logo
05 NİSAN 2026

Karısını öldüren sanık: "Kadın öldüren adam adam değil"

Antalya'da boşanma aşamasında olduğu eşini öldüren şahsın yargılanmasına başlandı. Maktulün annesi duruşma salonuna kızının fotoğrafıyla ağlayarak girerken, sanık koca, "Ben bir canavar değilim. Ailesinden özür diliyorum. Kadın öldüren adam adam değil, onurlu insan değil. Ben kalbimdeki gülümü koparmışım" dedi

12.02.2025 11:03:00 / Güncelleme: 12.02.2025 11:10:19
İHA
Karısını öldüren sanık: "Kadın öldüren adam adam değil"
Karısını öldüren sanık: "Kadın öldüren adam adam değil"
Eşini öldürmekten tutuklanan cinayet sanığı Savaş Temirhanoğulları ve kendisine yardım ettiği ididasıyla tutuksuz yargılanan arkadaşı F.İ. ilk kez hakim karşısına çıktı. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya maktul Fadim Temirhanoğulları'nın annesi, babası, kardeşleri, kızları, kadın dernekleri ve taraf avukatları da katıldı. Maktülün annesi Mediha Saçlı, duruşma salonuna kızının fotoğrafıyla ağlayarak girdi.



Savunmasında suçlamaların anlatıldığı gibi olmadığını öne süren sanık Savaş Temirhanoğulları, "Evet, eşimi ben öldürdüm. Bizi de tanıştıran arkadaşım F.İ'dir. Kendisi bayan kuaförüdür. 17 yıl mutlu evliliğim oldu. Ben bir canavar değilim. Ailesinden özür diliyorum. Kadın öldüren adam adam değil, onurlu insan değil" dedi.Bu sırada maktulun ailesi sanığın sözünü kesince mahkeme başkanı aileye uyarıda bulundu.



"Kaç defa tetiğe bastığımı hatırlamıyorum"



Son bir yıldır eşinin psikolojik sorunları olduğunu söyleyen Savaş Temirhanoğulları, "Antidepresan ilaçları kullanırdı. Ben eşimi seviyorum, hala da seviyorum. Şu an yaşayan bir ölüyüm. Eşim son 1 yıl içerisinde boşanmak istedi. 2-3 ay babamın evinde kaldım, sonrasında barıştık. Bir süre sonra eşim elimi uzattığımda bana 'Çek elini pislik' gibi söylemlerde bulunurdu. Bana farklı ithamlarda bulunurdu. Doğrudur, uzaklaştırma kararım vardı. Bizi evlendiren kişi F.İ'dir. Yaşadığımız olaylardan haberi vardır. Eşimle bizi barıştırabileceğini söyledi. F.İ. eşimle konuştu. F.İ., işinden dolayı geç vakitte gelebileceğini söyledi. Ben de babamın evindeydim. Olaydan 20-25 dakika önce beni evden aldı, gece saat 03.35 sıralarıydı. Binaya girdik, yukarıya çıktık. Eşim kapıyı açtı. Bana direkt 'Niye, ne için geldin'' dedi. Ben de F.İ'nin bizi barıştırmak istediği için geldiğimi söyledim. Eve gittiğimde üzerimde silah yoktu. Eşimde son bir yılda anormal değişiklikler vardı. Beni aldattığını tahmin ediyordum. O da beni aldattığını kabul etti. Tartışırken eşim evdeki ruhsatsız silahı aldı. Ben silahı elinden aldım. Bana 'Adamsan beni vur. Ölümden korkmuyorum' dedi. Ardından beni aldattığını itiraf etti. Merdivene doğru ateş ettim. F.İ. beni durdurmaya çalıştı. Küfürlere devam etti. Kaç defa tetiğe bastığımı hatırlamıyorum. Eşim sadece küfür ediyordu, sonra eşim yere yığıldı. Sonrasında F.İ'nin beni götürdüğünü hatırlamıyorum. F.İ. bizi oraya barıştırmaya götüren bir kişi. Bu insanın hiçbir suçu yoktur. Ben kalbimdeki gülümü koparmışım. Masum kimsenin ceza almasını istemem" dedi.

"Rahmetli ablam bana daha önce 'Savaş ev versin, gitsin' dedi"



F.İ. ise savunmasında böyle bir olayın yaşanmasını istemediklerini ifade ederek, "Ben rahmetliyi tanırım. Hem ablam, hem iş arkadaşım. Aralarında bazı sorunlar yaşandı. İki tarafta kontrolü kaybetti, ikisi de birbirini kırdı. Yaklaşık 10 yıl kendileri ile görüşemedik. Güzel bir aileydi. Ablam biraz sinirliydi. Olay günü ablamla Whatsapp üzerinden görüştüm. Düzeltebileceğim bir şey varsa teklifte bulundum. İki gün sonra kendisi ile telefonla görüştüm. Kendisinin de görüşme isteği vardı. Kuaförde birlikte çalıştığımız için her şeyi anlatırdı. İlk eşini bile bana anlatırdı. Merhum biraz sertti, otoriterdi. Savaş ağabey de sertti ama ablam dediğini yaptırırdı. Bir kişi ölmedi, hepimiz öldük. Olay anında yanındaydım. Savaş ağabey barışmak niyetiyle gitti. Ablam Savaş'ı görünce 'Senden kurtuluş yok değil mi'" dedi. Ağabeyim 'Ben bazı şeyleri bilmeme rağmen Isra için denemek istiyorum' dedi. Birbirlerine bağırarak hamle yaptılar. Rahmetli ablam bana daha önce 'Savaş ev versin gitsin' dedi. Ben de ağabeyime söylemiştim. O da araba hediye edeceğini söyledi. Olay anında ablamın ağır tahriği, tükürmesi ve bağırması vardı. Kendisinden korkuyorduk. Psikolojisi yerinde değildi. Biz gerçekten barışmaya gittik. Fadim abla bizden korktuğu için silahı vestiyerden aldı. Savaş abi de silahı onun elinden aldı. Ben engel olmaya çalışınca da bana da vurdu, sonra ateş etti. Fadim abla üçüncü basamakta idi. Savaş abi 5-6 saniye sıktı. Silahı elindeydi, apartmandan çıkarken silahı cebine koydu. Çok pişmanım. Psikolojim benim de bozuk. Ailemi düşündüğüm için yardım için kimseyi aramadım" diye konuştu.

