logo
17 EYLÜL 2026

KESK: Ek ödeme emeklilere de yansıtılsın

22.03.2006 00:00:00
 
KESK, memurlara ek ödeme yapılmasına ilişkin yasa tasarısının TBMM'den hala geçmemesini eleştirirken, bu tasarıyla memurlara verilecek hakların emeklilere de yansıtılmasını istedi KESK'ten yapılan yazılı açıklamada, ek ödeme almayan memurlara ocak ayından itibaren aylık 40, temmuz ayından itibaren de 80 YTL ek ödeme yapılmasına ilişkin tasarının halen yasalaşmaması eliştirilerek, "Tasarı ile o kadar çok adaletsizlikler yapıldı ki Hükümet bile işin içinden çıkamıyor. AKP bu tasarıda da her şeyi eline yüzüne bulaştırmış durumdadır" denildi.  KESK'in hükümet ile yürütülen toplu görüşmelerde mutabakat metnine imza atmadığı, memurlara yapılacak zammı ve 5 YTL'lik sendika aidatını kabul etmediği anımsatılan açıklamada, Hükümetin bütün konfederasyonlar arasında tam bir mutabakat sağlanmış gibi göstermeye çalıştığı kaydedildi.  Açıklamada, halen TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen tasarıyla sendikaların 5 YTL ile "devlet güdümlü" hale getirilmek istendiği ve ücretler arasındaki adaletsizlikler ve eşitsizliklerin iyice pekiştirildiği ve kamu görevlileri arasında açıkça ayrımcılık yapıldığı savunuldu.  Toplu görüşmelerde görüşülmediği halde, hükümetin tasarıyla güvenlik kuvvetleri ve din görevlileri için özel hizmet tazminatlarını artırarak, ders karşılığı verilen ek ders ücretinin, hakim-savcı ve adliye personelinin fazla çalışma ücretlerini ve askri işyerlerindeki sivil memurların ek özel hizmet tazminatlarının artırılması yoluyla ek iyileştirme yapması eleştirildi.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

17.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
 Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne soruşturmada koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur'un da aralarında olduğu 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi
Ergenekon soruşturması nedeniyle tutukluyken Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitiren eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu ile ilgili soruşturma sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde dosyada feth-i kabir kararı alınmış, kabirden alınan örneklerle Kozinoğlu'na cezaevinde farklı bir ilaç verilip verilmediği araştırılmaya başlanmıştı.

Son olarak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni gözaltı kararları verildiğini duyurdu.

Bu kişiler şöyle sıralandı:

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman ve eski Jandarma mensubu Emekli Albay Hasan Atilla Uğur,
O dönem dosyayla ilgili takipsizlik kararı veren, sonraki yıllarda FETÖ'den ihraç edilen savcı Ali İşgören
O dönem cezaevi savcısı olarak görev yapan, yine darbe girişiminden sonra FETÖ'den ihraç edilen Necip Doğan

Ataman, İşgören ve Doğan, bugün saat 07.00'de İstanbul ve Ankara'da eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alındı.

Uğur hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

Maydonoz Döner'e yönelik FETÖ davası 5 Ocak'a ertelendi

FETÖ'ye finansman sağladığı iddiasıyla kayyum atanan Maydonoz Döner zincirine ilişkin 9 sanığın yargılandığı dava, 5 Ocak 2027 tarihine ertelendi

17.09.2026 12:56:00
İHA
 
Maydonoz Döner'e yönelik FETÖ davası 5 Ocak'a ertelendi
Maydonoz Döner'e yönelik FETÖ davası 5 Ocak'a ertelendi
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Tahsin Özbay ile sanık avukatları katıldı. Mahkeme başkanı, bu celsede dinlenmesi gereken tanığın hazır bulunmadığını bildirdi.

Söz alan sanık Tahsin Özbay, tanıkla yalnızca ticari ilişkisinin bulunduğunu belirterek, "Tanıkla sadece ticari ilişkim var. Başka herhangi bir irtibatım yoktur" ifadelerini kullandı.

