Miraç Kandili, insanın göğe bakmasından çok, kendine dönmesini hatırlatan bir gecedir.
Hz. Muhammed Mustafa'nın Miraç yolculuğu anlatılırken aslında bir yükselişten değil, arınıştan, olgunlaşmadan ve sorumluluk almaktan söz edilir.
Miraç, insanın nefsini geride bırakıp hakikate yaklaşma çabasıdır.
Bu yolculuk, Peygamber Efendimize verilen bir lütuf olduğu kadar, insanlığa bırakılmış bir emanettir.
O emanet, adaleti gözetmek, kul hakkını incitmemek, mazluma sırt çevirmemektir. Miraç Kandili bu yüzden sadece dua edilen bir zaman değil, insanın kendi hayatına baktığı, vicdanını yokladığı bir gecedir.
Alevi-Bektaşi inancında Miraç, bu anlamıyla ele alınır.
Hakikat uzaklarda aranmaz, insanın davranışlarında, niyetinde ve duruşunda aranır.
Bu nedenle Miraç, korkuyla değil, anlayışla, muhabbetle ve idrakle anlatılır.
Yol, insanı yüceltirken başkasını incitmemeyi esas alır.
Bu anlayış, Miraç'tan dönüşte anlatılan Kırklar Cemi ile tamamlanır. Peygamber Efendimizin Kırklar Meclisi'ne uğraması, hakikatin tek başına yaşanan bir hal olmadığını gösterir.
Birlik olmadan kemal olmaz. Meydan, bu yüzden kutsaldır, çünkü orada rızalık vardır, eşitlik vardır, paylaşma vardır.
Kırklar Meclisi'nde kimse kimsenin önünde değildir. Yaş, makam, cinsiyet ayrımı yoktur.
Küçük de uludur, büyük de. "Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" sözü, burada bir söylem değil, yaşanan bir haldir.
Bir canın acısı, diğerlerinin de acısıdır.
Hz. Ali'nin kolundan akan bir damla kanın, kırk candan aynı anda belirmesi, bu ortaklığın sembolüdür. Selman-ı Pak'ın kanının pencereden içeri girmesi ise, yolun duvarlarla çevrili olmadığını, her yerde, her zamanda yaşadığını anlatır. Ali kolunu bağladığında kanın durması, birliğin olduğu yerde yaraların da iyileşeceğini fısıldar.
Bir üzüm tanesinin kırk cana pay edilmesi, bu yolun en sade öğretisidir.
Lokma paylaşıldıkça bereketlenir.
Az olan çoğalır, yükler hafifler.
Mestlik, burada dünya sarhoşluğu değil, gönlün dinginliğidir.
Semah, bu dinginliğin bedende dile gelişidir.
Can dönerken kendini merkeze almaz, yaratılışın ahengine uyum sağlar. Kadın ve erkeğin birlikte semah dönmesi, bu yolun insana insan olarak baktığını sessizce anlatır.
Miraç Kandili'nde cemlerde okunan Miraçlama nefesleri, bu anlatının sözle ve sazla dile gelişidir.
Miraçlamalar geçmişi anlatmak için değil, bugüne ışık tutmak için söylenir. Sertleşmiş kalpleri yumuşatır, insanı insana yaklaştırır.
Bu gecede edilen dualar da bu anlayışın dilidir.
Ocağımız sönmesin denir, çünkü ocak, birliğin simgesidir.
Hanemizden taş düşmesin denir, çünkü bu yol onarmayı öğütler.
Zalime karşı söz edilir, çünkü adaletsizliğe susmak, insanlığa yakışmaz.
Miraç Kandili ve Miraçlama bize şunu hatırlatır.
Her insanın bir yolculuğu vardır.
O yol, başkasını incitmeden yüründüğünde anlam kazanır.
Bir gönül aldıysan,
Bir haksızlığa sessiz kalmadıysan,
Bir canın yükünü paylaştıysan,
Bil ki o yolculuktasın.
Ve söz, sade ama derin bir yerde durur.
İnsan kal.
Can kal.
Gerçeğe Hüüü.
- Metrobüsten tramvaya dönüş / 17.01.2026
- Yüzde 10 / 16.01.2026
- Gebze’de Geleceği Savunmak / 15.01.2026
- Yenilenebilir enerji / 13.01.2026
- Vergi affı / 12.01.2026
- Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz / 11.01.2026
- Senyoraj hakkı / 10.01.2026
- Emekliye reva görülen / 09.01.2026
- İş yaşamında Peter İlkesi / 08.01.2026






















































































