logo
14 HAZİRAN 2026

Kaybedecek zaman yok

10.10.2002 00:00:00
İstanbul'da düzenlenen iktidara yürüyüş şöleninde konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, hem seçmene, hem de projelerini aşıran partilere tarihi bir uyarıda bulunarak, "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, ama, yatsıya kadarki zaman da bize lazım" dedi

Bağımsız Türkiye Partisi, İstanbul Eresin Otelinde, bir iktidara yürüyüş şöleni düzenledi. Şölene, BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın yanısıra, Genel Başkan Yardımcıları Ali Gedik, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, İstanbul milletvekili adayları, il ve ilçe teşkilat mensupları ile seçkin bir davetli topluluğu katıldı.

Beklenen lider kimliği3 Kasım'da iktidar havası içinde geçen şölene katılanlara hitabeden Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, 3 Kasım seçimlerine, 4 Kasım'da iktidara hazırlanan bir parti liderinden öte, onlarca, yüzlerce yıl ötesini gören, Türk milletinin özlediği, beklediği tam bir devlet adamı kimliğiyle konuştu. Prof. Dr. Haydar Baş, genelde insan unsurunun, özelde Türk insanının karakteristik yapısıyla, tarihi misyonuyla, ülkemiz ve insanımız çevresindeki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar ve tahlillerle, Türkiye'nin, 3 Kasım'da, hangi ellere teslim edilmesi gerektiğini, bir kez daha bütün çıplaklığıyla ortaya koydu.

Başarının temel unsuru insandırÜlkemizin hukuki, iktisadi, siyasi, sosyal, ülkeler arası mevzularda çok meselesinin var olduğunu, ancak bütün bunların başında çok büyük bir meselenin, insan meselesinin geldiğini, insan modelimizi kaybettiğimizi, asıl mevzunun, kaybettiğimiz insanımızı, modeli bulmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Hangi sistem olursa olsun, onu ayakta tutan, başarı imkanı tanıyan, onu uygulayacak olan insandır. İnsanı, kendisi, toplumu, devlet ve milletinin yararına kazanmadıktan sonra ne kadar mükemmel sistem hayata geçirmeye çalışırsanız çalışın, başarı elde etmeniz hiç mümkün değildir" dedi. "Ben Türküm. Bu milletin evladıyım" dediği halde, kafasını ve gönlünü okyanus ötelerine bağlamış, mandacı bir zihniyetin elemanı veya esiri olmuşların bu milletin lehine politika üretmesinin hiç mümkün olmadığını söyleyen, "millet lehine politikalar üretebilmek, bu memleketi kalkındırabilmek için evvela bu milletin modeli olmanız lazımdır" tespitinde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, "Biz, hiç bir millete, hangi dal, hangi tarz, hangi sanat olursa olsun zerre nispetinde ihtiyacı olmayan dünyanın tek milletiyiz. Büyük milletiyiz. Biz ekonomik kalkınmamızdan evvel bu kimliği BTP iktidarında hayata geçireceğiz. Ve biz Türklüğümüzle övüneceğiz. Örfümüzle, adetlerimizle, geleneklerimizle övüneceğiz" şeklinde konuştu.

Dünün Abdulvahhab ve Hüseyin Bin Ali'leri bugün de devredeProf. Dr. Haydar Baş, ülkemizi çok yakından ilgilendiren ABD'nin Irak'a müdahale olayına da değindiği konuşmasında, bu müdahalenin ne manaya geldiğini, olması durumunda Türkiye'yi ne gibi hayati tehlikelerin beklediğini, Hicaz bölgesinde Osmanlıya oynanan oyun gerçeğini hatırlatarak ve bu oyunun Anadolu'da da devam ettiğine dikkat çekerek anlattı. Bizden görünüp, din adına, İslam adına fetva veren, konuşan, ibadet de eden ve fakat içi bizden olmayan adamların, Hicaz bölgesindeki kardeş milyonları kandırıp, asırlar boyu kendilerine hizmetkâr olan Osmanlıyı, arkadan vurdurduklarına işaret eden Prof. Dr. Haydar Baş, dün Hicaz bölgesinde kardeşlerimizi kandırarak Osmanlıyı arkadan vurmak isteyenlerin, şimdi de bu milleti, bu devleti arkadan vurmak istediklerine, dünün Hüseyin bin Ali'si, dünün Abdülvahhab'ının bugün de devam ettiğine dikkat çekti.

Bölgemiz cadı kazanına çevrilmek isteniyorBatının, Irak'a müdahale adı altında, yer altı kaynaklarını ele geçirmek ve etnik gurupları bölerek fitne çıkartmak istediğini, Kuzey Irak'ta 1991'den sonra fiilen kurulan Kürt devletinin hukuki alt yapısını hazırladığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bunun Türkiye için doğuracağı tehlikeli sonuçlarını şöyle haber verdi: "Kuzey Irak'taki etnik gurup, İran'da, Suriye'de, Türkiye'de de vardır. Yapılmak istenen şey o bölgeyi cadı kazanı haline getirmektir. Devlet adamı demek bu tehlikeyi görmek demektir. Bu bölge Fizik'teki bileşik kaplar gibidir. Birindeki hadisenin diğerine nakledilmemesi hiç ama hiç mümkün değildir. Olayı bu derece kendimize yakın hissetmez ve buna göre tedbir almaz isek vay benim ülkemin başına geleceklere!.. Bu iş sadece güneydoğumuzla da sınırlı kalmaz. İş, Karadeniz Pontus hareketine atlar, Laz hareketine atlar, Çerkez hareketine atlar. Ve Büyük Ermenistan hareketine atlar. Şu anda bütün bunların önüne geçmek mümkün iken, esefle müşahede ediyorum ki devlet olarak biz bu tedbirleri liyakatla almıyoruz. Olayları kendi akışı istikametinde serbest bırakıyoruz. Bu durum, ilmi kriterlere, sosyolojik gerçeklere göre, devletin ve milletin, bu toplumun sonunu getirebilir."

