logo
23 EYLÜL 2026

Kimya sektörü otomotivin ensesinde

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) verilerine göre kimya sektörü, Ağustos ayında 2018 yılı Ağustos ayına göre yüzde 19 artışla 1 milyar 630 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi

05.09.2019 00:00:00
 
Kimya sektörü otomotivin ensesinde
Kimya sektörü otomotivin ensesinde

Kimya sektörünün 8 aylık ihracatı ise 13.4 milyar dolara ulaştı. Geçen ay otomotiv sektörü ise 1 milyar 740 milyon dolarla yine ilk sırada yer aldı. Otomotiv yaklaşık 10 yıldır aylık bazda ihracat liderliğini önde götürüyor.
Son verilere göre Kimya ile otomotiv arasında 110 milyon dolarlık fark kaldı. Ağustos ayında otomotiv fabrikalarının tatile girmesi sektörde ihracatı olumsuz etkiledi. Bunun yanı sıra Avrupa'da daralan pazar da ihracata ket vuruyor.
Buna karşılık kimya ihracatı özellikle İzmir'de Star Rafineri'nin devreye girmesiyle ciddi atak içinde. Bu açıdan iki sektör arasındaki rekabetin boyutları Eylül ayı ihracat verilerinde netleşecek. İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında en çok ihracat yapan ikinci sektör olarak istikrarlı bir şekilde yollarına devam ettiklerini dile getirerek, şunları söyledi: "Bildiğiniz üzere geçtiğimiz hafta Sayın Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan tarafından İhracat Ana Planı açıklandı.
Biz ihracatçılar için yol gösterici nitelikte olan bu önemli master planda, öncelikli 5 sektörden biriyiz. Türkiye'nin büyümesinde önemli rolü olan ihracatta, stratejik öneme sahip kimya sektörümüz de en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektör olarak bu büyümeye önemli katkı sağlıyor. Kimya sektöründe hammadde bağımlılığımızı azaltmak için sektörümüze yönelik ülkemize doğrudan yatırımcı çekmemiz gerekiyor ve ihtisaslaşmış serbest bölgeler oluşturmamız gerekiyor.
Bu yeni akımı tamamen dijital değişime odaklı ve teknolojik açıdan son derece gelişmiş olarak dizayn etmeliyiz. Yeni ana planda verimlilik, inovasyon ve yüksek teknoloji öne çıkıyor. Bizler de sektör temsilcileri olarak dijital değişimin destekçisiyiz."
RECEP BAHAR

 

‘Kendine dikkat et, daha gençsin’

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı

23.09.2026 12:07:00
Haber Merkezi
 
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı.

Altaylı'nın ifade sırasında soruşturmayı yürüten başsavcı vekiline, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" dediği bildirildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişmeye daha imza attı.

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski istihbaratçı ve FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı'nın, ifade işlemi sırasında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı Vekili'ne yönelik sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın açıklamasına göre Altaylı, savcıya yönelik olarak, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı.

Bu sözler üzerine Altaylı hakkında "kamu görevlisine karşı tehdit" suçundan ayrıca soruşturma başlatıldığı açıklandı.

Önce tutuklama, ardından tehdit soruşturması



Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında 22 Eylül'de ifadesi alınmak üzere Silivri Adliyesi'ne getirildi. Soruşturmayı yürüten savcılık, ifadesinin ardından Altaylı'yı "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği, Altaylı'nın tutuklanmasına karar verdi. Böylece Altaylı, 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklanan şüpheliler arasına katıldı.

Ancak Altaylı'nın adliyedeki işlemleri bununla sınırlı kalmadı. Savcılığa yönelik sözleri nedeniyle hakkında ikinci bir adli süreç başlatıldı.

Kozinoğlu dosyası yeniden açılmıştı

Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması sonrasında yeniden açıldı.

Başsavcılık, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturdu. Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumunda görev yapan kişiler ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Soruşturmanın önemli adımlarından biri de Kozinoğlu'nun mezarının açılması oldu. "Feth-i kabir" işlemiyle mezardan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi hedefleniyor. Başsavcılık ayrıca ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırıldığını bildirdi.

Tutuklu sayısı artmıştı

Soruşturma kapsamında daha önce dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan dahil bazı şüpheliler tutuklanmıştı.

21 Eylül'de ise eski gazeteci Osman Arslan tutuklanırken, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Böylece Altaylı'nın tutuklanmasından önce soruşturmadaki tutuklu sayısı 7'ye yükselmişti.

Öte yandan Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli albay Hasan Atilla Uğur ve emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında da ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

Soruşturmanın seyri merak konusu

Kozinoğlu dosyasında yeniden soruşturma başlatılması, mezarın açılması, cezaevinde görev yapan isimler hakkında adli işlemler yapılması ve son olarak Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması dosyanın kapsamını genişletmiş durumda.

Altaylı'nın savcıya yönelik sözleri nedeniyle başlatılan yeni soruşturma ise ana dosyadan bağımsız olarak kamu görevlisine karşı tehdit iddiasını gündeme getirdi.

