logo
08 AĞUSTOS 2026

Modern kölelik düzeni: Küresel serbest piyasa

Küreselleşme karşıtlığı; küresel serbest piyasa sisteminin çok uluslu şirketleri zenginleştirirken yerel ekonomileri çökerttiğini, milli egemenliği ve kültürel kimlikleri yok ettiğini, ucuz iş gücü uğruna emeği sömürüp çevre katliamlarına yol açtığını savunan siyasi, ekonomik ve toplumsal bir direniş hareketidir

10.06.2026 20:12:00
Haber Merkezi
 
Modern kölelik düzeni: Küresel serbest piyasa
Modern kölelik düzeni: Küresel serbest piyasa
Küreselleşme karşıtlığı; küresel serbest piyasa sisteminin çok uluslu şirketleri zenginleştirirken yerel ekonomileri çökerttiğini, milli egemenliği ve kültürel kimlikleri yok ettiğini, ucuz iş gücü uğruna emeği sömürüp çevre katliamlarına yol açtığını savunan siyasi, ekonomik ve toplumsal bir direniş hareketidir.

Globalleşmenin kuralları

Ekonomi sahasında; Kendi üretimleri karşılığı kendi topraklarında başta ABD doları olmak üzere "hard currency"lerin dolanımda olması,

– Merkez bankalarının hükümetlerden bağımsız hale getirilerek hazineye borç vermesine yasak getirilmesi,

– Hazinenin ihtiyaç duyduğu parayı global tefecilerden gerek iç gerekse dış borç adı altında temin etmesi,







– Özelleştirme ile en çok kar getiren monopol konumunda ki devlet kurumlarının bedava fiyata satılması,

– Madenlerin global firmalara satışının sağlanması,

– Tarıma verilen desteklerin kaldırılması ve tahditlerin devreye konması,

– Faiz gelirlerinden vergi alınmayarak devletlere para satan global firmaların kârına kâr katılması,

– Global şirketlerin normal ticari kârlarından minimum vergi alınması şeklinde yasal düzenlemelerin yapılması; bu hususta off shore ülkelerden istifade edilmesi,

– Başta dolaylı vergiler olmak üzere borçlu milletlerin sırtındaki vergiler arttırılarak borç ve faiz yükünün yerli ve çalışan halkın sırtına yüklenmesi,

– Yabancı sermayenin dışında bir kalkınmanın olamayacağı kabulü ile emisyona dayalı yerli sanayinin önünü açacak dışarıya bağımlı olmayan bir kalkınma modelinin engellenmesi,







– Tahkim'e "evet" denilerek, dışarıdan alınacak faizli paraya ve global firmalara bağlı bir yatırım modeli kabul edilerek kalkınmada tamamen dışa bağımlı bir anlayışın devreye konması,

– Teknolojinin bilgisine yatırım yapmak yerine teknoloji transferine dayalı bir kalkınma modeli uygulanması,

– Sözde enflasyon hedeflemesi adı altında hane halklarının gelirleri kısılarak, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bile banka kredilerine ve kredi kartlarına yönlendirilmesi,

– Liberalizasyon adı altında gümrük korumacılığının tek taraflı kaldırılarak; kalkınmak isteyen veya geri kalmış ülkelerin, küresel sermayedarların pazarı haline getirilmesi… vs.







SİYASET VE HUKUK SAHASINDA

Siyasi ve hukuki sahadaki dayatmaları da şu maddeler altında toplayabiliriz:

– Yerelleşme ve sözde demokrasi adı altında merkezi yönetimin yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi,

– AB örneğinde olduğu gibi, başta egemenlik hakkı olmak üzere millete ait siyasi ve hukuki hakların uluslararası örgütlere devredilmesi,

– Özerk kurumlar vasıtası ile hükümetlerin idari yetkilerinin başta IMF olmak üzere global örgütlerin nüfuz alanı içerisinde olan kuruluşlara devredilmesi,

– Demokrasi projesi adı altında devletlerin birlik yapısını parçalamak üzere etnik farklılıkları siyasal zemine taşıyıp istismar edilmesinin sağlanması…







KÜLTÜREL VE SOSYAL SAHADA

– Dinlerarası diyalog projesi ile milletlerin kendi inançlarından kopartılarak kimliksiz ve sömürgeci güçlere karşı "milli dirençten yoksun" hale getirilmesi,

– Kendi dillerinin kullanımı yerine İngilizce kullanımının eğitim ve öğretime sokulması,

– Yabancı kültürlerin propaganda aracı olan yabancı film ve belgesellerin yayınlatılması,

– Sivil toplum kuruluşlarının National Endowment for Democracy'lerden (NED) yardım almasının önündeki engellerin kaldırılması ve bu kuruluşların halkın inkültüre edilmesi için kullanılması…

Bu ve benzeri talepler ve uygulamalar ile gerçekte yapılan ve yapılmak istenen, dünyanın daha iyi ve yaşanılabilir bir hal alması değil; aksine dünyanın çeşitli milletleri, açlık sınırının da altında yaşam mücadelesi verirken, dünyanın kontrolünün mutlu bir azınlığın eline geçmesidir.

Bunun sonucu ulus devletlerin tasfiye edilerek dünyada kaosun hakim olmasıdır. Bu yeni dönemin adına esasında, kaos üzerine kurulu bir düzen de denilebilir

Globalleşme süreci, sadece geri kalmış veya kalkınmakta olan ülkeleri değil, aynı zamanda kalkınmış kabul edilen ülkeleri de bu global odaklara borçlu hale getirmiştir. Bu durum, ABD ve AB ülkeleri için de böyledir. 1 Ocak 2018 itibari ile ABD hazinesinin toplam borcu 20,492 trilyon doları bulmuştur.

Bugün gelinen noktada görünen o ki, devletler, her geçen gün sosyal güvenlik harcamalarını kısmak zorundadırlar.

Kamu harcamalarını azaltmak, yatırımlarını nerede ise sıfırlamak zorundadırlar; ama diğer taraftan daha fazla, daha da fazla vergi toplamak ama bu vergiyi başta dolaylı vergiler olmak üzere sıradan halktan almak zorundadırlar.

Toplanan bu vergiler, faiz ödemeleri adı altında global tefecilere aktarılırken; globalizmin dünyaya armağanı olarak kara para ve gerçek kayıt dışı off shore ülkeler karşımızda durmaktadırlar." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.