logo
22 MART 2026


Lozan’a göre Kürtler de Müslümandır ve Türk’tür

Bir Bektaşî olan Atatürk, tıpkı Hacı Bektaş gibi, etnik kimlikleri İslam potasında eritmiş ve etnik ayrım yapmadan Müslüman olanların Türk olduğu bir kimlik ortaya çıkarmıştır

02.01.2023 08:28:00
Lozan’a göre Kürtler de Müslümandır ve Türk’tür
Lozan’a göre Kürtler de Müslümandır ve Türk’tür
Bir Bektaşî olan Atatürk, tıpkı Hacı Bektaş gibi, etnik kimlikleri İslam potasında eritmiş ve etnik ayrım yapmadan Müslüman olanların Türk olduğu bir kimlik ortaya çıkarmıştır.

Malûm, Hacı Bektaş'ın Anadolu'ya geldiği dönemlerde, burada Keldani, Yezdani, Türk, Kürt vs. etnik kimlikler mevcuttu.

O, İslam hamuru ile yoğurarak burayı Türk ve Müslüman hale getirmişti.

Mustafa Kemal'in Lozan'da, "azınlık olanlar, sadece gayri-müslimlerdir" ayrımı da Hünkâr'ın geleneğinin devamıdır. Anadolu birliğinin de anahtarıdır.

Lozan'da yapılan tarihî millet tanımı; İngilizlerin, Kurtuluş Savaşı boyunca ve hatta günümüze kadar uzanan Kürtleri, "azınlıksınız" diyerek ayaklandırma çalışmalarının da önüne geçmiştir.

Zaten Mustafa Kemal, Kürtler üzerinden planlanan bölücü faaliyetlerin önünü henüz savaşın başında, 1919'da kesmiştir.

Nutuk'ta, İngilizlerin tüm faaliyetlerine karşı Kürtlerin Türklerle beraber Kuvva hareketinde yer aldığının altını çizer:

". İngiliz koruyuculuğunda bağımsız bir Kürdistan kurulmasına ilişkin İngiliz propagandası ve bundan yana olanlar etkisiz kılındı. Kürtler de Türklerle birleşti."'

Bakınız, Kürtlerin İslam temelinde diğer etnik kimliklerle beraber düşmana karşı savunma yaptığını, 15 Eylül 1919'da Malatya Mutasarrıfı Vekili vasıtasıyla Hacı Kaya ve Şatzade Mustafa ağalara yazdığı telgrafta şöyle vurgulamıştır:

"Padişah ve millet hainlerinin aldatmalarına kapılarak, maazallah İslam arasında kan akıtılması ve günahsız zavallı Kürt kardeşlerimizden birçoğunun padişah askerleri tarafından telef edilmesi gibi, dünya ve ahiret pek acı bir akıbetin ortaya çıkmasının engellenmesi emrinde geçen vatanperverane çalışmalarınız, Sivas Genel Kongre heyetince takdire ve şükrana değer görülmüştür.

Sizler gibi din ve namus sahibi büyükler oldukça, Türk ve Kürdün yekdiğerinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşamakta devam eyleyeceği ve hilafet makamı etrafında sarsılmaz bir vücut halinde dâhil ve hariç düşmanlarımıza karşı demirden bir kale halinde kalacağı şüphesizdir..." 

Garzan'da başkanlarından Cemil Çeto Bey'e, 13 Ağustos 1919 tarihli telgrafı İngilizlerin emellerini ortaya koymaktadır:

"... Bildiğiniz ve bundan böyle öğreneceğiniz gibi, ateşkesten sonra İtilaf Devletleri devlet ve ulusumuzun haklarına hiç saygı göstermeyip, ülkemizi parçalamak ve doğu illerini Ermenilere vermek, Batı illerimizden İzmir gibi en bayındır yerleri Rumlara bağışlamak, Karadeniz kıyılarında bir Pontus hükûmeti kurmak amaçlarına düştüler.

Bir yandan da İngilizler Diyarbekir ve yöresi halkını aldatarak türlü türlü biçimler vermeye kalkıştılar.

... Birkaç güne değin bütün Batı Anadolu ve Rumeli illeri delegelerinden oluşmak üzere Sivas'ta genel bir kongre toplanacaktır. Böylece bütün ulus tek bir beden olarak haklarını savunacak hale gelecektir.

... Yardım ve çabanızla o dolaylarda az zamanda örgütün, sunduğum tüzüğü hükümlerine uygun olarak oluşturulacağınıza ve İngilizlerin ulusumuzu parçalamaya ve yurdumuzu Ermeni ayakları altında çiğnemeye yönelik olan dolaplarına meydan verilmeyeceğine inanıyorum. 3. Ordu Eski Müfettişi."

Hatta Mustafa Kemal, İngilizlerle beraber hareket eden Kürtlerin dinlerini satmış olduğunu vurgulayarak, Türk milleti tanımında yer alan Müslüman Kürt ve Türklerin Türk olduğu tezini daha 1919'da vurgulamaktadır:

"Kemah'ta eski milletvekili Sağırzadelerden Halet beyefendiye;



İngiliz koruyuculuğunda bağımsız bir Kürdistan kurulması amacıyla propaganda yapmakta olan İngiliz binbaşılarından Mister Noel'in, din ve uluslarını satmış Kürt beylerinden Ekrem, Kamran Ali, Celadet'le Malatya'ya geldiğini, İstanbul hükûmetinin düşüncelerini yürüten Harput valisinin de bunlara katıldığı. Sivas, 9-9-1919, Mustafa Kemal."