Soruşturmaların sonucunda hem Kozinoğlu'nun ölümünün kesin nedeni hem de olayda üçüncü kişilerin herhangi bir rolünün bulunup bulunmadığı belirlenecek. Şu aşamada dosyadaki suçlamalar soruşturma ve yargılama konusu iddialar niteliğinde bulunuyor.

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

23.09.2026 12:00:00
AA
 
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi.

Bakanlığın sosyal medya hesabındaki açıklamasında, zanlılardan 61'inin Gürcistan'dan, 4'er suçlunun Yunanistan ve Almanya'dan, ikişer suçlunun Fransa ile ABD'den, diğerlerinin ise İngiltere, Sırbistan ve Azerbaycan'dan iadesinin gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.Ö, M.Ü, M.A.Ç, U.A, V.H, Y.B, D.T, A.K, M.E.D, E.K, H.S, B.Ö, H.Ö, Ö.Ö, M.C, D.T, S.H, E.S.I, F.Ş.Ç, D.A.Ş, F.D, A.Y.Ö, A.D, B.A, E.A, B.S, A.P, S.E. ve B.E. ile ulusal seviyede aranan R.İ, R.Ö, U.T, M.R, G.K, Y.D, A.M, M.T, E.K, C.T, M.K, M.Ş, S.K, M.G, K.A, E.K, M.Ü, M.K, F.E.A, F.U, M.C.A, S.Y, S.Ö, M.Ö, F.C.B, H.D, M.E, K.A.İ, H.Y, D.Z, M.D.Ş, U.S.Ç, Ü.A, A.C, M.O.Ö, M.B, G.S, E.A, U.K, M.Y, C.Ö, A.D, G.K, E.İ, E.İ, M.Ö. ve M.U. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.

EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunanların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak işbirliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."

ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

ÖSYM'nin, 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı" başvuruları başladı

 

23.09.2026 11:03:00
Anadolu Ajansı
 
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2026-EUS) ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı (2026-STS Eczacılık)" başvuruları başladı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, bugün başlayan başvurular 1 Ekim'e kadar sürecek.

Adaylar, başvurularını ÖSYM başvuru merkezlerinin yanı sıra ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" internet adresinden veya ÖSYM aday işlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgi sınav kılavuzlarında yer alıyor.

Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti

2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma 15 yıl sonra yeniden büyüdü

23.09.2026 10:20:00
Haber Merkezi
 
Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti
Kızı ‘güdümlü senaryo’ diyerek isyan etmişti
2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturma 15 yıl sonra yeniden büyüdü.

FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı, "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklandı. Altaylı'nın kızı Dilara Yılmaz ise daha soruşturma aşamasında babasının Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirilmesine tepki göstererek süreci "güdümlü bir senaryo" olarak nitelendirmişti.

15 YIL SONRA DOSYA YENİDEN AÇILDI



Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde rahatsızlanmasının ardından hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından soruşturma yürütülmüş, ancak dosya yıllar sonra yeniden kapsamlı biçimde ele alındı.

Son soruşturmayla birlikte dönemin cezaevi yöneticileri, savcıları ve Kozinoğlu'nun çevresindeki bazı isimler yeniden mercek altına alındı. Son olarak eski gazeteci Osman Arslan da tutuklanırken, soruşturmada tutuklu sayısının 7'ye yükseldiği bildirildi.

ALTAYLI İÇİN ÖNCE SEVK, SONRA TUTUKLAMA

Soruşturmanın yeni halkası Enver Altaylı oldu.

82 yaşındaki Altaylı'nın Sincan Cezaevi'nden İstanbul'a getirilerek ifade vermesi planlandı. Ancak doktorun "sevke uygun değildir" raporu üzerine ilk sevk gerçekleştirilemedi.

Altaylı daha sonra Silivri Adliyesi'nde soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Savcılık işlemlerinin ardından "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi ve tutuklandı.

KIZI GÜNLER ÖNCE İSYAN ETMİŞTİ

Altaylı'nın avukatlığını yapan kızı Dilara Yılmaz, tutuklama kararından önce babasının soruşturma kapsamına alınmasına sert tepki göstermişti.

Yılmaz, babasının "mantıksal ve hukuki temeli bulunmayan güdümlü bir senaryonun merkezine yerleştirilerek" Kozinoğlu'nun ölümüyle ilişkilendirildiğini savunmuştu.

Yılmaz ayrıca 82 yaşındaki babasının ciddi sağlık sorunları bulunduğunu belirterek, ifadenin cezaevinden SEGBİS aracılığıyla alınabileceğini söylemişti.

Bir başka açıklamasında ise haberlerde kendilerine söz hakkı verilmediğini savunan Yılmaz, "Enver Altaylı hapiste olabilir ama cevap hakkı hapiste değil" ifadelerini kullandı. Bu değerlendirmeler Yılmaz'ın kendi açıklamalarıdır.

DOSYADA DİKKAT ÇEKEN MEKTUP

Soruşturmayı daha da dikkat çekici hale getiren ayrıntılardan biri ise Altaylı'nın geçmişte Fethullah Gülen'e gönderdiği mektuplar.

