Brüksel'de önümüzdeki günlerde yapılacak tartışmanın görünen konusu Ursula von der Leyen'in Birliğin Durumu konuşması. Fakat Avrupa Parlamentosu'nda asıl dikkat edilmesi gereken konu, konuşmanın hangi başlıkları öne çıkaracağından biraz daha farklı. Parlamento'nun iki büyük siyasi grubu artık Avrupa'nın önündeki bazı temel sorunlara aynı yerden bakmıyor. Ekonomi, çevre ve göç politikası üzerinden yaşanan tartışma, Avrupa siyasetindeki daha geniş bir değişimin işaretlerini veriyor.
Avrupa Parlamentosu'nun en büyük siyasi grubu olan Avrupa Halk Partisi, yani EPP, merkez sağ ve Hristiyan Demokrat çizgideki partileri bir araya getiriyor. Almanya'daki CDU/CSU gibi partiler bu siyasi aile içinde yer alıyor. İkinci büyük grup olan Sosyalistler ve Demokratlar, yani S&D ise Avrupa sosyal demokratlarının oluşturduğu merkez sol çizgiyi temsil ediyor. Almanya'daki SPD de bu grubun içinde. Böyle bakıldığında Brüksel'deki tartışmanın neden yalnızca bir çevre veya göç tartışması olmadığı daha iyi görülüyor. Merkez sağ ile merkez sol arasındaki eski işbirliği biçimi de yeniden sorgulanıyor.
EPP, Avrupa ekonomisinin rekabet gücünü artırmak için şirketlerin üzerindeki düzenleyici yükün azaltılmasını ve mevcut kuralların sadeleştirilmesini istiyor. Göç ve sınır yönetiminde daha sıkı bir yaklaşımı da savunuyor. S&D ise Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın temel yönünün korunmasını istiyor. Bunun yanında EPP'nin sağındaki siyasi gruplarla daha fazla işbirliği yapmasına karşı çıkıyor.
Buradaki tartışmayı yalnızca "sağ ve sol anlaşamıyor" şeklinde okumak yetersiz kalır. Avrupa Parlamentosu'nda farklı siyasi grupların belirli dosyalarda aynı yönde oy kullanması yeni bir durum değil. Asıl dikkat edilmesi gereken, bu yöntemin ne kadar sık kullanılacağı. Çünkü geçici bir oylama ilişkisi ile Parlamento'da kalıcı hale gelen yeni bir çalışma biçimi arasında önemli fark var.
Avrupa Parlamentosu'nda değişen hesap
2024 seçimlerinden sonra EPP 188 sandalye ile Parlamento'nun en büyük grubu, S&D ise 136 sandalye ile ikinci büyük grubu oluşturdu. Ancak Parlamento bu iki gruptan ibaret değil. Liberallerden Yeşillere, Avrupa solundan muhafazakar ve daha sağdaki gruplara kadar farklı siyasi çizgiler Parlamento'da temsil ediliyor. Bu parçalı yapı, büyük grupların her yasa üzerinde aynı ortaklarla hareket etmesini zorunlu kılmıyor.
Sayıların siyasi anlamı burada ortaya çıkıyor. EPP, kendi çizgisine yakın başka gruplardan destek bulabildiği ölçüde S&D ile yapacağı pazarlıklarda daha geniş bir hareket alanına sahip olabilir. S&D ise bunun tersinden bakıyor. EPP'nin sağındaki gruplarla kurulan işbirliği sıklaşırsa, merkez sağ ile merkez sol arasında yıllardır oluşan ortak çalışma anlayışının ağırlığı azalabilir.
Henüz Avrupa Parlamentosu'nda yeni bir ittifak düzeninin kurulduğunu söylemek için erken. Fakat siyasi dengeler çoğu zaman bir gecede değişmez. Önce bazı dosyalarda yeni ortaklıklar ortaya çıkar. Ardından aynı yöntem birkaç kez tekrarlanır. Bir süre sonra da istisna olarak görülen yöntem, Parlamento siyasetinin alışılmış araçlarından biri haline gelebilir.
Bu tartışmanın Türkiye açısından da gözden kaçırılmaması gereken bir tarafı var. Göç ve sınır yönetiminde daha sıkı politikaların Avrupa Parlamentosu'nda daha fazla destek bulması, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarını da ilgilendiriyor. Türkiye açısından ise göç konusu Avrupa ile ilişkilerden ayrı düşünülebilecek bir başlık değil. Bugün için kesin bir politika değişikliğinden söz etmek mümkün değil. Ancak Avrupa Parlamentosu'ndaki siyasi dengelerin hangi yöne doğru hareket ettiği, Ankara'nın Avrupa ile ilişkilerinde karşılaşacağı siyasi ortam açısından önem taşıyor.