Yine Nutuk'ta, Erzurum Kongresi'nden sonra Kürt aşiret liderlerinden bazılarına gönderdiği ve Ermenistan hayaline ve işgale karşı, bir millet olarak müdafaa çağrısında bulunduğu telgraflara yer verir.

Mutki aşiret başkanı Hacı Musa Bey'e, 10 Ağustos 1919'da gönderdiği telgraf örneği şöyledir:

"Saygıdeğer efendim,

2. Ordu Komutanlığı'nda bulunduğum sırada ve pek ağır durumlarda aramızda oluşan gönül bağlarının değerli anıları her zaman bende saklı kalmıştır.

(...) Bu arada son zamanlarda Bitlis'in düşmandan geri alınmasında orduya yaptığınız eylemli yardımın değeri, Mutki bölgesinin düşmana karşı korunmasında harcadığınız çaba ve çalışmaların önemi her zaman beğeni ve teşekkürle anılmaktadır.

(…) Ne yazık ki, düşmanlarımızın bugün devlet ve ulusumuza karşı pek haince bir durum alarak ülkemizi tümüyle parçalamak, İslam dünyası için yüzyıllardan beri kanlarını akıtan ulusumuzun egemenlik hak ve bağımsızlığını elinden alarak köle durumuna düşürmek için çalıştıkları, atalarımızın bıraktığı anayurtta Ermenistan yapmaya çalıştıkları pek açık olarak görünüyor.

Pek büyük üzüntülerle karşılanacak alçakça durumlardandır ki, ulusun gücüne dayanmayı yurt görevi ve gerçek ödev bilmesi gereken, İstanbul'daki hükûmet tümüyle güçsüzlük ve miskinlik içerisinde yönetiminin dizginlerini, etkileri önünde baş eğdiği düşmanlarımıza bırakıyor...

(...) Birçok savunma derneklerinin katılmasıyla ulusu birleştirmek ve yaşamımıza kıymak isteyen düşmanlarımıza karşı güçlü bulundurmak amacı ile Erzurum'da bir kongre toplanmıştır. Yüksek kişiliğiniz de kongrenin oy birliği ile bu Heyet-i Temsiliye üyeliğine seçildiniz." 

Yine 13 Ağustos 1919 tarihli Bitlis, Kührevizade Şeyh Abdülbaki efendi hazretlerine yazılan telgraf şöyleydi:

"Faziletlu efendim,

Yüce halifelik ve saltanat katının, yurt ve ulusumuzun içinde bulunduğu güç durum sizce bilinmektedir. Bugün için tek kurtuluş umarı ulusun birliğini bütün dünyaya göstermek ve haklarımızı ve kutsal bildiklerimizin ulusun göstereceği güç ile kurtarmaktır. 3. Ordu Eski Müfettişi, Mustafa Kemal."
 
13 Ağustos 1919 tarihli başka bir telgraf ise Şırnaklı Abdurrahman Ağa, Dirşulu (Dirveşli) Ömer Ağa, Muşarlı Resul Ağa'ya çekilmiştir.

"Yurtsever efendim" diye başlar;

"Yüksek kişiliğinizin yüce halifelik ve saltanata olan bağlılıkları ve kutsal yurdumuzun Ermeni ayakları altında çiğnenmesine kesinlikle razı olmayacakları herkesçe bilinmektedir.

(…) Örgütlerin o çerçeve uygulanmasının hızlandırılması ve kolaylaştırılması(nı) ve dokuncalı düşman aşılanmalarına kesinlikle engel olmak konularında bilinen ulusal onur ve çabalarının verimlerini tam inancımızla bekler ve gözlerinizden öperim efendim. 3. Ordu Eski Müfettişi, Mustafa Kemal." 

Nurşinli büyük şeyhlerden Şeyh Ziyaettin Efendi'ye de 13 Ağustos 1919'da telgrafla Millî Mücadele'ye destek mesajı vermiştir:

"... Bugün halifelik katının, Osmanlı saltanatının ve kutsal yurdumuzun düşmanlarımızca nasıl incitilmekte ve doğu illerimizin Ermenilere armağan edilmesinde direnilmekte olduğu sizce bilinmektedir.

Ulusa dayanmayan İstanbul'daki hükûmetin bütün bu düşman saldırıları karşısında güçsüz ve geçersiz kalarak ulusun ve ülkenin haklarını savunamamakta olduğu gerçekleşmiştir.

Ulusumuzun varlığını ve birliğini bütün dünyaya göstermek ve haklarımızın tek yanlı ve kişisel kararlarla yok edilmesine izin veremeyeceğimizi anlatmak amacıyla övücünüz ben, resmi makam ve sanımdan sıyrılarak ulusun içinde ve ulusla birlikte çalışmaktan başka umar göremedim ve hemen askerlikten isteğimle ayrıldım...