T24'ün aktardığı mektup içeriğinde Altaylı, Kozinoğlu'nu Orta Asya'daki FETÖ yapılanması ve okulların kapatılması tartışmaları bağlamında suçlamıştı. Altaylı, Kozinoğlu'nun okulların kapatılması sürecinde "en büyük ihanet payına" sahip olduğunu ileri sürmüştü.

Bugün aynı Altaylı'nın, Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmanın şüphelisi olarak tutuklanması dosyadaki en dikkat çekici bağlantılardan biri haline geldi.

ESKİ DOSYASI DA AĞIR

Enver Altaylı daha önce "silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "siyasi ve askeri casusluk" suçlarından 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu karar 2024 yılında onanmıştı.

Şimdi ise Altaylı, bu dosyadan bağımsız olarak Kozinoğlu'nun ölümüyle bağlantılı yeni bir ceza soruşturmasının şüphelisi olarak tutuklu.

ŞİMDİ ASIL SORUŞTURMA BAŞLIYOR

Kozinoğlu dosyasında tablo giderek genişliyor:

2011'de cezaevinde ölüm…

15 yıl sonra yeniden soruşturma…

Dönemin cezaevi yöneticileri ve savcıları hakkında tutuklamalar…

Kozinoğlu'nun çevresindeki isimler…

Ve şimdi Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması…

Dosyanın bundan sonraki seyri, Altaylı hakkındaki suçlamaların hangi delillere dayandığı ve soruşturmanın Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin hangi yeni bulguları ortaya çıkaracağıyla şekillenecek.

Kozinoğlu'nun 2011'de cezaevinde ölümüyle başlayan soru işaretleri, 15 yıl sonra yeniden Türkiye'nin gündeminde. Bu kez dosyanın adı daha da ağır: "Kasten öldürmeye azmettirme."

İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu arttı

İstanbul'da sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle trafik yavaş seyrederken, Anadolu Yakası'ndaki yoğunluk yüzde 85'e ulaştı

23.09.2026 09:00:00
AA
 
İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu arttı
İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu arttı

Kent genelinde geceden beri etkili olan yağış sabah saatlerinde de devam ederken, ana arter, cadde ve bağlantı yollarında araç yoğunluğu arttı.

Özellikle Anadolu Yakası'nda bazı güzergahlarda trafik yer yer durma noktasına geldi, sürücüler ilerlemekte güçlük çekti.

İBB Cep Trafik Haritası verilerine göre, trafik yoğunluğunun yüzde 85'e kadar çıktığı Anadolu Yakası'nda özellikle köprü girişleri, D-100 kara yolu ve TEM Otoyolu'nda araçlar güçlükle ilerliyor.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü yönündeki trafik yoğunluğu Fikirtepe'ye, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yönündeki yoğunluk Ümraniye'ye, Avrasya Tüneli yönündeki yoğunluk ise Yenisahra'ya kadar uzanıyor.

Şile Otoyolu'nda ise Ümraniye ve Çekmeköy'ün bazı bölgelerinde her iki istikamette yoğunluk oluşuyor.

Avrupa Yakası'nda ise TEM Otoyolu'nda Ankara istikametinde Avcılar, Şişli, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Bahçelievler ve Kağıthane'de yoğunluk yaşanıyor.

D-100 kara yolu Avcılar-Saadetdere mevkisinde çift yönlü yoğunluk yaşanırken, TEM bağlantı noktalarında da araçlar ağır seyrediyor.

İETT'ye bağlı birçok otobüs hattında yoğunluk nedeniyle gecikmeler yaşanırken, otobüslerin rötarlı hareket etmesi sebebiyle toplu taşıma duraklarında da kalabalık oluştu.

İBB Cep Trafik Haritası verilerine göre, Avrupa Yakası'nda yüzde 62'lerde seyreden trafik yoğunluğu kent genelinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

 

Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!


 
Uzmanlara göre, yaş ilerledikçe unutkanlık şikâyetleri daha sık karşımıza çıkıyor ancak her unutkanlık Alzheimer hastalığı anlamına gelmiyor. Demans; hafıza, düşünme, konuşma, yön bulma ve günlük yaşamda zaman içinde ortaya çıkan bozulmaların genel adı olarak tanımlanırken, bu sorunun en sık nedeninin ise Alzheimer olduğu görülüyor. 

22.09.2026 23:23:00
Murat Çorbacı
 
 Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!
 Unutkanlık ile Alzheimer arasındaki keskin fark!

Beyindeki sinir hücrelerinin ve aralarındaki bağlantıların zaman içinde zarar görmesiyle ilerleyen bir sorun olan Alzheimer hastalığında, ilk dönemlerinde özellikle yakın zamanda yaşanan olayları hatırlamakta güçlük çekme ön plana çıkıyor. Süreç ilerledikçe konuşma, yön bulma, karar verme ve günlük işleri yerine getirme gibi becerilerde de sorunlar görülebiliyor.

