan Aktaş savunma yapacak

Mahkeme, duruşmaya 1 saat ara verdi. Aranın ardında, iddianamede, ismi 'örgüt lideri olarak geçen ve toplamda 187 yıldan 450 yıla kadar hapsi talep edilen ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı gerekçesiyle 4 Haziran 2025 tarihinde 'konutu terk etmemek' tedbiriyle tahliye edilen tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunma yapacak.

Erzincan'da güne 4.1 büyüklüğünde deprem ile başladı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Erzincan'ın Kemah ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı

11.02.2026 10:35:00
İhlas Haber Ajansı
Erzincan'da güne 4.1 büyüklüğünde deprem ile başladı
Erzincan'da güne 4.1 büyüklüğünde deprem ile başladı
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Erzincan'ın Kemah ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

AFAD'ın paylaştığı bilgilere göre Erzincan'ın Kemah ilçesinde saat 00.38'de 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği ise 7.02 kilometre olarak kaydedildi.

Deprem çevre ilçelerde de hissedildi ve bölgede kısa süreli tedirginliğe yol açtı. Şu ana kadar olumsuz bir durum veya can kaybı bildirilmedi.

Adalet Bakanlığına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atandı


Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla Adalet Bakanlığına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atandı.

11.02.2026 00:26:00 / Güncelleme: 11.02.2026 00:40:24
Haber Merkezi
Adalet Bakanlığına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atandı
Adalet Bakanlığına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atandı

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla Adalet Bakanlığına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, İçişleri Bakanlığına ise Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi atandı. Her iki atama da sürpriz olarak değerlendiriliyor. 
 
Gürlek, İstanbul'daki operasyonların mimari
 
1982 yılında Nevşehir'de doğan Gürlek, 2 Haziran 2022'den 7 Ekim 2024'e kadar Adalet Bakan Yardımcısı olarak görev yaptı. Kısaca bakanlığı tanımayan bir isim değil. Bakanlıktaki görevi öncesinde de tanınan bir hakimdi. Türkiye'nin farklı bölgelerinde hakimlik görevlerinde bulunan Gürlek, 2021 yılında birinci sınıf hakimliğe terfi etti. Gürlek, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 37. Ağır Ceza Mahkemesi ve 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığı görevlerini yürüttüğü dönemde aldığı kararlarla Türkiye gündeminde yer aldı.
 
Demirtaş'ı o yargıladı
 
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Selahattin Demirtaş'ın ve Sırrı Süreyya Önder'in "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan yargılaması yapıldı ve Demirtaş 4 yıl 8 ay, Önder ise 3 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar Demirtaş'a getirilen siyaset yasağının temelini oluşturdu.
Selçuk Kozağaçlı'nın da arasında bulunduğu 20 avukatın yargılandığı (Çağdaş Hukukçular Derneği) ÇHD davasında İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen tahliye kararına savcılık itiraz etti. Mahkeme heyeti değiştirildi ve yeni atanan Akın Gürlek başkanlığındaki heyet hapis cezaları verdi. Kozağaçlı yeniden tutuklandı.
 
Eski Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı Şebnem Korur Fincancı, "Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisine imza attığı gerekçesiyle terör örgütü propagandası suçlamasıyla yargılandı. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Akın Gürlek'in yönettiği davada, Fincancı 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
 
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde Canan Kaftancıoğlu'nun sosyal medyadaki bazı paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada, Kaftancıoğlu 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmayan bu karar ile Kaftancıoğlu'nun parti yöneticisi olmasına kısıtlama getirildi.
 
Sözcü gazetesi yönetici, yazar ve çalışanlarının, "FETÖ'nün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçlamasıyla yargılandıkları dava Akın Gürlek başkanlığındaki İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen diğer önemli davalardan biridir. Bu davada, gazeteciler Necati Doğru ve Emin Çölaşan, 3 yıl 6 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklara ise çeşitli sürelerde hapis cezaları verildi.
 
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, Anayasa Mahkemesi'nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği ihlal kararını uygulamadı. Bu nedenle dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından "Yeni Zekeriya Öz" benzetmesiyle eleştirildi.[12] Gürlek, bu ifadeleri nedeniyle Kılıçdaroğlu hakkında 75 bin TL'lik tazminat davası açtı ancak davayı kaybetti.
 
MİT TIR'ları davası sonrasında yurt dışına çıkan Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ı "kaçak" ilan etti ve gayrimenkullerine el koyma kararı verdi.ü
Yine aynı görevdeyken Hrant Dink suikastı hakkında görülen davada heyet başkanlığı yaptı. Yargılama sonunda cinayetin FETÖ hedefleri doğrultusunda işlendiğine hükmedildi.
 
Hükümetin bir parçasıydı

Nisan 2021'de Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından birinci sınıf hâkimliğe terfi ettirildi. Ardından, Danıştay üyeliğine atanan Uğurhan Kuş'un yerine 2 Haziran 2022 tarihinde Adalet Bakan Yardımcılığı görevine getirildi.
Gürlek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından 2 Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandı. Aslında atama Cumhurbaşkanlığı tarafından yapıldı. Gürlek bu görevi sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonları yönetti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun hapse atılmasına yol açtı. 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.