Erdemli kişilikleri derneğimizin en saygıdeğer üyelerinden bulunduğunuzdan, kutsal amacın elde edilmesi için herkesçe bilinen yardım ve çabalarınızın, örgütlerimizin o dolaylarda çabuklaştırılmasına ve dokuncalı düşman aşılamalarının yok edilmesine harcanacağına inanıyorum. 3. Ordu Eski Müfettişi, Mustafa Kemal." 

Kansu, hatıratında Kürtleri ayaklandırmaya uğraşan İngiliz binbaşısı Noel hakkında, Sivas Valisi Reşit'in telgrafına yer verir:

"10 Eylül 1335 (1919).

Evvela infisalim hakkındaki irade-i seniye-i hazreti hilafetpenahinin resmen tebliğini rica ederim.

Saniyen suret-i mevsukada haber alındığına göre vali-i lahik Galip Bey'in Sivas'a beraber girmek üzere Malatya'da birtakım eşkıya ve eşirrayı başına toplamak ihanetinde bulunduğu görülmesi üzerine derdestine teşebbüs olunmuş ise de, refakatinde bulunan İngiliz binbaşısı Noel, Malatya Mutasarrıfı Bedirhanilerden Halil ve mazhar-ı teshilat olmaları için taraf-ı devletlerinden yedlerine vesika verilen Kamuran ve Celadet ve Diyarbekirli Cemil Paşazade Ekrem Bey'lerle beraber Kahte istikametine doğru firar etmişler ve el'an takip edilmekte bulunmuşlardır... Sivas Valisi Reşit." 

Nutuk'ta, 9.9.1919 tarihli 62 no'lu belge aynı konuyu anlatır:

"... Bağımsız Kürdistan kurulması propagandası yapmakta olan İngiliz binbaşısı Mister Noel, yanında Mevlanzade Rifat, Bedirhanlılardan Kamran, Celadet ve Cemilpaşazade Ekrem Beyler adlarındaki kişilerle Malatya'ya gelerek Elaziz Valisi Ali Galip Bey de kendilerine katılarak, Bedirhanlılardan olan Sancak Mutasarrıfı Halil Bey'le birlikte ulus ve yurdun kötülüğüne işler çevirmeye yeltendikleri ve sözde postayı vuranları izlemek amacıyla çevreden Kürtler getirtmeye kalkıştıkları haber alındığından." 

Yukarıda Said Molla'nın İngiliz ajanlığı yaparken yazdığı mektupları verdik. Bu mektuplara göre Molla Said ile İngilizler arasında bir rahipten; rahip Frew'den bahsedilir.

Mustafa Kemal Nutuk'ta, Kürt aşiretleri kışkırtmakla görevli bu rahibe yazdığı bir mektuba yer verir:

"... Efendiler, bütün bu gizli tertibat kaynaklarının, Rahip Frew'in kafasında toplandığı ve oradan din kardeşlerimiz olacak hainlerin kafalarına akıtılarak fiiliyata dönüştüğü tahmin olunduğundan, Rahip Frew'in bir zaman için olsun bu işlerden uzak kalmasını sağlar düşüncesiyle bizzat kendisine bir mektup yazdım. Mektubun iyi anlaşılabilmesi için bizzat şu bilgiyi de ilave edeyim ki, ben Mister Frew ile İstanbul'da bir iki defa görüşmüş ve tartışmıştım. Frew'e Fransızca gönderdiğim mektubun Türkçesi şudur:

Mister Frew'e,

Zat-ı âlinizle Mösyö Martin'in vasıtasıyla yaptığımız görüşmelerin hatırasını memnuniyetle muhafaza etmekteyim.

Senelerce memleketimizde ve milletimiz arasında yaşamış olan zat-ı âliniz, hakkımızda en doğru fikir ve kanaatleri taşıyacağınızı ümit ederdim.

Hâlbuki, ne yazık ki, İstanbul çevresinde sizinle temasa geçen bazı gafil ve menfaat perest kimselerin sizi yanlış istikametlere sevk ettiklerini pek büyük bir esefle anlıyorum.

Bunlar arasında Said Molla ile takip ve tatbikine başladığınız, güvenilir kaynaklardan haber alınan planın, İngiltere milletinin cidden kabul edemeyeceği bir mahiyette olduğunu arz etmekliğime müsaadenizi rica ederim.

Milletimiz, Said Mola'nın değil, fakat gerçek vatanperverlerimiz gözüyle görüldüğü takdirde böyle planların artık memleketimiz ve milletimiz üzerinde tatbik alanı kalmadığına kolaylıkla hükmolunabilir.

Nitekim daha bugünlerde yaşanmış olan Adapazarı ve Karacabey hadiselerinin başarısızlığa uğramış olması sözümüzü teyide kâfidir. Fakat buna ne hacet vardı?

İngiliz subayı Noel'in, Diyarbakır havalisinde Müslüman Kürt halkını kışkırtmak için birçok kez çalıştıktan sonra, Malatya'da eski Elaziz Valisi Galip ve Malatya Mutasarrıfı Halil beylerle Sivas aleyhine yaratmaya çalıştığı olay, netice itibarıyla medeniyet dünyasına karşı utanç verici değil midir?

Said Molla vasıtasıyla Adapazarı'na gönderilen iki bin liranın yakında müspet netice vereceği hakkındaki vaadin asılsızlığını olaylar size ispat etmiş olacağından fazla söze lüzum görmem.

