logo
17 MAYIS 2026

Kaybedecek zaman yok

10.10.2002 00:00:00
İstanbul'da düzenlenen iktidara yürüyüş şöleninde konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, hem seçmene, hem de projelerini aşıran partilere tarihi bir uyarıda bulunarak, "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, ama, yatsıya kadarki zaman da bize lazım" dedi

Bağımsız Türkiye Partisi, İstanbul Eresin Otelinde, bir iktidara yürüyüş şöleni düzenledi. Şölene, BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın yanısıra, Genel Başkan Yardımcıları Ali Gedik, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İstanbul milletvekili adayları, il ve ilçe teşkilat mensupları ile seçkin bir davetli topluluğu katıldı.

Beklenen lider kimliği3 Kasım'da iktidar havası içinde geçen şölene katılanlara hitabeden Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, 3 Kasım seçimlerine, 4 Kasım'da iktidara hazırlanan bir parti liderinden öte, onlarca, yüzlerce yıl ötesini gören, Türk milletinin özlediği, beklediği tam bir devlet adamı kimliğiyle konuştu. Prof. Dr. Haydar Baş, genelde insan unsurunun, özelde Türk insanının karakteristik yapısıyla, tarihi misyonuyla, ülkemiz ve insanımız çevresindeki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar ve tahlillerle, Türkiye'nin, 3 Kasım'da, hangi ellere teslim edilmesi gerektiğini, bir kez daha bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.

Başarının temel unsuru insandırÜlkemizin hukuki, iktisadi, siyasi, sosyal, ülkeler arası mevzularda çok meselesinin var olduğunu, ancak bütün bunların başında çok büyük bir meselenin, insan meselesinin geldiğini, insan modelimizi kaybettiğimizi, asıl mevzunun, kaybettiğimiz insanımızı, modeli bulmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Hangi sistem olursa olsun, onu ayakta tutan, başarı imkanı tanıyan, onu uygulayacak olan insandır. İnsanı, kendisi, toplumu, devlet ve milletinin yararına kazanmadıktan sonra ne kadar mükemmel sistem hayata geçirmeye çalışırsanız çalışın, başarı elde etmeniz hiç mümkün değildir" dedi. "Ben Türküm. Bu milletin evladıyım" dediği halde, kafasını ve gönlünü okyanus ötelerine bağlamış, mandacı bir zihniyetin elemanı veya esiri olmuşların bu milletin lehine politika üretmesinin hiç mümkün olmadığını söyleyen, "millet lehine politikalar üretebilmek, bu memleketi kalkındırabilmek için evvela bu milletin modeli olmanız lazımdır" tespitinde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, "Biz, hiç bir millete, hangi dal, hangi tarz, hangi sanat olursa olsun zerre nispetinde ihtiyacı olmayan dünyanın tek milletiyiz. Büyük milletiyiz. Biz ekonomik kalkınmamızdan evvel bu kimliği BTP iktidarında hayata geçireceğiz. Ve biz Türklüğümüzle övüneceğiz. Örfümüzle, adetlerimizle, geleneklerimizle övüneceğiz" şeklinde konuştu.

Dünün Abdulvahhab ve Hüseyin Bin Ali'leri bugün de devredeProf. Dr. Haydar Baş, ülkemizi çok yakından ilgilendiren ABD'nin Irak'a müdahale olayına da değindiği konuşmasında, bu müdahalenin ne manaya geldiğini, olması durumunda Türkiye'yi ne gibi hayati tehlikelerin beklediğini, Hicaz bölgesinde Osmanlıya oynanan oyun gerçeğini hatırlatarak ve bu oyunun Anadolu'da da devam ettiğine dikkat çekerek anlattı. Bizden görünüp, din adına, İslam adına fetva veren, konuşan, ibadet de eden ve fakat içi bizden olmayan adamların, Hicaz bölgesindeki kardeş milyonları kandırıp, asırlar boyu kendilerine hizmetkâr olan Osmanlıyı, arkadan vurdurduklarına işaret eden Prof. Dr. Haydar Baş, dün Hicaz bölgesinde kardeşlerimizi kandırarak Osmanlıyı arkadan vurmak isteyenlerin, şimdi de bu milleti, bu devleti arkadan vurmak istediklerine, dünün Hüseyin bin Ali'si, dünün Abdülvahhab'ının bugün de devam ettiğine dikkat çekti.

