logo
01 TEMMUZ 2026

Kayıp iki arkadaştan acı haber

Kastamonu'da kendilerinden haber alınamayan iki arkadaş, yaklaşık 75 metre yüksekten dere yatağına yuvarlanmış hafif ticari araçta ölü bulundu.

01.07.2026 12:51:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kayıp iki arkadaştan acı haber
Kayıp iki arkadaştan acı haber
Kastamonu'da kendilerinden haber alınamayan iki arkadaş, yaklaşık 75 metre yüksekten dere yatağına yuvarlanmış hafif ticari araçta ölü bulundu. İki arkadaşın cenazesi ekiplerin uzun süren çabaları neticesinde araçtan çıkartıldı.



Olay, Kastamonu'nun Taşköprü ilçesi İmamoğlu köyü ile Boztepe Mahallesi arasında bulunan yolda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dün öğle saatlerinde Boztepe Mahallesi'ndeki dedesinin evini ziyaret eden Cihan Taş ile arkadaşı İsmail Ersoy'dan, evden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. Kendilerini telefonla arayan yakınları Cihan Taş ile İsmail Ersoy'a ulaşamayınca bölgede kendi imkanlarıyla arama çalışması başlattı.



Vatandaşlar tarafından bölgede yapılan arama neticesinde Cihan Taş idaresindeki 37 ACD 895 plakalı Fiat marka hafif ticari aracın, yaklaşık 75 metre yüksekten dere yatağına yuvarlandığı tespit edildi. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine olay yerine Taşköprü Belediyesi itfaiye ekipleri ile AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından yapılan kontrollerde Ersoy ve Taş'ın hayatını kaybettiği belirlendi. Cumhuriyet savcısının ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Taş ve Ersoy'un cenazeleri, AFAD, JAK ve itfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik çalışması neticesinde araçtan çıkartıldı. Uçuruma salınan halat yardımıyla yola çıkartılan cenazeler, morga kaldırıldı. Olay yerine gelen Taş ve Ersoy'un yakınları ise sinir krizi geçirdi.

Öte yandan, İsmail Ersoy'un düğünlerde köçeklik, arkadaşı Cihan Taş'ın ise davulculuk yaptıkları ve birlikte çalıştıkları öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşması başladı

 

01.07.2026 11:58:00
Anadolu Ajansı
 
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 51 sanığın tahliyesiyle davada, 59 tutuklu sanık bulunuyor. 

İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi

İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı

01.07.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Bornova ve Konak ilçelerindeki iki ayrı adreste yüklü miktarda uyuşturucu madde depolandığı ve bu maddelerin sokak satıcılarına dağıtılacağı istihbaratı üzerine harekete geçti.

Önceden belirlenen adreslere yapılan baskınlarda; 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ile bu hapların yapımında kullanılan 44 kilo 694 gram ham madde ele geçirildi.

Operasyonda gözaltına alınan Ö.U. ve S.K., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Eski (!) Türkiye böyle değildi

Kocaeli merkezli 31 ilde yasa dışı bahis ve kumar oynatan suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 118 şüpheli gözaltına alındı

01.07.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eski (!) Türkiye böyle değildi
Eski (!) Türkiye böyle değildi
Kocaeli merkezli 31 ilde yasa dışı bahis ve kumar oynatan suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 118 şüpheli gözaltına alındı. Suç örgütünün kurduğu 15 paravan şirket üzerinden altın hesabı ve kripto para işlemleriyle yaklaşık 3 ayda 6 milyar 657 milyon liralık para trafiği yürüttüğü tespit edildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yasa dışı bahis ve kumar siteleri üzerinden faaliyet yürüten suç örgütünün deşifre edilmesine yönelik çalışma başlattı.



Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen teknik ve fiziki takipler sonucunda, şüphelilerin yasa dışı faaliyetlerini gizlemek amacıyla 15 paravan şirket kurduğu belirlendi. Suç örgütünün bahis işlemlerini, bu şirketler aracılığıyla altın hesabı veya kripto para alımı yaparak gerçekleştirdiği tespit edildi.

