logo
23 EYLÜL 2026

Keşmir hapishaneye dönüştü

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu (BDİHK), Hindistan’ın Cammu Keşmir eyaletinin "dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürüldüğünü" bildirdi

04.09.2019 00:00:00
 
Keşmir hapishaneye dönüştü
Keşmir hapishaneye dönüştü

Komisyondan yapılan açıklamada, Yeni Delhi yönetiminin 5 Ağustos'tan bu yana Cammu Keşmir'de uyguladığı güvenlik ablukası, sokağa çıkma yasağı ve iletişim karartmalarının uluslararası toplumdan gelen çok sayıda kınamaya rağmen sürdüğü belirtildi.

Açıklamada, "Cammu Keşmir'in dünyanın en büyük açık hava hapishanesine dönüştürüldüğünün" altı çizilirken, aralarında yerel politikacı, aktivist ve gazetecilerin bulunduğu 5 binden fazla kişinin Hint güvenlik güçlerince yasa dışı şekilde gözaltında tutulduğu kaydedildi. Cammu Keşmir'deki duruma ilişkin ciddi kaygıların bulunduğu belirtilen açıklamada, bölgedeki insan hakları ihlallerini araştırmak için Birleşmiş Milletler (BM) nezaretinde bir soruşturma komisyonunun kurulması istendi. Açıklamada, Hindistan hükümetine, BM ve İİT'nin araştırma komisyonlarının Cammu Keşmir'deki insan hakları durumunu bağımsız ve nesnel tespit edebilmeleri için bölgeyi ziyaret etmelerine izin vermesi çağrısında bulunuldu.

AA

ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

ÖSYM'nin, 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı" başvuruları başladı

 

23.09.2026 11:03:00
Anadolu Ajansı
 
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2026-EUS) ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı (2026-STS Eczacılık)" başvuruları başladı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, bugün başlayan başvurular 1 Ekim'e kadar sürecek.

Adaylar, başvurularını ÖSYM başvuru merkezlerinin yanı sıra ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" internet adresinden veya ÖSYM aday işlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgi sınav kılavuzlarında yer alıyor.

8 ayda en az 259 kadın katledildi

Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, alınan önlemlere ve yürütülen mücadelelere rağmen 2026 yılında da hız kesmeden can almaya devam ediyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından açıklanan en güncel veriler, koruma mekanizmalarındaki yetersizliği ve dijital hafıza merkezi olan Anıt Sayaç üzerindeki acı bilançonun her geçen gün büyüdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi

22.09.2026 19:20:00
Eyüp Kabil
 
8 ayda en az 259 kadın katledildi
8 ayda en az 259 kadın katledildi
Açıklanan son raporlara göre, Ağustos 2026 ayı içerisinde Türkiye genelinde 22 kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Cinayetlerin arkasındaki acı gerçekler ise değişmedi: Katledilen kadınların büyük bir çoğunluğu boşanma isteği, barışmayı reddetme veya kendi hayatlarına dair bağımsız kararlar almak istemeleri gerekçesiyle en yakınlarındaki erkekler tarafından hedef alındı.

2026 yılının ilk 8 ayı (Ocak - Ağustos) toplandığında ise erkek şiddeti kurbanı olan kadın sayısı en az 259'a ulaştı. Raporlar, kadınların güvenli liman olarak görmesi gereken evlerin, hâlâ en tehlikeli alanlar olmaya devam ettiğini ve cinayetlerin %55'inden fazlasının yaşam alanlarında, çoğunlukla ateşli silahlarla işlendiğini ortaya koyuyor.

"Şüpheli ölüm" sayılarındaki kritik artış

Son dönem verilerinde en dikkat çekici ve endişe uyandıran detayların başında şüpheli kadın ölümleri geliyor. 2026'nın ilk 8 ayında sivil toplum kuruluşlarının kayıtlarına geçen şüpheli kadın ölümü sayısı 215 olarak belirlendi.


Dönem (2026)

Erkekler Tarafından Öldürülen Kadın

Şüpheli Kadın Ölümü

Ocak – Haziran150

150

151

Temmuz

25

31

Ağustos

22

33

Toplam
(İlk 8 Ay)

197 (KCDP) / 259 (TKDF)

215

Not: Kurumların "aile içi cinayet", "şüpheli ölüm" veya "kadın cinayeti" tanımlamalarındaki metodolojik farklar nedeniyle sivil toplum verilerinde dönemsel sayısal değişiklikler görülebilmektedir.

Uzmanlar, özellikle yüksekten düşme, nehir yataklarında bulunma veya intihar süsü verilmiş vakaların oranındaki artışa dikkat çekiyor. Şüpheli ölümlerin %61'inde ölüm nedeninin tam olarak belirlenememesi, faillerin cezalandırılmasının önüne geçen en büyük hukuki engellerden biri olarak değerlendiriliyor.

"5 günde 10 kadın": Koruma kararları etkin uygulanıyor mu?