Bölge Bakanlıkları ihdas edilecekProf. Dr. Haydar Baş, geçmişe, bugüne ve geleceğe ışık tutan bu tarihî tespitlerinden sonra, bu milletin gerçek kimliğinin ortaya konulacağı, Irak dahil çevresinde ve dünyada aleyhimize gelişen tüm olaylara "dur" denileceği BTP iktidarında gerçekleştirilecek ve milletimizin topyekûn ızdırabını dindirecek, dünya lideri-kâinat devleti Türkiye'nin onurlu, başı dik insanları konumuna yükseltecek projelerinden bahsetti. Proje kapsamına muhtarları aldıklarını deklere ederek, "Çilekeş muhtarlarımıza 90 milyon TL maaş veriliyormuş. Muhtarların maaşını en az üç misli arttırıyoruz. İki dönem üst üste muhtarlık yapan arkadaşlarımızı da emekli edeceğiz" şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Haydar Baş, bir başka yeni projeyi de şöyle açıkladı: "Üniter devletin yapısını bozmadan bir yapı değişikliğine de gideceğiz. Bütün belediyeler, her işlerinde Ankara ile yazışmaktan işlerinin aksadığından şikayetçi. 'Mahalli idarelere mahallinde yetkiler verilmesi lazım' denilip duruluyor. Şu ana kadar bu hususa üniter yapı içinde bir çözüm bulunamadı. Ben çözüm buldum. Ben, bu üniter yapıyı zerre kadar bozmadan ve de daha da güçlendirerek bölge bakanlıkları ihdas ediyorum. Türkiye üzerinde hesabı olanlar, 'Eyvah! Biz Türkiye'yi küçültelim, devleti küçültelim derken, bunlar, devleti bölgelere yaydılar. Ne yapacağız?' diyecekler. Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun Belediyesi, artık Ankara ile yazışmayacak. Bir bakanlık Trabzon'da, bir tane Ordu'da bulunacak. Kısmet olursa bunu bütün Türkiye'ye şamil hale getireceğiz. Federasyon anlayışını fiilen, resmiyette üniter devleti en güçlü şekilde hayata geçireceğiz. O zaman memleketimizin doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi, kendi bakanlıkları doğrultusunda merkeze, Ankara'ya bağlı olacak. Mahallinde bütün işler anında halledilecek. Ülkemizde problem haline gelen şuculuk buculuk da 24 saat içinde kaldırılacaktır."

Milletimize ve BTP projelerini aşıranlara tarihi uyarıProjelerin çalınmasına burada da değinen, Prof. Dr. Haydar Baş, hem milletimize hem de bu partilere yönelik olarak şu tarihî uyarıda bulundu: "Halkımızın çok güzel bir sözü vardır: 'Taşıma su ile değirmen dönmez.' 'Yalancının mumu yatsıya kadar yanar', ama, yatsıya kadarki zaman da bize lazım. Onun için insanımızı ayıktırmamız, onları kandırmalarının önüne geçmemiz lazım. Bizim dışımızdaki bütün partilerin kaynağı hep aynıdır. Kaynağı gayri millidir. Kaynağı milli olan tek parti BTP'dir. Bizim projelerimiz bize has, bize aittir. Onun için bizim projelerimiz, hiç mümkün değil ki, IMF'yi kabul eden bir partiler tarafından çözülebilsin. Memura vereceği 100 milyonu pazarlık konusu haline getiren parti benim koyduğum projeleri nasıl çözebilir? İnsanımız hakikaten çok iyi düşünsün. 100 milyona kaynak arayıp da bulamayan partiler, trilyonluk, katrilyonluk projelere nasıl kaynak bulacaklar? Biz, seçimden 15 gün evvel, kaynakları insanımıza açacağız. Göreceksiniz, 70 milyonluk bir Türkiye değil, 700 milyonluk bir Türkiye, dünyanın hiç bir ülkesine muhtaç olmadan kendini nasıl bakabilecektir. Anahtar elimizin içinde, ama, kapıyı açmak için anahtar arıyoruz. Bütün partiler bekliyor ki Haydar Hoca anahtarı göstersin. Ama işin garip tarafı, benim elimdeki anahtar, bu milletin kapısının anahtarı. Yani benim anahtarımla milletin kapıları açılır. Bu anahtar IMF'nin kapısını açmaz. Tavsiyem odur ki, bu kaynaklara yaklaşmasınlar. Milletimiz de onlara kanarak vakit kaybetmesinler."

