logo
28 EYLÜL 2026

"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı, kadın olurdu"

Kızılay gibi bir iyilik hareketinin başında bulunmak çok büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Yılmaz, "Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu" dedi.

14.11.2023 13:31:00 / Güncelleme: 14.11.2023 15:54:38
Haber Merkezi
 
"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı, kadın olurdu"
"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı, kadın olurdu"
Geçtiğimiz temmuz ayında Türk Kızılay Genel Başkanı olarak göreve atanan Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, dört ayını geride bıraktığı Kızılay başkanlığı görevini ve kendisi ile ilgili daha önce kamuoyu tarafında pek bilinmeyen aile hayatını Bozyazı Haber ile paylaştı.

Kızılay gibi bir iyilik hareketinin başında bulunmak çok büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Yılmaz, "Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu" dedi.

Bozyazılı olduğumu hiç unutmadım

Gazze'de Kızılay'ın deposunun vurulduğu haberinin gerçeği yansıtmadığını ancak o deponun Türk Kızılayı tarafından da kullanıldığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz'ın Bozyazı Haber'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Sizi tanıyabilir miyiz? İşiniz icabı mesai mefhumu olmayan bir görevdesiniz. Kendinize ve Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Öncelikle Bozyazılı hemşerilerimle buluşmama vesile olduğunuz için teşekkür ederek başlamak isterim. Kendimi belki şöyle anlatabilirim sizlere; Bozyazılı olduğunu hiç unutmamış/unutamamış bir Ankaralı. Kökleri Bozyazı'da kalan, dalları Ankara'da olan… Ankara'da doğdum, büyüdüm. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Tıbbi Biyokimya alanında ihtisas yaptım. Akademisyenlikle ilerledim, dönem dönem idarecilik görevlerim oldu. Ama bana sorarsanız, amfide ders de anlatsam, laboratuarlarda ayırıcı tanı için de çalışsam, idarecilik de yapsam bana en fazla keyif veren dokunduğum ve belki hayatına olumlu bir etki yaptığım insan hayatı oldu.



Sorunuzun ikinci kısmının cevabı da belki burada saklı. Küçüklüğümden beri tüm testlerde bana en uygun meslek olarak hep sağlık alanı çıkardı. Bunda aile hikâyemizin etkili olduğunu çok sonra anlayabilecektim. Rahmetli dedem savaş gazisi idi. Sol kolunu savaşta kaybetmiş, yarası enfeksiyon kapmış, kurtarma umudu neredeyse olmayan bir durumdayken, Hamdi isimli bir doktor hem hayatını kurtarmış hem de onunla oğlu gibi ilgilenerek hayata tutunmasını sağlamış. Dedem de onun için babama 'Hamdi' ismini vermiş. Bu hikâyeyi dedem bizlere defalarca anlattı. Dedemin kahramanı olan 'Doktor Hamdi' hepimizin kahramanı haline geldi. Adeta bizim aramızda bir rol modeldi. O hikâyeyle başlayan meslek hayatımda zaten hiçbir zaman mesai mefhumu olmadı. Bana ne zaman ihtiyaç duyulsa orada olmaya çalıştım. Gece gündüz, tatil-bayram, hafta içi-hafta sonu… Yeri gelmişken bana bu imkânı veren ve benim bu durumumdan bir gün bile şikâyet etmeyen aileme de şükranlarımı sunmak isterim.

Kızılay ile yolum 2015 yılında kesişti. O zamandan bu yana tüm görevlerimin yanında aslında en temel görevim Kızılay gönüllülüğü oldu. Zira Kızılay'da yöneticiler tamamen gönüllüdür. Şuan Kızılay Genel Başkanıyım ama Kızılay'da hangi pozisyonda olduğunuzun da bir önemi yok aslında. "Kızılay Gönüllüğü" hepsinin üstünde, siz istediğiniz müddetçe devam eden en büyük kariyer Kızılay açısından. Kızılay'ın alametifarikalarından olan 'Kırmızı Yelek' tüm Kızılaycıları eşitleyen bir örtü gibi… Elbette Kızılay'da da mesai mefhumu yok. Bize tüm dünyadaki afetleri bildiren bir sistemimiz var. Bizler telefonları başucunda 'kuş uykusuna' yatarız. Yatarken de Allah'a tüm insanlığı afetten koruması için dua ederiz. Bir uyarı geldiğinde binlerce Kızılaycı aynı anda gelen mesaja bakar ve günün hangi saati olursa olsun, o an ne yapıyor olursak olalım önceliğimiz o afet durumu olur. Zorlukları elbette var ama Allah'ın da insanlara böyle hizmet etme ayrıcalığını herkese vermediğinin farkında olarak şükrediyoruz.