Müşteki Mediha Saçlı ise maktülün annesi olduğunu, kızı ile öldürülmeden bir süre önce telefonla görüştüğünü belirterek, "Kızım boşanma aşamasındaydı. Bana kocasının başına silah dayadığını söyledi. Ben geçimsizliklerini son günlerde öğrendim. Çok korkuyordu. Kızımın telefonunda KADES uygulaması vardı. Bu kişi benim canımı aldı. Şikayetçiyim. En ağır cezayı almasını istiyorum" dedi.

Baba Mehmet Saçlı ise kendisinin kızının ve damadının geçimsizliklerinden haberi olmadığını söyleyerek, öldüğü gün geçimsizliklerini öğrendiğini ifade etti.

Maktulün ilk eşinden kızları ve kardeşleri de, çift arasında şiddetli geçimsizlik olduğunu belirterek, Savaş Temirhanoğulları'nın karısına şiddet uyguladığını öne sürdü.

Cinayet sanığı Savaş Temirhanoğulları'nın kızı İ.T. ise sanıklardan şikayetçi olmadığını belirterek, "Bir gün sabah annem eline bıçak almıştı, babamın göğsüne tutmuştu sert bir şekilde. Babam da ben bıçağı görmemeyim diye anneme sarıldı. Bu sırada babamın göğsünde hafif kesik oluşmuştu. Annem ve babamın her evde olduğu gibi ufak tefek kavgaları oluyordu. Babamın anneme şiddet uyguladığını görmedim. Olay günü geç yatmıştım, 01.30 sıralarıydı. Kapının zil sesiyle uyandım, saat 04.00 sıralarıydı. Önce yabancı bir erkeğin sesini duyduk. Kapıyı hafif araladım. Bu kez babamın sesini duydum, rahatladım. Kapımı kapattım ve yattım. Babamın, annemin bağırma seslerini duydum. Annem babama, 'Sen nasıl bir erkeksin. Senin erkeklik gururun yok mu'' gibi şeyler söylüyordu. Silah sesini duydum mu hatırlamıyorum. Sabah uyandığımda saat 08.40 civarıydı. Kapıyı açtım, annem önümde yerde yatıyordu. Komşulara haber verdim, halamı aradım, polis ve ambulansı aradım. Annem babamdan korkmazdı. Annem babamı kast ederek, 'Öyle şeyler yapacağım ki beni öldürmek zorunda kalacak. Benim de başıma bir şey gelirse bu sebeptendir' gibi şeyler söyledi. Teyzemler şikayetçiymiş. Teyzemler bugüne kadar bizim hayatımıza girmedi. Bu insanlar hayatımızın içine son zamanlarda girdiler. Bu insanlar sonradan hayatımıza dahil olup, bizi bu hale getirdiler, annemi yönlendirdiler. Bazı konularda annemi yönlendirerek annemin aklına gelmeyen şeyleri yaptırdılar. Bazı konuşmalarını da ben duyuyordum. Babamın silahı vardı, evde tutuyordu. Babam gece çalışıyordu, silahı annemin dolabına koyuyordu kendimizi korumamız için" diye konuştu.
Annesinin olaydan yaklaşık 1 yıl önce kendisinin tavsiyesiyle psikiyatriye gittiğini iddia eden İ.T., annesinin ilaçla tedavi gördüğünü söyledi.
Sanık Savaş Temirhanoğulları'nın avukatları ise maktulün ilk eşini öldürmek için iki kişi ile anlaştığını belirterek, bu nedenle azmettirmekten 2 ay 10 gün cezaevinde yattığını belirtti.

Mahkeme Savaş Temirhanoğlları'nın tutukluluğunun devamına, F.İ.'nin adli kontrolünün devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

"Namusumu korudum"



Yaklaşık 7 saat süren davanın ardından Antalya Adliyesi önünde açıklama yapan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, duruşmanın 12 Mart tarihine ertelendiğini belirterek, "7 saati bulan duruşmada herkes kendisini savunuyor. Ama katil neden Fadim'i öldürdüğüne dair 'Namusumu korudum' diyor. Biz bu iddiaları biliyoruz. Yıllardır ülkemizde kadınlar öldürülüyor, 'Namusumu korudum' deniliyor. Oysaki kendi ahlaksızlıklarını tartışmıyorlar. Bugün duruşmada taraflar dinlendi, katil beyanda bulundu. Aynı zamanda katile yardım eden diğer sanığın silahı taşımasından dolayı tutuklanmasını talep ettik. Tutuklanma talebimiz kabul edilmedi ama katil cezaevinde tutuklu bir şekilde kalmaya devam edecek. Duruşma 12 Mart tarihine ertelendi, biz yine burada olacağız" dedi.

