Türkiye ekonomisi uzun süredir kâğıt üzerinde kesintisiz büyüme rakamları açıklamaya devam etse de, bu büyümenin sokaktaki vatandaşa yansıması tam bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Resmi makamlar tarafından müjde niyetine sunulan makroekonomik veriler ile halkın mutfağındaki reel durum arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmıştır.
Bugün gelinen noktada hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları istihdam üretmekten uzak kalmakta, açıklanan büyüme oranları ne işsiz vatandaşlarımıza bir iş kapısı aralamakta ne de alın teri döken işçilerimize insani bir gelir artışı sağlamaktadır.
Ülke, devasa bir işsizler ordusu ile açlık sınırının altında hayatta kalma mücadelesi veren çalışanların ortak mağduriyet alanına dönüşmüştür.
Dar tanımlı işsizliğin arkasındaki devasa ordu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Mayıs 2026 dönemi iş gücü istatistikleri, resmi rakamların gerçek işsizliği yansıtmakta ne kadar yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
TÜİK'e göre 15 ve daha yukarı yaş grubundaki dar tanımlı işsiz sayısı bir önceki aya kıyasla 9 bin kişi artarak 2 milyon 883 bin kişi olmuş, işsizlik oranı ise yüzde 8,2 seviyesinde sabit kalmıştır.
Ancak zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranının yüzde 31'e fırlaması, saklanamayan hakikati haykırmaktadır.
DİSK-AR tarafından yayımlanan "İşsizliğin Görünümü Raporu", bu illüzyonu tamamen dağıtmaktadır.
Rapora göre, Türkiye'de, TÜİK'in atıl iş gücü dediği geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 627 bin kişiye ulaşırken, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31 olarak hesaplanmıştır.
Dar tanımlı işsizlik son iki yılda geriliyor gibi görünse de, geniş tanımlı işsiz sayısı Mayıs 2024'teki 9 milyon 919 bin seviyesinden hızla tırmanarak iki yılda tam 2 milyon 708 bin kişi artmıştır.
Haftalık 40 saatten az çalışan ve imkânı olsa daha fazla çalışmak isteyen "zamana bağlı eksik istihdam" edilenlerin sayısının 3 milyondan 4,3 milyona yükselmesi, geçim sıkıntısının doğrudan bir sonucudur.
Çalışmak istemesine rağmen iş bulamayan 5,5 milyonluk potansiyel iş gücü de eklendiğinde, dar tanımlı işsizliğin iş gücü piyasasını anlamak için tamamen yetersiz bir çerçeveye sahip olduğu tescillenmektedir.
Üstelik kadınlarda işsizlik çok daha vahim boyutlardadır; genç kadınlarda dar tanımlı işsizlik yüzde 21,8'i bulurken, Mayıs 2026 itibarıyla 2,4 milyon işsiz vatandaşımız en temel haktan, işsizlik ödeneğinden dahi yoksun bırakılmıştır.
Mutfaktaki yangın ve "asgari" sefalet
Ülkemizde iş bulamadığı için hiçbir geliri olmayan milyonlarca mağdur vatandaşımız varken, bir işe sahip olan ve gece gündüz çalışan milyonların durumu da en az onlar kadar vahimdir.
TÜRK-İŞ Konfederasyonu'nun Haziran 2026 dönemine ait Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması, emekçilerin karşı karşıya kaldığı sefaletin boyutlarını açıkça belgelemektedir.
Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 35 bin 758,88 TL'ye yükselmiştir.
Giyim, konut, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi zorunlu harcamaları içeren yoksulluk sınırı ise 116 bin 478,40 TL gibi erişilemez bir seviyeye ulaşmıştır.
Bugün Türkiye'de milyonlarca işçinin mahkum edildiği asgari ücret ise net 28 bin Türk Lirasıdır.
Bu tabloya göre asgari ücretle çalışan bir vatandaşımızın, tek başına çalışarak ailesinin karnını doyurabilmesi bile imkânsız hale gelmiştir; çünkü mevcut maaş açlık sınırının dahi çok altındadır.
Bekâr bir çalışanın aylık asgari yaşam maliyetinin 46 bin 248,50 TL'ye çıktığı bir ekonomik iklimde, asgari ücret tek bir bireyin bile insanca yaşamasını karşılamaktan fersah fersah uzaktır.
Geçen yılın haziran ayında 26 bin 115 TL olan açlık sınırının bir yıl içinde geldiği nokta, enflasyonist baskının çalışan kesimi nasıl bir girdaba sürüklediğini sabitlemektedir.
Sonuç olarak Türkiye, çalışamayanların gelirsizlikten, çalışanların ise düşük ücret yüzünden açlıktan mağdur olduğu bir kördüğüme dönüşmüştür.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın konuyla alakalı şu sosyal medya paylaşımı ülkemizdeki ekonomik durumunu özetliyor:
"TÜRK-İŞ'e göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 35 bin 759 TL. İstanbul'da 100 metrekarelik bir dairenin ortalama kirası 40 bin 453 TL. Asgari ücret ise 28 bin 75 TL. Bu maaşla ne karın doyuyor ne kira ödeniyor. Bu tabloya hükümetin değil çözümü, tek bir sözü bile yok."
Üretim ve adil bölüşüm için Milli Ekonomi Modeli
Mevcut kapitalist ezberlerin ve hükümetin günü kurtarmaya yönelik pansuman tedbirlerinin bu yapısal krizi çözemeyeceği artık net bir şekilde anlaşılmıştır.
Hem işsizler ordusunun büyümesini durduracak hem de çalışanları açlık sınırının altından çekip alacak köklü bir sistem değişikliğine ihtiyaç vardır.
Bu bağlamda, Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) parti programının temelini oluşturan, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli, Türkiye'nin bu ekonomik çıkmazdan kurtulması için yegâne ve kurumsal projeleri barındırmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli, tüketiciyi destekleyerek pazar oluşturma ve bu sayede üretimi canlandırma esasına dayanır.
Modelin hayata geçireceği projelerle, öncelikle vatandaşların alım gücü ve gelir seviyeleri vatandaşlık maaşı gibi sosyal devlet projeleriyle yukarı çekilecek, asgari ücret yoksulluk sınırı gözetilerek insani seviyelere taşınacaktır.
Eş zamanlı olarak, yerli üretimi ve sanayiyi canlandıracak teşvikler sayesinde yeni istihdam alanları yaratılacak ve 12 milyonu aşan geniş tanımlı işsizlik sorunu radikal bir şekilde, kalıcı olarak çözülecektir.
Türkiye'nin hem çalışanını hem de çalışamayanını mağdur eden bu sömürü çarkından kurtulmasının yolu, kendi kaynaklarına dönerek adil bölüşümü ve tam istihdamı hedefleyen milli politikalardan geçmektedir.
- Operasyonlar neden çeteleri bitiremiyor? / 30.06.2026
- Geleceğin ışığını söndüren eğitim krizi / 29.06.2026
- Kerbela’nın aynasında Hüseyni Duruş / 28.06.2026
- NATO’da Türkiye için kayıp denge ve stratejik yalnızlık / 27.06.2026
- Bir günün yükü 17 yıl etmemeli / 26.06.2026
- Zulme karşı ölümsüz kıyam / 25.06.2026
- Yeni anayasa, meşruiyet arayışı ve muhalefetin dizaynı / 24.06.2026
- Cenevre’de tehditlerin gölgesinde 60 günlük yol haritası / 23.06.2026
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
























