Medya 4 Kasım'da uyanacakBağımsız Türkiye Partisi'nin Eresin Oteli'ndeki iktidara yürüyüş şöleninde, Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı Ali Gedik yaptığı konuşmada, "BTP iktidarı ile Türkiye'nin rengi bir başka olacak. Türk milletinin eli bir başka tutacak, kalbi bir başka atacak" derken, İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Fuat Şengül, Prof. Dr. Haydar Baş'ın başbakanlığında olacakları anlattı. Kapatılmış fabrikaların tekrar açılacağını, ekonomiye can geleceğini, öğrencinin okuma derdi kalmayacağını söyleyen Şengül, kış mevsiminin yaklaşmasına atıfta bulunarak vatandaşların % 50 daha ucuza ısınacaklarını belirtti. İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı emekli hakim Sait Çuhadar ise, laiklik ile Atatürk ilke ve inkılaplarının tam anlamını, Türk milletine bir nimet olarak gördüğü Prof. Dr. Haydar Baş'tan öğrendiğini belirterek, "Prof. Dr. Haydar Baş, milletimizin gönlünde taht kurdu. Ama medya bunu gizliyor. Medya, bu gizli tuttuğu şeyi 4 Kasım'da öğrenecek" dedi. İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Türk Sanat Müziği sanatçısı Galip Sokullu da söylediği eserlerle şölene katılanları coşturdu. "Öyle bir sevgili buldum ki seni unutacağım" şarkısını okuduktan sonra, "Türkiye de Haydar Baş'ı buldu. Diğerlerini unutacak" diyen Sokullu, "Çile bülbülüm çile"yi söyledikten sonra da, "Bu çileler 4 Kasım sabahı bitecek inşallah" değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal devletin temeli hazırProf. Dr. Haydar Baş'ın Eresin Oteldeki şölende yaptığı konuşmada insanımızın dikkatine sunulması gereken bazı anekdotlara imza attı. Projelerinin hepsinin ayağının yere bastığının nişanesi mahiyetindeki bu anekdotlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:

* İnsan işçisi annelere müjde!- "Benim anam beni yetiştiriyor, bu kadar büyük hizmeti görüyor, işçi olamıyor. İşçi olmak için illâ tahta ile teneke ile mi uğraşacak? İnsanla uğraşan niçin işçi olmayacak? Asıl işçilik insan işçiliğidir. İnsanı yetiştirmek kadar zor bir hadise yoktur. O bakımdan bizim inancımızda, 'Cennet annelerin ayakları altındadır.' Ayakları altında cennet olan bir varlığa bu millet, emeklilik imkanı tanımayacak da ne yapacak? İşte biz bunu yapacağız."

* Milletine hadim sosyal devlet - "Bizim devletimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu sosyal bir devlettir. Sosyalist bir devlet değildir. Milletinin sırtından geçinen değil, milletine hizmet eden, hadim olan devlettir. Allah nasip ederse biz bunu hayata geçireceğiz."

* Avrupa artık tükendi- "Avrupa bitmiştir. İnsanı itibariyle de bitmiştir, kaynakları itibariyle de bitmiştir. Avrupa'da, yerin altını boşalttılar. Şimdi, onların gözleri, kabul etseniz de etmeseniz de bizim dünyamızdadır. Şu veya bu bahane ile gelip oturmak, sömürmek istedikleri bizim coğrafyamızdır. Biz bunlara hukuki bazda en güzel tarzda taş koyacağız."

* Tembelliğe pirim yok- "Türkiye'de işsizlik maaşı yok. BTP iktidarı döneminde, bir zaman sonra bunu vereceğiz. Önce de verebiliriz. Ancak milletimizi tembelliğe alıştırdılar. Bunu verirsek kimse çalışmaz. Şimdi önce çalışacağız. Kazanacağız. Ondan sonra işsizlik maaşını alma durumunu hak edeceğiz."

* Kimsesiz yaşlılara hürriyet-"Kimsesiz yaşlılarımız geçimini temin için kapı kapı dolaşıyor. Bu durum, bizim ar damarımızı çatlatması lazım. Oysa biz, artıklarımızla bile sadece bir milleti değil bir kıtayı bakacak imkanlara sahibiz. Soframızın artıklarıyla bir kıtayı bakacak imkanlara sahipken yaşlılarımızı kapı kapı dolaştırmak bize yakışmaz. Kısmet olursa onları 4 Kasım'dan sonra hürriyetlerine kavuşturacağız."

* Kaynağın adresi- "Haydar Hoca bol keseden atıyor zannetmeyin. Çok imkanlar var. Biz, bu milletin bir elinden alıp dağıtıyoruz. Başka bir şey yaptığımız yok. Bugüne kadar adaletsizlikle sadece bir kesim insan, % 1-2 oranında insan, ağa-paşa geçiniyor, diğerleri açlıkla, sefaletle karşı karşıya bulunuyordu. Biz, işte buna son vereceğiz."

