Kuzey Kıbrıs toprağını kendi 'yavru vatan'ı olarak görmeyen bir anlayışla, bu aziz 'anavatan' topraklarının korunup korunamayacağını yenibaştan sorgulamak gerektiği açıktır. Bu bağlamda politikacılarımız, aydınlarımız, medyatörlerimiz KKTC üstüne söz ederlerken, aslında Türkiye'nin geleceği üstüne de söz etmektedirler. Bunun ipuçlarını vermektedirler.
Kuzey Kıbrıs bizim neyimizdir?
Bu sualin cevabında bir zamanlar tüm Türk Milleti tek yürekti, müttefikti.
Bu ittifakla 5 bin vatan evladını şehit verdik 1974'te. Gerektiğinde daha binlercesini vermeye hazır ve amade olduğumuzu ilan ettik. Dost bildiklerimizin ambargolarına rağmen milyonlar, tek yürek olduk; destan yazdık.
Beş parmak dağlarına onurlu bir kartal gibi konduk. Yolsuz kayalıklardan adeta kudret elinin yardımlarıyla yol bulduk, yamaçlara tanklarımızı kondurduk.
Kıbrıs bizim vatanımız, yavru vatanımız diye haykırdık tek yürek.
Ya şimdi? Cevapların şıkları çoğaltıldı.
Bağımsız Türkiye sevdalıları için KKTC 'yavru vatan'dır.
AB sevdalıları için KKTC, üyelik için sıkışık anda Rum'a sunulacak bir 'rüşvet'tir.
Yüreği dolara endekslenmiş kimi iş adamlarımız için sırtımızda bir 'kambur'dur.
Maalesef vatan ve tarih şuurunu yeterince veremediğimiz Kıbrıslı soydaşlarımız için 'ne olduğu belli değil'dir. Kıbrıs'ı kendileri için bir kez daha fethettiğimiz soydaşlarımızın, fethine muktedir olamadığımız gönüllerinin ayrık Rum ve AB otlarının işgaline uğramasıyla Kıbrıs'ı yüreklerinde yitirmeye başladık.
1974 ve öncesinde tüm Türkiye olarak sadece 'vatanımız' diye gördüğümüz Kıbrıs'ı, yüreklerimize ne oldu da, vatanlıktan çıkartıp 'kambur' görmeye olarak başladık?
Bunun tek cevabı var, o da şu; AB sevdamız, son 20-25 seneden beri 'kara sevda' halini aldı da ondan.
AB kara sevdamız haline dönüştükçe, uğruna şehitler vererek vatanımız olmasını sürdürdüğümüz Kıbrısımız'a bakışımız değişti. AB gözlerimizi kör, kulaklarımızı sağır etti. Ne Kıbrıs'ımızı görür olduk, ne de şehitlerimizin ölümsüz haykırışlarını duyduk.
Şimdi KKTC, bir AB oldu-bittisiyle karşı karşıya.
AB sevdasına tutulmuş yerlilerimizin verdiği cesaretle Rumlar başta olmak üzere tüm AB oraya gözünü dikti. İşgalcisiniz, diyorlar.
Bugün Kıbrıs'ta bu yüreksizliği ortaya koyanların yarın Türkiyemiz'e ilişkin aynı yüreksizliği ortaya koymayacaklarına kim garanti verebilir?
Bugün yavruvatanı, AB sevdası uğruna Rum'a peşkeş çekmeye hazırlananlar, yarın aynı kara sevda uğruna anavatanı, Türkiye'yi, Ege'yi, Doğu'yu, İstanbul'u AB talepleri istikametinde niye yabancılara, azınlıklara peşkeş çekmesinler?
Bugün KKTC'yi gözden çıkartan satılmış yürek, yarın Türkiye'yi de gözden çıkartır.
Ben yakın vadede Kıbrıs'ın geleceğinden, orta vadede ise ülkemizin geleceğinden endişe ediyorum. Bu endişe, bir komplo teorisi veya bir vehim değil; bilakis yakın tarihin sunduğu gerçek verilere dayalı sağlam bir kanaat... Burnumuzun dibindeki Irak ve Kuzey Irak tablosunun, üç gün önce Rumları üyeliğe alan AB tablosunu sunduğu en gerçek ve en taze verilere göre söylüyorum.
Kıbrıs'ı vatan, vatanı da namus bilerek, Kıbrısımıza dolayısıyla namusumuza göz dikenlere 'haddinizi bilin, yoksa diktiğiniz gözlerinizi çıkartırız' diyecek yürekleri arıyor Kıbrıs.
Üstüne AB gölgesi düşmemiş, AB sevdası dokunmamış bağımsız yürekleri... Bağımsız Türkiye, Bağımsız Kıbrıs diyecek yürekleri. Kıbrıs bizim neyimiz suali karşısında tereddütsüz ölümüne 'vatanımız, yavru vatanımız' diyecek yürekleri arıyor.