Aynı dönemde, Said Molla'nın da içinde bulunduğu guruba Kürt Teali Cemiyeti kurdurulmuştur.

Said Molla'nın Kuvva hareketine ve Mustafa Kemal'e hainlikleri ve İngilizlerle işbirliği, Said Molla ve Said Nursi ile ilgili bölümlerde detaylı şekilde verilmiştir.

Kürt Teali Cemiyeti hakkında 1919 senesinde İngiliz Tuğgeneral J. Dunkan raporunda, "Kürt Teali Cemiyeti'nin İngilizlerin desteği ile bağımsız Kürdistan" için mücadele ettiğini Diyarbakır, Dersim, Siirt, Harput ve Malatya'da şubelerinin olduğunu yazar." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eseri sh: 791)

"Patlamayı duyduk, bomba zannettim"

İstanbul Fatih'te doğalgaz patlaması nedeniyle iki binanın çöktüğü olayla ilgili konuşan mahalleli, büyük panik yaşadıklarını anlattı

22.03.2026 20:28:00
İhlas Haber Ajansı
"Patlamayı duyduk, bomba zannettim"
"Patlamayı duyduk, bomba zannettim"
İstanbul Fatih'te doğalgaz patlaması nedeniyle iki binanın çöktüğü olayla ilgili konuşan mahalleli, büyük panik yaşadıklarını anlattı.
Ayvansaray Mahallesi'nde, doğalgaz patlaması sonrası iki binanın çökmesi sonucu 11 kişi enkaz altına kalmıştı. Yürütülen çalışmalar sırasında 1 vatandaşın cansız bedenine ulaşılmıştı. Ekiplerin yaptığı çalışmalar sonucu tüm vatandaşlar enkaz altından çıkarıldı. Ekiplerin enkazdaki çalışmaları tamamlanırken, konuya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma sürüyor. Patlama sonrası yaralanan vatandaşların tedavileri devam ediyor.

"Patlamayı duyduk, ben bomba zannettim"
Olayla ilgili konuyan mahalleli Necat Cankurtaran ise, "Uyuyordum sese kalktım. Geldik baktık, her taraf yıkılmış halde gördük. Benim dayım oturuyor bir tanesinde de. Hastanedeymiş, durumu iyiymiş, haberini aldık da" dedi.
Patlamanın yaşandığı mahallede oturan Reyhan Özçalışkan isimli vatandaş, "Patlamayı duyduk, ben bomba zannettim. Öyle bir yüksek patlamaydı. Sonra herkes kapıya çıktı. Herkes birine bakıyor. Bir de kuşlar böyle gökyüzünde sesli bir şekilde uçmaya başladı. Sonra buraya geldik, herkes geldi. Doğalgaz patlaması olduğunu söylüyorlar" şeklinde konuştu.İHA

Katar'da 3 şehit verdik


 
 
Katar'da düşen helikopterde 1 TSK personeli ile 2 ASELSAN teknisyeni şehit oldu. Helikopterin düşüş nedeni 'teknik arıza' olarak açıklandı. 

22.03.2026 19:07:00 / Güncelleme: 22.03.2026 19:13:49
Haber Merkezi/AA
 Katar'da 3 şehit verdik
 Katar'da 3 şehit verdik

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Katar'da düşen helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olduğunu bildirdi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye ile Katar arasındaki askeri işbirliği ve koordinasyon faaliyetlerinin, mevcut anlaşma ve planlamalar çerçevesinde kesintisiz sürdürüldüğü vurgulandı.

Eğitim faaliyetleri yürütülüyordu

Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri yürüten Katar Silahlı Kuvvetlerine ait bir helikopterin önceki akşam ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğrayıp denize düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Başlatılan arama kurtarma faaliyeti ile helikopterin enkazına ve şehitlerimizin naaşına ulaşılmıştır. Kazada, helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri personeli, 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN personeli teknisyen şehit olmuştur. Kaza kırımın kesin nedeni, Katar makamlarınca yapılacak inceleme sonucunda belirlenecektir. Bu elim kazada hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Katar Silahlı Kuvvetlerine, ASELSAN'a, Türk milleti ile kardeş Katar halkına başsağlığı dileriz."

Şehit Binbaşı'nın ailesine haber verildi

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin'in Isparta'daki ailesine şehadet haberi ulaştırıldı. Binbaşı Taştekin'in şehadet haberi, Gülcü Mahallesi'nde yaşayan ailesine Isparta Vali Yardımcısı Hamdullah Süphi Özgödek tarafından verildi.

 
Katar'dan yapılan açıklama
 
Katar İçişleri Bakanlığı da, bu (22 Mart) sabah rutin görevi sırasında teknik arıza nedeniyle ülke kara sularına düşen helikopterdeki 7 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Katar'da düşen helikopterde bulunan 4 Katar Silahlı Kuvvetleri ve 1 Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile 2 ASELSAN teknisyeninin şehit olduğunu bildirmişti.

Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor


 
Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025'te yayımladığı "Yalnızlıktan Sosyal Bağlantıya: Daha Sağlıklı Toplumlar İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporu, yalnızlığın küresel ölçekte yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. 