Sanık avukatları ise, müvekkilleri hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, dinlenmesi gereken tanığın bir sonraki celsede hazır edilmesine karar vererek, duruşmayı 5 Ocak 2027 tarihine erteledi.

Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında

Geleneksel suç örgütlerinin katı hiyerarşisi, ailevi bağları ve mekâna bağlı gücü yerini; esnek, merkezsiz, dijitalleşmiş ve ağ tabanlı yeni nesil suç yapılanmalarına bırakıyor. Bu hibrit yapılar, lider odaklı piramit modeli yerine projelere göre bir araya gelen hücrelerden ve anonim aktörlerden oluşuyor. Eylemlerini taşeronlaştırarak riski dağıtıp, sokak şiddetini siber imkânlarla birleştiyorlar

17.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 17.09.2026 12:54:29
Hasan Gündoğdu
 
Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında
Yeni nesil organize suçlar artıyor: Türkiye sanal risk altında

Oluşum mekanizmaları ve finansal kaynaklar



Yeni nesil suç yapıları, geleneksel mahalle mahremiyetinden ziyade dijital mecralarda kök salar ve küresel ölçekte iş birliği yaparlar.

Dijital Devşirme ve Taşeronlaşma: Suç örgütleri; oyun platformları, kapalı mesajlaşma uygulamaları (Telegram, Discord vb.) ve sosyal medya üzerinden gençleri "kolay para", "lüks yaşam" ve "statü" vaatleriyle manipüle eder. Eylemler parça başı ihale edilerek tetikçilik ve kuryelik gibi riskli işler suça sürüklenen çocuklara yaptırılır.

Finansal Gelir Kalemleri: Yasa dışı bahis ve kumar, siber dolandırıcılık, veri hırsızlığı, şantaj ve uyuşturucu ticareti ana gelir kaynaklarıdır.

Kripto Varlık ve Aklama: Elde edilen gelirler, finansal denetimlerin dışına çıkabilmek amacıyla kripto varlıklar, dijital cüzdanlar ve katmanlı katıksız para transferi (hesap kiralama/IBAN kuryeliği) yöntemleriyle saniyeler içinde taranıp aklanır.

Korunma yolları ve alınması gereken önlemler



Tehdit hem fiziksel hem sanal alana yayıldığı için mücadele de çok katmanlı olmak zorundadır.

Bireysel ve Ailevi Farkındalık: Dijital okuryazarlık ve siber güvenlik bilinci artırılmalıdır. Gençlerin sosyal medyadaki şüpheli ilişki ağları ve ani harcama değişiklikleri takip edilmeli; "IBAN kiralama" veya "hesap kullandırma" gibi tekliflerin doğrudan suça ortaklık olduğu topluma anlatılmalıdır.

Teknolojik ve Mali Denetim: Mülkiyet ve finansal takip mekanizmaları güncellenmelidir. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) benzeri kurumların kripto varlık akışlarını ve blokzincir işlemlerini anlık izleme kapasitesi artırılmalıdır.

Siber Kolluk ve Uluslararası İş Birliği: Kolluk kuvvetlerinin siber operasyon kabiliyetleri güçlendirilmeli, sınır ötesi dijital suç ağlarına karşı uluslararası adli ve istihbarı iş birliği kanalları hızlandırılmalıdır.

Türkiye'deki tehlikenin boyutu



Türkiye, yüksek genç nüfusu, dijitalleşme hızı ve stratejik coğrafi konumu nedeniyle bu dönüşümün doğrudan hedefinde yer almaktadır.

Son yıllarda sokaklarda sıkça görülen motosikletli infaz çeteleri, dijital platformlar üzerinden radikalleşen ve suça sürüklenen çocukların araçsallaştırılması, tehlikenin boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bunun yanı sıra, uluslararası suç gruplarının Türkiye'yi finansal aklama sahası veya hesaplaşma alanı olarak kullanma arayışları güvenlik riskini artırmaktadır.