Bölgemiz cadı kazanına çevrilmek isteniyorBatının, Irak'a müdahale adı altında, yer altı kaynaklarını ele geçirmek ve etnik gurupları bölerek fitne çıkartmak istediğini, Kuzey Irak'ta 1991'den sonra fiilen kurulan Kürt devletinin hukuki alt yapısını hazırladığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun Türkiye için doğuracağı tehlikeli sonuçlarını şöyle haber verdi: "Kuzey Irak'taki etnik gurup, İran'da, Suriye'de, Türkiye'de de vardır. Yapılmak istenen şey o bölgeyi cadı kazanı haline getirmektir. Devlet adamı demek bu tehlikeyi görmek demektir. Bu bölge Fizik'teki bileşik kaplar gibidir. Birindeki hadisenin diğerine nakledilmemesi hiç ama hiç mümkün değildir. Olayı bu derece kendimize yakın hissetmez ve buna göre tedbir almaz isek vay benim ülkemin başına geleceklere!.. Bu iş sadece güneydoğumuzla da sınırlı kalmaz. İş, Karadeniz Pontus hareketine atlar, Laz hareketine atlar, Çerkez hareketine atlar. Ve Büyük Ermenistan hareketine atlar. Şu anda bütün bunların önüne geçmek mümkün iken, esefle müşahede ediyorum ki devlet olarak biz bu tedbirleri liyakatla almıyoruz. Olayları kendi akışı istikametinde serbest bırakıyoruz. Bu durum, ilmi kriterlere, sosyolojik gerçeklere göre, devletin ve milletin, bu toplumun sonunu getirebilir."

Bölge Bakanlıkları ihdas edilecekProf. Dr. Haydar Baş, geçmişe, bugüne ve geleceğe ışık tutan bu tarihî tespitlerinden sonra, bu milletin gerçek kimliğinin ortaya konulacağı, Irak dahil çevresinde ve dünyada aleyhimize gelişen tüm olaylara "dur" denileceği BTP iktidarında gerçekleştirilecek ve milletimizin topyekûn ızdırabını dindirecek, dünya lideri-kâinat devleti Türkiye'nin onurlu, başı dik insanları konumuna yükseltecek projelerinden bahsetti. Proje kapsamına muhtarları aldıklarını deklere ederek, "Çilekeş muhtarlarımıza 90 milyon TL maaş veriliyormuş. Muhtarların maaşını en az üç misli arttırıyoruz. İki dönem üst üste muhtarlık yapan arkadaşlarımızı da emekli edeceğiz" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Haydar Baş, bir başka yeni projeyi de şöyle açıkladı: "Üniter devletin yapısını bozmadan bir yapı değişikliğine de gideceğiz. Bütün belediyeler, her işlerinde Ankara ile yazışmaktan işlerinin aksadığından şikayetçi. 'Mahalli idarelere mahallinde yetkiler verilmesi lazım' denilip duruluyor. Şu ana kadar bu hususa üniter yapı içinde bir çözüm bulunamadı. Ben çözüm buldum. Ben, bu üniter yapıyı zerre kadar bozmadan ve de daha da güçlendirerek bölge bakanlıkları ihdas ediyorum. Türkiye üzerinde hesabı olanlar, 'Eyvah! Biz Türkiye'yi küçültelim, devleti küçültelim derken, bunlar, devleti bölgelere yaydılar. Ne yapacağız?' diyecekler. Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun Belediyesi, artık Ankara ile yazışmayacak. Bir bakanlık Trabzon'da, bir tane Ordu'da bulunacak. Kısmet olursa bunu bütün Türkiye'ye şamil hale getireceğiz. Federasyon anlayışını fiilen, resmiyette üniter devleti en güçlü şekilde hayata geçireceğiz. O zaman memleketimizin doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi, kendi bakanlıkları doğrultusunda merkeze, Ankara'ya bağlı olacak. Mahallinde bütün işler anında halledilecek. Ülkemizde problem haline gelen şuculuk buculuk da 24 saat içinde kaldırılacaktır."

Milletimize ve BTP projelerini aşıranlara tarihi uyarıProjelerin çalınmasına burada da değinen, Prof. Dr. Haydar Baş, hem milletimize hem de bu partilere yönelik olarak şu tarihî uyarıda bulundu: "Halkımızın çok güzel bir sözü vardır: 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' 'Yalancının mumu yatsıya kadar yanar', ama, yatsıya kadarki zaman da bize lazım. Onun için insanımızı ayıktırmamız, onları kandırmalarının önüne geçmemiz lazım. Bizim dışımızdaki bütün partilerin kaynağı hep aynıdır. Kaynağı gayri millidir. Kaynağı milli olan tek parti BTP'dir. Bizim projelerimiz bize has, bize aittir. Onun için bizim projelerimiz, hiç mümkün değil ki, IMF'yi kabul eden bir partiler tarafından çözülebilsin. Memura vereceği 100 milyonu pazarlık konusu haline getiren parti benim koyduğum projeleri nasıl çözebilir? İnsanımız hakikaten çok iyi düşünsün. 100 milyona kaynak arayıp da bulamayan partiler, trilyonluk, katrilyonluk projelere nasıl kaynak bulacaklar? Biz, seçimden 15 gün evvel, kaynakları insanımıza açacağız. Göreceksiniz, 70 milyonluk bir Türkiye değil, 700 milyonluk bir Türkiye, dünyanın hiç bir ülkesine muhtaç olmadan kendini nasıl bakabilecektir. Anahtar elimizin içinde, ama, kapıyı açmak için anahtar arıyoruz. Bütün partiler bekliyor ki Haydar Hoca anahtarı göstersin. Ama işin garip tarafı, benim elimdeki anahtar, bu milletin kapısının anahtarı. Yani benim anahtarımla milletin kapıları açılır. Bu anahtar IMF'nin kapısını açmaz. Tavsiyem odur ki, bu kaynaklara yaklaşmasınlar. Milletimiz de onlara kanarak vakit kaybetmesinler."

