logo
11 MAYIS 2026

Kaybedecek zaman yok

10.10.2002 00:00:00
İstanbul'da düzenlenen iktidara yürüyüş şöleninde konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, hem seçmene, hem de projelerini aşıran partilere tarihi bir uyarıda bulunarak, "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, ama, yatsıya kadarki zaman da bize lazım" dedi

Bağımsız Türkiye Partisi, İstanbul Eresin Otelinde, bir iktidara yürüyüş şöleni düzenledi. Şölene, BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın yanısıra, Genel Başkan Yardımcıları Ali Gedik, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İstanbul milletvekili adayları, il ve ilçe teşkilat mensupları ile seçkin bir davetli topluluğu katıldı.

Beklenen lider kimliği3 Kasım'da iktidar havası içinde geçen şölene katılanlara hitabeden Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, 3 Kasım seçimlerine, 4 Kasım'da iktidara hazırlanan bir parti liderinden öte, onlarca, yüzlerce yıl ötesini gören, Türk milletinin özlediği, beklediği tam bir devlet adamı kimliğiyle konuştu. Prof. Dr. Haydar Baş, genelde insan unsurunun, özelde Türk insanının karakteristik yapısıyla, tarihi misyonuyla, ülkemiz ve insanımız çevresindeki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar ve tahlillerle, Türkiye'nin, 3 Kasım'da, hangi ellere teslim edilmesi gerektiğini, bir kez daha bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.

Başarının temel unsuru insandırÜlkemizin hukuki, iktisadi, siyasi, sosyal, ülkeler arası mevzularda çok meselesinin var olduğunu, ancak bütün bunların başında çok büyük bir meselenin, insan meselesinin geldiğini, insan modelimizi kaybettiğimizi, asıl mevzunun, kaybettiğimiz insanımızı, modeli bulmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Hangi sistem olursa olsun, onu ayakta tutan, başarı imkanı tanıyan, onu uygulayacak olan insandır. İnsanı, kendisi, toplumu, devlet ve milletinin yararına kazanmadıktan sonra ne kadar mükemmel sistem hayata geçirmeye çalışırsanız çalışın, başarı elde etmeniz hiç mümkün değildir" dedi. "Ben Türküm. Bu milletin evladıyım" dediği halde, kafasını ve gönlünü okyanus ötelerine bağlamış, mandacı bir zihniyetin elemanı veya esiri olmuşların bu milletin lehine politika üretmesinin hiç mümkün olmadığını söyleyen, "millet lehine politikalar üretebilmek, bu memleketi kalkındırabilmek için evvela bu milletin modeli olmanız lazımdır" tespitinde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, "Biz, hiç bir millete, hangi dal, hangi tarz, hangi sanat olursa olsun zerre nispetinde ihtiyacı olmayan dünyanın tek milletiyiz. Büyük milletiyiz. Biz ekonomik kalkınmamızdan evvel bu kimliği BTP iktidarında hayata geçireceğiz. Ve biz Türklüğümüzle övüneceğiz. Örfümüzle, adetlerimizle, geleneklerimizle övüneceğiz" şeklinde konuştu.

Dünün Abdulvahhab ve Hüseyin Bin Ali'leri bugün de devredeProf. Dr. Haydar Baş, ülkemizi çok yakından ilgilendiren ABD'nin Irak'a müdahale olayına da değindiği konuşmasında, bu müdahalenin ne manaya geldiğini, olması durumunda Türkiye'yi ne gibi hayati tehlikelerin beklediğini, Hicaz bölgesinde Osmanlıya oynanan oyun gerçeğini hatırlatarak ve bu oyunun Anadolu'da da devam ettiğine dikkat çekerek anlattı. Bizden görünüp, din adına, İslam adına fetva veren, konuşan, ibadet de eden ve fakat içi bizden olmayan adamların, Hicaz bölgesindeki kardeş milyonları kandırıp, asırlar boyu kendilerine hizmetkâr olan Osmanlıyı, arkadan vurdurduklarına işaret eden Prof. Dr. Haydar Baş, dün Hicaz bölgesinde kardeşlerimizi kandırarak Osmanlıyı arkadan vurmak isteyenlerin, şimdi de bu milleti, bu devleti arkadan vurmak istediklerine, dünün Hüseyin bin Ali'si, dünün Abdülvahhab'ının bugün de devam ettiğine dikkat çekti.

Bölgemiz cadı kazanına çevrilmek isteniyorBatının, Irak'a müdahale adı altında, yer altı kaynaklarını ele geçirmek ve etnik gurupları bölerek fitne çıkartmak istediğini, Kuzey Irak'ta 1991'den sonra fiilen kurulan Kürt devletinin hukuki alt yapısını hazırladığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun Türkiye için doğuracağı tehlikeli sonuçlarını şöyle haber verdi: "Kuzey Irak'taki etnik gurup, İran'da, Suriye'de, Türkiye'de de vardır. Yapılmak istenen şey o bölgeyi cadı kazanı haline getirmektir. Devlet adamı demek bu tehlikeyi görmek demektir. Bu bölge Fizik'teki bileşik kaplar gibidir. Birindeki hadisenin diğerine nakledilmemesi hiç ama hiç mümkün değildir. Olayı bu derece kendimize yakın hissetmez ve buna göre tedbir almaz isek vay benim ülkemin başına geleceklere!.. Bu iş sadece güneydoğumuzla da sınırlı kalmaz. İş, Karadeniz Pontus hareketine atlar, Laz hareketine atlar, Çerkez hareketine atlar. Ve Büyük Ermenistan hareketine atlar. Şu anda bütün bunların önüne geçmek mümkün iken, esefle müşahede ediyorum ki devlet olarak biz bu tedbirleri liyakatla almıyoruz. Olayları kendi akışı istikametinde serbest bırakıyoruz. Bu durum, ilmi kriterlere, sosyolojik gerçeklere göre, devletin ve milletin, bu toplumun sonunu getirebilir."

