Bizim inancımızda hakkın, emeğin kutsallığı tartışmasız bir gerçektir. Bu hakkın tam karşılığının verilmesi emredilmiştir. Verilmeyen hak, emeğin gaspıdır, kul hakkıdır, zulümdür.
Diğer taraftan bireyin, hakkını araması, istemesi de bir kulluk vazifesidir. Çünkü Hz. Ali'nin dediği gibi 'haklı iken hakkını aramayan hem hakkını hem de izzetini-karakterini-şerefini kaybeder'.
Sosyal boyuta gelince! İman ehlinin haksızlığa hep birlikte karşı olmaları bizzat iman görevi ve yansımasıdır. Çünkü her iman ehli 'haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan olacağını' bilir.
Konumuza gelecek olursak
Her türlü nimetin bol olduğu bu coğrafyada yıllardır insanımız bu bolluktan payını alamadığı gibi emeğinin karşılığını bile alamıyor.
22 yıllık tek parti iktidarı bu paylaşım adaletsizliğini, emeğin hakkındaki cimriliğini o kadar çoğalttı ki artık tıkalı kulakları bile sokağın sesini ister istemez duymaya başladı.
Bu sesi, bu haklı istekleri duyanlar en azından kendi bekaları için gereğini yapar, diye umut ediyorduk ki, AKP iktidarı beni yine yanılttı.
Evet, sesi duydular ama çözüm aramak yerine mazeret arayışına girdiler. Tabi her zaman ki gibi mağdur edebiyatı ile!
'Biz her zaman çalışandan, emekçiden, emekliden yana olduk. Hak yemedik, hak yedirmedik. Halkımızı enflasyona ezdirmedik. Beyt'ül Mala uzanan eller kırılır' gibi nice cümleler kurdular.
Ardından da 'bu sistem zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapan bir sistem' dediler.
Sahifeyi çevirelim mi?
Çevirelim. Çünkü hikayenin tamamını okumadan mesajını anlayamayız. AKP iktidarı yanlış yaptığını, başarısız olduğunu asla kabul etmedi. Dahası her aslanda tarih yazdıklarını hiç bıkmadan anlattılar, anlatıyorlar.
'21 çeyrektir büyüyen bir ekonomimiz var 'dediler. İyi!
'İhracatımız 270,2 milyar dolarla rekor kırdı' dediler. İyi.
'Kişi başına düşen milli gelir 17 bin dolara ulaştı' dediler. İyi!
'Şu anda gayri safi milli hasılası 1 trilyon 411 milyar dolara çıkmış bir Türkiye var' dediler. İyi!
'Toplu iğne dahi üretemeyen bir ülkeyi dünyanın en büyük 17'nci, Avrupa'nın en büyük 7'nci ekonomisi haline getirdik' dediler. İyi!
İyi, güzel, hoş da! Peki, insanımıza emeğinin karşılığını, hakkını, hakkedişini neden vermiyorsunuz?
Yoksa kralın sistemimi uygulanıyor?
Bir hikaye anlatılır. Yaşanmışlığı tartışılabilir ama gerçekliliği tartışmasızdır. İşte o hikaye:
Kralın biri Sarayında otururken, pencereden 'güzel elmalarım var, güzel elmalarım var, güzel elmalarım var' sesini duymuş.
Pencereden bakan kral, etrafında onlarca insanın toplandığı elma satan yaşlı bir adam görmüş.
Kralın canı çekmiş ve baş vezirini çağırmış; 'Al sana 5 altın, koş bana elma al.'
Baş vezir, vezirlerden birisini çağırmış; 'Al sana 4 altın, koş elma al.'
Vezir, saray görevlilerinden birisini çağırmış; 'Al sana 3 altın, koş elma al.'
Saray görevlisi, muhafız komutanını çağırmış; 'Al sana 2 altın, koş elma al.'
Komutan, nöbetçiyi çağırmış; 'Al sana 1 altın, koş elma al' demiş.
Nöbetçi çıkmış yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş ve 'Hey sen, ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da elmalara da el koyuyorum' diyerek araba ile saraya dönmüş.
Nöbetçi, muhafız komutanına: 'İşte, 1 altına yarım araba elma.'
Komutan, saray görevlisine dönmüş; 'İşte, 2 altına bir çuval elma.'
Saray görevlisi, vezire dönmüş; 'İşte, 3 altına bir torba elma.'
Vezir, baş vezire dönmüş; 'İşte, 4 altına yarım torba elma.'
Baş vezir kralın huzuruna çıkmış; '5 altına beş elma aldım kralım. Aynen emrettiğiniz gibi' demiş.
Kral oturmuş ve şöyle bir düşünmüş 'Beş elma-beş altın. Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi. Vergileri hemen artırmak lazım' demiş.
AKP'ye gelelim
23 yılda 3.5 trilyon dolar vergi topladılar. Cumhuriyetin kazanımlarını yok pahasına 62 milyar dolara sattılar. Yerin altındakileri bile sattılar. Üstüne 510 milyar dolar borç yaptılar.
Çalışanlara açlık sınırı altında bir ücret, emeklilere ise ondan daha da az bir ücret takdir ettiler.
Üstüne bir de 'vergiyi tabana yayacağız' dediler.
Günün sonunda da, 'emeklilerimizi, iktidara karşı kışkırtmak istiyorlar' dediler.
Güzel hikaye!
Diğer taraftan bireyin, hakkını araması, istemesi de bir kulluk vazifesidir. Çünkü Hz. Ali'nin dediği gibi 'haklı iken hakkını aramayan hem hakkını hem de izzetini-karakterini-şerefini kaybeder'.