Eylül 2026 itibarıyla Meclis gündemine de taşınan iddialar, sistemdeki boşlukları yeniden tartışmaya açtı. Siyasi partilerin kadın kolları temsilcileri ve milletvekilleri, sadece 17-21 Eylül 2026 tarihleri arasındaki 5 günlük kısa sürede 10 kadının cinayet veya şüpheli ölüm dalgasıyla yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hukukçular ve kadın hakları savunucuları, tehlike altındaki kadınların kolluk kuvvetlerine başvurmasına rağmen koruma kararlarının sahada etkin şekilde uygulanmadığını savunuyor. Katillerin karakollarda dahi tehditlerine devam edebilmesi ve adli kontrol şartlarının esnekliği, caydırıcılığı ortadan kaldıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Çözüm arayışı ve çağrılar

Kadın örgütleri, şiddeti önlemenin yolunun kağıt üzerindeki kanunlardan ziyade bütüncül politikaların hayata geçirilmesinden geçtiğini vurguluyor. Sivil toplumun ortak talepleri şu noktalarda yoğunlaşıyor:

* 6284 Sayılı Kanun'un hiçbir esneme payı bırakılmadan, harfiyen uygulanması,

* Uzaklaştırma ve koruma kararlarının ihlali durumunda faillere derhal zorlama hapsi verilmesi,

* Uluslararası bir güvence olan İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönülmesi.

Türkiye'de kadınlar her gün sokaklarda, iş yerlerinde ve evlerinde yaşam mücadelesi verirken; dijital anıt sayaçlar her geçen dakika bir kadının daha ismini hafızaya kazımaya devam ediyor.

Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında

Turgutlu'da sabah saatlerinde okul servisi bekleyen öğrencilerin üzerine av tüfeğiyle rastgele ateş açıldı. 15 yaşındaki saldırgan H.O. kısa sürede yakalanırken, olayla ilgili adli soruşturmada anne, baba ve dede de gözaltına alındı. Bakanlıklar teyakkuza geçti

22.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Türkiye bugün sabah saatlerinde Manisa'dan gelen kara haberle sarsıldı. Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yer alan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınlarında saat 07.59 sıralarında meydana gelen silahlı saldırıda, 2'si ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralandı. 15 yaşındaki okul öğrencisi saldırgan H.O. ile birlikte ailesi de gözaltına alınırken, olay ülkede büyük bir infiale yol açtı.

Sabah saatlerinde rastgele ateş açtı

Olay, Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi Pehlivan Sokak üzerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, okul binasının yakınında öğrencilerin servis beklediği esnada yaya olarak elinde av tüfeğiyle gelen 15 yaşındaki H.O., çevreye rastgele ateş etmeye başladı. Silah sesleri üzerine çevrede büyük bir panik yaşanırken, kurşunların hedefi olan öğrenciler kanlar içinde yere yığıldı.

Saldırganın elinde pompalı tüfekle yürüdüğü ve olayın ardından koşarak kaçtığı anlar, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına anbean yansıdı. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan yoğun ihbarların ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi.

3 öğrenci üniversite hastanesine sevk edildi

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve yerel makamlar tarafından yapılan açıklamalarda, saldırıdan etkilenen 11 kişinin tamamının öğrenci olduğu bildirildi. Yaralıların ilk müdahaleleri Turgutlu Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Ancak hayati tehlikesi bulunan ve durumları ağır olan 3 öğrenci, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi.

"Kız meselesi" iddiası ve aile boyu gözaltı

Güvenlik güçlerinin hızlı takibi neticesinde saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O., suç aleti tüfekle birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, aynı okulun 9-C sınıfı öğrencisi olduğu ve olaydan bir gün önce okul önünde akranlarıyla "kız meselesi" yüzünden kavga ettiği öğrenildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adli sürece ilişkin yaptığı açıklamada çok çarpıcı bir detayı paylaştı. Bakan Gürlek, 15 yaşındaki zanlının yanı sıra, silahın muhafaza koşulları ve ihmaller zincirinin araştırılması kapsamında çocuğun annesi, babası ve silahın sahibi olduğu belirlenen dedesinin de gözaltına alındığını duyurdu. Ayrıca olay öncesinde akran zorbalığı iddialarının da titizlikle incelendiği aktarıldı.

7 müfettiş görevlendirildi

Yaşanan facianın ardından devletin ilgili tüm kurumları Manisa için harekete geçti.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), saldırının yaşandığı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitim öğretime 22 Eylül günü için ara verildiğini açıkladı. Karadeniz programları kapsamında Trabzon'da bulunan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, programlarını acilen iptal ederek özel uçakla Manisa'ya hareket etti.

Diğer yandan olayın her yönüyle soruşturulması için İçişleri Bakanlığı 2 Mülkiye ve 2 Polis Başmüfettişi; MEB ise 3 Bakanlık müfettişi görevlendirerek bölgeye gönderdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, olaydan etkilenen öğrenci, veli ve öğretmenler için 25 kişilik psikososyal destek ekibinin sahada çalışmalara başladığını duyurdu.