Bölge Bakanlıkları ihdas edilecekProf. Dr. Haydar Baş, geçmişe, bugüne ve geleceğe ışık tutan bu tarihî tespitlerinden sonra, bu milletin gerçek kimliğinin ortaya konulacağı, Irak dahil çevresinde ve dünyada aleyhimize gelişen tüm olaylara "dur" denileceği BTP iktidarında gerçekleştirilecek ve milletimizin topyekûn ızdırabını dindirecek, dünya lideri-kâinat devleti Türkiye'nin onurlu, başı dik insanları konumuna yükseltecek projelerinden bahsetti. Proje kapsamına muhtarları aldıklarını deklere ederek, "Çilekeş muhtarlarımıza 90 milyon TL maaş veriliyormuş. Muhtarların maaşını en az üç misli arttırıyoruz. İki dönem üst üste muhtarlık yapan arkadaşlarımızı da emekli edeceğiz" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Haydar Baş, bir başka yeni projeyi de şöyle açıkladı: "Üniter devletin yapısını bozmadan bir yapı değişikliğine de gideceğiz. Bütün belediyeler, her işlerinde Ankara ile yazışmaktan işlerinin aksadığından şikayetçi. 'Mahalli idarelere mahallinde yetkiler verilmesi lazım' denilip duruluyor. Şu ana kadar bu hususa üniter yapı içinde bir çözüm bulunamadı. Ben çözüm buldum. Ben, bu üniter yapıyı zerre kadar bozmadan ve de daha da güçlendirerek bölge bakanlıkları ihdas ediyorum. Türkiye üzerinde hesabı olanlar, 'Eyvah! Biz Türkiye'yi küçültelim, devleti küçültelim derken, bunlar, devleti bölgelere yaydılar. Ne yapacağız?' diyecekler. Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun Belediyesi, artık Ankara ile yazışmayacak. Bir bakanlık Trabzon'da, bir tane Ordu'da bulunacak. Kısmet olursa bunu bütün Türkiye'ye şamil hale getireceğiz. Federasyon anlayışını fiilen, resmiyette üniter devleti en güçlü şekilde hayata geçireceğiz. O zaman memleketimizin doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi, kendi bakanlıkları doğrultusunda merkeze, Ankara'ya bağlı olacak. Mahallinde bütün işler anında halledilecek. Ülkemizde problem haline gelen şuculuk buculuk da 24 saat içinde kaldırılacaktır."

Milletimize ve BTP projelerini aşıranlara tarihi uyarıProjelerin çalınmasına burada da değinen, Prof. Dr. Haydar Baş, hem milletimize hem de bu partilere yönelik olarak şu tarihî uyarıda bulundu: "Halkımızın çok güzel bir sözü vardır: 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' 'Yalancının mumu yatsıya kadar yanar', ama, yatsıya kadarki zaman da bize lazım. Onun için insanımızı ayıktırmamız, onları kandırmalarının önüne geçmemiz lazım. Bizim dışımızdaki bütün partilerin kaynağı hep aynıdır. Kaynağı gayri millidir. Kaynağı milli olan tek parti BTP'dir. Bizim projelerimiz bize has, bize aittir. Onun için bizim projelerimiz, hiç mümkün değil ki, IMF'yi kabul eden bir partiler tarafından çözülebilsin. Memura vereceği 100 milyonu pazarlık konusu haline getiren parti benim koyduğum projeleri nasıl çözebilir? İnsanımız hakikaten çok iyi düşünsün. 100 milyona kaynak arayıp da bulamayan partiler, trilyonluk, katrilyonluk projelere nasıl kaynak bulacaklar? Biz, seçimden 15 gün evvel, kaynakları insanımıza açacağız. Göreceksiniz, 70 milyonluk bir Türkiye değil, 700 milyonluk bir Türkiye, dünyanın hiç bir ülkesine muhtaç olmadan kendini nasıl bakabilecektir. Anahtar elimizin içinde, ama, kapıyı açmak için anahtar arıyoruz. Bütün partiler bekliyor ki Haydar Hoca anahtarı göstersin. Ama işin garip tarafı, benim elimdeki anahtar, bu milletin kapısının anahtarı. Yani benim anahtarımla milletin kapıları açılır. Bu anahtar IMF'nin kapısını açmaz. Tavsiyem odur ki, bu kaynaklara yaklaşmasınlar. Milletimiz de onlara kanarak vakit kaybetmesinler."