"Boşan madem, neden öldürüyorsun"



Eşi tarafından öldürülen Fadim Temirhanoğulları'nın annesi Mediha Saçlı ise adaletin yerini bulması ve sanıkların en ağır cezayı almasını istediğini belirterek, "Kızımı canice öldürdü, ondan şikayetçiyim. Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Benim canımı aldı, yavrumu aldı. Benim canım yandı. Hep çocuklar, kadınlar gidiyor. Boşan maden, neden öldürüyorsun. Çok ağır bir ceza almalarını istiyorum" ifadelerini kullandı.



İddianameden



Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi 252. Sokak'taki sitede yöneticilik yapan Fadim Temirhanoğulları (52), 12 Eylül 2024'te birlikte yaşadığı kızı tarafından sabah silahla vurularak öldürülmüş halde bulundu. Polis ekipleri, kadının eşi Savaş Temirhanoğulları (48) ile kaçmasına yardım ettiği öne sürülen F.İ'yi Korkuteli ilçesinde yakalayarak gözaltına aldı. Temirhanoğlu tutuklanırken, F.İ. ise serbest bırakıldı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı, Savaş Temirhanoğulları hakkında "kadına karşı tasarlayarak öldürme", araçla kaçmasına yardım eden F.İ. hakkında ise "kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme suçuna yardım etme" suçlarından iddianame hazırlanmıştı. İddianamede, sanık Temirhanoğulları'nın diğer sanık F.İ'nin kullandığı 07 ETZ 17 plakalı araçla boşanma aşamasındaki eşinin evine gittiği ve ruhsatsız tabancasıyla maktulü 5 yerinden vurarak öldürdüğü belirtildi. Sanığın olayın ardından F.İ'nin kullandığı araçla olay yerinden kaçtığı kaydedilen iddianamede, ayrıca maktulün daha önce eşi tarafından ölümle tehdit edildiğine dair iki kez şikayette bulunduğu bilgisine de yer verildi. İddianame Savaş Temirhanoğulları'nın boşanma aşamasındaki eşini aralarında aldatma nedeniyle çıkan tartışma sonucu öldürdüğü ifadesi de yer aldı. İddianamede, sanıklar Savaş Temirhanoğulları'nın ağırlaştırılmış müebbet, F.İ'nin ise 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. İddianame Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?

DMM'den ABD'nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddialarına yalanma

05.04.2026 01:07:00
İhlas Haber Ajansı
ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?
ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?
Bazı sosyal medya hesaplarında ve dezenformasyon odaklı mecralarda, Türkiye'nin İran'a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği ve düşürüldüğü iddia edilen ABD F-15 uçağının bu Türk sistemleriyle vurulduğu öne sürülmüştü.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından ABD'nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddiaları yalanlandı.



DMM'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesapları ve dezenformasyon odaklı mecralarda yer alan, 'Türkiye'nin İran'a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD'ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu' yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır.

Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye'nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir" denildi.

Türkiye'nin bölgedeki huzur ve istikrarın korunması için bir duruş sergilediği söylenen açıklamada, "Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır.

Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde özel halk minibüsünün köprü direğine çarpması sonucu hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün kimlikleri belli oldu

04.04.2026 18:11:00 / Güncelleme: 04.04.2026 18:13:55
İHA
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Kaza, Kahramankazan ilçesi Saray mevkiinde meydana geldi. Kızılcahamam istikametine seyreden 06 HO 1460 plakalı özel halk minibüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Kazanın etkisiyle takla atan otobüs, köprü ayağına çarparak durabildi. Kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 14 kişi de yaralandı. Kazada hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün minibüs şoförü Efe Erdem (31) ile yolculardan Mehmet Sucu ve kızı Safiye Simge Sucu ile Hamiyet Bilge Uslu olduğu tespit edildi.



Hayatını kaybeden diğer kadın yolcunun kimliğini belirlemek için çalışmalar sürüyor. Otobüsün şoförü Efe Erdem'in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.



Kazayla ilgili 3 cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 2 bilirkişi de incelemelerini sürdürüyor. 

Sosyal medyadaki sahte hesaplar kapatılacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya düzenlemesine ilişkin, "Sosyal medyanın da bir hukuku, bir kuralı olmasını istiyoruz. Sosyal medyaya artık gerçek bilgiler ve kişisel kimlikle girilecek. Sahte hesapların kapatılması için bir geçiş süreci olacak. Bu düzenlemenin kısa sürede yasalaşması hedefleniyor. Bu sayede herkes sosyal medyaya gerçek kimliğini girmiş olacak" dedi

03.04.2026 15:51:00
AA
Sosyal medyadaki sahte hesaplar kapatılacak
Sosyal medyadaki sahte hesaplar kapatılacak
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Diyarbakır'daki temasları kapsamında Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen TÜGVA İhtisas Akademi Lansman Programı'na katıldı.

Programda, Bakan Gürlek ve TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, gazeteci Türker Akıncı'nın sorularını yanıtladı.

Akıncı'nın sosyal medya düzenlemesinin içeriğine ilişkin sorusu üzerine Gürlek, Adalet Bakanlığı tarafından sosyal medya düzenlemesi ön çalışmaları kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Siber Güvenlik Başkanlığı ile görüşmelerin yapıldığını belirterek, ilgili erişim sağlayıcılarıyla BTK tarafından görüşmelerin yürütüleceğini söyledi.

