logo
19 EKİM 2026

Milli Devlet’te madencilik -3-

Bugün küresel güçler, gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerdeki maden araştırmalarının önünü kesmeye çalışarak, yeraltı kaynaklarının açığa çıkmasını engellemek istemektedirler

19.10.2026 00:36:00
Haber Merkezi
 
Milli Devlet’te madencilik -3-
Milli Devlet’te madencilik -3-
Bugün küresel güçler, gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerdeki maden araştırmalarının önünü kesmeye çalışarak, yeraltı kaynaklarının açığa çıkmasını engellemek istemektedirler.

Madenleri, kendi menfaatleri doğrultusunda kullanabilecekleri ortamlar oluştuğunda ise, daha önce olmadığı söylenen kaynaklar bir anda bu güçlerin kullanımına açılmaktadır.

Dünya nüfusunun %14.6'sını oluşturan başta ABD ve AB olmak üzere gelişmiş kabul edilen ülkeler, alüminyum, bakır, kurşun ve çelik üretiminin %48.8 ila %61.5 arasında değişen oranlarda dışa bağımlıdırlar. 

Bu bağımlılığın neticesinde kendi sanayilerinde kullanılmak üzere dünyanın madence zengin ama gelir olarak fakir bırakılmış ülkeleri, global maden firmaları tarafından talan edilerek; kaynaklar, gelişmiş kabul edilen ülkelere aktarılmaktadır.

Maalesef durum ülkemiz içinde farklı değildir. Son yıllarda çıkartılan yasalar ile Global maden firmalarının deyimi ile "İncil'deki altın ülke" talan alanı haline getirilmiştir.

Yapılan araştırmalar neticesinde Türkiye, altın madeni bakımından zengin bir ülke olarak görülmektedir.  Ancak 80'li yıllar maalesef bazı profesörlerin "Türkiye'de altın yok" şeklinde açıklamalarına şahit olduğumuz yıllar oldu.  Yıllar sonra ülkemizin çok ciddi bir altın rezervine sahip olduğu anlaşılmıştır.

Ne hazin bir tecellidir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, yeraltı kaynaklarımızın devlet eliyle çıkarılması ve değerlendirilmesi amacıyla Ekonomi Bakanlığı'na bağlı "Altın Arama ve İşletme İdaresi" kurumunu 1933 yılında kurmasına rağmen Cumhuriyet tarihimizin ilk altın madeni 2001 yılında İzmir-Bergama ilçesinde faaliyete geçmiştir.







Zengin maden kaynakları sayesinde, uygarlıklar tarihinde her zaman madenciliğin beşiği ve öncüsü olan Anadolu topraklarında dünyanın ilk altın parasının M.Ö. 700 yıllarında Salihli-Sart yöresinde hüküm süren Lidyalılar tarafından basılmasına rağmen ve altından yapılmış süs eşyalarının M.Ö. 5000 yıllarında kullanılmaya başlanmasına rağmen ve Osmanlılar dönemi boyunca işletilen altın ve gümüş madenlerinin hazine için zenginlik kaynağı olmasına rağmen  2001 yılına kadar ülkemizde herhangi bir altın madeninin devreye koyulmamış olması ve o tarihten sonra altın madeni ruhsatı alan firmaların büyük çoğunluğu yabancı global firmalar ya da onların yerli ortakları olması son derece manidardır.

Ülkemizde ilk altın madeni Eurogold firması tarafından işletilmektedir.  Eurogold firması, 1954 yılında çıkan 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu ile 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve bu Kanunlara ilişkin Kararname ve Tebliğler çerçevesinde HDTM Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'nün İzinleri ile 29 Ağustos 1989 tarihinde ülkemizde kurulmuştur.   2001 yılında 1,4 ton olan altın üretimi, 2015 yılında 27,9 tona yükselmiştir. 2016 yılı raporlarına göre; 2015 yılında ülkemizde 9 projede 27,9 ton altın üretimi gerçekleştirilmiştir.  Ülkemizde 2017 itibariyle 1000'in üzerinden altın arama ruhsatı verilmiştir.

