logo
24 HAZİRAN 2026

"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı, kadın olurdu"

Kızılay gibi bir iyilik hareketinin başında bulunmak çok büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Yılmaz, "Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu" dedi.

14.11.2023 13:31:00 / Güncelleme: 14.11.2023 15:54:38
Haber Merkezi
"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı, kadın olurdu"
"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı, kadın olurdu"
Geçtiğimiz temmuz ayında Türk Kızılay Genel Başkanı olarak göreve atanan Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, dört ayını geride bıraktığı Kızılay başkanlığı görevini ve kendisi ile ilgili daha önce kamuoyu tarafında pek bilinmeyen aile hayatını Bozyazı Haber ile paylaştı.

Kızılay gibi bir iyilik hareketinin başında bulunmak çok büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Yılmaz, "Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu" dedi.

Bozyazılı olduğumu hiç unutmadım

Gazze'de Kızılay'ın deposunun vurulduğu haberinin gerçeği yansıtmadığını ancak o deponun Türk Kızılayı tarafından da kullanıldığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz'ın Bozyazı Haber'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Sizi tanıyabilir miyiz? İşiniz icabı mesai mefhumu olmayan bir görevdesiniz. Kendinize ve Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Öncelikle Bozyazılı hemşerilerimle buluşmama vesile olduğunuz için teşekkür ederek başlamak isterim. Kendimi belki şöyle anlatabilirim sizlere; Bozyazılı olduğunu hiç unutmamış/unutamamış bir Ankaralı. Kökleri Bozyazı'da kalan, dalları Ankara'da olan… Ankara'da doğdum, büyüdüm. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Tıbbi Biyokimya alanında ihtisas yaptım. Akademisyenlikle ilerledim, dönem dönem idarecilik görevlerim oldu. Ama bana sorarsanız, amfide ders de anlatsam, laboratuarlarda ayırıcı tanı için de çalışsam, idarecilik de yapsam bana en fazla keyif veren dokunduğum ve belki hayatına olumlu bir etki yaptığım insan hayatı oldu.



Sorunuzun ikinci kısmının cevabı da belki burada saklı. Küçüklüğümden beri tüm testlerde bana en uygun meslek olarak hep sağlık alanı çıkardı. Bunda aile hikâyemizin etkili olduğunu çok sonra anlayabilecektim. Rahmetli dedem savaş gazisi idi. Sol kolunu savaşta kaybetmiş, yarası enfeksiyon kapmış, kurtarma umudu neredeyse olmayan bir durumdayken, Hamdi isimli bir doktor hem hayatını kurtarmış hem de onunla oğlu gibi ilgilenerek hayata tutunmasını sağlamış. Dedem de onun için babama 'Hamdi' ismini vermiş. Bu hikâyeyi dedem bizlere defalarca anlattı. Dedemin kahramanı olan 'Doktor Hamdi' hepimizin kahramanı haline geldi. Adeta bizim aramızda bir rol modeldi. O hikâyeyle başlayan meslek hayatımda zaten hiçbir zaman mesai mefhumu olmadı. Bana ne zaman ihtiyaç duyulsa orada olmaya çalıştım. Gece gündüz, tatil-bayram, hafta içi-hafta sonu… Yeri gelmişken bana bu imkânı veren ve benim bu durumumdan bir gün bile şikâyet etmeyen aileme de şükranlarımı sunmak isterim.

Kızılay ile yolum 2015 yılında kesişti. O zamandan bu yana tüm görevlerimin yanında aslında en temel görevim Kızılay gönüllülüğü oldu. Zira Kızılay'da yöneticiler tamamen gönüllüdür. Şuan Kızılay Genel Başkanıyım ama Kızılay'da hangi pozisyonda olduğunuzun da bir önemi yok aslında. "Kızılay Gönüllüğü" hepsinin üstünde, siz istediğiniz müddetçe devam eden en büyük kariyer Kızılay açısından. Kızılay'ın alametifarikalarından olan 'Kırmızı Yelek' tüm Kızılaycıları eşitleyen bir örtü gibi… Elbette Kızılay'da da mesai mefhumu yok. Bize tüm dünyadaki afetleri bildiren bir sistemimiz var. Bizler telefonları başucunda 'kuş uykusuna' yatarız. Yatarken de Allah'a tüm insanlığı afetten koruması için dua ederiz. Bir uyarı geldiğinde binlerce Kızılaycı aynı anda gelen mesaja bakar ve günün hangi saati olursa olsun, o an ne yapıyor olursak olalım önceliğimiz o afet durumu olur. Zorlukları elbette var ama Allah'ın da insanlara böyle hizmet etme ayrıcalığını herkese vermediğinin farkında olarak şükrediyoruz.



