logo
28 EYLÜL 2026

Komünist anlayışta insan

Kapitalizme bir tepki olarak doğan komünizmde de insanın ele alınışı, kapitalizmden farklı olmamıştır

24.07.2026 00:39:00
Haber Merkezi
 
Komünist anlayışta insan
Komünist anlayışta insan
Kapitalizme bir tepki olarak doğan komünizmde de insanın ele alınışı, kapitalizmden farklı olmamıştır.

Marksist düşünce, maddenin ezeli ve ebedi olduğu iddiası ile yola çıkmış her şeyin müsebbibi olarak maddeyi görmüştür. Materyalist diyalektik ilerlemeyi zıtların sürtüşmesinde tez, antitez, sentez sürecinde, yani sınıflar arasındaki kavgada görmüştür.

İnsanı üretim faktörlerindeki değişim şekillendirdiği bir varlık olarak görecek kadar insanı tanımaktan aciz Marksist düşünce hakim olduğu toplumlara kavgadan başka bir şey getirmemiştir. Marx'a göre işin özü şudur:







"Benim diyalektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam süreci, yani düşünme süreci gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." 

Varoluş ve insan gerçeği hiç de böyle değildir. Zira insan, ilk yaratıldığı günden beri aynı insandır. Belki kullandığı araçlar değişmiştir. Oturduğu evin şekli de değişmiş olabilir. Ancak insanoğlunun ne ihtirasları, ne umutları, ne de iç dünyasında O'nu O yapan duyguları değişmiştir.

'Tarih tekerrürden ibarettir' derler. Tarihin tekerrür etmesi, hakikatte her dönemde tarihe konu olan insanın aynı duygulara sahip olduğunun göstergesidir. İç dünyasında eğitilmemiş insanın, dün tarih sahnesinde yaptığı barbarlıkların, bugün olanlardan farkı nedir? Dün haksız yere insanları kılıçtan geçirenler, bugün gökyüzünden bomba yağdırıyorlar.







Darwin biyolojik sahada, Marx ise sosyal sahada mücadelenin, gelişimin sebebi olduğunu iddia etmişlerdir.

Aynı dönemde yaşayan bu insanlar olaylara aynı bakış açısı ile bakmışlardır. Kapitalizmin fikir babası olan Adam Smith de benzer bir bakış açısı ile, görünmez elin ekonomileri ileriye taşıyacağını iddia etmekteydi. Darwin modifikasyon, doğal seleksiyon ve mutasyon sürecine dikkat çekerken; Marx, tez, anti tez, sentez diyor, A. Smith ise görünmez elin varlığına işaret ediyordu. Başka bir ifade ile serbest bırakılan sistemlerin kendi içlerinde devinim göstereceklerine inanıyorlardı. Halbuki, böyle bir şeyin olması hiç mümkün değildir.

Bütün tabiat kuralları içerisinde, bu kuralların anayasası kabul edilen kanun "Entropi"dir. Yani madde, her zaman kendisinin üzerindeki potansiyel enerjiyi azaltacak yönde hareket eder. Örneğin, dağlar sivri uçları üzerinde durmazlar.







Uzay sürekli soğumakta ve sıfır Kelvin sıcaklığına doğru ilerlemektedir. Herhangi bir kimyasal reaksiyona müdahale ettiğinizde; reaksiyon bu etkiyi azaltacak yönde kendini ayarlar. Vücuttaki hormonsal salgılar, hep bu yönde hareket eder. Merkez–kaç kuvveti, ivmeli hareket vb… bütün tabiat kurallarında hep bu mantık hakimdir.

Eğer siz ekonomiye müdahale etmezseniz; kendi kendine ne dengeye gelir ne de ilerleme kaydeder. Bir güç olmadan, hiçbir maddi olay kendi kendine ilerleme kaydedemez.

Bir diğer konu da, Marksist düşüncenin, mülkiyet hakkını insanın kendine yabancılaşması olarak görmesi meselesidir. Bu realite ile taban tabana zıttır. Nitekim, yeni doğan bir bebekte bile ortaya çıkan ilk duygu sahiplenme duygusudur.