Petrol konusuna gelince; Shell firmasında genel müdürlük yapmış olan Antony Robinson'un dediği gibi, "Tüm Amerikan petrol şirketleri bilir ki, yapılan araştırmalar Türkiye'nin bir petrol denizi üzerinde olduğunu gösteriyor." Türkiye'de bu petrol yataklarının varlığı bilinmesine rağmen petrol aramak için ayrılan bütçenin çok az olması, bu kaynakların ortaya çıkmasını istemeyen küresel güçlerin etkinliğindendir.

Mobil firması, ülkemizde petrol üretiminin en çok gerçekleştirildiği Batman ilinde yer alan Şelmo petrol sahasındaki petrol üretim faaliyetlerini 1993 yılında "Daha fazla üretmek isterdik ama daha fazla petrol yok" diyerek dururken, tam 17 yıl sonra Amerikalı TransAtlantic firmasının Şelmo sahasında günlük 1700 varilin üzerinde petrol üretimine başlamış ve bölgede 800 milyon varilden fazla petrol olduğunu açıklamıştır.







Cumhuriyet döneminde petrol sektörü ile ilgili olarak yapılan ilk yasal düzenleme 1926 yılında çıkarılan ve ülke sınırları içinde bütün petrol arama ve işletme haklarını hükümete veren 792 sayılı Kanun'dur. 

"Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlık ile mümkündür" diyerek, Osmanlı'nın aksine milli bir madencilik politikası izleyen Atatürk, bütün petrol arama ve işletme haklarını bu kanun ile hükümete vermiş, yerli-yabancı özel teşebbüslerin ülkemizde petrol arama ve üretim faaliyetlerini yasaklamıştır.

Petrol arama ve işletmesine çok önem veren Atatürk, yeraltı kaynaklarımızın devlet eliyle çıkarılması ve değerlendirilmesi amacıyla, 1933 yılında Ekonomi Bakanlığı'na bağlı "Petrol Arama ve İşletme" kurumunu kurmuştur.
Pek mütevazı bir bütçenin imkânları içerisinde faaliyetlerini sürdüren MTA, ekonomik ve ticari anlamda ilk petrolü 1940 senesinde Raman'da bulmuş ve bu bölgede günümüze kadar aralıksız petrol üretimi gerçekleştirmiştir. 

7 Mart 1954 tarihinde 6326 sayılı yeni "Petrol Yasası" çıkarılmış, böylece izlenen petrol politikasında yeni bir dönem başlamış ve bu yasa ile aramaların yerli ve yabancı özel girişim eliyle yapılmasının önü açılmıştır.  Kanunun çıkmasından sadece 2 ay sonra tam 7 adet yabancı petrol firması ülkemize giriş yapmıştır.

California Asiatic Oil ve Texaco Overseas Petroleum, petrol yasasının çıkarılmasından tam 2 ay sonra 11.05.1954 tarihinde petrol aramak amacıyla ülkemize gelmiş ve sadece 4 yıl sonra kazılan Kahta-1 Kuyusunda Adıyaman Bölgesindeki ilk petrol keşfini gerçekleştirmiştir. TPAO ise, bugün en çok petrol üretimi yaptığı ikinci yer olan Adıyaman Bölgesindeki petrol keşfini 1971 yılında gerçekleştirmiştir.







Diyarbakır'da ise durum çok vahim. Diyarbakır ilinde yabancı sermayeli petrol hakkı sahibi 9 adet şirket faaliyet göstermektedir.  Bu dokuz firmadan biri olan ve 2014 yılı vergi rekortmenleri listesinde 40'ıncı sırada yer alan  Anglo-Fransız petrol şirketi Perenco, Diyarbakır'da günlük ortalama 8500 varil petrol çıkarırken ülkemizin yegâne milli petrol şirketi olan TP, bu bölgede herhangi bir üretim gerçekleştirmemektedir.

Adana Bulgurdağı'nda da durum maalesef aynıdır. Mobil, 1960 senesinde Adana Bulgurdağı'nda iyi kaliteli petrol bulmuştur.  Amerikalı Aladdin Middle East, Adana bölgesinde Bulgurdağ petrol sahası işletmesini 1994 yılında Mobil'den devralmış  ve hala üretime devam etmektedir. Ancak TPAO'nun bu bölgede herhangi bir petrol arama faaliyeti bulunmamaktadır.

