logo
08 NİSAN 2026

Murat Kurum: 'Ceketimi assam oy verirler' mantığı var

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV'deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

22.03.2024 01:40:00
İhlas Haber Ajansı
Murat Kurum: 'Ceketimi assam oy verirler' mantığı var
Murat Kurum: 'Ceketimi assam oy verirler' mantığı var
İstanbul'un algıyla yönetilmeye çalışıldığını belirten Murat Kurum, 'Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor.' dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beyaz TV'deki Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Murat Kurum, İstanbulluların mevcut İBB yönetimi altında geçirdikleri son 5 yılda yorulduklarını ve artık değişim istediklerini anlattı. 80 gündür sahada olduğunu hatırlatan Kurum, 'İstanbul'un her bir ilçesine gittik ve vatandaşımızla, esnafımızla bir araya geldik. Eyüpsultan'da 75 yaşında bir amcamız geldi, ağlayarak sarıldı. Gittiğimiz her yerde bu sevgiyi görüyoruz. 5 yıllık süreçte yorulmuş vatandaşımız değişimi istiyor. Bugün Adalar'da esnafımızla bir araya geldik. Projelerimizi anlattık. Orada da coşku güzeldi. 80 gündür sahadayım, projelerimizle ya da yaptıklarımızla alakalı hiçbir tepki duymadım. 'Metroyu böyle yapmak lazım, siz böyle söylediniz ama doğru mu, değil mi'' diye bir tepkiyle karşılaşmadım. Hatta, 'Evimizi dönüştürün, ulaşımı çözün' diyenleri duydum.' diye konuştu.

'2019'daki vaadi olan HIZRAY'ı yeniden vadediyor'

Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 'Hatırlamıyorum' dediği 5 yıl önceki vaatlerini, 5 yıl aradan sonra 31 Mart seçimleri öncesi yine piyasaya sürdüğüne dikkat çekti, tepkisini '5 senedir Ekrem Bey'den şunu duyuyoruz; 'Engelleniyoruz, yaptırmıyorlar.' Gelinen süreçte vaatlerini hatırlamayan bir Belediye Başkanı'yla karşı karşıyayız. Sözlerini projelerini unutan biri bunları nasıl gerçekleştirecek' 'Zaten yetişmezdi, hatırlamıyorum' diyor. Hiçbir çalışma yapmamış, temel atmamış HIZRAY'ı yeniden vaat diye anlatıyor.' cümleleriyle ifade etti.

İstanbul'un hizmet görmesi için İBB'de liyakatli kadrolar bulunması gerektiğini vurgulayan Murat Kurum, 'Hep algı, polemik siyaseti. Çünkü başka bir şey söyleyemezler. Bakanlara laf yetiştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı'mıza ağza alınmayacak hakaretler ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı oluyor, İstanbul'un bunca sorunu varken 80 ilde mitingler düzenliyor. Her zaman aynı mantık. 22 yıldır bu ülkede hizmet siyaseti yapan bir AK Parti ve Cumhur İttifakı var. Buradaki sorun liyakatsiz kadroyla çalışmak. Bizim bütün vaatlerimiz ayağı yere basan vaatler. Biz 1 Nisan'da ne yapacağımızı biliyoruz ama emin olun onlar bilmiyor. Bu projeler İBB'de yoktur. Öyle bir kadroları yok. Oradaki bilgili, becerili, tecrübeli ekibi saf dışı bıraktılar. Bütün sorunların sorumlusu İBB yönetimidir. Özel halk otobüsleri ile görüşme gerçekleştirdim. 2 milyon, 3 milyon alacakları var. Otobüs firmasından 2-3 milyon finansı kendi yapmasını bekleyemezsiniz. Bakım işleri var, bunlar yapılmazsa otobüs yolda kalır. Farkında olmadığını da 'hatırlamıyorum' diyerek itiraf ediyor. Burayla ilgilenmiyor ki, gözü hep dışarda. İstanbul'un kaynaklarını kendi hayalleri için kullanıyor. İstanbul'u basamak olarak kullanıyor. Bu şehrin ihtiyaçları var. 16 milyon insan var, 18 milyon da turist geliyor. İstanbul'a bir bebek gibi sevgiyle bakmak gerekiyor. Çok sevdiği tatile mi gider, CHP içinde mi koşar kendi kararları.' dedi.

'İstanbulluların kapısına içme suyunu memba kalitesinde getireceğiz'

Mevcut İBB Başkanı'nın İstanbul'u rant olarak gördüğünü belirten Murat Kurum, kente son 5 yılda yeni su kaynağı kazandırılmadığını hatırlattı. İstanbul'un su kaynaklarını yüzde 21 artırma sözü veren Kurum, 'Vatandaşın suyu çamur gibi akıyor. Bu su içilebilir mi' 1 hafta 10 gün önce Anadolu Yakası'nda suyun kokusuyla ilgili endişe vardı. 5 yılda bir damla su getirmeyeceksin, İSKİ elektrik faturasını ödeyemeyecek hale gelmiş. Bu iştirakte öyle becerikli arkadaşlar vardı ki; Haliç temizlendi, şehrin her yerine su getirildi, İstanbul susuz kalmıyordu. 5 yılda bir damla su kaynağı gelmedi. Yapanı eleştiriyorlar, ama kendileri de yapmıyor. Su, İstanbul'un yaşam hakkıdır. Temel atmama töreni yapıyor. Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet yönetmemiş. Ellerine birileri vaatleri vermişler anlatıyor. Kadro kursalar birileri yürütürdü ama o da yok. Bir belediye başkanına; 'Sen aday olma biz sana İstanbul'da Genel Müdürlük verelim' diyorlar. Başka partilere; 'Size iştirakler, işler verelim' diyorlar. Bu bakış açısıyla İstanbul'a böyle hizmet edilmez. İstanbul gibi bir metropol sürekli yatırım, eser ister. İstanbul, Türkiye'nin lokomotif şehri. Marmara'da ihracatın ve istihdamın yüzde 50'si İstanbul'da. Taksi sorunu, sokak hayvanı sorunlarına çözüm üretmeyeceksiniz, İstanbul'un sorunları varken siz kendi menfaatiniz için uğraşacaksınız, böyle hizmet olmaz. Biz diyoruz ki; İstanbul'un su kaynağını yüzde 21 artıracağız. Özellikle Avrupa Yakası'nda. Depolama da yapmamız lazım. Vatandaşın kapısına kadar suyu içme kalitesinde getireceğimizi vadediyoruz. Su olmadan hayat olur mu.' şeklinde konuştu.

