logo
10 AĞUSTOS 2026

Millet, Atatürk’ün emir ve direktifleri ile ayağa kalkar

Rahmetli Rauf Orbay, son yıllarında eski Terakkiperver Cumhuriyet Partisi paşaları ile bir toplantısında, ‘Şunu itiraf etmeliyiz’ demişti

20.05.2026 00:58:00
Haber Merkezi
 
Millet, Atatürk’ün emir ve direktifleri ile ayağa kalkar
Millet, Atatürk’ün emir ve direktifleri ile ayağa kalkar
Rahmetli Rauf Orbay, son yıllarında eski Terakkiperver Cumhuriyet Partisi paşaları ile bir toplantısında, 'Şunu itiraf etmeliyiz' demişti; 'Eğer hiçbirimiz olmasaydık, Atatürk yapılanı yine yapardı ama O olmasaydı hiçbirimiz yapamazdık.'

Falih Rıfkı da ilave eder: İngilizler de bunu sezmişlerdi." 

Çok doğru bir tespit, O, yanında kimse olmasa da bu bağımsızlık savaşını kazanırdı.







İşte biz bu sebeple "Atatürk Vatandır" diyoruz.     

Onun için Ehl-i Beyt soyundan geldiği gizlenen dindar bir Atatürk'ü anlatıyor; milleti ile barıştırıyoruz.

Atılan iftaralara cevap vermek, O'nu hak ettiği ve gerçek kimliğine taşımak; esasen milletin ve devletin kaynaşması demek.

Yeni Mesaj gazetesindeki köşemizde yıllardır yazıyoruz; TV ekranlarında, meydanlarda, halkımız ile bir araya geldiğimiz her ortamda ülke meselelerini ve bundan da önemlisi çıkış için çözüm noktalarını anlatıyoruz.

Ne hazin bir tecelli ki, halkımız bizi anlamaktan uzak, anlasa da "imkan tanımazlar" mantığı ile kurtuluşa şans vermek istemiyor.







Oysa Atatürk böyle bir hal için bakınız ne diyor:

"Atatürk, Sivas ve Amasya teşkilatını kuvvetlendirmeye çalıştığı sırada Amerikan Yardım Komitesi'nin şark şubelerini teftişe gelen General Harbord kendisiyle konuşmuştur.

Realist Amerikalı, endişeli bir gözle Atatürk'e sordu: 'Peki ya muvaffak olamazsanız.'

Atatürk şu cevabı verdi: Bir millet mevcudiyet ve istikbalini temin için tasavvuru kabil olan her teşebbüs ve fedakârlığı yaptıktan sonra muvaffak olur. Ya muvaffak olmazsa demek o milletin ölmüş olduğuna hükmetmek demektir. Şu halde; millet yaşadıkça ve fedakârlığa devam ettikçe muvaffak olmamaya imkan yoktur."







Bugün Gazi'nin Kurtuluş Savaşı'nı başlattığı dönemden daha vahim ve elim bir hal içerisindeyiz ve mesuliyet, fedakârlığı yapacak olan millettedir.

Yaşadığımız coğrafya, Büyük Ortadoğu Projesi'nin, sonrasında değişen adı ile Arap Baharı'nın merkezindeki kilit yer…

Bölgemiz parçalara ayrılmamak için direnen devletlerle dolu…

Memleketin her köşesi fiilen işgal edilmiş olmasa da işgalin eşiğindeyiz.

Ekonomik dar boğaz, etnik ayrımcılık, mezhep kavgaları, emperyalist zihniyetin, sömürge ülkeler üzerinde oynadığı hangi oyun varsa üzerimizde deneniyor.







Tüm bu zor şartlara rağmen halen ABD, halen AB diyenlerce idare ediliyoruz…

Hakikat şu ki; devletimizin ve milletimizin içinden geçtiği çok zor günlerde Atatürk'e ve O'nun da güç aldığı Ehl-i Beyt sevgisine bağlı topyekûn bir millî hamleye ihtiyacımız var.

1923 senesindeki konuşmasında şunları söyler Gazi: "Milletimiz kesin ve gerçek kurtuluşa kavuşabilmek için iki ilkeye dayanmanın farz ve şart olduğunu anladı; büyük ve açık görüşlerle anladı.







O ilkelerden birincisi; Misak-ı Millî'nin ifade ettiği temel ruhtur.

İkincisi; anayasamızın tespit ettiği değiştirilmesi mümkün olmayan gerçeklerdir.

Misak-ı Millî, milletin tam bağımsızlığını sağlayan ve bunu sağlayabilmek için ekonominin de gelişmesi için bütün nedenleri bir daha ve kesinlikle geri gelmemek üzere ortadan kaldıran bir kanundur.

Anayasa, Osmanlı İmparatorluğu'nun, Osmanlı Devleti'nin öldüğünü idrak ve ifade eden ve onun yerine yeni Türkiye Devleti'nin geçtiğini ilan eden bir kanundur ve bu devletin hayatının da egemenliğin kayıtsız şartsız milletin sorumluluğunda kalması ile mümkün olacağını ifade eden bir kanundur."  Bundan sonra söz milletindir!







Millet, Atatürk'ün emir ve direktifleri ile ayağa kalkar;

Tam bağımsızlık ve ekonomik gelişme için,

Bir ve beraber olarak,

Hiçbir baskıya boyun eğmeden

Kurtuluşu seçerse…

"Ne mutlu Türküm diyene" diyebilirse

Gelecek bizimdir…" (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.