Okul önünde gerginlik ve RTÜK'ten yayın uyarısı

Saldırı haberini alan endişeli veliler okul önüne akın etti. Çocuklarının durumunu öğrenmek isteyen aileler ile okul çevresinde emniyet şeridi çeken kolluk kuvvetleri arasında zaman zaman arbede ve gergin anlar yaşandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ise toplumsal infiali ve bilgi kirliliğini önlemek adına medyaya acil bir uyarı yayınladı. RTÜK, olay anına ait şiddet unsuru içeren korkutucu görüntülerin paylaşılmamasını, yalnızca resmi makamların açıklamalarına itibar edilmesini isteyerek aksine hareket eden kanallara yasal yaptırım uygulanacağını hatırlattı.

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı sosyal medya platformlarında olay üzerinden provokasyon ve dezenformasyon yapan hesaplara karşı geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Olayla ilgili çok yönlü adli ve idari tahkikat kararlılıkla sürdürülüyor.

Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü

Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü

22.09.2026 13:11:00
Haber Merkezi
 
 Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü
 Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli “Seçmen Gündemi” araştırmasında, seçilmiş milletvekili ve belediye başkanlarının görev süresi devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine ilişkin seçmenlerin görüşleri ölçüldü
Ank-Ar'ın Ağustos 2026 tarihli "Seçmen Gündemi" araştırmasında, seçilmiş milletvekili veya belediye başkanlarının görev süreleri devam ederken başka bir siyasi partiye geçmesine yönelik seçmen tutumu araştırıldı. Katılımcılara, "Seçilen bir milletvekili veya belediye başkanının, başka bir siyasi partiye geçmesini doğru buluyor musunuz?" sorusu yöneltildi.

Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 76,5'i bu soruya "Hayır, doğru bulmuyorum" yanıtını verdi. Parti değiştirmeyi doğru bulanların oranı yüzde 16,9'da kalırken, kararsızların oranı yüzde 2,5, fikri olmadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 4,1 oldu. Böylece parti değişikliğine karşı çıkanların oranı, destekleyenlerin yaklaşık 4,5 katına ulaştı.

Parti seçmenleri bazında da parti değişikliğine karşı çıkanların oranının yüksek olduğu görüldü. Bu oran Anahtar Parti seçmeninde yüzde 65,9, Zafer Partisi'nde yüzde 79,3, CHP'de yüzde 81,4, Yeniden Refah Partisi'nde yüzde 83,3, DEM Parti'de yüzde 90, İyi Parti'de yüzde 90,8, Yeni Parti'de yüzde 91,7 ve TİP'te yüzde 95,3 olarak ölçüldü. Diğer seçmen grubunda yüzde 70,3, protesto oy kullananlarda ise yüzde 75,9 olan oran, AKP seçmeninde yüzde 58,6, MHP seçmeninde yüzde 60,7 olarak kaydedildi.

Parti değiştirmeyi doğru bulanların oranı ise AKP seçmeninde yüzde 31,7, MHP seçmeninde yüzde 31,4, CHP seçmeninde yüzde 18,6, Yeni Parti seçmeninde yüzde 5,4, DEM Parti seçmeninde yüzde 5,3, İyi Parti seçmeninde yüzde 4,4 oldu.

Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı

Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı. Kılıç, soruşturma kapsamında Ankara’ya çağrılarak savunma verdi

22.09.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı
Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın ailesine “Bir imam olarak yanındayım” diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı
Diyanet İşleri Başkanlığı, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'ın ailesine "Bir imam olarak yanındayım" diyerek dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı. Kılıç, soruşturma kapsamında Ankara'ya çağrılarak savunma verdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, stand-up gösterisi nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş'a dayanışma mesajı ileten imam Yusuf Kılıç hakkında soruşturma başlattı.

Kılıç, "Ölü Deniz" adlı gösterisinin ardından "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamalarıyla tutuklanan Göktaş'a "Bir imam olarak yanındayım" diyerek dayanışma gösterdi.

Kılıç, soruşturma kapsamında Ankara'ya çağrılarak savunma verdi. Kılıç, daha önce de 2023 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İzmir mitingine cemaati götürmeyi kabul etmediği için disiplin cezaları almış ve İzmir dışına sürgün edilmişti.

Öte yandan 28 Ağustos'ta hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden çıkamadan farklı bir suçlamayla tekrar tutuklanan Deniz Göktaş, 28 Eylül'de ilk kez hakim karşısına çıkacak.

NE OLMUŞTU?
Deniz Göktaş, 24 Haziran 2026'da YouTube'da yayımladığı "Ölü Deniz" gösterisinin ardından "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçlamalarıyla tutuklanmış; 28 Ağustos'ta hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden çıkamadan farklı bir suçlamayla yeniden tutuklanmıştı.