'Onların umurunda olan balya balya paralar'

Murat Kurum, İstanbul'un kaynaklarının reklam kampanyalarına harcandığını söyledi. Kamuoyuna yansıyan 'para sayma' görüntülerini de hatırlatan Kurum, eleştirilerini, 'İlk geldiği zaman Yenikapı'ya belediye araçlarını dizdiler. Şimdi daha fazlası sözde hizmet veriyor. Sayıştay raporları diyor ki; 'Sergilediğinden daha fazla araç belediyede.' Ve bu araçlar belediyeye de değil başkalarına hizmet ediyor. Sen İstanbul'u bitirdin. İstanbul'u durdurmayı başardınız, deprem korkusunu büyütmeyi, trafiği çile haline getirmeyi başardınız. Sonra da reklam tabelalarına 500 milyon TL harcadılar. Belediyenin kendi tabelaları, belki sadece baskı parasıdır o da, ne kadar olabilir' Reklam bütçesi, deprem bütçesinin iki katı. Algıyla yönetmeye çalışıyor. Onların umurunda olan balya balya paralar. Öbür tarafı dizayn etmek için, finans bulmak için çalışıyor. Televizyonlara çıkamıyorlar. Bu soruyu sormamaları kaydıyla çıkıyorlar. Çıkın anlatın, insanımız aydınlansın. Çok çelişkili açıklamalar yapıyor. Ben Emlak Konut'ta 125 bin konut yaptım hepsini rayiç fiyata sattık. Vergi kaçırmadık.' diye sürdürdü.

Bakanlık döneminde hayata geçirdiği konut projelerini sıralayan Kurum, İstanbul'da ise sadece 5 bin konutun dönüştürüldüğüne dikkat çekti. Afetlerde her zaman vatandaşın yanında olduğunu ve verdiği sözleri tuttuğunu hatırlatan Kurum, 'İBB'nin 5 yılda yaptığı konut 5 bin. Ben 5 yılda 81 ile gittim. Elazığ'da Malatya'da afet oldu 2 saat sonra oraya gittik. Kastamonu, Bartın, Rize'de seller oldu hemen bölgeye gittik. Aylarca orada kaldık. İzmir'de deprem oldu ve gittik oraya vatandaşımızla el ele vererek İzmir tarihinin en büyük dönüşümünü yaptık. Asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini attık. 6 ayda konutlar teslim edilmeye başladı. Onlar balık yerken, kayağa giderken biz çalışıyorduk. 46 bin konutu bitirip teslim ettik. 40 tarihi meydanın ihyasını yaptık. Bursa Ulu Camii'den, Zonguldak, Erzurum, Sinop, Bitlis. Buralarda tarihi yapıları düzenledik. İstanbul'da 173 bin konutunu başlattık. Dertli olursan yaparsın. Böyle bir dertleri yok, 'Ceketimi assam oy verirler' mantığı var.' cümlelerini kurdu.

'Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize bin 500 dava açtılar'

Murat Kurum, İstanbul'un depreme hazırlıklı hale gelmesi için gece gündüz çalışacağını dile getirdi. İstanbul'da acil dönüştürülmesi gereken 650 bin konut olduğunu hatırlatan Kurum, 'Bunları dönüştürmek istiyoruz. Bir daha aynı acılar yaşansın istemiyoruz. Biz konutları yaparken, 'Siz bunları 100 yılda yapamazsınız, parayı bulamazsınız.' dediler. Osmangazi Köprüsü'nde de böyle dediler. 'KAAN'ı yapacağız dedik', 'Yok' dediler. 'Elektrikli otomobil yapacağız' dedik, 'Burada olmaz' dediler. Hep eleştiri. Algıyla deprem endişesi giderilir mi' Sadece İstanbul'a odaklanacağız ve çalışacağız. Geçmişte nasıl yaptıysak, yine öyle yapacağız. 81 ilde vatandaşımıza sorun; 'Mavi montlu adam geldi verdiği sözleri tuttu' derler. İzmir, kendilerinin yönettiği yer. Hizmetlerimiz orada. 300 bin kontu KİPTAŞ eliyle dönüştüreceğiz. Nisan ayında talepleri alacağız. Bunların Nisan'da yapacak hiçbir şeyleri yok. 6 ayda taksi sorununu çözeceğiz. Şu an vatandaşımız dönüşemiyor. Eski daireyi dönüştürmek istese, 10 daire 7'ye düşüyor. Meclis'e getirdiği bir tane iş ret almadı. Onlar bizim kentsel dönüşüm işlerimize 1500 dava açtılar. Tozkoparan'daki evlere gidin görün. 'Katarlılara, Araplara sattılar' dediler, vatandaşımız oturuyor. Başakşehir aynı. Avcılar'da mülkiyet sorunu çözüldü.' diyerek, muhalefetin tutumunu eleştirdi.

'İki yakaya 122 kilometre tünel yapacağız ve artık trafik çile olmayacak'

İstanbul'daki trafik çilesinin yeni metro hatları ve tünellerle giderileceğini söyleyen Murat Kurum, ulaşımla ilgili projelerini anlattı. Raylı sistemleri 650 kilometreye çıkaracaklarını yineleyen Kurum, 'Metro ihalelerini yapmış, finansı hazır halde vermişiz, iptal etmişler. Bunlar da yetmemiş, kazılmış metroya hafriyat döktüler. Tünellere de beton döktüler. Şimdi de onları kaldırmak için kamu kaynağı harcıyorlar. Bu İstanbulluların parasını gereksiz harcamak değil de nedir' Önce 'gereksiz' diye hafriyat döküyorsun, sonra hafriyatı kaldırmak için para harcıyorsun. Buna da 'işe başlama töreni' diyorlar. İşe başlayacak zihniyet oraya hafriyat döker mi' Bunlar bizim yaptığımız işe bile sahip çıkmaya çalışıyorlar. Orada bir emek var. Kendin yap. 5 yılda bir tane metro ihalesi yapmamış. Bitenler, bizim başlatıp yüzde 99'a kadar getirdiğimiz var. 2019'un Haziran ayından sonra açılan metro hatlarının tamamı 145,7 km. Bunun 81,7 km'si Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. İBB, 'ben açtım' dediği 63,9 km metro hattının 18 km'sini kendisi yapmış. 45,9 km'lik hattı ise biz yapıp onlara teslim etmişiz. 9 hattın 46 km'sini biz açıp vermişiz; 17,88 km'sini onlar yapmış. Devlet engelleseydi, Ulaştırma Bakanlığı bu kadar metro yapar mıydı' Bakanlık bu kadar metro yapmasa İstanbul'un trafiği ne hale gelirdi' 1 Nisan'da görevi aldığımda, bugünden 370 kilometre aldığımı söylüyorum. '650 kilometreye çıkartacağım' diyorum, 280 kilometre yapacağım. Onların emeğine de saygı duyuyorum.' ifadelerini kullandı.

