HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 AĞUSTOS 2022, SALI

Marifet-i Ehl-i Beyt

05.11.2012 00:00:00
Ehl-i Beyt imamlarını tanımaktan maksat kimliksel, fiziksel, coğrafi ve tarihi açıdan tanımak değildir. Aksine Ehl-i Beyt imamlarını tanımaktan maksat, o nurların hakkaniyetini, velayetini kabul edip, onların ilahi makamlarını öğrenip, mutlak olarak onlara itaat etmektir.
Horasan’dan bir şahıs İmam Sadık (a.s)’ın yanına gelerek şöyle dedi; “Neden kıyam etmiyor ve hakkınızı Abbasilerden almıyorsunuz?”
İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdular; “Bizim tarafımızdan kıyam gerçekleşirse bizlerle beraber olup bizlere yardım edecek var mı?”
O şahıs şöyle dedi; “Horasan da yüz bin kişi bunun için kendilerini feda etmeye hazırdırlar.”
İmam; “Sen de onlardan birisi misin” diye sordu.
O “evet” dedi.
İmam Sadık (a.s) tandırı yakmalarını emretti. Tandır alevlendikten sonra, İmam Sadık (a.s) ona; “Gir bu ateşin içine ve orada otur” diye buyurdu.
Şahıs girmemek için diretti ve sonunda tandıra girmedi. Bu esnada Harun Mekki adında birisi imamın yanına geldi, selam verdi. İmam Sadık (a.s) onun selamının cevabını verdikten sonra tandıra girmesini ve ateşin içinde oturmasını emretti. Harun kabul etti ve ateşin içine girdi ve orada oturdu. Horasanlı şahıs ağlamaya başladı ve “benim yüzümden suçu olmayan bir insan yandı” dedi. İmam Sadık (a.s) Horasanlı şahısa tandırın yanına gidip Harun’a bakmasını istedi. Horasanlı şahıs tandırın yanına gelip, tandıra baktığında Harun’un Hz. İbrahim (a.s.) gibi ateşin üzerinde selametle oturduğunu gördü ve çok şaşırdı. İmam Cafer Sadık (a.s) Harun’a dışarı çıkmasını emretti, o dışarı çıktıktan sonra İmam Sadık (a.s) Horasanlı şâhısa şöyle buyurdu; “Horasan da bunun gibi bize itaat edecek kaç kişi vardır?” Horasanlı, “Bunun gibi bir tane bile yoktur” dedi. (Müntahal Amal, İmam Sadık (a.s) bölümünde).
İbni Ebi Yafur İmam Sadık (a.s)’ın huzuruna gelerek şöyle dedi; “Sizlere son derece bağlılığım vardır. Hatta siz bir narı yarıya bölüp yarısının helal ve diğer yarısının da haram olduğunu buyursanız, ben hiç tereddüt etmeden bunu sizden kabul eder, sizin helal dediklerinizi helal, haram dediklerinizi de haram olarak kabul ederim.”
Tarihten günümüze ışık tutacak konumda çok önemli şöyle bir hadise nakledilmektedir; bir gün imam Cafer Sadık (a.s)’ın kapısı çalındı. İmam Cafer Sadık (a.s.) kapıyı açtığında kapının önünde kadın hizmetkârları ile beraber bir bayan duruyordu. İmam Cafer Sadık (a.s) onlara ne istediklerini sorduğunda, mezkûr bayan bir sıkıntısının olduğunu söyledi. İmam Cafer Sadık (a.s) onları evine aldı, bir perde asılmasını ve bayanların o perde arkasına alınmalarını emretti. Onlar perde arkasına geçip oturduktan sonra, İmam Cafer Sadık (a.s) onlara kim olduklarını, nerden ve ne için geldiklerini sordu. Mezkûr bayan Şamlı olduklarını, şamdan geldiklerini ve yanındakilerin de kendisinin hizmetçileri olduğunu açıkladı ve bir meselenin çözümü için geldiğini söyledi. O mesele ise şundan ibarettir; “Ben hasta birisiyim. Eşim ise varlıklı zengin birisidir. Hastalığımdan dolayı eşim bana birçok doktor getirdi ama doktorların tedavileri bir sonuç vermedi. Sonunda doktorlar kendi aralarında bir heyet oluşturdular ve heyet eşliğinde beni muayene ettiler. Sonunda heyet, bir bardak şarabın bana ilaç olacağını ve şarap içmem gerektiğini söylediler. Kocam şarap alması için birisini gönderdi, o şarabı getirdiğinde şarap haram olduğu için ben içmedim. Bana, sen hastasın ve mazeretin var onun için içebilirsin dediler. Ben de tereddüt ve şüpheye kapıldım. Görevimi öğrenmek için Şam’dan kalkıp Medine’ye size geldim.” İmam Cafer Sadık (a.s); “Şam’dan Medine’ye bunca yolu gelmenden amacın ve maksadın sadece bumudur” diye sordu. Kadın şöyle dedi; ‘Allah-u Teâlâ kıyamette bana, neden içmedin ve erken öldün diye hesap sorarsa, ben şu cevabı vereceğim; Zamanımın imamı, Hz. Cafer Sadık (a.s) beni bundan nehyettiği için içmedim. Eğer bana, şarap haramdı neden içtin diye hesap sorarsa ben, zamanımın imamı Hz. Cafer Sadık (a.s) emretti diye cevap vereceğim. İmam Sadık (a.s) o kadına cevap vermeden önce, mecliste bulunan erkeklere dönerek şöyle buyurdu; “Siz erkeklerin çoğunluğu imanın manasını bu tür bayanlardan öğrenmelisiniz.” Daha sonra o bayana şöyle cevap buyurdu; “Şarap içme, zira Allah haramda şifa kararlaştırmamıştır.”