Göktaş'ın emniyetteki ters kelepçeli görüntüsünün basına servis edilmesinin ardından ailesine destek mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç ise daha önce de benzer yaptırımlarla karşılaşmıştı.

Kılıç, 2023 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İzmir mitingine cami cemaatini götürme teklifini reddettiği için iki ayrı disiplin soruşturması geçirmiş, kınama ve kademe ilerlemesini durdurma cezaları alarak İzmir dışına sürgün edilmişti.

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, "YENİ Parti isminin başına küçük bir düzenleme koyarak konuyu kapatabiliriz" dedi

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, "YENİ Parti isminin başına küçük bir düzenleme koyarak konuyu kapatabiliriz" dedi

22.09.2026 12:20:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, "YENİ Parti isminin başına küçük bir düzenleme koyarak konuyu kapatabiliriz" dedi
 YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, "YENİ Parti isminin başına küçük bir düzenleme koyarak konuyu kapatabiliriz" dedi
YENİ Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında gerçekleştirildi. YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, parti genel merkezinde MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, YENİ Parti ismine itiraz edilmesi üzerine toplantıda ismin önüne bir düzeltme yapılarak sorunun çözüleceğini açıkladı.

Kamu kaynaklarıyla özel zararların kurtarılmaması gerektiğini söyleyen Emre, "YENİ Parti olarak Ekonomi Eşgüdüm Konseyi toplandı. Bir kanun teklifi hazırladı. Tıpkı yurt dışındaki örneklerde olduğu gibi bu tip durumlarda çıkan zararların, zarara sebebiyet verenlerin mal varlıkları tespit edilerek oradan karşılanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırladı. Bu hafta içerisinde bu kanun teklifi Ümit Özlale, İzmir Milletvekili tarafından Meclise sunulacak" açıklamasında bulundu.

"MECLİS TARAFINDAN ERKEN SEÇİM KARARI ALINMASI GEREKİR"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tekrar aday olmasına ilişkin eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un sözlerine değinen Emre, "Tunç, '2028 yılında Cumhurbaşkanımızı tekrar seçmek için bir seçim düzenlenecek' diyor. Şimdi bir defa Anayasamıza göre Erdoğan'ın görev süresi bitmiştir. İki dönemdir bunu fazlasıyla doldurmuştur. Görevi dolan bir cumhurbaşkanının bir kez daha aday olabilmesi için görevinin son döneminde Meclis tarafından erken seçim kararı alınması gerekir. Bunun için de Anayasa'daki gerekli sayı 360'tır" diye konuştu.

"YENİ PARTİ İSMİNİN BAŞINA KÜÇÜK BİR DÜZENLEME KOYARAK KONUYU KAPATABİLİRİZ"
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Emre, YENİ Parti'nin ismine itiraz edildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bu itirazlar karşısında iki parti isminin karıştırıldığı yönünde kararlar yani iltibas iddiasıdır. Bu yönde hüküm çok çok istisnadır. Bakıldığında sandıkta gördüğü zaman iki amblemi kimse karıştırmaz, burası açıktır. YENİ Parti isminin başına küçük bir düzenleme koyarak konuyu kapatabiliriz. Ama YENİ Parti'yi biz, milletin isteğiyle, iradesiyle kurduk. İsmini de sevdiler. Şu an bizim Kurucular Kurulumuz bu konuda yetkili. Henüz kurultay toplanmadığı için Kurucular Kurulunda da şu ana kadar aksi yönde bir değerlendirme ya da temas olmadı, istek olmadı. Yenilik Partisi başvurusunu geri çekebilir. Anayasa Mahkemesi burada başvuru konusunda hızlıca karar verip, 'iltibas yoktur' şeklinde karar verebilir. Ha iltibas olduğuna yönelik bir düşünce oluşursa da zaten dediğim gibi biz bunu hızlıca düzenleyebiliriz."

Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor

Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. Ölümlerin 25 binini sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalanlar oluşturuyor

22.09.2026 11:45:00
AA
 
 Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor
 Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor
Dünya genelinde en yaygın kullanılan tütün ürününü sigara oluştururken, nargilelik tütün, puro, sarma tütün, pipo ve ısıtılmış tütün ürünleri de kullanılan ürünler arasında yer alıyor.

Bütün biçimleri sağlık üzerinde ciddi tahribata yol açan tütün ürünleri, sadece kullananları değil dumana maruz kalanları da olumsuz etkiliyor.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 26 Haziran'da güncellediği verilere göre, tütün vücuttaki neredeyse her organa zarar vererek kanser, kalp hastalıkları, inme ve akciğer hastalıklarının yanı sıra doğurganlığın azalması, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve erken ölüme neden olabiliyor.

Tütün kullanımının yol açtığı bu sağlık sorunları nedeniyle dünya genelinde her yıl 7 milyondan fazla kişi hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin 1,6 milyondan fazlasını ise sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalan kişiler oluşturuyor.

