logo
31 MART 2026

1921 Anayasası “Kürtlere özerklik tanıdı” yalanı!

27.01.2026 00:00:00
Yalan çok büyük olunca, elbette ki buna bazı cahil kesimlerden inananlar olabiliyor.

Ancak kimi kesimlerde var ki, cehaletinden değil, ihanetinden dolayı bu söz üzerinden kıyametleri koparıyor ve bütün dünyanın da buna inanmasını istiyor.

Kimleri kastettiğimi anlamışsınızdır.

Atatürk'ün 1921 Anayasa'sında Kürtlere özerklik tanıdığına ilişkin yalan haberlerin kaynağı, o dönem basında çıkan ve Atatürk'e ait olan bir sözün yanlış yönlere çekilmesinden başka bir şey değildir.

Atatürk'e 1923'te Eskişehir ve İzmit seyahatlerinde eşlik eden gazetecilerden birisinin, "Kürt meselesi konusunda ne düşünüyorsunuz" sorusu üzerine Atatürk; "Bu konu Teşkilatı Esasiye'de yer alan muhtariyet ile çözülmüştür" diye yanıt vermiştir.

İş bu 'muhtariyet' ifadesine yer verilmesiyle, sanki özerk bir yapıya işaret edildiği şeklinde ki yanlış anlamalarla, adeta Türkiye üzerinde hesabı olanların ekmeğine yağ sürülmüştür.

Oysa ulu önderin kastettiği tamamıyla, üniter devlet yapısı içerisinde Vilayet ve Belediye Meclislerinin ifa edeceği roldü.

Buda 1921 yılı Anayasası oluşturulurken şöyle izah edilmişti:

"Her Vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki, yalnız o vilayeti alakadar eder. O işler o Vilayetin işleridir. Binenaleyh, jandarma ve polis gibi umumi asayişe taalluk eden ve devletin genel politikalarının dışında kalan işlerdir. Ayrıca şu da vardır ki, Vilayetler kendi başına bir devlet değildir! Amerika eyaletleri gibi hiç değildir!"

Yani bugün bile aynı yalan sakızını çiğnemeye devam eden ve bunu sırf ihanetinden dolayı yaptıklarına kuşku duyulmayan çevrelerin beslendiği bu dayanakta, tümüyle tarihin çöp sepetine gitmiş oluyor.

1921 Londra Konferansı'nda ayrıca İngiltere, Kürtlere ayrı bir statü vermek istemişti.

Kürtler ise tümüyle buna karşı çıkmıştı.

Mart 1921'de TBMM'de yapılan gizli ve açık oturumlarda, Meclis Başkanı Kürt aşiretlerinden gelen telgrafları okutmuştu.

Bu telgraflarda, "Kürdistan meselesi olmadığı", Kürtlerin TBMM'den başka kurtarıcı beklemedikleri ve Türk birliğinden ayrılmak istemedikleri belirtilmişti.

Örneğin, Kürt aşiretleri, 17 Mart 1921'de TBMM'de okunan bir telgrafta şöyle demişlerdi:

"Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır.

Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk'ün mukadderatıyla tevemdir.

Biz Kürtler TBMM Hükümetinden başka halaskar beklemediğimiz gibi Düveli İtilafiyeden merhamet dilenmeye tenezzül etmiyoruz.

Misakı Milli dâhilinde sulh akdedilmesini teminen bütün varlığımızla hükümetimize müzaheret edeceğimizi TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz."

Midyat'ta Salman aşiret reisi Ramazan ağadan, Çemişkezek Belediye Müfettişliğinden, Hüseyinkeyf aşiret ve ahalisinden, Şirvan Müdafai Hukuk Cemiyetinden, Kangal'da Canikli Aşireti reisi Mustafa bey ve ahalisinden, Bitlis Meşayihinden Abdülbaki efendi ve ahalisinden, Palo ahalisinden, Bitlis Şeyhi Alaaddin be ahalisinden ve daha yüzlercesinden TBMM'ye telgraf çekilerek, Mustafa Kemal'in yanında olduklarını ve Cumhuriyete bağlılıklarını bildirmişlerdir.

Sevr'de istediklerini alamayan ve bunu 1921 Londra barış anlaşmasında Türkiye'nin aleyhine olacak şekilde masaya getiren İngiltere ve ekleşiklerine en güçlü tokat, Kürt aşiretleri tarafından atılmış ve dosya o zaman kapanmıştı.

2010 tarihinde bir açıklamada bulunan bebek katili Öcalan, 1921 Anayasa'sına dönülmelidir demiş ve aynı açıklamasına bugünde devam etmiştir.

Anlamadığım şey ise şudur!

Bu kadar tarihi gerçekler ve yığınla bu tezleri çürüten belgeler ortadayken, neden Türkiye Cumhuriyetini kuran irade buna sesini çıkarmamakta ve seyirci kalmaktadır!

Bu işin şakası bile İHANETTİR!

Dolayısıyla Atatürk 1921 Anayasa'sında farklı, 1924 Anayasa'sında farklı bir tutum sergilememiştir.

Bu sadece, Atatürk'e Cumhuriyete yönelik karalama ve iftira kampanyalarının bir uzantısıdır.

Bilmem anlatabildim mi DEM'li çay!
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.