Bir kere hasta ziyaretine giden Malik b. Dinar karşılaştığı manzarayı şöyle anlatıyor: - Baktım, hastanın eceli yakın, kendisine kelime-i şehadet arz ettim, ama ne kadar çabaladıysam, bir türlü söyleyemedi. Durmadan:
- On, on bir, diyordu.Sonra bana döndü. Kekeleyerek:- Ey hazret, önümdeateşten bir dağ var! Ne zaman kelime-i şehadeti söylemeye teşebbüs etsem, bu ateş bana hücum ediyor, dedi.Arkadaşlarından, bu zatın daha önceleri ne işle meşgul olduğunu sordum:- Malını ribaya verir, faizini yer, ölçü ve tartıda ise hile yapardı, dediler.Afiyette Olduğum GünHatm-i Asam'a, - Ne istersin? diye sorulmuş. - Akşama kadar âfiyette olmak isterim, demiş.- Her gün afiyette değil misn? Denilmiş. O da:- Afiyette olduğum gün, günah işlemediğim gündür, demişti.
- On, on bir, diyordu.Sonra bana döndü. Kekeleyerek:- Ey hazret, önümdeateşten bir dağ var! Ne zaman kelime-i şehadeti söylemeye teşebbüs etsem, bu ateş bana hücum ediyor, dedi.Arkadaşlarından, bu zatın daha önceleri ne işle meşgul olduğunu sordum:- Malını ribaya verir, faizini yer, ölçü ve tartıda ise hile yapardı, dediler.Afiyette Olduğum GünHatm-i Asam'a, - Ne istersin? diye sorulmuş. - Akşama kadar âfiyette olmak isterim, demiş.- Her gün afiyette değil misn? Denilmiş. O da:- Afiyette olduğum gün, günah işlemediğim gündür, demişti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
























































