İstanbul'un iki yakasına toplam 122 kilometre tünel inşa ederek trafik yükünü hafifleteceklerini yineleyen Kurum, 'TÜYAP'tan binen vatandaşımız kesintisiz bir şekilde Boğaz'ı geçecek, Söğütlüçelme'ye, Cevizli'ye gidecek. Silivri'ye metrobüs götüreceğiz. Trafikteki ulaşım süresini aşağı çekeceğiz. Ortalama trafik süresi 64 dakikaya gelmiş. Biz bunu 39 dakikaya düşüreceğiz. İki yakaya 122 km tünel yapacağız. Bunun 88 km'si Avrupa Yakası'na. Beykoz'dan Üsküdar'a 9 dakikada ulaşabilecek vatandaşımız. Biz bu tünellerle alternatif bir yol oluşturacağız. D-100'de yan yol düzenlemesi yapacağız. Artık trafik çile olmayacak. AK Parti'nin 22 yıllık siyaset anlayışı budur. 81 ile, vatandaşımızın dini, dili, ırkı bakmadan hizmet getirdik. Böylesi kutlu bir şehre gece gündüz çalışarak hizmet edersiniz. Artık kendisi tatile mi gider, işe başlama nasıl olurmuş, hizmet nasıl yapılırmış onu mu izler, kendi bilir.' diye konuştu.

'Kandil'den talimat geldi ve ittifak işaret edildi'

Murat Kurum, DEM Parti ve CHP'nin İstanbul'da yaptığı ve Kent Uzlaşısı adını verdiği ittifak hakkında da açıklama yaptı. İki partinin Kandil'den gelen talimatla yeniden ittifak yaptığını ifade eden Kurum, tepkisini 'Tam açıklayamıyorlar. İttifak yaparsan çıkar açıklarsın. Kapı arkasında bir şey yapmazsın. Biz ne yapıyorsak şeffaf bir şekilde yaptık. 22 ilçede aday çıkartılmıyor, Meclis üyelikleri paylaşılıyor, Esenyurt adayı; 'Beni Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu aday gösterdi' diyor. Diğer taraftan da, 'Esenyurt'un nüfusu bir çok ilden fazla, öz yönetim olsun' diyor. DEM bir aday çıkardı, sonra Kandil'den talimat geldi ve başka aday çıktı. İttifak yapılması işaret edildi. Şimdi de ittifakı, Kent Uzlaşısı adı altında söylüyor. Vatandaşımız kimin hizmet, eser getireceğini biliyor. Kendilerine yakın gazeteciler bile; 'Bir il binasını alamayanlar ülkeyi, şehri nasıl yönetecek' diyor. Sen şehri bitirmişsin, 5 yıl için daha aday oluyorsun. Millet sana nasıl inansın' Bırak aday olmayı, istifa etmen lazım. İstanbul ile ilgilenmeyeceksin, sonra 'ben İstanbul'u yönetmeye talibim, her şey güzel olacak.' Ne oldu, kalp yapıyordunuz herkese.' sözleriyle ifade etti.

'CHP'li yönetimi en iyi bilen, eziyetler çeken Yeniden Refah Partisi seçmenimizdir'

Murat Kurum, Cumhur İttifakı'ndan ayrılarak 31 Mart'taki yerel seçimlere kendi adayıyla girme kararı alan Refah Partisi'nin seçmenine, 'Herkesin oyuna talibiz. CHP'yi en iyi bilen Yeniden Refah Partili seçmenimizdir. Çektikleri eziyet orada. Sandığa gittiklerinde verdiği oyun kime yarayacağını düşüneceklerdir. CHP Belediyesi'ne mi, yoksa Rahmetli Erbakan Hoca'mızın rüyasını gerçekleştirecek iradeye mi destek verecekler' Bunu sandıkta düşüneceklerdir. Biz Yeniden Refah Partili seçmenimizin oyuna talibiz. Sandığa gittiklerinde oyları, Kur'an kursuna giden çocuklarımız için 'Orta Çağ zihniyeti' diyenleri mi destekleyecekler yoksa ülkeye katı sağlamak için çalışanlara mı yarayacak, bunu düşüneceklerdir. Ayasofya'nın zincirlerinin kırılmasını en çok Rahmetli Erbakan Hocamız isterdi. Ezanlar sonsuza kadar yankılansın istiyordu. Yoksa 'müze olsun' diyenlere mi destek olunacak' 'Benim oyum nereye destek oluyor'' diye düşüneceklerdir.' diye seslendi.

'Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış'

Murat Kurum, İstanbul'un deprem ve trafik sorunun beka sorunu olduğunu işaret etti. Mevcut İBB yönetimini hedef alan Kurum, 'Mesele İstanbul. Her medeniyetin dostça yaşama arzusunu devam ettirme. 3 senedir bitmek bilmeyen kaldırım çalışmaları var. Yerel seçim hizmet seçimi. Yerel seçimde İstanbul'un geleceğini uygulayacağız. Deprem bir beka sorunu değil midir' İstanbul'un ekonomisi beka sorunu değil midir' İstanbul'un kaynaklarının israf edilmesi bu ülkenin beka sorunu değil midir' Türkiye Yüzyılında şunun kararını vereceğiz; İstanbul lokomotif bir şehir mi olsun yoksa daha mı geri gitsin. Kardan adamın saltanatı, güneş doğuncaya kadarmış. Bunların saltanatı 31 Mart'ta doğacak güneşle bitecek. Tüm seçmenlerimiz bunları düşünecek.' dedi.

'İhtiyaç sahibi tüm emeklilere her ay 2 bin 500 TL'

Murat Kurum, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için kadınları ve gençleri destekleyeceklerini söyledi. Emeklilere de İBB bütçesinden her ay destek vereceklerini yineleyen Kurum, sosyal projelerini, '10 bin kadınımıza ve gencimizi sermaye desteği vereceğiz. İlk işini kuran gençlere 100 bin TL destek vereceğiz. Kendi işlerini kurup, kendileri üretebilecekler. E-ticaret üzerinden pazarlamalarına destek olacağız. 100 bin ailemizin ev ekonomisi güçlenecek. Kadın istihdamını artıracağız. 7/24 nöbetçi kreş hizmeti vereceğiz. Ulaşımda yüzde 40 indirim olacak. 0-6 yaş çocuk sahibi anne ve babalara ücretsiz ulaşım hakkı tanıyacağız. Üniversite öğrencilerine 10 bin TL eğitim desteği verilecek. Sosyal yardımlar yapacağız ama gelirleri artırmak için bu adımları da atacağız. İSMEK'te çalışan, üretenlere saatlik ücret alacağız. İhtiyaç sahibi tüm ekmekli vatandaşlarımıza İBB olarak ayda 2 bin 500 TL ödeme yapacağız. İstanbul'da 3 tane büyük yaşlı ve engelli yaşam merkezi olacak.' şeklinde anlattı.