* Şehit ailelerine reva görülen- "Şehit ailelerinin hayatlarının garanti altına alınmaları devletin başta gelen vazifelerinden biri olacak. Aksi takdirde biz milleti hudut boylarında koruyacak askeri de bulamayız. Çünkü onları çok darılttık. Onların evlatlarını şehit edenleri biz affettik. Yarın onlar siyaset sahnesine çıkar da, onların gözünün içine baka baka 'sizin oyunuzu istiyoruz' derse, acaba bunun hesabını kim verecek?"

* Apo konusunda bir parantez- "Yabancı vakıflara toprak edinme hakkını dolaylı yoldan temin ettiler. 5 bin insanımızı şehit eden insanı affettiler. Şimdi de siyaset sahnesine sürecekler. Bir tane arkadaşımızı dikkat ederseniz çok istismar ediyorlar. 'Şu hakkını aldılar' diye acındırıyorlar. Ben korkuyorum ki onun üzerinden Öcalan'ı da siyaset sahnesine sürecekler. Bunu parantez içerisine alın. O bakımdan çok dikkatli ve de düşünceli olmalıyız."

Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

14.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
  Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
  Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Emniyet emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında tavuk eti sektöründe faaliyet gösteren firmalar hakkında inceleme başlatıldı. Rekabet Kurulu kararları ile Ticaret Bakanlığı'ndan temin edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda yapılan incelemelerde, bazı şüphelilerin piyasadaki rekabeti doğrudan veya dolaylı olarak engelledikleri değerlendirildi. Bunun üzerine ekipler, 12 Haziran günü İstanbul, merkez olmak üzere Balıkesir, Bolu, Ankara, Uşak, Bursa, İzmir, Samsun, Kocaeli, Manisa, Gaziantep, Sakarya ve Muğla'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda 29 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında başlatılan soruşturma ve tahkikat işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Soruşturma kapsamında daha önce 8 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, aralarında Banvit, Erpiliç, Gedik Tavukçuluk ve Lezita Gıda'nın da bulunduğu 13 şirkete denetim kayyımı atanmıştı. Operasyonda 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama

Tekirdağ merkezli 2 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheliden 32'si tutuklandı.

14.06.2026 11:38:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama
Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama
Tekirdağ merkezli 2 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheliden 32'si tutuklandı.

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince internet üzerinden gerçekleştirilen yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik yürütülen planlı ve projeli çalışmalar kapsamında önemli bir operasyona imza atıldı.



Ekipler tarafından yapılan araştırma ve incelemelerde, yasa dışı bahis organizasyonuna ait olduğu değerlendirilen hesaplarda yaklaşık 1 milyar TL tutarında para hareketi tespit edildi. Haksız kazanç elde ettiği belirlenen suç örgütüne yönelik teknik ve fiziki takip çalışmalarının tamamlanmasının ardından operasyon için düğmeye basıldı.

Tekirdağ merkezli olmak üzere 2 ilde 9 Haziran 2026 tarihinde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda toplam 36 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 12 Haziran 2026 tarihinde adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 32 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderildi.

Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, siber suçlarla mücadele kapsamında sanal devriyelerin 7 gün 24 saat esasına göre görev yaptığı belirtilerek, yasa dışı bahis başta olmak üzere suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

FETÖ firarileri yine yok!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 90 suçlunun, 16 ülkede yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.

13.06.2026 17:05:00
İhlas Haber Ajansı
FETÖ firarileri yine yok!
FETÖ firarileri yine yok!
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aranan 90 suçlunun, 16 ülkede yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.



Bakanlıktan yapılan açıklamada, "EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca; yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izini titizlikle sürdük. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan S.D., K.A., A.A., U.A., K.G., B.K., S.C., B.F., U.Y., M.Ç., M.A., Ş.Ş., L.P., C.K., A.S., O.A., A.A.K., A.A.M., S.G., M.F., A.D., M.Ö., B.K., M.M., N.İ., R.A., T.E.O., A.Ç., S.Ö., M.O., N.Ç., N.D., R.B., O.G., İ.Ç., C.Y., H.R., U.A., M.T., B.T., E.L. ve N.İ. ile ulusal seviyede aranan 48 G.Y., V.A., M.T., A.D., C.T., C.Ç., N.O., A.E., A.M.G., K.K., Y.A., A.Y., B.H.Ö., M.E.Ö., A.Ö., F.G., U.A., H.G., H.Ş., M.A., S.Ç., H.K., M.Ş.S., G.P., O.Ç., Y.K., E.Ş., C.A., B.B., Y.Y., H.H.Ö., E.Ç., M.A.D., B.M., B.C., O.T., B.S., H.İ., M.E., H.S., M.A., E.D., M.K., B.B., A.O., İ.E., Y.E. ve F.G. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı" ifadeleri yer aldı.



Yakalanan zanlıların, 58'inin Gürcistan, 12'sinin Almanya, 3'ünün Bulgaristan, 3'nün Yunanistan, 2'sinin Hollanda, 2'sinin KKTC, diğerlerinin ise Avusturya, Belarus, İngiltere, İtalya, Japonya, Kırgızistan, Kuzey Makedonya, Moldova, Tayland ve Ukrayna'dan getirildikleri belirtildi.

