AKP hükümeti ve Başbakan Erdoğan ile "agresiflik" ve çatışma kelimeleri 4 yıldır gayet uyumlu bir şekilde geçinip gidiyorlar. Türkiye, en son olması ve hatta hiç olmaması gereken bir sinir ve agresiflikle yönetiliyor maalesef. Hükümet ve Başbakan neredeyse devletin tüm kurumlarıyla kavgalı ve bu kavga nedense hep kamuoyunun haberdar olacağı şekilde cereyan ediyor. Binlerce yıllık Türk devlet geleneğinin en önemli özelliklerin birisi de, kurumlararası uyum ve devlet idaresindeki ciddiyettir. Ama maalesef bu hükümet döneminde bu önemli ilkeler ayaklar altına alınmış ve çatışma kültürü devletin her kademesine hakim kılınmış durumda.Gün geçmiyor ki, Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı ile, Genelkurmay ile, Danıştay ile, Yargıtay ile ve devletin diğer önemli kurumları ile kavgası basına yansımasın. Mahalle kavgalarında bile ağıza alınmayacak ağırlıkta hakaret cümleleri, aşağılamalar ve hepsinden önemlisi yönetilen, idare edilenin devlet, hükümet olduğunun bilincinde olmayarak, tabir yerindeyse kendi ayağına kurşun sıkma girişimleri artık sıradan haberler haline geldi. Devlet yönetimi, bu denli ciddiyetten uzak ve bu denli kavgalı bir görüntüyü ilk defa bu kadar bariz bir şekilde yaşıyor. Hepsinin ötesinde bütün bu kavga ve çatışmalar milletin gözleri önünde ve özellikle milletin haberdar olması istenerek gerçekleştiriliyor. Son erken seçim tartışmalarında da bu tartışma ve kavgaları ziyadesiyle gördük. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı Sezer ve muhalefet partilerine karşı takındığı tutum ve sarfettiği sözler, bir devlet adamının ağzından duyulmaması icab eden türden. Millet olarak, devlet olarak birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir zaman diliminde, çatışmanın ve kavganın devletin bütün kademelerine hakim kılınması ülke olarak kaldırabileceğimiz cinsten bir vaka değildir. Türkiye'nin böyle ağır ve pahalı yükleri ve bedelleri kaldırma lüksü bulunmamaktadır. Hele hele devleti idare edenlerin, bu kavgacılık yönleriyle milletten pirim toplama niyeti ve kendisini millete bu yönüyle pazarlama girişimleri yenilir yutulur cinsten değil. Başbakan Erdoğan'ın ifade ettiği gibi siyaset sadece netice alma sanatı değildir. Siyaset aynı zamanda insan yönetebilme, ülke idare edebilme ve hepsinden önemlisi tüm kurumlarıyla uyum içinde devlet çarkını yönetebilme sanatıdır. Özetle, siyaset mahalle kahvesinde memleketi kurtaranların kendi aralarında tutuştukları kavga ve tartışmalara özenip kabadayılıkla ülke yönettiğini sanmak değildir...
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
























