Suçun dijital mecralarda cazip hale getirilerek gençlere bir yaşam tarzı gibi sunulması, durumun sadece adli bir kolluk sorunu değil, acil müdahale gerektiren sosyolojik bir tehdit olduğunu göstermektedir.

Kayıp bebek soruşturmasında hakim karşısına çıkan anne ve baba tutuklandı

Sivas'ın Divriği ilçesinde 5 gündür aranan Büşra bebek soruşturmasında cinayetle suçlanan baba ve anne çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi

17.09.2026 05:00:00
İHA
 
Kayıp bebek soruşturmasında hakim karşısına çıkan anne ve baba tutuklandı
Kayıp bebek soruşturmasında hakim karşısına çıkan anne ve baba tutuklandı
Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında hayvancılık yapan E.B., 5 gün önce jandarmayı arayarak 11 aylık bebekleri Büşra'nın kayıp olduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine AFAD ve jandarma ekipleri kırsalda arama çalışması başlattı. Aile ilk olarak bebeği yabani hayvanların kaçırabileceğini ileri sürdü. Ailenin çelişkili açıklamaları üzerine ifadesi alınan anne E.B. (27), bebeğin para karşılığı babası tarafından satıldığını iddia etmiş, ardından ifade değiştirerek babanın bebeği öldürdüğü iddiasında bulunmuştu.

Annenin iddiası üzerinde konumda yapılan tüm arama çalışmalarına rağmen bebeğin cesedine ulaşılamadı.

Soruşturma kapsamında 3 gündür gözaltında tutulan anne E.B., baba Y.B. ile olayla ilişkisi olduğu düşünülen K.D., M.D., M.R.B., R.B., Ö.B., İ.B., A.Ç. ve M.B. tamamlanan emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Savcılıkta ifade işlemleri devam ederken mahkemeye sevk edilen anne E.B. ve baba Y.B. cinayet suçlaması ile tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ayrıca bir kişi adli kontrol şartı ile serbest kalırken, 6 kişinin savcılık ta ki işlemleri sürüyor.

KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!

1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor

16.09.2026 20:46:00
Haber Merkezi
 
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
KPSS'de usulsüzlük iddiaları büyüyor!
1 milyon 708 bin 329 adayın geleceğini etkileyen KPSS'nin ardından ortaya atılan usulsüzlük iddiaları büyüyor.

Şanlıurfa'daki bir sınav merkezinde sınavın yaklaşık 30 dakika geç başlatıldığı, kitapçıklar dağıtıldıktan sonra erteleme duyurusu yapıldığı, bazı adayların salondan çıktığı ve cevapların adaylar arasında paylaşıldığı ileri sürüldü. İddiaların araştırılması ve sınavın Türkiye genelinde iptal edilmesi için başvuru yapıldı.

Sınav 10.15'te başlayacaktı, iddiaya göre 10.45'te başladı

KPSS kılavuzunda sınavın 10.15'te başlamasının öngörüldüğü, adayların ise 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmaması gerektiği belirtiliyor. Ancak Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'ndeki sınava ilişkin başvuruda, sınavın yaklaşık 30 dakika gecikmeyle 10.45 civarında başlatıldığı iddia edildi.

Daha da önemlisi, iddiaya göre soru kitapçıkları dağıtılıp açıldıktan sonra sınavın erteleneceği duyuruldu. Bu iddia doğruysa ortaya doğrudan sınav güvenliği ve fırsat eşitliği tartışması çıkıyor.

Sorular açıldıktan sonra erteleme duyuruldu

Başvuruda, bazı salonlarda kitapçıkların dağıtılmasının ardından adaylara sınavın 30 dakika ertelendiğinin sözlü olarak bildirildiği ileri sürülüyor.

Aynı süreçte bazı adayların tuvalete götürüldüğü, başka salonlarda ise adayların soru kitapçıklarıyla karşılaşmasının ardından erteleme bilgisinin verildiği iddia ediliyor.

