logo
08 AĞUSTOS 2026

Mesele sistem değil insan meselesidir

Bizim, Şark medeniyetinin, Türk medeniyetinin temelinde olan asıl faktör insandır. Bizde medeni olan insan ve onun vücuda getirdiği toplumlardır

17.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Mesele sistem değil insan meselesidir
Mesele sistem değil insan meselesidir
"Bizim, Şark medeniyetinin, Türk medeniyetinin temelinde olan asıl faktör insandır. Bizde medeni olan insan ve onun vücuda getirdiği toplumlardır.

Biz medeniyeti tarif ederken insan olmak insanca yaşamak, insanlara hizmet etmek, fakire, yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, toplumdaki insanların geçimine, huzuruna, muhabbetine vesile olmak, hülasa elinden geldiği kadar insanlık için gayret içerisinde bulunmak şeklinde tarif ederiz.







Bunun içerisine insanın ailesi ile geçimi, çoluk çocuğu ile hukuku, anası-babası ile alakası, komşusu ile münasebeti; her şey girmektedir.  Bizde medeniyet dendiği zaman bu hal anlaşılır.

Batı dünyasında medeniyet dendiği zaman ise bunlardan uzak kurumlar akla gelir. O da bunların temel karakteristik vasıflarıdır.

Mesela Sokrates, Eflatun, Aristo, Batı medeniyetinin temel dinamikleridir. Temel direkleridir. Onların dünyasında da adalet vardır, fazilet vardır, doğruluk vardır, yok değildir.







Batıda her şey sistem için, bizde ise her şey insan içindir

Mesela, Eflatun, Devlet adlı eserinde adalet, doğruluk, faziletten bahsediyor. Baktığınız zaman "hakikaten adam, fevkalade şeylerden bahsediyor" diyorsunuz.

Ama Eflatun bir insanda olması gereken adaletten, doğruluktan, faziletten değil sistemden bahsediyor. Kendisi, kafasında bir sistem oluşturmuş, bir devlet modeli vücuda getirmiş ve bu sistem içerisinde olması gereken faziletten, doğruluktan, adaletten bahsetmiş. Biz de kalktık bunları bir cankurtaran simidi gibi sahiplendik.

Halbuki bunlarda bir şey yok. Bizde çok daha fazlası var. İnsanda olması gerektiği kadar adalet, fazilet, doğruluk, iffet, letafet yani insani vasıfların tamamı bizde sonsuz nispette mevcuttur. Aksi olan şeylerin önü de kesilmiştir.







Burada asıl anlatmak istediğim husus şudur: Batı dünyası kendine göre kurumlar oluşturur ve bu kurumlara göre insanlara vazifeler verirler. İnsan için olması gereken değil de sistem için olması gerekenden hareketle sistemleri anlatır. Onun için Batı medeniyeti dendiği zaman hep sistemler hatıra gelir. O bakımdan orada evrim alabildiğine fazladır.

Mesela klan dönemi, feodal dönem, sosyalist dönem, komünist dönem, bunlar, onlar için birer evrimdir. Neden? Yaşadığı sistemde, sisteme göre adaleti, fazileti, doğruluğu insana mecbur kıldığı için siz, o sistemdekinden fazla adil olamazsınız. O sistemdekinden fazla doğru olamazsınız.

Mesela kapitalist sistemin adaleti bellidir. Onu aşamazsınız. Fazileti de bellidir. Onu da aşamazsınız. Ama doğruluk, fazilet, adalet vs. olması gerektiği kadar olmadığından, Batıda, sistemler akamete mahkum kalıyor.







O zaman ne oluyor? Bir arayış başlıyor. Aradığını bulamıyor. İçinde bulunduğu sistem onu tatmin edemediği, doyuramadığı için yeni bir sisteme geçiş yapıyor. Komünizmden firar etmelerinin sebebi budur. Önce buna cankurtaran simidi gibi sarıldı, yaşadı, adaletli bir şey zannetti, sonra "meğer değilmiş" dedi.

Onun için Batı her zaman bir arayışın pençesinde kıvranıyor. Bizim aydınlarımız ne hikmetse bu inceliği görmediği için de hep orayı kendisine örnek alıyorlar. Adeta onlarla yarışıyorlar.

Bu bence bir kısır döngüdür. Bu arayışlar sonsuza kadar devam eder ve fakat insanın sermayesi yorgunluk olur. Yaşar, yaşar, sistemi 60 senede eskitir. Şurada 100 sene evvel Batının halini biliyor muyuz? 200 sene evvelini biliyor muyuz?







Bana göre Batıda hiçbir şey yok. Batı korkunç bir açlık içerisinde. O yaşadığı sistem insanı doyuramamış. Hiç doyan insan katil olur mu, hırsız olur mu, eroinman olur mu, namusa düşman olur mu? Onun için bu ölçüler yanlış diyoruz.

Biz, temel değerlerimize döneceğiz. Türk'ün öz değerlerine döneceğiz ki, İslam-Türk kültürü, medeniyeti de insanlık tarihinin en güzel örneklerindendir. Buna dönmemiz lazımdır.

Onun için ele asıl dava iman davası, insan davasıdır, diye özetleyebiliyoruz. Zira bu sistemleri yapan insandır.







Eğer o insan, fıtratının mukabili olan sistemlerden uzak kalırsa, daha doğrusu onları icat ederse onların, onu doyurması mümkün değildir.

Akaitten uzak bir hayat içerisinde insanın doyması mümkün değildir." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eserinden)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.