Medya 4 Kasım'da uyanacakBağımsız Türkiye Partisi'nin Eresin Oteli'ndeki iktidara yürüyüş şöleninde, Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı Ali Gedik yaptığı konuşmada, "BTP iktidarı ile Türkiye'nin rengi bir başka olacak. Türk milletinin eli bir başka tutacak, kalbi bir başka atacak" derken, İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Fuat Şengül, Prof. Dr. Haydar Baş'ın başbakanlığında olacakları anlattı. Kapatılmış fabrikaların tekrar açılacağını, ekonomiye can geleceğini, öğrencinin okuma derdi kalmayacağını söyleyen Şengül, kış mevsiminin yaklaşmasına atıfta bulunarak vatandaşların % 50 daha ucuza ısınacaklarını belirtti. İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı emekli hakim Sait Çuhadar ise, laiklik ile Atatürk ilke ve inkılaplarının tam anlamını, Türk milletine bir nimet olarak gördüğü Prof. Dr. Haydar Baş'tan öğrendiğini belirterek, "Prof. Dr. Haydar Baş, milletimizin gönlünde taht kurdu. Ama medya bunu gizliyor. Medya, bu gizli tuttuğu şeyi 4 Kasım'da öğrenecek" dedi. İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Türk Sanat Müziği sanatçısı Galip Sokullu da söylediği eserlerle şölene katılanları coşturdu. "Öyle bir sevgili buldum ki seni unutacağım" şarkısını okuduktan sonra, "Türkiye de Haydar Baş'ı buldu. Diğerlerini unutacak" diyen Sokullu, "Çile bülbülüm çile"yi söyledikten sonra da, "Bu çileler 4 Kasım sabahı bitecek inşallah" değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal devletin temeli hazırProf. Dr. Haydar Baş'ın Eresin Oteldeki şölende yaptığı konuşmada insanımızın dikkatine sunulması gereken bazı anekdotlara imza attı. Projelerinin hepsinin ayağının yere bastığının nişanesi mahiyetindeki bu anekdotlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:

* İnsan işçisi annelere müjde!- "Benim anam beni yetiştiriyor, bu kadar büyük hizmeti görüyor, işçi olamıyor. İşçi olmak için illâ tahta ile teneke ile mi uğraşacak? İnsanla uğraşan niçin işçi olmayacak? Asıl işçilik insan işçiliğidir. İnsanı yetiştirmek kadar zor bir hadise yoktur. O bakımdan bizim inancımızda, 'Cennet annelerin ayakları altındadır.' Ayakları altında cennet olan bir varlığa bu millet, emeklilik imkanı tanımayacak da ne yapacak? İşte biz bunu yapacağız."

* Milletine hadim sosyal devlet - "Bizim devletimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu sosyal bir devlettir. Sosyalist bir devlet değildir. Milletinin sırtından geçinen değil, milletine hizmet eden, hadim olan devlettir. Allah nasip ederse biz bunu hayata geçireceğiz."

* Avrupa artık tükendi- "Avrupa bitmiştir. İnsanı itibariyle de bitmiştir, kaynakları itibariyle de bitmiştir. Avrupa'da, yerin altını boşalttılar. Şimdi, onların gözleri, kabul etseniz de etmeseniz de bizim dünyamızdadır. Şu veya bu bahane ile gelip oturmak, sömürmek istedikleri bizim coğrafyamızdır. Biz bunlara hukuki bazda en güzel tarzda taş koyacağız."

* Tembelliğe pirim yok- "Türkiye'de işsizlik maaşı yok. BTP iktidarı döneminde, bir zaman sonra bunu vereceğiz. Önce de verebiliriz. Ancak milletimizi tembelliğe alıştırdılar. Bunu verirsek kimse çalışmaz. Şimdi önce çalışacağız. Kazanacağız. Ondan sonra işsizlik maaşını alma durumunu hak edeceğiz."

* Kimsesiz yaşlılara hürriyet-"Kimsesiz yaşlılarımız geçimini temin için kapı kapı dolaşıyor. Bu durum, bizim ar damarımızı çatlatması lazım. Oysa biz, artıklarımızla bile sadece bir milleti değil bir kıtayı bakacak imkanlara sahibiz. Soframızın artıklarıyla bir kıtayı bakacak imkanlara sahipken yaşlılarımızı kapı kapı dolaştırmak bize yakışmaz. Kısmet olursa onları 4 Kasım'dan sonra hürriyetlerine kavuşturacağız."

* Kaynağın adresi- "Haydar Hoca bol keseden atıyor zannetmeyin. Çok imkanlar var. Biz, bu milletin bir elinden alıp dağıtıyoruz. Başka bir şey yaptığımız yok. Bugüne kadar adaletsizlikle sadece bir kesim insan, % 1-2 oranında insan, ağa-paşa geçiniyor, diğerleri açlıkla, sefaletle karşı karşıya bulunuyordu. Biz, işte buna son vereceğiz."

* Şehit ailelerine reva görülen- "Şehit ailelerinin hayatlarının garanti altına alınmaları devletin başta gelen vazifelerinden biri olacak. Aksi takdirde biz milleti hudut boylarında koruyacak askeri de bulamayız. Çünkü onları çok darılttık. Onların evlatlarını şehit edenleri biz affettik. Yarın onlar siyaset sahnesine çıkar da, onların gözünün içine baka baka 'sizin oyunuzu istiyoruz' derse, acaba bunun hesabını kim verecek?"

