logo
24 HAZİRAN 2026

Küreselleşme, Vahşi Kapitalizmin Yeni Maskesi mi?

14.10.2001 00:00:00
İslam, küresel devlerin ortak düşmanı mı?

SO?UK SAVAŞ SONRASI YENİ DÜNYA DÜZENİ

Dünyaya nizamat verme konusunda Amerika aslında oldukça deneyimli (!?). Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Frankline Roosevelt, savaştan galip çıkmış olmanın verdiği güvenle, yeni dünya düzeni kurmak için projeler uygulamaya koymuşlardır. Sırasıyla Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletlerin kurulmasında ilgili başkanlar çok önemli rol oynamışlardır.

Roma İmparatorluğunun Pax Romana; Britanya İmparatorluğunun da Pax Britannica hayalleri vardı. Ama hepsinin ortak paydası "sömürgeci" oluşları idi. Sadece Türklerin Nizam-ı Alem ve Cihan Hakimiyeti Projeleri böyle bir sömürgeci karakter taşımamıştır. Hatta tersine fethedilen yerlere yapılan yatırımlar hep alınan vergilerden kat kat fazla olmuştur.

İçinde bulunduğumuz dönemin "Yeni Dünya Düzeni" şeklinde kavramsallaştırılması da esasen, ABD Başkanı George Bush tarafından yapılmıştı.

Bush, Körfez Savaşı sırasında Irak'a karşı oluşturulan ve içinde Sovyetler Birliği'nin de bulunduğu Körfez Koalisyonu'nu yönetimi, savaşın başarılı olması ve nihayet savaş sonrası dönemle ilgili "düşüncelerini" ifade etmek için bu kavramı kullanmaya o dönemde başladı. Başkan Bush ve ABD yönetimi, Sovyetler Birliği'nin etkisinin kaybolduğu dünya siyasetinde ve özellikle dönemin kritik noktası olan Ortadoğu'da, dengelerin ABD lehinde değişmekte olduğunu fark etmiş, aynen daha önceki ABD başkanları gibi, ABD'nin dünyada liderlik edeceği bir düzenin yaratılmasını hedeflemişti.

Başkan Bush, "siyasi özgürlük, insan hakları ve demokratik kurumların ve hukukun üstünlüğünün geçerli olacağı ve bölgesel çatışmaların diplomatik yollardan çözümleneceği istikrarlı ve güvenli bir dünya düzenin kurulacağını" vadediyordu. (Ramazan Gözen, Küreselleşme ve Uluslararası İlişkiler, Liberal Düşünce, Yıl: 97, sayı:7)

Ama bunun için küçük bir koşulu vardı; bunu için ABD her türlü şiddet kullanma hakkına sahipti.Üstelik vaadlerin gerçekleşmesi ABD çıkarlarına bağlı olacaktı.

NATO'NUN YENİ DÜŞMANI

Bu bağlamda NATO için yeni bir düşman ihtiyacı doğmuştu.NATO, sosyalist bir düşmana karşı kurulmuştu. Düşman ortadan kalktığına göre varlık sebebi de kalmamıştı.

Soğuk Savaş hem sebeplerinden hem sonuçlarından birisi olan NATO yeni dünya düzenine nasıl uyum sağlayacaktı?

Batı NATO için yeni bir düşman belirlemede gecikmedi. Yeni düşman İslam'dı. Bu bağlamda Yahudi asıllı Samuel Huntigton da Hıristiyan Batı uygarlığı için İslam Medeniyeti ile Konfüçyanist Çin'i hedef gösteriyordu.

İngiliz başbakanı Margaret Thatcher daha 7-8 Haziran 1990'de İskoçya'da toplanan NATO Zirvesi'nde, "Yeni düşman İslâm Dünyası" diyordu.