Sağlık Bakanlığından edinilen bilgiye göre, Türkiye'de ise yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin sigaradan yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. Ölümlerin 25 binini sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalanlar oluşturuyor.

Türkiye erkeklerde akciğer kanseri sıklığı ve buna bağlı ölümlerde dünyada ilk sırada yer alıyor.

Kalp-damar hastalıkları ve 20'den fazla kanser türünün nedeni
Tütün kullanımı, kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları ile 20'den fazla kanser türü veya alt türü açısından önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor.

Sigara dumanındaki partiküller akciğerlere ulaştığında zararlı etkilerini başlatırken, dumanda bulunan karbonmonoksit kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıyor.

Çevreye yayılan dumanda yaklaşık 4 bin kimyasal madde ve toksin bulunuyor
Tütünün oluşturduğu sağlık riskleri yalnızca kullanan kişilerle sınırlı kalmıyor.

DSÖ'ye göre, pasif içiciliğin güvenli bir düzeyi bulunmuyor. Tütün dumanına maruz kalmak, koroner kalp hastalığı ve akciğer kanseri dahil ciddi kalp-damar ve solunum yolu hastalıklarına neden olabiliyor.

Yanan bir sigaradan çevreye yayılan dumanda 50'si kanser yapıcı olmak üzere yaklaşık 4 bin kimyasal madde ve toksin bulunuyor.

Bir sigaranın yaklaşık 12 dakikada yandığı, sigara içen kişinin ise bu sürenin yaklaşık 30 saniyesinde dumanı içine çektiği, yanan sigaranın yaklaşık üçte ikisinin dumanının havaya yayıldığı belirtiliyor.

Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım, bronşit, soğuk algınlığı, orta kulakla ilgili sorunlar ve akciğer fonksiyonlarında azalma gibi solunum sistemine ilişkin sorunların görülme riskinin daha yüksek olduğu bildiriliyor.

Sigara bebek sahibi olma şansını azaltıyor
Tütün kullanımının olumsuz etkilediği alanlardan birini de üreme sağlığı oluşturuyor.

DSÖ'nün 8 Eylül'de yayımladığı bilgi özetinde, sigara kullanımının kadınlarda kısırlıkla, erkeklerde sperm üzerindeki olumsuz etkilerle ve bazı doğurganlık tedavilerinin başarı şansının düşmesiyle ilişkili olduğuna dikkati çekiliyor. Pasif içiciliğin de doğurganlığı etkileyebileceği belirtiliyor.

Tütün kullanan kadınlarda kısırlık riski kullanmayanlara kıyasla yüzde 40 daha yüksek bulunurken, geçmişte tütün kullanıp bırakan kadınlarda bu riskin kullanmaya devam edenlere göre yüzde 25 daha düşük olabileceği bildiriliyor.

Tütün kullanımı, doğurganlık tedavilerinin başarısını da etkiliyor. DSÖ'nün aktardığı 21 çalışmada, sigara kullanımının tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerinin ardından daha az gebelik ve canlı doğumla ilişkili olduğu, başarılı sonuç ihtimalini yaklaşık yarı yarıya azaltabileceği belirtiliyor.

Pasif içiciliğe maruz kalan kadınlarda da kısırlık riskinin daha yüksek olabileceğine ve gebe kalma şansının azalabileceğine dikkati çekiliyor.

Nikotin güçlü bağımlılık yapıyor
DSÖ, nikotinin yüksek derecede bağımlılık yapıcı olduğunu ve özellikle beyin gelişimi devam eden çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler açısından zararlı etkiler taşıdığını bildiriyor.

Ergenlik döneminde nikotine maruz kalmanın dikkat ve öğrenme dahil beyin gelişimini etkileyebileceği, erken yaşta nikotin kullanımının uzun süreli bağımlılık ve gelecekte diğer nikotin ve tütün ürünlerinin kullanım olasılığını artırabileceği belirtiliyor.

Yeşilayın da yayımladığı verilere göre, nikotin 90-120 dakika alınmadığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Bu belirtiler tütünün bırakıldığı ilk gün en yoğun düzeyde hissedilebiliyor.

Kolay kızma veya öfkelenme, baş dönmesi, iştah artışı, kas kasılmaları, tansiyon düşmesi, uykusuzluk, çökkün duygu durumu ve yoğun nikotin isteği yoksunluk belirtileri arasında sıralanıyor.

Sigara beyin sağlığını da etkiliyor
Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeyle ve beyin damarlarında olumsuz değişikliklerle ilişkili olduğuna işaret ediliyor.

Düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi bilişsel işlevlerin yönetiminde önemli rol oynayan beyin korteksindeki incelmenin, unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişiklikleri gibi sorunlarla bağlantılı olabileceği, bazı kişilerde depresyon benzeri bulguların da görülebileceği belirtiliyor.

