logo
13 EYLÜL 2026

Türkiye’de çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, işsizlik oranı yüzde 7,9’a gerilemiş gözükse de, geniş tanımlı işsizliği ifade eden atıl iş gücü yüzde 29,9 seviyesinde. Resmi işsizlik oranı kağıt üzerinde gerilese de, toplumun yaklaşık yüzde 30’unu kapsayan geniş tanımlı işsizlik gerçeği üretimin, istihdamın ve ekonominin ne denli büyük bir çıkmazda olduğunu kanıtlıyor

19.08.2026 13:07:00
Hasan Gündoğdu
 
Türkiye’de çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz
Türkiye’de çalışabilecek her 3 kişiden 1’i işsiz
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Dönemsel İşgücü İstatistikleri'ni kamuoyuyla paylaştı.






Açıklanan verilere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı bir önceki çeyreğe kıyasla 84 bin kişi azalarak 2 milyon 799 bin kişiye geriledi.

Manşet verilerde yer alan resmi işsizlik oranı da 0,3 puanlık düşüşle yüzde 7,9 seviyesine indi.

Ancak rakamların ambalajı açıldığında, Türkiye iş gücü piyasasındaki acı reçete ve derin yapısal kriz tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.






Kağıt üstünde düşüş, sahada çözülme

TÜİK'in dar tanımlı işsizlik hesaplaması; son dört hafta içinde aktif olarak iş arayan ve kısa sürede iş başı yapabilecek kişileri kapsıyor. Bu dar pencereden bakıldığında işsizlik tablosu pembe bir tablo çizebilir.

Fakat iş bulma ümidini yitirdiği için iş aramaktan vazgeçen milyonlar, ne yazık ki bu resmi oranların dışında tutuluyor.

Sahadaki gerçek dinamikler incelendiğinde, manşetteki yüzde 7,9'luk oran işsizlik krizini çözmek yerine, sorunun üzerini örten teknik bir detaydan ibaret kalıyor.






Gençler ve kadınlar ümit kapanında

Resmi istatistiklerin görmezden geldiği asıl kitle; iş aramayı bırakan ancak çalışmaya hazır olan potansiyel iş gücü ile mevcut işinde geçinemeyip daha fazla çalışmak isteyen "zamana bağlı eksik istihdam edilenler"den oluşuyor.

Özellikle genç nüfus ve kadınlar arasında yükselen bu umutsuzluk dalgası, klasik iş arama kanallarını anlamsızlaştırıyor.

İş bulma ümidini tamamen kaybeden milyonlarca vatandaş, aktif iş arayan statüsünden çıktığı için dar tanımlı işsiz sayısını düşürürken, sosyo-ekonomik krizin derinleşmesine yol açıyor.






Gerçek işsizliğin adı: Yüzde 29,9 atıl iş gücü

İş gücü piyasasındaki asıl yıkımı ve kan kaybını ortaya koyan gösterge ise "atıl iş gücü" oranıdır. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve resmi işsizlerin toplamından oluşan geniş tanımlı işsizlik (atıl iş gücü) oranı, 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 29,9 olarak gerçekleşti.

İki veri arasındaki devasa fark, Türkiye'de çalışma çağındaki her üç kişiden birinin ya işsiz, ya eksik istihdam edildiğini ya da sistemin dışına itildiğini açıkça kanıtlıyor.

Resmi işsizlik oranı kağıt üzerinde gerilese de, toplumun yaklaşık yüzde 30'unu kapsayan geniş tanımlı işsizlik gerçeği üretimin, istihdamın ve ekonominin ne denli büyük bir çıkmazda olduğunu kanıtlıyor.

Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı

Bursa'nın İznik ilçesinde virajı alamayan kamyon, yol kenarında park halinde bulunan araca çarptı. Kazada kamyonda bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü yaralandı

13.09.2026 16:37:00
İHA
 
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Kaza, saat 14.00 sıralarında İznik-Yenişehir Karayolu'nun Derbent Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 TCA 07 plakalı kamyon, virajı alamayarak yol kenarında park halinde bulunan 59 ABK 976 plakalı araca çarptı.






Yaşanan kaza sonrası otomobilde bulunan bir kişi olay yerinde hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü ile kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 






Araçta sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.







Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde zemin oturması nedeniyle kolon ve duvarlarında tehlikeli yarıklar oluşan Emirali Apartmanı, hem bina sakinleri hem de çevredekiler için büyük risk oluşturuyor. Hukuki mücadelesini sürdüren ve korkudan geceleri gözüne uyku girmediğini söyleyen bina sakini Halit Erbulut, facia yaşanmadan yetkililerin acil olarak binada inceleme yapmasını ve karar vermesini istiyor

12.09.2026 12:50:00 / Güncelleme: 12.09.2026 12:54:09
İHA
 
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'da apartmandaki çatlaklar korkuttu
Manisa'nın Turgutlu ilçesine bağlı Sefa Mahallesi Subaşı Sokak No: 1 adresinde bulunan Emirali Apartmanı'nın yapımına 2010 yılında bir müteahhit tarafından başlandı. İddiaya göre müteahhidin inşaatı yarım bırakması üzerine, temeli atılmış ve kolonları dikilen inşaat projesini binada hak sahibi olan Turgutlulu esnaf Halit Erbulut devralarak 2011 yılında binayı tamamladı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde zemin oturmasına bağlı olarak binada ufak çaplı çatlamalar başladı. Zamanla bu çatlaklar büyüyerek yapının taşıyıcı sistemlerini de tehdit eden tehlikeli yarıklara dönüştü.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.








"Apartmandaki herkes korkup kaçtı"

Apartman sakinlerinin binayı terk ettiğini kendisinin de binadan taşınacağını ama binanın çevreye de tehdit oluşturduğunu belirten Erbulut, "Apartmandaki herkes korkup kaçtı. Ben de çıkmayı düşünüyorum. Ancak benim bu apartmandan çıkmam bir şeyi değiştirmiyor. Depremde ve ya bir yıkılma durumunda çevreden geçenlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yetkililerin gelip bu konuyla ilgili ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.








"Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım"

Binada yapılacak işlemler için adli süreç başlattığını ancak bir sonuç alamadığını ifade eden Erbulut, "Adli süreçte bir hakime düştük. Hiçbir çalışma yapılmadı. Sonra başka bir hakim devraldı davayı ancak bir kere keşfe geldi. Sonrasında da dosyayı reddederek kapattı. İstinaf yolu açıktı ancak 2-3 yıl sürebileceğini öğrendim. Ancak bu süreçte acil bir şekilde binayla ilgilenilmesi gerekiyor. Binayla ilgili güçlendirmeyse güçlendirme, yıkılması gerekiyorsa yıkılması kararı alınsın. Benim de üzerime düşen ne varsa ben de yapayım" dedi.








Temel iki parça atılmış, oturma sınırı aşılmış

Öte yandan, mahkeme sürecinde dosyaya giren bilirkişi heyeti ve itiraz tutanakları ise binadaki vahim tabloyu gözler önüne serdi. İtiraz dilekçelerinde yer alan Turgutlu mahkemelerinin raporlarına göre; binada zemin-yapı ilişkisinin doğru kurulamadığı belirlendi. Tanıklara ve raporlara yansıyan en çarpıcı detay ise binanın temelinin iki parça halinde dökülmüş olması. Birlikte hareket etmesi gereken temelin ayrı hareket etmesi nedeniyle binanın ara sokağa doğru yattığı ifade edildi. İnşaat mühendisliği açısından maksimum 2,50 santimetre olması gereken zemin oturmasının söz konusu binada 5,92 santimetreye ulaştığı ve yapının statik açıdan ciddi şekilde zorlandığı kayıtlara geçti.






Kendi oturduğu ve dairelerinin bulunduğu binadaki durumu fark eden Halit Erbulut, özel mühendisler getirterek binada inceleme yaptırdı. Yapılan incelemelerde binanın statiğinin tamamen bozulduğu ve yaşanabilecek en ufak bir depremde veya farklı bir sarsıntıda yıkılabileceği tespiti yapıldı. Bunun üzerine Erbulut, inşaata ilk başlayan müteahhite karşı hukuk mücadelesi başlattı. Turgutlu mahkemelerinde görülen davayı kaybeden Erbulut, yılmayarak dosyayı istinafa taşıdı.

"Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım"

Binada yapılacak işlemler için bir sonuç alamadığını belirten Erbulut, "Bu binada yaşıyorum. Binamda zeminden kaynaklı oturmalar oldu. Gerekli mercilere başvurdum ancak hiçbir sonuç alamadım. Ancak çarem kalmadı ve bu binada yaşıyorum. 2011 yılında projesi hazır temeli atılmış ve kolonları dikilmiş bir inşaat durumundan ben devraldım. Binada 8 yıl kadar oturduktan sonra çatlaklar oluşmaya başladı. Biz bunu oturmaya bağlı olduğunu düşündük ancak devam edince tadilat yaptırdık. Ancak tadilat sonrasında da çatlaklar devam etmeye başladı" dedi.

Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı

Gaziantep'te kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmî belgede sahtecilik ve vergi suçlarına yönelik operasyonlarda yakalanan 57 şüpheliden 12'si tutuklandı. Şüphelilerin hesaplarında toplam 136 milyar 551 milyon 697 bin TL para hareketi tespit edildi, 620 milyon TL değerinde taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu

12.09.2026 12:40:00
İHA
 
Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı
Gaziantep'te kaçakçılık ve mali suçlara yönelik dev operasyon: 12 şüpheli tutuklandı
Gaziantep'te Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince kaçakçılık, suç gelirlerinin aklanması, resmî belgede sahtecilik ve vergi suçlarına yönelik operasyon yapıldı. Operasyon çerçevesinde çok sayıda adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Operasyonlarda 57 şüpheli şahıs gözaltına alındı.






136 milyar TL hesap hareketi tespit edildi, 620 milyon TL mal varlığına el konuldu

Yakalanan şüphelilerin hesaplarında toplam 136 milyar 551 milyon 697 bin TL para hareketi tespit edildi, 620 milyon TL değerinde taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu. Adreslerde yapılan aramalarda yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirilmesi ise dikkat çekti.








12 şüpheli tutuklandı

Tamamlanan yasal işlemler ve sağlık kontrollerinin ardından adli makamlara sevk edilen 57 şüpheliden 12'si tutuklandı, 41 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.




















Dolandırıcıların 'Sınavsız ehliyet' oyunu bu kez pes dedirtti

Son dönemlerde çeşitli yöntemler geliştiren dolandırıcılar, özellikle sosyal medya platformlarında yayılan "sınavsız ehliyet" ve "joker kursiyer" şeklindeki paylaşımlarla vatandaşları ağlarına düşürmeye çalışıyor. Reklam veren dolandırıcıların ise sosyal medya üzerinden mesajlaştıkları kişilere 'sizin yerinize joker adayımız giriyor sınava siz ön ödemeyi yapın' şeklindeki konuşması ise dikkat çekti

11.09.2026 12:29:00
İHA
 
Dolandırıcıların 'Sınavsız ehliyet' oyunu bu kez pes dedirtti
Dolandırıcıların 'Sınavsız ehliyet' oyunu bu kez pes dedirtti
İnternet siteleri ve uygulamalar üzerinden dolandırıcılık faaliyetleri her geçen gün artıyor. Özellikle internet üzerinden çok çeşitli taktikler geliştiren dolandırıcılar, kolay yoldan ehliyet almak isteyen vatandaşları hedef alıyor. Dolandırıcılar, sosyal paylaşım siteleri üzerinden 'sınavsız ehliyet' veya kendi hazırladıkları sahte paylaşım videoları ile ağlarına düşürdüğü vatandaşları dolandırıyor. Reklam veren dolandırıcıların ise sosyal medya üzerinden mesajlaştıkları kişilere 'sizin yerinize joker adayımız giriyor sınava siz ön ödemeyi yapın' şeklindeki konuşması ise dikkat çekti.