Von der Leyen'in önündeki pazarlık
Ursula von der Leyen'in karşısındaki güçlük de burada başlıyor. Avrupa Komisyonu yasa tekliflerini hazırlıyor, fakat bu tekliflerin Parlamento'dan geçmesi için siyasi destek gerekiyor. Üstelik her dosyada aynı siyasi ortaklıkla hareket etmek zorunda değil.
Otomotiv sektörü, karbon emisyonları, çevre düzenlemeleri, şirketlerin üzerindeki bürokratik yük, göç ve AB bütçesi gibi başlıklarda siyasi grupların öncelikleri birbirinden farklı. EPP bazı konularda S&D ile anlaşabilirken başka bir konuda daha sağdaki grupların desteğini arayabilir. S&D de kendi önceliklerini korumak için farklı siyasi gruplarla anlaşma arayabilir.
Bu nedenle von der Leyen'in Birliğin Durumu konuşması yalnızca hangi politikaların açıklanacağı açısından izlenmemeli. Parlamento'daki bu yeni aritmetiğe nasıl yaklaşılacağı da önemli. Çünkü Komisyon'un önündeki mesele yalnızca politika üretmek değil, o politikaları geçirecek siyasi desteği bulmak.
EPP ile S&D arasındaki işbirliği ortadan kalkmış değil. İki büyük grubun birlikte hareket edeceği çok sayıda dosya olacaktır. Fakat başka gruplardan destek aramak daha sık kullanılan bir yöntem haline gelirse, Avrupa Parlamentosu'nda siyasi pazarlığın biçimi değişebilir. O zaman yalnızca hangi politikanın kabul edildiğine değil, o politikanın hangi siyasi ortaklıkla kabul edildiğine de bakmak gerekecek.
Bugün için kesin bir sonuç çıkarmak doğru değil. Avrupa Parlamentosu'ndaki gruplar bazı konularda yeniden uzlaşabilir, mevcut gerilimler de azalabilir. Fakat EPP ile S&D arasındaki tartışma önemli bir soruyu ortaya koyuyor: Avrupa'nın merkez sağı ile merkez solu, önümüzdeki dönemde yine temel yasama ortakları olarak mı hareket edecek, yoksa dosyaya göre değişen yeni ortaklıklar mı ağırlık kazanacak?
Brüksel'in yeni hesabı biraz da bu sorunun cevabında yatıyor. Bunun sonucu yalnızca Parlamento koridorlarında kalmayacak. Özellikle göç politikası üzerinden Avrupa'da yaşayan Türkleri ve Türkiye-AB ilişkilerinin siyasi atmosferini de yakından ilgilendirecek. Avrupa siyasetinde değişen şey belki bugün bir ittifak değil; kararların hangi ortaklıklarla alınacağının giderek daha fazla tartışılması. Asıl kırılma da burada yaşanabilir.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Brüksel'in yeni hesabı / 17.09.2026
- Birleşik Krallık'ta ayrılık: Rusya gölgesinde Londra / 16.09.2026
- Rusya'dan Avrupa'ya uyarı mı? / 15.09.2026
- Almanya-Rusya : Diplomasinin kapılarını kapatırken / 12.09.2026
- Almanya: AfD kazandı, merkez kaybetti / 10.09.2026
- Büyük savaş mı geliyor? / 08.09.2026
- Avrupa altınının adresi değişiyor / 04.09.2026
- Rusya'nın gökyüzü savaş alanı / 03.09.2026
- ABD ve İngiltere: Özel ilişkinin bedeli / 02.09.2026
- Ukrayna'dan Hazar'a: Savaşın yeni cephesi oluşabilir mi? / 01.09.2026
- Birleşik Krallık'ta ayrılık: Rusya gölgesinde Londra / 16.09.2026
- Rusya'dan Avrupa'ya uyarı mı? / 15.09.2026
- Almanya-Rusya : Diplomasinin kapılarını kapatırken / 12.09.2026
- Almanya: AfD kazandı, merkez kaybetti / 10.09.2026
- Büyük savaş mı geliyor? / 08.09.2026
- Avrupa altınının adresi değişiyor / 04.09.2026
- Rusya'nın gökyüzü savaş alanı / 03.09.2026
- ABD ve İngiltere: Özel ilişkinin bedeli / 02.09.2026
- Ukrayna'dan Hazar'a: Savaşın yeni cephesi oluşabilir mi? / 01.09.2026























































