logo
08 AĞUSTOS 2026

Muaviye’nin Ehl-i Beyt düşmanlığı

Muaviye döneminde bir süre ağabeyi İmam Hasan (a.s.)’ın yanında geri planda yer alan İmam Hüseyin (a.s.)  İmam Hasan (a.s.)’ın şehadeti sonrasında Muaviye’ye karşı mücadele vermiştir

25.04.2026 00:20:00
Haber Merkezi
 
Muaviye’nin Ehl-i Beyt düşmanlığı
Muaviye’nin Ehl-i Beyt düşmanlığı
Muaviye döneminde bir süre ağabeyi İmam Hasan (a.s.)'ın yanında geri planda yer alan İmam Hüseyin (a.s.)  İmam Hasan (a.s.)'ın şehadeti sonrasında Muaviye'ye karşı mücadele vermiştir.

Hak ile bâtılın mücadelesi bu dönemde Muaviye'ye yanlışlarını anlatan ikaz mektupları ile başlamış ama Muaviye'nin Yezid'i, yerine veliaht tayin etme çabalarında sesli bir başkaldırıya dönmüştür. Halkın ikazı için topluluklara hutbelerle seslenmiştir.

"Muaviye'nin kendisinden sonra oğlu Yezid'in veliahtlığı için Müslümanlardan biat aldığı müddet zarfında İmam Hüseyin ona karşı tavizsiz ve sert bir muhalefet sergiledi ve Yezid'e asla biat etmedi. Hatta Muaviye'ye bu konuda çok sert konuştu ve onu sert dille eleştiren açık mektuplar gönderdi."

Muaviye, İmam Hasan (a.s.)'ın şehadetinden sonra bu sefer İmam Hüseyin (a.s.)'ı kendisi ve oğlu Yezid için bir tehdit olarak görmeye başladı. Halkı kışkırtarak iktidarına karşı bir isyan hareketi başlatmasından endişeleniyordu…







İmam Hüseyin Muaviye'nin icraatlarını ortaya koyuyor

Aynı mektupta Muaviye'nin tüm yaptıklarını ortaya koyarak ona başkaldırmamakla Allah'ın indinde mesul olmaktan korktuğunu da belirtmiştir:

"… Mektubun bana ulaştı. Mektubunda benimle ilgili bazı haberlerin sana ulaştığından söz ediyorsun. Bunlardan hoşlanmadığını ve bunları bana yakıştırmadığını bana yazıyorsun.

İyiliklere ancak yüce Allah'ın hidayeti ve yardımı ile ulaşabileceğini belirtiyorsun.

Şimdi benimle ilgili olarak sana ulaştırılan bilgilere gelince; bunlar, dalkavukların, dedikoducuların söyledikleridir. Toplumu parçalamak isteyenlerin art niyetli girişimleridir. Sapıkların yalanlarıdır.

Ben, sana karşı savaş açmaya veya isyan başlatmaya niyetlenmedim. Ancak sana karşı bunu terk ettiğim için de Allah'tan korkuyor ve bu hususta sana ve senin zâlimler güruhu sapkın dostlarına mazeret bildirmekten Allah'a sığınıyorum.







Kinde kabilesinin mensubu namaz kılan, kendilerini ibadete adayan, zulmü onaylamayan, bidatlere büyük bir tepki gösteren, mârufu emredip münkeri yasaklayan, bu uğurda mücadele verirken kınayanın kınamasından korkmayan Hucr b. Adiyy'i ve onun arkadaşlarını sen öldürmedin mi?

Onlara can güvenliği garantisi verdikten, kendilerine zarar verilmeyeceğine dair ağır yeminler ettikten, imzalı belgeler gösterdikten sonra Allah'a karşı küstahlığın, O'nun ahdini küçümsemenin bir göstergesi olarak zâlimce ve düşmanca öldürmedin mi onları?

Resulüllah (s.a.v.)'in sahabisi, sâlih kul, Huzaa kabilesinin mensubu Amr b. Hamık'ı sen öldürmedin mi?

O kadar çok ibadet ediyordu ki, bedeni çürümüştü adeta, vücudu takatsiz düşmüş, rengi solmuştu. Can güvenliği garantisi verdikten ve çeşitli güvenceler sunduktan sonra onu öldürdün. Ona verdiğin sözleri dağ başlarında vahşi hayvanlara verseydin, onlar bile inlerinden çıkıp gelirlerdi.