Türkiyemiz bizim için ne ise, KKTC de odur.
Gerisi vahim hikaye... AB kara sevdası uğruna entrika ve ihanet.
Kuzey Kıbrıs bizim neyimizdir?
Bu sualin cevabında bir zamanlar tüm Türk Milleti tek yürekti, müttefikti.
Bu ittifakla 5 bin vatan evladını şehit verdik 1974'te. Gerektiğinde daha binlercesini vermeye hazır ve amade olduğumuzu ilan ettik. Dost bildiklerimizin ambargolarına rağmen milyonlar, tek yürek olduk; destan yazdık.
Beş parmak dağlarına onurlu bir kartal gibi konduk. Yolsuz kayalıklardan adeta kudret elinin yardımlarıyla yol bulduk, yamaçlara tanklarımızı kondurduk.
Kıbrıs bizim vatanımız, yavru vatanımız diye haykırdık tek yürek.
Ya şimdi? Cevapların şıkları çoğaltıldı.
Bağımsız Türkiye sevdalıları için KKTC 'yavru vatan'dır.
AB sevdalıları için KKTC, üyelik için sıkışık anda Rum'a sunulacak bir 'rüşvet'tir.
Yüreği dolara endekslenmiş kimi iş adamlarımız için sırtımızda bir 'kambur'dur.
Maalesef vatan ve tarih şuurunu yeterince veremediğimiz Kıbrıslı soydaşlarımız için 'ne olduğu belli değil'dir. Kıbrıs'ı kendileri için bir kez daha fethettiğimiz soydaşlarımızın, fethine muktedir olamadığımız gönüllerinin ayrık Rum ve AB otlarının işgaline uğramasıyla Kıbrıs'ı yüreklerinde yitirmeye başladık.
1974 ve öncesinde tüm Türkiye olarak sadece 'vatanımız' diye gördüğümüz Kıbrıs'ı, yüreklerimize ne oldu da, vatanlıktan çıkartıp 'kambur' görmeye olarak başladık?
Bunun tek cevabı var, o da şu; AB sevdamız, son 20-25 seneden beri 'kara sevda' halini aldı da ondan.
AB kara sevdamız haline dönüştükçe, uğruna şehitler vererek vatanımız olmasını sürdürdüğümüz Kıbrısımız'a bakışımız değişti. AB gözlerimizi kör, kulaklarımızı sağır etti. Ne Kıbrıs'ımızı görür olduk, ne de şehitlerimizin ölümsüz haykırışlarını duyduk.
Şimdi KKTC, bir AB oldu-bittisiyle karşı karşıya.
AB sevdasına tutulmuş yerlilerimizin verdiği cesaretle Rumlar başta olmak üzere tüm AB oraya gözünü dikti. İşgalcisiniz, diyorlar.
Bugün Kıbrıs'ta bu yüreksizliği ortaya koyanların yarın Türkiyemiz'e ilişkin aynı yüreksizliği ortaya koymayacaklarına kim garanti verebilir?
Bugün yavruvatanı, AB sevdası uğruna Rum'a peşkeş çekmeye hazırlananlar, yarın aynı kara sevda uğruna anavatanı, Türkiye'yi, Ege'yi, Doğu'yu, İstanbul'u AB talepleri istikametinde niye yabancılara, azınlıklara peşkeş çekmesinler?
Bugün KKTC'yi gözden çıkartan satılmış yürek, yarın Türkiye'yi de gözden çıkartır.
Ben yakın vadede Kıbrıs'ın geleceğinden, orta vadede ise ülkemizin geleceğinden endişe ediyorum. Bu endişe, bir komplo teorisi veya bir vehim değil; bilakis yakın tarihin sunduğu gerçek verilere dayalı sağlam bir kanaat... Burnumuzun dibindeki Irak ve Kuzey Irak tablosunun, üç gün önce Rumları üyeliğe alan AB tablosunu sunduğu en gerçek ve en taze verilere göre söylüyorum.
Kıbrıs'ı vatan, vatanı da namus bilerek, Kıbrısımıza dolayısıyla namusumuza göz dikenlere 'haddinizi bilin, yoksa diktiğiniz gözlerinizi çıkartırız' diyecek yürekleri arıyor Kıbrıs.
Üstüne AB gölgesi düşmemiş, AB sevdası dokunmamış bağımsız yürekleri... Bağımsız Türkiye, Bağımsız Kıbrıs diyecek yürekleri. Kıbrıs bizim neyimiz suali karşısında tereddütsüz ölümüne 'vatanımız, yavru vatanımız' diyecek yürekleri arıyor.
Türkiyemiz bizim için ne ise, KKTC de odur.
Gerisi vahim hikaye... AB kara sevdası uğruna entrika ve ihanet.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019





























