3 ayda yaklaşık 6,6 milyar liralık para trafiği



Ekiplerin yaptığı detaylı incelemelerde, bahis sitelerindeki hesapların yanı sıra paravan şirketlere ait hesaplara son 3 aylık süre içerisinde yaklaşık 6 milyar 657 milyon 746 bin lira para aktarıldığı ortaya çıkarıldı. Suçtan elde edildiği değerlendirilen bu hesaplara el konuldu.

118 şüpheli gözaltında

Yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin yakalanması için 30 Haziran'da Kocaeli merkezli 31 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 118 şüpheli gözaltına alınırken, şahısların ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, 2 ruhsatsız tabanca ve 108 fişek ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Abdulkadir Baytimur, silahla intihar girişiminde bulunduğu iddiasıyla kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü 2 günün ardından yaşamını yitirdi

01.07.2026 06:00:00 / Güncelleme: 01.07.2026 11:08:07
İHA
 
Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti
Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Abdulkadir Baytimur, silahla intihar girişiminde bulunduğu iddiasıyla kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü 2 günün ardından yaşamını yitirdi
Olay Karaköprü ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesi'nde yaşandı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinde Fen İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan Abdulkadir Baytimur iddiaya göre evinde silahla intihar girişiminde bulundu. Ağır yaralanan Baytimur, olay yerine giden sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.

İki yıl önce atanmıştı

Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2 gündür yaşam savaşı veren Baytimur, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Baytimur'un cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Daha önce Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanı olarak görev yapan Baytimur, 2024 yılında Fen İşleri Daire Başkanlığı'na getirildiği öğrenildi.


Üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın öldürülmesine ilişkin sanıkların yargılaması sürüyor

Eyüpsultan'da cesedi valiz içinde yol kenarında bulunan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın öldürülmesine ilişkin Cemil Koç'un da arasında bulunduğu 9'u tutuklu 11 sanığın yargılanmasına devam edildi.

30.06.2026 18:03:00 / Güncelleme: 30.06.2026 18:11:23
AA
 
Üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın öldürülmesine ilişkin sanıkların yargılaması sürüyor
Üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın öldürülmesine ilişkin sanıkların yargılaması sürüyor

Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesince adliyedeki büyük salonda yapılan duruşmaya, 5'i tutuklu 6 sanık ile avukatları katıldı. Tutuklu sanık Cemil Koç'un da arasında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Maktulün ikiz kardeşi müşteki Esra Tokyaz ve annesi Halime Tokyaz'ın da hazır bulunduğu duruşmada, çok sayıda kişi izleyici olarak yer aldı.

Tutuklu sanık Cemil Koç savunmasında, cezada indirim talebi bulunmadığını ve en ağır cezayı istediğini belirterek, polisleri işin içine çekmek gibi bir niyeti olmadığını söyledi.

Söz verilen diğer tutuklu sanıklar da tahliyelerine ve beraatlerine karar verilmesini istedi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Mehmet Gürel, olayın yaşandığı sitenin güvenliğinde çalıştığını, sanık Cemil Koç'u tanımadığını, polislerle birlikte eve girdiğinde çok pis olduğunu ve her yerde alkol şişesi gördüğünü anlattı.

Tanık Armağan Karagöz ise "2022 yılında Cemil Koç yüzünden adımı değiştirmek zorunda kaldım. Bir süre görüştüm ama sonrasında beni darbetti. Ben kendisinden ayrıldım. Ben o zaman karakola ifade verdim. Bir süre sonra Koç, karakolda verdiğim ifadeyi bana telefonda okudu. Cemil, çok fazla yasaklı madde kullanıyordu." ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, taraf avukatlarının beyanlarının alınması için duruşmayı 2 Temmuz Perşembe gününe erteledi.

"KADEM olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız"

Duruşma öncesi Küçükçekmece Adliyesi önünde açıklama yapan Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) avukatı Sinem Ermiş, Ayşe Tokyaz'ın işkence edilmiş cansız bedeninin 13 Temmuz'da Eyüpsultan'da yol kenarında bir valizin içinde bulunduğunu hatırlattı.