Gürlek, "Sosyal medyada öyle bir dünya anlatılıyor ki; oradaki hayatların hepsi yalan hayatlar. Orada yayınlanan diziler, filmler, YouTuber'lar, orada şaşaalı hayatlar... Öyle bir hayat yok. Bunlara gençlerin özenmemesini istiyorum. Gerçek dünyada böyle bir şey yok. Bizim memleketimiz her anlamda gelişmiş. Eğitim anlamında da çok gelişmiş. Artık Türkiye bir oyun kurucu modeline döndü. Yerli savunmamızı yapıyoruz, yerli silah üretiyoruz. Mühendislerimiz çok gelişti. Bilim adamlarımız gelişti. Sosyal hayattaki yalana kapılmamalarını özellikle gençlerimize tavsiye ederim. Orada bir yalan var, orada bir gerçeklik yok. Orada bir özenti var ama gerçek anlamda böyle bir hayat yok. Ülkemizin gerçeklerinden, geleneklerinden kopmayalım" diye konuştu.

Dünyada yaşanan gelişmelere ve savaşlara değinen Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Batı'yı gördük. Batı her zaman ikiyüzlü. Yanı başında Ukrayna-Rusya savaşı var, müdahale etmiyorlar. Sadece 'bize bir şey olmasın' diye kendi güvenliklerini düşünüyorlar. Memleket, millet, tarih olarak her zaman mazlumun yanında durduk. Bakın Cumhurbaşkanımız her zaman her ortamda Gazze'nin yanında durduğunu dile getiriyor. Yani dünya liderlerinden bunu dile getiren kaç kişi var?"

⁠"Sosyal medyanın da bir hukuku, bir kuralı olmasını istiyoruz"

Sosyal medyada sahte hesapların da açıldığına işaret eden Gürlek, itibar suikastlarının yapıldığını belirtti.

Gürlek, şunları kaydetti:

"Sosyal medyada bir kişi hesap açıyorsa, bir suç işliyorsa bunun mutlaka bir karşılığının olması lazım. Biz bunu istiyoruz. Sosyal medyanın da bir hukuku, bir kuralı olmasını istiyoruz. Yani bir kişi bir hesap açıyorsa bunun sorumluluğuna katlanacak. Şimdi sahte hesap açıyorlar, olayları farklı anlatıyorlar. Sosyal medyada yargılamalar yapılıyor, kararlar veriliyor, hükümler veriliyor. Gerçekte öyle değil. Sosyal medyada bir kişi hakaret ediyorsa ya da bir itibar suikastı yapıyorsa bunun sonuçlarına katlanması lazım. İnşallah 12. Yargı Paketi'nde bunu ete kemiğe büründüreceğiz. Yani bir kişi sosyal medyaya giriyorsa, kimliği belli olacak. Orada yazdıklarından da ettiği hakaretten de itibar suikastından da sorumlu olacak. Kimseye itibar suikastı yapılmayacak, kimse itibarsızlaştırılmayacak. Burada çok kıymetli hakimlerimiz var. Gece gündüz fedakarca çalışıyor, gerekirse ailesinden ödün veriyor, dosya okuyor ama sosyal medyada öyle bir şey yapılıyor ki, dosyadan haberi yok. Adam hüküm vermiş, yargılama yapmış. 'Bu neden tutuklanmadı?' deniyor. Sosyal medya yasasına çok önem veriyorum. Sosyal medyaya artık gerçek bilgiler ve kişisel kimlikle girilecek. Bu sahte hesapların kapatılması için bir geçiş süreci olacak. Bu kurallara uymadıkları takdirde kapatacaklar. Takip ediyorsunuz, hazırlıyoruz paketi, Meclis'e sunuyoruz. Sayın milletvekillerimiz de bu konuya çok önem veriyor. Bunun kısa sürede yasalaşması hedefleniyor. Yasalaştıktan sonra da bir geçiş süreci olacak. Çünkü bunun altyapısının sağlanması gerekiyor. Bu düzenleme sayesinde herkes sosyal medyaya gerçek kimliğini girmiş olacak."

Çevre Şehircilik Müdürlüğü önünde bomba paniği

Bartın Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü binası önünde elinde çanta ile gelen ve "bomba var" diye bağıran kişi gözaltına alınırken, çanta ise fünye ile patlatıldı

03.04.2026 15:04:00 / Güncelleme: 03.04.2026 15:06:54
İhlas Haber Ajansı
Çevre Şehircilik Müdürlüğü önünde bomba paniği
Çevre Şehircilik Müdürlüğü önünde bomba paniği
Bartın Valiliği'ne 150 metre, Bartın Belediyesine 100 metre uzaklıkta bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne gelen Halil K. isimli şahıs, bina girişinde elindeki çantayı göstererek, "Bomba var, patlatacağım burayı" diyerek bağırmaya başladı. Görenlerin ihbarı üzerine olay yerine giden ekipler, şahsı gözaltına alırken çantayı ise fünye ile patlattı. Çanta ilk iki patlamada açılmazken, üçüncü denemede açıldı.

Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü önünde geniş güvenlik tedbiri alınırken, bina boşaltıldı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Mehmet Özdemir, polis ekipleri tarafından binadan tahliye edildi. Çevredeki vatandaşlar ise alana yaklaştırılmadı.