Sosyal boyuta gelince! İman ehlinin haksızlığa hep birlikte karşı olmaları bizzat iman görevi ve yansımasıdır. Çünkü her iman ehli 'haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan olacağını' bilir.
Konumuza gelecek olursak
Her türlü nimetin bol olduğu bu coğrafyada yıllardır insanımız bu bolluktan payını alamadığı gibi emeğinin karşılığını bile alamıyor.
22 yıllık tek parti iktidarı bu paylaşım adaletsizliğini, emeğin hakkındaki cimriliğini o kadar çoğalttı ki artık tıkalı kulakları bile sokağın sesini ister istemez duymaya başladı.
Bu sesi, bu haklı istekleri duyanlar en azından kendi bekaları için gereğini yapar, diye umut ediyorduk ki, AKP iktidarı beni yine yanılttı.
Evet, sesi duydular ama çözüm aramak yerine mazeret arayışına girdiler. Tabi her zaman ki gibi mağdur edebiyatı ile!
'Biz her zaman çalışandan, emekçiden, emekliden yana olduk. Hak yemedik, hak yedirmedik. Halkımızı enflasyona ezdirmedik. Beyt'ül Mala uzanan eller kırılır' gibi nice cümleler kurdular.
Ardından da 'bu sistem zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapan bir sistem' dediler.
Sahifeyi çevirelim mi?
Çevirelim. Çünkü hikayenin tamamını okumadan mesajını anlayamayız. AKP iktidarı yanlış yaptığını, başarısız olduğunu asla kabul etmedi. Dahası her aslanda tarih yazdıklarını hiç bıkmadan anlattılar, anlatıyorlar.
'21 çeyrektir büyüyen bir ekonomimiz var 'dediler. İyi!
'İhracatımız 270,2 milyar dolarla rekor kırdı' dediler. İyi.
'Kişi başına düşen milli gelir 17 bin dolara ulaştı' dediler. İyi!
'Şu anda gayri safi milli hasılası 1 trilyon 411 milyar dolara çıkmış bir Türkiye var' dediler. İyi!
'Toplu iğne dahi üretemeyen bir ülkeyi dünyanın en büyük 17'nci, Avrupa'nın en büyük 7'nci ekonomisi haline getirdik' dediler. İyi!
İyi, güzel, hoş da! Peki, insanımıza emeğinin karşılığını, hakkını, hakkedişini neden vermiyorsunuz?
Yoksa kralın sistemimi uygulanıyor?
Bir hikaye anlatılır. Yaşanmışlığı tartışılabilir ama gerçekliliği tartışmasızdır. İşte o hikaye:
Kralın biri Sarayında otururken, pencereden 'güzel elmalarım var, güzel elmalarım var, güzel elmalarım var' sesini duymuş.
Pencereden bakan kral, etrafında onlarca insanın toplandığı elma satan yaşlı bir adam görmüş.
Kralın canı çekmiş ve baş vezirini çağırmış; 'Al sana 5 altın, koş bana elma al.'
Baş vezir, vezirlerden birisini çağırmış; 'Al sana 4 altın, koş elma al.'
Vezir, saray görevlilerinden birisini çağırmış; 'Al sana 3 altın, koş elma al.'
Saray görevlisi, muhafız komutanını çağırmış; 'Al sana 2 altın, koş elma al.'
Komutan, nöbetçiyi çağırmış; 'Al sana 1 altın, koş elma al' demiş.
Nöbetçi çıkmış yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş ve 'Hey sen, ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da elmalara da el koyuyorum' diyerek araba ile saraya dönmüş.
Nöbetçi, muhafız komutanına: 'İşte, 1 altına yarım araba elma.'
Komutan, saray görevlisine dönmüş; 'İşte, 2 altına bir çuval elma.'
Saray görevlisi, vezire dönmüş; 'İşte, 3 altına bir torba elma.'
Vezir, baş vezire dönmüş; 'İşte, 4 altına yarım torba elma.'
Baş vezir kralın huzuruna çıkmış; '5 altına beş elma aldım kralım. Aynen emrettiğiniz gibi' demiş.
Kral oturmuş ve şöyle bir düşünmüş 'Beş elma-beş altın. Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi. Vergileri hemen artırmak lazım' demiş.
AKP'ye gelelim
23 yılda 3.5 trilyon dolar vergi topladılar. Cumhuriyetin kazanımlarını yok pahasına 62 milyar dolara sattılar. Yerin altındakileri bile sattılar. Üstüne 510 milyar dolar borç yaptılar.
Çalışanlara açlık sınırı altında bir ücret, emeklilere ise ondan daha da az bir ücret takdir ettiler.
Üstüne bir de 'vergiyi tabana yayacağız' dediler.
Günün sonunda da, 'emeklilerimizi, iktidara karşı kışkırtmak istiyorlar' dediler.
Güzel hikaye!
Akın Aydın / diğer yazıları
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Ben, senin gibi değil Mezhep İmamlarımız gibi Sünni’yim / 30.03.2026
- Yusuf Kaplan, Fethullah Gülen’in rolüne mi soyundu? / 29.03.2026
- Bu savaş, ABD-İsrail ile İslam’ın savaşıdır / 27.03.2026
- Şehit Ali Laricani’nin, Müslümanlara mektubu / 26.03.2026
- Bilal Erdoğan ve Süleyman Soylu’ya, Cübbeli Ahmet’in cevabı / 25.03.2026
- Bahçeli’nin başlattığı Erdoğan’ın sırtlandığı süreç nereye gidiyor? / 24.03.2026
- İran’ı kınayanlar, kınanacakları günden habersiz mi? / 23.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
























