* Apo konusunda bir parantez- "Yabancı vakıflara toprak edinme hakkını dolaylı yoldan temin ettiler. 5 bin insanımızı şehit eden insanı affettiler. Şimdi de siyaset sahnesine sürecekler. Bir tane arkadaşımızı dikkat ederseniz çok istismar ediyorlar. 'Şu hakkını aldılar' diye acındırıyorlar. Ben korkuyorum ki onun üzerinden Öcalan'ı da siyaset sahnesine sürecekler. Bunu parantez içerisine alın. O bakımdan çok dikkatli ve de düşünceli olmalıyız."

Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı

Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Tanıtım Şube Müdürü Üsteğmen Ceren Sancak, "Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz" dedi

11.05.2026 13:41:00
AA
Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı
Jandarmadan ailelere "dijital ayak izi" uyarısı
Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Tanıtım Şube Müdürü Üsteğmen Ceren Sancak, "Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz" dedi.

Sancak, AA muhabirine dijital ortamlarda güvenlik ve öz denetimin bilinçlenmeyle başladığını söyledi.

Suçun önlenmesi kapsamında en çok önem verdikleri alanların bilinçlendirme ve farkındalık faaliyetleri olduğunu ifade eden Sancak, 2025'te 1 milyon 142 bin 274 vatandaşa ve 19 bin 360 personele yüz yüze ulaştıklarını dile getirdi.

Sancak, yüz yüze etkileşimlerin yanı sıra resmi sosyal medya hesabından da kamu spotları ve farkındalık materyallerini yayımladıklarını belirterek, "Vatandaşlarımız, sosyal medyada rastladıkları, yüksek kazanç vaadiyle hazırlanmış sponsorlu yatırım reklamlarına itibar etmemeli, bu tür reklamlara yönelik anket ve formları doldurmamalıdır" diye konuştu.

Vatandaşların, tanımadıkları kişiler tarafından gönderilen bağlantıları telefonlarına yüklememeleri gerektiğine dikkati çeken Sancak, bu tür durumlarda "ihbarweb.org.tr" ve "usom.gov.tr/ihbar" adreslerine ihbarda bulunmaları halinde gerekli önlemlerin alınarak mağduriyetlerin önüne geçilebildiğini anlattı.

Sancak, telefonlara yüklenen uygulamaların erişim izni istedikleri ayarlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Fener uygulaması yüklüyoruz ama sizden mikrofona erişim izni istiyor, buna gerçekten erişmesi gerekiyor mu? Bu şekilde karar vermemiz gerekiyor." dedi.

"Çocukları dijital dünyada yalnız bırakmamalıyız"
Üsteğmen Ceren Sancak, çocukların dijital dünyanın içinde doğduklarını, onları korumanın yolunun bilinçlendirmekten geçtiğini vurguladı.

Ailelerin çocuklarına internet ortamında tanımadıkları kişilerle konuşmamaları, her bağlantıya tıklamamaları gerektiğini öğretmeleri tavsiyesinde bulunan Sancak, "Ayrıca ebeveyn denetimi araçları ve güvenli internet ayarlarını kullanmak ve ekran sürelerini kısıtlamak da önemli adımlardan. Çocuğumuzun dijitalde yaşadıklarını konuşabileceği güvenli bir aile ortamı oluşturmalıyız. Bizler, ebeveyn olarak çocuklarımızı nasıl ki belli bir yaşa gelene kadar dışarıya yalnız göndermiyorsak dijital dünyada da yalnız bırakmamalıyız." ifadelerini kullandı.

Sancak, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olayların ilk bakışta münferit güvenlik sorunları şeklinde değerlendirilebilecek nitelikte olsalar da arka planlarında dijital platformlarda maruz kalınan içeriklerin bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu platformlarda şiddetin normalleştirilmesi, akran zorbalığının çevrim içi platformlara taşınması ve bu içeriklere maruz kalan çocukların psikolojilerinin olumsuz şekilde etkilenmesi gibi daha derin ve yapısal sorun alanlarının bulunduğunu söyleyebiliriz. Özellikle sosyal medya, video paylaşım platformları ve çevrim içi oyunlar aracılığıyla yayılan şiddet içerikleri, çocukların algı dünyasını doğrudan etkiliyor. Dijital mecralarda karşılaşılan siber zorbalık, dışlanma ve manipülasyon gibi unsurlar, çocukların psikolojik dayanıklılığını zayıflatıyor ve bazı durumlarda saldırgan davranışlara zemin hazırlanmasına neden oluyor. Bu yönüyle dijital riskler çevrim içi alanla sınırlı kalmamakta, fiziksel dünyada da somut ve ciddi sonuçlar doğurabilmektedir."

"Bazen risk, bağıran çocukta değil tamamen sessizleşen çocukta görülür"
Ebeveyn ve eğitimcilerin dijital dünyaya ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerinin sınırlı olduğu değerlendirmesinde bulunan Sancak, "Bu durum, çocukların maruz kaldığı risklerin zamanında tespit edilmesini ve gerekli önleyici mekanizmaların devreye alınmasını zorlaştırmaktadır. Aile tarafından çocukların dijital platformlarda karşılaştığı içeriklerin denetlenmemesi ve algoritmaların kullanıcıyı benzer içeriklere yönlendirme eğilimi, çocukların zararlı içerik döngüsüne daha kolay sürüklenmesine neden oluyor." diye konuştu.