Unutkanlık farklı bir şey

Unutkanlık şikâyetlerinin değerlendirilmesinde öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, bazı durumlarda bilişsel sorunların tedavi edilebilir nedenlere bağlı olabileceğini hatırlatıyor. B12 vitamini eksikliği, tiroit hastalıkları, bazı ilaçların yan etkileri, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı metabolik hastalıklar hafıza ve düşünme becerilerinde bozulmaya neden olabiliyor. Bu nedenle unutkanlık yaşayan kişilerin kendi kendilerine Alzheimer tanısı koymak yerine tıbbi değerlendirmeden geçmeleri en doğru yaklaşım.

Alzheimer tanısında tek bir test yeterli değil

Alzheimer hastalığının tanısında tek bir test yeterli olmuyor. Kişinin şikâyetleri, sağlık geçmişi ve günlük yaşamdaki değişikliklerin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Tanı sürecinde doktor muayenesinin yanı sıra; hafıza ve diğer zihinsel becerileri değerlendiren testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemelerinden yararlanılabiliyor. Gerekli görülen hastalarda PET görüntüleme ile beyin omurilik sıvısı veya kan üzerinden yapılan özel testler de değerlendirmeye alınabiliyor. Son yıllarda Alzheimer hastalığında beyinde biriken beta-amiloid ve tau proteinlerini göstermeye yönelik biyolojik testlerin de tanı sürecindeki önemi giderek artıyor.

Tedavide yeni gelişmeler var

Alzheimer hastalığını bugün için tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmuyor. Bununla birlikte hastalığın belirtilerini kontrol etmeye yönelik ilaçların yanı sıra, hastalığın altında yatan biyolojik süreci hedefleyen yeni tedaviler de kullanımda. Bu tedavilerden biri olan lecanemab etken maddeli bir ilaç, beyinde biriken beta-amiloid proteinlerini hedefliyor. İlaç, Alzheimer hastalığının erken dönemindeki, hafif bilişsel bozukluk veya hafif demans aşamasındaki uygun hastalarda hastalığın klinik ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik kullanılıyor. İlacın, cilt altına uygulanan formunun 2025 yılında ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanması, Alzheimer tedavisindeki yeni gelişmeler arasında. 2026 yılında ise bu formun tedaviye evden başlamasına olanak sağlayan yeni uygulama rejimine ilişkin FDA onayı geldi.
Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, yeni tedavinin her Alzheimer hastasında kullanılamayacağının özellikle altını çiziyor. Tedavi öncesinde hastada Alzheimer ile ilişkili beta-amiloid birikiminin bulunduğunun doğrulanması ve hastalığın uygun erken evrede olması gerekiyor. Tedavinin önemli riskleri arasında ARIA adı verilen, beyinde şişme veya küçük kanama alanları şeklinde ortaya çıkabilen değişiklikler bulunuyor. Bu nedenle tedavi uygulanacak hastaların belirli aralıklarla beyin MR'ı ile takip edilmesi önemli.

Beyin sağlığı için bunları yapın

Alzheimer hastalığından korunmaya yönelik tek bir yöntem bulunmasa da beyin ve damar sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıklarının önemli olduğu belirtiliyor. Düzenli fiziksel aktivite, sosyal ve zihinsel olarak aktif bir yaşam, tansiyon, diyabet ve kolesterolün kontrol altında tutulması, sigaradan uzak durulması, dengeli beslenme ve düzenli uyku beyin sağlığının korunmasında öne çıkan başlıklar arasında. Özellikle unutkanlığın giderek artması, kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlaması veya yakınları tarafından belirgin bir değişiklik fark edilmesi halinde hekime başvurulması gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Daryuş Heydari, önemli bir uyarıda bulunuyor: "Her unutkanlık Alzheimer değildir. Ancak erken dönemde yapılacak doğru bir değerlendirme, unutkanlığın altında yatan nedenin belirlenmesi ve kişiye uygun tedavi ile takip planının oluşturulması açısından büyük önem taşıyor."

AKOM'dan İstanbul için uyarı

AKOM, İstanbul'da yarın metrekareye 60 ila 100 kilogram yağış düşebileceğini duyurdu

 

22.09.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
AKOM'dan İstanbul için uyarı
AKOM'dan İstanbul için uyarı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte yarın metrekareye 60 ila 100 kilogram yağış düşebileceğini duyurdu.

AKOM'dan yapılan açıklamaya göre, bugün itibarıyla İstanbul'da şiddetli yağışlar başlayacak ve buna bağlı olarak sıcaklıklar düşecek.

Marmara Bölgesi'ndeki yağışların etkisini artırması ve Avrupa Yakası Boğaz Çevresi ile Anadolu Yakası genelinde bugün metrekare başına 20 ila 40 kilogram yağış görülmesi bekleniyor.

Sıcaklıkların akşam saatlerine kadar azalarak 16 derece civarına gerileyeceği, yağışların yarın gece saatlerine kadar etkili olacağı, rüzgarın kuzeyli yönlerden aralıklarla saatte 30 ila 60 kilometre hızla (fırtına şeklinde) eseceği, yarın aralıklarla kuvvetli sağanak ve yer yer çok kuvvetli (metrekareye 60 ila 100 kilogram) gök gürültülü sağanak yağış geçişlerinin yaşanacağı öngörülüyor.