3 patlamada açılan çantada küçük çaplı yangın çıkarken, yangın söndürme tüpü ile alevler söndürüldü. Çantadan ise altın, tablet ve kağıtlar çıktığı öğrenildi.

Gözaltına alınan H.K.'nin Gaziahtep'te polis olduğu ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nde çalışan kardeşine disiplin cezası verilmesi nedeniyle böyle bir eylemde bulunduğu belirlendi.



LGS takvimi milli maç nedeniyle değişti

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 14 Haziran'da yapılacağı duyurulan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın Dünya Kupası'ndaki Türkiye-Avustralya maçı sebebiyle bir gün öne çekilerek 13 Haziran'a alındığını açıkladı

03.04.2026 14:51:00
AA
LGS takvimi milli maç nedeniyle değişti
LGS takvimi milli maç nedeniyle değişti
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Aydın programı kapsamında Valilik Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"14 Haziran'da yapılacağı duyurulan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın Dünya Kupası'ndaki Türkiye-Avustralya maçı sebebiyle öne çekilebileceği" şeklindeki açıklamasıyla ilgili görüşleri sorulan Yusuf Tekin, "Anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bu açıklamayı yaptık. Ne söyleyeceğini şaşıran bazı her şeye muhalif insanlar bunu da eleştirdiler. Hatta şöyle bir açıklama gördüm. 'Sınavın tarihini değiştireceğinize maçın saatini değiştirirseniz.' Çok komik, üzüntü verici şeyler bunlar." dedi.

Türkiye'nin Dünya Kupası grup aşamasındaki ilk maçının 14 Haziran Pazar günü Türkiye saatiyle 07.00 civarında başlayacağını öğrendiklerini aktaran Tekin, öğrencilerin milli heyecana ortak olabilmeleri için çalışma başlattıklarını ifade etti.

Yapılan teknik ve hukuki incelemeler sonucunda sınavın bir gün öne alınmasında engel görülmediğini dile getiren Tekin, şunları söyledi:

"Çarşamba günü itibarıyla bu konuda arkadaşlarımız çalışmaya başladılar ve 14 Haziran günü yapılacağını ilan ettiğimiz temel eğitimden ortaöğretime geçiş kapsamındaki liselere geçiş sınavının, 13 Haziran Cumartesi günü aynı saatte yapılmasına hukuken ve teknik olarak bir engel olmadığını arkadaşlarımız tespit edince biz de sınav değişikliğini yapmaya karar verdik. 13 Haziran'da sınavı yapacağız."

"12 Haziran Cuma günü idari tatil olacak"

Sınav öncesi hazırlık süreci ve velilerin okul ziyaretleri için de düzenleme yaptıklarını aktaran Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okullarımızın, sınavın pazar günü olması durumunda cumartesi günü hazırlıkların yapıldığı gün olarak, velilerimizin çocuklarının sınava girecekleri yerlerle ilgili hazırlıklarını yaptıkları bir gün olarak bizim için önemliydi. Dolayısıyla bu hazırlıklar açısından da bir sorun yaşanmaması adına 12 Haziran Cuma günü de Bakanlığımız bünyesindeki örgün eğitim kurumlarında bir gün idari izin olarak geçirilmesini bugün zannediyorum arkadaşlarımız basın açıklamasıyla duyuracaklar. Dolayısıyla 12 Haziran Cuma günü idari tatil örgün eğitim kurumlarında. 13 Haziran Cumartesi günü daha önce ilan ettiğimiz aynı saatte liselere geçiş sınavını gerçekleştirmiş olacağız. Çocuklarımıza, öğretmenlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."

Adalar'da elektrikli araç krizi

UKOME kararıyla Adalar'da üç tekerlekli elektrikli araçların kaldırılması ve yerine L6-L7 sınıfı araçların zorunlu hale getirilmesi, maliyet ve geçiş süreci nedeniyle tartışmalara neden oldu

03.04.2026 12:51:00
İhlas Haber Ajansı
Adalar'da elektrikli araç krizi
Adalar'da elektrikli araç krizi
UKOME kararıyla Adalar'da üç tekerlekli elektrikli araçların kaldırılması ve yerine L6-L7 sınıfı araçların zorunlu hale getirilmesi, maliyet ve geçiş süreci nedeniyle tartışmalara neden oldu. Konu ile ilgili konuşan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, "Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamaktan, getirilenlerin sayısının yetersiz olması, işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek, ancak Adalar Belediyesi de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği bir burada korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi.

İstanbul'da UKOME kararı doğrultusunda Adalar'da uzun süredir kullanılan üç tekerlekli elektrikli araçlar kaldırılarak, yerlerine L6 ve L7 sınıfı dört tekerlekli araçlara geçiş zorunlu hale getirildi. Kararın uygulanmaya başlamasıyla birlikte ada halkı ve esnaf, yeni araçların yüksek maliyeti ve geçiş sürecinin kısa tutulması nedeniyle mağduriyet yaşadıkları öne sürüldü. Daha önce aynı bölgede elektrikli araç kullanımının yaygınlaştırılması yönünde adımlar atan Adalar Belediyesi'nin, yeni düzenlemeyle birlikte mevcut sistemi tamamen kaldırması da tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle eski araçların kısa sürede devre dışı bırakılması, birçok kişinin ekonomik olarak hazırlıksız yakalandığı iddia edildi.

"Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi"
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Adalar İlçe Başkanı Uğur Sina Şen, şunları söyledi:
"Adalar'da, ada içindeki yük taşımacılığı, buradaki toplu taşımacılık, bireysel taşımacılık, engelli bireylerin bir noktadan bir noktaya gitmesi gibi pek çok başlık var aslında burada. Ancak bu mağduriyetlerin oluşturulması, bugünün konusu değil. Burada 2009 yılında belediyenin el değiştirmesiyle birlikte bu sorunlar aslında pek çok başlık adı altında sorun yumakları büyüye büyüye bugünlere kadar geldi. Bunlardan bir tanesi de yine 2009 yılında burada sağlık raporlu olan bireylere kişisel araç verilmesiyle ilgili o dönemin belediye başkanı ve ekibinin aldığı kararlarla o gün başladı. Bunlar da yaklaşık o dönemde 500-600 adedi bulan burada golf arabası türü, 4 kişilik, aslında sağlık raporuna ihtiyaç duyan insanlara veriliyormuş gibi gösterilse de bunların yazlıkçı olarak nitelediğimiz, sadece evinden hastaneye, evinden kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir noktalara değil, bunların plaj, restoran, gezmek, dolaşmak, hava almak gibi pek çok bireysel olarak araçlanma ihtiyaçlarını doğurdu. Burada bir mağduriyet var ama bu mağduriyetleri oluşturan Adalar Belediyesi. Bu Adalar Belediyesi'nin bugüne geldiğimiz noktada sürekli 'Bu bizim dışımızda, biz yapmadık, başkaları karar alıyor, bizim bunda dahlimiz yok, biz bunları yaparken haberimiz yok, bizim haricimizde kararlar alınıyor, engelleniyoruz, önümüz kesiliyor' gibi bahaneler üreterek vatandaşa yanlış bilgiler vererek sürekli bir yanlış algılarla vatandaşlarımızı yönlendiriyorlar."

"Durum korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı"
Şen, ada içi ulaşımda yaşanan değişikliklerin mevcut talebi karşılayamadığını dile getirerek, "2019'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde belediye yönetimi değiştikten sonra Adalar'da faytonların kaldırılması kararı alındı. Bu araçların kaldırılmasıyla birlikte ada içi ulaşımın gerçekleştirilebilmesi için de bir başka ulaşım modeline ihtiyaç duyuldu. Burada alınan kararlar doğrultusunda buraya altını kalın harflerle çizeceğimiz 13+1 kişilik, tescilsiz, herhangi bir muayenesi yapılamayan, Emniyet Müdürlüğü tarafından bir karşılığı olmayan bir golf aracı getirildi. Bunlar 13+1 kişilik olarak burada hizmet vermeye başladı ve Adabüs adı verildi. Bir de bunların 3+1 şeklinde olan taksi modelleriyle birlikte bu hizmetler Adalar'da verilir oldu. Bu verilen hizmetler 40 tane Adabüs, 20 tane Adamini olarak verilen iş, kaldırılan 277 tane faytonun işini görebildi mi' Göremedi. Yazın burası İstanbul'un sayfiyesi olması sebebiyle, İstanbul'dan gelen turistlerin, ülkemizin dışından gelen turistlerin, ziyaretçilerin akınıyla karşılık bulması, burada kışlık yaşayan insanlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasıyla alakalı olarak bu araçlar bu talebi karşılayamadı. Burada bir anda bu kontrolsüz, eksik, bir şeyi kaldırırken yerine getireceğini planlamamak; getirilenlerin sayısının yetersiz olması ve işlevlerini yerine getirememiş olması burada kendiliğinden bu boşluğun doldurulmasına sebebiyet verecek. Ancak durum Adalar Belediyesi'nin de bu boşluğun kendisine zarar vermemesi için göz ardı edeceği, daha sonrasında sorumluluk almadan kenarda seyredeceği; korsan taşımacılığı ortaya çıkartan bir hal aldı" dedi.

"Bireysel araç sahiplenmesinde belediye zabıtalarının hiçbir kontrolü daha önce yapmadığını söyleyen Şen, şunları kaydetti:
Buradaki insanların bir noktadan bir noktaya gidilmesiyle ilgili denetleme yapılmadan, izin verilmeden bu araçların plakasız, tescilsiz, ruhsatsız bir şekilde adaya girişleri sağlandı. Ve bunların kontrolünü yapması gereken Adalar Belediyesi'nin zabıtası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin zabıtası bu işin hiçbir tarafında olmadı. Dolayısıyla bunlarda yine kendilerinin deniz araçlarının marifetleriyle buralara temin edildi. Peki buraya gelen bu araçların sayıları nerelere varıldı' Resmi olmayan rakamlara göre 12 bin 800 adetle 18 bin sayısı konuşulur hale gelen; burasını Hindistan'a, Pakistan'a benzeten, 10 yaşındaki çocuktan 90 yaşındaki büyüğümüze kadar hiçbir kontrolü ve belgesi bilgisi olmadan bu araçlar kullanılır hale geldi. Dolayısıyla burada kazaların ve kayıt dışı bir gelirin oluşması üzerine burada kamunun, belediye ve diğer partnerlerin UKOME tarafından ulaşım ve lojistik yönergesiyle birlikte disiplin altına alınması öngörüldü. 2021 yılındaki 2021'e 4-4 UKOME kararıyla bu lojistik yönerge hayata geçti. Bu yönergede de buradaki Adalar özelinde bir komisyon oluşturulması hasıl oldu. Buradaki komisyon 5 kişiden oluşuyor: Adalar Kaymakamlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Daire Başkanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, İlçe Toplum Sağlığı Müdürlüğü ve Adalar Belediye Başkanlığı'nın temsilcileriyle bu komisyon oluşturuldu. Burada gerek bireysel, gerek engelli, gerekse yük taşımacılığıyla ilgili bireysel olarak müracaat edenlerin ön müracaatlarını kabul etmek, buradaki komisyonda bunları değerlendirmek ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Toplu Ulaşım Müdürlüğü'ne göndermek, orada da UKOME kararları neyse bunların alınması doğrultusunda hareket ediliyor. Bu doğrultuda kimlere verileceği ve denetlemelerin nasıl yapılacağı hepsi bu kararların içerisinde belli. Dolayısıyla buranın içerisinde AK Parti hiçbir şekilde yok."