Sancak, çocuklarda şiddet eğiliminin bir anda ortaya çıkmadığını, öncesinde çeşitli sinyaller verdiğini, ailelerin bunları "ergenlik dönemi", "geçici öfke" ya da "Çocuk işte" diyerek göz ardı ettiklerini söyledi.

Ceren Sancak, çocuktaki empati kaybının şiddet eğilimi için önemli bir işaret olduğunu belirterek, şu uyarılarda bulundu:

"Başkasının acısına gülmek, zarar vermeyi normal görmek ya da sürekli aşağılayıcı bir dil kullanmak, dikkat edilmesi gereken davranış çeşidi. Bazen risk, bağıran çocukta değil tamamen sessizleşen çocukta görülür. İçine kapanma, yoğun yalnızlık hissi, herkesi kendine karşı görme, sürekli intikam söylemleri kullanma da dikkatle takip edilmelidir. Burada önemli olan tek bir davranış değil bu davranışların süreklilik göstermesi ve çocuğun duygu dünyasını değiştirmeye başlamasıdır. Birçok çocuk aslında önce yardım çağrısı verir, biz yetişkinlerin görevi de o çağrıyı olayı büyümeden fark edebilmek."

Siber zorbalık, çevrim içi istismar ve yasa dışı içeriklere erişim gibi risklerde kolluk kuvvetlerinin rolünün kritik hale geldiğini vurgulayan Sancak, tehditlerin artık sokakta değil çocukların odasında ve telefonlarda olduğu uyarısında bulundu.

Ceren Sancak, bu kapsamda siber zorbalık ve dijital mahremiyet tehditleriyle karşılaştıklarını ifade ederek, "Dijital dünya bize büyük fırsatlar sunuyor ama aynı zamanda görünmeyen riskleri de beraberinde getiriyor. Bugün birçok kişi, farkında olmadan kişisel verilerini dijital ortamlarda paylaşıyor. Çocuğumuz daha adını söyleyemezken bizler, onun adına bir dijital geçmiş oluşturuyoruz. Bu durum sadece anlık bir risk değil geleceği etkileyebilecek ciddi bir güvenlik zafiyetidir. Çocuk fotoğrafları karanlık ağlarda en değerli içerikler arasında yer alıyor." dedi.

Kolluk kuvvetleri olarak bu konudaki mücadelelerinin kararlılıkla sürdürüldüğünün altını çizen Sancak, vatandaşlara Jandarma Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının, "Oyuna gelmeyelim, tuzağa düşmeyelim, hedef ve dijital dünyanın esiri olmayalım." kamu spotu mesajını iletti.

Keban Barajı'nın kapakları 7 yıl sonra açıldı

Elazığ'ın Keban ilçesinde bulunan Keban Barajı'nın 6 tahliye kapağı 7 yıl aradan sonra açıldı

11.05.2026 13:00:00
AA
Keban Barajı'nın kapakları 7 yıl sonra açıldı
Keban Barajı'nın kapakları 7 yıl sonra açıldı
Fırat Nehri üzerinde 9 Eylül 1974'te işletmeye alınan Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES), elektrik enerjisi üretiminin yanı sıra su ürünlerinin yetiştirilmesine ve tarımsal sulamaya da katkı sunuyor.

Toplam 8 ünitesi ile 1330 megavat kurulu güce sahip Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nde (HES) bölgede etkili olan yoğun yağışlar ve kar erimeleri nedeniyle rezervuarlarda yüksek debili su girişi yaşandı.

Su kotunun maksimum seviyeye yaklaşması nedeniyle olası bir taşkın riskine karşın barajın 6 tahliye kapağı açıldı.

İlk olarak 1993'te, ardından 2004 ve 2019 yıllarında bol yağışlar nedeniyle baraj kapakları açılmıştı. 7 yıl sonra 4. kez tahliye kapakları açılarak saniyede 361 metreküp su çıkışı sağlanıyor.

Baraj kapaklarının açılmasıyla oluşan su akışını izlemek için bölgeye gelen ilgililer ve vatandaşlar o anları cep telefonu kamerasıyla görüntüledi.

Vatandaşlardan Özcan Karadere, gazetecilere, Gaziantep'ten memleketi Giresun'a giderken Keban ilçesinden geçtiklerini, baraj kapaklarının açılacağını duyduğu için bölgede mola verdiğini söyledi.

Kurak geçen yıllardan sonra bu yıl bereketli yağışlarla barajların dolmasının mutluluk verici olduğunu ifade eden Karadere, "Yağışlardan dolayı kapakları açma kararı almışlar. Biz de bekledik. Bizim için güzel bir an oldu. Kapaklar açıldı, suyun akışını izledik. Bu şekilde yolumuza devam edeceğiz." dedi.

Ercan Tuncel de Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin ülkenin gurur kaynağı olduğunu, 7 yıl aradan sonra su kotunun maksimum seviyeye ulaşmasından dolayı mutlu olduklarını belirtti.

Kapakların açılışını, DSİ 9. Bölge Müdürü Ömer Açıkgöz, Keban Belediye Başkan Vekili Abdullah Demir, Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali İşletme Müdürü Bekir Kaya ve bazı kurumların yetkilileri de izledi.

