logo
24 HAZİRAN 2026

Öğretmenin gizli silahı: Eğitimde soru sorma sanatı

Eğitim dünyası, ezbere dayalı geleneksel kalıpları kırıp modern yaklaşımlara odaklanırken, sınıfların en eski ama en güçlü aracı yeniden keşfediliyor: Soru sorma sanatı

13.06.2026 00:17:00
Abdülkadir Gündoğdu
Öğretmenin gizli silahı: Eğitimde soru sorma sanatı
Öğretmenin gizli silahı: Eğitimde soru sorma sanatı
Eğitim dünyası, ezbere dayalı geleneksel kalıpları kırıp modern yaklaşımlara odaklanırken, sınıfların en eski ama en güçlü aracı yeniden keşfediliyor: Soru sorma sanatı.

Uzmanlar, doğru zamanda sorulan doğru bir sorunun, saatlerce süren bir düz anlatımdan çok daha etkili olduğunu vurguluyor. Eğitimde soru sorma, artık sadece bir ölçme yöntemi değil; öğrenmeyi tetikleyen, merakı uyandıran ve eleştirel düşüncenin kapılarını aralayan stratejik bir sanat olarak kabul ediliyor.







Sadece "cevap" değil, "yolculuk" önemli

Geleneksel sınıflarda sorular genellikle "Türkiye'nin başkenti neresidir?" gibi tek bir doğru cevabı olan ve hafızayı yoklayan yapıdaydı. Bugün ise modern eğitimciler, "Açık uçlu" ve "Sokratik" soru tekniklerine yöneliyor.

Hedef, öğrencinin sadece bilgi seviyesini ölçmek değil; analiz, sentez ve değerlendirme becerilerini harekete geçirmek.

Örneğin; bir tarihi olayı anlatırken "Savaş ne zaman oldu?" demek yerine, "Bu kararın alınmasında etkili olan temel dinamikler nelerdi ve siz olsaydınız nasıl bir strateji izlerdiniz?" sorusu, öğrenciyi pasif bir dinleyici olmaktan çıkarıp aktif bir düşünür haline getiriyor.







Soru Sorma Sanatının Sınıfa Kazandırdığı 4 Güç

Etkili soru sorma tekniklerinin eğitim süreçlerine katkısı şu şekilde sıralanıyor:

Merakı ve Keşfetme Arzusunu Tetikler: İyi tasarlanmış bir soru, zihinde bir "bilgi boşluğu" yaratır. İnsan beyni bu boşluğu kapatmak üzere programlandığı için öğrenme süreci kendiliğinden başlar.







Eleştirel Düşünmeyi Geliştirir: Öğrenciler, aldıkları bilgileri doğrudan kabul etmek yerine, "Neden?", "Nasıl?" ve "Başka hangi alternatifler var?" sorularıyla verileri analiz etmeyi öğrenirler.

Derse Katılımı ve Motivasyonu Artırır: Formülü verilip çözülmesi istenen bir problem yerine, "Sizce bu köprünün yıkılmaması için mimari olarak neyi değiştirmeliyiz?" sorusu, öğrencilerin derse olan aidiyet duygusunu güçlendirir.

Öz güveni İnşa Eder: Yanlış cevapların bile yeni bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirildiği bir sınıf ikliminde, öğrenciler fikirlerini özgürce ifade etme cesareti bulur.







"Bekleme Süresi" Mucizesi

Eğitim araştırmaları, öğretmenlerin bir soruyu sorduktan sonra öğrencilere verdikleri düşünme süresinin (bekleme süresi) kritik bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Genelde bu süre 1 saniye civarındayken, bu sürenin 3 ila 5 saniyeye çıkarılması; verilen cevapların kalitesini artırıyor, derse katılan öğrenci sayısını çoğaltıyor ve "Bilmiyorum" yanıtını minimuma indiriyor.







Geleceğin Sınıflarında Sorular Konuşacak

Eğitim uzmanları, yapay zekanın ve bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda, asıl değerli olanın "cevaplara sahip olmak" değil, "doğru soruları yöneltebilmek" olduğunu belirtiyor.

Eğitimde soru sorma sanatını ustalıkla icra eden öğretmenler, sadece müfredatı aktaran birer anlatıcı değil; öğrencilerin zihinsel potansiyelini açığa çıkaran birer rehber konumuna yükseliyor.

Eğitimcilerin Unutmaması Gereken Altın Kural: "İyi bir öğretmen, sorulara cevap veren değil; cevaplara soru sorandır."

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.