Bunların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkaracak şey ise belli: Salon tutanakları, görevli raporları ve kamera kayıtları.

Zaten ÖSYM'ye yapılan başvuruda da bu kayıtların incelenmesi talep edildi.

En ağır iddia: Cevaplar paylaşıldı


Bazı salonlarda adayların soruların cevaplarını birbirleriyle paylaştığı, bazı adayların görevli kontrolü olmadan salondan çıktığı ve sınav başladıktan sonra bir adayın yeniden salona alındığı ileri sürülüyor. Bunlar kanıtlanmış vakalar değil.

Fakat iddiaların ağırlığı nedeniyle tartışmanın sosyal medya paylaşımlarından çıkarılıp resmi kayıtlarla aydınlatılması gerekiyor. Çünkü KPSS'de birkaç kişinin dahi kurallara aykırı avantaj elde etmesi, aynı sorular için ter döken yüz binlerce aday açısından ciddi bir adalet tartışması yaratabilir.

Milyonların emeği bir sınav salonuna mı emanet?

KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu. Bu insanların önemli bölümü aylarca, hatta yıllarca sınava hazırlanıyor. Kitap alıyor, kursa gidiyor, işinden veya sosyal hayatından fedakârlık ediyor. Sonra bütün bu emek birkaç saatlik sınavda ölçülüyor.

İşte tam da bu nedenle sınav güvenliği konusunda ortaya çıkan en küçük şüphe bile görmezden gelinemeyecek kadar önemli. Çünkü mesele yalnızca bir sınav değil. Mesele insanların geleceği.

Neden her seferinde aynı tartışma?

Bugünkü tartışmanın bir başka boyutu da ÖSYM'nin geçmişte yaşadığı sınav ve değerlendirme sorunlarının hafızalardaki yerini koruması.

ÖSYM'nin geçmiş yıllarda soru sızıntıları, soru iptalleri, puanlama ve yeniden değerlendirme süreçleriyle gündeme geldiği biliniyor. 2010 KPSS'de soru sızdırılması nedeniyle sınavın bir bölümünün iptal edilmesi de kurumun tarihindeki en önemli sınav güvenliği krizlerinden biri olmuştu.

2026'da ise MEB-AGS sonuçlarında katsayı hesaplamasına ilişkin hatanın yeniden hesaplama gerektirmesi, sınav sistemine duyulan güven tartışmasını tekrar gündeme getirdi.

Dolayısıyla bugün sorulması gereken yalnızca "Şanlıurfa'da ne oldu?" sorusu değil.

Asıl soru şu: Milyonlarca insanın kaderini belirleyen sınavlarda aynı güvenlik ve denetim tartışmaları neden tekrar tekrar yaşanıyor?

İptal talebi yargıya taşındı

İddiaların ardından ÖSYM'ye başvuru yapılarak 6 Eylül'deki KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunun Türkiye genelinde iptal edilmesi talep edildi.

Başvuruyu yapan avukat Mustafa Tuncel, konuyu yargıya da taşıdığını ve davanın Ankara 24. İdare Mahkemesi'nde görüleceğini açıkladı.

Ancak şu anda ÖSYM'nin sınavı Türkiye genelinde iptal ettiğine ilişkin resmi bir karar bulunmuyor. Dolayısıyla "KPSS iptal edildi" şeklindeki paylaşımlar gerçeği yansıtmıyor.

Şimdi gözler ÖSYM'de!

Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı

Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek yaklaşık iki aydır tutuklu bulunan eski AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, hakim karşısına çıktığı ilk duruşmada 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasını geri bırakarak Mahruki'nin tahliyesine karar verdi

16.09.2026 18:20:00
Haber Merkezi
 
Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı
Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı
Sosyal medya hesabı üzerinden 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek 17 Temmuz'da tutuklanan Arama Kurtarma Derneği (AKUT) kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki'nin yargılandığı davanın ilk duruşması bugün yapıldı.

Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan Mahruki hakkında tahliye kararı verildi.

Savcı cezalandırılmasını istedi, Mahruki sert tepki gösterdi

Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Mahruki'nin paylaşımlarında "tiyatro" ve "oyun" ibareleri yer almasa da Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddeleri uyarınca "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçunun oluştuğunu savunarak cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaaya karşı söz alan Nasuh Mahruki, suçlamaları reddederek sert tepki gösterdi. Mahruki savunmasında şunları söyledi:

"Tiyatro ve oyun kelimelerini kullanmadığımın kabul edildiği yerde ben neyle suçlanıyorum? Üzerime atılı bu suçlamayı paylaşımdan nasıl çıkardıklarını hâlâ anlamış değilim. Eğer amaç benden intikam almaksa söyleyin, gidip yatayım. Bu ülkede hesap sorulması gereken asıl kişiler, o kanlı darbe girişiminde payı olanlardır."

1 yıl 3 ay hapis cezası ve tahliye

Mahruki'nin avukatlarının beyanlarının ardından karar için duruşmaya kısa bir ara verildi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Nasuh Mahruki'yi "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Ancak mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vererek Mahruki'nin tahliyesine hükmetti. yaklaşık 2 aydır cezaevinde bulunan Mahruki, işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakılacak.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Nasuh Mahruki'nin sosyal medya platformu X üzerinden gerçekleştirdiği 15 Temmuz paylaşımları doğrultusunda resen soruşturma başlatmıştı.

16 Temmuz'da gözaltına alınan Mahruki, ertesi gün çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Hazırlanan iddianamede, eylemin basın ve yayın yoluyla zincirleme şekilde işlendiği iddia edilerek Mahruki hakkında 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyordu.

Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında

Türk televizyon tarihinin en çok izlenen yapımlarından biri olan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisi hakkında, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) lehine algı, örtülü mesaj ve örgütsel propaganda yapıldığı iddiaları üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resmi inceleme başlatıldı. Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölüm dosyası kapsamında derinleştirilen soruşturmada, dizinin ünlü senaristleri adliyeye çağrılarak ifade verdi

16.09.2026 16:20:00
Haber Merkezi
 
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Plakalar ve Kozinoğlu Karakteri mercek altında
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde, hakim karşısına çıkmasına 13 gün kala şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölüm dosyasını yeniden açtı. Faili meçhul suçları araştıran özel birimin tespitleri ve savcılığa ulaşan çok sayıda ihbar üzerine, dönemin popüler dizisi "Kurtlar Vadisi Pusu" hakkında şok bir inceleme kararı verildi.

Uzman bilirkişi heyeti kuruluyor

Başsavcılıktan yapılan resmi açıklamaya göre, dizinin belirli bölümlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lehine propaganda, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme niteliğinde içeriklerin bulunup bulunmadığı mercek altına alınacak. Sahnelerin detaylıca incelenmesi amacıyla alanında uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi heyeti görevlendirildi.

Soruşturma dosyasında öne çıkan ve bilirkişinin inceleyeceği temel unsurlar ise şunlar oldu:

"Kazım Kaşifoğlu" Karakteri: Gerçek hayatta Kaşif Kozinoğlu'nu simgelediği değerlendirilen dizideki "Kazım Kaşifoğlu" karakterinin sistematik olarak vatan haini gibi gösterilmesi ve ardından gelen ölüm sahneleri.

"FG" Plakalı Araçlar: Dizinin bazı kilit sahnelerinde örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in baş harflerini taşıyan "34 FG 7061" gibi plakaların kasti olarak kullanıldığı iddiaları.

Sosyal Medya Paylaşımları: Dizinin resmi mecralarında geçmişte paylaşılan "Kaşifoğlu'nun Kara Tarafından Tarihi İnfazı" gibi video başlıklarının, Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli ölümüyle kronolojik bağı.