Türkiye'nin en kaliteli petrolünün üretildiği Siirt'te de TPAO'nun herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır. Amerikalı Aladdin Middle East firması, Siirt'in Eruh ilçesinde petrolü ilk defa 2013 senesinde keşfetmiştir.  Firma, sahip olduğu 497 km² alan kaplayan petrol arama ruhsatı ile yüz ölçümü 1363 km² olan Eruh ilçesinin neredeyse yarısını kapatmış durumdadır. Aramalarına devam eden firma, 2017 senesinde yeni üretim kuyuları keşfetmiştir.  Firmanın bu bölgedeki petrol üretimi günlük ortalama 1000 varildir. 

Dünya üretilebilir petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık %72'lik bölümü, ülkemizin yakın coğrafyasında yer almaktadır.  Bir ucu Suudi Arabistan'da bir ucu Mardin'de 4 bin metre derinlikte 300 trilyon varillik bir petrol denizi olduğu belgelerle ortaya konmuştur. Yani Türkiye uçsuz bucaksız bir petrol denizi üzerindedir.
Oysa ki, ülkemizde maalesef yeteri sayıda ve derinlikte arama sondaj kuyuları açılmamıştır. 2007-2016 yılları arasında ortalama yıllık 82 adet arama kuyusu açılmıştır.   Cumhuriyet tarihimiz boyunca ise sadece 4.776 adet kuyu açılmıştır.  







Sadece Teksas'da yıllık ortalama 20.000 arama kuyusunun açılıyor olması, ülkemizin petrol arama konusuna çok fazla önem vermediği ve gereken gayreti göstermediği anlaşılıyor.

Ekonomimiz büyüdükçe petrole olan ihtiyacımızın artışından ötürü petrol ile alakalı politikaları belirlerken ulusal çıkarları göz önünde bulundurmalı, petrol arama konusunda azami gayreti göstermeli ve ülkemizin sahip olduğu muazzam petrol kaynaklarını yeryüzüne çıkarmalıyız.

Milli Ekonomi Modeli tezinde madenler ile diğer yeraltı ve yerüstü zenginlikleri millete aittir. Bu kaynaklar, devlet–millet ortaklığı ile kurulacak şirketler tarafından çıkartılmalı ve işlenmelidir.

Şu ana kadar verilmiş olan ruhsatlar yabancıların elinden satış değerlerinin 3–4 misli paralar karşılığında geri alınacaktır. Böylece ülke kaynaklarının tamamı, yine millete ait hale gelecektir.

Madenler yerli sanayinin gelişmesinde kullanılacak hammadde olarak ihracına müsaade edilmeyecek, işlendikten sonra çok daha fazla bir karla satılması sağlanacaktır.

Bugün BOP adı altında devam eden işgallerin demokrasi için değil, bir yönüyle de Ortadoğu'nun kaynaklarına ulaşmak için yapıldığı aşikardır. Bu noktada "işlenmemiş zengin kaynaklara sahip Türkiye'miz de küresel bir tehdit ve tehlike altındadır. Bu bağlamda global maden firmalarına verilen ruhsatlarla devredilen maden yataklarının bu işgale yardım edeceği unutulmamalıdır.

Kendi topraklarında dilenci olmak yerine mutlu ve müreffeh bir yaşam sürmek elimizde, yeter ki ayağımızın altındaki 3 katrilyon dolar değerindeki servete sahip çıkalım. Bu zenginlik, sadece bize değil bütün insanlığa ikram etsek dahi bitmeyecek büyüklüktedir. Yeter ki talan edilmesine müsaade etmeyelim." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Bakırköy'de LNG yüklü tanker yan yattı: Yol trafiğe kapatıldı

İstanbul Bakırköy'de virajı alamayan LNG yüklü tankerin devrilmesi sonucu sürücü yaralandı. Tankerin dolu olması nedeniyle çevrede güvenlik önlemleri alınırken, yol trafiğe kapatıldı

17.10.2026 11:57:00
İHA
 
Bakırköy'de LNG yüklü tanker yan yattı: Yol trafiğe kapatıldı
Bakırköy'de LNG yüklü tanker yan yattı: Yol trafiğe kapatıldı
Kaza, sabah saatlerinde Bakırköy Yeni Havaalanı Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, LNG yüklü tanker, sürücüsünün virajı alamaması sonucu devrilerek yan yattı.






