logo
30 HAZİRAN 2026

KPSS başvuruları yarın başlıyor

ÖSYM'nin ilan ettiği takvimle birlikte milyonlarca adayın beklediği 2026-KPSS Lisans başvuruları yarın (1 Temmuz 2026) resmen başlıyor

30.06.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
KPSS başvuruları yarın başlıyor
KPSS başvuruları yarın başlıyor
ÖSYM'nin ilan ettiği takvimle birlikte milyonlarca adayın beklediği 2026-KPSS Lisans başvuruları yarın (1 Temmuz 2026) resmen başlıyor.

Ancak memur olabilme ümidiyle sınav harcını yatırmaya hazırlanan milyonlarca genç için bu süreç, sadece akademik bir maraton değil; adaletsizlik hissi, mülakat kaygısı ve kronikleşen bir umutsuzluk girdabı anlamına geliyor. Sınav sistemine yönelik yapısal eleştiriler ve mülakat mağduriyetleri, yarın başlayacak başvuru sürecine gölge düşürüyor.

Adayların derin bir karamsarlıkla



Gençler, üniversite eğitimi boyunca harcadıkları yılların ve maddi birikimlerin birkaç saatlik tek bir sınavla ölçülmesini adaletsiz buluyor.

Geçmiş yıllarda yaşanan soru sızıntısı ve sınav iptali skandalları, adayların ÖSYM'nin objektifliğine ve sınav güvenliğine olan inancını büyük ölçüde sarsmış durumda. Rekor puanlar alınmasına rağmen komik denebilecek kadar az açılan kadrolar nedeniyle yüz binlerce öğretmen, mühendis ve İİBF mezunu açıkta kalıyor.

Mülakat duvarı liyakati öldürüyor



KPSS sürecine dair en büyük öfke ve eleştiriyi mülakatlar oluşturuyor. Sınavda Türkiye derecesi yapan, 90 üzeri puan alan binlerce genç, dakikalar süren ve şeffaf olmayan mülakatlarda elenerek sistemin dışına itiliyor. Siyasi iktidarın mülakatları kaldıracağına dair verdiği sözlere rağmen uygulamanın biçim değiştirerek devam etmesi, gençlerde referansın (torpilin) liyakatten daha önemli olduğu algısını kalıcı hale getirdi.

Gençlik umutsuzluk ve ekonomik yük altında

Sınav kitapçıkları, dershane ücretleri ve her yıl katlanarak artan ÖSYM başvuru harçları, işsiz gençlerin sırtında ağır bir ekonomik kambura dönüştü.

Akranları hayata atılırken, odalarına kapanıp yıllarca KPSS çalışan gençlerde anksiyete, depresyon ve değersizlik hissi kronik bir boyuta ulaştı. Yarın başlayacak olan başvurular, birçok genç için bir umut kapısı olmaktan ziyade, "Acaba yine mi emeklerim çalınacak?" kaygısının tetikleyicisi konumunda.

Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor

Zorunlu trafik sigortasında hasar onarımları, değer kaybı tazminatı, yedek parça hiyerarşisi ve dijital bildirim süreçlerini baştan aşağı değiştiren yeni tebliğ 1 Temmuz 2026 itibarıyla resmen yürürlüğe giriyor

30.06.2026 14:10:00 / Güncelleme: 30.06.2026 14:10:04
Haber Merkezi
 
Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor
Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan bu tarihi düzenleme, sigorta uyuşmazlıklarını azaltmayı, vatandaşların mağduriyetlerini engellemeyi ve illegal aracıların haksız kazanç elde etmesinin önüne geçmeyi hedefliyor. Yarından itibaren sigorta şirketleri, eksperler ve araç sahipleri için tamamen yeni bir süreç başlayacak.

Değer kaybı tazminatında bürokrasi bitiyor

Yeni dönemin en büyük kolaylığı, kazalardan sonra yaşanan araç değer kaybı başvurularında olacak. Yarından itibaren yürürlüğe girecek sistemin detayları şunlar:

Otomatik Başvuru: Maddi hasarlı kaza sonrası sigorta şirketine hasar onarımı için başvuran hak sahipleri, ayrıca bir dilekçe vermelerine gerek kalmaksızın değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılacak.

Eksper Raporu Şartı: Görevlendirilen sigorta eksperi, araçtaki değer kaybı tutarını hazırlayacağı hasar raporunda net bir şekilde belirtecek.

Hızlı Bildirim: Sigorta şirketleri, hesaplanan değer kaybı tutarını nihai eksper raporunun kendilerine ulaştığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde hak sahibine dijital ortamda bildirmekle yükümlü olacak.