Bu davanın yalnızca Ayşe Tokyaz davası olmadığını, kadınların yaşam hakkına yönelik bir adalet sınavı olduğunu dile getiren Ermiş, "Kadınlar tehdit edilerek, baskı altına alınarak susturulamaz. Kadına yönelik şiddet münferit değildir." ifadelerini kullandı.

Ermiş, KADEM olarak bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, "Failin ve bu suça iştirak eden herkesin, hukuk önünde en ağır şekilde hesap vermesini talep ediyoruz." şeklinde konuştu.

Maktulün kardeşi Esra Tokyaz ise Ayşe Tokyaz'ın hayatını kaybetmesiyle birlikte diğer yarısının da gittiğini söyleyerek, herkesin desteğini istediklerini dile getirdi.

İddianameden

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 11 Temmuz 2025'te müşteki Esra Tokyaz'ın, ikiz kardeşi Ayşe Tokyaz'ın hayatından endişe ederek polise başvurduğu anlatılıyor.

Esra Tokyaz'ın, hakkında şikayette bulunduğu Cemil Koç'un bir süredir Ayşe Tokyaz'la birlikte olduğu belirtilen iddianamede, polislikten ihraç edilen Koç'un 1 şüpheli ölüm, 3 kasten yaralama, Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet, uyuşturucu kullanma, 2 kez tehdit olmak üzere 8 adli suç kaydının bulunduğu aktarılıyor.

İddianamede, Cemil Koç'un kız arkadaşı Ayşe Tokyaz'ın yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya karar verdiği, plan çerçevesinde sanık Cemal Arslan'ın maktulü olayın gerçekleştiği Atakent Mahallesi'ndeki eve getirdiği, sanık Koç'un direnmesini önlemek amacıyla maktule zorla uyuşturucu madde verdiği ve canavarca hisle hareket ederek, acı çekmesinden zevk alarak, darbederek kadını öldürdüğü kaydediliyor.

Sanık Cemil Koç'un Tokyaz'a, öldürmesinden önce de sistematik şekilde şiddet uyguladığı ve özel fotoğraflarını çekerek bunları bilgisayarında tutup şantaj yaptığı anlatılan iddianamede, sanık Koç'un "kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme", "cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "şantaj" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 3 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Sanık Oğuz Kal'ın "kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme" ve "cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 2 yıldan 7 yıla kadar hapsi istenen iddianamede, sanıklar Cemal Arslan, Necmettin Ecer, İlker Umut Uğurlu, Mustafa Enes Aktaşçı, Barış Can Aydın, Erhan Girgin ve Yusuf Ziya Sancak'ın da "kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek öldürmeye yardım etme" suçundan 15'şer yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep ediliyor.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ayşe Tokyaz'ın cinayet zanlısı Cemil Koç'a bilgi aktardığı iddia edilen polis memurları N.Ç. ve Z.B. hakkında da ayrı bir iddianame hazırlanmıştı.

Bu iddianamede ise sanık polis memurları N.Ç. ve Z.B'nin, "görevi kötüye kullanma" ve "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından 3 yıl 6 aydan sekizer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi, 19 Kasım 2025'teki duruşmada, polis memuru 2 sanığın yargılandığı dosyanın, görevsizlik kararı ile ana dava dosyasıyla birleştirilmesi kararı vermişti. 

Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor


 
 
2025 yılında İstanbul’da 323, Kocaeli’nde 100 sanayi yangını yaşanırken, ülke genelinde bu sayı yılın tamamında atölyelerle birlikte 3 bini aştı. Temmuz ve Ağustos aylarında artan kavurucu sıcaklar ile tatil dönemi kaynaklı personel eksikliği, fabrikaları daha da açık hedef haline getiriyor.

