Milli Devlet’te korunan değerler -3-
Özgürlükler: Milli Devlet, hürriyetler konusunda bireylere hiçbir sistemin sunamadığı kadar geniş haklar tanımaktadır
21.07.2026 00:09:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Özgürlükler: Milli Devlet, hürriyetler konusunda bireylere hiçbir sistemin sunamadığı kadar geniş haklar tanımaktadır.
Hürriyetin sınırı dört yerde çizilmektir. Bunlar sırası ile;
– Bireylerin kendilerine zarar vermeleri (yasal kısıtlamalardan ziyade eğitimle bireylerin kendilerine zarar vermesi engellenecektir)
– Bireylerin çevreye zarar vermeleri,
– Bireylerin diğer bireylerin hürriyetlerine dokunmaları,
– Bireylerin milletin birlik ve beraberliğine zarar vermeleri…
İşte bu dört durumda Milli Devlet, hem bireyin kendisini, hem de toplumu korumak için devreye girmektedir.
Özgürlükler konusunda Sosyal Devlet/Milli Devlet'in getirdiği en önemli açılımlardan biri de insanların kabiliyetleri oranında istediği işi yapma, istediği eğitimi alma haklarına getirdiği projelerdir.

Milli Devlet, projesi olan herkese sıfır faizli kredi vererek, işçi olmayı bir "kader" olmaktan çıkarıp bir "tercih meselesi" haline getirirken; gerçek teşebbüs özgürlüğünü getirmektedir.
Yine eğitim için de aynı şey geçerlidir; okumak isteyen gençlerin önü, sınavla kapatılmamaktadır. Liberal–kapitalist sistemler üniversite sınavına girmeyi özgürlük olarak ele alırken; Sosyal Devlet/Milli Devlet, gençlerin üniversiteye girmesini özgürlük kabul etmektedir.
Madem ki, her insan eşit doğar; öyleyse hayat içerisinde bu eşitliğin bireylere tanınması gerekir. Zengin aile çocuğu ile fakir aile çocuğu arasında, Bakan–vekil çocuğu ile hamal çocuğu arasında şayet toplumsal yaşam içerisinde fırsat eşitliği açısından hiçbir fark olmaz ise, işte o zaman gerçek hürriyeti, toplumun bütün fertleri yaşıyor demektir.
Milli Devlet gerçek hürriyeti ve eşitliği toplumun içerisinde hakim kılarken, adaletin de gerçek sağlayıcısı olmaktadır. Ancak böyle bir toplumda hukukun üstünlüğünden bahsedilebilir.

– Sosyal ve İktisadi Haklar
Liberal–kapitalist sistemler bireylerin toplum içerisinde sosyal ve kültürel haklarını aramasını hak olarak kabul ederken; Sosyal Devlet/ Milli Devlet, sosyal ve iktisadi hakların yaşanmasını insan hakkı olarak kabul etmektedir.
Bu bağlamda örneğin, her bireyin geçimini sağlamak için çalışma hakkı olması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda bireylerin kimseye muhtaç olmadan hayatlarını devam ettirebilecekleri asgari bir gelire malik olmaları da gerekir. İşte Milli Devlet, bireylere doğuştan gelen bu hakları yaşattıran kurumdur. Yaşanamayan hak ise yok gibidir.

Bütün sosyal hakları bireylerine yaşatacak ilke ve projeleriyle var olan Milli Devlet, karşımıza Sosyal Devlet olarak çıkmaktadır. Sosyal Devlet çatısı altında yapılan bütün uygulamalar ile hedef, bireylerin doğuştan gelen bu hakları yaşaması içindir.
Milli Devlet insan haklarında yepyeni bir açılımı hayata geçirmektedir. Gerek emniyetler konusuna, gerekse hürriyet ve sosyal hakların bütününe getirilen yepyeni bakış açısı ile, Milli Devlet, insan haklarının, adaletin, toplumsal barışın, huzurun, güvenliğin olduğu bir hayatı yeryüzüne indirmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Hürriyetin sınırı dört yerde çizilmektir. Bunlar sırası ile;
– Bireylerin kendilerine zarar vermeleri (yasal kısıtlamalardan ziyade eğitimle bireylerin kendilerine zarar vermesi engellenecektir)
– Bireylerin çevreye zarar vermeleri,
– Bireylerin diğer bireylerin hürriyetlerine dokunmaları,
– Bireylerin milletin birlik ve beraberliğine zarar vermeleri…
İşte bu dört durumda Milli Devlet, hem bireyin kendisini, hem de toplumu korumak için devreye girmektedir.
Özgürlükler konusunda Sosyal Devlet/Milli Devlet'in getirdiği en önemli açılımlardan biri de insanların kabiliyetleri oranında istediği işi yapma, istediği eğitimi alma haklarına getirdiği projelerdir.

Milli Devlet, projesi olan herkese sıfır faizli kredi vererek, işçi olmayı bir "kader" olmaktan çıkarıp bir "tercih meselesi" haline getirirken; gerçek teşebbüs özgürlüğünü getirmektedir.
Yine eğitim için de aynı şey geçerlidir; okumak isteyen gençlerin önü, sınavla kapatılmamaktadır. Liberal–kapitalist sistemler üniversite sınavına girmeyi özgürlük olarak ele alırken; Sosyal Devlet/Milli Devlet, gençlerin üniversiteye girmesini özgürlük kabul etmektedir.
Madem ki, her insan eşit doğar; öyleyse hayat içerisinde bu eşitliğin bireylere tanınması gerekir. Zengin aile çocuğu ile fakir aile çocuğu arasında, Bakan–vekil çocuğu ile hamal çocuğu arasında şayet toplumsal yaşam içerisinde fırsat eşitliği açısından hiçbir fark olmaz ise, işte o zaman gerçek hürriyeti, toplumun bütün fertleri yaşıyor demektir.
Milli Devlet gerçek hürriyeti ve eşitliği toplumun içerisinde hakim kılarken, adaletin de gerçek sağlayıcısı olmaktadır. Ancak böyle bir toplumda hukukun üstünlüğünden bahsedilebilir.

– Sosyal ve İktisadi Haklar
Liberal–kapitalist sistemler bireylerin toplum içerisinde sosyal ve kültürel haklarını aramasını hak olarak kabul ederken; Sosyal Devlet/ Milli Devlet, sosyal ve iktisadi hakların yaşanmasını insan hakkı olarak kabul etmektedir.
Bu bağlamda örneğin, her bireyin geçimini sağlamak için çalışma hakkı olması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda bireylerin kimseye muhtaç olmadan hayatlarını devam ettirebilecekleri asgari bir gelire malik olmaları da gerekir. İşte Milli Devlet, bireylere doğuştan gelen bu hakları yaşattıran kurumdur. Yaşanamayan hak ise yok gibidir.

Bütün sosyal hakları bireylerine yaşatacak ilke ve projeleriyle var olan Milli Devlet, karşımıza Sosyal Devlet olarak çıkmaktadır. Sosyal Devlet çatısı altında yapılan bütün uygulamalar ile hedef, bireylerin doğuştan gelen bu hakları yaşaması içindir.
Milli Devlet insan haklarında yepyeni bir açılımı hayata geçirmektedir. Gerek emniyetler konusuna, gerekse hürriyet ve sosyal hakların bütününe getirilen yepyeni bakış açısı ile, Milli Devlet, insan haklarının, adaletin, toplumsal barışın, huzurun, güvenliğin olduğu bir hayatı yeryüzüne indirmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)












































































