Minyatür çok derinlikli bir dünya
Minyatür sanatçısı ve eğitmen Gülçin Anmaç, "Benim minyatür yapmamdaki ve sevmemdeki en önemli neden, minyatürün katmanlı bir hikayesinin olması" dedi





Masalsı bir tarafı var
Gülçin Anmaç, minyatürün masalsı bir tarafı olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu: "Yani anlatımda, minyatürün renk algısını konuşacak olursak, mesela (sanatçı), pembe zeminler, yeşil bulutlar, altın nehirler veya mavi at yapmış. Süreç içinde incelediğinizde, rengi o kadar sınırlamadan, o kadar özgür bir bakışla kullanmış ki bu çok ilham verici bir şey.
Yani hiç aklınıza gelmeyen şeyler uyandırıyor. Bazen bir savaş sahnesi izliyorsunuz, zemin pembe. (Renkler) o kadar olayı yumuşatıyor ve değiştiriyor ki veya lila renkli kayalıklar ya da turkuaz bir çınar. Bunlar minyatürde rengin hiç aklınıza gelmeyecek halleri ve çok karışık ya da kirli değildir. Boya net sürülür, hikayede baskındır. Bu da beni çok etkilemiştir."
Katmanlı bir sanat
Minyatürün aynı zamanda katmanlı bir sanat dalı olduğunu belirten Anmaç, "Benim minyatür yapmamdaki ve sevmemdeki en önemli neden, minyatürün katmanlı bir hikayesinin olması. Bir tablo düşünün bu sayfa içinde farklı mekanlar veya farklı zamanlar bir arada gösterilebiliyor. Tabii ki bu, perspektifin sınırlı kullanılması, her bir ayrılma hareketinin zamanını, mekanı ayıran hareketin ise okumalarını öğrenmek ile mümkün olabilen bir şey. Dolayısıyla siz, bir sayfada bir savaşı, bir aşk hikayesini, şehrin bir sürü katmanını bir anda anlatabiliyorsunuz. Yani bir kitap, bir sayfada bir tablo olabiliyor. İşte bu minyatürle mümkün ve çok derinlikli bir dünya" ifadelerini kullandı. AA














































































