Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB konusunun medyanın gündeminden düşmüş olmasından şikâyetçi. Oysa düşmüş olması aslında iyi bir şey. Zira sürecin şu anda teknik boyutu ilerliyor. Bunun siyasi nedenlerle sürekli bulandırılmasının bir âlemi yok.
Gül'ün bu açıklaması da zaten kimi AB diplomatlarını, "AKP hükümeti işin özüyle değil de siyasi gösteriş boyutuyla mı ilgili de bunu söylüyor?" sorusuna yöneltti. Bunun yanıtını bilemiyoruz. Ancak, AB konusunun tekrar gündeme geleceği kesin. Üstelik, Sayın Gül'ün istemeyeceği türden tartışmalarla.Türk-AB Ortaklık Konseyi'nin 12 Haziran'daki toplantısında AB tarafının ortaya koyacağı "Tutum Belgesi" basına yansıdı. İçinde yok yok. Şemdinli olayından 301 No.lu maddeye, Kıbrıs'tan kadın haklarına kadar her şeye yer verilmiş. Hükümetin, yerine getirme niyeti olmadan verdiği taahhüt nedeniyle başımızı ağrıtan Kıbrıs meselesini bir yana bırakacak olursak, tutum belgesindeki konuların hepsi kendi aramızda tartıştığımız, düzeltilmesini istediğimiz şeyler.Yüzlerce tepki yağdıAncak, aynı sorunlar AB tarafından telaffuz edildiğinde bize bir şeyler oluyor. Tutum Belgesi ile ilgili haberlerin çıktığı gün, gazetelerin internet sayfalarına okurlardan "Yeter artık!'" veya "çıldırmak üzereyim, bu adamlara daha ne kadar taviz vereceğiz?" türünden yüzlerce tepki yağdı. Birçok köşe yazarının da paylaştığı bu tepkiler, AB üyeliği konusunun ne anlama geldiğinin bu millete hâlâ doğru dürüst anlatılmadığını gösteriyor. Oysa, AB tarafı işin özünü hiç gizlemedi. "AB üyeliği sizin iç işlerinize artan şekilde müdahale anlamına gelecektir" demekten çekinmedi. Hatta, bizi üyelik fikrinden caydırmak için bazıları, bunu, üstüne basa basa söyledi. Semih İdiz/ Milliyet
Gül'ün bu açıklaması da zaten kimi AB diplomatlarını, "AKP hükümeti işin özüyle değil de siyasi gösteriş boyutuyla mı ilgili de bunu söylüyor?" sorusuna yöneltti. Bunun yanıtını bilemiyoruz. Ancak, AB konusunun tekrar gündeme geleceği kesin. Üstelik, Sayın Gül'ün istemeyeceği türden tartışmalarla.Türk-AB Ortaklık Konseyi'nin 12 Haziran'daki toplantısında AB tarafının ortaya koyacağı "Tutum Belgesi" basına yansıdı. İçinde yok yok. Şemdinli olayından 301 No.lu maddeye, Kıbrıs'tan kadın haklarına kadar her şeye yer verilmiş. Hükümetin, yerine getirme niyeti olmadan verdiği taahhüt nedeniyle başımızı ağrıtan Kıbrıs meselesini bir yana bırakacak olursak, tutum belgesindeki konuların hepsi kendi aramızda tartıştığımız, düzeltilmesini istediğimiz şeyler.Yüzlerce tepki yağdıAncak, aynı sorunlar AB tarafından telaffuz edildiğinde bize bir şeyler oluyor. Tutum Belgesi ile ilgili haberlerin çıktığı gün, gazetelerin internet sayfalarına okurlardan "Yeter artık!'" veya "çıldırmak üzereyim, bu adamlara daha ne kadar taviz vereceğiz?" türünden yüzlerce tepki yağdı. Birçok köşe yazarının da paylaştığı bu tepkiler, AB üyeliği konusunun ne anlama geldiğinin bu millete hâlâ doğru dürüst anlatılmadığını gösteriyor. Oysa, AB tarafı işin özünü hiç gizlemedi. "AB üyeliği sizin iç işlerinize artan şekilde müdahale anlamına gelecektir" demekten çekinmedi. Hatta, bizi üyelik fikrinden caydırmak için bazıları, bunu, üstüne basa basa söyledi. Semih İdiz/ Milliyet
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.

























































































