Medine-i Münevvere'de bazı mekânlar vardır ki insan orayı ziyaret ettiğinde yalnızca bir tarihî hadiseyi hatırlamaz; o hadisenin kendi hayatına söylediği mesajı da düşünür. Mescid-i Kıbleteyn böyle müstesna mekânlardan biridir.
Bugün "iki kıbleli mescit" olarak bildiğimiz bu mekânın ilk adı Benî Selime Mescidi idi. Kıblenin değişmesi hadisesi burada yaşandığı için zamanla Mescid-i Kıbleteyn adıyla anılmaya başlanmıştır.
Namaz devam ederken kıblenin Mescid-i Aksâ'dan Kâbe-i Muazzama'ya çevrilmesini bildiren ilahî emir geldi. Cenab-ı Hak, Bakara Suresi'nin 144. ayetinde şöyle buyurdu:
"Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye mutlaka çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. (Bakara, 144)
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ve cemaat, namazın içinde yönlerini Kâbe'ye çevirdiler.
Böylece bu mekân, kıblenin değişiminin yalnızca haberinin alındığı değil, bizzat yaşandığı yer olarak İslam tarihindeki müstesna yerini aldı.
Kıblenin değiştiği namazın öğle veya ikindi olduğuna dair farklı rivayetler bulunmaktadır. Ancak TDV İslâm Ansiklopedisi, Ümmü Bişr'in ziyaret edildiği sırada Benî Selime Mescidi'nde öğle namazı kılınırken kıblenin değiştiğini bildiren rivayeti daha sağlam kabul etmektedir.
"İnsanlardan birtakım beyinsizler, 'Onları üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?' diyecekler. De ki: Doğu da Batı da Allah'ındır. O, dilediğini dosdoğru yola iletir." (Bakara, 142)
Burada çok önemli bir hakikat vardır:
Kıble değişmiştir ama tevhit değişmemiştir. Yön değişmiştir ama Allah'a kulluk değişmemiştir.
Mümin için asıl olan, alıştığı yönde ısrar etmek değil; Allah'ın emri geldiğinde yönünü değiştirebilmektir.
Çünkü kıymetli olan yalnızca yön değil, o yönü belirleyen ilahî iradeye teslimiyettir.
Namazda yüzümüz Kâbe'ye dönmüş olabilir. Fakat gönlümüz dünyaya, makam ve menfaate, nefsin arzularına dönmüşse, üzerinde düşünmemiz gereken bir mesele var demektir.
İşte Kıbleteyn'in bize verdiği ders burada derinleşir. Yönümüzü Allah belirlediğinde, bizim görevimiz o yöne teslim olmaktır.
Öyleyse insan, kendisine şu soruyu sorabilir: Benim hayatımda da değiştirmem gereken bir yön var mı?
Belki bir alışkanlığımızı, belki bir davranışımızı, belki de gönlümüzde gereğinden fazla yer verdiğimiz bir şeyi Allah'ın rızasına uygun hâle getirmemiz gerekiyordur.
Kıble değişmişken, insanın kendi yönünü de bir kez olsun gözden geçirmesi ne güzel bir nüktedir.
Kâbe'ye yönelmek yalnızca bedenin yönünü değiştirmek değildir. Asıl olan, gönlü ve hayatı Allah'ın razı olduğu istikamete çevirebilmektir.
Mescid-i Kubâ bize ilk adımı, Kıbleteyn ise istikameti hatırlatır. Medine'de bu iki mübarek mekânı ziyaret eden insan, yalnızca geçmişi hatırlamakla kalmamalı; o geçmişin kendi hayatına söylediği hakikati de yanında götürmelidir.
Çünkü bazen insanın hayatındaki en büyük değişim, yönünü Allah'ın rızasına çevirmeye niyet ettiği anda başlar.
Rabbim bizlere doğru istikameti bulmayı, gerektiğinde yönümüzü düzeltmeyi ve hayatımızı kendi rızasına uygun hâle getirmeyi nasip etsin. Âmin.
Bugün "iki kıbleli mescit" olarak bildiğimiz bu mekânın ilk adı Benî Selime Mescidi idi. Kıblenin değişmesi hadisesi burada yaşandığı için zamanla Mescid-i Kıbleteyn adıyla anılmaya başlanmıştır.