"Sürücü kursları haricinde ehliyet alınmamaktadır"

Ehliyet belgesinin yalnızca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlar tarafından verildiğine dikkat çeken Konya Sürücü Kursları Derneği Başkanı Selman Ceylan, "Özellikle sosyal medyada "ehliyetsiz ehliyet" gibi çeşitli paylaşımların dolaştığını görmekteyiz. Bu paylaşımlar nedeniyle vatandaşlarımızın kafasında doğal olarak bazı soru işaretleri oluşmaktadır. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek istiyoruz; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermekte olan sürücü kursları haricinde ehliyet alınmamaktadır. Ehliyet almak isteyen adaylarımız, Milli Eğitim Bakanlığı mevzuatı kapsamında gerekli eğitimleri tamamladıktan ve sınavlardan başarıyla geçtikten sonra ehliyetlerini alabilmektedir. Vatandaşlarımızdan ricamız, ehliyet konusunda duydukları her habere itibar etmemeleri ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı sürücü kurslarından konularla ilgili bilgi almalarıdır. Biz, Konya Sürücü Kursları Derneği olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini önemsiyoruz" dedi.








"Başka bir kişinin sınava girmesi mümkün değildir"

Dernek başkanı Selman Ceylan, "Burada vatandaşlarımızın özellikle dikkat etmesi gereken bir konu var. Sürücü belgesi sınavlarında adayın yerine başka bir kişinin sınava girmesi mümkün değildir. Bunun nedeni ise nüfus dairesinden gelen fotoğraf ile kursa kayıt esnasında verilen kimlik fotoğrafının birbirleriyle aynı olması gerekliliğidir. Kontroller ise şu şekilde yapılmaktadır, Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan elektronik sınavlarda, kursa kayıt esnasındaki fotoğraf ile nüfus dairesinden gelen fotoğraf ve sınava giren kursiyerin yüzü eşleştirilerek aday sınava alınmaktadır. Bu şekilde bir kişinin yerine başka bir kişinin sınava girmesi mümkün olmamaktadır" ifadelerini kullandı.








"Vatandaşlarımızın kesinlikle itibar etmemesini istiyoruz"

Ceylan, "Adayların öncelikle zorunlu olarak almaları gereken teorik eğitimleri; trafik, motor ve ilk yardım eğitimlerini tamamlamaları, ardından yine zorunlu olarak almaları gereken direksiyon eğitimlerini tamamlayarak bu sınavlardan başarılı olmaları gerekmektedir. Bu eğitimlere devam edilmesinin, ilerleyen zamanlarda meydana gelebilecek kazaların önüne geçilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla 'jokerle sınava girilirse sınavsız veya başkasının yerine sınava girerek ehliyet alınır' şeklindeki söylemlere vatandaşlarımızın kesinlikle itibar etmemesini istiyoruz" diye konuştu.




















Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak

Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis’in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur

11.09.2026 00:20:00
Yaşar Cebesoy
 
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis'in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur.

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan yalnızca yasalar, kurumlar ve devlet mekanizmaları değildir. Bunların üzerinde daha önemli bir unsur vardır: güven.

Vatandaşın polise başvurduğunda korunacağına, mahkemeye gittiğinde hakkını arayabileceğine, Meclis'e baktığında kendi iradesinin temsil edildiğine inanması gerekir.

Bu güven zedelendiğinde ise ortaya çok daha derin bir toplumsal kriz çıkar.







Polise güven azalırsa ne olur?

Polis, vatandaşın güvenliğinin en temel güvencelerinden biridir. Ancak vatandaşın kolluk kuvvetlerinin herkese eşit davrandığına ilişkin inancı zayıflarsa, insanlar sorunlarını devlet mekanizmaları yerine farklı yollarla çözmeye yönelebilir.

Devletin otoritesi korkuyla değil, hukuka ve adalete dayalı güvenle güçlenir.







Yargıya güven sarsılırsa hukuk yara alır

Bir toplum için en tehlikeli eşiklerden biri yargıya olan güvenin kaybolmasıdır.

Vatandaş "Haklı olsam bile hakkımı alamam" düşüncesine kapılırsa hukuk düzeninin en önemli dayanağı ortadan kalkmaya başlar.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bütün vatandaşlara eşit mesafede olduğu algısı yalnızca hukukçular için değil, toplumun tamamı için hayati önem taşır.

Çünkü adalet duygusu kaybolduğunda, hukuka bağlılık da zayıflar.







Meclis temsil makamıdır

Demokrasinin temel kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplumdaki karşılığı da büyük önem taşır.

Vatandaş, seçtiği milletvekilinin kendi sorunlarını gündeme getirdiğine, Meclis'in ülkenin gerçek meselelerini tartıştığına ve millet iradesinin burada etkili olduğuna inanmalıdır.