Kamuoyu sizi Kızılay Başkanı olunca tanıdı. Daha önceleri neler yaptınız?

Yukarıda da kısaca değindiğim gibi ben bir tıp doktoruyum. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdim. Biyokimya alanında uzmanlık eğitimim sürecinde ve ardından hastalarımızın en doğru tanıyla tedavi edilebilmeleri için laboratuvarlarda görev yaptım. Kariyerime tıp alanında öğrenci yetiştirme amacı üzerine kurdum. Halen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesinde dersler veriyorum. Ankara Şehir Hastanesi'nde de mesleğimle ilgili görev yapmaya devam ediyorum. Sağlık Bakanlığında çeşitli kademelerde yöneticilik yaptım. Sağlıkta Dönüşüm Programına katkı vermiş olmaktan her zaman büyük onur duyacağım. Kızılay Genel Başkanı olmadan önce öğrencilerim tanıyordu beni, hastalarım tanıyordu, yöneticileri olduğum ve onların hayatlarının daha rahat geçmesi için çalıştığım hekim arkadaşlarım tanıyordu ama Kızılay Genel Başkanlığı elbette bambaşka bir çerçeve sunuyor insana. Zira o görev nedeniyle halkımızın en zor zamanlarında yönünü çevirdiği Kurum'un başındaki kişi olarak sizden çok şey bekleniyor. Aldığınız kararlar yaraların biran önce sarılmasına vesile olabilirken, gecikmiş her adımınız için insanların mağduriyeti daha da uzuyor. Kızılay 155 yıllık dev bir 'iyilik çınarı'. Milletimiz en zor zamanlarında bu çınarın gölgesinde ve koruyuculuğu altında olmak istiyor. Kırmızı hilalli bayrağımızı, kırmızı yeleklerimizi gördüklerinde gözlerindeki ışığın değiştiğini çok net fark ediyorsunuz.



"Bozyazılı olmak Torosların sertliği ile Akdeniz'in sıcaklığının karışımı"

Bozyazı'mızın bir değerinin Kızılay Başkanı olması bizleri sevindirdi. Bozyazılı olmak sizce neyi ifade ediyor?

Bozyazılı olmak bence Torosların sertliği ile Akdeniz'in sıcaklığının karışımını ifade ediyor. Bir yandan bir Akdenizli gibi hareketli, canlı ve sıcakkanlı insanların, diğer yandan Torosların zorluğuna uyum sağlayacak kadar sert, sağlam ve dirayetli olması bence ideal bir yapıyı ortaya çıkartıyor. Bozyazı benim için çilek ve muz kokusu, güzel geçen bir çocukluğun tüm izleri demek. Büyük ailemizin bir araya geldiği coşkulu bayramlar, yazlar demek. Bozyazı, bana bugün yaşadığım hayatın rotasını çizmeme vesile olan rahmetli Dedem, bildiğim her şeyi öğreten Rahmetli Babam demek.

Yaptığınız görev çok ağır bir sorumluluk istiyor? Kızılay Başkanı olmanın sorumluluğu nedir?

155 yıllık birikimin sorumluluğu tabii ki ağır. Bugüne kadar yer aldığım her vazifede ayrı bir sorumluluk vardı fakat insani yardımın dünyamızın 'amiral gemisi' olması sebebiyle Kızılay Başkanı olmak çok daha ağır bir sorumluluk. Yükümüzün insana ve insanlığa dair olması,  yaptığımız her çalışmanın bir insanın hayatını olumlu ya da olumsuz etkileyeceğini bilmek çok büyük bir sorumluluk. Başta ben olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarım ve gönüllülerimiz dokunduğumuz her insanda iyiliğin izini bıraktığımızı bilerek hareket ediyoruz.

Bizim çalışma alanımız insanın en hassas olduğu dönemleri kapsıyor bu sebeple desteğimize ihtiyaç duyan insanların gönlünü kıracak bir duruma mahal vermemek için sahada sözümüze, duruşumuza hatta ve hatta bakışımıza dahi ayrı bir ihtimam gösteriyoruz. Görevimizi yaparken din, dil, cinsiyet, ırk ayrımı yapmadan bir kişiyi bile atlamadan her bir bireye ulaşmak için çalışıyoruz.