Kıblenin değişmesi
Rivayetlere göre Peygamber Efendimiz (s.a.a.), Benî Selime yurdunda bulunan Bişr b. Berâ b. Ma'rûr'un annesi Ümmü Bişr'i ziyarete gitmişti. Ümmü Bişr yemek hazırladı. Öğle vakti gelince Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ve beraberindeki sahabeler oradaki mescitte namaza durdular.Namaz devam ederken kıblenin Mescid-i Aksâ'dan Kâbe-i Muazzama'ya çevrilmesini bildiren ilahî emir geldi. Cenab-ı Hak, Bakara Suresi'nin 144. ayetinde şöyle buyurdu:
"Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye mutlaka çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. (Bakara, 144)
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ve cemaat, namazın içinde yönlerini Kâbe'ye çevirdiler.
Böylece bu mekân, kıblenin değişiminin yalnızca haberinin alındığı değil, bizzat yaşandığı yer olarak İslam tarihindeki müstesna yerini aldı.
Kıblenin değiştiği namazın öğle veya ikindi olduğuna dair farklı rivayetler bulunmaktadır. Ancak TDV İslâm Ansiklopedisi, Ümmü Bişr'in ziyaret edildiği sırada Benî Selime Mescidi'nde öğle namazı kılınırken kıblenin değiştiğini bildiren rivayeti daha sağlam kabul etmektedir.
Yön değişti, tevhit değişmedi
Kıblenin değiştirilmesi bazı insanların itirazlarına da sebep olmuştu. Kur'an-ı Kerim bu itirazları şöyle aktarır:"İnsanlardan birtakım beyinsizler, 'Onları üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?' diyecekler. De ki: Doğu da Batı da Allah'ındır. O, dilediğini dosdoğru yola iletir." (Bakara, 142)
Burada çok önemli bir hakikat vardır:
Kıble değişmiştir ama tevhit değişmemiştir. Yön değişmiştir ama Allah'a kulluk değişmemiştir.
Mümin için asıl olan, alıştığı yönde ısrar etmek değil; Allah'ın emri geldiğinde yönünü değiştirebilmektir.
Çünkü kıymetli olan yalnızca yön değil, o yönü belirleyen ilahî iradeye teslimiyettir.
Asıl yöneliş gönüldedir
Kıbleteyn'i ziyaret ederken insanın sadece geçmişte yaşanan hadiseyi hatırlaması yeterli değildir. Kıbleye yönelen beden kadar, Allah'a yönelen bir gönül de gerekir.Namazda yüzümüz Kâbe'ye dönmüş olabilir. Fakat gönlümüz dünyaya, makam ve menfaate, nefsin arzularına dönmüşse, üzerinde düşünmemiz gereken bir mesele var demektir.
İşte Kıbleteyn'in bize verdiği ders burada derinleşir. Yönümüzü Allah belirlediğinde, bizim görevimiz o yöne teslim olmaktır.
Kıbleteyn'den gönlümüze
Belki de bu mübarek mekânı ziyaret etmenin en güzel taraflarından biri, insanın kendi hayatına dönüp bakmasıdır. Çünkü kıblenin değiştiği bir yerde bulunuyoruz.Öyleyse insan, kendisine şu soruyu sorabilir: Benim hayatımda da değiştirmem gereken bir yön var mı?
Belki bir alışkanlığımızı, belki bir davranışımızı, belki de gönlümüzde gereğinden fazla yer verdiğimiz bir şeyi Allah'ın rızasına uygun hâle getirmemiz gerekiyordur.
Kıble değişmişken, insanın kendi yönünü de bir kez olsun gözden geçirmesi ne güzel bir nüktedir.
Kâbe'ye yönelmek yalnızca bedenin yönünü değiştirmek değildir. Asıl olan, gönlü ve hayatı Allah'ın razı olduğu istikamete çevirebilmektir.
Mescid-i Kubâ bize ilk adımı, Kıbleteyn ise istikameti hatırlatır. Medine'de bu iki mübarek mekânı ziyaret eden insan, yalnızca geçmişi hatırlamakla kalmamalı; o geçmişin kendi hayatına söylediği hakikati de yanında götürmelidir.
Çünkü bazen insanın hayatındaki en büyük değişim, yönünü Allah'ın rızasına çevirmeye niyet ettiği anda başlar.
Rabbim bizlere doğru istikameti bulmayı, gerektiğinde yönümüzü düzeltmeyi ve hayatımızı kendi rızasına uygun hâle getirmeyi nasip etsin. Âmin.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Mescid-i Kıbleteyn: Yönümüzü Allah belirler / 29.09.2026
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026

























