Karadeniz'in nemli havasını taşıyan poyrazdan dolayı nem miktarının özellikle en yüksek seviyelere çıktığı bugünlerde, atmosferin üst seviyesinin soğuk, yer seviyesinin denizden ve karadan sıcak oluşu nedeniyle yıldırımlı, şimşekli, fırtınalı, gök gürültülü kuvvetli sağanak yağmur geçişleri bekleniyor.

AKOM, vatandaşları ani su baskınları, ulaşımda yaşanabilecek aksamalar, yıldırım ve kuvvetli yağış nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı.

Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında

Turgutlu'da sabah saatlerinde okul servisi bekleyen öğrencilerin üzerine av tüfeğiyle rastgele ateş açıldı. 15 yaşındaki saldırgan H.O. kısa sürede yakalanırken, olayla ilgili adli soruşturmada anne, baba ve dede de gözaltına alındı. Bakanlıklar teyakkuza geçti

22.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Türkiye bugün sabah saatlerinde Manisa'dan gelen kara haberle sarsıldı. Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yer alan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınlarında saat 07.59 sıralarında meydana gelen silahlı saldırıda, 2'si ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralandı. 15 yaşındaki okul öğrencisi saldırgan H.O. ile birlikte ailesi de gözaltına alınırken, olay ülkede büyük bir infiale yol açtı.

Sabah saatlerinde rastgele ateş açtı

Olay, Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi Pehlivan Sokak üzerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, okul binasının yakınında öğrencilerin servis beklediği esnada yaya olarak elinde av tüfeğiyle gelen 15 yaşındaki H.O., çevreye rastgele ateş etmeye başladı. Silah sesleri üzerine çevrede büyük bir panik yaşanırken, kurşunların hedefi olan öğrenciler kanlar içinde yere yığıldı.

Saldırganın elinde pompalı tüfekle yürüdüğü ve olayın ardından koşarak kaçtığı anlar, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına anbean yansıdı. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan yoğun ihbarların ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi.

3 öğrenci üniversite hastanesine sevk edildi

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve yerel makamlar tarafından yapılan açıklamalarda, saldırıdan etkilenen 11 kişinin tamamının öğrenci olduğu bildirildi. Yaralıların ilk müdahaleleri Turgutlu Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Ancak hayati tehlikesi bulunan ve durumları ağır olan 3 öğrenci, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi.

"Kız meselesi" iddiası ve aile boyu gözaltı

Güvenlik güçlerinin hızlı takibi neticesinde saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O., suç aleti tüfekle birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, aynı okulun 9-C sınıfı öğrencisi olduğu ve olaydan bir gün önce okul önünde akranlarıyla "kız meselesi" yüzünden kavga ettiği öğrenildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adli sürece ilişkin yaptığı açıklamada çok çarpıcı bir detayı paylaştı. Bakan Gürlek, 15 yaşındaki zanlının yanı sıra, silahın muhafaza koşulları ve ihmaller zincirinin araştırılması kapsamında çocuğun annesi, babası ve silahın sahibi olduğu belirlenen dedesinin de gözaltına alındığını duyurdu. Ayrıca olay öncesinde akran zorbalığı iddialarının da titizlikle incelendiği aktarıldı.

7 müfettiş görevlendirildi

Yaşanan facianın ardından devletin ilgili tüm kurumları Manisa için harekete geçti.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), saldırının yaşandığı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitim öğretime 22 Eylül günü için ara verildiğini açıkladı. Karadeniz programları kapsamında Trabzon'da bulunan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, programlarını acilen iptal ederek özel uçakla Manisa'ya hareket etti.

Diğer yandan olayın her yönüyle soruşturulması için İçişleri Bakanlığı 2 Mülkiye ve 2 Polis Başmüfettişi; MEB ise 3 Bakanlık müfettişi görevlendirerek bölgeye gönderdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, olaydan etkilenen öğrenci, veli ve öğretmenler için 25 kişilik psikososyal destek ekibinin sahada çalışmalara başladığını duyurdu.

Okul önünde gerginlik ve RTÜK'ten yayın uyarısı

Saldırı haberini alan endişeli veliler okul önüne akın etti. Çocuklarının durumunu öğrenmek isteyen aileler ile okul çevresinde emniyet şeridi çeken kolluk kuvvetleri arasında zaman zaman arbede ve gergin anlar yaşandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ise toplumsal infiali ve bilgi kirliliğini önlemek adına medyaya acil bir uyarı yayınladı. RTÜK, olay anına ait şiddet unsuru içeren korkutucu görüntülerin paylaşılmamasını, yalnızca resmi makamların açıklamalarına itibar edilmesini isteyerek aksine hareket eden kanallara yasal yaptırım uygulanacağını hatırlattı.

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı sosyal medya platformlarında olay üzerinden provokasyon ve dezenformasyon yapan hesaplara karşı geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Olayla ilgili çok yönlü adli ve idari tahkikat kararlılıkla sürdürülüyor.

Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor

Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. Ölümlerin 25 binini sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalanlar oluşturuyor

22.09.2026 11:45:00
AA
 
 Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor
 Türkiye'de yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin yaşamını yitirdiği anlamına geliyor
Dünya genelinde en yaygın kullanılan tütün ürününü sigara oluştururken, nargilelik tütün, puro, sarma tütün, pipo ve ısıtılmış tütün ürünleri de kullanılan ürünler arasında yer alıyor.

Bütün biçimleri sağlık üzerinde ciddi tahribata yol açan tütün ürünleri, sadece kullananları değil dumana maruz kalanları da olumsuz etkiliyor.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 26 Haziran'da güncellediği verilere göre, tütün vücuttaki neredeyse her organa zarar vererek kanser, kalp hastalıkları, inme ve akciğer hastalıklarının yanı sıra doğurganlığın azalması, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve erken ölüme neden olabiliyor.

Tütün kullanımının yol açtığı bu sağlık sorunları nedeniyle dünya genelinde her yıl 7 milyondan fazla kişi hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin 1,6 milyondan fazlasını ise sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalan kişiler oluşturuyor.

Sağlık Bakanlığından edinilen bilgiye göre, Türkiye'de ise yılda yaklaşık 125 bin kişi tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakam, her 4 dakikada ortalama bir kişinin sigaradan yaşamını yitirdiği anlamına geliyor. Ölümlerin 25 binini sigara kullanmadığı halde pasif içiciliğe maruz kalanlar oluşturuyor.

Türkiye erkeklerde akciğer kanseri sıklığı ve buna bağlı ölümlerde dünyada ilk sırada yer alıyor.

Kalp-damar hastalıkları ve 20'den fazla kanser türünün nedeni
Tütün kullanımı, kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları ile 20'den fazla kanser türü veya alt türü açısından önemli risk faktörleri arasında gösteriliyor.

Sigara dumanındaki partiküller akciğerlere ulaştığında zararlı etkilerini başlatırken, dumanda bulunan karbonmonoksit kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıyor.

Çevreye yayılan dumanda yaklaşık 4 bin kimyasal madde ve toksin bulunuyor
Tütünün oluşturduğu sağlık riskleri yalnızca kullanan kişilerle sınırlı kalmıyor.

DSÖ'ye göre, pasif içiciliğin güvenli bir düzeyi bulunmuyor. Tütün dumanına maruz kalmak, koroner kalp hastalığı ve akciğer kanseri dahil ciddi kalp-damar ve solunum yolu hastalıklarına neden olabiliyor.

Yanan bir sigaradan çevreye yayılan dumanda 50'si kanser yapıcı olmak üzere yaklaşık 4 bin kimyasal madde ve toksin bulunuyor.

Bir sigaranın yaklaşık 12 dakikada yandığı, sigara içen kişinin ise bu sürenin yaklaşık 30 saniyesinde dumanı içine çektiği, yanan sigaranın yaklaşık üçte ikisinin dumanının havaya yayıldığı belirtiliyor.

Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda astım, bronşit, soğuk algınlığı, orta kulakla ilgili sorunlar ve akciğer fonksiyonlarında azalma gibi solunum sistemine ilişkin sorunların görülme riskinin daha yüksek olduğu bildiriliyor.

Sigara bebek sahibi olma şansını azaltıyor
Tütün kullanımının olumsuz etkilediği alanlardan birini de üreme sağlığı oluşturuyor.

DSÖ'nün 8 Eylül'de yayımladığı bilgi özetinde, sigara kullanımının kadınlarda kısırlıkla, erkeklerde sperm üzerindeki olumsuz etkilerle ve bazı doğurganlık tedavilerinin başarı şansının düşmesiyle ilişkili olduğuna dikkati çekiliyor. Pasif içiciliğin de doğurganlığı etkileyebileceği belirtiliyor.

Tütün kullanan kadınlarda kısırlık riski kullanmayanlara kıyasla yüzde 40 daha yüksek bulunurken, geçmişte tütün kullanıp bırakan kadınlarda bu riskin kullanmaya devam edenlere göre yüzde 25 daha düşük olabileceği bildiriliyor.

Tütün kullanımı, doğurganlık tedavilerinin başarısını da etkiliyor. DSÖ'nün aktardığı 21 çalışmada, sigara kullanımının tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerinin ardından daha az gebelik ve canlı doğumla ilişkili olduğu, başarılı sonuç ihtimalini yaklaşık yarı yarıya azaltabileceği belirtiliyor.

Pasif içiciliğe maruz kalan kadınlarda da kısırlık riskinin daha yüksek olabileceğine ve gebe kalma şansının azalabileceğine dikkati çekiliyor.

Nikotin güçlü bağımlılık yapıyor
DSÖ, nikotinin yüksek derecede bağımlılık yapıcı olduğunu ve özellikle beyin gelişimi devam eden çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler açısından zararlı etkiler taşıdığını bildiriyor.

Ergenlik döneminde nikotine maruz kalmanın dikkat ve öğrenme dahil beyin gelişimini etkileyebileceği, erken yaşta nikotin kullanımının uzun süreli bağımlılık ve gelecekte diğer nikotin ve tütün ürünlerinin kullanım olasılığını artırabileceği belirtiliyor.

