Minber gazetesinin yayın hayatı kasım 1918'de başlamış, 21 Aralık 1918'de de sona ermiştir. Minber gazetesi 51 günlük yayını ile, II. Meşrutiyet dönemi basın hayatındaki yerini almıştır. Minber gazetesinin dikkat çeken iki özelliği vardır. İlki yayın hayatına başladığı kasım 1918 yılı, diğeri de gazetenin sahip ve ortağı.
Minber, Mondros Mütârekesi'nin imzalandığı 30 Ekim 1918'in hemen ertesi günü yayın hayatına başlamıştır.
Bu tarih, Osmanlı devleti, ülkesi ve Türk milleti için tahmin edilemeyen yeni bir tarihî dönemin başlangıcını oluşturması bakımından fevkâlede önemlidir.
Minber gazetesi, Osmanlı devletinin başkenti İstanbul başta olmak üzere, ülkenin her yerinde siyasî, sosyal, iktisadî ve askerî karmaşıklıkların yaşandığı bir süreçte, muhalif bir yayın politikası ile dikkatleri üzerine çekmiştir.
Bir başka ifadeyle, Minber gazetesinin Osmanlı İmparatorluğu'nun can çekiştiği, meşrutiyet idaresi yöneticilerinin, yönetim anlayışının ciddi bir şekilde sorgulandığı, ülkenin dört bir taraftan işgale uğradığı bir zaman diliminde yayına başlaması, onu önemli kılan birinci etken olmuştur.
Minber gazetesini önemli kılan diğer özellik de gazetenin sahibi ve ortağı olan şahsiyetlerdir.
Minber gazetesinin sahibi, Meclis-i Mebusan milletvekili, Mondros Mütârekesi'ni imzalayan Ahmet İzzet Paşa hükûmetinin dahiliye nazırı ve aynı zamanda Hürriyetperver Avam Fırkası kurucusu Ali Fethi (Okyar) Bey'dir.
Mustafa Kemal bu gazeteye 13 Kasım 1918'de İstanbul'a geldikten sonra bir miktar parayla ortak olmuştur.
Mustafa Kemal'in ortağı olduğu Minber, çok yakın silah ve mücadele arkadaşı olan Ali Fethi Bey'in sahibi olduğu bir basın organı olarak tarihteki yerini önemle korumaktadır.
Minber gazetesi, günlük ve iki sayfa olarak yayımlanmıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse gazetede hemen hemen her konuda yazılara rastlamak mümkündür.
Mondros Mütârekesi'nden Wilson prensiplerine, İttihat Terakki'den Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na uzanan siyasî çekişmelere, Osmanlı hükûmetleri ve politikalarından işgal devletlerinin politikalarına, basın yayın hayatındaki çekişmelerden sansüre uzanan her konuda fikir ve düşüncenin yazıldığını görmek mümkündür.
Minber gazetesinde günün önemli tarihî olayları mizah diliyle ayrı bir incelikte sunulmuştur.
Zaman zor bir zaman, devlet zorda, yöneticiler zorda, fikir ve düşünce adamları zorda, ekonomi ve sosyal hayat, toplumsal yapı her şey zorluklar içerisinde… Böylesine hassas bir yapıyı mizahî bir anlayışta dile getirmek oldukça maharet istemektedir.
İşte bu mahirane yeteneği Minber gazetesinin birinci sayfasında sol alt köşesinde, karikatür başlığı bulunmaktaydı. Arı mahlası ile yazılar neşredilirdi.
Karikatür başlığı altında yazar konuları çizerek değil, yazarak dile getirmiştir. Bu yazılar oldukça kısa ve özlü yazılardır.
O günkü ülke ve millet meseleleri çeşitli benzetme, hikâyeleştirme hatta ve hatta bir film veya tiyatro sahnesi oluştururcasına mizansenleştirilmiştir.
Ele alınan her konuda çeşitli mizahî yaklaşımlar ustalıklı bir şekilde kullanılmıştır.
Yazarın Arı takma adını rastgele değil özellikle ve bilinçli olarak seçtiği anlaşılmaktadır.
Yani konular arı iğnesi inceliğinde ve hassasiyetinde ele alınmaya çalışılmıştır.
Bu çalışmada siyasî, ekonomik, tarihî, toplumsal birçok konuyu içeren karikatür yazıları, içeriklerine göre başlıklar altında, ele alınmaya çalışılacaktır.
Tarih ve mizah yan yana getirilerek mizahın, tarihi anlama ve algılamamızdaki rolünün ne olabileceği veya ne olduğu örnekleriyle ifade edilmeye çalışılacaktır. Böylece Minber gazetesinde yer alan o günün mizah anlayışıyla, mizahın geleceğe nasıl bir ışık tutabileceği imkanı sağlanacaktır.
