logo
17 MART 2026


Öğretmenler bin pişman

24.11.2010 00:00:00
Türk Eğitim-Sen tarafından yapılan son anket öğretmenlerin yüzde 50'sinin bu mesleği seçtiği için pişman olduğunu gösterdi. Pişman olanların 3'te 1'i mesleğin saygınlığının kalmadığını düşünüyor

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin sosyo-ekonomik durumlarını ve mesleki sorunlarını tespit etmek amacıyla sendikanın 9 Ekim-9 Kasım tarihleri arasında 3 bin 534 öğretmen arasında gerçekleştirdiği anket sonuçlarına ilişkin bilgi vererek, değerlendirmelerde bulundu. Öğretmenlerin yüzde 68.8'inin son bir yıl içinde "bankadan kredi çektiğini" ifade eden Koncuk, ankete katılanların yüzde 79.7'sinin banka kredisi borcu olduğunu, yüzde 93'ünün kredi kartı kullanırken, yüzde 79.9'unun kredi kartına borcu bulunduğunu kaydetti. Şans oyunlarının toplumun hemen her kesiminin vazgeçilmezi haline geldiğini dile getiren Koncuk, "Ekonomik sorunlar nedeniyle şans oyunları, umut kapısı olmuştur. Ankete katılan öğretmelere maddi olarak daha iyi koşullara sahip olabilmek için şans oyunları oynayıp oynamadığını sorduk. Buna göre ankete katılanların yüzde 42.1'i şans oyunları oynadığını söyledi" dedi.

Çoğu kirada oturuyor

Öğretmenlerin yüzde 58.9'unun "kirada oturduğunu" kaydeden Koncuk, öğretmenlerin "Maddi olarak hayatınızdaki en büyük lüksünüz nedir?" sorusuna yüzde 39.4'ünün "hiçbir lüksüm yok", yüzde 21.7'sinin "tatile gitmek", yüzde 12.9'unun "işe arabayla gitmek", yüzde 11.7'sinin "dışarıda akşam yemeği yemek", yüzde 9.9'unun "alışveriş yapmak", yüzde 1.7'sinin ise "ayda birkaç kez sinemaya gitmek" cevabını verdiğini bildirdi.

Borçlar moralleri bozuyor

Koncuk, öğretmenlerin yüzde 52'sinin borçları, ekonomik sorunları nedeniyle stres ve endişe gibi duygularının arttığını vurgulayarak, "Ekonomik sorunları nedeniyle herhangi bir olumsuzluk yaşamadığını söyleyenlerin oranı ise sadece 13.1'dir. Ankete katılanların yüzde 40.7'si evde sinirli ve gergin davranışlarda bulunduğunu, yüzde 18.7'si ailesiyle yeteri kadar ilgilenemediğini, yüzde 13.7'si eşi ve çocukları arasındaki iletişimin bozulduğunu, kavgaların arttığını, yüzde 2.6'sı eşiyle ayrılma noktasına geldiğini, yüzde 0.8'i eşiyle ayrıldığını ifade etmiştir. Ailesiyle ilişkilerinde olumsuzluk yaşamadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 23.5'tir" diye konuştu.

Sosyal faaliyetler yok denecek kadar az

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 49'unun herhangi bir sosyal faaliyette bulunamadığını kaydeden Koncuk, yüzde 40.6'sının arkadaş grubuyla bir araya geldiğini, yüzde 6.8'inin gezilere çıktığını, yüzde 3.6'sının ise sinema, tiyatro ya da konsere gittiğini söyledi.Koncuk, öğretmenlerin yüzde 86'sının çocuklarının eğitimi ya da geleceği için birikim yapamadığını belirterek, "Soruları yanıtlayan öğretmenlerin yüzde 97'si özel sağlık sigortasının olmadığını ifade etmiştir. Öğretmenlerimiz 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde ekonomik ve sosyal iyileştirmeler yapılmasını istiyor. Ankete katılanların yüzde 75'i iş güvencelerinin tehlikede olduğunu düşünüyor. Mesleklerinin geleceğini parlak görmüyor" dedi.