Meclis'in etkisiz olduğu düşüncesinin yaygınlaşması ise seçmenin siyasete ve demokratik süreçlere olan ilgisini ve güvenini aşındırabilir.







Asıl tehlike: "Hiçbir kuruma güvenmiyorum"

Polise, yargıya veya Meclis'e yönelik eleştiriler tek başına demokratik bir sorun değildir. Aksine, demokratik toplumlarda kurumların eleştirilmesi doğaldır.

Asıl tehlike, kurumların tamamına yönelik ortak bir güvensizlik duygusunun yerleşmesidir.

Vatandaşın zihninde "Polise güvenemem, mahkemeden adalet bekleyemem, Meclis de beni temsil etmiyor" düşüncesi kökleşirse, devlet ile vatandaş arasındaki bağ zayıflar.

Bu nedenle mesele yalnızca kurumların itibarını korumak değildir.

Mesele, vatandaşın yeniden adalete, hukuka ve devletin kurumlarına güvenmesini sağlamaktır.

Çünkü devletin en güçlü dayanağı yalnızca sahip olduğu yetki değil, vatandaşının duyduğu güvendir.

MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" dedi

10.09.2026 16:36:00
İHA
 
MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"
MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk: "2 PKK'lı terörist teslim oldu"
Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi.






42 ülkeden 542 iletişimci NATO İletişimciler Konferansı'nda buluştu

NATO İletişimciler Konferansı'nda stratejik iletişim, dezenformasyonla mücadele ve müttefikler arası koordinasyonun ele alındığını aktaran MSB Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Sahip olduğu tecrübe ve uzmanlıkla NATO'nun yüksek hazırlık seviyesinin desteklenmesine katkı sağlayan Komutanlığımız, değişen güvenlik ortamı, gelişen konseptler ve artan ihtiyaçlar doğrultusunda müttefiklerin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığımız, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğimizin koordinatörlüğünde, 7-10 Eylül tarihleri arasında 42 ülkeden alanında uzman 542 iletişimcinin katıldığı NATO İletişimciler Konferansı'na ev sahipliği yapmıştır. NATO'nun stratejik iletişim kapasitesinin geliştirilmesi, dezenformasyona karşı dayanıklılığın artırılması ve müttefikler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulan söz konusu konferansta, güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları, stratejik iletişimin geleceğine yönelik eğilimler, değişen bilgi ve iletişim ortamının beraberinde getirdiği fırsat ve sınamalar, bilişsel alandaki gelişmeler ile yapay zeka araçlarından etkin şekilde yararlanılmasına ilişkin hususlar ele alınmıştır."

2 PKK'lı terörist teslim oldu

Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele kapsamında çalışmaların azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Tuğamiral Aktürk, "Ülkemizin savunma ve güvenliği için var gücüyle çalışan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla gerçekleştirdiği görev ve faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuştur" diye konuştu.









"Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında yapılan arama ve tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi"

Hudut güvenliğine ilişkin verileri de paylaşan Aktürk, "Hudutlarımızda ise; sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 790 şahıs yakalanmış, 887 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak'tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 10 bin 445, engellenen kişi sayısı da 49 bin 394 olmuştur. Ayrıca bu hafta içerisinde Iğdır ve Hakkari hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 7 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" şeklinde konuştu.

"Libya'nın doğu ve batı bölgelerindeki Silahlı Kuvvetler mensubu 362 misafir askeri personelin katılımıyla icra edilen 'Komando Temel Eğitimi' başarıyla tamamlanmıştır"

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ikili ilişkiler ve NATO başta olmak üzere uluslararası görevler kapsamında bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğünü belirterek, "40'ıncı Komando Eğitim Tugay Komutanlığımız tarafından Libya'nın doğu ve batı bölgelerindeki Silahlı Kuvvetler mensubu 362 misafir askeri personelin katılımıyla icra edilen 'Komando Temel Eğitimi' başarıyla tamamlanmıştır. Libya'nın birlik ve bütünlüğü ile kalıcı istikrarına büyük önem veren ülkemiz, 'Tek Libya, Tek Ordu' hedefi doğrultusunda Libya'nın doğusu ve batısıyla ilişkilerini geliştirmeye ve askeri eğitim ve iş birliği faaliyetlerini sürdürmeye devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Ekim 2023'ten bu yana yaşamını yitirenlerin toplam sayısı yaklaşık 75 bine ulaşmıştır"

Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Aktürk, İsrail'in Lübnan ve Filistin'de sivillere yönelik saldırılarını kınadıklarını vurgulayan Aktürk, "İsrail, Lübnan ve Gazze'ye yönelik saldırılarını sistematik bir şekilde sürdürmekte ve bölge halkını göçe zorlamaya devam etmektedir. Lübnan'da, 2 Mart tarihinden bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 300'ü, yaralananların sayısı ise 12 bin 300'ü aşmıştır. Filistin'de ise sadece ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana bin 300'den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş; Ekim 2023'ten bu yana yaşamını yitirenlerin toplam sayısı yaklaşık 75 bine ulaşmıştır. Dünya Gıda Programı, Gazze nüfusunun üçte ikisinin kritik veya acil düzeyde açlıkla karşı karşıya olduğunu bildirmiştir. İsrail'in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

SOLOTÜRK, Fransa'da düzenlenecek Saint-Dizier Hava Gösterileri'ne katılması planlanıyor

Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini Anma Töreni kapsamında 16 Eylül'de İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nda anma töreni düzenleneceğini söyleyen Aktürk, "11 Eylül'de Mehteran Birlik Komutanlığımızca 'Yaşayan Miras Festivali' kapsamında Kütahya'da, Deniz Kuvvetleri Bando Komutanlığımız tarafından "Kültür Yolu Festivali" çerçevesinde Kayseri'de, 12 Eylül'de ise 6'ncı Kolordu Bölge Bando Komutanlığımız tarafından 'Kültür Yolu Festivali' çerçevesinde Kahramanmaraş'ta konserler düzenlenecektir. Ayrıca Ertuğrul Fırkateyni Şehitlerini Anma Töreni kapsamında 16 Eylül'de İstanbul Beşiktaş'taki Barbaros Anıtı'nda anma töreni icra edilecektir. 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen "2'nci El-Alameyn Hava Fuarı" kapsamında Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından gösteri uçuşları gerçekleştirilmekte, 12-13 Eylül'de Fransa'da düzenlenecek 'Saint-Dizier Hava Gösterileri'ne ise SOLOTÜRK Gösteri Ekibimiz tarafından katılım sağlanması planlanmaktadır" ifadelerinde bulundu.

"ASELSAN tarafından Hava kuvvetleri Komutanlığımıza Hassas Güdüm Kiti ve Lazer Güdüm Kiti teslimatları başarıyla gerçekleştirilmiştir"

Savunma sanayiindeki son teslimatlara da değinen Aktürk, "Yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkan ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmaları da devam etmektedir. Son bir hafta içerisinde; MKE tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmat; savunma sanayi paydaşlarımıza orta menzilli füze yakıt çubuğu ve Altay tankı ana silah sistemi, ASELSAN tarafından Hava kuvvetleri Komutanlığımıza "Hassas Güdüm Kiti" (HGK-84) ve "Lazer Güdüm Kiti" (LGK-82) teslimatları başarıyla gerçekleştirilmiştir" açıklamasında bulundu.

"MKE ile PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır"

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından gerçekleştirilen uluslararası fuar katılımları ve savunma sanayisi alanındaki iş birliklerine ilişkin bilgi veren Aktürk, "MKE tarafından; 8-10 Eylül tarihleri arasında Mısır'da düzenlenen 2'nci El-Alameyn Hava Fuarı'na, 8-11 Eylül tarihleri arasında Polonya'da gerçekleştirilen MSPO Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'na katılım sağlanmaktadır. Söz konusu fuar kapsamında MKE ile Polonya'nın savunma sanayi kuruluşlarından PGZ arasında, hava savunma sistemleri alanında iş birliğine yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır" dedi.