Kazada tanker sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Tankerin dolu olması nedeniyle çevrede güvenlik önlemleri alındı.
Kaza nedeniyle yol trafiğe kapatıldı. Polis ekipleri, bölgede trafik güvenliğini sağlamak amacıyla tedbir aldı.








Ekiplerin olay yerindeki çalışmaları sürüyor.

Siirt'te gıda zehirlenmesi şüphesi: Hastaneye kaldırılanların sayısı 88'e yükseldi

Siirt'in Kurtalan ilçesinde gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılan kişi sayısı 88'e yükseldi. Rahatsızlanan kişilerin büyük çoğunluğunun öğrenci olduğu öğrenilirken, olayla ilgili işletme sahibi gözaltına alındı

17.10.2026 11:51:00
İHA
 
Siirt'te gıda zehirlenmesi şüphesi: Hastaneye kaldırılanların sayısı 88'e yükseldi
Siirt'te gıda zehirlenmesi şüphesi: Hastaneye kaldırılanların sayısı 88'e yükseldi
Edinilen bilgilere göre, Kurtalan ilçesine bağlı Kayabağlar beldesinde gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvuranların sayısında artış yaşandı. Konuya ilişkin Kurtalan Kaymakamlığından yapılan açıklamada, gıda zehirlenmesi şüphesiyle sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısının 88'e ulaştığı bildirildi.






Açıklamada, başvuran kişilerden 77'sinin öğrenci, 11'inin ise sivil vatandaş olduğu belirtilerek, "55 kişiye ayakta tedavi uygulanmış, 33 kişi ise hastanede yatarak tedavi altına alınmıştır. İlk incelemelerde, rahatsızlanan kişilerin bir kısmının Kayabağlar beldesinde faaliyet gösteren bir işletmeden alınan tavuk dürümü tükettiği belirlenmiştir. Tavuk dürümlerin bir kısmının okul kantininden paketli olarak, bir kısmının ise doğrudan işletmeden satın alındığı öğrenilmiştir" ifadelerine yer verildi.








İşletme sahibi gözaltında

Olayın kesin nedeninin belirlenmesi amacıyla numunelerin alındığı vurgulanan açıklamada, başlatılan adli soruşturma kapsamında ilgili işletme sahibinin gözaltına alındığı kaydedildi. İlgili sağlık kuruluşlarında vatandaşların muayene, tedavi ve takip işlemlerinin titizlikle yürütüldüğü, sürecin kurumlar arası koordinasyonla takip edildiği ve gelişmeler hakkında kamuoyunun bilgilendirileceği belirtildi.

6,2 milyarlık para trafiğinde 29 şüpheli tutuklandı

Yasa dışı bahis ve kumar sitelerine para transferlerine aracılık ettikleri iddia edilen şüphelilere yönelik 16 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 34 şüpheliden 29'u tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerin hesaplarında 2023-2025 yılları arasında 6 milyar 235 milyon 761 bin 905 liralık para hareketi tespit edildi

17.10.2026 01:00:00
İHA
 
6,2 milyarlık para trafiğinde 29 şüpheli tutuklandı
6,2 milyarlık para trafiğinde 29 şüpheli tutuklandı
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7258 Sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının raporu doğrultusunda bazı şahısların kişisel ve şirket hesapları üzerinden yasa dışı bahis ve kumar siteleriyle bağlantılı para transferlerine aracılık ettikleri belirlendi.








Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen mali analiz ve incelemelerde, aralarında ortaklık bağı bulunmayan 11 şirketin sahibi olduğu belirlenen 36 şüpheli tespit edildi. Şüphelilerin 2023-2025 yılları arasındaki kişisel ve şirket hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda 722 bin 235 işlemde toplam 6 milyar 235 milyon 761 bin 905 liralık para hareketi olduğu ortaya çıkarıldı.









Soruşturma kapsamında Kocaeli, İstanbul, İzmir, Antalya, Aydın, Bursa, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Karaman, Karabük, Samsun, Mardin, Muş, Uşak ve Hakkari'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerin ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyalin yanı sıra 5 gram esrar ve 120 fişek ele geçirildi. Operasyonda 34 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. 