Elektronik sigaralar da kalp ve akciğer hastalıkları riskini artırabilen toksik maddeler üretiyor
DSÖ, elektronik sigaraların bir sıvıyı ısıtarak kullanıcı tarafından solunan aerosol oluşturduğunu, bu sıvıların nikotin içerebildiğini ve sağlığa zararlı katkı maddeleri ile kimyasallar barındırabildiğini bildiriyor.

Elektronik sigara emisyonlarında nikotin ve diğer toksik maddeler bulunabilirken, bunların kullanıcıların yanı sıra çevrede aerosole maruz kalan kişiler açısından da zararlı olabildiği belirtiliyor.

DSÖ'ye göre, nikotin çocuk ve ergenlerde beyin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Daha önce sigara kullanmayan gençlerde elektronik sigara kullanımının geleneksel sigaraya başlama olasılığındaki artışla ilişkili olduğu bildiriliyor.

Elektronik sigaraların uzun dönem etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğine işaret edilirken, bu ürünlerin bazıları kansere neden olabilen, bazıları ise kalp ve akciğer hastalıkları riskini artırabilen toksik maddeler ürettiği belirtiliyor.

DSÖ ayrıca, tüketici ürünü olarak kullanılan elektronik sigaraların toplum düzeyinde sigarayı bırakmada etkili olduğunun kanıtlanmadığını bildiriyor.

Tütünün yükü sağlıkla sınırlı kalmıyor
Tütün kullanımı, yol açtığı sağlık sorunlarının yanı sıra ekonomik kayıplara da neden oluyor.

DSÖ, tütün kullanımının ekonomik maliyetlerinin tütüne bağlı hastalıkların tedavisi için yapılan sağlık harcamaları ile bu hastalık ve ölümler nedeniyle ortaya çıkan insan sermayesi kayıplarını içerdiğini bildiriyor.

Tütün için yapılan harcamaların özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde hanelerin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ayırabileceği kaynakları azaltabildiğine işaret ediliyor.

Tütünün çevre üzerindeki etkileri de üretimden tüketim sonrası atıklara kadar uzanıyor.

DSÖ'nün çevresel etkilere ilişkin verilerine göre, tütün endüstrisi nedeniyle dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 milyon ağaç kaybediliyor, 200 bin hektar arazi kullanılıyor, 22 milyar ton su tüketiliyor ve 84 milyon ton karbondioksit salımı gerçekleşiyor.

Her yıl yaklaşık 4,5 trilyon sigara filtresinin de okyanusları, nehirleri, kentleri, parkları, toprağı ve sahilleri kirlettiği belirtiliyor.

Sigarayı bırakınca vücutta iyileşme başlıyor
Sigarayı bırakmanın ardından vücutta olumlu değişiklikler kısa sürede başlayabiliyor.

Yeşilayın aktardığı bilgilere göre, son sigaranın içilmesinden 20 dakika sonra kalp atış hızı ve kan basıncı düşerken, 12 saat sonra kandaki karbonmonoksit seviyesi normal düzeye geliyor.

Bırakmayı takip eden 2 hafta ile 3 ay içinde kan dolaşımı düzene giriyor ve akciğer fonksiyonlarında gelişme kaydediliyor. 1-9 aylık dönemde ise öksürük ve nefes darlığı azalıyor.

Bir yıl sonra koroner kalp hastalığı riski sigara içenlerin yarısı düzeyine inerken, 5 yıl sonra inme riskinin 5-15 yıldır sigara içmeyen kişilerin seviyesine gerilediği belirtiliyor.

Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra akciğer kanserinden ölüm riski sigara içenlerin yaklaşık yarısı düzeyine inerken, ağız, boğaz, yemek borusu, mesane, böbrek ve pankreas kanseri riskleri de azalıyor.

Bırakmanın üzerinden 15 yıl geçtiğinde ise koroner kalp hastalığı riskinin sigara kullanmayan kişilerin seviyesine indiği bildiriliyor.

Sigarayı 30'lu yaşlarda bırakanlarda beklenen yaşam süresinin 10 yıl, 40'lı yaşlarda bırakanlarda 9 yıl, 50'li yaşlarda bırakanlarda 6 yıl ve 60'lı yaşlarda bırakanlarda 3 yıl arttığı bildiriliyor.

Bırakma gününün belirlenmesi, çevredeki sigara, çakmak, kibrit ve kül tablalarının uzaklaştırılması, küçük hedefler konulması, sigara içme isteğini tetikleyen etkenlerden uzak durulması, beslenmeye dikkat edilmesi, bol su tüketilmesi ve hareket edilmesi Yeşilayın sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik önerileri arasında yer alıyor.

DSÖ de danışmanlık ve ilaç tedavisinin tütün kullanımını başarıyla bırakma olasılığını iki kattan fazla artırabildiğini bildiriyor.

Türkiye'de sigarayı bırakmak isteyenlere danışmanlık ve takip desteği
Türkiye'de Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ücretsiz sigara bırakma tedavileri uygulanıyor. Sigarayı bırakmaya karar veren kişiler, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nı arayarak destek alabiliyor.

