Hemen yanıbaşımızda İsrail füzeleriyle, İsrail tanklarıyla, İsrail bombalarıyla Lübnanlı çocuklar, Filistinli bebeler bir bir hayatlarını kaybederken, İsrail kurşunları dünyanın gözleri önünde bu minicik bedenlere saplanırken, İsrail, Filistin ve Lübnan'da açık açık katliam yaparken Türkiye hükümetinin bu "derin sessizliği"ne kahrolmamak elde mi?Bu sözlerimiz, hükümetin bülten gazetesinin sık sık gündeme getirdiği "İsrail saldırılarına Arapların sessiz tutumuna karşı Türkiye'nin çıkışları övgüyü hak ediyor" mealli dezinformasyonlarından etkilenen bazı çevreleri rahatsız edebilir. "Olur mu canım, bakın hükümet İsrail'e karşı oldukça sert açıklamalar yapıyor" diyebilirler!Onların bunu demesi gerçekleri değiştirmiyor, hükümetin İsrail katliamı karşısında nasıl sessiz kaldığı ve bize yansıyan bu sessizlik perdesi altında İsrail'e nasıl destek verildiği gerçeği hiçbir zaman değişmiyor, değişmeyecek de.Perde arkasındaki bu gizli desteği görmek için İsrail tarafından yapılan bazı açıklamaların şifrelerini çözmemiz gerekecek.İlk şifre, geçtiğimiz hafta, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkenin Roma'da gerçekleştirdikleri ve fiyaskoyla sonuçlanan konferans sonrasında İsrail kanadından gelen "Roma'dan saldırılarımıza izin çıktı" açıklamasında saklı. İsrail'in bu iddialı açıklamasının ardından Türkiye de dahil, o toplantıya katılan ülkelerden ciddi hiçbir açıklama-düzeltme gelmedi. Yani İsrail'in "izin aldık" sözü yalanlanmayarak iddia boyutundan gerçeğe dönüştü. Bu konferansta Türkiye'nin Abdullah Gül seviyesinde temsil edildiğini bir kez daha hatırlatarak, İsrail'e Lübnan ve Filistin'de katliam izni verenler arasında bizim de olduğumuzu altını çizerek vurgulayalım.İkinci şifre ise İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in İngiliz The Times ve The Financial Times gazetelerinde dün yayınlanan röportajının satır aralarında saklı.Bu röportajında savaşın BM Güvenlik Konseyinin bölgeye güç gönderilmesine izin vermesinden sonra sona erebileceğini iddia eden Olmert, "Bu konudaki karar tasarısının gelecek hafta Güvenlik Konseyinde oylanıp kabul edileceğini sanıyorum. Bundan sonrası Lübnan'ın güneyine çok uluslu gücün hızla konuşlandırılmasına bağlı. Böyle bir güç Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırılarını durdurmak için gerekli? İran'ın bir uzantısı olan Hizbullah'ı silahsızlandırmaya ve Lübnan'dan masum İsraillilere düzenlediği saldırıları durdurma görevini yerine getirmeye kararlı diğer Avrupa ülkeleri ile Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır gibi Müslüman ülkelerin de bu güce katkı sağlayabileceğini düşünüyorum" diyor.Son cümleden başlarsak, Olmert "İran'ın uzantısı Hizbullah'ı" bitirme konusunda Türkiye'nin de oldukça kararlı olduğunu vurguluyor. Bir taşla iki kuş? Türkiye bir anda hem İran, hem de Hizbullah karşıtı ilan ediliyor Olmert tarafından.Aralarında Türkiye'nin bulunmasını çok istediği- AKP hükümetinin de girmek için can attığı- bu BM gücünün amacı da Hizbullah saldırılarını durdurmak olacakmış. Yani İsrail'in katliamlarını durdurmak, bölgede barışı hakim kılmak gibi bir amaç yok, tek amaç var o da İsrail'e askeri destek sağlamak.Şimdi asıl sorumuza gelelim. Madem hükümetimiz İsrail'e karşı oldukça sert açıklamalar yapıyor ve mazlum Lübnan ve Filistin'in yanında yer alıyor, o halde Olmert Türkiye'den neden bu kadar emin konuşuyor. Olmert'e, Türkiye'nin diğer Avrupalı ülkeler gibi Hizbullah'ı bitirmek için kararlı olduğunu söyletecek cesaretin kaynağını merak etmiyor musunuz!Ortada ciddi bir aldatma ve iki yüzlülük var. Bir tarafa farklı mesajlar veriliyor, öbür tarafa (yani halka) daha farklı mesajlar veriliyor.Bu arada unutmadan hatırlatalım, farkında mısınız bu aralar epey şifre çözüyoruz?Demek ki, birileri kelimelerin arkasına saklanacak kadar küçülmüş!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012






















































