Yüzde 50'si pişman

Öğretmenlerin yüzde 49.7'sinin bu mesleği seçtiği için pişman olduğunu dile getiren Koncuk, pişman olanların yüzde 36.8'inin Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının motivasyonunu olumsuz yönde etkilediğini, yüzde 30.2'sinin öğretmenlik mesleğinin saygınlığının kalmadığını, yüzde 26.5'inin ise ekonomik olarak tatmin etmediğini, yüzde 6.4'ünün de çalışma koşullarının iyi olmadığını ifade ettiğini söyledi.

Bakan'ı başarısız buluyorlar

Koncuk, ankete katılan öğretmenlerin yüzde 82.6'sının Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'yu başarılı bulmazken, yüzde 15'inin kısmen başarılı bulduğunu bildirdi. Çubukçu'yu başarılı bulanların oranının sadece 2.4 olduğunu kaydeden Koncuk, "Milli Eğitim Bakanı'nın kendi personeli tarafından bu oranda başarısız bulunması mercek altına alınmalıdır. Bu güvensizlikte bilhassa Bakan Çubukçu'nun sözleşmeli öğretmenlere verip halen tutmadığı sözün büyük etkisi var. Bakan, bu sözden dönmek için çeşitli manevralar üretmekte. Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren bir kuruma duyulan güvensizlik dikkat çekicidir" diye konuştu.

Öğretmenlere hakkı verilmiyor

Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 92.4'ünün MEB'in öğretmenlere hak ettiği değeri verdiğini düşünmediğini belirten Koncuk, anket sonuçlarına ilişkin şunları söyledi: "MEB'nin öğretmenlere hak ettiği değeri verdiğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 1.5'tir. Öğretmenlerimiz mesleklerinde kimlerle sorun yaşıyor diye sorduğumuzda yüzde 26.5'i Milli Eğitim Bakanlığıyla, yüzde 22.1'i milli eğitim müdürlükleriyle, yüzde 17.7'si öğrenci velileriyle, yüzde 16.7'si müdür ve müdür yardımcılarıyla, yüzde 12.5'i öğrencilerle, yüzde 4.4'ü de diğer öğretmenlerle sorun yaşadığını söylemiştir. Öğretmenlerimizin yüzde 95.5'i mesleklerinin itibarının azaldığını düşünüyor. Soruları yanıtlayan öğretmenlerin yüzde 61'i emekli olmayı düşünmüyor. Emekli olmayı düşünmeyenlere bunun nedenlerini sorduğumuzda yüzde 58.6'sı 'ekonomik açıdan ihtiyacım var', yüzde 24.9'u 'emekli maaşlarını yeterli bulmuyorum', yüzde 10'u 'emeklilerin yaşam koşulları iyi değil', yüzde 6.5'i de 'kendimi emekli olmaya hazır hissetmiyorum karşılığını verdi." Koncuk, anket sonuçlarının bu 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde de değişen bir şey olmadığını ortaya koyduğunu savunarak, "Yanlış eğitim politikalarının tükettiği öğretmenlerimiz, dağ gibi sorunlarıyla baş başa bırakılıyor" dedi.

Uykusuzluğa çare var mı?


 
Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, sağlıklı ve kaliteli uykunun önemine değinerek, "Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor" dedi.

17.03.2026 00:54:00
AA
Uykusuzluğa çare var mı?
Uykusuzluğa çare var mı?

Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, sağlıklı ve kaliteli uykunun önemine değinerek, "Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor" dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Uçar, şunları kaydetti: "Uzun yıllar hem tıp camiasında hem de kamuoyunda uyku, fizyolojik bir süreç olarak görüldü ve gereken önem verilmedi. Oysa sağlıklı bir uyku gündüz yaşantımızı doğrudan etkiliyor. Gece yeterince dinlenemeyen bir kişi ertesi gün birçok sorunla karşı karşıya kalabiliyor. Maalesef günümüzde sanayileşme ve şehirleşme de bunu daha fazla etkiliyor. Çevresel uyaranlar nedeniyle uykumuzu düzenleyen hormonların salgısını bozduk. Özellikle uyumadan önce baktığımız telefon veya bilgisayar ekranları nedeniyle maruz kaldığımız mavi ışığın, 'melatonin' dediğimiz uykuyu sağlayan hormonun salgısını yüzde 50 oranında azalttığı görülüyor."