"Adalar Belediyesi'nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş"
Adalar Belediyesi'nin UKOME kararıyla araç azaltmaya gidilecek olmasına rağmen bunun aksi şekilde hareket ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
"Burada bu kadar aracın olması, bu kadar aracın Hindistan'a benzemesi, Pakistan'a benzemesi, geceleyin korsan taşımacılıklar yapılmasının sebeplerinden sonra 2025 yılının Ocak ayında alınan kararla ne yapıldı' Dediler ki, ' Burada aldığımız kararlara istinaden artık araç modellerinin yenilenmesi, güvenlik, korsan taşımacılığın önüne geçilmesi ve yük taşımacılığının saatlerinin belirlenmesi için bir yönergelerde değişikliğe gidildi.' Bu değişikliklerle beraber 2025 yılının 6 Ocak'ında 2025'e 1-4 UKOME kararıyla burada bahsettiğim sebeplerden dolayı araç modellerinin L2'den L6 ve L7 şekline dönüştürülmesi öngörüldü. Ve vatandaşlarımıza da dendi ki, 'Ey vatandaşlarımız bu kararı aldık, üstünden bir yıl geçiyor; 31 Aralık 2025 tarihine kadar da biz size müsaade ediyoruz, bu değişim ve dönüşümünüzü gerçekleştirin.' Ama bugüne kadar UKOME'den çıkan kararların tamamına yakını oy birliğiyle alınmış kararlar. Yani kimsenin burada 'Benim haberim yoktu, benden habersiz yapıldı' söylemleri çok doğru ve hakkaniyetli değil. Buna karşılık da yine 2025 yılında bu UKOME toplantısına Adalar'dan gelen talepler doğrultusunda bir yandan sayısı 18 bine kadar çıktığı söylenen araçların azaltılması ve esnafın araçlarının modellerini düşürmesi gündemdeyken; yine Adalar Belediyesi'nin istek ve talepleriyle 361 kişiye şahsi olarak plaka verilmesi gündeme getirilmiş. Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin UKOME meclisinde de ' Siz bir yandan araç azaltmaya çalışıyorsunuz bir yandan da 361 tane de yeni öneride bulunuyorsunuz' diyerek bu reddediliyor."
İHA

İşyerlerini kurşunlayıp haraca bağlamışlar:: 46 gözaltı

Kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerinden haraç isteyen çeteye yönelik İstanbul merkezli 3 ilde gerçekleştirilen operasyonda 46 şüpheli yakalandı

03.04.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
İşyerlerini kurşunlayıp haraca bağlamışlar:: 46 gözaltı
İşyerlerini kurşunlayıp haraca bağlamışlar:: 46 gözaltı
Kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerinden haraç isteyen çeteye yönelik İstanbul merkezli 3 ilde gerçekleştirilen operasyonda 46 şüpheli yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, Silivri ve çevre ilçelerde faaliyet yürüttüğü belirlenen, elebaşılığını M.A. isimli kişinin yaptığı silahlı suç örgütüne yönelik çalışma yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekipleri, kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerinden haraç isteyen çeteye yönelik operasyon başlattı.



İstihbarat Şube Müdürlüğü ile müşterek yürütülen operasyon, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile gerçekleştirildi.

Soruşturma kapsamında, Silivri ve çevre ilçelerde faaliyet yürüttüğü belirlenen, liderliğini M.A. isimli şahsın yaptığı silahlı suç örgütüne bu sabah İstanbul, Ankara ve Tekirdağ illerini kapsayan operasyonda, 46 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Adreslerde yapılan aramalarda ise 9 tabanca, 1 av tüfeği, çok sayıda senet ve kıymetli evrak, yakalanan silahlara ait değişik çaplarda çok sayıda mermi ele geçirildi. 3 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan 46 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul Organize Şubeye götürüldü.

Fethiye'de tekne battı: 1 ölü

Muğla'nın Fethiye ilçesinde kıyıya çarparak batan teknedeki 1 kişi öldü, 6 kişi kurtarıldı

 

02.04.2026 10:38:00 / Güncelleme: 02.04.2026 13:00:45
Anadolu Ajansı
Fethiye'de tekne battı: 1 ölü
Fethiye'de tekne battı: 1 ölü

Fethiye Ölüdeniz Mahallesi'ndeki Kumburnu Plajı önlerinde kuvvetli rüzgar nedeniyle bir tekne kıyıya sürüklendi.

Teknenin kayalıklara çarparak battığını fark edenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timi ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kurtarılan 6 kişiye sağlık ekiplerince müdahale edildi.

Sahil güvenlik dalış ekiplerince denizde, jandarma ekiplerince ise karada arama çalışması yapıldı.