Sorumluluğumuzu artıran bir başka gerçek ise tüm bu çalışmaları bizlere güvenen insanların bağışlarıyla yapıyor olmamız. Hayırseverler, bir başka insanın bir acısını dindirmek için bizleri aracı kılıyorlar. Kimi maddi, kimi ayni bağışını bize emanet ediyor ve onu en çok ihtiyacı olana ulaştırmamızı istiyor. Belki bunu yaparken çocuğunun bir isteğini reddederek yapıyor. Zekâtını, fitresini, kurbanını bize bağışlıyor. Tüm bunları düşündüğümüzde sorumluluğumuz bin kat daha artıyor.

"Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu"

Kızılay'ın ilk kadın başkanısınız, bizim için gurur verici. Size ayrıca bir sorumluluk yüklüyor mu?

Kızılay gibi bir iyilik hareketinin başında bulunmak çok büyük bir sorumluluk. Yükümüz ağır, emanetimiz çok kıymetli. Benim için en anlamlı olan Kızılay ailemin Genel Kurulda gösterdiği destek oldu. Biz Kızılaycılar olarak çok büyük, birbirine kenetlenmiş bir iyilik ailesiyiz. Bu ailenin bir ferdi olmaktan her zaman onur duydum. Kızılay tarihinde de kadınların bu harekete her zaman çok önemli katkıları olmuştur. "Kızılay'ın bir cinsiyeti olsaydı kadın olurdu" sözü defalarca dile gelmiştir. Kızılay hemşirelerinin savaşlarda Mehmetçiğin en yakınında olan 'yardım melekleri' olduğunu biliyoruz. Kurtuluş savaşı sonrası yeni Türkiye'nin muassır bir seviyeye gelmesi için Kızılaycı kadınlarımızın yaptıklarını biliyoruz. Kızılay kadın kollarının faaliyetlerini büyük bir gururla okuyoruz. Biz Kızılaycılar cinsiyet, yaş, politik görüş, sosyal statü ayrımına bakmaksızın kardeşiz. Bu dönem de bu geminin kaptanlığına beni layık gören Kızılay delegelerimize huzurunuzda tekrar teşekkür etmek isterim. Elbette Kızılay gibi bir köklü yardım çınarının ilk kadın genel başkanı olmak, bu çınara su vererek gelecek nesillere daha da güçlü bir şekilde aktarma imkanı bulmak benim için çok çok ayrı bir onur

Kızılay size neyi ifade ediyor? Kızılay'ın asli görevi nedir?

Benim için Kızılay görülmeyeni gören, duyulmayanı duyan nerede bir ihtiyaç, bir ıstırap varsa onu gidermeye çalışandır. Kızılay halkımızın merhamet elidir. Kimsesizlerin kimsesidir. Bu milletin içinden doğmuş bir kurumdur. Kızılay aş demek, başını sokacak bir yuva demek, dara düşünce yardımına koşan demek, omzunda hissettiğin güvenli bir el demek. Yüzlerde gülümseme, gönüllerdeki sıcaklık ve gözlerde güven demek. Kızılay için önceleri yapılan bir tanım vardı ve bence dönemi itibariyle Kızılay'ı çok da iyi ifade ediyordu: Kızılay kara gün dostudur. Şimdi bizim bunu değiştirmemiz gerekiyor. Kızılay o 'kara günün' gelmemesi için de çaba sarf eden bir koruyucu olmak zorunda. Onun içindir ki tüm alanlarda dirençli bir toplum için çalışmayı ana hedefimiz olarak stratejik planımıza koyduk.

Kızılay'ın kendisine sözleşmeler ve kanunlarla verilmiş görevleri de vardır, hiç zorunlu değilken kendisini görevlendirdiği işleri de vardır. Cenevre Sözleşmelerine göre Kızılay'ın savaşlarda, çatışmalarda yerine getirmesi gereken görevleri vardır. Mehmetçik ile Kızılay onun için hep yan yanadır. Devletimiz kanunlarla verdiği görevler vardır: Türkiye'de kan bağışı toplama görevi Kızılay'ındır. Kızılay, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çerçevesinde afetlerde acil beslenme hizmetlerinden sorumludur. Bunun yanı afetlerle ilgili diğer çalışma başlıklarında da Devletine yardımcı kurumdur. Bunlar yapmakla zorunda olduğu faaliyetler. Ancak Kızılay bunun yanı sıra Türkiye'de gönüllülüğün ve iyiliğin yaygınlaşmasından, yardımlaşma kültürünün gelişmesine, sağlıklı yaşayan ve yaş alan toplumun inşasından, uluslararası yardım faaliyetlerine kadar onlarca başlıkta çalışmalar yürütmektedir. Sosyal hizmet alanında dezavantajlı grupları ve kişileri sürekli desteklemektedir. Eğitim alanını desteklemekte binlerce çocuk ve gence burs vermektedir. Aşevleri yapmakta, hiç kimsenin aç yatmamasını sağlamaktadır.