CHP'li İBB yönetiminin 2019 seçiminin ardından yaptığı işten çıkarmaları hatırlatan Kurum, 'Haksız yere işten çıkartılan her bir kardeşimizi 31 Mart akşamı işe alacağız. Bazı çalışanlarını işiyle alakalı olmayan yerlere göndermişler. 2019'da 'Kimseyi işten atmayacağız' dediler. 5 senede nasıl 50 bin kişi işe girdi, çıktı' Belediye böyle işleyebilir mi' Kimseyi haksız yere işten atmayacağız. Alın teri nedir, emek nedir bilmiyor ki' Bu şehri böyle yönetemezsiniz.' ifadelerini kullandı.

'İki günlük konser parasına 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım'

CHP'li İBB Başkanı'nın 'mega proje' dediği Kent Lokantalarına da değinen Murat Kurum, '39 ilçede iki gecede açarım.' dedi. İBB yönetiminin iki konser için harcadığı 550 milyon lira ile İstanbul'un 39 ilçesinde yapılacak işleri sıralayan Kurum, konuşmasını, 'Biz sosyal yardımlarla alakalı; verilen yardımları devam ettireceğiz ve sürdürülebilir yardımlar da yapacağız. Kadir Ağabey zamanında, Ramazan'da günde 500 bin kişi ücretsiz kişiye yemek veriyordu. Diğer aylarda, ayda bir buçuk milyon kişi ücretsiz yemek yiyordu. Şimdi bunlar ücretsiz verilen yemekleri kaldırdılar, ücretle yemek verdiği 11 lokantayı hizmetmiş gibi anlatıyor. Geliri en az olan ilçemizde onun kadar sosyal tesisimiz var. Bunu büyük bir iş gibi anlattığımızı gören oldu mu' Biz bunları zaten yapıyoruz. Ulaşımı ve depremi konuşmadığım yerde kent lokantasını konuşmam. Zaten yapıyoruz. 39 ilçede 2 gecede açarız. Yaptıkları bir bina da yok. Bir yerleri kiralıyorlar, masa, sandalye sonra 'iş yaptık' diyorlar. Konserlere verdikleri 550 milyon TL ile, 39 ilçeye kent lokantası, kreş ve kütüphane açarım.' sözleriyle noktaladı.

Temelde çarpışan inançlardır

Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

08.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Temelde çarpışan inançlardır
Temelde çarpışan inançlardır
Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

"Kabul etsek de etmesek de kavgaların temelinde yatan asıl ölçü inançtır, dindir. Bunu siz yok edemezsiniz. Sen yok edersen silinen sen olursun.

Şu anda dikkat ederseniz ille de Avrupa Birliği'nde olmak isteyen bizlerden bir takım tavizler istiyorlar.



Ama kendilerinden hiçbir şey vermiyorlar. "Benim gibi olursan, benimle beraber varsın" diyor. "Seni, olduğun gibi kabul ediyorum" demiyor. O halde, açık ve net konuşuyorum, böyle bir birliktelik bize lazım değildir.

Saraybosna



Hatırlarsanız son Bosna savaşında NATO gücü geldi, bu bölgeye asker koydu. Srebrenica'ya asker koydu. Srebrenica'daki askerler Hollandalıydı. Sırplar geldiler ve dediler ki; "Biz burada birtakım icraatlar da bulunacağız. Siz de ses çıkartmayacaksınız."

Bunu NATO'ya söyledi. 8 bin insanı diri diri toprağa gömdüler. Adamların sesi çıkmadı. Bunlar müseccel olaylar. Parçası, bu kadar büyük bir zulmü bu derece himaye eden, koruyan topluluğun acaba bütünü ondan farklı mıdır? Değildir. O halde burada mücadele eden akaitlerdir, inançlardır.

Kıbrıs

Her zaman ifade etmeye çalışıyorum. l974'te Kıbrıs çıkarmamızda, orada Türklerin zulme uğradığını bilmeyen Batılı hiçbir devlet yoktu. Hepsi, "zulmediliyor, yanlış işler yapılıyor, Rumların yaptıkları insanlığa sığmaz" diyordu.

Bunu diyenlerin başında Amerikalılar da, Batının tamamı da vardı. Bu nereye kadar devam etti. Türk askeri, Kıbrıs'a çıkana kadar. Bu çıkarma olduktan sonra neticesi o kadar enteresan oldu ki hepsi birden bize sırtını çevirdi. Niye? Kıbrıs'a asker çıkardığımız için. Peki, sen, "Rumlar yanlış yapıyor" demiyor muydun? Diyordun.

Şimdi şu çelişkiye bakın. Bir yandan; Rum yanlış yapıyor, masum, savunmasız kadınları, çocukları katlediyor diyorsun ve bütün bunlara mani olmuyorsun, bir yandan da benim yaptığım insani hareketin yanında bulunmuyorsun.

Neden?



Çünkü Yunan, Rumlar, Batının şımarık çocuğu olduğundan, mutlaka onun yanında olacaktır. Sen, yüzde bin değil, yüzde elli bin de haklı olsan senin yanında olmayacaktır.

Şimdi sanki o insanlar gitmiş, yerine çok farklı insanlar gelmiş havası estiriliyor. Nasıl bizim aydınımız, bizim siyasimiz bunu düşünebilir, böyle bir gafletin içinde nasıl bulunabilir?

Şunu asla unutmayalım

Şunu asla unutmayalım. Eğer bir milletin idarecileri, bürokratları, aydınları, yaptıkları hareketlerin mahiyetini bilmezse, o millet yok olmaya mahkumdur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölmek isteyenler, bir yandan da yaptıklarının hak dava olduğunu dünyaya ilan ediyorlar. Şimdi sen gel de; "Toplumlardaki hakim güç akaitler, itikatlar değildir" de.