Ekipler tarafından İbrahim Özbek'in (59) cesedine ulaşıldı. Özbek'in cenazesi Fethiye Devlet Hastanesi morguna gönderildi.

Yakıt sızıntısı ihtimali üzerine büyük bölümü suyun içinde bulunan teknenin çevresi bariyerlerle çevrildi. 

Esenler'de milyonlarca sahte döviz ele geçirildi

İstanbul'un Esenler ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda 1 milyon 250 bin sahte dolar, 655 bin sahte euro ve ekipmanlar ele geçirilirken, 3 şüpheli gözaltına alındı

01.04.2026 15:13:00 / Güncelleme: 01.04.2026 15:16:33
İHA
Esenler'de milyonlarca sahte döviz ele geçirildi
Esenler'de milyonlarca sahte döviz ele geçirildi
Esenler ilçesinde bir adreste sahte döviz basıldığının belirlenmesi üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Kaçakçılık ve Mali Suçlarla Mücadele Soruşturma Bürosu, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ve İstanbul MİT Bölge Başkanlığı koordinesinde belirlenen adrese operasyon düzenlendi.



3 şüpheli gözaltına alındı, milyonlarca sahte döviz ele geçirildi

Ekipler tarafından 31 Mart günü adrese yapılan baskında, M.C.S., M.D. ve M.N.S. isimli 3 şüpheli gözaltına alındı.

Öte yandan ekipler tarafından adreste yapılan aramalarda ise, 1 milyon 250 bin sahte dolar, 655 bin sahte euro, 1 adet kağıt kesme makinesi, 1 adet para kontrol cihazı, 1 adet para basma kalıp makinesi, 800 adet hologram, 2 adet para basımında kullanılan demir kalıp ile 18 adet para basımında kullanılan plastik kalıp ele geçirildi.



Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Gebze'de çöken bina için yeni rapor

Gebze'de yaşanan ve aynı aileden 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaya ilişkin resmi süreç devam ederken, yerel bilirkişi heyeti raporu dışında ikinci bir rapor daha olduğu ortaya çıktı. Farklı üniversitelerden uzmanların yer aldığı bilim kurulu tarafından hazırlanan ikinci raporun, yerel bilirkişi heyeti raporundaki çelişkilere ışık tuttuğu öğrenildi

01.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 01.04.2026 14:16:21
İhlas Haber Ajansı
Gebze'de çöken bina için yeni rapor
Gebze'de çöken bina için yeni rapor
Kocaeli ili, Gebze ilçesinde meydana gelen bina göçmesine ilişkin süreç, raporların ilgili makamlara sunulması ile devam ediyor. Yerel bilirkişi raporunun basına sızmasının ardından konuyla ilgili ikinci bir rapor daha hazırlandığı ortaya çıktı. Hızlı bir şekilde hazırlanarak tamamlanan ve çelişkiler içerdiği belirtilen ilk rapora karşılık; bilim kurulu tarafından hazırlanan ikinci raporun, teknik bir rapor olduğu ve jeolojik-jeoteknik değerlendirmelerin derin analizine yer verdiği aktarıldı.

Hazırlanan jeolojik-geoteknik değerlendirme raporu, meydana gelen bina çökmesine ilişkin önemli bulgular ortaya koydu. Raporda yer alan değerlendirmelere göre; çökmenin temelinde binanın bulunduğu zayıf zemin koşulları ve yapıdaki imalat kusurları bulunuyor. Ayrıca raporda çöken binanın eski bir dere yatağı ve döküm sahası niteliğindeki kontrolsüz dolgu zemin üzerine inşa edildiği, temelinin ise yüzeysel ve yetersiz olduğunun tespit edildiği belirtiliyor.

Raporda ayrıca yer altı su seviyesindeki değişimlere de değiniliyor. Yer altı su seviyelerinin zemin içinde zamanla boşluklar oluşturduğu, bu sürecin temel altındaki taşıyıcı zemini zayıflatarak yapının stabilitesini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Ayrıca yapıdaki bazı beton dayanım değerlerinin binanın projesinde öngörülen seviyelerin altında kaldığı da raporda yer alıyor.

Zemin hareketi sınırlı kaldı

Raporda, metro proje inşaatı süresince ölçülen toplam zemin hareketinin azami 5 santimetre seviyesinde kaldığı ve bu değerin bina altında aniden oluşan büyük ölçekli boşluğu açıklayacak nitelikte olmadığı vurgulanıyor. Binanın zemin oturmalarının da ilgili yönetmeliklerde belirtilen sınırlar içinde kaldığı, zamanla sönümlendiği ve sonrasında ilave bir hareket gözlenmediği aktarılıyor.

Tünellerde hasar bulgusu yok

Hazırlanan ilk yerel bilirkişi raporunun genelinde, metro inşaatının sürece etkisine dair varsayımsal birçok kanaatin yer aldığı belirtiliyor. Hazırlanan teknik raporda bu konuya da değinerek, açıklık getiriliyor. Metro tünellerinde yapılan teknik incelemelerde herhangi bir çatlak, deformasyon, kayma ya da su sızıntısına rastlanmadığı kaydedilirken; metro tünellerinin sağlam kaya birimi içinde inşa edildiği, ölçümlerde eksenel sapma veya yapısal bozulma tespit edilmediği belirtildi. Raporda ayrıca tünel kazılarının yüzeydeki yapılarla etkileşiminin kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı ve inşaat sürecinin teknik kriterlere uygun şekilde yürütüldüğü de ifade edildi.





logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.