Kamuoyu sizi Kızılay Başkanı olunca tanıdı. Daha önceleri neler yaptınız?

Yukarıda da kısaca değindiğim gibi ben bir tıp doktoruyum. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Biyokimya alanında uzmanlık eğitimim sürecinde ve ardından hastalarımızın en doğru tanıyla tedavi edilebilmeleri için laboratuvarlarda görev yaptım. Kariyerime tıp alanında öğrenci yetiştirme amacı üzerine kurdum. Halen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesinde dersler veriyorum. Ankara Şehir Hastanesi'nde de mesleğimle ilgili görev yapmaya devam ediyorum. Sağlık Bakanlığında çeşitli kademelerde yöneticilik yaptım. Sağlıkta Dönüşüm Programına katkı vermiş olmaktan her zaman büyük onur duyacağım. Kızılay Genel Başkanı olmadan önce öğrencilerim tanıyordu beni, hastalarım tanıyordu, yöneticileri olduğum ve onların hayatlarının daha rahat geçmesi için çalıştığım hekim arkadaşlarım tanıyordu ama Kızılay Genel Başkanlığı elbette bambaşka bir çerçeve sunuyor insana. Zira o görev nedeniyle halkımızın en zor zamanlarında yönünü çevirdiği Kurum'un başındaki kişi olarak sizden çok şey bekleniyor. Aldığınız kararlar yaraların biran önce sarılmasına vesile olabilirken, gecikmiş her adımınız için insanların mağduriyeti daha da uzuyor. Kızılay 155 yıllık dev bir 'iyilik çınarı'. Milletimiz en zor zamanlarında bu çınarın gölgesinde ve koruyuculuğu altında olmak istiyor. Kırmızı hilalli bayrağımızı, kırmızı yeleklerimizi gördüklerinde gözlerindeki ışığın değiştiğini çok net fark ediyorsunuz.



"Bozyazılı olmak Torosların sertliği ile Akdeniz'in sıcaklığının karışımı"

Bozyazı'mızın bir değerinin Kızılay Başkanı olması bizleri sevindirdi. Bozyazılı olmak sizce neyi ifade ediyor?

Bozyazılı olmak bence Torosların sertliği ile Akdeniz'in sıcaklığının karışımını ifade ediyor. Bir yandan bir Akdenizli gibi hareketli, canlı ve sıcakkanlı insanların, diğer yandan Torosların zorluğuna uyum sağlayacak kadar sert, sağlam ve dirayetli olması bence ideal bir yapıyı ortaya çıkartıyor. Bozyazı benim için çilek ve muz kokusu, güzel geçen bir çocukluğun tüm izleri demek. Büyük ailemizin bir araya geldiği coşkulu bayramlar, yazlar demek. Bozyazı, bana bugün yaşadığım hayatın rotasını çizmeme vesile olan rahmetli Dedem, bildiğim her şeyi öğreten Rahmetli Babam demek.

Yaptığınız görev çok ağır bir sorumluluk istiyor? Kızılay Başkanı olmanın sorumluluğu nedir?

155 yıllık birikimin sorumluluğu tabii ki ağır. Bugüne kadar yer aldığım her vazifede ayrı bir sorumluluk vardı fakat insani yardımın dünyamızın 'amiral gemisi' olması sebebiyle Kızılay Başkanı olmak çok daha ağır bir sorumluluk. Yükümüzün insana ve insanlığa dair olması,  yaptığımız her çalışmanın bir insanın hayatını olumlu ya da olumsuz etkileyeceğini bilmek çok büyük bir sorumluluk. Başta ben olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarım ve gönüllülerimiz dokunduğumuz her insanda iyiliğin izini bıraktığımızı bilerek hareket ediyoruz.

Bizim çalışma alanımız insanın en hassas olduğu dönemleri kapsıyor bu sebeple desteğimize ihtiyaç duyan insanların gönlünü kıracak bir duruma mahal vermemek için sahada sözümüze, duruşumuza hatta ve hatta bakışımıza dahi ayrı bir ihtimam gösteriyoruz. Görevimizi yaparken din, dil, cinsiyet, ırk ayrımı yapmadan bir kişiyi bile atlamadan her bir bireye ulaşmak için çalışıyoruz.