Yeşilayın da yayımladığı verilere göre, nikotin 90-120 dakika alınmadığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Bu belirtiler tütünün bırakıldığı ilk gün en yoğun düzeyde hissedilebiliyor.

Kolay kızma veya öfkelenme, baş dönmesi, iştah artışı, kas kasılmaları, tansiyon düşmesi, uykusuzluk, çökkün duygu durumu ve yoğun nikotin isteği yoksunluk belirtileri arasında sıralanıyor.

Sigara beyin sağlığını da etkiliyor
Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeyle ve beyin damarlarında olumsuz değişikliklerle ilişkili olduğuna işaret ediliyor.

Düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi bilişsel işlevlerin yönetiminde önemli rol oynayan beyin korteksindeki incelmenin, unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişiklikleri gibi sorunlarla bağlantılı olabileceği, bazı kişilerde depresyon benzeri bulguların da görülebileceği belirtiliyor.

Elektronik sigaralar da kalp ve akciğer hastalıkları riskini artırabilen toksik maddeler üretiyor
DSÖ, elektronik sigaraların bir sıvıyı ısıtarak kullanıcı tarafından solunan aerosol oluşturduğunu, bu sıvıların nikotin içerebildiğini ve sağlığa zararlı katkı maddeleri ile kimyasallar barındırabildiğini bildiriyor.

Elektronik sigara emisyonlarında nikotin ve diğer toksik maddeler bulunabilirken, bunların kullanıcıların yanı sıra çevrede aerosole maruz kalan kişiler açısından da zararlı olabildiği belirtiliyor.

DSÖ'ye göre, nikotin çocuk ve ergenlerde beyin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Daha önce sigara kullanmayan gençlerde elektronik sigara kullanımının geleneksel sigaraya başlama olasılığındaki artışla ilişkili olduğu bildiriliyor.

Elektronik sigaraların uzun dönem etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğine işaret edilirken, bu ürünlerin bazıları kansere neden olabilen, bazıları ise kalp ve akciğer hastalıkları riskini artırabilen toksik maddeler ürettiği belirtiliyor.

DSÖ ayrıca, tüketici ürünü olarak kullanılan elektronik sigaraların toplum düzeyinde sigarayı bırakmada etkili olduğunun kanıtlanmadığını bildiriyor.

Tütünün yükü sağlıkla sınırlı kalmıyor
Tütün kullanımı, yol açtığı sağlık sorunlarının yanı sıra ekonomik kayıplara da neden oluyor.

DSÖ, tütün kullanımının ekonomik maliyetlerinin tütüne bağlı hastalıkların tedavisi için yapılan sağlık harcamaları ile bu hastalık ve ölümler nedeniyle ortaya çıkan insan sermayesi kayıplarını içerdiğini bildiriyor.

Tütün için yapılan harcamaların özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde hanelerin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ayırabileceği kaynakları azaltabildiğine işaret ediliyor.

Tütünün çevre üzerindeki etkileri de üretimden tüketim sonrası atıklara kadar uzanıyor.

DSÖ'nün çevresel etkilere ilişkin verilerine göre, tütün endüstrisi nedeniyle dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 milyon ağaç kaybediliyor, 200 bin hektar arazi kullanılıyor, 22 milyar ton su tüketiliyor ve 84 milyon ton karbondioksit salımı gerçekleşiyor.

Her yıl yaklaşık 4,5 trilyon sigara filtresinin de okyanusları, nehirleri, kentleri, parkları, toprağı ve sahilleri kirlettiği belirtiliyor.

Sigarayı bırakınca vücutta iyileşme başlıyor
Sigarayı bırakmanın ardından vücutta olumlu değişiklikler kısa sürede başlayabiliyor.

Yeşilayın aktardığı bilgilere göre, son sigaranın içilmesinden 20 dakika sonra kalp atış hızı ve kan basıncı düşerken, 12 saat sonra kandaki karbonmonoksit seviyesi normal düzeye geliyor.

Bırakmayı takip eden 2 hafta ile 3 ay içinde kan dolaşımı düzene giriyor ve akciğer fonksiyonlarında gelişme kaydediliyor. 1-9 aylık dönemde ise öksürük ve nefes darlığı azalıyor.

Bir yıl sonra koroner kalp hastalığı riski sigara içenlerin yarısı düzeyine inerken, 5 yıl sonra inme riskinin 5-15 yıldır sigara içmeyen kişilerin seviyesine gerilediği belirtiliyor.

Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra akciğer kanserinden ölüm riski sigara içenlerin yaklaşık yarısı düzeyine inerken, ağız, boğaz, yemek borusu, mesane, böbrek ve pankreas kanseri riskleri de azalıyor.

Bırakmanın üzerinden 15 yıl geçtiğinde ise koroner kalp hastalığı riskinin sigara kullanmayan kişilerin seviyesine indiği bildiriliyor.