Değer Artışı Kesintisi Kalktı: Onarım yapılan araçta parça değişimi sebebiyle bir değer artışı oluşsa bile, sigorta şirketleri bu farkı tazminat tutarından düşemeyecek.

Yedek parçada orijinal önceliği

Hasar gören araçların onarım süreçlerinde parça değişim kuralları net bir hiyerarşiye bağlanıyor.

Kazalı araçlarda hasar gören parça onarılamıyorsa, öncelikli olarak orijinal parçayla değiştirilmesi zorunlu olacak.

Orijinal parçanın piyasada bulunamadığı durumlarda, ancak hak sahibinin açık onayı alınarak eşdeğer veya yeniden kullanılabilir (çıkma) parça monte edilebilecek.

Orijinal parçanın temin edilemediğini veya hak sahibinin eşdeğer parçaya onay verdiğini ispat etme yükümlülüğü tamamen sigorta şirketine ait olacak.

Pert araçlar ve prim düzenlemeleri

Sistemdeki suistimalleri engellemek adına "ağır hasarlı" (pert) araçlar ve temmuz ayı primleri için de yeni kurallar getirildi.

Eksper raporuyla ağır hasarlı olduğu belirlenen araçlar için, aracın trafikten çekildiğini gösteren "Trafikten Çekilmiştir" tescil belgesi sigorta şirketine sunulmadan hiçbir şekilde tazminat ödemesi yapılmayacak.

SEDDK'nın yayımladığı genelge doğrultusunda, Haziran 2026'da uygulanan azami trafik sigortası primleri, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yüzde 2 oranında artırılarak güncellenecek.

Bildirimler tamamen dijitalleşiyor

Süreçlerin şeffaflığı için tebliğe "kalıcı veri saklayıcısı" tanımı eklendi. Sigorta şirketleri ile vatandaşlar arasındaki tüm iletişim kısa mesaj (SMS), elektronik posta, mobil uygulamalar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi veya e-Devlet üzerinden yürütülecek ve kayıt altına alınacak. Böylece "bilgilendirme yapılmadı" iddiaları ve bürokratik gecikmeler tarihe karışacak.

Şile Belediyesi soruşturmasında 13 kişi tutuklandı

Şile Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 13'ü tutuklandı

 

30.06.2026 11:47:00
Anadolu Ajansı
 
Şile Belediyesi soruşturmasında 13 kişi tutuklandı
Şile Belediyesi soruşturmasında 13 kişi tutuklandı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Şile Belediyesi soruşturması kapsamında yapılan operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 13'ü, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Hakimlik, 4 şüphelinin ise adli kontrol hükümleri kapsamında serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, firari bir şüphelinin daha yakalanarak gözaltına alındığı öğrenildi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Şile Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "irtikap", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da bulunduğu 6 şüpheli, 10 Temmuz 2025'te gözaltına alınmıştı.

Belediye Başkanı Kabadayı, Oğuz Kaçmaz, Tuncay Tolga Özçakmak, Ali Şafak ve Evren Buçhan tutuklanmış, Aslı Kotan ise adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.

HTS kayıtları ve MASAK raporundaki hesap hareketlerinin incelenmesinin ardından haklarında gözaltı kararı verilen 22 şüpheli ise 23 Aralık 2025'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınmıştı. Bu şüphelilerden de 15'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı.

Şile Belediyesinde doğrudan temin, imar, ruhsat ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığının ve rüşvet alınarak haksız menfaat sağlandığının tespit edilmesi üzerine 26 Haziran'da da İstanbul ve İzmir'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Bu operasyonda 16 şüpheli gözaltına alınmış, sonradan 1 şüphelinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 17'ye yükselmişti. 

Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!


 
Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

30.06.2026 08:23:00
MURAT ÇORBACI
 
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!

Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, kilo verme sürecinin sanıldığından daha biyolojik ve sistemli bir mekanizma olduğunu belirterek, "Kilo vermek sadece tartıdaki rakamın azalması değildir. Vücut, depoladığı yağı enerjiye çevirdiğinde ortaya çıkan atıkların büyük bölümü nefesle dışarı atılır. Bu yüzden 'çok terledim, çok kilo verdim' düşüncesi yanıltıcıdır. Terleme çoğu zaman su kaybını gösterir; gerçek yağ kaybı ise sürdürülebilir beslenme, hareket ve metabolik dengeyle oluşur" dedi. Vücudun yağ depolarını kullanabilmesi için harcanan enerjinin alınan enerjiden fazla olması gerekir. Ancak bu durum, bilinçsizce aç kalmak anlamına gelmez. Uzun süreli açlık, çok düşük kalorili diyetler veya tek tip beslenme yöntemleri kısa vadede tartıda düşüş sağlayabilir; fakat bu kaybın önemli bir kısmı su ve kas kaybı olabilir.

