Milli Ekonomi Modeli’nin merkezinde insan vardır
Milli Ekonomi Modeli’nin merkezinde insan vardır. Devlet ve bütün ekonomik unsurlar o insana hizmet eder
01.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Milli Ekonomi Modeli'nin merkezinde insan vardır. Devlet ve bütün ekonomik unsurlar o insana hizmet eder.
Onun için bireyden, bireyin tüketim kabiliyetinden, bireyin ekonomik bağımsızlığından yola çıkarak, çevreye saygılı, tüketimi önceleyen bir sistemdir.

Bugün bu haklı gerekçelerle MEM, 4 milyar insan tarafından kabul görmüş, devletlerin ekonomik bağımsızlıklarının yeniden kazanılmasının adresi olmuştur.
Sömürüye, emperyalizme başkaldırmanın haklı kalesidir. İnsanların emekleri, gözyaşları, kanları, toprakları, zenginlikleri üzerinden imparatorluk kurmuş; zalim, acımasız, emperyalist güçlerin sonunu getirecek ve korkulu rüyası olacaktır.

Her doğan çocuk rızkıyla doğar ve tezin (MEM) merkezine oturur. Rızkın kefili, sonsuz nimet sahibi olan Allah'tır. Bu anlayış; Milli Ekonomi Modeli'nin uygulaması olan Sosyal Devlet Projeleriyle savaşmadan, birbirini boğazlamadan yaşanılabilir bir dünyayı öngörür.
Mazlumların hakkını verecek, zalimlerin haksız kazanç kapılarını kapatacak Milli Ekonomi modeli sessiz bir devrimle, Kapitalizmi tarihin çöplüğüne göndermiştir.

Tanık olduğumuz bu yeniçağ ve tezin etrafında yükselen yeni dünya düzeni, tüketici kesimin omuzları üzerinde yükseldiğinin ve daha da yükseleceğinin habercisidir.
Dünyevileşmeden ekonomik bağımsızlığa, bütün tabulara, hâkim güçlere, kabul ettirilen fikri alışkanlıklara meydan okuyan, karanlığı yırtıp insanlığı aydınlığa çıkaran tezin etrafında birlik oluşturanlara selam olsun.

Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülüdür.
Bu manada Milli Ekonomi Modeli ülkelerin kalkınmasının, ekonomik bağımsızlığın yegâne yoludur.

Milli Ekonomi Modeli, ekonominin sadece bir meselesine odaklanmak yerine, bütününü kucaklayan bir modeldir.
Hedefleri, dayanakları ve işleyiş mekanizmaları ile başlı başına bir sistem olan Milli Ekonomi Modeli, hayallerden değil, var olan gerçeklerden yola çıkarak, bunlara uygun bir modeli hayata geçirmeyi amaçlamıştır.

İnsanı tam manası ile tarif etmeden onunla ilgili hiçbir meseleyi çözüme kavuşturamayız. Oysa kapitalist anlayış insanı anlamak yerine kendi sistemine uygun bir insan tarifi yapmıştır.
İnsanın fıtratından yola çıkarak ona uygun bir modeli hayata geçirmeden ona faydalı olmak mümkün değildir.
"Kaynakların sınırsız, ihtiyaçların sınırlı ama ihtirasların sınırsız" olduğunu tespit ettiğimizde, kapitalist modellerin daha temelden meseleye yanlış yaklaştığını görmek zor olmayacaktır. Çünkü kapitalist anlayışlar, kaynakları sınırlı görürken, insan ihtiyaçlarını sınırsız görmektedirler.

Bireyler, kendi ihtiyaçlarından çok daha fazla bir değer oluşturma kabiliyetindedir.
Ancak var olan ekonomi modelleri insanların kabiliyetlerini devreye koymak yerine, onları devre dışı bıraktığı için sınırsız kaynaklara rağmen insanlığın büyük bir kesimi yokluk içerisindedir.
Artan nüfusun ihtiyaçlarının sınırlı zannedilen kaynaklarla karşılanamayacağı yanılgısı, kapitalist anlayışı toplumun çok az bir kesiminin çıkarlarına odaklanmaya yöneltmiştir.
Bu sebeple kapitalist anlayış azınlıkların mutlu olduğu fakat çoğunluğun fakirlik ve açlık çektiği bir modeldir.
Gerçekte artan dünya nüfusu bir tehlike değildir. Kaynakların kıt olmadığından yola çıkılarak bu kaynaklardan adilane bir şekilde herkesin istifade edeceği bir sistem hayata geçirmek mümkündür. Zaten Milli Ekonomi Modeli'nde yaptığımız da bundan ibarettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli eserinden)
Onun için bireyden, bireyin tüketim kabiliyetinden, bireyin ekonomik bağımsızlığından yola çıkarak, çevreye saygılı, tüketimi önceleyen bir sistemdir.