İnsanın özüne aykırı bu Marksist yaklaşım ve talep, sosyalist sistemlerde bireylere ait olan zenginlikleri onların elinden alıp devleti idare eden mutlu azınlığın kontrolüne vermiştir. Sosyalist sistemde halk, devleti idare edenlere çalışmıştır. Kapitalizmde ise halk, devleti kontrol eden global odakların esiridir.

Oysa Milli Devlet'te devlet halk içindir, halka hizmet için vardır. Marksizm ve genel olarak komünizmde de insan tarifi yine sisteme yöneliktir.

Marksizm'e göre insan, üreten ve tüketen bir araçtır. İnsan, yaşamak için üretime katılmaya mecburdur. İnsan üretime katılmıyorsa, ne tüketme, ne de yaşama hakkına sahiptir. Miras hukukunun reddedilmesi de bu sebepledir. "Herkesin zenginliklerden yararlanması için herkes çalışmak zorundadır. Küçük çocuklar, yaşlı ve hastalar dışında çalışabilecek herkes için genel çalışma zorunluluğu sosyalist ekonomide bir mecburiyettir."  

İnsanı, çalışan, üreten ve tüketen bir makine olarak telakki eden ve bunun dışındaki tüm hislerini maddenin tezahürü olarak kabul eden bu anlayış, insana istediğini verebilmiş midir? Elbette hayır… Sistemi ayakta tutmak için bir araç olan insan, sistemi eleştirmek hakkına bile sahip değildir. Nitekim Rusya'da Marksist –Leninist düzeni eleştirdikleri için milyonlarca insanın tutuklandığı ve işkence gördüğü tarihi bir vakıadır.

Öte yandan "sınıflar arası kavga" mantığı ile topluma huzur getirmenin mümkün olmayacağı ortadadır. İşçi ile işveren arasındaki, kavga kapitalist sistemin kendi problemidir. Kapitalist sistemde işçi fakirdir ve ezilmektedir.

Sosyalizm buna cevap olarak, "madem işçi sınıfı eziliyor; öyleyse herkes ezilsin, işveren de fakirleşsin" demiştir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik bir tarafta; diğer tarafta ise fakirlikte eşitlik anlayışı… Her iki şıkta da işçi her zaman fakir kalmıştır, ezilmiştir.

Milli Devlet ise, varlıkta adalet anlayışını getirmektedir. Yani hem işçi zenginleşecek, isterse işveren olabilecek, kimseye muhtaç olmadan hayatını ikame edeceği bir gelire malik olacak; hem de işveren dün kazandığından daha fazla kazanacak.

İşçi ve işveren arasında oluşacak uyum sürekli büyüme için gerekli olan hem tüketim hem de üretim artışını sağlayacaktır. Bir başka önemli nokta ise, Marksist düşüncenin aile kavramına da şiddetle karşı çıkmasıdır.

Gerçek şu ki, milletlerin varlığını sürdürmesi için gerekli olan üç unsurdan biri de, sağlam bir aile yapısına sahip olmasıdır. Ailenin olmadığı yerde, daha büyük bir aile olan milletin olması da beklenemez. Ailenin olmadığı yerde millet değil, sürü haline getirilmiş yığınlar olur." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı

Amasya'da yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak şarampole uçtuğu kazada yaralanan 24 kişi tedavi altına alındı. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

22.09.2026 04:00:00
İHA
 
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Edinilen bilgiye göre, İstanbul'dan Ağrı istikametine giden M.S idaresindeki 04 ABG 628 plakalı Has Ağrılı firmasına ait yolcu otobüsü, Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Gökçebağ köyü mevkiinde kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp şarampole uçtu.








Olay yerine AFAD, acil sağlık, polis ve jandarma ekipler, sevk edildi. Kazada 24 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.









Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. Yaralanan 20 yolcu ve 4 mürettebat facianın eşiğinden döndü. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.








Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.