NATO'nun genel sekreterliğini yapan Belçikalı Willy Claes, çeşitli defalar, komünizmin çöküşünden sonra Batı için 'en ciddi tehdidi' İslâm'ın oluşturduğunu ileri sürüyordu. (http://www.mfa.gov.tr/grupa/percept/V-2/ysezgin.htm)

Yine yahudi asıllı Amerikalı tarihçi Prof. Dr. Bernard Lewis'in The Atlantic Monthly dergisinde 1990 Eylül'ünde yayımlanan "The Roots of Muslim Rage/Müslüman Öfkesinin Kökleri" başlıklı uzun makalesinde (http://www.theatlantic.com/issues/90sep/rage.htm) işlediği tez de, İslâm'ın sadece Hıristiyanlık'la değil, Hıristiyanlık Dünyası (Christendom) da denilebilecek bütün bir Batı ile kavgalı olduğudur.

En nihayet Bush'un 11 Eylül sonrasında sarfettiği Haçlı Seferleri projesi ile İtalyan başbakanı Silvio Berlusconi'nin dizinin ilk bölümünde ele aldığımız "Hıristiyan Batı, İslam'dan üstündür" mealindeki hezeyanını da bu bağlamda değerlendirmek gerek.

Berlusconi'nin sözlerinin bağlamı da Fehmi Koru'nun da dikkat çektiği üzere oldukça önemli:

"İtalyan başbakanı Berlusconi'nin, bu sözleri, Berlin'de, Alman Şansölyesi Gerhard Schröeder ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile görüştükten sonra ifade etmiş olması da dikkat çekici olsa gerek. Karşılarında konuştuğu İtalyan gazeteciler, Berlusconi'nin bu cümleleri büyük bir heyecanla sarf ettiğini bildiriyorlar. Belli ki, üç lider başbaşa görüşmelerinde İslâm Dünyası'na yönelik bir değerlendirme yapmış ve kendilerince bir yöntem belirlemişler; diğerleri susmayı yeğler (veya gazetecilere 'off-the-record' kuralı uygular) iken Berlusconi içeride konuştuklarını dışarıya

yansıtmakta bir beis görmemiş." (Fehmi Koru, Berlusconi Gerçekte Ne Dedi? 29. 09. 2001 - Yeni Şafak)

ULUS-DEVLETİN SONU MU?

Bunun bir yansıması olarak Ulus-Devletlerin sonunu hazırlamaktadır küreselleşme süreci.

Küreselleşme siyasal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla birlikte ulus-devletleri içerden ve dışardan kıskaca almaktadır.

Ulus-devletlere küresel tehdit çift yönlü işlemektedir: İlkin ulus-devletler, Türkiye örneğinde yaşdığımız gibi ekonomik anlamda borç tuzağına düşürelerek sömürgeleştirilmekte bu sayede de siyasal anlamda uydulaştırılmaktadır. İkincisi ulus-devletin içindeki kültürel etnik vs farklılıklar radikalleştirilerek (PKK'nın terör eylemerini ve şimdi de PKK'nın Batı tarafından siyasallaştırılma sürecini hatırlayalım) içerden zayıflatılmaktadır.

Küresel güçler böylece bağımsız ulus devletleri, sömürge-uydu devletlere dönüştürmektedirler.

Küresel devlerin saldırısına rağmen rağmen ulus-devlete sahip çıkmak gerekir. Çünkü küresel güçlere teslimiyetin sonuçları ortadadır: Askeri değil ama ekonomik işgal, etnik parçalanma... Hollywood filmleri, McDonalds, Coca Cola (ve Coca-colanization)...

ABD'NİN GELECE?İ

1987'de önce, "iki yıl sonra ne olacak?" diye bir soru sorulsaydı, pek çok uluslararası ilişkiler uzmanları "pek bir şey değişmeyecek" derlerdi. Fakat 1989'dan sonraki iki yılda, yani 1989-1991 döneminde, tüm dünyanın uluslararası politikada çok köklü değişikliklere tanık oldu. Bu dönemde, elli yıldır alışılmış olan çift kutuplu uluslararası sistem tamamen çöktü ve hiç bilmediğimiz, kuralları tahmin edemeyen yeni bir uluslararası siyasi sistem gelişti.

ABD'nin korkularından birisi yoksa SSCB gibi umulmadık bir bizçimde birdenbire çökmek mi?

