logo
08 AĞUSTOS 2026

Milli Devlet gerçek Sosyal Devlettir

Milli Devlet yapılanması, gerçek demokrasiyi temsil etmektedir. Bu sebeple devletin bağımsızlığını olmazsa olmaz şart kabul etmektedir

02.06.2026 00:12:00
Haber Merkezi
 
Milli Devlet gerçek Sosyal Devlettir
Milli Devlet gerçek Sosyal Devlettir
"Milli Devlet yapılanması, gerçek demokrasiyi temsil etmektedir. Bu sebeple devletin bağımsızlığını olmazsa olmaz şart kabul etmektedir.

Milletin iradesinin idareye yansıması olan demokrasinin olabilmesi için, milletin iradesi dışında hiçbir gücün yasama, yürütme ve yargıya sahip ve yetkili olmaması gerekir.

Dolayısıyla uluslarüstü kuruluşların veya diğer ülkelerin, devletlerin yapılanmasına müdahil olmaları, içeride özerk kurumların varlığı ve sivil toplum örgütlerinin dış desteklerle yönlendirilmeleri, çağımız demokrasilerinin önündeki en büyük engellerdir.







Dün krallık sistemi ile demokrasinin yeryüzünde yaşanmasına imkan tanımayan düşünce sistemi, şimdi de dünya krallığı kurma adına devletlerin iç işlerine karışmakta; global firmalar, adeta yeni krallar olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Mutlu bir azınlığın çıkarları için değil, milletin bütün fertlerinin menfaatlerini ve haklarını korumak için hayata geçirilen Milli Devlet anlayışı, ekonomide Milli Ekonomi Modeli ile şu ana kadar hiçbir iktisadi anlayışın başaramadığı sürekli büyüme, tam istihdam ve gelir dağılımında adaleti sağlayarak fakirliği normal bir yaşam tarzı olmaktan çıkarıp tarihi bir olgu haline getirmektedir.







Mutlu bir azınlığın ihtiras ve hırslarına cevap vermek üzere değil, milletinin haklarına ve ihtiyaçlarına odaklanmış olan Milli Devlet, kapitalist anlayışlarda olduğu gibi başkalarının elindekileri sömürerek büyüyen değil, aksine vererek, hizmet ve ikram ederek büyüyen bir devlet anlayışını hayata geçirmektedir.

Uluslararası politikalarda barışın ve dostluğun tek anahtarı, devletlerin, kapitalist temeller üzerine oturan politikalarını ve yapılanmalarını terk ederek Milli Devlet kimliğini kazanmalarıdır.

Eğer bir devlet, varlığını başkalarının elindekini çalmaya odaklamışsa, yeryüzünde kavganın olmaması mümkün değildir. Oysa Milli Devletler, sürekli büyümek için "veren el" olmalıdırlar. Atatürk, Milli Devlet'in bu veren el karakterini, "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ufkuyla ifade etmiştir.







Milli Devlet, gerçek Sosyal Devlettir. Bu Tez, bugüne kadar tarif edilen sosyal devlet olgusunu son derece geliştirmekte, konu ile ilgili yanlış algılamalara son vermektedir. Her şeyden önce, aldığından bir kısmını veren el olmanın ötesinde, aldığından daha fazlasını verebilme kabiliyetinde ve niyetinde olan bir sosyal devlet anlayışını hayata geçirmektedir.

Sosyal Devlet yaklaşımı devletin milletine bir ikramı değil aksine vazifesidir. Bireylerin doğuştan gelen haklarının karşılığı Sosyal Devlettir. Sosyal Devlet kavramı, aynı zamanda sürekli büyümenin sağlanması için bir iktisat kuralıdır.

Milli Devlet, adaleti yeryüzünde tesis edecek modeli de hayata geçirmektedir. Sadece kendi vatandaşlarının hakkını koruyan değil, ekosistemin ve eşyanın dahi hakkını korumakla kendini mükellef sayan Milli Devlet, dünyanın huzuru için de tek çıkış olarak karşımızda durmaktadır.







Yeryüzünde barışın sağlanması için dengeli bir silah gücünün varlığına dikkat çeken Milli Devlet yaklaşımı, güçlü millet–güçlü devlet için silahlı kuvvetlerin güçlü olmasına önem vermektedir. Silah gücünü savunma amaçlı kabul eden Milli Devlet Tezi, askeri müdahalelerin haklılığını ancak milletlerin haklarına tecavüz edildiğinde doğru kabul etmektedir.

Milli Devlet, millete ait değerlerden yola çıkarak kendi milletine uygun bir eğitim modelini milletine yaşatmakla da mükelleftir. Milli Devlet, üç ana kurumun üzerine milletlerin beka sınır. Güçlü devlet, güçlü ordu ve sağlam aile yapısı olmadan milletlerin varlıklarını devam ettirmeleri mümkün değildir.

İnsana hizmeti kendi varlık sebebi kabul eden Milli Devlet anlayışı, insanların, temel haklarını ancak hür ve bağımsız milletler olarak yaşayabileceğine inanmaktadır. Bu sebeple Milli Devlet projeleri güçlü devletin, güçlü ordunun ve sağlam ailenin oluşması için geliştirilmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.