"190 ülkenin 150'sine Kızılay'ın yardım eli ulaştı"

Türk Kızılay'ının yardım eli nerelere kadar uzanıyor?

Ben sorunuzu şöyle anlamak istiyorum; iyiliksever, hayırsever milletimizin merhamet elini nerelere kadar ulaştırıyorsunuz? Ben ve arkadaşlarım toplumun iyilik duygularının bu dönem emanetçisiyiz. Kızılay'ın varlık nedeni hayırseverler ile ihtiyaç sahipleri arasında profesyonel bir köprü olmak. İnsanlar çeşitli nedenlerle iyilikleri için bizleri vesile kılıyorlar. Diğer yandan da belki bir damlanın bir etkisi olmuyor ama damlalar birleşince bir iyilik nehrine dönüyor. Kızılay bu nehre zaman zaman güzergâh çiziyor. Kızılay'ın eli ülkemizin her karış toprağına uzanıyor. Öncelikle bunu söylemek isterim. Kızılay kadar yaygın ağı olan bir teşekkül çok azdır. İllerimizin tamamında, ilçelerimizin tamamına yakınında bir şubemiz ya da temsilciliğimiz bulunuyor. Herhangi bir isim koymasak da diğer yerlerde de mutlaka Kızılay gönüllülerimiz yer alıyor.

Kızılay, milletimizin merhamet elini dünyanın neresinde ihtiyaç varsa oraya da taşıyor. Dünyada bulunan 190'dan fazla ülkenin 150'den fazlasına herhangi bir nedenle yardım ulaştırmış bir kuruluştur Kızılay. Bugün 18 ülkede Kızılay'ın daimi delegasyonu bulunuyor. O ülkelerin insanlarına en zor anlarında Kızılay yelekli bir kişi yardım eli uzatıyor. Şu an Gazze'de olduğu gibi. Gazze yanıyor, yıkılıyor ama bizim arkadaşlarımız orada odun ateşinde sıcak yemek yapıp çocukların aç yatmamasını sağlamaya çalıyor. Bunu da kendi canları pahasına yapıyorlar. Kızılay olarak Senegal, Bulgaristan, Azerbaycan, Kırgızistan, KKTC, Afganistan, Bangladeş, Endonezya, Bosna Hersek, Güney Sudan, Irak, Myanmar, Pakistan, Somali, Sudan, Suriye, Yemen ve Filistin/Gazze'de Türk halkının âlicenaplığını, hayırseverliğini gösteriyoruz.

Bozyazılı olduğumu hiç unutmadım

Yarın bir daha deprem olsa ne gibi önlemleriniz var?

Öncelikle ülkemizde ve dünya da büyük afetlerin olmaması en büyük duamız. Bilim insanları tarafından yapılan açıklamalar ışığında her daim afetler için hazırlıklı olmalıyız. Bildiğiniz gibi Kızılay afet anında sahada beslenme başta olmak üzere birçok konuda aktif olarak görev almakta. Bizler hem afet dönemlerinde hem de sonrasında afetin zararını azaltıcı, afet ve afet sonrası iyileştirilme çalışmalarının daha faydalı olması için çalışmalarımızda sürekli iyileştirme yapmaktayız. Ayrıca toplum temelli çalışmalarımız ile toplumun afete karşı direncini artırmak ve toplumsal dayanıklılığı artırmak için çalışmalarımızı da yürütmekteyiz.

Bizim bu konudaki yaklaşımız şu; Dünyada depremler olacak elbette, iklim değişikliğinin de tetiklediği seller olacak, heyelanlar olacak, orman yangınları olacak… Bu tabiat olaylarını engellemek mümkün değil ama bunların bir afete dönüşmesini engellemek mümkün. İşte biz bunun için çalışacağız.