Bugün bu haklı gerekçelerle MEM, 4 milyar insan tarafından kabul görmüş, devletlerin ekonomik bağımsızlıklarının yeniden kazanılmasının adresi olmuştur.
Sömürüye, emperyalizme başkaldırmanın haklı kalesidir. İnsanların emekleri, gözyaşları, kanları, toprakları, zenginlikleri üzerinden imparatorluk kurmuş; zalim, acımasız, emperyalist güçlerin sonunu getirecek ve korkulu rüyası olacaktır.

Her doğan çocuk rızkıyla doğar ve tezin (MEM) merkezine oturur. Rızkın kefili, sonsuz nimet sahibi olan Allah'tır. Bu anlayış; Milli Ekonomi Modeli'nin uygulaması olan Sosyal Devlet Projeleriyle savaşmadan, birbirini boğazlamadan yaşanılabilir bir dünyayı öngörür.
Mazlumların hakkını verecek, zalimlerin haksız kazanç kapılarını kapatacak Milli Ekonomi modeli sessiz bir devrimle, Kapitalizmi tarihin çöplüğüne göndermiştir.

Tanık olduğumuz bu yeniçağ ve tezin etrafında yükselen yeni dünya düzeni, tüketici kesimin omuzları üzerinde yükseldiğinin ve daha da yükseleceğinin habercisidir.
Dünyevileşmeden ekonomik bağımsızlığa, bütün tabulara, hâkim güçlere, kabul ettirilen fikri alışkanlıklara meydan okuyan, karanlığı yırtıp insanlığı aydınlığa çıkaran tezin etrafında birlik oluşturanlara selam olsun.

Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülüdür.
Bu manada Milli Ekonomi Modeli ülkelerin kalkınmasının, ekonomik bağımsızlığın yegâne yoludur.

Milli Ekonomi Modeli, ekonominin sadece bir meselesine odaklanmak yerine, bütününü kucaklayan bir modeldir.
Hedefleri, dayanakları ve işleyiş mekanizmaları ile başlı başına bir sistem olan Milli Ekonomi Modeli, hayallerden değil, var olan gerçeklerden yola çıkarak, bunlara uygun bir modeli hayata geçirmeyi amaçlamıştır.

İnsanı tam manası ile tarif etmeden onunla ilgili hiçbir meseleyi çözüme kavuşturamayız. Oysa kapitalist anlayış insanı anlamak yerine kendi sistemine uygun bir insan tarifi yapmıştır.
İnsanın fıtratından yola çıkarak ona uygun bir modeli hayata geçirmeden ona faydalı olmak mümkün değildir.
"Kaynakların sınırsız, ihtiyaçların sınırlı ama ihtirasların sınırsız" olduğunu tespit ettiğimizde, kapitalist modellerin daha temelden meseleye yanlış yaklaştığını görmek zor olmayacaktır. Çünkü kapitalist anlayışlar, kaynakları sınırlı görürken, insan ihtiyaçlarını sınırsız görmektedirler.

Bireyler, kendi ihtiyaçlarından çok daha fazla bir değer oluşturma kabiliyetindedir.
Ancak var olan ekonomi modelleri insanların kabiliyetlerini devreye koymak yerine, onları devre dışı bıraktığı için sınırsız kaynaklara rağmen insanlığın büyük bir kesimi yokluk içerisindedir.
Artan nüfusun ihtiyaçlarının sınırlı zannedilen kaynaklarla karşılanamayacağı yanılgısı, kapitalist anlayışı toplumun çok az bir kesiminin çıkarlarına odaklanmaya yöneltmiştir.
Bu sebeple kapitalist anlayış azınlıkların mutlu olduğu fakat çoğunluğun fakirlik ve açlık çektiği bir modeldir.
Gerçekte artan dünya nüfusu bir tehlike değildir. Kaynakların kıt olmadığından yola çıkılarak bu kaynaklardan adilane bir şekilde herkesin istifade edeceği bir sistem hayata geçirmek mümkündür. Zaten Milli Ekonomi Modeli'nde yaptığımız da bundan ibarettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli eserinden)






















