Senaristler ifade verdi: "Hatırlamam mümkün değil"

Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte dizinin ünlü senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan, Silivri Adliyesi'ne çağrılarak "tanık/bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verdi. Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan senaristlerin savcılık sorgularındaki ayrıntılar ise basına sızdı.

Dizinin baş senaristi ve yapımcısı Raci Şaşmaz'ın ifadesinde suçlamaları kabul etmediği öğrenildi. Şaşmaz'ın, "Yıllar önce çekilen bu sahnelerdeki mezar taşları, figüranlar veya araç plakaları gibi detayların yapımcı ya da senarist tarafından tek tek kontrol edilmesi mümkün değildir. Bu durumların kasıtlı yapıldığını hatırlamam ya da bilmem imkansız" diyerek iddiaları reddettiği, sahnelerdeki detayları kurgusal veya tesadüfi olarak nitelendirdiği belirtildi.

Osman Sınav detayı da dosyada

Haber merkezlerine ulaşan bilgilere göre savcılık, dizinin ilk dönemlerinde yönetmenliğini üstlenen ancak daha sonra şüphe uyandıran bir şekilde ekipten ayrılan ünlü yönetmen Osman Sınav'ın ayrılık sürecini de araştırıyor. Sınav'ın geçmişte ayrılık kararı için "Benimle mezara gidecek" demesi nedeniyle, "Örgütün senaryoya müdahale girişimlerini kabul etmediği için mi projeyi bıraktığı" sorusu da soruşturma dosyasındaki yerini aldı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyaller ve uzman bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından soruşturmanın seyrine göre iddianame hazırlığına veya takipsizlik kararına yönlenecek. Gelişmeler yakından takip ediliyor.

İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde faaliyet gösteren fabrikada çalışan 20 işçi, dışarıdan yedikleri yemekten zehirlenerek hastaneye kaldırıldı

16.09.2026 14:00:00 / Güncelleme: 16.09.2026 14:02:24
İHA
 
İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi
İşçiler dışarıdan sipariş verdikleri yemekten zehirlendi
Edinilen bilgilere göre, Gölbaşı ilçesine bağlı Çelik köyündeki Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir fabrikada çalışan 20 işçi, dışarıdan sipariş verdikleri tantunileri yedikten bir süre sonra fenalaştı.

Mide bulantısı, kusma ve halsizlik şikayetleri üzerine fabrikaya çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.



Olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan işçiler, Gölbaşı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Hastanede tedavi altına alınan işçilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul'da son bir ayda 1 buçuk ton uyuşturucu ele geçirildi

İstanbul'da uyuşturucu tacirlerine yönelik art arda operasyonlar; Son bir ayda 1 buçuk ton uyuşturucu madde ele geçirildi: 46 gözaltı

16.09.2026 13:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da son bir ayda 1 buçuk ton uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul'da son bir ayda 1 buçuk ton uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul'da uyuşturucu tacirlerine yönelik 18 Ağustos ile 15 Eylül tarihleri arasında yapılan operasyonlarda toplam 1 ton 432 kilogram uyuşturucu madde, 922 bin adet uyuşturucu-uyarıcı hap, 134 kilo 50 gram kimyasal katkı maddesi ele geçirilirken, toplam 46 şüpheli yakalandı.

Son 9 ayda yapılan operasyonlarda ise toplamda 11 ton 891 kilo 39 gram uyuşturucu madde ve 25 milyon 946 bin 472 adet uyuşturucu-uyarıcı hap ele geçirildiği, yakalanan 6 bin 422 şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği kaydedildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce uyuşturucu madde ticareti suçuna yönelik yeni bir çalışma yaptı. 18 Ağustos ile 15 Eylül tarihleri arasında ulusal ve uluslararası düzeyde uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen şahısların yakalanmasına yönelik Avcılar, Bayrampaşa, Beykoz, Esenyurt, Kağıthane, Küçükçekmece, Silivri, Sultangazi ve Üsküdar ilçelerinde operasyonlar gerçekleştirildi.