Sigarayı bırakmak isteyenler ayrıca 182 üzerinden Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nden randevu talep edebiliyor veya kendilerine en yakın sigara bırakma polikliniğine başvurabiliyor.

ALO 171'e gelen çağrılar, sigara bırakma konusunda eğitim almış operatörler tarafından 7 gün 24 saat karşılanıyor.

Sigarayı bırakmaya karar veren kişilere, bırakma planı çerçevesinde belirli aralıklarla geri dönüş aramaları yapılarak takip desteği de sağlanıyor.

8 öğrenci yaralandı, 2'si ağır

Manisa Turgutlu'da bir lisenin önünde gerçekleştirilen pompalı tüfekli saldırıda yaralılar hastaneye kaldırıldı. Turgutlu Belediye Başkanı Akın "can kaybı" açıklamalarını reddederken, MEB okulda eğitime ara verildiğini ve 3 bakanlık müfettişinin kente gönderildiğini açıkladı

22.09.2026 10:59:00 / Güncelleme: 22.09.2026 11:15:53
Haber Merkezi
 
8 öğrenci yaralandı, 2'si ağır
8 öğrenci yaralandı, 2'si ağır
Manisa'nın Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi'nde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sabah saat 08.00 sıralarında büyük bir facianın eşiğinden dönüldü. 2011 doğumlu olduğu belirlenen 15 yaşındaki şüpheli H.O., okul giriş saatinde elindeki pompalı tüfekle çevreye rastgele ateş açtı. Silah sesleriyle birlikte okul çevresinde büyük bir panik yaşanırken, bölgeye çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi.

Belediye Başkanı Çetin Akın: "Ölü iddiaları kesinlikle bana ait değildir"

Saldırının ilk anlarında sosyal medyada ve bazı basın organlarında "1 öğrenci hayatını kaybetti" yönünde çıkan haberlerin ardından, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın net bir yalanlama mesajı yayınladı.

Başkan Akın yaptığı açıklamada, "Okul saldırısına ilişkin '1 ölü, 4 yaralı' şeklinde şahsıma aitmiş gibi paylaşılan açıklama kesinlikle bana ait değildir. Bu konuda tarafımdan herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Kamuoyunun doğru ve resmi kaynaklardan yapılan bilgilendirmeleri esas almasını rica ederim" ifadelerini kullandı. Manisa Valiliği ise olaydan ilk belirlemelere göre 8 kişinin yaralandığını ve hayati tehlikelerinin bulunmadığını bildirdi.

Okulda eğitime ara verildi, 3 müfettiş görevlendirildi

Dehşet veren olayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği yazılı bir açıklama paylaştı. Yaşanan menfur hadisenin ardından devletin tüm birimlerinin teyakkuza geçtiğini belirten MEB, şu kararları duyurdu:

Eğitime Ara Verildi: İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 22 Eylül 2026 Salı günü eğitim-öğretim faaliyetlerine 1 gün süreyle ara verilmiştir. 

Bakanlık Müfettişleri Sahada: Manisa il müfettişlerinin tahkikat sürecine ilave olarak, 3 Bakanlık müfettişi olayı tüm yönleriyle incelemek üzere derhal Manisa'ya yönlendirilmiştir.

Psikososyal Destek Başladı: Saldırıdan olumsuz etkilenen öğrenci, öğretmen ve veliler için psikososyal destek ekipleri sahada rehabilitasyon çalışmalarına başlamıştır.

Saldırganın 'kız meselesi' nedeniyle kavga ettiği öğrenildi

Emniyet güçlerinin hızlı takibiyle kıskıvrak yakalanarak gözaltına alınan 15 yaşındaki şüpheli H.O.'nun, söz konusu okulun 9-C sınıfında eğitim gördüğü ortaya çıktı. Yapılan ilk incelemelerde, saldırganın olaydan bir gün önce okul önünde "kız meselesi" yüzünden başka şahıslarla kavga ettiği ve saldırıyı bu nedenle gerçekleştirdiği iddia edildi.

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çok yönlü soruşturma ve adli süreç titizlikle devam ediyor.

"İsrail bağlantılı forex dolandırıcılığı" operasyonunda gözaltına alınan 133 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul'da, İsrail bağlantılı uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 133 şüpheli, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi

22.09.2026 03:00:00
AA
 
"İsrail bağlantılı forex dolandırıcılığı" operasyonunda gözaltına alınan 133 şüpheliye tutuklama talebi
"İsrail bağlantılı forex dolandırıcılığı" operasyonunda gözaltına alınan 133 şüpheliye tutuklama talebi

İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) öncülüğünde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, Interpol, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Interpol Genel Merkezinin katkılarıyla, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüklerince uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik yürütülen soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 213 şüphelinin sevk edildikleri İstanbul Adliyesi'nde savcılık işlemleri tamamlandı.

Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 133'ü tutuklama, 56'sı ise adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Şüphelilerden 24'ünün ise ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.