Medya 4 Kasım'da uyanacakBağımsız Türkiye Partisi'nin Eresin Oteli'ndeki iktidara yürüyüş şöleninde, Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı Ali Gedik yaptığı konuşmada, "BTP iktidarı ile Türkiye'nin rengi bir başka olacak. Türk milletinin eli bir başka tutacak, kalbi bir başka atacak" derken, İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Fuat Şengül, Prof. Dr. Haydar Baş'ın başbakanlığında olacakları anlattı. Kapatılmış fabrikaların tekrar açılacağını, ekonomiye can geleceğini, öğrencinin okuma derdi kalmayacağını söyleyen Şengül, kış mevsiminin yaklaşmasına atıfta bulunarak vatandaşların % 50 daha ucuza ısınacaklarını belirtti. İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı emekli hakim Sait Çuhadar ise, laiklik ile Atatürk ilke ve inkılaplarının tam anlamını, Türk milletine bir nimet olarak gördüğü Prof. Dr. Haydar Baş'tan öğrendiğini belirterek, "Prof. Dr. Haydar Baş, milletimizin gönlünde taht kurdu. Ama medya bunu gizliyor. Medya, bu gizli tuttuğu şeyi 4 Kasım'da öğrenecek" dedi. İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Türk Sanat Müziği sanatçısı Galip Sokullu da söylediği eserlerle şölene katılanları coşturdu. "Öyle bir sevgili buldum ki seni unutacağım" şarkısını okuduktan sonra, "Türkiye de Haydar Baş'ı buldu. Diğerlerini unutacak" diyen Sokullu, "Çile bülbülüm çile"yi söyledikten sonra da, "Bu çileler 4 Kasım sabahı bitecek inşallah" değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal devletin temeli hazırProf. Dr. Haydar Baş'ın Eresin Oteldeki şölende yaptığı konuşmada insanımızın dikkatine sunulması gereken bazı anekdotlara imza attı. Projelerinin hepsinin ayağının yere bastığının nişanesi mahiyetindeki bu anekdotlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:

* İnsan işçisi annelere müjde!- "Benim anam beni yetiştiriyor, bu kadar büyük hizmeti görüyor, işçi olamıyor. İşçi olmak için illâ tahta ile teneke ile mi uğraşacak? İnsanla uğraşan niçin işçi olmayacak? Asıl işçilik insan işçiliğidir. İnsanı yetiştirmek kadar zor bir hadise yoktur. O bakımdan bizim inancımızda, 'Cennet annelerin ayakları altındadır.' Ayakları altında cennet olan bir varlığa bu millet, emeklilik imkanı tanımayacak da ne yapacak? İşte biz bunu yapacağız."

* Milletine hadim sosyal devlet - "Bizim devletimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu sosyal bir devlettir. Sosyalist bir devlet değildir. Milletinin sırtından geçinen değil, milletine hizmet eden, hadim olan devlettir. Allah nasip ederse biz bunu hayata geçireceğiz."

* Avrupa artık tükendi- "Avrupa bitmiştir. İnsanı itibariyle de bitmiştir, kaynakları itibariyle de bitmiştir. Avrupa'da, yerin altını boşalttılar. Şimdi, onların gözleri, kabul etseniz de etmeseniz de bizim dünyamızdadır. Şu veya bu bahane ile gelip oturmak, sömürmek istedikleri bizim coğrafyamızdır. Biz bunlara hukuki bazda en güzel tarzda taş koyacağız."

* Tembelliğe pirim yok- "Türkiye'de işsizlik maaşı yok. BTP iktidarı döneminde, bir zaman sonra bunu vereceğiz. Önce de verebiliriz. Ancak milletimizi tembelliğe alıştırdılar. Bunu verirsek kimse çalışmaz. Şimdi önce çalışacağız. Kazanacağız. Ondan sonra işsizlik maaşını alma durumunu hak edeceğiz."

