Mutfakta yangın var, Bahçeli’nin derdi sistem
Türkiye derin bir ekonomik krizle, geçim sıkıntısıyla ve ardı arkası kesilmeyen zamlarla boğuşurken, Cumhur İttifakı'nın küçük ortağı MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den yine şaşırtmayan bir "sistem" çıkışı geldi
19.08.2026 10:41:00 / Güncelleme: 19.08.2026 10:44:53
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Türkiye derin bir ekonomik krizle, geçim sıkıntısıyla ve ardı arkası kesilmeyen zamlarla boğuşurken, Cumhur İttifakı'nın küçük ortağı MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den yine şaşırtmayan bir "sistem" çıkışı geldi.
MHP'ye yakın Türkgün Gazetesi'ne konuşan Bahçeli, "Siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir" diyerek yeni bir yasal mimari talebinde bulundu.
Vatandaşın ay sonunu getiremediği, enflasyonun bel büktüğü bir dönemde Bahçeli'nin halkın somut sorunlarına değinmek yerine ısrarla "seçim sistemi ve partiler yasası" mesajları vermesi, "MHP lideri halktan ne kadar kopuk" ve "Arka planda hangi siyasi mühendislik dönüyor" sorularını yeniden gündeme taşıdı.
"Terörsüz Türkiye" vaadiyle ekonomik gerçeklerin üstü mü örtülüyor?

Bahçeli açıklamasında, terörün tasfiye edilmesiyle güvenlik harcamalarının eğitime, sağlığa, tarıma ve sosyal refaha harcanacağını iddia ederek pembe bir tablo çizdi.
Ancak sokaktaki vatandaş için bu açıklamalar soyut bir vaatten öteye geçmiyor. Eleştirmenler, iktidar bloğunun yapısal ekonomik krizleri, kötü yönetimi ve liyakat sorunlarını örtbas etmek için sürekli olarak "güvenlik" ve "Gelecek Yüzyıl" retoriklerine sığındığını vurguluyor.
Vatandaş bugün pazar filesini dolduramazken, Bahçeli'nin "2053 süper güç" vizyonu satması toplumsal gerçeklikle taban tabana zıt bir görüntü oluşturuyor.
Bahçeli aslında ne yapmaya çalışıyor?

Siyasi analistlere ve muhalefet kulislerine göre, Bahçeli'nin sürekli seçim sistemi ve siyasi partiler kanununu kurcalamak istemesinin arkasında halkın refahı değil, koltuğu ve ittifakı koruma güdüsü yatıyor:
Cumhur İttifakı'nın eriyen oyları ve %50+1 zorunluluğunun getirdiği sıkışmışlık, MHP'yi yeni arayışlara itiyor. Bahçeli, iktidarda kalmayı garantileyecek, muhalefetin ittifak kurmasını zorlaştıracak veya kendi lehine avantaj sağlayacak bir seçim yasasının peşinde.
CHP'deki iç tartışmalara müdahil olan ve yeni kurulan partileri "kurumsallaşamadınız" diye eleştiren Bahçeli, siyasi partiler mevzuatını değiştirerek muhalefetin hareket alanını kısıtlamayı hedefliyor.
Asgari ücretlinin, emeklinin, çiftçinin feryadı ayyuka çıkmışken; Bahçeli her sıkıştığında yaptığı gibi yapay anayasa ve sistem tartışmaları açarak medyanın ve kamuoyunun gerçek dertleri konuşmasını engelliyor.
Halk seçim sistemi değil, geçim sistemi istiyor
Devlet Bahçeli'nin "Sistemin ruhuna uygun düzenleme" dediği şey, aslında iktidarın ömrünü uzatma formülünden başka bir şey değildir. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey tabelası veya kuralları sürekli değişen bir seçim sistemi değil; halkın karnını doyuracak, adaleti sağlayacak adil bir "geçim ve bölüşüm" sistemidir.
MHP'ye yakın Türkgün Gazetesi'ne konuşan Bahçeli, "Siyasi partiler ve seçim sisteminin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir" diyerek yeni bir yasal mimari talebinde bulundu.
Vatandaşın ay sonunu getiremediği, enflasyonun bel büktüğü bir dönemde Bahçeli'nin halkın somut sorunlarına değinmek yerine ısrarla "seçim sistemi ve partiler yasası" mesajları vermesi, "MHP lideri halktan ne kadar kopuk" ve "Arka planda hangi siyasi mühendislik dönüyor" sorularını yeniden gündeme taşıdı.
"Terörsüz Türkiye" vaadiyle ekonomik gerçeklerin üstü mü örtülüyor?

Bahçeli açıklamasında, terörün tasfiye edilmesiyle güvenlik harcamalarının eğitime, sağlığa, tarıma ve sosyal refaha harcanacağını iddia ederek pembe bir tablo çizdi.
Ancak sokaktaki vatandaş için bu açıklamalar soyut bir vaatten öteye geçmiyor. Eleştirmenler, iktidar bloğunun yapısal ekonomik krizleri, kötü yönetimi ve liyakat sorunlarını örtbas etmek için sürekli olarak "güvenlik" ve "Gelecek Yüzyıl" retoriklerine sığındığını vurguluyor.
Vatandaş bugün pazar filesini dolduramazken, Bahçeli'nin "2053 süper güç" vizyonu satması toplumsal gerçeklikle taban tabana zıt bir görüntü oluşturuyor.
Bahçeli aslında ne yapmaya çalışıyor?

Siyasi analistlere ve muhalefet kulislerine göre, Bahçeli'nin sürekli seçim sistemi ve siyasi partiler kanununu kurcalamak istemesinin arkasında halkın refahı değil, koltuğu ve ittifakı koruma güdüsü yatıyor:
Cumhur İttifakı'nın eriyen oyları ve %50+1 zorunluluğunun getirdiği sıkışmışlık, MHP'yi yeni arayışlara itiyor. Bahçeli, iktidarda kalmayı garantileyecek, muhalefetin ittifak kurmasını zorlaştıracak veya kendi lehine avantaj sağlayacak bir seçim yasasının peşinde.
CHP'deki iç tartışmalara müdahil olan ve yeni kurulan partileri "kurumsallaşamadınız" diye eleştiren Bahçeli, siyasi partiler mevzuatını değiştirerek muhalefetin hareket alanını kısıtlamayı hedefliyor.
Asgari ücretlinin, emeklinin, çiftçinin feryadı ayyuka çıkmışken; Bahçeli her sıkıştığında yaptığı gibi yapay anayasa ve sistem tartışmaları açarak medyanın ve kamuoyunun gerçek dertleri konuşmasını engelliyor.
Halk seçim sistemi değil, geçim sistemi istiyor
Devlet Bahçeli'nin "Sistemin ruhuna uygun düzenleme" dediği şey, aslında iktidarın ömrünü uzatma formülünden başka bir şey değildir. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey tabelası veya kuralları sürekli değişen bir seçim sistemi değil; halkın karnını doyuracak, adaleti sağlayacak adil bir "geçim ve bölüşüm" sistemidir.












































