Bu hadise imamı tanımanın içeriğine ve keyfiyetine açık bir örnektir. İmamı tanımaktan maksat, insanın imamın velayet ve imametini kabul edip mutlak manada ona itaat etmesidir.
 
Mehdi Aksu / diğer yazıları
- Eleştiri nedir ve nasıl olmalıdır? / 03.12.2012
- Maruf’a davet terk edilince değerler yozlaşır / 02.12.2012
- Hayırlı ümmetin önemli özelliği / 28.11.2012
- Marufa davet etmenin yöntemleri / 27.11.2012
- Marufa emretme ve münkerden nehyetme / 25.11.2012
- Bu mudur Ehl-i Beyt sevgisi / 22.11.2012
- İmam Hüseyin ve sünnet kavramı / 21.11.2012
- Muharrem aylarında genelde konuşulmayanlar / 20.11.2012
- İmam Hüseyin’i anlayabildik mi? / 19.11.2012
- Sönmeyen ebedi aşkın Hüseyin / 17.11.2012
- Hz. Hüseyin’in faziletlerinden / 16.11.2012
- “Biz” olmanın gerekleri / 14.11.2012
- Biz!-II / 13.11.2012
- Biz!-I / 12.11.2012
- Ehl-i Beyt’in yüce makamı / 06.11.2012
- Marifet-i Ehl-i Beyt / 05.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-II / 02.11.2012
- Yeni Mesaj okurlarına-I / 01.11.2012
- Marifet-i İmam / 31.10.2012
- Tanıma (marifet) / 30.10.2012
- Mürekkebi döken değil, içendir ehil / 29.10.2012
- Anlayış meselesi / 23.10.2012
- Velayet hadislerinden... / 20.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 19.10.2012
- Ehl-i Beyt imamları dinin mercileridir / 18.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-II / 16.10.2012
- "Kanlı gömlek" bir kez daha sahnede-I / 15.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-VI / 13.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-V / 12.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-IV / 11.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-III / 09.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri saptırmak-II / 08.10.2012
- Mezhepçilik fitnesini körüklemek ve gerçekleri çarpıtmak-I / 06.10.2012
- Rivayetlerde On İki İmamın isimleri / 05.10.2012
- Kaynaklara göre On İki İmam hadisleri / 04.10.2012
- İmamete dair / 03.10.2012
- Zillet bizden uzaktır / 30.09.2012
- Kutsallara saldıran canilere sessiz kalma / 28.09.2012
- Zalim ne anlar masumiyetten / 27.09.2012
- İnkarı mümkün olmayan Gadir-i Hum / 26.09.2012
- Nur ve nar'ın furkanı / 25.09.2012
- Mevla kelimesinin anlamı / 24.09.2012
- İki kanıt / 23.09.2012
- Gelin canlar bir olalım / 20.09.2012
- Ehl-i Beyt sevgisinin faydası nedir? / 19.09.2012
- Allah için sevmenin önemi / 18.09.2012
- Sevgi ve nefret ilkelere göre olmalı / 17.09.2012
- Ehl-i Beyt'i tanıma ve tevhid / 15.09.2012
- Hz. Musa görüntüsünde firavunluk yapanlar / 14.09.2012
- Akıl mı, aşk mı? / 12.09.2012
- Dikkat! Zamanlardan fitne zamanı / 10.09.2012
- Ehl-i Beyt / 09.09.2012
- İcmal gençliği / 06.09.2012
- Barış Günü ve Suriye olayları / 05.09.2012
- Neden cahil kaldık? / 04.09.2012
- Ruhun gıdası ilahi reçetelerde aranmalıdır / 03.09.2012
- İnsan eğitiminde namazın rolü / 02.09.2012
- Maun Suresi ve müslümanların durumu / 01.09.2012
- Kişiler ve olayları analiz terazisi / 31.08.2012
- Akıl cevheri / 30.08.2012
- En şüca insan kimdir? / 29.08.2012
- Büyük cihadın ve küçük cihadın farklılıkları / 28.08.2012
- Neden cahil kaldık? / 27.08.2012
- Kimdir Müslüman? / 22.08.2012
- Midesi için yaşayanlar / 18.08.2012
- Seyr-i Sülukun alemdeki etkinliği / 17.08.2012
- Melekler kimlere nazil olur? / 16.08.2012
- İlim-iman farkı ve insanın tekamülü / 14.08.2012
- Nefis tezkiyesinin yapılmamasının zararları / 13.08.2012
- Emek ve hizmete kadirşinas olmak / 09.08.2012
- Dört kanun / 08.08.2012
- Hidayete vesile olmanın fazileti / 07.08.2012
- Öğretmenler ve öğretenlerin değeri / 06.08.2012
- İlme önem verebildik mi? / 05.08.2012
- Ortak akıl, saadet ve güzellik getirir / 04.08.2012
- Ortak akıl ve istişare / 03.08.2012
