logo
19 AĞUSTOS 2026

Ege'de yeni hesaplaşma

19.08.2026 00:00:00
 
Ege'de son günlerde peş peşe gelen gelişmeler, denizlerdeki rekabetin artık yalnızca haritalar üzerindeki çizgilerden ibaret olmadığını gösteriyor. Türkiye'nin Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege'de iki deniz milli parkı ilan etmesi, Yunanistan'ın buna itiraz etmesi ve sonbaharda yeniden gündeme gelmesi beklenen denizaltı elektrik kablosu projesi, birbirinden farklı başlıklar gibi görünüyor. Fakat hepsi aynı coğrafyada kesişiyor.
 
Türkiye açısından bakıldığında ilk adımın doğrudan anlamı çevre koruma. Deniz ekosistemlerinin ve biyolojik çeşitliliğin korunması için belirli alanların koruma statüsüne alınması kendi başına önemli. Ancak seçilen bölgelerin Türkiye ile Yunanistan arasında deniz alanlarına ilişkin görüş ayrılıklarının bulunduğu yerler olması, kararı daha geniş bir çerçevede tartışmaya açıyor.
 
Burada hukuki sınırı da doğru çizmek gerekiyor. Bir bölgenin deniz milli parkı ilan edilmesi, Türkiye'ye yeni bir deniz yetki alanı kazandırmıyor ve tek başına yeni bir deniz sınırı oluşturmuyor. Dolayısıyla bu kararı "Türkiye denizde yeni bir alan elde etti" şeklinde okumak doğru değil. Fakat hukuki bir sınır yaratmayan bir düzenlemenin siyasi açıdan tartışılması başka bir mesele.
 

Haritaların ötesinde

 
Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz tartışmasını yıllardır karasuları, kıta sahanlığı ve deniz yetki alanları üzerinden takip ediyoruz. Şimdi buna başka başlıklar da ekleniyor. Deniz araştırmaları, enerji projeleri, denizaltı kabloları, çevre koruma alanları, deniz mekansal planlamaları ve NAVTEX ilanları aynı coğrafyada birbirine değmeye başladı.
 
Bu değişim önemli. Çünkü artık yalnızca "Bu deniz alanının sınırı nereden geçecek?" Sorusuyla karşı karşıya değiliz. "Bu alanda hangi faaliyet yapılabilecek, hangi güzergah kullanılacak, hangi bölge korunacak?" Soruları da giderek önem kazanıyor. Türkiye'nin deniz milli parkları kararını bu genişleyen tablo içinde değerlendirmek gerekiyor.
 
Kararın çevre boyutu gerçek olabilir. Fakat Ege'nin mevcut koşullarında böyle bir düzenlemeyi bölgedeki siyasi tartışmalardan tamamen ayrı düşünmek de kolay değil. Yine de buradan hareketle kararın doğrudan başka bir ülkeye yönelik belirli bir amaç taşıdığını söylemek için yeterli veri bulunmuyor.
 

Meis'ten Kuzey Ege'ye

 
Fethiye-Kaş bölgesinin konumu tartışmayı daha hassas hale getiriyor. Türkiye kıyılarına çok yakın Meis Adası çevresindeki deniz alanları, iki ülkenin farklı yaklaşımlara sahip olduğu konular arasında. Kuzey Ege'de ise geçmişten gelen deniz alanı ve kıta sahanlığı tartışmaları bulunuyor. Bu nedenle Ankara'nın bu bölgelerde deniz koruma statüsü oluşturması, Atina tarafından yalnızca çevre politikası çerçevesinde değerlendirilmiyor.
 
Yunanistan'ın Türkiye'nin kararına ilişkin açıklamalarında uluslararası hukuk vurgusu yapması da bu çerçevede değerlendirilmeli. Atina, kendi değerlendirmesine göre ulusal yetki alanları dışında kalan bölgelerde tek taraflı deniz koruma alanları oluşturulamayacağını savunuyor. Türkiye'nin konuya ilişkin yaklaşımı ise farklı. Burada taraflardan birinin görüşünü kesin hukuki hüküm gibi sunmak yerine, iki ülkenin farklı pozisyonlarını ortaya koymak daha sağlıklı.
 
Çünkü bu mesele bir deniz parkının sınırlarından çok daha eski. Türkiye ile Yunanistan'ın deniz alanlarına ilişkin görüş ayrılıkları, tek bir idari kararla ortadan kalkacak bir sorun değil. Yeni kararın önemi biraz da burada: Var olan tartışmanın üzerine denizin kullanımı ve planlanmasıyla ilgili yeni bir başlık ekleniyor.
 

Gözler sonbaharda

 
Önümüzdeki aylarda Doğu Akdeniz'de enerji bağlantısı konusu da yeniden hareketlenebilir. Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki denizaltı elektrik bağlantısı projesinin geleceği yakından izleniyor. Bir elektrik kablosunun ilk bakışta Türkiye-Yunanistan anlaşmazlığıyla ilgisi olmayabilir. Fakat kablonun geçeceği güzergah ve bu güzergahta yapılacak çalışmalar, deniz araştırmaları ve bölgedeki farklı görüşlerle kesişebiliyor.
 
Yunanistan'ın sonbaharda kablo döşeme çalışmalarıyla bağlantılı NAVTEX ilanları yayımlaması bekleniyor. Türkiye'nin deniz milli parkları kararı ile elektrik kablosu projesi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için ise yeterli dayanak yok. Böyle bir bağlantıyı kesin gerçek olarak ortaya koymak doğru olmaz. Buna rağmen aynı deniz coğrafyasında çevre koruma, enerji altyapısı ve deniz faaliyetlerinin aynı dönemde gündeme gelmesi, gelişmelerin birlikte izlenmesini gerektiriyor.
 
Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde kamuoyu genellikle büyük krizlere odaklanıyor. Oysa denizdeki dengeler her zaman tek bir olayla değişmiyor. Bir plan hazırlanıyor, bir koruma alanı ilan ediliyor, bir enerji projesi gündeme geliyor, ardından denizde başka bir faaliyet başlıyor. Tek tek bakıldığında sınırlı görünen bu gelişmeler aynı coğrafyada üst üste geldiğinde yeni tartışmaların zemini oluşabiliyor.
 
Türkiye'nin iki deniz milli parkı kararını önemli yapan da bu. Karar tek başına Ege'deki dengeleri değiştirmez. Fakat Türkiye'nin deniz alanlarının kullanımına ilişkin yaklaşımını gösteren yeni bir unsur olarak, önümüzdeki gelişmelerle birlikte izlenmeyi hak ediyor. Bundan sonra sadece haritalara ve açıklamalara değil, denizde fiilen ne yapıldığına da bakmak gerekecek. Kablonun güzergahı, olası NAVTEX ilanları, araştırma faaliyetleri ve deniz mekansal planlarının nasıl uygulanacağı, bugünkü tartışmanın nereye gideceği konusunda daha fazla fikir verecek.
 
Ege'de önümüzdeki dönemi tek bir kriz belirlemeyebilir. Birbirinden farklı görünen adımların aynı deniz alanında nasıl karşılaşacağı daha önemli hale geliyor. Çünkü mesele artık yalnızca deniz alanlarının nereden sınırlandırılacağı değil; o alanların nasıl kullanılacağı, hangi faaliyetlerin nasıl yürütüleceği ve farklı ülkelerin görüşlerinin aynı coğrafyada nasıl karşılaşacağı. Ege'de önümüzdeki dönemi anlamak için artık sadece haritalara değil, o haritaların üzerinde neler olduğuna bakmak gerekecek.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.