Amerikan askerlerinin savaş psikolojisi

1969'da Vietnam'da askerliğini yapan bir grup Amerikan askeri, My Lai halkından bazı sivilleri öldürmüştü. Bu, Vietnam Savaşı'nın skandallarından biri haline geldi ve kişisel ahlaki vicdan ile yetkeye itaat arasındaki çelişkiyi yeniden toplum bilincine dönüştürdü. Aşağıdakiler, CBS News'dan mike Wallace'ın röportaj yaptığı askerlerden birinin olay hakkındaki açıklamalarıdır.

S. Her helikopterde kaç kişi vardı?

Y. Beş kişi. Köyün yakınında karaya indik, hepimiz sıraya girdik ve köye doğru yürümeye başladık. Bir adım vardı, siperde bir Vietnamlı vardı; orada, aşağıda kıvrılmıştı. Adam seslendi, burada bir Vietnamlı var dedi.

S. Bu adam kaç yaşlarındaydı? Demek isteidğim, bu bir savaşçı mıydı yoksa yaşlı bir adam mıydı?

Y. Yaşlı bir adamdı. Adam onu çekti ve burada bir Vietnamlı var dedi, sonra Çavuş Mitchell adama seslenip, onu vur dedi.

S. Çavuş Mitchell yirminizin de amiri miydi?

Y. Bütün müfrezenin amiriydi. Sonra adam onu vurdu. Böylece köye girdik, köyü ardamaya, insanları toplamaya ve köyün merkezini gözden geçirmeye başladık.

S. Kaç kişi topladınız?

Y. Köyün merkezine topladıklarımız kırk elli kişi kadar vardı. Onları oraya koyduk, orası, köyün merkezi sanki küçük bir ada gibiydi diyebilirim... Sonra...

S. Ne tür insanlardı -erkekler, kadınlar, çocuklar mıydı bunlar?

Y. Erkekler, kadınlar, çocuklar.

S. Ya bebekler?

Y. Bebekler de. Onlar bir araya topladık. Çömelmelerini söyledik ve Teğmen Calley gelip "onlra ne yapacağını biliyorsun, değil mi?" dedi. Ben de evet dedim. Sadece onları gözlememizi istediğini sandım. Teğmen gitti, on-on beş dakika sonra gerip gelip "Neden onları hala öldürmediniz?" dedi... "Onları öldürmemizi istediğinizi sanmıyordum" dedim. "Hayır", dedi. "Onları ölü istiyorum". Böylece...

S. Bunları hepinize mi yoksa özellikle sana mı söyledi?

Y. Onun karşısında duran bendim. İşte böyle, ama öbür üç dört kişi de onu duydu, teğmen yarım metre kadar geri gitti ve onlara ateş etmeye başladı. Ve bana ateş etmeye başlamamı söyledi. Böylece, ateş etmeye başladım; grubun üstüne dört şarjör boşalttım.

S. Dört şarjörü boşalttığın silah neydi?

Y. M-16

S. Bu kaç tane şarjör yani, kaç tane mermi demek?

Y. Her şarjörde on yedi atımlık kurşun vardı.

S. Demek ki yaklaşık altmış yedi el ateş ettin.

Y. Evet.

S. Kaç kişiyi öldürdün? O zaman?

Y. Otomatik olarak ateş ettim, bu yüzden bilmem mümkün değil... Bulundukları alanı tarıyorsun, kaç kişi öldürmüş olabilirim?..

S. Erkek, kadın, çocuk?

Y. Erkek, kadın çocuk.

S. Ya bebekler?

Y. Bebekler de...

S. Peki. Ya sonra?

Y. Böylece onları, daha çok insanı toplamaya başladık, yedi sekiz kişiyi kulübeye sokup, üzerlerine bir el bombası attık.

S. Bundan başka insan topladınız mı?

Y. Toplamaya devam ediyorduk, yedi sekiz kişi daha vardı. Onları da kulübeye sokmamız gerekiyordu, işte onları da kulübeye koyup, üzerlerine bir elbombası attık. Birisi vadinin yamacında bir çukur kazmıştı, onları vadinin yamacına getirmemizi söyledi, böylece onları çıkarıp, oraya götürdük o zamana kadar oraya götürdüğümüz başkaları vardı ve yetmiş-yetmiş beş kişi orada toplanmıştı. Böylece bizimkileri de onların yanına attık ve Teğmen Calley bana "Asker, yapacak bir işimiz daha var" dedi, sonra insanlara doğru yürüdü, onları aşağı itmeye ve onlara ateş etmeye başladı...