Uçar, yapılan bilimsel çalışmaların günde 7 saatten az uyumanın, kalp hastalıkları başta olmak üzere Alzheimer gibi birçok nörolojik hastalık riskini artırdığını ortaya koyduğunu belirtti.
Uçar, "Sağlıklı uyku, ertesi gün dinlenmiş olarak kalkıp günlük fonksiyonlarını yerine getirebilecek güce sahip olmaktır. Uyku süresi yaş gruplarına göre değişir. Okul öncesi çocuklarda bu süre 10-13 saat, erken okul çağındaki çocuklarda 9-11 saat olmalıdır. Ergenlik döneminde yaklaşık 8-10 saat, yetişkinlerde ise 7-9 saat uyku önerilir. Yaş ilerledikçe bu süre genellikle 6-8 saate kadar düşebilir" diye konuştu.

Toplumda uykuyla ilgili birçok yanlış inanış bulunduğuna dikkati çeken Uçar, şunları kaydetti: "Örneğin bazı kişiler, 'yaşlandıkça uyku ihtiyacı azalır' diye düşünerek yeterince uyumadıkları halde hekime başvurmuyor. Ayrıca melatonin de çok bilinçsiz kullanılabiliyor. Eczaneden hekime danışmadan alınabiliyor. Oysa doğru kullanılmadığında melatonin uykuyu düzeltmek yerine bozabilir ve biyolojik ritimde faz kaymasına neden olabilir."

Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor


 
Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50-51 iken Türkiye’de kadınlar bazı etkenlere bağlı olarak genellikle 47-49 yaş arasında menopoza giriyor.

17.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor
 Menopozu '6 faktör' hızlandırıyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, "Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile lupus gibi otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor" dedi. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan Dr. Cavide Ali, "Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor" uyarısında bulundu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı.

1. Sigara alışkanlığı

Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.

2. Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)

Yağ dokusu sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku. Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.

3. Kronik stres ve yoğun yaşam temposu

Yüksek algılanan stres düzeyi, menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırıyor.

4. Uykusuzluk

Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor. Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor.

5. Hatalı beslenme alışkanlıkları

Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses' Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.

6. Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)

Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor.

Türkiye'de 2100'de her 5 kişiden ikisi 'yaş'lı olacak


 
Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi iken son beş yılda yüzde 20.5 artarak 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişi oldu. Yaşlı nüfus oranının 2100 yılında yüzde 42.8 olacağı öngörülüyor! Bu şartlarda yaşlı nüfusla kimin, nasıl ilgileneceği sorusu gündeme geliyor. 

17.03.2026 00:05:00
ÖNDER YILMAZ
Türkiye'de 2100'de her 5 kişiden ikisi 'yaş'lı olacak
Türkiye'de 2100'de her 5 kişiden ikisi 'yaş'lı olacak

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre, 2020'de 7 milyon 953 bin 555 kişi olan 65 yaş ve üzeri nüfus, 5 yılda yüzde 20.5 artarak 2025'te 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun 2025 yılında yüzde 44.7'sini erkek nüfus, yüzde 55.3'ünü kadın nüfus oluşturdu.

Türkiye'de 2100'de her 3 kişiden biri 'yaş'lı olacak

Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.5, 2040 yılında yüzde 17.9, 2060 yılında yüzde 27, 2080 yılında yüzde 33.4 ve 2100 yılında yüzde 33.6 olacağı öngörüldü. Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13.5, 2040 yılında yüzde 18.2, 2060 yılında yüzde 28.8, 2080 yılında yüzde 38.5 ve 2100 yılında yüzde 42.8 olacağı öngörüldü. Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde 2025'te yüzde 62.9'unun 65-74 yaş grubunda, yüzde 29.3'ünün 75-84 yaş grubunda ve yüzde 7.8'inin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı belirlendi. Yaşlı nüfusun yüzde 0.1'ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki kişi sayısı 2025'te 8 bin 290 oldu.



Ortanca yaş hızlı artıyor

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10'unu geçmesi, nüfusun yaşlanmasının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye'de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarına göre daha yüksek hızla arttı. Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bilgi veren göstergelerden 'ortanca yaş' da 2020'de 32.7 iken 2025'te 34.9 oldu. Ortanca yaş 2025'te erkeklerde 34.2, kadınlarda 35.7 olarak hesaplandı. Nüfus projeksiyonlarında ortanca yaşın 2030'da 37.1, 2040'ta 41.4, 2060'ta 48, 2080'de 51.5 ve 2100'de 52.2 olacağı tahmin edildi. Çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden 'yaşlı bağımlılık oranı' 2020'de yüzde 14.1 iken 2025'te yüzde 16.2'ye çıktı. Bu oranın 2100'de yüzde 61.6 olacağı öngörülüyor!