Sorumluluğumuzu artıran bir başka gerçek ise tüm bu çalışmaları bizlere güvenen insanların bağışlarıyla yapıyor olmamız. Hayırseverler, bir başka insanın bir acısını dindirmek için bizleri aracı kılıyorlar. Kimi maddi, kimi ayni bağışını bize emanet ediyor ve onu en çok ihtiyacı olana ulaştırmamızı istiyor. Belki bunu yaparken çocuğunun bir isteğini reddederek yapıyor. Zekâtını, fitresini, kurbanını bize bağışlıyor. Tüm bunları düşündüğümüzde sorumluluğumuz bin kat daha artıyor.

"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu"

Kızılay'ın ilk kadın başkanısınız, bizim için gurur verici. Size ayrıca bir sorumluluk yüklüyor mu?

Kızılay gibi bir iyilik hareketinin başında bulunmak çok büyük bir sorumluluk. Yükümüz ağır, emanetimiz çok kıymetli. Benim için en anlamlı olan Kızılay ailemin Genel Kurulda gösterdiği destek oldu. Biz Kızılaycılar olarak çok büyük, birbirine kenetlenmiş bir iyilik ailesiyiz. Bu ailenin bir ferdi olmaktan her zaman onur duydum. Kızılay tarihinde de kadınların bu harekete her zaman çok önemli katkıları olmuştur. "Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu" sözü defalarca dile gelmiştir. Kızılay hemşirelerinin savaşlarda Mehmetçiğin en yakınında olan 'yardım melekleri' olduğunu biliyoruz. Kurtuluş savaşı sonrası yeni Türkiye'nin muassır bir seviyeye gelmesi için Kızılaycı kadınlarımızın yaptıklarını biliyoruz. Kızılay kadın kollarının faaliyetlerini büyük bir gururla okuyoruz. Biz Kızılaycılar cinsiyet, yaş, politik görüş, sosyal statü ayrımına bakmaksızın kardeşiz. Bu dönem de bu geminin kaptanlığına beni layık gören Kızılay delegelerimize huzurunuzda tekrar teşekkür etmek isterim. Elbette Kızılay gibi bir köklü yardım çınarının ilk kadın genel başkanı olmak, bu çınara su vererek gelecek nesillere daha da güçlü bir şekilde aktarma imkanı bulmak benim için çok çok ayrı bir onur

Kızılay size neyi ifade ediyor? Kızılay'ın asli görevi nedir?

Benim için Kızılay görülmeyeni gören, duyulmayanı duyan nerede bir ihtiyaç, bir ıstırap varsa onu gidermeye çalışandır. Kızılay halkımızın merhamet elidir. Kimsesizlerin kimsesidir. Bu milletin içinden doğmuş bir kurumdur. Kızılay aş demek, başını sokacak bir yuva demek, dara düşünce yardımına koşan demek, omzunda hissettiğin güvenli bir el demek. Yüzlerde gülümseme, gönüllerdeki sıcaklık ve gözlerde güven demek. Kızılay için önceleri yapılan bir tanım vardı ve bence dönemi itibariyle Kızılay'ı çok da iyi ifade ediyordu: Kızılay kara gün dostudur. Şimdi bizim bunu değiştirmemiz gerekiyor. Kızılay o 'kara günün' gelmemesi için de çaba sarf eden bir koruyucu olmak zorunda. Onun içindir ki tüm alanlarda dirençli bir toplum için çalışmayı ana hedefimiz olarak stratejik planımıza koyduk.

Kızılay'ın kendisine sözleşmeler ve kanunlarla verilmiş görevleri de vardır, hiç zorunlu değilken kendisini görevlendirdiği işleri de vardır. Cenevre Sözleşmelerine göre Kızılay'ın savaşlarda, çatışmalarda yerine getirmesi gereken görevleri vardır. Mehmetçik ile Kızılay onun için hep yan yanadır. Devletimiz kanunlarla verdiği görevler vardır: Türkiye'de kan bağışı toplama görevi Kızılay'ındır. Kızılay, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çerçevesinde afetlerde acil beslenme hizmetlerinden sorumludur. Bunun yanı afetlerle ilgili diğer çalışma başlıklarında da Devletine yardımcı kurumdur. Bunlar yapmakla zorunda olduğu faaliyetler. Ancak Kızılay bunun yanı sıra Türkiye'de gönüllülüğün ve iyiliğin yaygınlaşmasından, yardımlaşma kültürünün gelişmesine, sağlıklı yaşayan ve yaş alan toplumun inşasından, uluslararası yardım faaliyetlerine kadar onlarca başlıkta çalışmalar yürütmektedir. Sosyal hizmet alanında dezavantajlı grupları ve kişileri sürekli desteklemektedir. Eğitim alanını desteklemekte binlerce çocuk ve gence burs vermektedir. Aşevleri yapmakta, hiç kimsenin aç yatmamasını sağlamaktadır.



