Türkiye'nin aylarca beklediği 14 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı'nın adayı Erdoğan seçimi kazanmayı kıl payı kaçırdı, Millet İttifakı'nın adayı Kılıçdaroğlu ise sandık şokuna uğradı.
Kolları sıvayan iktidar cephesi kendi saflarına biraz daha oy çekmek için tüm imkânlarını seferber ederken, muhalefet cephesi manzarayı kendi lehlerine çevirmenin yollarını arıyor.
Bakalım bulabilecekler mi? Muhalefet cephesindeki manzara çok ümit vermiyor olsa da elbette her şey bitmiş değil.
Bugün seçimler neden ilk turda bitemedi, kaybedenler neden kaybetti sorularına bazı yanıtlar vermek istiyorum.
Kanımca aşağıdaki sıraladığım gibi davranan ve düşünen taraf kim olursa olsun hep kaybedecek, kazandığı zamanlarda da bunun ömrü en fazla ilk seçime kadar olacak.
Seçim sonuçları istediği gibi çıkmayınca seçmenleri, şu sıralarda gördüğümüz gibi deprem bölgesindeki insanları suçlayanlar kaybedecek.
İşlerine gelmediği için özeleştiri yapmak istemeyenler kaybedecek.
Milletin istediğini yerine getirmek yerine kendi istediğini millete dayatanlar kaybedecek.
Seçmeni anlamaya çalışmak yerine seçmenlerin kendisini anlamasını bekleyenler kaybedecek.
Oturacakların makamları, elde edecekleri yetkileri her zaman milletin ve ülkenin çıkarlarından önceye koyanlar kaybedecek.
Seçimi kazanmayı çantada keklik görenler daima kaybedecek.
Genç seçmenin isteklerini, beklentilerini doğru okuyamayanlar, onları apolitik görenler kaybedecek.
Anket sonuçları diye bir bilimsel gerçeklik varken, bunlara göre karar vermek yerine ihtiras ilkelliğine kendilerini kaptıranlar her zaman kaybedecek.
Seçmende geniş tabanlı bir ittifak beklentisi varken altılı masa dayatması yapanlar kaybedecek.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın bir videosunda ifade ettiği gibi 'kolay' mod varken 'zor' modu tercih edenler kaybedecek.
Milletin manevi değerleriyle barışmak yerine barışmış gibi yol yapmaya çalışanlar bunu yaptıkça daha da batacaklar ve kaybedecekler.
21 yıllık AKP iktidarının neredeyse bütün icraatlarının altında imzası olanlarla aynı masada oturarak değişim bekleyen seçmene tıpkısının aynısını dayatarak kazanacağını zannedenler kaybedecek.
Rakipleriyle mertçe mücadele edeceklerine kaset kumpaslarıyla onları ekarte etmeye çalışanlar kaybedecek.
Vesaire vesaire…
Şüphesiz bu saydıklarım çoğaltılabilir.
Ancak bunlar meramımı anlatmak için yeterli olmuştur sanırım.
28 Mayıs'taki cumhurbaşkanlığı seçimi başta olmak üzere bundan sonraki seçimlerde kazananlar bu hataları yapmadıkları için kazanacak, kaybedenler ise bu hatalarda ısrar ettikleri için kaybedecekler.
Siyaset dünyasında en zor şey de sanırım kazanmak istemeyenleri zorla kazandırmaya çalışmak olsa gerektir…
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024


























