Şüphelilerden birinin ceza infaz kurumunda bulunduğu, birinin ise yurt dışında olduğu tespit edildi. Firari durumda bulunan şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürerken, adliyeye sevk edilen şüphelilerden 29'u tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Arnavutköy'de yağış sonrası yol çöktü

Arnavutköy'de şiddetli yağışın ardından İSKİ tarafından altyapı çalışması yapılan ve yol düzenlemesinin henüz tamamlanmadığı belirtilen sokakta çökme meydana geldi. Çöken yolda bir hafif ticari araç mahsur kalırken, ihbar üzerine bölgeye gelen Arnavutköy Belediyesi ekipleri iş makineleriyle aracın kurtarılmasına yardımcı oldu. Olayda yaralanan olmadı

14.10.2026 12:24:00
İHA
 
Arnavutköy'de yağış sonrası yol çöktü
Arnavutköy'de yağış sonrası yol çöktü
Olay, Arnavutköy Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi Ören Sokak'ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışın ardından İSKİ ekiplerince daha önce çalışma yapılan ve yol düzenlemesinin tamamlanmadığı belirtilen sokakta çökme oluştu. Bu sırada sokaktaki bir ticari araç, çöken yolun içerisinde mahsur kaldı.






Altyapı çalışması yapılan yol yağışın ardından çöktü

Yağışın etkisiyle zeminde meydana gelen çökme nedeniyle hafif ticari araç bulunduğu yerden çıkamadı. Durumun bildirilmesi üzerine Arnavutköy Belediyesine bağlı ekipler iş makineleriyle olay yerine geldi.








Mahsur kalan aracın yardımına belediye ekipleri yetişti

Bölgeye ulaşan belediye ekipleri, iş makineleri yardımıyla çöken yolda mahsur kalan hafif ticari aracın çıkarılması için çalışma gerçekleştirdi. Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadı.













Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı

“Yazılı Basının Dijital Dönüşümü: Adaptasyon, Entegrasyon ve Sürdürülebilir Model Önerileri Çalıştayı”, farklı disiplinlerden çok sayıda akademisyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital dönüşümün editoryal sorumluluktan ekonomik sürdürülebilirliğe uzanan çok boyutlu bir süreç olduğunu vurguladı

13.10.2026 10:23:00
Haber Merkezi
 
Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı
Basın İlan Kurumu, yazılı basının dijital dönüşümünü çalıştayda masaya yatırdı
Medya ekosisteminin dijitalleşmeyle birlikte hızlı ve çok katmanlı bir dönüşüm yaşadığını belirten BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, gazeteciliğin matbu yayıncılığın sınırlarını aşarak hız, veri, etkileşim ve çoklu platform kullanımı ekseninde yeni bir evreye geçtiğini ifade etti.

"Dijital dönüşüm, basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir"

Okurların habere erişim alışkanlıklarındaki değişime ve dijital platformların giderek artan etkisine değinen Çay, uluslararası araştırmalarda da bu dönüşümü destekleyen verilerin ortaya çıktığını kaydetti. Genel Müdür Çay, dünya genelinde sosyal medya ve video ağlarının çevrim içi habere erişimde ilk kez haber kuruluşlarının kendi internet siteleri ve uygulamalarının önüne geçtiğini; çevrim içi haber videosunu haftalık olarak tüketenlerin oranının ise yüzde 77'ye ulaştığını aktardı.

Haberin okura ulaşmasında algoritmaların, içerik akışlarının ve tavsiye sistemlerinin belirleyici rolüne dikkat çeken Çay, dijital yayıncılıkta görünürlüğün artık yalnızca haberin içeriği ve yayımlandığı mecrayla sınırlı olmadığını vurguladı.

Kurumun görev alanında faaliyet gösteren iki binin üzerindeki süreli yayını da dikkate alarak dijital dönüşümün basın sektörü açısından güncel bir mesele olduğuna işaret eden Çay, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dijital dönüşüm, yalnızca bir internet sitesi kurmak ya da basılı sayfaları dijital ortama taşımaktan ibaret değildir. Asıl üzerinde durmamız gereken husus, gazeteciliğin köklü üretim, doğrulama ve dağıtım zincirini yeni şartlara nasıl uyarlayacağımız ve bu dönüşümü kurumsal yapıya nasıl entegre edeceğimizdir.

Dijital dönüşümü; üretim biçimlerinden iş akışlarına, insan kaynağından teknik altyapıya, okurla kurulan ilişkiden gelir modellerine kadar basının bütün yapısını etkileyen çok boyutlu bir süreç olarak değerlendiriyoruz."