"190 ülkenin 150'sine Kızılay'ın yardım eli ulaştı"

Türk Kızılay'ının yardım eli nerelere kadar uzanıyor?

Ben sorunuzu şöyle anlamak istiyorum; iyiliksever, hayırsever milletimizin merhamet elini nerelere kadar ulaştırıyorsunuz? Ben ve arkadaşlarım toplumun iyilik duygularının bu dönem emanetçisiyiz. Kızılay'ın varlık nedeni hayırseverler ile ihtiyaç sahipleri arasında profesyonel bir köprü olmak. İnsanlar çeşitli nedenlerle iyilikleri için bizleri vesile kılıyorlar. Diğer yandan da belki bir damlanın bir etkisi olmuyor ama damlalar birleşince bir iyilik nehrine dönüyor. Kızılay bu nehre zaman zaman güzergâh çiziyor. Kızılay'ın eli ülkemizin her karış toprağına uzanıyor. Öncelikle bunu söylemek isterim. Kızılay kadar yaygın ağı olan bir teşekkül çok azdır. İllerimizin tamamında, ilçelerimizin tamamına yakınında bir şubemiz ya da temsilciliğimiz bulunuyor. Herhangi bir isim koymasak da diğer yerlerde de mutlaka Kızılay gönüllülerimiz yer alıyor.

Kızılay, milletimizin merhamet elini dünyanın neresinde ihtiyaç varsa oraya da taşıyor. Dünyada bulunan 190'dan fazla ülkenin 150'den fazlasına herhangi bir nedenle yardım ulaştırmış bir kuruluştur Kızılay. Bugün 18 ülkede Kızılay'ın daimi delegasyonu bulunuyor. O ülkelerin insanlarına en zor anlarında Kızılay yelekli bir kişi yardım eli uzatıyor. Şu an Gazze'de olduğu gibi. Gazze yanıyor, yıkılıyor ama bizim arkadaşlarımız orada odun ateşinde sıcak yemek yapıp çocukların aç yatmamasını sağlamaya çalıyor. Bunu da kendi canları pahasına yapıyorlar. Kızılay olarak Senegal, Bulgaristan, Azerbaycan, Kırgızistan, KKTC, Afganistan, Bangladeş, Endonezya, Bosna Hersek, Güney Sudan, Irak, Myanmar, Pakistan, Somali, Sudan, Suriye, Yemen ve Filistin/Gazze'de Türk halkının âlicenaplığını, hayırseverliğini gösteriyoruz.

Bozyazılı olduğumu hiç unutmadım

Yarın bir daha deprem olsa ne gibi önlemleriniz var?

Öncelikle ülkemizde ve dünya da büyük afetlerin olmaması en büyük duamız. Bilim insanları tarafından yapılan açıklamalar ışığında her daim afetler için hazırlıklı olmalıyız. Bildiğiniz gibi Kızılay afet anında sahada beslenme başta olmak üzere birçok konuda aktif olarak görev almakta. Bizler hem afet dönemlerinde hem de sonrasında afetin zararını azaltıcı, afet ve afet sonrası iyileştirilme çalışmalarının daha faydalı olması için çalışmalarımızda sürekli iyileştirme yapmaktayız. Ayrıca toplum temelli çalışmalarımız ile toplumun afete karşı direncini artırmak ve toplumsal dayanıklılığı artırmak için çalışmalarımızı da yürütmekteyiz.

Bizim bu konudaki yaklaşımız şu; Dünyada depremler olacak elbette, iklim değişikliğinin de tetiklediği seller olacak, heyelanlar olacak, orman yangınları olacak… Bu tabiat olaylarını engellemek mümkün değil ama bunların bir afete dönüşmesini engellemek mümkün. İşte biz bunun için çalışacağız.

6 Şubat depreminden sonra boşalan depolarımızı yeniden doldurduk. İhtiyaç olması halinde yine barınma ve beslenme hizmetlerini verebiliriz. Organizasyonumuzu gözden geçiriyoruz, aksayan yönlerimizi güçlendiriyoruz. Bir afetin ardından ortaya çıkacak acıyı hafifletebilecek durumdayız ancak biz toplumumuzu afetten korumak ilkesiyle çalışmalıyız.