THY uçağındaki yolcular iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi

Türk Hava Yollarının (THY) İstanbul-Katmandu seferini yapan tarifeli uçağındaki yolcular, uçağın Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'na normal inişinin ardından iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi

11.05.2026 09:06:00
AA
THY uçağındaki yolcular iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi
THY uçağındaki yolcular iniş takımlarında görülen duman nedeniyle tahliye edildi

THY İletişim Başkanı Yahya Üstün, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan konuya ilişkin açıklama yaptı.

Üstün, "TK 726 sefer sayılı İstanbul-Katmandu uçuşunu gerçekleştiren TC-JNP tescilli Airbus A330 tipi uçağımızın piste normal iniş yapmasının ardından, taksi yolunda iniş takımlarında duman görülmesi üzerine kule ekiplerinin talimatı doğrultusunda tedbiren slide açılarak yolcu tahliyesi gerçekleştirilmiştir. Tahliye süreci başarıyla tamamlanmış olup herhangi bir yaralanma yaşanmamıştır." ifadelerini kullandı.

Dönüş uçuşu için ilave sefer planlandığını belirten Üstün, şunları kaydetti:

"Uçağımızın teknik incelemeleri yetkili ekiplerimizce başlatılmıştır. İlk incelemelerde dumanın hidrolik borusunda meydana gelen teknik bir arızadan kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." 

Anneler Günü'nde yürek yakan acı

Manisa'nın Sarıgöl ilçesinde Anneler Günü sabahı meydana gelen traktör kazasında ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 48 yaşındaki bir çocuk annesi Raziye Boylu, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

10.05.2026 16:18:00 / Güncelleme: 10.05.2026 16:21:12
İhlas Haber Ajansı
Anneler Günü'nde yürek yakan acı
Anneler Günü'nde yürek yakan acı
Manisa'nın Sarıgöl ilçesine bağlı Alemşahlı Mahallesi'nde Anneler Günü'nde meydana gelen traktör kazası bir aileyi yasa boğdu.

Edinilen bilgiye göre, bağ arazisinde seyir halinde olan 45 ZF 634 plakalı traktör, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaklaşık 3 metrelik yükseklikten yuvarlanarak takla attı. Kazada traktör sürücüsü Yusuf Boylu (53) ile yanında bulunan eşi Raziye Boylu (48) ağır yaralandı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralı çift, ambulansla Sarıgöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Anneler Günü'nde hastanede yaşam mücadelesi veren Raziye Boylu, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Acı haber, ailesi ve yakınlarını yasa boğdu. Yaralı sürücü Yusuf B.'nin tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Kazayla ilgili inceleme başlatılırken, Sarıgöl Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi

İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi

10.05.2026 15:43:00
AA
Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi
Kıtaları birleştiren" İstanbul Boğazı'ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi
Bu yılın ilk üç ayında, 3 bin 277 genel kargo ile 1833 dökme yük gemisi Boğaz'ı kullandı.

Ocak-mart döneminde geçen 9 bin 195 geminin 5 bin 792'sinin kılavuz kaptan hizmeti aldığı hesaplandı.

Boğaz'da, geçen yılın aksine 300 metreden büyük gemiler bu yılın ilk üç ayında geçiş yapmadı.

Geçen gemilerin 370'i 250-300 metre, 593'ü 200-250 metre, 2 bin 416'sı 150-200 metre, 3 bin 306'sı 100-150 metre, 2 bin 510'unun ise 100 metreden küçük olduğu belirlendi.

İstanbul Boğazı'ndan ocak-mart döneminde kimyasal yük taşıyan 451 tanker de geçti.

Yılın ilk çeyreğinde, 288 barç, 1833 dökme yük gemisi, 11 çimento gemisi, 984 konteyner gemisi, 3 bin 277 genel kargo gemisi, 125 canlı hayvan taşıyan gemi, 9, savaş gemisi, 77 yolcu gemisi, 53 Ro-Ro, 1511 türü belirtilmemiş tanker, 207 sıvılaştırılmış petrol gazı taşıyan tanker, 57 römorkör, 30 araç taşıyan gemi ve 282 diğer türlerdeki gemi Boğaz'ı kullandı.

En çok gemi yükü ocakta taşındı
Bu dönemde, İstanbul Boğazı'nı kullanan gemilerin, taşıdığı yüklerle birlikte toplam ağırlığı 135 milyon 182 bin 851 groston olarak hesaplandı.

Boğaz'da en az yük şubat ayında taşınırken toplam 41 milyon 343 bin 780 groston ağırlığında gemi bu dönemde seyretti.

AA muhabirinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının verilerinden derlediği bilgilere göre, Boğaz'ı kullanan gemiler, bu dönemde en çok yükü toplam 51 milyon 711 bin 485 grostonla ocakta taşıdı.

İstanbul Boğazı'nı ocakta 42 milyon 127 bin 586 groston ağırlığında 3 bin 25, şubatta 41 milyon 343 bin 780 groston ağırlığında 2 bin 687, martta 51 milyon 711 bin 485 groston ağırlığında 3 bin 483 gemi kullandı.

"Kıtaları birleştiren" Boğaz'dan bir günde ortalama 102 geminin geçtiği hesaplandı.