Haberlerin arama motorları, sosyal ağlar, video platformları ve farklı dijital arayüzler üzerinden dolaşıma girmesinin yayıncılara daha geniş kitlelere ulaşma imkânı sağladığını belirten Çay, bu durumun platformlara bağımlılık, dijital görünürlük ve okurla doğrudan ilişki kurma gibi yeni meseleleri de beraberinde getirdiğini ifade etti.

Yapay zekâ destekli bilgi erişiminin dönüşüme yeni bir boyut kazandırdığına dikkat çeken Çay, kullanıcıların arama motorlarında bağlantı aramak yerine yapay zekâ destekli sistemlerden doğrudan yanıt alma eğiliminin arttığını kaydetti.






"Akademik bilgi ile saha tecrübesinin buluşmasını istiyoruz"

Dijital dönüşümün ortaya çıkardığı ihtiyaçların yalnızca mevcut uygulamalar üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağına işaret eden Çay, üniversitelerle iş birliğinin bu açıdan önemli bir rol üstlendiğini belirtti.

Kurum olarak çeşitli üniversitelerle iş birliği protokolleri imzaladıklarını hatırlatan Çay, temel amaçlarının akademik bilgi ve birikimi sahaya aktarmak, sahada edinilen tecrübelerin ve karşılaşılan sorunların da akademik çalışmalara katkı sağlamasını temin etmek olduğunu ifade etti.

Çalıştayın bu iş birliğini güçlendirmesini beklediklerini belirten Çay, akademisyenlerin bilgi ve birikimlerinden yararlanarak hem akademiye hem de basın sektörüne katkı sağlayacak sonuçlar elde etmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.

Genel Müdür Çay, Basın İlan Kurumu ve SETA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştayın hem Kuruma hem de basın sektörüne fayda sağlayacağına inandıklarını kaydetti.






Akademisyenler sürdürülebilir model önerilerini değerlendirdi

Genel Müdür Çay'ın açılış konuşmasının ardından çalıştay oturumlarına geçildi. Prof. Dr. Faruk Taşçı'nın başkanlığında iki oturum hâlinde gerçekleştirilen çalıştayda akademisyenler, basın kuruluşlarının dijitalleşme sürecinde karşılaştıkları adaptasyon ve entegrasyon sorunları ile uygulanabilir ve sürdürülebilir model önerilerini ele aldı.

Oturumlarda yapay zekâ teknolojilerinin temel gazetecilik ilkelerine uygun biçimde kullanılması, bu sistemlerin mevcut yayın mekanizmalarına entegrasyonu ve dijital süreçlerin takibi için dinamik bir ölçüm modeli geliştirilmesinin gerekliliği vurgulandı.

Dezenformasyonla mücadelede teyit mekanizmalarıyla iş birliğinin artırılması, gazetecilik alanında bağımsız bir mesleki yeterlilik yapısının oluşturulması, iletişim fakülteleriyle müfredat uyumunun sağlanması ve yerel medyanın niş habercilik alanlarında bölgesel güç birlikleri oluşturması da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.






"Basılı gazeteciliğin varlığını sürdürmesi bir güvenlik meselesidir"

Çalıştayda dile getirilen görüşleri değerlendiren BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, dijital platformların artan nüfuzuna karşı basılı yayıncılığın varlığını sürdürmesinin bir güvenlik ve çeşitlilik meselesi olduğuna dikkat çekti. Yayıncılık sektörünü yaşatma ve destekleme yaklaşımının altını çizen Çay, statik değerlendirme yöntemleri yerine nitelikli haberciliği ve okur kitlesini öne çıkaran, teşvik odaklı, teknik ve dinamik sistemlere geçilmesinin önemini vurguladı.

Sektör paydaşlarının ortak hareket etme kültürünü geliştirmesi ve akreditasyon süreçlerinin sağlıklı bir veri tabanı üzerinden yürütülmesi gerektiğini de ifade eden Çay, çalıştaya katılan akademisyenlere ve katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti.

Bugün tamamlanan çalıştayın sonunda, akademisyenlerin sunacağı bildiriler ve çözüm önerileri doğrultusunda yazılı basının geleceğine ve sektörün sürdürülebilirliğine ışık tutması hedeflenen bir sonuç bildirgesi hazırlanacak ve Basın İlan Kurumunun resmî internet sitesinden kamuoyuyla paylaşılacak.

Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi

Manisa'nın Akhisar ilçesinde çekicinin tur otobüsüne çarptığı kazada hayatını kaybeden 11 kişiden 10'unun cenazesi Bursa'da toprağa verildi

12.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi
Manisa'daki trafik kazasında ölenler toprağa verildi
Manisa'daki trafik kazasında hayatını kaybeden 10 kişinin cenazesi Bursa'da defnedildi.

Manisa'daki işlemlerin ardından yakınlarına teslim edilen cenazeler, Bursa'ya getirildi.

Kazada yaşamını yitirenlerden 10'unun cenazeleri Bursa'nın çeşitli ilçelerinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.






Kazada hayatını kaybedenlerden Şahinaz Boran (81) ve kardeşi Safinaz Elkurt'un (76) naaşları Mihraplı Camisi'nde kılınan namaz sonrası Hamitler Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Cenazeye, Boran ve Elkurt'un yakınları ile Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi Kaymakamı Bahri Tiryaki ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Bu arada Boran ve Elkurt kardeşlerin bu ay sonunda umreye gitmeyi planladıkları öğrenildi.

Vefat edenlerden Vesile Ekici (65) için Hürriyet Merkez Camisi'nde, Semra Şentürk (58) için ise Huzurlar Camisi'nde cenaze namazı kılındı.

Ekici'nin cenazesi Mudanya Orhaniye Mezarlığı'na, Şentürk'ün cenazesi ise Kestel Mezarlığı'na defnedildi.






6 kişinin cenazeleri Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde toprağa verildi

Kazada hayatını kaybedenlerden Mümine Eryılmaz (75), Kadriye Turhanlar (88) ve Fikriye Yur'un (78) cenazeleri öğle vakti kılınan namazın ardından Mustafakemalpaşa ilçesinde defnedildi.






İhsan Taşçı (73), Sevgi Kabaroğlu (70) ve Cemile Memişçi'nin (71) cenazeleri ise Karacabey ilçesinde toprağa verildi.

Vefat edenlerden Zülfinaz Tosun'un (64) cenazesinin ise Konya'nın Ereğli ilçesinde defnedileceği öğrenildi.







Kazada 11 kişi hayatını kaybetmişti

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu'nun Akhisar Gişeleri mevkisinde dün H.K. idaresindeki 78 YD 559 plakalı çekici, M.A. yönetimindeki 16 AED 124 plakalı tur otobüsüne çarpmıştı.
Kazada 27 kişi yaralanmış, 11 kişi hayatını kaybetmişti.

Tur otobüsünün sürücüsü M.A, tur otobüsünün sahibi ve yedek şoförü M.Y. ile çekicinin şoförü H.K. hastanedeki tedavilerinin ardından gözaltına alınmıştı.

Yaralılardan 13'ü hastanelerden taburcu edilmişti.

Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı

Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüs devrilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 17 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu bildirildi

12.10.2026 13:55:00
İHA
 
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta Karayolunda yolcu midibüsü devrildi: 1'i ağır 17 yaralı
Antalya-Isparta karayolunda yolcu midibüsünün devrilmesi sonucu trafik kazası meydana geldi. Kazanın ardından olay yerine ekipler sevk edilerek yaralılara müdahalede bulunuldu.






Antalya Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre araçta bulunan 23 yolcudan 17'sinin yaralandığı, yaralılardan birinin sağlık durumunun ağır olduğu belirtildi. Olay yerine sevk edilen ekiplerin yaralılara yönelik gerekli müdahaleleri sürdürdüğü ifade edildi.

Açıklamada, kazayla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği ve kamuoyunun süreç hakkında bilgilendirileceği kaydedildi.









Olay yerine gelen Antalya Valisi Hulusi Şahin, kazayla ilgili ekiplerden bilgi aldı. Gazetecilere kısa bir açıklama yapan Şahin, "Yaralılarımızın durumu ağır değil, bu da bizim için en büyük teselli" dedi.

Öte yandan, midibüsün Tekirdağ Çerkezköy'den 23 yolcuyla çıktığı, Antalya'ya 25 km mesafe kala kaza geçirdiği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.