Sakif gölgesinin döşeğinde doğan Ziyad b. Sümeyye'yi de kardeşin ilan etmedin mi? "O babamın oğludur" diye diretmedin mi?

Oysa Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Çocuk doğduğu döşeğe aittir. Zina edene de taş vardır." Böylece bile bile Resulüllah (s.a.v.)'in sünnetini terk ettin.

Allah'tan bir yol gösterici olmadan kendi hevâ ve hevesine tâbi oldun. Sonra da tutup onu İslam ümmetinin başına musallat ettin. Öyle ki, Müslümanları öldürüyor, ellerini ayaklarını kesiyor, gözlerine mil çekiyor, onları hurma dallarında sallandırıyor. Sanki sen bu ümmete mensup değilsin ve sanki bu ümmet senden değildir.

Sen değil misin el-Hadremi'nin katili? Ziyad onun Ali (a.s.)'ın dini üzere olduğunu sana yazmış; sen de, "Ali'nin dini üzere olan herkesi öldür" diye yazmıştın. Böylece Ziyad, senin emrinle onları öldürmüş, onların organlarını kesmişti (müsle yapmıştı).







Oysa Ali (a.s.)'ın dini, amcasının oğlunun (s.a.v.) dinidir. Ki sen şu anda oturduğun yere bu din sayesinde oturuyorsun.

Eğer bu din olmasaydı, senin ve babalarının şerefi, bir kış, bir de yaz seyahati olmak üzere iki seyahate çıkmaktan ibaret olacaktı.

Dediklerinden biri de şudur: "Kendine, dinine ve Muhammed (s.a.v.) ümmetine bak, bu ümmetin birliğini bozma, onları fitneye düşürme."

Bense bu ümmet için senin, onlara yönetici olmandan daha büyük bir fitne bilmiyorum. Kendim, dinim ve Muhammed (s.a.v.) ümmeti için de, kötülüklerini senin yüzüne haykırmaktan daha onurlu bir tavır tanımıyorum.

Eğer bunu yaparsam, kuşkusuz bu Allah'a yakınlık olur. Eğer terk edersem dinim için, Allah'tan bağışlanma dilerim, bana doğruyu göstermesi için O'ndan yardım ve başarı dilerim.







Diyorsun ki: "Beni tanımazsan, ben de seni tanımam; bana komplo kurarsan, ben de sana komplo kurarım."

Kur istediğin komployu. Ben, bu komplonun bana bir zarar vermeyeceğini ve en büyük zararı da yine sana vereceğini umuyorum.

Çünkü sen cehaletine binmiş, verdiğin sözleri büyük bir ihtirasla çiğneyip duruyorsun. Ömrüme and olsun, hiçbir şarta uymadın; barışa, yemine ahit ve vesikalara rağmen o kişileri öldürmekle ahdini çiğnedin.

Savaşmadıkları, kimseyi öldürmedikleri hâlde onları öldürdün. Bunu sırf, bizim faziletlerimizi anlattıkları, bizim hakkımıza büyük saygı gösterdikleri için yaptın.

Bir korkudan dolayı onları öldürdün ki, belki onlar korktuğun şeyi yapmadan sen ölecektin veya kendileri böyle bir amaca erişmeden ölüp gideceklerdi.







Ey Muaviye! Kısasa uğrayacağını duy da, bu müjdeyle sevin. Hesap vereceğinden kuşkun olmasın. Bil ki büyük küçük demeden amellerin hepsini kaydeden Allah'ın bir kitabı vardır.

Allah, asılsız zanlara dayanarak insanları yakalayıp cezalandırmanı, mesnetsiz töhmetlerle O'nun dostlarını öldürmeni, onları evlerinden sürgün edip gurbet diyarına göndermeni, toy bir delikanlı olan, içki içen, köpeklerle oynaşan oğlun için insanlardan biat almanı unutacak değildir.

Senin, kendini hüsrana uğrattığından başka bir şey görmüyorum. Dinini yiyip bitirdin. Halkını hile ve desiselerle kandırdın. Beyinsiz cahilin dediklerini dinledin de takva sahibi kimselerden kaçtın." (Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Hüseyin eserinden)

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.