FETÖ firarileri



FETÖ/PDY terör örgütü soruşturmaları ve 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında, uluslararası düzeyde Interpol Kırmızı Bülteni ve İçişleri Bakanlığı'nın Terörden Arananlar Kırmızı Listesi ile aranan en kritik firari isimler şunlardır:

Adil Öksüz

Zekeriya Öz

Ekrem Dumanlı

Emre Uslu

Cevheri Güven

Hakan Şükür

Arif Erdem

Suat Yıldırım

Akın İpek

Mustafa Özcan

Harun Tokak

Şerif Ali Tekalan

LGS heyecanı bitti


 
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 8'inci sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav gerçekleştirildi.

13.06.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 LGS heyecanı bitti
 LGS heyecanı bitti

İki oturumdan oluşan sınavın birinci oturumu saat 09.30'da başladı. Birinci oturum saat 10.45'te sona erdi. İkinci oturum ise saat 11.30'da başlayıp 12.50'de son buldu. 

Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 okuldaki 64 bin 697 salon, yurt dışında ise 8 ülkede, 11 sınav merkezindeki 40 salonda gerçekleştirildi. 

Özel durumu olan öğrencilere 20 dakika ek süre

Hazırlıklar bu yıl sınava başvuran 1 milyon 22 bin 658 öğrenci dikkate alınarak yapıldı. Özel durumları dolayısıyla evde veya hastanede sınava alınan öğrenciler ile görme engelli ve az gören öğrencilere yönelik de gerekli tedbirler alındı.
Özel gereksinimli öğrencilere 20 dakika ek süre verildi. Bu öğrencilere "Sınav Tedbir Hizmeti Uygulayıcı Kursu"nu tamamlayan öğretmenler "okuyucu ve kodlayıcı" olarak eşlik etti.

İki oturum arasında öğrenciler ihtiyaçlarını giderebildi

Sınavın ilk oturumunda sözel alanlardan soru soruldu. Öğrencilere Türkçe, T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru soruldu ve 75 dakika yanıtlama süresi verildi.

Matematik ve fen bilimleri derslerinden 40 sorunun yöneltildiği ikinci oturumda ise öğrencilerin 80 dakika süresi oldu. İki oturum arasındaki 45 dakikalık sürede öğrenciler, okul bahçelerine çıkabildi, ihtiyaçlarını giderebildi.
Oturumlar arasındaki dinlenme süresinde öğrencilere kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtıldı.

Velilerinin talepleri doğrultusunda sınava giren öğrencilerin yüzde 91'i bu beslenme paketlerinden faydalandı. Velisi tarafından beslenme paketi talep edilmeyen öğrencilere ise yalnızca su dağıtıldı.


Veliler çocuklarını yalnız bırakmadı

Öte yandan Türkiye genelinde sınava giren adaylar, erken saatlerde okula gelerek girişlerin başlamasını bekledi. Okuldaki görevliler tarafından uyarı, bilgilendirme ve üst aramasının ardından öğrenciler sınıflara alındı. Bazı veliler de sabahın erken saatlerinde çocuklarıyla birlikte okul kapısına kadar gelirken, görevliler sınav öncesinde okul çevresinde bekleyenlerden sınav süresince sessiz olmalarını istedi.

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu


 
Kıbrıs'ta 1960-1963 yıllarında faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Tarih Kurumu (KTTK), 63 yıl aradan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) tekrar kuruldu.
 

13.06.2026 11:30:00
AA
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu

Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak katılımıyla ilan edilen "Kıbrıs Cumhuriyeti" döneminde Türk Tarih Kurumu ve tarihçi yazar Prof. Dr. Halil İbrahim İnalcık'ın katkılarıyla 1960'da kurulan KTTK, Rumların 1963'teki "Kanlı Noel" saldırıları sonrası faaliyetlerini durdurdu.
Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi mücadelesinin sembol isimlerinden olan eski KKTC Kültür ve Turizm Bakanı İsmail Bozkurt ve Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez'in girişimleri sonucunda KTTK, 63 yıl sonra yeniden kurularak faaliyetlerine başladı.

Yapılan ilk genel kurul sonucunda KTTK'nin başkanı seçilen İsmail Bozkurt, tarih bilincini topluma yerleştirmek, tarih araştırmaları ve akademik çalışmalara Kıbrıs özelinde odaklanmak üzere kurumu yeniden hayata geçirmeye karar verdiklerini söyledi.
Uzun süredir KKTC'de bir tarih kurumu olmamasının boşluğunu hissettiklerini dile getiren Bozkurt, eski kurumu canlandırma gayretleri sonuçsuz kaldığı için şimdilik KTTK'yi kamu yararına dernek statüsünde kurduklarını belirtti.

KTTK Başkanı Bozkurt, ilk hedeflerinin 1. Kıbrıs Türk Tarih Kurultayı'nı toplamak olduğunu vurgulayarak kurum olarak ilerleyen günlerde tarihle ilgili yayımlar, tarih dergisi ve kurum olarak kitap çıkarmayı planladıklarını aktardı.

Bizim tarihimizi bilmemiz lazım

Bozkurt, KTTK'nin çalışmaları konusunda iddialı ve azimli olduklarını ifade ederek "Bizim ana hedefimiz, Kıbrıs Türk halkının tarih belleğini canlandırmaktır. Biz maalesef KKTC olarak, kendi halkımıza, kendi çocuklarımıza tarihimizi anlatamadık. Bu, bir boşluktur. Bu boşluğu er geç kapatmamız gerekmekteydi. Bunu ırkçı ve intikamcı bir yaklaşımla demiyorum. Bizim tarihimizi bilmemiz lazım. Biz bu alanda çalışmalar yapacağız." diye konuştu.