Mondros Mütârekesi'nin bu içeriği, 26 Kasım 1918 tarihli Minber'de Karikatür köşesinde şöyle kurgulanmıştır:
"Geçende bir tiyatroda halk toplanmış sahnedeki hokkabazı seyrediyorlardı.
Hokkabaz, -ne sihirdir, ne keramet- el çabukluğu marifet dedikten sonra, bir elindeki siyah değnek ile diğer elindeki küçük siyah bir şapkanın içine dışına vurarak boş olduğuna halkı temin eyledikten sonra değneği bıraktı. Ve kolunu sıvayarak şapkanın içerisine soktu. Oradan birçok şeyler çıkarmaya başladı.
İçinden kanaryası ile bir kuş kafesi, dumanları tüten bir kase çorba, mumu yanmakta olan koca bir kağıt fener, daha neler neler çıkarıyordu… Halk alkışlamaya başlayınca bir zat arkadaşının kulağına yaklaşarak şu surette konuştular: Artık bunlara şaşacak zaman geçti.
Neden? Böyle bir şapka içerisinden bu kadar şey çıkarmak marifet değil mi?
Canım şimdi ondan daha mühimlerini yapıyorlar, bunlar eskidi.
Nasıl? Öyle ya bak incecik bir mütârekenâme kağıdından neler neler çıkarıyorlar.
Onun maddelerini salladıkça içinden silahlı askerler, zırhlılar, işgaller daha neler neler dökülür.
Hatta mütârekenâmeyi yapanlar şaşıyor, tatbik edenler tekrar tekrar okuyor yine sırrına âna… olamıyor. Bu da marifet değil mi?"
Böylece Mondros'u hazırlayanların büyük bir sihirbazdan daha marifetli oldukları, daha kurnaz fikirler taşıdıkları ve mütârekenin nasıl bir belge niteliğine sahip olduğu mizahî bir tarzda anlatılmıştır.
Minber gazetesi, Mondros Mütârekesi'nden hemen sonra yayımlanmıştır. Yayın hayatı kısa sürmüş olmasına rağmen, özellikle gazetenin sahipleri ve izlediği muhalif politikalarla dikkatleri üzerine çekmiştir.
Minber gazetesinin sadece karikatür köşesindeki mizahî yazılarını hatırlatmaya çalıştım.
Karikatür köşesinin Arı takma adlı yazarının kim olduğu tespit edilememiş olmakla beraber, Meşrutiyet dönemini iyi bilen ve olayları yakinen takip eden bir aydın olduğunu söylemek mümkündür. Yazarın aynı zamanda İttihat ve Terakki yönetimine muhalif olduğu gibi ondan sonraki hükümet ve yönetimlere de karşı olduğu yazılarından anlaşılmaktadır.
Minber gazetesinin karikatür köşesinde ele alınan konular ince bir zeka ürünü olan mizahın tatlı bir kıvamında değerlendirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bazen anlatımlardaki yakıştırmaların, benzetmelerin dozunun kaçtığına da şahit olmak mümkündür. Bunun da 1918 yılının özellikle de ekim ve kasım aylarındaki yaşanan olaylardan devletin, hükûmetin ve milletin içinde bulunduğu atmosferden kaynaklandığını söylemek mümkündür.
Devrin siyasî, sosyal, kültürel, hukukî, ekonomik ve toplumsal durumu, eleştirel bir yaklaşımla tiyatro veya film sahnelerine büründürülerek anlatılmaya çalışılmıştır.
Bir gazete köşesinde günün gelişmeleri karşısındaki duygu ve düşüncelerin bir yansıması olarak kabul edilebilen "Arı" mahlası ile yazılanlara bu gün itibariyle baktığımızda, tarihin anlaşılmasında ve aktarılmasında mizahın önemli bir katkısının olduğu söylenebilir.
Bu mizahî yaklaşım aynı zamanda tarih eğitiminde de kullanılabilir.
Tarihî olayların anlatımında, anlama ve algılanmasında mizahın, bir yöntem olarak önemli katkısının olabileceğini de söylemek mümkündür.
İzahı olamayanın mizahı olur derler.
Yüzünüzden gülümseme eksik olmasın.
Hayırlı pazarlar…
- 11. Yargı Paketi / 29.11.2025
- İznik / 28.11.2025
- Asgari ücret / 27.11.2025
- Öğretmenler Günü / 25.11.2025
- Kuraklık, beka sorunudur / 24.11.2025
- İmralı’ya değil, Anıtkabir’e gidiyoruz / 23.11.2025
- Gebzespor Futbol Kulübü / 22.11.2025
- Ruhu olan yollar / 21.11.2025
- Havadan sudan / 20.11.2025



















































