21.03.2026 22:52:00
MURAT ÇORBACI
 Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor
 Yalnızlık pek çok hastalığı tetikliyor

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2025'te yayımladığı "Yalnızlıktan Sosyal Bağlantıya: Daha Sağlıklı Toplumlar İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporu, yalnızlığın küresel ölçekte yaygın bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Oğuzhan Zahmacıoğlu, konuya ilişkin açıklamasında, yalnızlığın beyinde sürekli bir tehdit algısı oluşturduğunu belirterek, "Kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor" ifadelerini kullandı. Yalnızlığın sadece ruhsal bir durum olmadığını ifade eden Zahmacıoğlu, "Kalp hastalıkları, diyabet, demans ve erken ölüm riskini ciddi biçimde artırıyor. Yalnızlık beyinde sürekli bir tehdit algısı yaratıyor, kortizol yükseliyor, bağışıklık sistemi baskılanıyor ve vücut uzun süreli bir stres hali içinde kalıyor" değerlendirmelerinde bulundu.

Zahmacıoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinin tek kişilik hane sayısının 5.5 milyonu aştığını ortaya koyduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Son 10 yılda yalnız yaşayanların sayısındaki artış yüzde 60'ın üzerinde. En yüksek oranlar İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülüyor. Bu artış, toplumsal dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu. Bireyselleşme sosyal bağları zayıflatıyor. Yalnızlık artık istisna değil, gündelik hayatın bir parçası haline geliyor." Öte yandan araştırmalar, 18-25 yaş grubunda yalnızlık oranlarının bazı ülkelerde yüzde 60'a ulaştığını gösteriyor. Bu, 'kimsem yok' yalnızlığı değil, kalabalıklar içinde hissedilen anlaşılamama ve duygusal güvencesizlik."

İsrail'in gözü Anadolu'da


 
Çin-Kanada asıllı eğitimci, yorumcu ve Youtuber Ciang Şüeçin, "İsrail'in 'Büyük İsrail Projesi' adı verilen bir hedefi var. Haritanın tamamına bakıldığında bu, Anadolu'ya, Türkiye'nin güneyine ve hatta Suudi Arabistan'a kadar uzanıyor" dedi.

21.03.2026 22:43:00
Haber Merkezi/AA
İsrail'in gözü Anadolu'da
İsrail'in gözü Anadolu'da

Youtuber kimliğiyle ön plana çıkan eğitimci Ciang Şüeçin, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği mülakatta, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İsrail'in gözü Anadou'da

Söz konusu savaşın en çok "İsrail'in lehine olduğunu" söyleyen Ciang, "Çünkü İsrail'in 'Büyük İsrail Projesi' adı verilen bir hedefi var. Haritanın tamamına bakıldığında bu, Anadolu'ya, Türkiye'nin güneyine ve hatta Suudi Arabistan'a kadar uzanıyor" ifadelerini kullandı. Ciang, oyun teorisine göre İsrail'in "Büyük İsrail Projesi"ni gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engelin İran değil ABD olduğunu savunarak, şu ifadeleri kullandı: "İsrail baskın hale gelirse, Orta Doğu'nun egemen gücü olur. ABD'yi denklemden çıkarmanın bir yolunu bulması gerekiyor. Ve açıkçası bu savaş, ABD'nin gücünün sınırlarını da ortaya koydu."

ABD halkı savaşı istemiyor

ABD halkının savaş istemediğini söyleyen Ciang, ne olursa olsun ABD'nin Orta Doğu'dan çekilmek zorunda kalma ve İsrail'in projesini gerçekleştirme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi.

ABD ordusu çok hantal

İsrail'in, ABD'yi Orta Doğu'dan çıkarabilmek için bu savaşa sürüklediği görüşünü paylaşan Carlson, İsrail'in bu hedefinde başarılı olup olmayacağını sordu. Ciang ise bu soruyu, "Savaşın gidişatına bakılırsa, bu plan işe yarayacak gibi görünüyor. Bunun nedeni ise ABD ordusunun yıllardır gerçek bir savaşta yer almamış olması" şeklinde yanıtladı.
İran'daki durumun 2003'teki Irak'tan çok daha farklı olduğunu vurgulayan Ciang, ABD ordusunun da bu savaşı istemediği değerlendirmesinde bulundu.

İran dronlarla devasa gemileri püskürttü

Ciang, ABD'nin "yıkıcı güce" sahip çok sayıda gemiyle İran'ı tehdit ettiğini ancak bu gemilerin dronların hedefi olmamak için İran'a çok yaklaşamadığını ve bu yüzden "işe yaramadığı"nı savundu. İran'ın 20 yıldan fazla süredir hazırlandığını ve ABD'nin hamlelerini bildiğini ifade eden Ciang, "ABD ordusu çok hantal ve İran ordusu kadar çevik ve dirençli değil." dedi.