KTTK Yönetim Kurulu Üyesi tarihçi Hatice Özler Şahin de uzun bir aradan sonra kurumun yeniden kurulmasının KKTC için bir gereklilik olduğunun altını çizerek birçok devletin bu kurumları 1800'lü yıllardan itibaren oluşturduklarına işaret etti.
Toplumlar ve devletler için tarih kurumlarının önemli olduğunu söyleyen Şahin, KTTK'nin Türk devletlerindeki benzer kurum ve enstitüler ile ortak bilimsel çalışmalar yürütmek istediğini belirtti.

Şahin, kurumun Kıbrıs Türklerinin tarihi gerçeklerini araştırmak ve genç nesillerde tarih bilinci oluşturmak için çaba göstereceğini de sözlerine ekledi.
Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez de Kıbrıs sorununun en önemli ayrıntısının, tarihi gelişmelerin çok boyutlu olarak ortaya konulamaması ve tarafların kendi bakış açılarıyla gelişmeleri değerlendirmesi olduğunu dile getirdi.
"Rumlar, Kanlı Noel saldırılarının Türkler tarafından yapıldığını ve Ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Türklerin dağıttığını ileri sürerken Kıbrıs sorununun 1974 yılındaki Barış Harekatı ile başladığını iddia etmişler ve Batılı devletler ile kamuoyunu da bu yönde etkilemeyi başarmışlardır" diyen Balyemez, gerçeklerin ise Batı'nın ve Rum-Yunan ikilisinin iddialarından çok daha farklı olduğunu vurguladı.

Balyemez, Kıbrıs Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçlarından birinin de her düzeyde yapılacak bilimsel etkinliklerde Ada'da yaşanan sorunları akademik tartışmaya açmak ve sorunun çözümüne yardımcı olmak olduğunu belirterek "Bu amaçla Rum ve Yunan bilim insanları başta olmak üzere farklı ülkelerden katılımcıların yer alacağı etkinliklerde Kıbrıs sorununun tarafsız ve objektif olarak tartışılmasını sağlamaktır. İlave olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesinin Türk eğitim sisteminde yer alması için hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurumu ile temaslarda bulunulması da KTTK'nin öncelikli hedefleri arasında bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Balyemez, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin orta dereceli ve yüksek öğretim kurumlarının müfredatında yer almamasının, kamuoyunun Ada'da olan bitenleri gerçekçi olarak değerlendirmesine engel olduğunu kaydetti.

Yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesiz girebilecek


 
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında vize muafiyeti kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Karara göre yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesi girebilecek. Gri pasaportlular ise vize almaya devam edecek. Anlaşmanın 5. maddesine göre uygulama hac ve umre ziyaretlerini kapsamıyor. 

13.06.2026 11:07:00 / Güncelleme: 13.06.2026 11:27:29
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
 Yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesiz girebilecek
 Yeşil pasaportlular Suudi Arabistan'a vizesiz girebilecek

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma"nın onaylanması hakkındaki Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre, söz konusu pasaport sahipleri her 180 günlük süre içinde 90 günü aşmayan bir süre için diğer tarafın ülkesine girmek, ülkesinden transit geçmek, ülkesinden çıkmak ve ülkesinde geçici olarak kalmak için vizeden muaf tutulacak.



Anlaşmanın 5. maddesi uyarınca uygulama hac ve umre ziyaretlerini kapsamıyor. Hac ve umre için 'özel olarak verilen vize' almak gerekiyor. 

Dışişleri Bakanlığı ne diyor?

Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tabi olduğu vize uygulamaları kısmında henüz düzenlemeye gidilmedi. Burada Suudi Arabistan başlığı altında şunlar yazıyor: "Umuma mahsus ve resmi pasaport hamili vatandaşlarımız vizeye tabi olup, turistik amaçlı e-vizelerini 'https://visa.visitsaudi.com' internet adresinden, Suudi Arabistan'a varışlarında havalimanlarında bulunan e-vize kabinlerinden veya anılan ülkenin Türkiye'de mukim temsilciliklerinden "365 günde 90 gün" kalış süreli "tek girişli" veya "çok girişli" olarak alabileceklerdir. Bahsekonu e-vizeler Hac ziyaretlerini kapsamamaktadır (menfi). Hac döneminde, e-vizeyle yalnızca kutsal bölgeler haricindeki şehirlere turistik ziyaret mümkün olabilecektir. 2025 yılı Hac dönemi hazırlıkları doğrultusunda, Hac vizesi hamili olmayan kişilerin 29 Nisan-10 Haziran 2025 tarihleri arasında Mekke'ye giremeyecekleri ve Mekke'de konaklayamayacakları, Hac ibadeti yapmak isteyenlerin Hac vizesi almaları gerektiği Suudi Arabistan makamlarınca bildirilmiştir."

Görüldüğü gibi Dışişleri Bakanlığı'na henüz 2026 yılı gelmemiş!