6 Şubat depreminden sonra boşalan depolarımızı yeniden doldurduk. İhtiyaç olması halinde yine barınma ve beslenme hizmetlerini verebiliriz. Organizasyonumuzu gözden geçiriyoruz, aksayan yönlerimizi güçlendiriyoruz. Bir afetin ardından ortaya çıkacak acıyı hafifletebilecek durumdayız ancak biz toplumumuzu afetten korumak ilkesiyle çalışmalıyız.



"Gazze'nin bugün yaşadığı dehşetin bir benzeri yok"

Filistin'e gereken yardımı yapabiliyor musunuz?

Kızılay Filistin'de yaşanan insani krize müdahale kapsamında desteklerini 1995 yılından bu yana sürdürüyoruz. Bölgeye başta gıda, barınma, eğitim, su/sanitasyon, sağlık olmak üzere çeşitli altyapı ve geçim kaynağı yardımları yapıyoruz. 2008 yılından bu yana Kızılay, insani yardım operasyonlarını ise Gazze Şeridi'nde kurulan Filistin Daimî Delegasyon Başkanlığı üzerinden yürütüyoruz.

7 Ekim'de Filistin-İsrail savaşında Kızılay olarak ilgili makamlarla yaptığımız görüşmelerin ardından bölgedeki ihtiyaçları tespit ederek hızlıca harekete geçerek, Filistin Kızılayı'na Gazze'deki tüm hastane ve ambulansların 30 günlük ihtiyacını karşılayabilecek 400 bin litre akaryakıt desteği ve Gazze içerisindeki, Kızılay aşevi çatışmaların başından beri Gazzeliler için sıcak yemek çıkarmaya çalışıyor. Zaman zaman bombalansa hasar görse bile. En fazla ihtiyaç duyan ailelere gıda kolileri ulaştırıyoruz.

Ülkemizin Gazzeli kardeşlerimize yönelik başlattığı insani yardım çalışmalarını destekliyoruz. Kargo uçaklarına bizden talep edilen tüm malzemeleri yüklüyoruz, yardım gemilerine bize bildirilen listelerdeki tüm malzemeleri yüklüyoruz. Ancak biliyoruz ki bunlar ortaya çıkan yıkımın yanında çok çok yetersiz kalacak. Ben tüm muhataplarıma seslendim, BM Güvenlik Konseyi Üyesi ülkelerin büyükelçilerine bizzat mektup yazdım, insani bir ateşkesin sağlanması ve Gazze'ye başta tıbbi malzeme olmak üzere temel insani malzemelerin girmesine destek verilmesi için. Dünya tarihine bakıyorum, Kızılay'ın geçmiş çalışma notlarına bakıyorum, kendi yaşadığım döneme bakıyorum ve şunu görüyorum ki; Gazze'nin bugün yaşadığı dehşetin bir benzeri yok.

"Vurulan depo Filistin Kızılayı'nın deposuydu"

Filistin'deki Kızılayın deposu vuruldu haberi çıktı. Bu doğru muydu?

Kızılay'ın Gazze'de yürüttüğü insani yardım çalışmaları 1990'lı yıllarda başladı. İsrail'in Gazze'yi vurduğu her saldırının ardından Türk Kızılayı olarak Gazze'ye yardıma koştuk. Filistin Kızılayı'nın depoları vuruldu, onlara depo yaptık. Yetimler için yetimhane yaptık, aşevi yaptık, Gazze'nin su sisteminin kurulmasını destekledik. Ancak tüm bunları Filistin Kızılayı için yaptık. Vurulan depo da Filistin Kızılayı için yaptığımız bir depoydu ancak bizde çalışmalarımızda bu depodan faydalanıyorduk.

Kızılay'a kan bağışı ve maddi bağış bir dönem çok azalmıştı. Şuanda durumunuz nedir?

Bu soru aslında şunu kanıtlıyor. Algılar hep olguların bir adım önünde oluyor. Kan bağışları her yıl Ramazan dönemi, yaz ve kış aylarında bir düşüş eğilimi gösteriyor. Biz de bu zamanlarda da kan ihtiyacının devam ettiğine dair söylemlerimizle vatandaşlarımızı kan bağışına teşvik ediyoruz. Ancak bir algı oluşturmak isteyen çevreler bu durumu 'Kızılay'ın kan kan bağışları düştü' diye paylaşmak yönünü tercih ediyor. Bunun kendilerine de zarar vereceğini bilmeden yapıyorlar bunu. Kızılay'a yönelik maddi bağışların düştüğü iddiası da doğru değil. Milletimiz yardımlarına Kızılayı vesile etmeye devam ediyor. Biz de bu güvene layık olmaya çalışıyoruz.



Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.