Deniz Kuvvetleri, Girne ve Silivri açıklarında batan gemiler için arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor

Girne açıklarında ve Marmara Denizi'nde meydana gelen deniz kazalarının ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Aktürk, "30 Ağustos'ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Girne açıklarında alabora olan yolcu gemisinde kaybolan vatandaşlarımız ile 2 Eylül'de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan geminin kayıp mürettebatına yönelik arama kurtarma faaliyetlerimiz, Deniz Kuvvetlerimize ait unsurlar tarafından 7 gün 24 saat esasına göre sürdürülmektedir. Söz konusu kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımız ile Kıbrıs Türkü kardeşlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet; kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz" şeklinde konuştu
İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun 104'üncü yıl dönümünü kutlayan Aktürk, Milli Mücadele'nin dönüm noktalarından Sakarya Zaferi'nin 105'inci yıl dönümünü de şimdiden kutladıklarını belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele kahramanları, aziz şehitler ve ebediyete irtihal eden gazileri rahmet, minnet ve saygıyla andıklarını ifade etti.

Antalya'da 15 katlı binada can pazarı

Antalya'da 15 katlı binanın dış cephesini boyayan iki işçi, iskele halatının boşalması sonucu 13'üncü katta asılı kaldı. Emniyet halatları sayesinde ölümden dönen işçiler, kendi imkanlarıyla dairenin balkonuna girdi

09.09.2026 14:17:00
İHA
 
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Antalya'da 15 katlı binada can pazarı
Olay, dün öğle saatlerinde Muratpaşa ilçesi Meltem Mahallesi Dumlupınar Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, isimleri öğrenilemeyen iki işçi 15 katlı binanın dış cephesinde boyama yaptığı sırada iskele henüz belirlenemeyen bir nedenle düşmeye başladı. Bu sırada iki işçi emniyet kemerlerinden halatlara tutulu vaziyette asılı kaldı. Büyük bir tehlike atlatan işçiler, kendi imkanlarıyla 13'üncü kattaki dairenin balkonuna girdiler. İskele ise apartmanın dördüncü katındaki klima ve balkon demirlerine takılı vaziyette durdu.






İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler, işçilerin güvenli bölgede olduğunu görünce, bina etrafında şeritlerle güvenli alan oluşturdu.

Dairede oturanların olmaması nedeniyle bir süre balkonda bekleyen işçiler, ardından ev sahibinin gelmesi sonrası aşağı indi. İşçilerin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.








"Çok korktum"

Olayın görgü tanıklarından Gülefer Anlak, "Yemek yemeye geliyordum. Karşı yoldan geçip kaldırımın dibine ulaştığımız sırada apartmandan iskeleler yuvarlandı. Bir baktım, iki beyefendi asılı halde kalmış. O anda çok korktum. Yanımdan geçen, yandaki inşaatta çalıştığını öğrendiğim beyefendiye, 'Lütfen hemen yardım çağırın' dedim. O da bana, 'Abla, bu iskelenin böyle olması ikinci kez oluyor' dedi. Ben de 'Neden aynı iskeleyi tekrar tekrar kullanıyorlar' İnsanların canı bu kadar mı değersiz' diye tepki gösterdim. Çok üzüldüm. Allah'tan canları kurtuldu. İtfaiye çağrıldı, şimdi müdahale ediliyor" dedi.




















Boşanma davasından çıkan aileler birbirine girdi: 1 ölü, 5 yaralı

Adana'da boşanma davasından çıkan iki aile arasında çıkan silahlı, sopalı ve döner bıçaklı kavgada 1 kişi hayatını kaybederken 5 kişi yaralandı

08.09.2026 13:49:00
İHA
 
Boşanma davasından çıkan aileler birbirine girdi: 1 ölü, 5 yaralı
Boşanma davasından çıkan aileler birbirine girdi: 1 ölü, 5 yaralı
Edinilen bilgiye göre, olay, merkez Yüreğir ilçesi Mustafa Kemalpaşa Bulvarı'nda meydana geldi. İddiaya göre, henüz isimleri öğrenilemeyen iki aile, Adana Adliyesi'nde boşanma davasından çıktıktan sonra henüz belirlenemeyen nedenle tartışmaya başladı.






Adliye önünde başlayan tartışma bir süre sonra kavgaya dönüştü ve taraflar 2 otomobil, 1 motosikletle bölgeden uzaklaştı. Bulvar üzerinde tekrardan duran taraflar, bu seferde tabanca, döner bıçağı ve sopalarla birbirine girdi.








Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken kavgada Cebrail Timi tabancayla vurularak hayatını kaybederken 5 kişiyse vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı.