- Suriye olayları ve Arakan'da yaşanan vahşet / 30.07.2012
- Ekseni kayan birlik ve Suriye meselesi / 29.07.2012
- Suriye olaylarının analizi ve Müslümanların durumu / 28.07.2012
- Hayır konuşmayan, hayır bulamaz / 27.07.2012
- Hakkı haykırmak ilkeli olanların işidir / 26.07.2012
- Dalkavukluk alçaklıktır / 24.07.2012
- Ehl-i Beyt nimetine nankör olmanın ağır bedelleri / 23.07.2012
- İlim ve özgür ortam / 21.07.2012
- Çanakkale ruhu / 18.07.2012
- Gençlik ve önemi / 17.07.2012
- Gençlerin eğitiminin önemi / 16.07.2012
- Gençlik çağı kazanım dönemidir / 14.07.2012
- Vurdumduymazlık faciası / 13.07.2012
- Burjuvazi ile yozlaşan Müslümanlar / 12.07.2012
- Gösteriş budalası olmanın şekilleri / 10.07.2012
- Adam-adamcık / 09.07.2012
- Nehcü'l-Belağa'ya göre insan sınıfları / 07.07.2012
- Akıp giden ömürler / 06.07.2012
- Müslüman, kendisine kimleri model edinmelidir? / 05.07.2012
- Yanlışa tavır / 04.07.2012
- Şeytanlaşmış insanlar / 03.07.2012
- Allah'ın sevdiğini herkes sever mi? / 01.07.2012
- Allah'ı mı, halkı mı razı etmek? Hangisi kolay? / 30.06.2012
- Değerlerimizden ödün vermemeliyiz / 28.06.2012
- Medya ve Ehl-i Beyt programları / 28.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları ve bardağa dolu tarafından bakmak / 26.06.2012
- Değerlerinden ödün veren toplum gerilemeye mahkumdur / 25.06.2012
- Sığ düşünceler / 23.06.2012
- Vahdeti ilke edinenler / 22.06.2012
- Vahdetsizlik toplumların ecelini getirir / 20.06.2012
- Vahdeti ihlal edenin tevhidi bozulur / 19.06.2012
- Vahdet olgusuna göre yaşamanın önemi / 18.06.2012
- Ehl-i Beyt sempozyumları birliğimize hizmet ediyor / 17.06.2012
- Hedefsizlik faciası / 14.06.2012
- Terör fitneden kaynaklanır / 12.06.2012
- Fitne: Değerleri öldüren zehirin adı / 11.06.2012
- Fitne / 09.06.2012
- Din tüccarlarına karşı vazifelerimiz / 08.06.2012
- Din tüccarları / 07.06.2012
- Hz. Peygamberin, ümmeti adına korkuları / 06.06.2012
- Nur ile zulmetin savaşı / 05.06.2012
- Allah adına aldatan din tüccarları / 04.06.2012
- İnsan sretindeki şeytanlar / 03.06.2012
- İblis'in avlanma yöntemleri / 02.06.2012
- Hakka karşı batılın mücadele tarzı / 01.06.2012
- Bitmeyen Hak ve batıl mücadelesi / 31.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-2 / 30.05.2012
- Tarih Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda 7 sorunun cevabı-1 / 29.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-6 / 28.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-5 / 25.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-4 / 24.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-3 / 22.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-2 / 21.05.2012
- Hz. Ali'den yöneticilere-1 Halka hizmet Hakka hizmet midir? / 19.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-III / 18.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-II / 15.05.2012
- Rabbani alimler ve iktidarlarla ilişkileri-1 / 14.05.2012
- Köleler ve özgürler-2 / 13.05.2012
- Tarihi Ehl-i Beyt Sempozyumu’nun önemi / 12.05.2012
- Köleler ve Özgürler - 1 / 09.05.2012
- Hedef gösterme, hedef gösterilme-2 / 08.05.2012
- Hedef gösterme ve gösterilme-I / 07.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 2 / 05.05.2012
- Cahilliğin versiyonları - 1 / 03.05.2012
- Kuran ve Ehli Beyt beraberliği / 01.05.2012
- Vah haset edene, ah haset edilene! / 29.04.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.11.2011, 05.11.2010, 05.11.2009, 05.11.2008, 05.11.2007, 05.11.2006, 05.11.2005, 05.11.2004, 05.11.2003, 05.11.2002, 05.11.2001, 05.11.2000, 05.11.1999, 05.11.1998, 05.11.1997, 05.11.1996, 05.11.1995, 05.11.1994, 05.11.1993


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.