Bu, kendi nefsini kandırmaktan başka bir şey olmaz. Toplumlar, kendi akaitlerini, inançlarını devam ettirebilmek için, siyasi, iktisadi, hukuki ve de fiili savaşlarda o inançların etrafında olurlar. Hiç kimse bunun aksini savunmaya kalkışmasın." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri)

İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri

İstanbul Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınından silah sesleri yükseldi. Bölgeye kamuflajla gelen 3 saldırganın 1'i ölü, 2'si yaralı ele geçirildi
 

07.04.2026 12:53:00 / Güncelleme: 07.04.2026 15:02:03
Haber Merkezi / İHA
İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri
İsrail konsolosluğunun önünde silah sesleri
İstanbul Beşiktaş Levent'te bulunan İsrail Konsolosluğu yakınında silah sesleri duyuldu. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, bölgede yoğun güvenlik önlemi alındı.

Olaya polis ekipleri müdahale etti. Saat 12 sıralarında başlayan çatışma yaklaşık 10 dakika sürdü. 2 polis yaralanırken, 3 şüphelinin etkisiz hale getirildiği öğrenildi. Yaralı polisler hastaneye kaldırıldı.

Etkisiz hale getirilen saldırganların 1'i ölü, 2'si yaralı ele geçirildi. Teröristlerin isimleri, Onur Ç. Enes Ç. ve Yunus E.S. olarak açıklandı. Ölü ele geçirilen terörist Yunus E.S., yaralı ele geçirilen Onur Ç.'nin uyuşturucu sabıkası bulunuyor. Saldırganların DEAŞ'la bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Çatışmayla ilgili soruşturma başlatıldı

Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınındaki çatışmayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
 
İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde bulunan İsrail Konsolosluğu çevresinde meydana gelen silah sesi ihbarlarına ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığının belirtildiği açıklamada, "Soruşturma kapsamında bir başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş; cumhuriyet savcılarımız ivedilikle olay yerine intikal ederek incelemelere başlamıştır. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla adli ve kolluk birimleri eş güdüm içinde çalışmalarını sürdürmekte olup, soruşturma titizlikle ve çok yönlü şekilde yürütülmektedir" denildi.

İstanbul Valisi Gül: Provokasyon kokan bir hareket
 
İstanbul Valisi Davut Gül, saldırı girişiminin ardından yaptığı ilk açıklamada şu ifadeleri kullandı:
 
"Levent'te Yapı Kredi Plaza önündeki polislerimize bir saldırı düzenlendi. İki polisimiz hafif şekilde yaralandı. Bu büyük saldırıyı polislerimiz önlemleri sayesinde hafif şekilde atlattılar.
 
Ölenlerin kimlik tespit çalışmaları devam ediyor. Bağlantı ve diğer konuları emniyetimiz çalışıyor. Sizleri bilgilendireceğiz. Provokasyon kokan bir hareket. Bu bölgede aslolan Yapı Kredi var, diğer işyerleri var. Arka tarafta konsolosluk var. Konsoloslukta iki yıldır faaliyet yok. Dolayısıyla bir görevli bulunmuyor.
 
Saldırıyı üç kişi gerçekleştirdi. Tamamı etkisiz hale getirildi. Saldırganlar araçla gelmişler. Uzun namlulu silahları ve tabancaları var."

İstanbul Valiliğinden olayla ilgili yazılı açıklama geldi

Beşiktaş'ta bulunan İsrail Konsolosluğu yakınındaki çatışmadı 1 şüpheli ölü, 2 şüphelinin ise yaralı olarak ele geçirilmesi ile ilgili İstanbul Valiliğinden yazılı açıklama yapıldı.
 
İstanbul Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, "07.04.2026 Salı günü saat 12.15 sıralarında Beşiktaş İlçesi Levent Mahallesi'nde bulunan Yapı Kredi Plaza'nın önünde görev yapan emniyet ekiplerimize, kimliği belirsiz şahıslar tarafından ateş açılmıştır. Polisimizin anında karşılık vermesi sonucu saldırganlarla emniyet unsurlarımız arasında çatışma çıkmıştır. Olayda silahlı 3 saldırgandan biri ölü, 2'si ise yaralı olarak ele geçirilmiştir. Çatışmada 2 polisimiz yaralanmış ve hastanelere kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Yaralı polislerimizin hayati tehlikeleri bulunmamaktadır" ifadelerine yer verildi.
 
İçişleri Bakanı Çiftçi: Saldırganlardan birinin dini istismar eden örgüt irtibatı var
 
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi saldırının ardından yaptığı sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
 
"İstanbul'da Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görev yapan polislerimizle silahlı çatışmaya giren 3 kişi etkisiz hale getirilmiştir. Çatışmada iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır. Teröristlerin, kimlikleri tespit edilmiştir. İzmit'ten kiralık araçla İstanbul'a geldikleri tespit edilen şahıslardan birinin dini istismar eden örgüt irtibatı olduğu; 2'si kardeş olan 2 teröristten birinin de uyuşturucu kaydı olduğu belirlenmiştir."

İçişleri Bakanlığı yaralı polisler hakkında şu açıklamada bulundu: 

"Saldırıya anında karşılık veren kahraman polislerimizden 2'si, biri ayağından ve biri kulağından olmak üzere, hafif şekilde yaralanmış olup; hayati tehlikeleri bulunmamaktadır."

İletişim Başkanı Duran: "Devletimiz, her türlü tehdide karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir"
 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde meydana gelen çatışmaya ilişkin, "Devletimiz, her türlü tehdide ve provokasyona karşı mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir" dedi.
 
İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından İstanbul'da meydana gelen çatışmaya ilişkin yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:
 
"İstanbul'da Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görev yapan polislerimize yönelik gerçekleştirilen hain saldırıda 3 saldırgan etkisiz hale getirilmiştir. Güvenlik güçlerimizin hızlı ve kararlı müdahalesi, olası daha büyük bir tehdidin önüne geçmiştir. Teröristlerin kimlikleri tespit edilmiş olup, olayla ilgili soruşturma başlatılmıştır. Silahlı çatışmada hafif şekilde yaralanan 2 kahraman polisimize acil şifalar diliyor; milletimizin huzur ve güvenliği için fedakârca görev yapan tüm Emniyet mensuplarımızı muhabbetle selamlıyorum. Bu hain saldırı, 'terörsüz Türkiye' ve "terörsüz bölge" hedefimize olan inancımızı ve kararlılığımızı asla zayıflatamayacaktır. Devletimiz, her türlü tehdide ve provokasyona karşı mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir."

RTÜK'ten çatışma görüntülerine ilişkin açıklama
 
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), İsrail Konsolosluğu çevresinde meydana gelen çatışmaya ilişkin, kamuoyunda kaynağı belirsiz görüntülerin paylaşılmaması gerektiğini belirtti.
 