İsrail rasyonel davranmıyor

ABD'nin İsrail'i kontrol altına almasının mümkün olup olmadığı sorusuna Ciang, İsrail'in "rasyonel" davranmadığı yanıtını verdi. Ciang, "İsrail'den gelen videolarda din insanları, savaşın Tel Aviv'i yerle bir etmesine rağmen iyi olduğunu çünkü bu sayede Mesih'in geleceğini söylüyorlar. İsrail'in en büyük baskı altında olduğunda ve varlığı tehdit edildiği zamanda Tanrı'nın müdahale edeceğine inanıyorlar" diye konuştu. Ciang, "Amerikalıların dörtte biri Evanjelik ve bu kişilerin çoğu da Hristiyan siyonist. Dolayısıyla, İsrail'in, Tanrı'nın planının gerçekleşmesi ve İsa'nın geri dönüşü için hayati bir öneme sahip olduğuna inanıyorlar." dedi. Milyonlarca üyesi olan "İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar Örgütü"nü (CUFI) hatırlatan Ciang, "Bu kişiler, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini ve Orta Doğu'daki çatışmaların büyük kısmını finanse eden kişiler" ifadesini kullandı. Ciang ayrıca, "Hristiyan siyonizminin" ABD'de çok önemli bir siyasi güç olduğunu dile getirdi.

Türk tatilciler Yunanistan'ın Midilli Adası'nda mahsur kaldı

Ramazan Bayramı tatilini Yunanistan'ın Midilli Adası'nda geçiren Türk tatilciler, adada şap hastalığı salgını nedeniyle greve giden Midilli çiftçilerin başlattığı eylemler nedeniyle adada mahsur kaldı

21.03.2026 19:40:00 / Güncelleme: 21.03.2026 19:59:08
İHA
Türk tatilciler Yunanistan'ın Midilli Adası'nda mahsur kaldı
Türk tatilciler Yunanistan'ın Midilli Adası'nda mahsur kaldı
Midilli Adası'nda şap hastalığı salgını nedeniyle çiftçiler greve gitti. Limanın içinde de eylem yapan çiftçiler, limanın girişini ellerinde sopalarla kapatarak, Ayvalık ve Aliağa'ya dönmek isteyen feribotların iskeleden ayrılmasına engel oldu.



Ramazan Bayramı tatilini Yunanistan'ın Midilli Adası'nda geçiren Türk tatilciler, eylemler nedeniyle adada mahsur kaldı.



Edinilen bilgilere göre, çiftçilerin liman içindeki Türk tatilcilerinin sadece iki feribotla geri dönmesi şartıyla Türkiye'ye dönmelerine izin verdikleri, ancak liman dışında kalan Türk tatilcilerin ise limana sokulmamalarına yönelik eylemlerini sürdürdükleri öğrenildi.

İran'ın kararlılığı geri adım attırdı


 
ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu'ya "İran'ın petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini belirtti. Kararın İran'ın Katar'daki doğal gaz sahalarını vurması üzerine alınması dikkat çekti. 
 

20.03.2026 14:35:00 / Güncelleme: 20.03.2026 14:58:35
Haber Merkezi/AA
 İran'ın kararlılığı geri adım attırdı
 İran'ın kararlılığı geri adım attırdı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, "İran'a ait petrol ve doğalgaz sahalarına saldırmamasını" söylediğini ifade etti. ABD Başkanı Trump, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi Beyaz Saray'da kabul ederken, Oval Ofis'te basına açık görüşmede İran gündemini değerlendirdi. Trump, Amerikan askerlerinin İran'a ayak basıp basmayacağı konusunda net bir değerlendirme yaparak, "Herhangi bir ABD askerlerini göndermiyorum, göndersem size söylemezdim ama göndermiyorum" dedi.
İsrail'in İran'a ait petrol tesislerini hedef alması konusundaki görüşü sorulan Trump, bu konuyu İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştüğünü söyledi.
Trump, "Ona bunu yapma dedim. O da yapmayacak. Biz bağımsız ülkeleriz, çok iyi anlaşıyoruz, koordineli çalışıyoruz, ama bazen o (Netanyahu) bir şey yapıyor ve ben bundan hoşlanmıyorsam, artık bunu yapmıyoruz" şeklinde konuştu.

Trump'tan NATO'ya Hürmüz Boğazı tepkisi

Öte yandan Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda ABD'ye destek olmayacaklarını açıklayan NATO ülkelerine tekrar tepki göstererek, bu konuda hayal kırıklığı yaşadığını vurguladı. NATO'dan farklı olarak Japonya'nın kendilerine İran konusunda yardımcı olacağını düşündüğünü kaydeden Trump, "NATO'ya gelince, Hürmüz Boğazı'nı savunmamıza yardım etmek istemiyorlar, oysa buna en çok ihtiyaç duyanlar onlar" değerlendirmesini yaptı. İran'a ait Hark Adası'nı isteseler kısa sürede ele geçirebileceklerini savunan ABD Başkanı, adadaki petrol boru hatlarına ve altyapıya zarar vermek istemedikleri için adaya dokunmadıklarını savundu.
Trump, İran'ın nükleer silah edinmeye çok yaklaştığı yönündeki söylemini yineleyerek, "Bu geçici askeri müdahaleyi yapmak zorundaydık. İran tüm Orta Doğu için bir tehditti ve bunu herkes biliyordu. İran'da neler olup bittiğini görüyordum, bu geçici askeri müdahaleye başlamak hiç hoşuma gitmiyordu ama bunu yapmak zorundaydık" dedi. ABD Başkanı, "İsterseniz bu işi iki saniyede bitirebilirsiniz. Ama biz çok sağduyulu davranıyoruz" yorumunu yaptı.