Gemi sayısı geçen yıla göre azaldı
İstanbul Boğazı'nı kullanan gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığı tespit edildi.

Geçen yılın ocak-mart döneminde 9 bin 351 geminin kullandığı Boğaz'dan bu sene 9 bin 195 gemi geçiş yaptı.

Boğaz'da, geçen yıl bu dönemde 141 milyon 160 bin 81 groston ağırlığın gemilerle taşındığı belirlenmişti.

Asya ve Avrupa'yı birleştiren İstanbul Boğazı, 2024 yılının ilk 3 ayında 10 bin 106 gemi ile 157 milyon 101 bin 576 groston yük taşımış, bu gemilerin 6 bin 275'i kılavuz kaptan hizmeti almıştı.

İstanbul Boğazı, 2023 yılının ilk çeyreğinde 9 bin 250 gemi ile 149 milyon 543 bin 961 groston yük taşırken bunlardan 6 bin 217'sine kılavuz kaptan hizmeti verilmişti.

İstanbul'da güneşi gören sahile koştu

İstanbul'da etkili olan güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar, kentin gözde sahil noktalarından biri olan Emirgan'da yoğunluk oluşturdu. Hava sıcaklığının 20 dereceyi aşmasıyla birlikte hafta sonunu dışarıda değerlendirmek isteyen İstanbullular, Boğaz manzarası eşliğinde sahile adeta akın etti

10.05.2026 15:40:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da güneşi gören sahile koştu
İstanbul'da güneşi gören sahile koştu
İstanbul'da etkili olan güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar, kentin gözde sahil noktalarından biri olan Emirgan'da yoğunluk oluşturdu. Hava sıcaklığının 20 dereceyi aşmasıyla birlikte hafta sonunu dışarıda değerlendirmek isteyen İstanbullular, Boğaz manzarası eşliğinde sahile adeta akın etti.
Sabahın erken saatlerinden itibaren Emirgan sahiline gelen vatandaşlardan kimileri balık tutarken, kimileri yürüyüş yapmayı tercih etti. Sahil hattında yoğunluk yaşanırken, aileler ise ağaç gölgelerinde piknik yaptı. Öte yandan sıcak havanın tadını çıkarmak isteyen çok sayıda vatandaş, Boğaz manzarasına karşı vakit geçirip bol bol fotoğraf çektirdi. Sahilde oluşan yoğunluk havadan da görüntülendi.
Ailesi ile birlikte sahile yürüyüşe gelen Taşın Özdemir, "Havalar güzel, biz de değerlendirmek için ailecek Emirgan sahile geldik. Geziyoruz, dolaşıyoruz. Havaların daha da ısınmasını bekliyoruz" dedi.
"Havayı güzel bulduk, kendimizi sahile attık"
Güzel hava nedeniyle sahile balık tutmaya geldiğini belirten Sinan Kaya, "Havayı güzel bulduk, kendimizi sahile attık. Uzun zamandır boğazda balık yoktu. Balık tutmaya geldik. Havaların güzelleşmesiyle birlikte balık bollaşmaya başladı. Balık tutuyoruz, piknik yapıyoruz. Havayı güzel bulan insanlar kendilerini sahile atmışlar" diye konuştu.İHA

Yüzlerce kişi Sumud filosuna destek için pedal çevirdi

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na destek vermek üzere düzenlenen bisiklet turunda dayanışma mesajı verildi

10.05.2026 15:25:00
İhlas Haber Ajansı
Yüzlerce kişi Sumud filosuna destek için pedal çevirdi
Yüzlerce kişi Sumud filosuna destek için pedal çevirdi
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na destek vermek üzere düzenlenen bisiklet turunda dayanışma mesajı verildi.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Filistin'e Destek Platformu, Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na destek vermek üzere bisiklet turu düzenledi. Etkinlikte yüzlerce katılımcı dayanışma ve insanlık adına pedal çevirdi. Sepetçiler Kasrı'ndan başlayan 20 kilometrelik tur; Karaköy, Beşiktaş, Unkapanı, Balat ve Eyüpsultan güzergâhının ardından yeniden Sepetçiler Kasrı'nda sona erdi.
Toplumsal duyarlılığı güçlendirmeyi amaçlayan etkinlikte, Gazze'de yaşanan insani krize dikkat çekilirken uluslararası dayanışmanın önemine vurgu yapıldı. Türk ve Filistin bayraklarıyla donatılan bisikletler, tur boyunca dayanışmanın ve kardeşliğin sembolü oldu. Katılımcıların yoğun ilgisi ve coşkulu atmosferiyle gerçekleşen etkinlikte, ablukanın sona ermesi ve insani yardımların kesintisiz şekilde Gazze'ye ulaştırılması çağrısı yapıldı.İHA

659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince Gürbulak, Kapıkule, Kapıköy, İpsala Gümrük Kapıları ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen 6 ayrı operasyonda, toplam 659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

10.05.2026 10:41:00
İhlas Haber Ajansı
659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince Gürbulak, Kapıkule, Kapıköy, İpsala Gümrük Kapıları ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen 6 ayrı operasyonda, toplam 659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde; son bir hafta içerisinde gerçekleştirilen 6 ayrı operasyonda uyuşturucu kaçakçılığına ağır darbe vuruldu.