Sigarayı 30'lu yaşlarda bırakanlarda beklenen yaşam süresinin 10 yıl, 40'lı yaşlarda bırakanlarda 9 yıl, 50'li yaşlarda bırakanlarda 6 yıl ve 60'lı yaşlarda bırakanlarda 3 yıl arttığı bildiriliyor.

Bırakma gününün belirlenmesi, çevredeki sigara, çakmak, kibrit ve kül tablalarının uzaklaştırılması, küçük hedefler konulması, sigara içme isteğini tetikleyen etkenlerden uzak durulması, beslenmeye dikkat edilmesi, bol su tüketilmesi ve hareket edilmesi Yeşilayın sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik önerileri arasında yer alıyor.

DSÖ de danışmanlık ve ilaç tedavisinin tütün kullanımını başarıyla bırakma olasılığını iki kattan fazla artırabildiğini bildiriyor.

Türkiye'de sigarayı bırakmak isteyenlere danışmanlık ve takip desteği
Türkiye'de Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ücretsiz sigara bırakma tedavileri uygulanıyor. Sigarayı bırakmaya karar veren kişiler, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nı arayarak destek alabiliyor.

Sigarayı bırakmak isteyenler ayrıca 182 üzerinden Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nden randevu talep edebiliyor veya kendilerine en yakın sigara bırakma polikliniğine başvurabiliyor.

ALO 171'e gelen çağrılar, sigara bırakma konusunda eğitim almış operatörler tarafından 7 gün 24 saat karşılanıyor.

Sigarayı bırakmaya karar veren kişilere, bırakma planı çerçevesinde belirli aralıklarla geri dönüş aramaları yapılarak takip desteği de sağlanıyor.

8 öğrenci yaralandı, 2'si ağır

Manisa Turgutlu'da bir lisenin önünde gerçekleştirilen pompalı tüfekli saldırıda yaralılar hastaneye kaldırıldı. Turgutlu Belediye Başkanı Akın "can kaybı" açıklamalarını reddederken, MEB okulda eğitime ara verildiğini ve 3 bakanlık müfettişinin kente gönderildiğini açıkladı

22.09.2026 10:59:00 / Güncelleme: 22.09.2026 11:15:53
Haber Merkezi
 
8 öğrenci yaralandı, 2'si ağır
8 öğrenci yaralandı, 2'si ağır
Manisa'nın Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi'nde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sabah saat 08.00 sıralarında büyük bir facianın eşiğinden dönüldü. 2011 doğumlu olduğu belirlenen 15 yaşındaki şüpheli H.O., okul giriş saatinde elindeki pompalı tüfekle çevreye rastgele ateş açtı. Silah sesleriyle birlikte okul çevresinde büyük bir panik yaşanırken, bölgeye çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi.

Belediye Başkanı Çetin Akın: "Ölü iddiaları kesinlikle bana ait değildir"

Saldırının ilk anlarında sosyal medyada ve bazı basın organlarında "1 öğrenci hayatını kaybetti" yönünde çıkan haberlerin ardından, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın net bir yalanlama mesajı yayınladı.

Başkan Akın yaptığı açıklamada, "Okul saldırısına ilişkin '1 ölü, 4 yaralı' şeklinde şahsıma aitmiş gibi paylaşılan açıklama kesinlikle bana ait değildir. Bu konuda tarafımdan herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Kamuoyunun doğru ve resmi kaynaklardan yapılan bilgilendirmeleri esas almasını rica ederim" ifadelerini kullandı. Manisa Valiliği ise olaydan ilk belirlemelere göre 8 kişinin yaralandığını ve hayati tehlikelerinin bulunmadığını bildirdi.

Okulda eğitime ara verildi, 3 müfettiş görevlendirildi

Dehşet veren olayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği yazılı bir açıklama paylaştı. Yaşanan menfur hadisenin ardından devletin tüm birimlerinin teyakkuza geçtiğini belirten MEB, şu kararları duyurdu:

Eğitime Ara Verildi: İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 22 Eylül 2026 Salı günü eğitim-öğretim faaliyetlerine 1 gün süreyle ara verilmiştir. 

Bakanlık Müfettişleri Sahada: Manisa il müfettişlerinin tahkikat sürecine ilave olarak, 3 Bakanlık müfettişi olayı tüm yönleriyle incelemek üzere derhal Manisa'ya yönlendirilmiştir.

Psikososyal Destek Başladı: Saldırıdan olumsuz etkilenen öğrenci, öğretmen ve veliler için psikososyal destek ekipleri sahada rehabilitasyon çalışmalarına başlamıştır.

Saldırganın 'kız meselesi' nedeniyle kavga ettiği öğrenildi

Emniyet güçlerinin hızlı takibiyle kıskıvrak yakalanarak gözaltına alınan 15 yaşındaki şüpheli H.O.'nun, söz konusu okulun 9-C sınıfında eğitim gördüğü ortaya çıktı. Yapılan ilk incelemelerde, saldırganın olaydan bir gün önce okul önünde "kız meselesi" yüzünden başka şahıslarla kavga ettiği ve saldırıyı bu nedenle gerçekleştirdiği iddia edildi.

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen çok yönlü soruşturma ve adli süreç titizlikle devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.