* Kimsesiz yaşlılara hürriyet-"Kimsesiz yaşlılarımız geçimini temin için kapı kapı dolaşıyor. Bu durum, bizim ar damarımızı çatlatması lazım. Oysa biz, artıklarımızla bile sadece bir milleti değil bir kıtayı bakacak imkanlara sahibiz. Soframızın artıklarıyla bir kıtayı bakacak imkanlara sahipken yaşlılarımızı kapı kapı dolaştırmak bize yakışmaz. Kısmet olursa onları 4 Kasım'dan sonra hürriyetlerine kavuşturacağız."

* Kaynağın adresi- "Haydar Hoca bol keseden atıyor zannetmeyin. Çok imkanlar var. Biz, bu milletin bir elinden alıp dağıtıyoruz. Başka bir şey yaptığımız yok. Bugüne kadar adaletsizlikle sadece bir kesim insan, % 1-2 oranında insan, ağa-paşa geçiniyor, diğerleri açlıkla, sefaletle karşı karşıya bulunuyordu. Biz, işte buna son vereceğiz."

* Şehit ailelerine reva görülen- "Şehit ailelerinin hayatlarının garanti altına alınmaları devletin başta gelen vazifelerinden biri olacak. Aksi takdirde biz milleti hudut boylarında koruyacak askeri de bulamayız. Çünkü onları çok darılttık. Onların evlatlarını şehit edenleri biz affettik. Yarın onlar siyaset sahnesine çıkar da, onların gözünün içine baka baka 'sizin oyunuzu istiyoruz' derse, acaba bunun hesabını kim verecek?"

* Apo konusunda bir parantez- "Yabancı vakıflara toprak edinme hakkını dolaylı yoldan temin ettiler. 5 bin insanımızı şehit eden insanı affettiler. Şimdi de siyaset sahnesine sürecekler. Bir tane arkadaşımızı dikkat ederseniz çok istismar ediyorlar. 'Şu hakkını aldılar' diye acındırıyorlar. Ben korkuyorum ki onun üzerinden Öcalan'ı da siyaset sahnesine sürecekler. Bunu parantez içerisine alın. O bakımdan çok dikkatli ve de düşünceli olmalıyız."

Türk savunma sanayi ürünleri İzmir'de görücüye çıktı

İzmir'de EFES-2026 Birleşik, Müşterek ve Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında açılan savunma sanayi sergisi ziyaretçilerini ağırlıyor

17.05.2026 21:07:00
AA
Türk savunma sanayi ürünleri İzmir'de görücüye çıktı
Türk savunma sanayi ürünleri İzmir'de görücüye çıktı
Doğanbey Tatbikat Alanı'ndaki sergide, savunma sanayisi alanında faaliyet gösteren 55 firma yer aldı. Baykar, ASELSAN ve ROKETSAN başta olmak üzere çok sayıda şirket, geliştirdikleri teknolojileri katılımcılara tanıttı.

Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği sergide yer alan robot köpekler ziyaretçilerin dikkatini çekti.

Ziyaretçilerden Ahmet Canatan, AA muhabirine, Türkiye'nin savunma sanayisinde geldiği noktanın, kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

Ülkenin savunma sanayisinde dış bağımlılığından kurtulmasının ve bu alanda ciddi bir ekosistemin oluşmasının gururlandırdığını ifade eden Canatan, şunları konuştu:

"Birçok işletmenin istek ve arzu ile bu kutlu yolda rol almak istediklerini, bütün enerjilerini seve seve vermek istediklerini görüyorum. Çok mutluyum, gururluyum. Bütün çalışanları, firmaları canıgönülden tebrik ediyorum. Yolları açık olsun. Bu çalışmaları canlı görmek, televizyonlarda görünenlerden çok daha farklı. Somut olarak görüyorsunuz, dokunuyorsunuz, hissediyorsunuz. Hatta bazı stantlarda görsel şovlar da yapıyorlar. Onları görmek de daha mutlu ediyor."

Vatandaşlardan Emine Demirel ise Türk savunma sanayisiyle gurur duyduğunu dile getirdi.

Çalışmaların birbirinden değerli ve güzel olduğunu belirten Demirel, "Dünyayı titretiyoruz. Korkuyorlar artık bizden. Eski Türkiye yok, yeni Türkiye ve gençler var. Hepsi birbirinden değerli. Zaten etkilenmemek mümkün değil ve ülkemizle gururlanıyoruz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasındayız sonuna kadar. Allah uzun ömürler versin kendisine. Böyle savunma sanayimiz, her şeyimiz çok güzel olsun. Ülkemiz çok güzel olsun. Herkes sevgiyle birbirine baksın. Düşmanlık olmasın. Hayat güzel olsun." dedi.

Sergi yarın sona erecek.

Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplanacak. Toplantının ana gündem maddesi ekonomi. Ortadoğu'daki gelişmeler ve terörsüz Türkiye süreci de masada olacak

17.05.2026 17:02:00
Haber Merkezi
Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?
Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yarın Beştepe'de yapılacak kabine toplantısında, iç ve dış politikadaki önemli başlıklar masaya yatırılacak.

Toplantının ana gündem maddelerinden birinin ekonomi olması öngörülüyor.

Toplantıda, enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımlar, piyasalardaki son durum ve fiyat denetimleri değerlendirilecek.

Sosyal destek paketleri ve vatandaşın alım gücüne yönelik olası düzenlemelerin ele alınabileceği belirtiliyor.

Dış politikada ise gözler Ortadoğu'daki gelişmelere çevrilmiş durumda.

Gazze, İsrail'in bölgedeki operasyonları ve İran eksenli gerilimlerin toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor.

ABD-İran Savaşı'nda kalıcı barış için atılabilecek adımlar ve Hürmüz Boğazı'ndaki son durum da kabinenin gündeminde olacak.

Kamuoyunun yakından takip ettiği bir diğer önemli başlık terörsüz Türkiye süreci.

Terör örgütünün silah bırakma süreci ve hukuki adım beklentisi de kabinede değerlendirilmesi beklenen başlıklar arasında.

Ve Kurban Bayramı tedbirleri... Bayram haftasında yüz binlerce araç yollara çıkacak.

Kabinede yollardaki bayram tedbirleri de ele alınacak.

Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı

Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. 

17.05.2026 11:10:00
İhlas Haber Ajansı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. Leijdekkers, Hollanda yetkili makamlarınca, "Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama" suçu kapsamında, ülkesine iadesi isteniyor.

Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi

Yasa dışı bahis operasyonunda gazeteci Kütahyalı ile birlikte 154 şüpheli adliyeye sevk edildi

17.05.2026 11:05:00
İhlas Haber Ajansı
Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi
Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi
Adana merkezli 21 ilde yapılan 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Yasa dışı bahis', 'Bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık', 'Rüşvet' ve 'Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarına yönelik yapılan operasyonda aralarında gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da olduğu 154 şüpheli adliyeye sevk edildi.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Yasa dışı bahis', 'Bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık', 'Rüşvet' ve 'Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarına yönelik operasyon düzenlendi.



Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) raporları, teknik ve fiziki takip çalışmaları, banka hareketleri, dijital materyal incelemeleri, kripto varlık analizleri, HTS kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; şüphelilerin Selahattin A.U. liderliğinde organize suç örgütü niteliğinde hareket ederek yasa dışı bahis ve phishing yöntemiyle gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edilen suç gelirlerini elektronik para kuruluşları, banka hesapları, sanal POS sistemleri, döviz büroları, kuyumcular, paravan şirketler ve kripto varlık sistemleri üzerinden dolaştırarak akladıkları tespit edildi. Soruşturma kapsamında suç örgütünün, özel yazılım altyapıları ve panel sistemleri kurduğu, yasa dışı bahis sitelerine finansal altyapı sağladığı, elektronik para kuruluşları ve sanal POS ağları üzerinden para transfer organizasyonları yürüttüğü, suç gelirlerini çok katmanlı finansal sistem içerisinde dolaştırdığı, kripto varlık sistemlerini aktif şekilde kullandığı, kuyumcu ve döviz büroları üzerinden nakit dönüşüm ve katmanlandırma işlemleri yaptığı belirlendi.

2 milyara dolar para hareketliliği tespit edildi



MASAK analizleri ve soruşturma dosyası kapsamındaki mali incelemelerde yaklaşık 100 milyar Türk lirası ve yaklaşık 2 milyar Amerikan doları seviyesinde şüpheli para hareketi ve aklama faaliyetinin tespit edildiği, örgütün ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren profesyonel bir finansal suç organizasyonu niteliğinde olduğu değerlendirildi. Soruşturma kapsamında ayrıca bazı özel bankalarda görev yapan orta ve üst düzey yöneticilerin suçtan elde edilen gelirlerin bankacılık sistemi içerisindeki katmanlandırma işlemlerinde görev aldıkları, şüpheli para hareketlerine yönelik bloke ve güvenlik süreçlerinin etkisiz hale getirilmesine yardımcı oldukları yönünde kuvvetli deliller elde edildi. Bunun yanında bazı emniyet personelinin, şüpheli şahıslar hakkında adli makamlarca verilmiş yakalama, gözaltı ve arama kararlarına ilişkin sorgulamaları rüşvet karşılığında yaptıkları ve operasyonel süreçlere ilişkin bilgi temin ettikleri yönünde tespitler yapıldı.

