1700'lü yılların ikinci yarısı ve 1800'lü yılların ilk yarısında İngiltere, demir ve kömürü kullanarak Endüstri Devrimi'ni başlatmıştı. Bu keşif daha sonra İngiltere'ye "Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk" ünvanını kazandıracaktı.
1860'lı yıllarla birlikte petrol dünya sahnesine çıktı ve 20. yüzyıla damgasını vurdu. Dünya savaşları imparatorlukları parçaladı. Haritalar güçlü ülkeler tarafından petrol kriteriyle cetvelle çizildi.
Son 25-30 yılda doğalgaz hayatımıza girdi. Ülkeler arası gerilimlerde rezerv alanları baş aktörlerden biri oldu.
Bilin bakalım şimdi sahne kimin? Elbette nadir toprak elementlerinden bahsediyorum.
2010'da Çin ve Japonya arasındaki balıkçı teknesi gerilimiyle dünyanın gündemine geldi. Çin bu elementlerin ihracatını durdurarak Japonya'yı cezalandırdı ve fakat cin şişeden çıkmıştı bir kere.
1985'te ABD'nin maliyet ve çevreci baskılar sebebiyle NTE üretiminden çekilip Çin'den ithalat yolunu tutmasıyla Çin bu alanda üstünlüğünü gittikçe artırdı. Çin 1990 yılında aldığı bir kararla nadir toprak elementlerini stratejik alan olarak ilan etti, fiyatları düşürdü. Rakiplerine maliyet üstünlüğü kurarak bu alanda dünyanın en güçlü ülkesi haline geldi.
Geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Trump'ın gümrük vergilerini artıracağını vaaz ettiği görüntüyü hatırlarsınız. İşte bu olayın hemen ardından Çin NTE kozunu tekrar oynadı ve ABD'ye geri adım attırdı. ABD nadir toprak elementlerini 2022 yılında stratejik ilan etmesine rağmen bu resti görecek durumda değildi. AB ise 2023 yılında aynı kararı alacaktı.
ABD MT Materials firmasına inanılmaz teşvikler ve krediler vererek 10 kat daha fazla üretim yapmayı amaçlıyor. Yine AB de bu konuda önemli atılımlar peşinde.
Çin şu anda dünyadaki toplam NTE üretiminin yaklaşık yüzde yetmişini üretiyor. Arayı kapatmak hiç kolay değil.
Çin böyle bir üstünlüğe rağmen fiyatları patlatmıyor. Aynı derecede bir üstünlüğün kapitalist batı ülkelerinde olduğunu bir anlığına düşünelim. Dünyaya nasıl bedeller ödetirlerdi? Fiyatlar nerelere çıkardı?
Bu kadar büyük fırtınaların koptuğu yerde dünyadaki yıllık NTE ticareti 5-6 milyar dolar seviyelerinde.
Fakat NTE'siz hiçbir şey olmuyor. Savunma sanayisinden elektroniğe, rüzgar türbinlerinden elektrikli araçlara, bilgisayarlara ve akıllı telefonlara kadar günümüz teknolojisinin ikamesiz baharatı konumunda.
İngiliz kimyacı Andea Sella, nadir toprak elementlerinin kimyasal özellikleri bakımından neredeyse aynı olduğunu fakat elektromanyetik özellikleri açısından her birinin gerçekten son derece özgün olduğunu söylüyor. Ve bu yüzden her birinin teknolojide başka hiçbir şeyin dolduramayacağı çok niş bir alana sahip olduğunu belirtiyor.
Nadir toprak elementleri periyotlar tablosunda lantanitler grubundaki 15 elemente ilaveten İtrium ve Scandium elementlerinden oluşuyor.
Adı nadir olsada doğada altından 200 kat daha fazla bulunmaktalar.
Bu elementler birbirlerine çok benziyor ve rezerv içinde birlikte bulunuyorlar. Asıl zor olan kısım bunları ayırmak ve saflaştırmak. Bu konu uzun soluklu deneysel birikim istiyor. Bu elementleri ayrıştırmak ve saflaştırmak ardışık bir dizi karmaşık kimyasal işlem gerektiriyor. İşte bunu biriktirmek asıl zor olan iş. Bu alandaki tecrübeyi ve yetişmiş personeli biriktirmek.
Çin'in asıl gücü burda. 44 milyon tonluk rezervine ilaveten yani. Çin elbette bu saflaştırılmış elementleri ihraç ediyor fakat daha önemlisi teknolojide geldiği seviye sayesinde her birini son üründe kullanma lüksüne sahip. Bugün Çin'de üretilen her yüksek teknolojik ürünün içinde bu elementler var.
Bize gelince, Beylikova ilçemizdeki rezerv ile Çin'den sonra 2.sıradayız. Henüz sadece bir pilot tesis kurabilmişiz. Yetkililer tam teşekküllü endüstriyel tesislerimizin önümüzdeki yıllarda hizmete açılacağını söylüyorlar.
Konuyu çalışmadan önce altın madenindeki örneklerden hareketle bu alanda da bir müteahhit hücumundan korkuyordum. Fakat gördüm ki o tayfa böyle zahmetli işlere, üstelik bu paralara girmez.
Bunu ancak devlet imkanlarıyla yapabiliriz ve öyle de yapmalıyız. Bu zenginlikler milletimizindir ve ortak fayda zemininde değerlendirilmelidir.
Mevcut hükümetimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de bu konuda ağır hareket edeceğini düşünüyorum. İlk sebep, çok para kazanamayacak oluşumuz. İkinci sebep ise savunma sanayimiz hariç bu elementleri değerlendireceğimiz teknolojik ürün piyasasında hiç olmamamız. Bu konuyu malesef ABD ile ilişkiler zemininde değerlendiriyorlar ve değerlendirecekler. Tıpkı diğer madenlerimizde olduğu gibi. Muhtemelen rezervi çıkardıktan sonra ya ilk ayrıştırma işlemini yapıp yada bir sonraki aşamada oksit olarak ABD ve AB ülkelerine bir ham madde akışı göreceğiz.


























