RTÜK, söz konusu olayla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bazı yayınlarda infial oluşturabilecek teyitsiz görüntülerin paylaşıldığını tespit ettiklerini dile getirerek, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İstanbul'da İsrail Konsolosluğu önünde meydana gelen olaylara ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Bu hassas süreçte, bazı yayınlarda infial oluşturabilecek teyitsiz görüntülerin paylaşıldığı tespit edilmiştir. Soruşturmanın selameti ve toplumsal huzurumuz için tüm yayıncıların sadece resmi makamların açıklamalarını esas alması ve kaynağı belirsiz görüntüleri paylaşmaktan kaçınması yasal bir zorunluluktur. Kamuoyunu doğru bilgilendirme ve sorumlu yayıncılık ilkelerini ihlal eden kuruluşlar hakkında üst kurulumuzca gerekli idari yaptırımların uygulanacağını önemle hatırlatıyoruz" ifadelerini kullandı.

 

Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik

Ekrem İmamoğlu'nun "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklindeki sözleri hakkında duruşma savcısı "Ekrem Bey dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi. Duruşmada bu sözler üzerine tartışma yaşandı

07.04.2026 11:47:00
İHA
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
İBB davasının ilk duruşmasının 17. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na soru sordu. Duruşma savcısı "Dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. İddia makamı hakkında söyledikleriniz doğru mu' Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi.

Dün görülen duruşmada "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklinde söylemde bulunan ve hakkında 'kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret' suçundan resen soruşturma başlatılan Ekrem İmamoğlu ise "Kabadayılık bu" şeklinde cevap verdi. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları da savcıya tepki gösterdi. Tartışma yaşanması üzerine mahkeme başkanı duruşma savcısına kişisel münakaşaya girmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme başkanı daha sonra İBB'de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel'i kürsüye çağırdı. Sanık Yüksel'in çapraz sorgusunda, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, Yüksel'e iddianamede örgüt yönetici olarak yer alan sanık Hüseyin Gün'ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel'in "Hayır" cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, "Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Niçin burada olduğunu biliyorum o yüzden rahatım. Bu çalışma arkadaşım 6-7 aydır iddia makamı yüzünden evlatlarından uzak. İddia makamının vesile olduğu casusluk davasını yazan da aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır. İftiraname siyasi bir şeye dönüştürülmüştür, az önceki harareti de ben ona bağlıyorum" dedi.

Duruşma Emrah Yüksel'in çapraz sorgusu ile sürüyor.

Üsküdar Belediyesi'ne operasyon

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı

07.04.2026 10:47:00
AA
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde, Üsküdar Belediye binası içerisinde, belediye iştiraki olan Kent AŞ Genel Müdürü N.A'ya, yapı ruhsatı ve iskan ruhsatının verildiği birimler olan İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsisinin yapıldığı ve N.A'nın oda isimliğinde de "başkan yardımcısı" ünvanını kullandığı belirlendi.

Şüpheli N.A'nın çok sayıda resmi organizasyonda ve programda "belediye başkan yardımcısı" olarak sunulduğu, gerçekte sunulmayan bir hizmetin karşılığında görev ve yetkisi bulunmayan Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent AŞ'nin paravan olarak kullanılmak suretiyle yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden yasa dışı gelir elde edildiği ve yapı ruhsatı için sorumlu belediye biriminin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu, buna rağmen müteahhitler ile Kent AŞ arasında yapı ruhsatı verilmesine ilişkin görüşmelerin gerçekleştirildiği tespit edildi.

Yapı ruhsatı verilmesi sürecinde yetkileri olmamasına karşın Kent AŞ görevlilerinin, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü görevlilerini denetlediği, Müdürlüğün yapı ruhsatı başvurularında hangi başvuruların ilerletileceği, hangi başvuruların askıya alınacağı yönündeki talimatlarını öğrenebilmeleri için kriptolu-kapalı devre iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yapılarak excel tablosu oluşturulduğu ve renklendirme metoduna göre de yapı ruhsatını verecek yetkili birim olan Müdürlükçe kendilerine başvuru yapan müteahhitin ilgili ada parseli karşısında mail içeriğindeki ilgili satırın renklendirilmesine göre işlemlerin ilerletildiği ya da işlem tesis edilmediği öğrenildi.

Kent AŞ ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü arasında kripto ve kapalı devre iletişim ağı olan mail içeriğindeki excel listesinde ada parsellerin bulunduğu, her satırın karşısına mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu olacak şekilde renklendirme yapıldığı ve renklendirme metoduna göre kodlanan iletişim ağı doğrultusunda ada parsellerin bulunduğu tespit edilen dosyalarda, "mavi" renkte olmasının anlaşmanın sağlandığı ve işlerin yürütülmesi gerektiği, "kırmızı" renkte olmasının anlaşmanın sağlanamadığı, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "yeşil" renkte henüz görüşmenin gerçekleşmediği, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "turuncu" renkte ise ilgilisiyle görüşme yapıldığı ancak işin resmiyete dökülmediği, yeni bir talimat verilmesi durumunda işlemlerin ilerletilmesi anlamına geldiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında, mimari projeye göre değil, talep edilen tutarın yatırılıp yatırılmamasına göre yapılan renklendirmeye istinaden işlem tesis edilerek yapı ruhsatı verildiği, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına karşın iskan ruhsatı için müteahhitlerden hangi menfaatin ne şekilde talep edileceğine Kent AŞ Genel Müdürü N.A'nın başkanlığında yapılan toplantılarda karar verildiği, bu toplantılara iskan ruhsatını onaylayan Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de katıldığı tespit edildi.

Belediyede görevli mühendislerin iskan ruhsatı süreci işletilen inşaatların denetimlerini yaptıkları, bu denetimler sonucunda mevzuata aykırılıkları tespit ettikleri, bu tespitlere dair dijital verilerin yapı kontrol müdürlüğündeki görevli müdür ve teknik ekibi tarafından N.A'ya değerlendirme yapması noktasında toplantılarda sunulduğu, bu değerlendirmenin belediye binası içerisindeki N.A'ya tahsis edilen odada toplantı yapılması suretiyle gerçekleştirildiği ve bu toplantıya Belediye Başkan Yardımcısı Deveci'nin de katıldığı bilgisine ulaşıldı.

Yapı Kontrol Müdürlüğündeki görevliler tarafından, toplantılarda her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre ve yine inşaatın yapıldığı yerin metrekare cinsinden değeri nazara alınarak iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği, yine bu toplantıda müteahhitin menfaati nasıl sağlayacağının kararlaştırıldığı, şüpheliler N.A. ve Deveci'nin kararı doğrultusunda ilgili müteahhit yapı kontrol müdürlüğüne davet edilerek iskan ruhsatı karşılığında toplantıda alınan karar uyarınca kendisinden veya iş takipçisinden menfaat talebinde bulunulduğu saptandı.