"Gazze'nin bugün yaşadığı dehşetin bir benzeri yok"

Filistin'e gereken yardımı yapabiliyor musunuz?

Kızılay Filistin'de yaşanan insani krize müdahale kapsamında desteklerini 1995 yılından bu yana sürdürüyoruz. Bölgeye başta gıda, barınma, eğitim, su/sanitasyon, sağlık olmak üzere çeşitli altyapı ve geçim kaynağı yardımları yapıyoruz. 2008 yılından bu yana Kızılay, insani yardım operasyonlarını ise Gazze Şeridi'nde kurulan Filistin Daimî Delegasyon Başkanlığı üzerinden yürütüyoruz.

7 Ekim'de Filistin-İsrail savaşında Kızılay olarak ilgili makamlarla yaptığımız görüşmelerin ardından bölgedeki ihtiyaçları tespit ederek hızlıca harekete geçerek, Filistin Kızılayı'na Gazze'deki tüm hastane ve ambulansların 30 günlük ihtiyacını karşılayabilecek 400 bin litre akaryakıt desteği ve Gazze içerisindeki, Kızılay aşevi çatışmaların başından beri Gazzeliler için sıcak yemek çıkarmaya çalışıyor. Zaman zaman bombalansa hasar görse bile. En fazla ihtiyaç duyan ailelere gıda kolileri ulaştırıyoruz.

Ülkemizin Gazzeli kardeşlerimize yönelik başlattığı insani yardım çalışmalarını destekliyoruz. Kargo uçaklarına bizden talep edilen tüm malzemeleri yüklüyoruz, yardım gemilerine bize bildirilen listelerdeki tüm malzemeleri yüklüyoruz. Ancak biliyoruz ki bunlar ortaya çıkan yıkımın yanında çok çok yetersiz kalacak. Ben tüm muhataplarıma seslendim, BM Güvenlik Konseyi Üyesi ülkelerin büyükelçilerine bizzat mektup yazdım, insani bir ateşkesin sağlanması ve Gazze'ye başta tıbbi malzeme olmak üzere temel insani malzemelerin girmesine destek verilmesi için. Dünya tarihine bakıyorum, Kızılay'ın geçmiş çalışma notlarına bakıyorum, kendi yaşadığım döneme bakıyorum ve şunu görüyorum ki; Gazze'nin bugün yaşadığı dehşetin bir benzeri yok.

"Vurulan depo Filistin Kızılayı'nın deposuydu"

Filistin'deki Kızılayın deposu vuruldu haberi çıktı. Bu doğru muydu?

Kızılay'ın Gazze'de yürüttüğü insani yardım çalışmaları 1990'lı yıllarda başladı. İsrail'in Gazze'yi vurduğu her saldırının ardından Türk Kızılayı olarak Gazze'ye yardıma koştuk. Filistin Kızılayı'nın depoları vuruldu, onlara depo yaptık. Yetimler için yetimhane yaptık, aşevi yaptık, Gazze'nin su sisteminin kurulmasını destekledik. Ancak tüm bunları Filistin Kızılayı için yaptık. Vurulan depo da Filistin Kızılayı için yaptığımız bir depoydu ancak bizde çalışmalarımızda bu depodan faydalanıyorduk.

Kızılay'a kan bağışı ve maddi bağış bir dönem çok azalmıştı. Şuanda durumunuz nedir?

Bu soru aslında şunu kanıtlıyor. Algılar hep olguların bir adım önünde oluyor. Kan bağışları her yıl Ramazan dönemi, yaz ve kış aylarında bir düşüş eğilimi gösteriyor. Biz de bu zamanlarda da kan ihtiyacının devam ettiğine dair söylemlerimizle vatandaşlarımızı kan bağışına teşvik ediyoruz. Ancak bir algı oluşturmak isteyen çevreler bu durumu 'Kızılay'ın kan kan bağışları düştü' diye paylaşmak yönünü tercih ediyor. Bunun kendilerine de zarar vereceğini bilmeden yapıyorlar bunu. Kızılay'a yönelik maddi bağışların düştüğü iddiası da doğru değil. Milletimiz yardımlarına Kızılayı vesile etmeye devam ediyor. Biz de bu güvene layık olmaya çalışıyoruz.



Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.