Türkiye, yaşlı nüfusunda 194 ülke arasında 75'inci sırada

Nüfus tahminlerine göre, 2025'te dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi, yaşlı nüfus ise 856 milyon 880 bin 405 kişi oldu. Buna göre, dünya nüfusunun yüzde 10.4'ünü yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 36 ile Monako, yüzde 30 ile Japonya ve yüzde 25.1 ile İtalya oldu. Türkiye bu açıdan 194 ülke arasında 75'inci sırada yer aldı.

Sosyal yardıma muhtaçlar

Yoksulluk ve yaşam koşulları istatistiklerine göre, 2025'te toplam nüfusun yüzde 27.9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken, yaşlı nüfus için bu oranın yüzde 22.8 olduğu görüldü. Yaşlı nüfusun iş gücüne katılma oranı 2020'de yüzde 10 iken, 2024'te yüzde 13.1 oldu. Çalışan yaşlı nüfusun 2024 yılında yüzde 56.9'u tarım sektöründe yer aldı.

Sinop 'yaşlı nüfusta' lider

Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2025'te, yüzde 21.7 ile Sinop olarak belirlendi. Bu ili yüzde 21.1 ile Kastamonu, yüzde 20 ile Giresun izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3.8 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 4.5 ile Şanlıurfa ve yüzde 4.7 ile Hakkari izledi. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayısı 2025'te 62 olarak kayıtlara geçti.

Tek başına yaşayan 'yaşlı' sayısı da artıyor

Türkiye'de 2025'te 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560'ında yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu belirlendi. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 26.1'inde en az bir yaşlı ferdin yaşadığı görüldü. En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyon 46 bin 560 haneden 1 milyon 836 bin 496'sında tek başına yaşlı fertler yaşıyor. Bu hanelerin yüzde 73.5'inde yaşlı kadınlar, yüzde 26.5'inde de yaşlı erkekler bulunuyor. Tek kişilik yaşlı hane halkı oranının en yüksek olduğu il, 2025 yılında yüzde 34.3 ile Balıkesir oldu. Bu ili yüzde 34.1 ile Çanakkale, yüzde 33.7 ile Burdur izledi. Bu oranın en düşük olduğu il ise yüzde 8.3 ile Hakkari olarak kayıtlara geçti. Bu ili yüzde 13.8 ile Batman, yüzde 15 ile Van takip etti.

Antalya Kepez Kaymakamlığından silah sesleri...

Antalya Kepez Kaymakamlığı binasında silah sesleri duyulması üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi

16.03.2026 14:25:00
İhlas Haber Ajansı
Antalya Kepez Kaymakamlığından silah sesleri...
Antalya Kepez Kaymakamlığından silah sesleri...
Antalya Kepez Kaymakamlığı binasında silah sesleri duyulması üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Olay saat 11.00 sıralarında Kepez ilçesi Kepez Kaymakamlığı binasında meydana geldi. İlk bilgilere göre, Kepez Kaymakamlığından silah sesleri duyuldu. Vatandaşlar binadan tahliye edilirken, bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 

Bir kişi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne girerek rastgele ateş açtı ve ardından kendini bir odaya kilitledi. Bina tahliye edildi, polis ve özel harekât ekipleri bölgede güvenlik önlemleri aldı

Tunca Nehri kıyısında toprak kayması

Edirne'de Tunca Köprüsü'ne yakın bir noktada, nehir kıyısında meydana gelen toprak kayması dikkat çekti

16.03.2026 13:43:00 / Güncelleme: 16.03.2026 13:46:13
İHA
Tunca Nehri kıyısında toprak kayması
Tunca Nehri kıyısında toprak kayması
Tunca Nehrinin kıyısında yaklaşık 50metdelik alanda oluşan kayma özellikle yürüyüş yapılan alanlarda zeminin yer yer çöktüğünü ortaya koydu. Bazı bölümlerde toprağın yaklaşık yarım metre aşağıya çöktüğü gözlemlenirken, kıyı hattında belirgin yarıklar oluştu. Kaymanın etkisiyle bölgede bulunan bir ağaç köklerinden ayrılarak nehre doğru devrildi.