30.06.2026 10:25:00
HASAN GÜNDOĞDU
 
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor

Temmuz ve Ağustos ayları, ormanlarda olduğu gibi sanayi tesisleri için yılın en tehlikeli dönem olarak öne çıkıyor. Mevsim normallerinin üzerine çıkan hava sıcaklıkları; lityum bataryalar, güneş enerjisi sistemleri ve yüksek enerji yoğunluklu üretim hatları yangın riskini daha artırıyor. Bu ekstrem hava şartlarına, yaz dönemi izinleri nedeniyle fabrikalarda yaşanan personel eksikliği de eklenince tehlikenin boyutu katlanıyor. Muhtemel bir acil durumda tesisi koruyacak, yangına ilk müdahaleyi yapacak yetkin personelin sahada bulunmaması ya da sayılarının kritik seviyeye düşmesi, küçük bir kıvılcımın tüm fabrikayı küle çevirmesine zemin hazırlıyor. Endüstriyel yangınlar yalnızca bir üretim tesisini yok etmekle kalmıyor; tedarik zincirlerini tamamen koparıyor, ihracatı baltalıyor ve binlerce çalışanın işini bir anda elinden alıyor.

Şehir merkezlerinde risk daha büyük

Türkiye'deki itfaiye verilerine göre özellikle üretimin yoğun olduğu şehirlerde durumun ne kadar kritik bir aşamaya geldiğini açıkça gösteriyor:
İstanbul alarm veriyor... 2021 yılında 286 olan fabrika yangın sayısı 2025 yılında 323'e çıktı.
• Ankara'da büyük artış... Başkentte 2025 yılından toplam 496 iş yeri yangını çıkarken, müdahalesi en zor olan büyük fabrika yangınlarının sayısı 68'e ulaştı. 2021 yılında bu sayı sadece 21'di.
İzmir ve Tekirdağ yanıyor... İzmir'de bir yılda 146 fabrika ve imalathane yangını çıkarken, Tekirdağ'da 177 fabrika ve sanayi tesisi alevlere teslim oldu.
• Kayseri'de sektörel tehlike... Mobilya ve tekstil gibi yüksek yanıcı yük taşıyan sektörlerin merkezindeki Kayseri OSB'de, depolama ve pasif yangın önleme sistemleri eksikliği nedeniyle 116 fabrika yangını kaydedildi.
Kocaeli risk altında... Türkiye'nin ağır sanayi ve petrokimya kalbi olan Kocaeli'de 100 endüstriyel tesis yangını yaşandı.
Türkiye genelinde her yıl 1400-1600 civarında fabrika yangını çıkarken, atölye ve imalathaneler de eklendiğinde toplam sanayi yangını sayısı yıllık 3 binin üzerine çıkıyor. Küresel ölçekte ise yangın ve patlamaları dünya genelindeki en büyük iş riskleri arasında 9. sırada yer alıyor.

İlk dakikalar çok önemli

Sanayi tesislerindeki yangınları değerlendiren uzmanlar, şu değerlendirmelerde bulunuyor: "Bir fabrikanın kaderi çoğu zaman yangının başladığı ilk birkaç dakikada belirleniyor. Temel yaklaşım, yangına sadece müdahale etmek değil, yangın başlamadan önce tüm tedbirleri almak olmalı. Endüstriyel yangınlar doğru planlama ve 7/24 sahada olan profesyonel ekiplerle önlenebilir bir risktir..."

Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!


 
Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

30.06.2026 08:23:00
MURAT ÇORBACI
 
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!

Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, kilo verme sürecinin sanıldığından daha biyolojik ve sistemli bir mekanizma olduğunu belirterek, "Kilo vermek sadece tartıdaki rakamın azalması değildir. Vücut, depoladığı yağı enerjiye çevirdiğinde ortaya çıkan atıkların büyük bölümü nefesle dışarı atılır. Bu yüzden 'çok terledim, çok kilo verdim' düşüncesi yanıltıcıdır. Terleme çoğu zaman su kaybını gösterir; gerçek yağ kaybı ise sürdürülebilir beslenme, hareket ve metabolik dengeyle oluşur" dedi. Vücudun yağ depolarını kullanabilmesi için harcanan enerjinin alınan enerjiden fazla olması gerekir. Ancak bu durum, bilinçsizce aç kalmak anlamına gelmez. Uzun süreli açlık, çok düşük kalorili diyetler veya tek tip beslenme yöntemleri kısa vadede tartıda düşüş sağlayabilir; fakat bu kaybın önemli bir kısmı su ve kas kaybı olabilir.

Yağ kaybının sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için yeterli protein alımı, dengeli karbonhidrat ve yağ tüketimi, liften zengin beslenme, düzenli su tüketimi ve fiziksel aktivite büyük önem taşır. Özellikle kas kütlesinin korunması, verilen kilonun kalıcı olmasında kritik rol oynar.