Yağ kaybının sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için yeterli protein alımı, dengeli karbonhidrat ve yağ tüketimi, liften zengin beslenme, düzenli su tüketimi ve fiziksel aktivite büyük önem taşır. Özellikle kas kütlesinin korunması, verilen kilonun kalıcı olmasında kritik rol oynar.

Samet Yağlı, kilo verme sürecinde en büyük yanılgılardan birinin tartı odaklı düşünmek olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bir kişinin tartıda 2 kilo eksilmiş olması, 2 kilo yağ kaybettiği anlamına gelmez. Bu kayıp su, bağırsak içeriği veya kas kütlesinden de kaynaklanabilir. Gerçek başarı; bel çevresinin azalması, vücut yağ oranının düşmesi, kas kütlesinin korunması ve kişinin sürdürülebilir bir beslenme düzeni kazanmasıdır."

Bir sabah operasyonu daha


 
İstanbul merkezli kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli yakalandı. Soruşturmada, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30.06.2026 08:17:00 / Güncelleme: 30.06.2026 08:20:43
HABER MERKEZİ/AA
 
Bir sabah operasyonu daha
Bir sabah operasyonu daha

İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli gözaltına alındı.

Banka hareketleri izlendi

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analiz raporları, banka hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30 milyar liraya ulaştı

Bu kapsamda birbirleriyle yoğun ve organize şekilde para transferi gerçekleştirdiği belirlenen şirketler hakkında ayrıntılı mali inceleme yapan ekipler, soruşturmaya konu şirketlerin işlem hacminin yaklaşık 30 milyar liraya ulaştığı, bu işlem hacminin incelenen kişi ve şirketlerin beyan edilen ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığını belirledi.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından MASAK raporları, banka kayıtları, dijital incelemeler, iletişim kayıtları, ifade içerikleri ve diğer deliller doğrultusunda, soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantılı oldukları belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul, Ankara, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kilis, Kırklareli, Kocaeli ve Tokat'a eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Mallarına el konuldu

Operasyonda 37 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, ayrıca suçtan elde edildiği değerlendirilen 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu.

40 yıldır Suudi Arabistan'da mahsur

Suudi Arabistan'da mahkemeye katılmadığı gerekçesiyle 40 yıldır mahsur kalan yaşlı adam, Türkiye'ye dönmeyi bekliyor

29.06.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
40 yıldır Suudi Arabistan'da mahsur
40 yıldır Suudi Arabistan'da mahsur
Yaklaşık 40 yıl önce gittiği Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde mahsur kalan Ali Baybaş, yetkililerden yardım eli uzatılmasını istiyor. Sağlık sorunları ile başa çıkmaya çalışan yaşlı adam, Türkiye'ye döneceği günü bekliyor.

Aslen Sivaslı olan ve iddiaya göre 40 yıl önce gittiği Mekke'de kalan Ali Baybaş (77), yetkililerden yardım bekliyor. Orada açılan bir mahkemeye katılmadığı gerekçe gösterilerek ülke dışına çıkarılamayan 77 yaşındaki Ali Baybaş, çeşitli sağlık sorunları ile de başa çıkmaya çalışıyor. Mekke sokaklarında kalan ve vücudunun bir bölümünü kullanamayan Baybaş, yardım eli uzatılmasını bekliyor.

"Tek isteğim Türkiye beni alsın"

Suudi Arabistan'da bir Türk vatandaşının sahip çıktığı Ali Baybaş, "1949 Sivas'ın Gürün ilçesine bağlı Kavak köylüyüm. Ben 40 yıldır buradayım. Burada mahkeme vardı, gitmedim. Konsolosluk bana mahkeme gününü vermedi. Başımdaki yaralar düştüğüm için. Dengemi sağlayamadım. Kolum, ayağım ve belim felçli. Tek isteğim Türkiye beni alsın" dedi.

Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda yakalandı

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından soruşturma başlatılan Tamar Tanrıyar Aydın'ın Kuşadası ilçesinde polis ekipleri tarafından kruvaziyer gemisinde yakalandı

29.06.2026 13:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda yakalandı
Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda yakalandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından soruşturma başlatılan Tamar Tanrıyar'ın yurt dışına çıktığı tespit edilmiş, şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

Soruşturma kapsamında yapılan çalışmalarda, Tamar Tanrıyar'ın, Aydın'ın Kuşadası ilçesinde polis ekipleri tarafından yakalandığı öğrenildi. Tanrıyar'ın Kuşadası'nda işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.

Ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak

1 Temmuz 2022'den itibaren ilişiği kesilen ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak

29.06.2026 12:53:00
AA
 
Ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak
Ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak
Yükseköğretim Kanunu'nda bazı değişiklikler öngören kanun teklifinin çalışmalarında sona geldi.
Teklifle, kamuoyunda "öğrenci affı" olarak bilinen, ilişiği kesilen üniversite öğrencilerine yönelik düzenlemelere gidilecek.
Ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenim görenlerden 1 Temmuz 2022'den itibaren ilişikleri kesilenler ile kayıt yaptırma hakkı elde edip kayıt yaptırmayanlar, teklifin yasalaşarak yürürlüğe girmesinden 4 ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları üniversiteye başvuruda bulunmaları şartıyla 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine başlayacak.

Terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı ve ticaretinden mahkum olanlar, sahte belge dolayısıyla kaydı iptal edilenler, kayıt sırasında sahte belge verenler ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna dair karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı olanlar, düzenleme kapsamı dışında tutulacak.

Teklifle, Yükseköğretim Kanunu'nda bazı düzenlemeler de yapılacak. Kanun teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor.

Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı

Venezuela'yı sarsan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremler büyük yıkıma neden oldu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'de hangi fay segmentlerinin ikiz deprem potansiyeli taşıdığının belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi

29.06.2026 12:30:00 / Güncelleme: 29.06.2026 12:38:50
Haber Merkezi
 
Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı
Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı
Venezuela'yı sarsan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremler büyük yıkıma neden oldu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'de hangi fay segmentlerinin ikiz deprem potansiyeli taşıdığının belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi.

Güney Amerika ülkesi Venezuela'da 24 Haziran günü art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremlerin ardından arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Deprem felaketi nedeniyle şu ana kadar bin 450 can kaybı bildirildi. Ülke genelinde 3 bin 150'den fazla yaralı olduğu açıklandı.

Venezuela'da on binlerce kişinin hala kayıp olduğu tahmin edilirken, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varabilecek artçı şoklar yaşanabileceği ifade ediliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 39 saniye arayla meydana gelen iki depremin Karayip ve Güney Amerika tektonik plakalarının sınırında son 100 yılın en büyük depremlerinden biri olduğunu söyledi.

Birbirini tetikleyecek şekilde iki ana şok yaşandığını belirten Sözbilir, şunları kaydetti: "Bu depremler sismolojik anlamda ikiz deprem olarak tanımlanmaktadır. Sismolojik veriler, depremlerin Karayip ile Güney Amerika plakalarının sınırındaki doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı faylanma mekanizmasıyla geliştiğini ve deprem sırasında plakalar arasında en az üç metrelik bir yer değiştirme gerçekleştiğini göstermektedir. Bu durumda ilk sarsıntıda taşıyıcı sistemleri zayıflayan yapılar, henüz 40 saniye dolmadan meydana gelen ikinci depremde tamamen göçmüş olmalıdır. Bu durumun can kaybını ve fiziksel hasarı dramatik bir şekilde artıracağı öngörülmektedir. İkinci ana şokun 7,5 büyüklüğüne kadar çıkması nedeniyle, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varan artçı şokların olması beklenebilir."

Niğde'de havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 zanlı tutuklandı

Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesinde, 1 işçinin öldüğü, 1 işçinin de yaralandığı havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 şüpheli tutuklandı

29.06.2026 11:00:00
AA
 
Niğde'de havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 zanlı tutuklandı
Niğde'de havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 zanlı tutuklandı
Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesinde, 1 işçinin öldüğü, 1 işçinin de yaralandığı havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 şüpheli tutuklandı.

Gözaltına alınan 2 zanlı, hastanede sağlık kontrolünden geçirildi.

İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesindeki havai fişek fabrikasında 26 Haziran'da henüz belirlenemeyen nedenle meydana gelen patlamada, işçilerden Nuri Özkan hayatını kaybetmiş, Yasin Demirbaş ise yaralanmıştı.

İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." ifadesini kullandı

29.06.2026 07:00:00
AA
 
İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki
İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki

Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail hükümetinin Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara tepki gösterdi.

"Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." görüşünü aktaran Duran, şunları kaydetti:

"İsrail'in 1915 olaylarını sözde 'soykırım' olarak tanıması, ellerine bulaşan Filistinli masumların kanını, Orta Doğu'da yürüttükleri devlet terörünü ve fütursuzca işledikleri insanlık suçlarını örtbas etme çabasının beyhude bir dışavurumudur.

Ahlaki ve tarihi yükümlülüklerden bahsedenlerin, bugün hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve mülteci kamplarını aralıksız bombalayan, uluslararası hukuku ayaklar altına alan bir yapı olması insanlık tarihinin gördüğü en büyük ironidir. Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım suçuyla yargılananların Türkiye'ye tarih dersi vermeye veya vicdan bekçiliğine soyunmaya zerre kadar hakkı yoktur." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.