Siber tehdide eş zamanlı müdahale

Milli İstihbarat Teşkilatı, çok sayıda vatandaşı etkileyen kredi kartı şebekesini çökertti

13.06.2026 08:31:00
İhlas Haber Ajansı
Siber tehdide eş zamanlı müdahale
Siber tehdide eş zamanlı müdahale
Milli İstihbarat Teşkilatı, çok sayıda vatandaşı etkileyen kredi kartı şebekesini çökertti. MİT'in koordinesinde Siber Güvenlik Başkanlığı (SGB), Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının (MASAK) ortak çalışmaları neticesinde İstanbul ve Kocaeli'de gerçekleştirilen operasyonlarda 3 şüpheli gözaltına alındı.

MİT, gece boyunca süren şüpheli SMS'ler üzerine harekete geçti. MİT, çok sayıda vatandaşı etkileyen kredi kartı şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin SMS'lerin 7 Haziran gecesi başladığını ve sabahın ilk saatlerine kadar devam ettiğini tespit etti. Vatandaşlara ulaşan mesajlarda, kredi kartları üzerinden yüksek tutarlı işlem girişimlerine yönelik bilgilendirmelerin ve tek kullanımlık şifrelerin yer aldığı belirlendi. Olayın organize bir siber faaliyet niteliği taşıdığının değerlendirilmesi üzerine MİT düğmeye bastı. MİT'in koordinasyonunda ilgili güvenlik birimleri kısa süre içerisinde harekete geçerek olayın teknik, istihbari, mali ve operasyonel boyutlarını kapsayan çok yönlü süreç işletildi.

Siber tehdide eş zamanlı müdahale



Finansal güvenliği hedef alan siber faaliyetin geniş kitleleri etkileyebilecek nitelikte olduğunun değerlendirilmesi üzerine ilgili kurumlar arasında eş zamanlı koordinasyon sağlandı. SGB tarafından yürütülen teknik incelemeler ve MASAK tarafından gerçekleştirilen mali analizler neticesinde, çok sayıda kredi kartı numarasının otomatik yazılımlarla test edildi. Kart numaralarının geçerliliğinin kontrol edilmesi amacıyla gerçekleştirilen denemeler sonucunda kart sahiplerine otomatik SMS gönderildiği tespit edildi. MİT tarafından yürütülen istihbari çalışmalarda, söz konusu faaliyetlerde kullanılan dijital altyapılar ve faaliyet yöntemleri ortaya çıkarıldı. Elde edilen teknik ve istihbari bulgular doğrultusunda şüphelilerin kimlikleri ve kullandıkları altyapılar tespit edilerek operasyon süreci başlatıldı.

İstanbul ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon



Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Ankara İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İstanbul ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. MİT koordinesinde yürütülen çalışmalar neticesinde kimlikleri tespit edilen 3 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan ilk incelemelerde, kredi kartı bilgilerinin toplu şekilde test edilmesinde kullanıldığı değerlendirilen yazılımlar ile faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin dijital iz ve kayıtlara ulaşıldı. Ayrıca çok sayıda kredi kartına ilişkin test kayıtlarının sistematik şekilde sınıflandırıldığı veri setleri tespit edildi.

SGB tarafından, olayda kullanıldığı değerlendirilen IP adresleri, sunucu kayıtları ve dijital izler incelenerek faaliyetlerde kullanılan teknik altyapının önemli bölümü ortaya çıkarıldı. İncelemeler sonucunda şüphelilerin kullandığı sistemler ile dijital bağlantılar deşifre edildi.

Olay kapsamında herhangi bir maddi kayıp yaşanmadığı ancak kullanılan yöntemin organize siber suç faaliyetlerinde yaygın olarak tercih edilen yöntemlerden biri olduğu belirtildi.

Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza


 
Tarım ve Orman Bakanlığı, Adıyaman'da Nemrut Dağı bölgesi kırsalında yasa dışı yollarla 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu kişiye toplam 2 milyon 97 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi.

13.06.2026 01:46:00
HABER MERKEZİ/AA
Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza
Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, Adıyaman'da Nemrut Dağı bölgesi kırsalında yasa dışı yollarla 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu kişiye toplam 2 milyon 97 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda konuya ilişkin bilgi verildi.

Paylaşımda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekiplerince, yasa dışı yollarla Nemrut Dağı bölgesi kırsalında çekirge toplayan 3 yabancı uyruklunun, 26 poşet içinde 135 çekirgeyle yakalandığı belirtilerek şunlar ifade edildi: "Biyokaçakçılık faaliyeti yürüten şahıslar hakkında toplam 2 milyon 97 bin liralık idari para cezası uygulanmış, yasal süreç başlatılmıştır.

Ekosistemimizin dengesini bozacak ve doğal mirasımızı tehlikeye atacak her türlü eylemin karşısında durmaya, koruma ve kontrol faaliyetlerimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz."

Milliyetleri açıklanmadı

Söz konusu yabancıların milliyeti açıklanmadı, cezanın tahsil edilip edilmediğine dair bilgi verilmedi.