Kütahyalı'nın hesabında 37.7 milyon liralık hareketlilik



Savcılık dosyasında sadece para alan pasif bir hesap olmadığı belirlenen Kütahyalı'nın banka hesabından, katmanlama amacıyla kullanıldığı değerlendirilen hesaplara yaklaşık 37,7 milyon lira transfer yapıldığı belirtildi. Aynı yapı içerisindeki hesaplardan ise Kütahyalı'nın hesabına yaklaşık 15,7 milyon lira para girişi gerçekleştirildiği kaydedildi. Ayrıca e-para ve ödeme kuruluşları analizinde 6 farklı kuruluştan 2022-2024 yılları arasında Kütahyalı'nın hesaplarına toplam 35 milyon 201 bin 344 lira para girişi olduğu tespit edildi. Söz konusu para hareketliliği, örgütün genel çalışma sistemiyle birlikte değerlendirildiğinde olağan bireysel para trafiği olarak görülmedi.

Soruşturma kapsamında aralarında 3 banka yöneticisi, 8 emniyet personeli, 4 avukat ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu 198 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 21 ilde 228 ayrı adrese 14 Mayıs'ta şafak vakti yapılan baskında, Kütahyalı'nın da arasında olduğu 161 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerinde bulunamayan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Ayrıca soruşturma kapsamında 3 elektronik para ödeme kuruluşu, 3 kuyumcu, 1 döviz bürosu hakkında mahkeme kararları doğrultusunda kayyım ve el koyma tedbirleri uygulandı. Şüphelilere ve şirketlere ait olduğu değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 araç ve 3 tekneye el konuldu.

Suçtan elde edilen gelirlerin finansal sistem içerisinde dolaştırılmasında kullanıldığı değerlendirilen toplam 8 bin 500 yasa dışı bahis ve kumar içerikli internet sitesi hakkında erişimin engellenmesi kararı uygulandı.

"Örgüt liderinin uluslararası bağlantısı tespit edildi"

Örgütün elebaşı olduğu belirtilen Selehattin A.U. ile gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı, operasyon kapsamında İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra Adana'ya götürüldü. Adli tıp biriminde sağlık kontrolünden geçirilen Kütahyalı, gazetecilere, "İyiyiz baba. Bende öyle bir para hareketliliği yok. Bir yanlış anlaşılma var. Öğreneceğiz" dedi.

Kütahyalı: "Borç karşılığı gönderildi, çeteyle alakam yok"

Emniyette sorguya alınan şüphelilerden Kütahyalı, suç örgütüyle ilgisinin olmadığını öne sürerek, "Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok" dedi.

Adana Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgu ve gözaltı işlemleri tamamlanan, aralarında Kütahyalı'nın da bulunduğu 154 şüpheli, adliyeye sevk edildi.

Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...


 
15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi’nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır’ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı. 

16.05.2026 15:07:00
Haber Merkezi
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...

15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi'nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır'ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı.

Görgen, şunları söyledi: "15 Mayıs'ta hastanemize başvuran hastamız Kadir İnanır; yapılan tıbbi değerlendirme sonrası; pnömoniye (zatürre) bağlı gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakım servisine alınmıştır. Tedavisi, yoğun bakım koşullarında sürdürülmekte ve entübasyon gerektirmeden uygulanan non-invaziv solunum desteği verilmektedir. Genel durumu yakından izlenen hastamızın klinik durumunda dünden bu yana kısmi iyileşme gözlenmiştir. Hastamız, bir süre daha yoğun bakım servisinde takip edilecektir."

Erdoğan'dan savaşın neden bitmediğine dair değerlendirme...


 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan dönüşünde uçakta, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına ilişkin, "Öncelikle İsrail'in kışkırtmalarının etkisiz kılınması, sonra da gerçek bir barışın inşa edilmesi şart" dedi.

16.05.2026 15:01:00
HABER MERKEZİ
Erdoğan'dan savaşın neden bitmediğine dair değerlendirme...
Erdoğan'dan savaşın neden bitmediğine dair değerlendirme...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 6. Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kazakistan dönüşü uçakta açıklamalarda bulundu.

Krizin ana nedeni İsrail'in kışkırtmaları

Erdoğan, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın neden bitmediğine ilişkin şunları söyledi: "Şimdi bu krizi doğuran ana etkenlerden biri, her fırsatta vurguladığım gibi, İsrail'in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle, bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki, bu savaş bölge geneline yayılsın ve bölgemizdeki pus daha da artsın. Öncelikle İsrail'in kışkırtmalarının etkisiz kılınması, sonra da gerçek bir barışın inşa edilmesi şart. Türkiye olarak, bu kaosun daha çetrefilli bir tabloya dönüşmeden ortadan kalkması için biz elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve göstereceğiz."


"Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır"

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik vizyonuna ilişkin soruya karşılık Erdoğan, bu vizyonu birilerine rakip olmak veya çelme takmak için ortaya koymadıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz, samimi bir şekilde Avrupa Birliği'nin parçası olarak hem ülkemizi hem Birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Fakat Avrupa Birliği maalesef bunun farkında değil. Avrupa Birliği bunun farkında değil diye, biz ideallerimizden vazgeçemeyiz. Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir. Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır. Avrupa, daha önce de ifade ettiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu yol ayrımında durumu çok daha dikkatli değerlendirmelidir."
Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşüne ilişkin soru üzerine Erdoğan, "F-35 konusunda taleplerimiz ortada. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla temaslarını sürdürüyor. Müspet bir netice almayı umuyoruz" dedi.

Terörsüz Türkiye'de yol haritası

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soruyu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye'nin 86 milyonun birlik, beraberlik ve ebedi kardeşliğini perçinleyecek bir hedefin adı olduğunu ifade etti. Erdoğan, şunları kaydetti: "Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Meclis komisyonumuz, uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi, bu noktada çok çok önemlidir. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Şurası bir gerçek ki ilk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var. Süreç bugüne kadar, kendi doğal güçlükleriyle beraber, bunlara rağmen de ilerledi. Biz kararlıyız, 'Terörsüz Türkiye'yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. Kararlıyız, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Niyetimiz hayırdır, yolumuz hayırlıdır. Allah'ın izniyle akıbetimiz de hayırlı olacaktır. 'Terörsüz Türkiye' hedefine, bütün engelleri vakar içinde aşarak mutlaka ulaşacağız. Cumhur İttifakı olarak bunu dayanışma ve eş güdüm içinde, maşeri vicdanın rehberliğinde ve milletin çizdiği rotada yürüyerek gerçekleştireceğiz."

İklim değişikliği göçmen kuşların kimyasını bozdu


 
 
Türkiye genelinde etkili olan sert hava koşulları, ani sıcaklık değişimleri ve küresel ısınmanın getirdiği ekosistem değişimleri nedeniyle göçmen kuşların bu yılki yolculukları gecikirken, kuş sayısı ve hareketliliğinde gözle görülür düşüş yaşandı.

16.05.2026 09:22:00
AA
İklim değişikliği göçmen kuşların kimyasını bozdu
İklim değişikliği göçmen kuşların kimyasını bozdu

Türkiye'de kuş halkalama çalışmaları, önemli göç noktalarında kurulan Samsun'daki Cernek, Iğdır'daki Aras, Ankara'daki Eymir, Antalya'daki Boğazkent, İstanbul'daki Avcılar, Kocaeli'deki Ormanya istasyonlarında aktif olarak sürüyor.

Ankara Üniversitesi, ODTÜ ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün işbirliğinde ve Ornithological Society of the Middle East'in (OSME) destekleriyle 9 yıldır faaliyet gösteren Eymir Kuş Halkalama İstasyonu'nda bugüne kadar yaklaşık 100 farklı türden binlerce kuş halkalandı.

Sağlık kontrolleri yapılan kuşlar, takılan özel halkalar sayesinde göç yolculuklarında takip ediliyor. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arzu Gürsoy Ergen, Eymir'in Ankara gibi büyük bir metropolün hemen yanında yer alan önemli bir yaban hayatı alanı olduğunu söyledi. Bu yıl Türkiye genelinde alışılmışın dışında sert hava koşullarının etkili olduğunu belirten Ergen, "Hava koşulları sert gitti, soğuk gitti, yağışlar çok fazlaydı. Bu nedenle göçmen kuşlar beklediğimizden daha geç geldi" diye konuştu.

Göç güzergahlarında besin kaynaklarının da azaldığına dikkati çeken Ergen, "Sert hava koşulları nedeniyle böcekler, yemişler ve meyveler azaldı. Kuşlar göç süresince yeterince beslenemediği için alana ulaştıklarında yağ ve kas skorları neredeyse sıfırdı" açıklamasını yaptı. Ergen, iklim değişikliğinin etkilerinin tek yıllık verilerle değerlendirilemeyeceğini, net sonuçlara ulaşabilmek için uzun yıllara dayanan verilere ihtiyaç duyulduğunu ancak bu yıl yaşanan tablonun değişken hava şartları nedeniyle göçmen kuşlar üzerindeki etkilerini daha görünür hale getirdiğini söyledi.

'Gizli tuz'a dikkat


 
Gizli tuz, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olarak biliniyor. Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynakları olarak öne çıkıyor.