Samet Yağlı, kilo verme sürecinde en büyük yanılgılardan birinin tartı odaklı düşünmek olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bir kişinin tartıda 2 kilo eksilmiş olması, 2 kilo yağ kaybettiği anlamına gelmez. Bu kayıp su, bağırsak içeriği veya kas kütlesinden de kaynaklanabilir. Gerçek başarı; bel çevresinin azalması, vücut yağ oranının düşmesi, kas kütlesinin korunması ve kişinin sürdürülebilir bir beslenme düzeni kazanmasıdır."

Bir sabah operasyonu daha


 
İstanbul merkezli kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli yakalandı. Soruşturmada, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30.06.2026 08:17:00 / Güncelleme: 30.06.2026 08:20:43
HABER MERKEZİ/AA
 
Bir sabah operasyonu daha
Bir sabah operasyonu daha

İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli gözaltına alındı.

Banka hareketleri izlendi

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analiz raporları, banka hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30 milyar liraya ulaştı

Bu kapsamda birbirleriyle yoğun ve organize şekilde para transferi gerçekleştirdiği belirlenen şirketler hakkında ayrıntılı mali inceleme yapan ekipler, soruşturmaya konu şirketlerin işlem hacminin yaklaşık 30 milyar liraya ulaştığı, bu işlem hacminin incelenen kişi ve şirketlerin beyan edilen ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığını belirledi.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından MASAK raporları, banka kayıtları, dijital incelemeler, iletişim kayıtları, ifade içerikleri ve diğer deliller doğrultusunda, soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantılı oldukları belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul, Ankara, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kilis, Kırklareli, Kocaeli ve Tokat'a eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Mallarına el konuldu

Operasyonda 37 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, ayrıca suçtan elde edildiği değerlendirilen 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu.

Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?

Türkiye günlerdir TGRT Haber sunucusu Cem Küçük ile yayıncı Tamar Tanrıyar arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ağır ithamları, şantaj iddialarını ve belaltı ifşaları konuşuyor

29.06.2026 22:16:00
Haber Merkezi
 
Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?
Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?
Türkiye günlerdir TGRT Haber sunucusu Cem Küçük ile yayıncı Tamar Tanrıyar arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ağır ithamları, şantaj iddialarını ve belaltı ifşaları konuşuyor.

İkilinin karşılıklı meydan okumalarıyla büyüyen kriz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düğmeye basmasıyla adli boyuta taşındı ve firari durumda olan Tanrıyar'ın gözaltına alınmasıyla yeni bir boyut kazandı.

Kaset ve şantaj



Kriz, Haziran ayı başında Tamar Tanrıyar'ın sosyal medya üzerinden yayınladığı videolarla başladı.

Tanrıyar, Mali Suçlarla Mücadele Şubesi kayıtlarına dayandığını öne sürdüğü bazı belgeler paylaşarak; Cem Küçük'ün geçmişte Adnan Oktar silahlı suç örgütünden "editörlük, çeviri ve deşifre bedeli" adı altında para aldığını iddia etti.

Küçük'ün bazı belediyelerden usulsüz paralar aldığını ve lüks ayakkabılar talep ettiğini de iddia eden Tanrıyar, muhalif isimlere yumuşak davranmaya devam etmesi halinde elindeki arşivi açarak kendisini tamamen deşifre edeceğini söyleyerek açıkça tehdit savurdu.

Cem Küçük ise bu iddialara sert bir üslupla yanıt vererek, Tanrıyar'ın arkasında bir suç örgütü olduğunu belirtti.

Tanrıyar'ın kendisini, Suriye hatları üzerinden arayan odaklarca yönlendirildiğini savunan Küçük, "Sen git, sahibin gelsin" restini çekti.

Küçük ayrıca, Tanrıyar'ın geçmişte bir iş insanını "Senden hamileyim" yalanıyla tehdit edip şantaj yaptığını ve eşi Can Tanrıyar'ın da devlet sırlarını sızdırmaktan tutuklandığını hatırlatarak çiftin haksız servet edindiğini öne sürdü.