Diyanet İşleri Başkanı'ndan Ramazan Bayramı mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş bayram mesajında, "Bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim" ifadelerini kllandı

20.03.2026 10:19:00
Anadolu Ajansı
Diyanet İşleri Başkanı'ndan Ramazan Bayramı mesajı
Diyanet İşleri Başkanı'ndan Ramazan Bayramı mesajı

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, "Bayramlar, kardeşlik bilincinin güçlendiği, muhabbet ve dayanışmanın çoğaldığı ve bizi biz yapan değerlerin hayat bulduğu bereketli zamanlardır. Bu sebeple bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim." ifadesini kullandı.

Arpaguş, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, zamanın insana emanet edilen en kıymetli hazine olduğunu belirtti.

Ömür sermayesi durmaksızın akıp giderken insanın bu yolculukta en büyük kazancının, vaktin değerini hakkıyla idrak edebilmesi ve onu en güzel şekilde değerlendirebilmesi olduğuna işaret eden Arpaguş, şunları kaydetti:

"Ramazan, bizlere vaktin önemini yeniden hatırlatan, hayatın geçici telaşları içinde yorulan kalplerimizi ibadet bilinciyle imar eden, iman, sabır ve şükür denkleminde yaşamayı öğreten ilahi bir mektep oldu. Bizler, oruç ibadetiyle açlık ve susuzluk karşısında sabrı öğrendik. Sahip olduklarımızın kıymetini daha iyi idrak ederek şükre yöneldik. Sahur ve iftar sofralarında kardeşliğimizi pekiştirdik. Camilerin manevi ikliminde huzur bulduk. Mukabele meclislerinde ilahi kelamın nuruyla ruhlarımızı aydınlattık. İtikafın deruni ikliminde iç dünyamızı yeniden inşa etme fırsatı bulduk. Zekat, sadaka ve infaklarımızla Rabb'imizin rızasını kazanmaya çalıştık. Bize yaşattıkları ve öğrettikleri ile ramazan ayı, hayatımızda silinmez izler bıraktı. Şimdi bizlere düşen, bu kutlu ayda elde ettiğimiz tüm güzellikleri hayatımızın tamamına yaymaktır. İman, ibadet ve iyilik yolunda attığımız adımları bundan sonra da büyük bir azim ve kararlılıkla devam ettirmektir. Zira kulluk, bir aya hasredilmeyecek kadar büyük, hayatın tamamını kuşatacak kadar uzun bir yolculuktur."

Arpaguş, Ramazan-ı Şerif'in ardından bayrama kavuşmanın huzur ve sevincini yaşadıklarını aktararak, bu kutlu vakte ulaşmayı lütfeden Allah'a hamdetti.

Bayramların, müminlerin sevinç ve neşe günleri olduğuna dikkati çeken Arpaguş, şu ifadeleri kullandı:

"Bayramlar, kardeşlik bilincinin güçlendiği, muhabbet ve dayanışmanın çoğaldığı ve bizi biz yapan değerlerin hayat bulduğu bereketli zamanlardır. Bu sebeple bayram günlerini birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, gönülden gönüle köprüler kurmak için bir fırsat olarak değerlendirelim. Kalplerimizi daraltan kırgınlıkları ve küskünlükleri bir kenara bırakıp gönüller kazanmaya, iyilikleri çoğaltmaya çalışalım. Bayram vesilesiyle başta aile büyüklerimiz olmak üzere eş, dost ve akrabalarımızı ziyaret ederek onların hayır dualarını alalım. Dar-ı bekaya irtihal eden yakınlarımızı rahmetle yad edelim. Bayram sevincinden mahrum kalan yetim, öksüz, garip, hasta ve yaşlıların da bayram sevinci yaşamalarına vesile olalım."

"Dayanışma ve yardımlaşma anlayışına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var"

Arpaguş, gönül coğrafyasının pek çok yerinde Müslümanların bayram sevincine hasret kaldığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Filistin'de, Lübnan'da, Yemen'de, Sudan'da, Somali'de, İran'da ve dünyanın daha pek çok bölgesinde Müslümanlar, emperyalist güçlerin menfur emellerine kurban edilmektedir. Hak, hukuk, vicdan ve ahlak tanımayan odaklar tarafından binlerce insan hunharca katledilmektedir. Körpecik bebekler ömürlerinin baharında hayattan koparılmakta, masum insanlar yurtlarından edilmekte ve Müslümanlara hayat zindan edilmektedir. Dolayısıyla bugün İslam'ın kardeşlik bilincine, ümmet şuuruna, dayanışma ve yardımlaşma anlayışına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Dünyanın neresinde olursa olsun mazlum kardeşlerimizin acılarına karşı daha duyarlı olmak zorundayız. Maddi ve manevi tüm imkanlarımızla onlara destek olmak mecburiyetindeyiz. Bilmeliyiz ki Ankara ile Tahran'ın, Kudüs ile Rabat'ın, Kahire ile Cakarta'nın, Riyad ile İslamabad'ın, Şam ile Saraybosna'nın kaderi birdir. İslam beldelerinde yaşanan bütün acılar bizim acımız, bütün sevinçler bizim sevincimizdir.