16.05.2026 09:12:00
MURAT ÇORBACI
  'Gizli tuz'a dikkat
  'Gizli tuz'a dikkat

Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor. Hazır ve işlenmiş gıdaların günlük yaşamda daha fazla yer almasıyla birlikte, farkında olmadan tüketilen tuz miktarının arttığına değinen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, "Fazla tuz tüketimi yalnızca sofradaki lezzeti değil, uzun vadede sağlığımızı da doğrudan etkiliyor. Özellikle kalp-damar sistemi ve böbrekler üzerinde kritik sonuçlara yol açabilen aşırı tuz tüketimi, yaşam kalitesini düşüren sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında" dedi.
Fazla tuz tüketiminin vücutta sodyum birikimine yol açtığını belirten Dündar, "Sodyum suyu tutma eğilimindedir. Bu durum damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur. Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik yani ödem ortaya çıkar. Bu tablo genellikle gün içinde artan, akşam saatlerinde belirginleşen bir şişlik şeklinde kendini gösterebilir. Sürekli tekrar eden ödem şikâyetlerinin ise mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" uyarısında bulundu.

Gıdaların etiketlerine dikkat!


Gizli tuzun, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olduğunu dile getiren Dündar, "Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynaklardır. Bu nedenle kişi bu ve benzeri besinlere tuz eklemediğini düşünse bile günlük alım farkında olmadan yükselir. Bu nedenle öncelikle gizli tuz kaynaklarının farkına varmak gerekir. Paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, etiket okumak önemli bir adımdır. Yemeklerin tuz eklemeden önce tadına bakmak ve miktarı kademeli olarak azaltmak damak tadının uyum sağlamasını kolaylaştırır. Limon, sirke, sarımsak ve çeşitli baharatlar tuz yerine lezzet artırıcı olarak kullanılabilir. Ayrıca evde yeme alışkanlığı kazanmak ve dışarıda hazır gıda tüketimini azaltmak da tuz alımını belirgin şekilde düşürür" şeklinde konuştu.

Tuzun 7 zararı

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, uzun vadede yüksek tuz tüketiminin zararlarını sıraladı:
• Yüksek tansiyon: Damar basıncını artırarak hipertansiyona yol açar.
• Kalp hastalıkları: Kalbin yükünü artırarak kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini arttırır.
• Böbrek hasarı: Böbrek fonksiyonlarının azalmasına, protein kaçağına ve hatta kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir.
• Felç riski: Beyin damarlarında hasar oluşturarak inme riskini artırır.
• Ödem: Vücutta sıvı tutulmasına ve şişliklere yol açar.
• Kemik kaybı: Kalsiyum atılımını artırarak kemik sağlığını olumsuz etkiler.
• Mide hastalıkları: Mide mukozasını etkileyerek gastrit ve bazı mide hastalıklarına zemin hazırlar.

İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!


 
 
 Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ve jandarma ekiplerince trafik denetimlerinde sürücülere çeşitli ihlaller gerekçesiyle toplam 500 bin lira ceza uygulandı. Bir ilçede bir gecede bu kadar ceza tahsilatının çıkması dikkat çekti. 

16.05.2026 09:02:00 / Güncelleme: 16.05.2026 09:08:15
HABER MERKEZİ/AA
İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!
İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!

Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ve jandarma ekiplerince trafik denetimlerinde sürücülere çeşitli ihlaller gerekçesiyle toplam 500 bin lira ceza uygulandı.

İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Büro Amirliği ekipleri ile İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı trafik ekiplerince ilçe genelinde eş zamanlı trafik uygulaması yapıldı.
Uygulamada, çok sayıda araç durdurularak sürücülerin belgeleri kontrol edildi.

Uygulama sırasında "dur" ihtarına uymayarak kaçan bir araç, polis ekiplerinin kovalamacası sonucu yakalandı.
Sürücü hakkında işlem yapılırken sürücü belgesine 60 gün süreyle el konuldu, araç ise 60 gün trafikten men edildi.

Ayrıca, alkollü araç kullandığı belirlenen 2 sürücünün de sürücü belgesine el konuldu.
Emniyet ve jandarma ekiplerinin ortak gerçekleştirdiği uygulamalarda toplam 500 bin lira cezai işlem uygulandığı öğrenildi.

Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!


 
Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor.

16.05.2026 00:58:00
MURAT ÇORBACI
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!

Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyim olarak tanımlanıyor. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan 'aktif olma' baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı.







1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?

Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.

2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz?

Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.







3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?

Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.

4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?

Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.

5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?

Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.







6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?

Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin 'şimdi ve burada' kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir.  Bu durum performansı düşürür,  yetersizlik hissi yaratabilir.

7. Uyku düzeniniz değişti mi?

Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder.

8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?

İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır.







9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?

İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.

10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?

Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir.







Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri

Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulundu:

1. Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın. Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz.

2. Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın. Bahar ayları toplumda genellikle 'canlanma' ve 'mutluluk' ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. 'Böyle hissetmemeliyim' düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir.

3. Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin. Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.

4. Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün. Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir.

5. Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün.
6. Profesyonel desteği geciktirmeyin.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.