Çekirgelerin özellikleri

Adıyaman'ın Kahta ilçesi sınırlarında 2 bin 150 metre yükseklikteki Nemrut Dağı'nda 20 santimetre uzunluğunda etçil çekirgeler yaşıyor. Uzmanlar, böcek türleri ve tarımsal açıdan zararlı haşerelerle beslenen 'saga ephippigera' türü çekirgenin çiftçi dostu olduğunu ve korunması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar

Diyarbakır’da 24 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen hain pusuda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastına ilişkin davada skandal bir hukuki gelişme yaşandı

12.06.2026 20:08:00
Haber Merkezi
Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar
Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar
Diyarbakır'da 24 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen hain pusuda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastına ilişkin davada skandal bir hukuki gelişme yaşandı.

Yaklaşık çeyrek asırdır kırmızı bültenle aranan terör örgütü Hizbullah mensubu firari iki sanık hakkındaki kamu davası, yasal zaman aşımı süresinin dolması gerekçesiyle tamamen düşürüldü.

Kırmızı bültenler kaldırıldı, dosya kapatıldı



Saldırının ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında, suikastın asli faillerinden oldukları gerekçesiyle 25 yıldır gıyaplarında yargılanan firari sanıklar Haşim Alabalık ve Murat Aktaş hakkındaki hukuki süreç son buldu.

Mahkeme, mevzuatta öngörülen zaman aşımı süresinin dolduğuna hükmederek sanıklar hakkındaki davayı düşürdü. Bu kararla birlikte, çeyrek asırdır yürürlükte olan yakalama emirleri ve uluslararası kırmızı bülten kararları da iptal edildi.

Hapiste tek bir sanık bile kalmadı



Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile birlikte polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy'un şehit edildiği pusu, Türkiye tarihinin en karanlık suikastlarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

Olayın ardından yakalanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hizbullah hükümlüleri, ilerleyen yıllarda "yeniden yargılama" talebinde bulunmuştu.

Mahkemelerin bu talepleri kabul etmesi üzerine, infazı durdurulan son sanıklar da Ocak 2019'da tahliye edilmişti. Cezaevinde hiçbir tutuklu veya hükümlünün kalmadığı dosyada, son firari iki sanığın davasının da zaman aşımıyla düşmesiyle birlikte, 6 şehidin verildiği Gaffar Okkan suikastı davası hukuken tamamen kapanmış oldu. Karar, kamuoyunda ve şehit ailelerinde büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılandı.

‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma

İBB davası tutuklularından eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemedeki "çıplak arama ve kötü muamele" beyanlarının ardından İçişleri Bakanlığı harekete geçti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla iddiaların tüm yönleriyle araştırılması için Mülkiye ve Polis Müfettişleri görevlendirildi

12.06.2026 15:40:00
Haber Merkezi
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
Kamuoyunun yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası kapsamında 15 aydır tutuklu yargılanan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, Silivri'de görülen duruşmadaki savunmasında sarsıcı iddialarda bulundu. Türker, gözaltına alındığı süreçte İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinde "çıplak arama" adı altında insan onuruna aykırı uygulamalara maruz kaldığını ve bir savcı tarafından çocuklarının velayetiyle tehdit edildiğini öne sürdü. Çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından İçişleri Bakanlığı, iddialarla ilgili idari soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Bakan Çiftçi'den şeffaf soruşturma talimatı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, isim verilmeden bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın gözaltı sürecindeki usulsüzlük iddialarına değinildi. Açıklamada, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin doğrudan talimatıyla konunun hukuki, teknik ve idari açıdan tam bir şeffaflıkla incelenmesi amacıyla Mülkiye Müfettişi ve Polis Müfettişi görevlendirildiği belirtildi.

Duruşma salonundaki savunma gündem yarattı

İBB davasının 47. gününde hakim karşısına çıkan Fatoş Pınar Türker, Vatan Emniyet Müdürlüğü'ndeki kamerasız bir arşiv odasında bir kadın polis memuru tarafından kıyafetlerini ve iç çamaşırını çıkarmaya zorlandığını detaylarıyla anlattı. Türker, savunmasında, "Bana 'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi. Bunu insanların onurunu kırmak için yapıyorlar. Yapan utansın, ben utanmıyorum" ifadelerini kullandı. Ayrıca, soruşturma savcısının kendisini "Bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin, onları Sosyal Hizmetler alır" diyerek itirafçılığa zorladığını da iddia etti.

Emniyet ve Başsavcılık iddiaları yalanlamıştı

Türker'in mahkemedeki yankı uyandıran bu ifadelerinin ardından ilk olarak İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yayınlayarak iddiaları "asılsız" olarak nitelendirmiş, tüm işlemlerin insan hakları ilkelerine uygun yapıldığını savunmuştu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da Türker'in Marmara Cezaevi'ne girişte çıplak aranmadığını beyan ederek iddiaları reddetmişti. Ancak Türker'in avukatları, kötü muamele şikayetinin cezaevi girişine değil, emniyetteki ilk gözaltı anına ait olduğunu belirterek şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısını yinelemişti.

Siyaset ve hukuk dünyasında geniş yankı bulan olayla ilgili görevlendirilen müfettişlerin, emniyetteki kamera kayıtlarını inceleyerek ve ilgili personelin ifadelerine başvurarak hazırlayacağı rapor doğrultusunda adli sürecin seyrinin netleşmesi bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.