Bu mühim hakikati hakkıyla idrak edip Müslümanların vahdetine vesile olacak azmi kuşandığımızda elbette bayramlar gerçek anlamını bulacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin ve alemi İslam'ın Ramazan Bayramı'nı içtenlikle tebrik ediyorum. Bu mübarek günler vesilesiyle Müslümanlar arasında sevgi, kardeşlik, dostluk duygularının pekişmesini, İslam beldelerine barış, huzur ve güven ikliminin hakim olmasını yüce Rabb'imizden niyaz ediyorum." 

Antalya'da yangın faciası

Antalya'da bir konteynerde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı

 

20.03.2026 10:04:00
Anadolu Ajansı
Antalya'da yangın faciası
Antalya'da yangın faciası

Antalya'nın Kepez ilçesinde bir konteynerde çıkan yangında anne ve 5 çocuğu hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı.

Gaziler Mahallesi'nde yabancı uyruklu sera işçilerinin kaldığı konteynerde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yangın, ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü.

Konteynerde yapılan incelemede, anne Leyla Elali Ahmed ile çocukları Muna Ahmed (9), Hayat Ahmed (7), Iman Ahmed (5), Fatma Ahmed (8), Mahmud Ahmed'in (4) öldüğü belirlendi.

Dumandan etkilenen Şevvah Ahmed (29), Mahmud Ahmed (53), Ahmed Ahmed (2), ismi öğrenilemeyen bir kişi ile işletme sahibi Rahman Genç (51) hastaneye kaldırıldı.

Öte yandan, yangında hayatını kaybeden anne Leyla Elali Ahmed'in, hamile olduğu öğrenildi.

Cenazeler, Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

Ekiplerin olaya ilişkin incelemesi sürüyor.

Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı

Antalya Valisi Hulusi Şahin, olay yerine giderek incelemede bulundu.

Burada gazetecilere açıklama yapan Şahin, bayram sabahına acı bir haberle uyandıklarını söyledi.

Kepez ilçesinde sera işçilerinin kaldığı konteynerlerde yangın çıktığını dile getiren Şahin, "3 konteyner alev alıyor ve burada 1 anne ile yaşları 4 ila 9 arasında değişen 5 çocuğu kaybettik. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum." dedi.

Olayda 5 yaralının da bulunduğunu anlatan Şahin, "Yaralılardan biri hayati tehlike kaydıyla takip ediliyor, diğerlerinin durumu iyi. 3 kişi gözaltına alındı. Soruşturmaya devam ediliyor. Milletimizin başı sağolsun, yaralılara acil şifalar diliyorum." diye konuştu.

Şahin, yaralıların 3 ayrı hastanede tedavilerinin yapıldığını bildirdi.

Yangının çıkış sebebinin araştırıldığını aktaran Şahin, "Sebebi de araştırıyoruz ama dışarıda bir soba var, orada bir mangal yapılmış. Herhalde söndürmeden yattılar, öyle anlaşılıyor. Ama şu an için net 'bu sebepten oldu' diyemeyiz. Detaylı araştırmayı itfaiye ekiplerimiz yapıyor." diye ifade etti.

Vali Şahin, Cumhuriyet savcısının adli soruşturmayı başlattığını ve sürecin devam ettiğini belirterek, yangının çıkış sebebinin İncelemeden sonra netleşeceğini dile getirdi. 

5 il için kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji 15. Diyarbakır Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezi Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman ve Mardin illeri için kuvvetli yağış uyarısında bulundu

19.03.2026 14:47:00
İhlas Haber Ajansı
5 il için kuvvetli yağış uyarısı
5 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteorolojiden yapılan açıklamada yağışların 1500 metre üzeri bölgelerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görüleceğinin tahmin edildiği belirtildi.

Açıklamada, "Yapılan son değerlendirmelere göre; bölgemizde görülecek yağışların, bu gece ile yarın akşam saatleri arasında Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman, Mardin'in doğu, ilçeleri olan Midyat, Ömerli, Dargeçit, Nusaybin, Savur'da yerel kuvvetli olması bekleniyor.

Yağışların, 1500 metre üzeri rakımlı kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Kuvvetli yağışlara bağlı olarak sel, su baskını, yağış anında kuvvetli rüzgar, yüksek kesimlerde buzlanma ve don, tipi ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir" denildi.

TEM'de bayram yoğunluğu başladı

Ramazan Bayramı tatili için yola çıkan sürücüler TEM Otoyolu'nun Kocaeli geçişinde yoğunluk oluşturmaya başladı

19.03.2026 13:13:00 / Güncelleme: 19.03.2026 13:15:43
İHA
TEM'de bayram yoğunluğu başladı
TEM'de bayram yoğunluğu başladı
Özellikle Bekirdere Viyadüğü mevkisi Anadolu istikametinde araç sayısında belirgin bir artış gözlenirken, trafik akışı kesintisiz sağlanıyor. Güvenli ulaşım için bölgede denetimlerini artıran trafik ekipleri, güzergah boyunca radarla hız kontrolü yapıyor.

Emniyet şeridi ihlalleri, emniyet kemeri takılması ve seyir halindeyken cep telefonu kullanımı konularında denetimlerini sürdüren ekipler, sürücüleri kurallara uymaları yönünde ikaz ediyor.



Öte yandan yetkililer, güzergahta etkili olan yağış ve sis nedeniyle görüş mesafesinin yer yer düştüğünü belirterek, sürücüleri aşırı hız, uykusuzluk ve dikkatsizlik konularında dikkatli olmaları için uyarıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.