Düzenlenen operasyonlarda; 151 kilo 700 gram metamfetamin, 716 kilo 100 gram skunk, 552 kilo 772 gram pregabalin, 16 kilo 552 gram kokain, 850 bin adet sentetik ecza, 72 bin adet extacy hap, 134 kilo 50 gram katkı maddesi ele geçirildi. Toplam 1 ton 432 kilogram uyuşturucu madde, 922 bin adet uyuşturucu-uyarıcı hap, 134 kilo 50 gram kimyasal katkı maddesi ele geçirildi.

Ayrıca Beyoğlu ve Gaziosmanpaşa ilçelerinde faaliyet gösteren sokak satıcılarına yönelik eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon kapsamında 14 şüpheli, tüm operasyonlarda toplam 46 şüpheli yakalandı. 41 şüpheli çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. 5 şüphelinin ise işlemlerine devam edildiğini öğrenildi.

01 Ocak 2026 tarihi itibariyle "Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti" ile mücadele kapsamında, İstanbul genelinde toplamda 11 ton 891 kilo 39 gram uyuşturucu madde ve 25 milyon 946 bin 472 adet uyuşturucu - uyarıcı hap ele geçirildiği, yakalanan 6 bin 422 şüphelinin tutuklanarak cezaevine gönderildiği öğrenildi. Öte yandan son iki ayda yapılan operasyonlarda ele geçirilen uyuşturucular emniyette sergilendi.

İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, yaptığı açıklamada uyuşturucuya topyekun savaş açtıklarını dün gece Esenyurt'ta yapılan operasyonlara değinerek çalışmaların devam edeceğini söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın geçen hafta kendisiyle yaptığı röportajın ardından gündeme gelen Abdullah Öcalan için İmralı’da “villa” yapıldığı iddiasına açıklık getirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın geçen hafta kendisiyle yaptığı röportajın ardından gündeme gelen Abdullah Öcalan için İmralı’da “villa” yapıldığı iddiasına açıklık getirdi

16.09.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın geçen hafta kendisiyle yaptığı röportajın ardından gündeme gelen Abdullah Öcalan için İmralı’da “villa” yapıldığı iddiasına açıklık getirdi
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın geçen hafta kendisiyle yaptığı röportajın ardından gündeme gelen Abdullah Öcalan için İmralı’da “villa” yapıldığı iddiasına açıklık getirdi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı'nın geçen hafta kendisiyle yaptığı röportajın ardından gündeme gelen Abdullah Öcalan için İmralı'da "villa" yapıldığı iddiasına açıklık getirdi.

Alçı, 11 Eylül'de Bahçeli ile yaptığı görüşmenin ardından, Öcalan için İmralı Adası'nda önünde bahçesi bulunan ve normal yaşam koşullarına uygun bir ev inşa edildiğini, Öcalan'ın ise "statü" talebi nedeniyle bu eve geçmediğini aktarmıştı.

Bahçeli bu kez gazeteci Ceyhun Bozkurt'a yaptığı açıklamada, Alçı'nın sözlerinden "villa" yorumu çıkarıldığını belirterek iddiayı reddetti. Bahçeli, İmralı'da 250 metrekarelik bir konut yapıldığını söyledi.

Bahçeli, "Hanımefendinin (Nagehan Alçı) aktardıklarından birileri villa yorumu çıkardılar, 'villa' diye bir şey yok" İfadelerini kullandı.

Bahçeli, söz konusu yapının neden yapıldığına ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

"250 metrekare bir konut yapıldı. Zaten etrafı denizle çevrili, Öcalan'ın yaşı da ilerledi, orada görüşmelerini yapsın, vereceği mesajları aktarsın, bu imkanlar sağlanmalı, sağlanacaktır."

İmralı sürecine ilişkin mesajlarını da yineleyen Bahçeli, daha önce gündeme getirdiği "Barış süreci siyasallaşma koordinatörlüğü" önerisinin geçerli olduğunu söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.