Yaralılar, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.

Polis ekipleri olay yerinde geniş güvenlik önlemi alırken, kavgaya karışan şüphelilerden 3'ü gözaltına alındı.









Bagajı açtılar, sopa ve bıçaklar çıktı

Öte yandan, araçlarda inceleme yapan polis ekipleri, 01 EK 022 plakalı otomobilin bagajını açtığında çok sayıda bıçak ve sopayla karşılaştı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.






Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor

Mersin'in Bozyazı ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor

08.09.2026 13:46:00
İHA
 
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Mersin'de orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle yayılıyor
Edinilen bilgiye göre, Tekeli Mahallesi Akdam mevkisinde, seraların bulunduğu alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.






Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede çevredeki ormanlık alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi.








Yangına havadan ve karadan müdahale edilirken, ekiplerin alevleri kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.













Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi

Okula uyum süreci, çocukların aile ortamından çıkıp kurumsal bir sosyal yapıya geçiş yaptığı ilk kritik eşiktir

07.09.2026 13:11:00
Hasan Gündoğdu
 
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Miniklerin okul yolculuğu başladı: Okula uyum sürecinin önemi
Anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için düzenlenen bu süreç, akademik bir başlangıçtan ziyade psikolojik ve duygusal bir güven alanı inşa etme amacı taşır.






Ayrışma Kaygısını Güvenli Bağlanmaya Dönüştürme
 
Aileden İlk Kopuş: Özellikle anaokulu çağındaki çocuklar için okul, ebeveyn korumasından ilk kez uzun süreli uzaklaşma anlamına gelir. Uyum haftası, çocuğun "Ebeveynim beni buraya bırakıyor ama mutlaka geri alacak" algısını geliştirmesini sağlar.

Aşamalı Süreç: İlk günlerde ders saatlerinin kısa tutulması ve ebeveynlerin okul bahçesinde/bekleme alanlarında bulunması, çocuğun kaygı düzeyini kademeli olarak düşürür.







Güvenli Alan ve Fiziksel Mekânı Tanıma
 
Bilinmezliği Giderme: Çocukların tanımadıkları mekânlara karşı doğal bir çekincesi vardır. Uyum sürecinde sınıfın, tuvaletlerin, yemekhanenin ve oyun alanlarının gezilip tanıtılması, ortamı öngörülebilir kılar.
 
Öğretmenle İlk Temas: Birebir iletişim sayesinde öğretmen, otorite figüründen ziyade ihtiyaç anında sığınılacak güvenli bir rehber olarak algılanmaya başlar.







Sosyal Kurallar ve Akran İletişiminin Temelleri
 
Akran Etkileşimi: İlk kez kendi yaş grubuyla yoğun bir paylaşım alanına giren çocuklar; sırasını bekleme, paylaşma, dinleme ve ortak hareket etme gibi temel sosyal becerileri bu süreçte deneyimler.
 
Baskısız Rutin: Akademik yükün ve katı kural listelerinin bulunmadığı ilk günlerde oyun temelli etkinlikler kullanılarak okul rutinine yumuşak bir geçiş yapılır.







Uzun Vadeli Okul Algısı ve Akademik Başarıya Etkisi
 
Uyum süreci başarılı geçtiğinde ya da uyum süreci ihmal edildiğinde neler olur, karşılaştırmalı olarak değerlendirelim:
 
Okul Algısı: Okul, keşfedilecek ve eğlenilecek bir yer olarak görülür. Okul, ebeveynden ceza olarak ayırma mekânı gibi algılanabilir.
 
Duygusal Durum: Özgüven artar, okula gitme isteği (motivasyon) yüksek olur. Okul fobisi, somatik ağrılar (karın/baş ağrısı) ve ağlama krizleri görülebilir.
 
Öğrenme Becerisi: Zihinsel enerji kaygıya değil, derse ve etkinliklere odaklanır. Kaygı seviyesi yüksek olduğu için odaklanma ve öğrenme güçleşir.
 
Ebeveynlerin bu dönemde sergileyeceği kararlı, sakin ve tutarlı tutum ile okulun esnek ve şefkatli yaklaşımı birleştiğinde; uyum haftası çocukların tüm eğitim hayatını olumlu etkileyecek sağlam bir temel oluşturur.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.