Söz konusu iddialara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki belirtilen usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçu teşkil edecek eylemlere istinaden İstanbul ve Yalova'da 30 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı.

Operasyonda çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti

Adana'da ıslak mendil üretim tesisi süsü verilerek kurulan kaçak sentetik ecza imalathanesine yönelik operasyonun detayları ortaya çıktı

07.04.2026 10:29:00
İhlas Haber Ajansı
'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti
'Afiyet olsun' kamuflajı pes dedirtti
Adana'da ıslak mendil üretim tesisi süsü verilerek kurulan kaçak sentetik ecza imalathanesine yönelik operasyonun detayları ortaya çıktı. Şüphelilerin, sevkiyatta yakalanmamak için "Afiyet olsun" yazılı ambalajlarla kamuflaj yaptığı ortaya çıkarken, "Islak mendil işi diye girdik, sonradan uyuşturucu olduğunu anladık ama çıkamadık" ifadeleri dikkat çekti. Operasyonda yakalanan 9 kişiden 7'si tutuklanırken 2'si adli kontrol şartıyla serbest kaldı.



Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Seyhan ilçesine bağlı Ova Mahallesi'nde ıslak mendil üretim tesisi görüntüsü altında faaliyet gösteren kaçak sentetik ecza imalathanesini tespit etti. 5 Nisan günü özel harekat polisinin de desteğiyle adrese operasyon düzenlendi.



Yapılan baskında 703 bin 43 adet uyuşturucu hap, 2 ton 259 kilogram hap üretiminde kullanılan etken madde, 3 milyon 999 bin boş kapsül, 40 rulo şeffaf plastik ve folyo ile çok sayıda üretim makinesi bulundu. Ele geçirilen etken maddeden yaklaşık 5 milyon 793 bin 846 uyuşturucu hap üretilebileceği değerlendirildi.

Islak mendil üretimi kılıfıyla kurulan tesiste bulunan A.B. (42), İ.S. (45), S.K. (52), S.S. (30), M.A. (36), R.C. (51), O.K. (31), A.K. (29) ve M.S. (33) gözaltına alındı. Şüphelilerden A.B. ve İ.S.'nin, "Islak mendil işi yapmak için başladık. Sonradan uyuşturucu işi olduğunu anladık ama işin içinden çıkamadık" şeklindeki ifadeleri dosyaya yansıdı.

"Afiyet olsun kamuflajı"



Şebekenin, ürettikleri kaçak sentetik eczaları sevkiyat sırasında polise yakalanmamak için dikkat çeken bir kamuflaj yöntemi kullandığı belirlendi. Hapların bulunduğu ambalajların üzerinde "Afiyet olsun" yazısı ile yiyecek-içecek görsellerine yer verildiği ortaya çıktı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si tutuklanırken M.S. ve A.K. adli kontrol şartıyla serbest kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi

Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasında talepler reddedildi. Duruşmaya ara verildi

06.04.2026 14:12:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:16:23
İHA
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Mahkemede avukatların talepleri mahkeme başkanı tarafından reddedildi.



"Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım"

Saat 9.40'ta başlayan duruşmada, mahkeme başkanı, sanık Nevzat Bahtiyar'a bozma kararına itirazı olup olmadığını sordu. Bahtiyar, bu konuda bir şey söylemek istemedi. Mahkeme başkanı, Nevzat Bahtiyar'a olay günü ne yaptığı sorması üzerine Bahtiyar, öğleden sonra eve geldiğinde evinin sularının kesik olduğunu ardından bu durumu bildirmek için Salim Güran'ı aradığını aktardı. Bahtiyar, "Cinayetle hiçbir alakam yok, Salim Güran beni çağırdı. Tepeye gittim. Salimle birlikte Arif Güran'ın evine geldik. Narin'in cesedini orada gördüm. En sondaki soldaki oda sanırım. Bana bu cesedi götüreceksin dedi, ben götürmüyorum dedim. Sonra silah çekti beni ve oğlumu tehdit etti, önce oğlunu sonra seni öldürürüm dedi. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Ceset battaniyeye sarılıydı. Sonra bizim ahıra gittim, cesedi orada torbaya koydum. Sonra da arabaya koydum. Sonra Yüksel Güran'ı yukarda gördüm. Ağlıyordu. Sonra Salim Güran geldi. Battaniyeyi benden aldı. 'Cesedi parça parça et kimse görmesin' dedi. Sonra ben cesedi götürdüm. Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım. Eğer Salim Güran'ın dediğini yapsaydım, ceset olmazdı, ben de burada olmazdım. Ben sadece Salim Güran'ı gördüm. Cesedi arabaya götürdükten sonra Yüksel Güran'ı gördüm, ağlıyordu. O zaman ailem güvence altında olmadığı için o ifadem doğru değil. Mahkemedeki ifadem doğru. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Pişmanım. Cesedi aldığımda çocuk ölmüştü. Ben delilleri yok etmiş olsaydım burada olmazdım'' dedi.

"Jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum"

Bahtiyar'ın ardından söz alan Arif Güran, yeni keşif talebinde bulunarak, "Bu kadar eksik bir soruşturmada ben neye inanayım. Benim her şeyi öğrenmek hakkımdır. Bu insan 6 kez ifade değiştirdi. Bu adamın ifadesiyle benim ailem yok edildi. Benim kızım katledildi. İnsanda vicdan olursa birinden üzülür de söz eder. Bana diyorlar ki mahkeme ne diyorsa kabul et. Ben kabul etmiyorum. Burada Adalet mülkün temelidir deniyor. Ben bu acı ile yaşayamam. Ben keşif istiyorum, jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum. Nevzat Bahtiyar, tehdit edildiği için konuşmadığını söylüyor. Köyde bin 700 personel vardı. Bu adam 19 gün boyunca içimizdeydi, yanımda namaz kalıyordu. O kadar jandarma vardı, istihbarat elemanı vardı. Neden tehdit edildiğini söylemedi. Salim Güran, devletten büyük müdür. Başkanım ben ölü bir insanım, ben kızımın hakkını istiyorum. Ben keşif istiyorum. Benim çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı. Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel Güran yapmışsa cezasını çeksin, Salim Güran yapmışsa cezası çeksin. Ben adalet istiyorum, kızımın hakkını istiyorum, keşif istiyorum. Narin gibi 4 tane daha çocuğum var. Benim çocuklarım okulu bıraktılar, benim çocuklarım okula gidemiyor. Narin'i korumak için 7'den 70'e iftira attılar. Ama Narin gibi 4 çocuğu daha öldürdüler. Havaalanı, Dara-2 üs bölgesinin kameralarını istiyorum. Bu davanın bu şekilde kapanmaması lazım ve kapanmayacak. Bir baba olarak bir ağabey bir kardeş olarak keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet o parmağı kessin. Salim, Yüksel, Enes, Nevzat kim olursa olsun" diye konuştu.