Operasyon

Türkiye'de faaliyet gösteren İsrail bağlantılı uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığı kapsamında 25 şirkete bağlı sözde 40 çağrı merkezi ve finans ofisi ile bu yapıları yöneten şüpheliler tespit edilmiş, çağrı merkezlerinde çok sayıda yerli ve yabancı kişinin çalıştığı belirlenmişti.

Çağrı merkezleri ve finans ofislerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 191 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilere ait, suçtan elde edildiği değerlendirilen 1,5 milyar lira değerindeki mal varlıklarına, 80 araca ve 12 mülke el konulmuş, banka, kripto varlık ve şirket hesaplarına bloke uygulanmıştı.

Ekipler, adreslerinde bulunmayan 10 zanlıyı da yaptıkları çalışmalar sonrası gözaltına almış, çalışmaların devamında 12 şüpheli daha yakalanmıştı.

Gözaltına alınan şüphelilerin 9'unun İsrail, 11'inin Pakistan, 25'inin ise Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya, Fas, Kazakistan, Filipinler, İran, Çin, Lübnan, Filistin, Meksika, Mısır, Mozambik, Arjantin ve Bangladeş uyruklu olduğu öğrenilmişti. 

Savcı tutukluluğun devamını istedi

Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin (DHMİ) eski daire başkanı Mehmet Cemil Acar, "rüşvet" ve "yolsuzluk" suçlamasıyla yargılandığı davadan tahliye oldu

21.09.2026 22:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Savcı tutukluluğun devamını istedi
Savcı tutukluluğun devamını istedi
Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin (DHMİ) eski daire başkanı Mehmet Cemil Acar, "rüşvet" ve "yolsuzluk" suçlamasıyla yargılandığı davadan tahliye oldu.

Ankara 89. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Mehmet Cemil Acar bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu. Mahkeme hakimi, dava dosyasına gelen evrakı okumasının ardından sanık Acar'a söz verdi.

Acar ise, "Çok söyleyecek lafım var, söyleyeceklerim bana zarar verecek. O nedenle susmayı tercih ediyorum. Bilirkişi 6 hafta sonra listeye eklendi, üzerinden 5 ay geçti, hâlâ rapor yok. Bunların zulmünü ben yaşıyorum. Ben suçlu ilan edildim, sonra buna suç uydurulmaya çalışıldı. Bugün 542. gün, 18 ay yatırıldım. Ben sanki bir düşman devletin vatandaşıymışım gibi muamele gördüm. Ben Türkiye Cumhuriyeti'ne 28 yıl onurumla, şerefimle çalıştım. 18 aylık süre doldu. Beni cezalandırın, herkes kurtulsun. Mahkemeye saygım sonsuzdur. Takdir sizindir" dedi.

Savcı tutukluluğun devamını istedi

Cumhuriyet savcısı, Acar hakkında kuvvetli suç şüphesi bulguları olduğunu, delillerin tamamının toplanmadığını ve delillerin karartılma ihtimalinin devam etmesi sebebiyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

Sanık Acar, mütalaaya karşı ise, "Mütalaayı kabul etmiyorum. Elbette birileri bu süreci de değerlendirecektir. Ben hiçbir şekilde suç işlemedim. Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nun bütün işleyişlerini denetlediği tek kişiyim.

Benim hiçbir suçum yok. Sırtını bir takım siyasilere dayamış bir takım bürokratların hıncıdır bu. Bazı bürokratların spekülasyon yaparak bakanı yönlendirerek başlayan ve bugüne gelen bir süreç bu" şeklinde savunma yaptı.

Beyanların ardından mahkeme, Acar'ın tahliyesine karar vererek, sonraki duruşmayı 7 Aralık'a erteledi.

Evindeki kasadan 26 kilo altın çıktı iddiası

Mehmet Cemil Acar hakkında yürütülen soruşturma, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan suç duyurusunun ardından gündeme geldi.

Soruşturma kapsamında Acar'ın mal varlığının görevinden elde ettiği gelirle orantılı olup olmadığı araştırıldı. Dosyaya yansıyan iddialara göre Acar'ın evindeki kasada 26 kilogram külçe altın, 1 milyon 320 bin dolar ve 121 bin avro bulundu.

Acar'ın ayrıca 12 gayrimenkulünün olduğu ve emekli olmadan yaklaşık üç ay önce Batman'da bir mercimek fabrikası satın aldığı da dosyada yer alan iddialar arasında.

"Gelirimle orantısız değil" savunması

Acar ise hakkındaki suçlamaları kabul etmiyor. Mal varlığının kaynağına ilişkin açıklamalarında, sahip olduğu para ve değerlerin yasal gelirleri, ailesinden gelen varlıklar ve kendisine verilen hediyelerle bağlantılı olduğunu savunuyor.

Soruşturmanın temel noktalarından biri de mal bildirimleri ile fiili mal varlığı arasındaki ilişkinin yanı sıra bazı banka hareketlerinin niteliği oldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.