Gerçekleştirilen operasyonlarda; Gürbulak Gümrük Kapısı'nda 286 kilogram metamfetamin, İstanbul Havalimanı'nda 173 kilogram esrar, Kapıkule Gümrük Kapısı'nda 153 kilogram esrar, Kapıköy Gümrük Kapısı'nda 25 kilogram esrar, İpsala Gümrük Kapısı'nda 22 kilogram esrar olmak olmak üzere toplam 659 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi. Ele geçirilen uyuşturucu maddeler imha edildi.



Konuya ilişkin bakanlıktan yapılan açıklamada, Gümrükler Muhafaza ekiplerinin gelişmiş risk analiz sistemleri, teknik kontrol altyapısı ve sahadaki etkin operasyon kabiliyetiyle tüm kara, hava ve sınır kapılarında kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini aralıksız sürdürdüğü ifade edildi.

Öte yandan, uyuşturucu kaçakçılığı başta olmak üzere, terörizmin finansmanı ve kara para aklama suçlarına kaynak sağlayan her türlü kaçakçılık faaliyetinin önlenmesine yönelik çalışmalarının aynı kararlılıkla devam edildiği aktarıldı.

Ayrıca, kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında ilgili Cumhuriyet Başsavcılıkları ile koordinasyon içerisinde yürütülen soruşturmaların Edirne, Saray, Doğubayazıt ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde devam ettiği kaydedildi.

Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?


 
Yaşla ilgili yorgunluk, tıptaki en az tartışılan durumlardan biri olabilir. Evde buna kötü tavır denir. Doktorlar için ise sadece yaşlılık! Ve bunu yaşayan insanlar için ise tam bir yenilgi. Ama kimse bunun vücudun içinde nasıl gerçekleştiğini sormayı aklından bile geçirmez.

09.05.2026 11:48:00
MURAT ÇORBACI
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?

Mitokondri meselesi

Hücrelerin içinde enerji üretmekten sorumlu küçük organlar olan mitokondrilerin 60 yaşından sonra sayıları azalır ve verimlilikleri düşer. Gençliğinizde üstesinden rahat egldiğiniz yürüyüş, aniden çok daha küçük bir kaynaktan çok daha fazla enerji çekmeye başlar. Bu yorgunluk hissi, hayal gücünün değil, fizyolojinin doğrudan bir fonksiyonudur. Vücudunuzda işleyen temel hücresel aritmetiktir yani!







Kas atrofisi durumu daha da kötüleştirir

30 yaşından sonra, düzenli kuvvet antrenmanı yapılmadığı takdirde, vücudumuz her on yılda bir yüzde 3 ila yüzde 5 arasında kas kütlesi kaybeder. Kas dokusu yüksek metabolik potansiyele sahiptir, yani enerjiyi verimli bir şekilde yakar ve hareketi etkili bir şekilde üretir. Kas dokusu azaldıkça, normal aktiviteler genel enerji kapasitenizin daha büyük bir bölümünü gerektirmeye başlar. 75 yaşında, 35 yaşına kıyasla yüzde 40 daha az kas kütlesiyle merdiven çıkmak, biyomekanik olarak 35 yaşında sırt çantasıyla merdiven çıkmaya eşdeğerdir. Ve evet, yorgunluk hissi gerçekten daha güçlüdür. Hayal ürünü değil. Ve bir zayıflık belirtisi de değil.







Uyku kalitesi 60 yaşından sonra önemli ölçüde değişir.

Hücre yenilenmesinin gerçekleştiği derin, dinlendirici uyku 60 yaşından sonra çok daha nadir hale gelir. Yatakta sekiz saat geçirmek ama sadece altı saat etkili uyku almak, kaç saat uyuduğunuzdan bağımsız olarak vücudunuzun yetersiz bir iyileşme ile çalıştığı anlamına gelir. Sekiz saatlik uykudan sonra yorgunluk bir gizem değil. Sadece yanlış ölçüm. Saatler harcandı. İyileşme olmadı.







Hipotiroidizm, yaşlı yetişkinler arasında en sık gözden kaçan tanıdır

Metabolik hormonların yetersiz üretimi sonucu ortaya çıkan ve genellikle normal yaşlılık belirtileriyle karıştırılan, önemli yorgunluk, ısı intoleransı ve bilişsel bozukluklar, aslında basit kan testleri kullanılarak tiroid hormonu replasman tedavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Bununla birlikte, dünya genelinde yaşlı nüfusta en sık yanlış teşhis edilen durumdur.
Düşük seviyeli kronik enflamasyon (günümüzde enflamasyonla yaşlanma olarak adlandırılan durum) sürekli arka plan seviyesinde enflamasyon cevabını sürdürmek için büyük enerji harcamasına neden olur, yorgunluk ve genel olarak bitkinlik hissi dışında hiçbir belirti göstermez. Hemen hemen her dejeneratif yaşa bağlı duruma katkıda bulunur ve beslenmeden büyük ölçüde etkilenir.







Peki yorgunluğu azaltmak için ne yapılabilir?

1. Akdeniz tipi beslenme
2. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları tedavi ettirmek
3. Elbette egzersiz... Kuvvet antrenmanı, mobilite, tempolu yürüyüş ve koşu gibi aerobik egzersizler elzem...

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.