S. Çukura mı itmeye başladı?

Y. Çukura. Bir hendekti. Onları aşağı itmeye ve onlara ateş etmeye başladık, hep birlikte hepsini aşağı itiverdik ve onları otomatik silahlarla taramaya başladık. Ve sonra...

S. Yine erkekleri, kadınları ve çocukları mı?

Y. Erkekleri, kadınları ve çocukları.

S. Ya bebekler?

Y. Bebekleri de. Böylece onlara ateş etmeye başladık, içimizden birisi cephane harcamamak için tek el atış yapmamızı söyledi. Böylece tek el atışa çevirdik ve bir kaç atış daha yaptık...

S. Bunu neden yaptın?

Y. Neden mi yaptım? Çünkü bana yapmam emredilmiş gibi hissediyordum ve o zaman öyle gibiydi. Doğru şeyi yaptığım hissi içindeydim, çünkü dediğim gibi, arkadaşlarımı kaybetmiştim. Çok iyi bir arkadaşımı, Bobby Wilson'ı kaybetmiştim ve bu kaybın vicdani yükü üzerimde hissediyordum. Bu yüzden, yaptıktan sonra kendimi iyi hissettim, ama daha sonra aynı gün, yaptıklarım beni rahatsız etmeye başladı.

S. Evli misin?

Y. Evet.

S. Çocuğun var mı?

Y. İki tane.

S. Yaşları kaç?

Y. Oğlan iki buçuk, kız bir buçuk yaşında.

S. Açıkça, aklıma şu soru geliyor... Böyle iki küçük çocuk babası bir insan... bebekleri nasıl vurabilir?

Y. Küçük kızım henüz doğmamıştı o zamanlar, sadece küçük oğlum vardı.

S. Söyler misin... Bebekleri nasıl vuruyordun.

Y. Bilmiyorum.. öyle bir şey işte.

S. Sana göre o gün kaç kişi öldürülmüştür?

Y. Kanımca, yaklaşık üç yüz yetmiş kişi.

S. Bu sonuca nasıl ulaşıyorsun?

Y. Bakarak.

S. Kendin bu kadar çok insanın öldürüldüğünü söylüyorsun, sence kaçının ölümünden sen sorumlusun?

Y. Bilemem.

S. Yirmi beş mi? Elli mi?

Y. Bilemem. Yalnızca çok sayıda olduğunu biliyorum.

S. Peki ateş edenler kaç kişiydi?

Y. Bakın, bunu da bilemiyorum... orada bir müfreze daha vardı, sonra... ama kaç kişi olduklarını bilemiyorum.

S. Bu siviller sıraya dizilip mi kurşunlandı? Çapraz ateşle öldürülmediler mi?

Y. Sıraya dizilmemişlerdi... Hendeğe itilmişlerdi, kimi oturuyordu, kimi çömelmişti... ve vuruldular.

S. Bu siviller özellikle kadınlar ve çocuklar, yaşlı insanlar ne yaptı? Size ne söylediler?

Y. Söyleyecekleri pek bir şey yoktu. Yaptığımız onları aşağı itmekti, onlar da kendilerine söyleneni yapıyorlardı.

S. Yalvarmıyorlar mıydı ya da "hayır ..... hayır" veya benzeri şeyler söylemiyorlar mıydı?

Y. Evet. Yalvarıyorlar ve "hayır, hayır" diyorlardı. Anneler çocuklarına sarılıyordu ve... ama onlar ateş etmeye devam ediyordu. Yani, biz ateş etmeye devam ediyorduk. Onlar kollarını sallıyor ve yalvarıyorlardı...

(The New York Times, 25 kasım 1969)

Ali KARATEPE /Mustafa ÇİÇEK

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.