Küçük'ün, Can Tanrıyar'ın 15 yıl önceki ilişkilerine ait kaset iddialarını gündeme getirmesine ise Tamar Tanrıyar, "Eşimin geçmişini malzeme yapacak kadar gözün dönmüş" diyerek tepki gösterdi.

Savcılık devreye girdi, Kuşadası'nda yakalandı

Karşılıklı ifşaların ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Tamar Tanrıyar'ın sosyal medya paylaşımlarını inceleyerek TCK 299 uyarınca "Cumhurbaşkanına Hakaret" ve TCK 217/A uyarınca "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçlarından gözaltı kararı çıkardı. İlk incelemelerde Marmaris üzerinden yurt dışına firar ettiği düşünülen Tanrıyar'ın izini süren emniyet güçleri, firari yayıncıyı Kuşadası'nda bir kruvaziyer gemisinde yakalayarak gözaltına aldı.

Cem Küçük: "Hukuk önünde burnundan getireceğiz"



Gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından yeni bir açıklama yapan Cem Küçük, yasal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını belirtti. Küçük açıklamasında, "Tamar Tanrıyar'ın çalıştığım TGRT Haber, patronlarım ve şahsım adına attığı her iftirayı hukuk önünde burnundan getireceğiz. Cumhurbaşkanımıza hakaretlerinin de hesabını verecek. Tamar Tanrıyar denen namussuza destek, yanıltıcı bilgi veren arkasındaki herkesin de burnundan gelecek" ifadelerini kullandı.

Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli

Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı

29.06.2026 21:04:00
Haber Merkezi
 
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Kriminologlar ve sosyologlar, adli sicil kayıtlarındaki artışın en temel itici gücünün, toplumdaki gelir dağılımı dengesizliği ve derinleşen yoksulluk olduğunu belirtiyor.

Zengin ile fakir arasındaki makas suç zeminini besliyor



TÜİK tarafından paylaşılan gelir dağılımı istatistikleri, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden neredeyse aslan payını (yüzde 48'in üzerinde) aldığını gösteriyor. En alttaki yüzde 20'lik dilim ise pastanın sadece yüzde 6,3'ü ile geçinmeye çalışıyor.

Uzmanlar, bu ekonomik uçurumun yarattığı sosyal kırılmaları şu şekilde özetliyor:

Bireylerin lüks tüketime sosyal medya aracılığıyla anlık tanıklık etmesi, alt gelir grubunda dışlanmışlık ve öfke duygusunu büyütüyor.

Son dönemde adli makamlara yansıyan küçük montanlı hırsızlıklar, market yağmaları ve dolandırıcılık vakalarında "temel ihtiyaçları karşılama" motivasyonunun öne çıktığı gözlemleniyor.

Gelir adaletsizliği arttıkça, genç nüfus arasında yasal yollardan yeterli gelir elde edememe inancı yerleşiyor ve bu durum uyuşturucu kuryeliği veya yasa dışı bahis gibi organize suç ağlarına katılımı hızlandırıyor.

En çok "mal varlığına karşı suçlar" artıyor



Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı adli sicil istatistiklerine göre, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma ve kapkaç gibi doğrudan mal varlığını hedef alan suçlarda son yıllarda gözle görülür bir tırmanış mevcut. Özellikle büyükşehirlerde asayiş vakalarının yoğunlaşması, ekonomik olarak en fazla baskı altında kalan kesimlerin buralarda yaşamasından kaynaklanıyor.

TÜİK'in yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması sonuçları da halkın suç korkusunun arttığını ve mülkiyete yönelik tehditlerin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini doğruluyor.

Çözüm sadece polis tedbirleri değil

Sosyologlar, yükselen suç grafiğini sadece emniyet tedbirleri ve cezaların artırılmasıyla durdurmanın imkansız olduğunu vurguluyor. Güvenli bir toplum yapısı için emniyet güçlerinin müdahalesinden ziyade, tabana yayılan asgari ücret politikaları, adil vergilendirme, fırsat eşitliği ve sosyal devlet mekanizmalarının etkin şekilde çalıştırılması gerektiği çağrısı yapılıyor
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.