İfadelerin ardından duruşmaya ara verildi.

Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır

Antalya'da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin 12 tutuksuz sanığın yargılandığı davada, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya girdi. Raporda 5 sanığın birinci derecede, 1 sanığın ikinci derecede sorumlu olduğu belirtilirken, 4 sanık yönünden kusur bulunmadığı kanaatine yer verildi. Raporda, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz bakımından ise kaza tarihinde resmi görevi bulunmadığı, kaza öncesi süreçteki sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi

06.04.2026 14:02:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:05:28
İHA
Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır
Antalya'daki teleferik kazasında ek bilirkişi raporu hazır
Konyaaltı ilçesinde 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin, aralarında dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün de bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Altıncı duruşmada tutuksuz sanıklar Ahmet Buğra S., Serkan Y. ve Okan E. ile taraf avukatları hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan ve duruşmaya katılma şartı bulunmayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ise duruşmaya katılmadı.
Mahkemede, Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya sunuldu. Tutuksuz yargılanan sanıklar, daha önce hazırlanan rapor ile yeni rapor arasında çelişki bulunduğunu öne sürerek, aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini dile getirdi.

Ek raporda sorumluluk değerlendirmesi yer aldı

Dosyaya giren ek bilirkişi raporunun sonuç bölümünde; olay İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında "iş kazası" olarak değil, "kaza" olarak değerlendirildi. Raporda, meydana gelen olayda çalışanın yaralanmadığı ve ölmediği için olayın iş kazası kapsamında değerlendirilmediği kaydedildi.

Raporda, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün 15 Aralık 2023 ile 10 Ocak 2024 tarihleri arasında 156 kalemden oluşan yapılacak işler listesini hazırlayıp bildirdiği, ancak listenin kullanım kılavuzu ve ilgili standartlar gözetilerek değerlendirilmesini sağlamadığı ya da sağlatmadığı yer aldı. Aynı raporda, kaza tarihinden 4 ay 15 gün önce ayrıldığı, ayrıca kaza günü itibarıyla herhangi bir resmi görevinin bulunmadığı, bu nedenle kaza tarihinden önce şirketin mali, teknik ve idari organizasyonunun belirlenmesi ve yönetilmesine yönelik etkisinin mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.



5 sanık için birinci derece sorumluluk tespiti

Ek bilirkişi raporunda, Edip Kemal B.'nin asıl işveren(idare) olarak şirketin mali, teknik ve idari organizasyonunu belirlemesi ve yönetmesi nedeniyle 2. dereceden sorumlu olduğu değerlendirmesi yapıldı. Raporda Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E. ve Serkan Y.'nin ise olayda birinci dereceden sorumlu olduğu kanaatine yer verildi. Bu değerlendirmede, şirketin teknik ve idari organizasyonunun belirlenmesi ve yönetilmesine ilişkin sorumlulukların dikkate alındığı kaydedildi.

4 sanık yönünden kusur bulunmadı

Ek raporda Suphi K. ile Kazım K. hakkında, meydana gelen kazaya ilişkin doğrudan hata yaptıklarına dair bilgi ya da belge bulunmadığı, bu nedenle kusurlarının olmadığı belirtilirken, Hüseyin A. ile Aziz A. bakımından da görev tanımları itibarıyla kazaya neden olacak bir görevde bulunmadıkları gerekçesiyle kusur bulunmadığı kanaatine varıldı.

Savcı mütalaasını bir sonraki celsede sunacak

Cumhuriyet savcısının, raporun taraflara tebliğ edilmesinin ardından bir sonraki celsede esas hakkındaki mütalaasını sunmasının beklendiği belirtilirken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Olayın geçmişi

Sarısu mevkiindeki teleferik tesisinde 12 Nisan 2024'te meydana gelen kazada, parçalanan kabinden düşen bir kişi hayatını kaybetmiş, aynı kabinde bulunan 2'si çocuk 7 kişi yaralanmıştı. Sistem durduğu için havada asılı kalan 24 kabindeki 174 kişi ise yaklaşık 22,5 saat süren operasyonla tahliye edilmişti. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, aralarında dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün de bulunduğu 12 sanığın, "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" ile "trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma" suçlarından 27 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edilmişti.

Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 kişi çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı

06.04.2026 02:10:00 / Güncelleme: 06.04.2026 06:12:16
İHA
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Geçtiğimiz ay yürütülen 'icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Dün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte jandarma ekipleri tarafından belediye binasına geniş çaplı başlatılan arama çalışmaları devam ediyor. Jandarma, kurumdaki tüm bilgisayarları ve dijital materyalleri inceleme altına alırken 3 kişi gözaltına alındı.



Olaya ilişkin CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız gözaltına alındı. Soruşturmaya ilişkin daha önce de Naim Ayhan ve Ali Sarıyıldız gözaltına alınmış ve ifadeleri sonrası serbest bırakılmıştı. Jandarma ekipleri belediye binasında yaklaşık 5 saat süren çalışmalarını tamamladı. Ekipler tarafından önemli evrak ve bilgisayarlar torbalarla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na götürüldü.



3 isim de serbest bırakıldı



İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltı işlemleri tamamlanan CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız öğle saatlerinde Bolu Adliyesi'ne sevk edildi.



Savcılıkta ifade işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 3 kişi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?

DMM'den ABD'nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddialarına yalanma

05.04.2026 01:07:00
İhlas Haber Ajansı
ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?
ABD'nin F-15'i Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle mi vuruldu?
Bazı sosyal medya hesaplarında ve dezenformasyon odaklı mecralarda, Türkiye'nin İran'a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği ve düşürüldüğü iddia edilen ABD F-15 uçağının bu Türk sistemleriyle vurulduğu öne sürülmüştü.

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından ABD'nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddiaları yalanlandı.



DMM'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesapları ve dezenformasyon odaklı mecralarda yer alan, 'Türkiye'nin İran'a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD'ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu' yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır.

Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye'nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir" denildi.

Türkiye'nin bölgedeki huzur ve istikrarın korunması için bir duruş sergilediği söylenen açıklamada, "Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır.

Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.