Taşkınlar zemini zayıflattı

Bölgede yaşanan toprak kaymasının nedenleri arasında son dönemde etkili olan nehir taşkınlarının bulunduğu değerlendiriliyor. Edirne'de yaklaşık 9 yıl aradan sonra yeniden yaşanan taşkınlar, nehir kıyısındaki toprağın uzun süre suya maruz kalmasına neden oldu.



Vatandaşlar tedirgin

Toprak kaymasının yaşandığı alanı gören vatandaşlar bölgede oluşan yarık ve çökmeler nedeniyle tedirgin olduklarını dile getirdi. Özellikle nehir kenarında yürüyüş yapanların dikkatli olması gerektiği belirtilirken, kıyı hattındaki zeminin ilerleyen günlerde nasıl bir değişim göstereceği merak konusu oldu.



Herhangi bir yaralanmanın yaşanmadığı olayda, bölgedeki zemin hareketlerinin takip edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği ifade ediliyor.

Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu

Antalya Kepez Kaymakamlığı binasında silah sesleri duyulması üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi

16.03.2026 13:00:00 / Güncelleme: 16.03.2026 13:03:20
İHA
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
Olay, saat 11.00 sıralarında Kepez ilçesi Kepez Kaymakamlığı binasında meydana geldi.



İlk bilgilere göre, Kepez Kaymakamlığından silah sesleri duyuldu. Vatandaşlar binadan tahliye edilirken, bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.



Destek istenen Özel Harekat ekipleri kaymakamlık binasına geldi.

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanmasına başlandı

16.03.2026 12:00:00
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianame, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

İddianamede hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamalarına yer verildi.

Bu kapsamda, soruşturma sürecinde tespit edilen 26 ayrı eylem yönünden hukuki değerlendirme yapıldığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında 5 Temmuz 2025 tarihinde tutuklanan Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ile eski İl Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanması Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu'nda başladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi. Gürer, “Sürekli iş göremezlik geliri bağlanan işçi sayısı 15 yılda iki katına çıkarken, 2025 yılında 2 bin 105 emekçimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Bu tablo, iktidarın ‘insan odaklı’ olmayan çalışma sisteminin sonucudur!” dedi

16.03.2026 11:34:00
Haber Merkezi
 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi
 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 2009-2024 yıllarını kapsayan resmî verilerini ve 2025 yılı sonu itibarıyla ortaya çıkan güncel rakamları analiz eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin iş sağlığı ve güvenliğinde bir "can pazarına" dönüştüğünü vurguladı.

"SAKAT KALAN İŞÇİ SAYISI KATLANIYOR"

SGK verilerindeki "Sürekli İş Göremezlik" tablosuna dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2009 yılında 1.885 olan sürekli iş göremezlik geliri alan yeni vaka sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 3.808'e fırlamış durumda. Bu, 15 yılda sakat kalan işçi sayısının iki katına çıkması demektir. Teknoloji gelişiyor, mevzuatlar değişiyor ama ne hikmetse işçinin can güvenliği bir türlü sağlanamıyor. Çünkü denetimler göstermelik, cezalar ise caydırıcılıktan uzak" dedi.

2025 YILINDA GÜNDE 6 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece geçmiş yılları değil, 2025 yılındaki güncel verileri de paylaştı ve 2025'in iş cinayetleri açısından bir kara yıl olarak tarihe geçtiğini belirterek, "2025 yılında ülkemizde en az 2 bin 105 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu, Türkiye'de her gün ortalama 6 işçinin evine tabutla dönmesi demektir. Daha da acısı, 2025'te tam 94 çocuk işçimizi iş cinayetlerinde kaybettik. MESEM'ler adı altında çocuklarımız sanayiye, inşaata sürülüyor; eğitim görmesi gereken yaşta mezara giriyorlar" diye konuştu.
Gürer, "İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı kollar inşaat, tarım ve taşımacılık. Özellikle mevsimlik tarım işçilerimizin kamyon kasalarında, güvencesiz ve hijyenden uzak şekilde taşınması her yıl yüzlerce cana mal oluyor" dedi.

"NİĞDE DAHİL TÜM ÜLKE İŞ CİNAYETLERİNDE AĞLIYOR"

İş cinayetlerinin yoğunlaştığı iller arasında Niğde'nin de yer aldığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, "İSİG raporlarına göre 2025'te ölüm yaşanan iller arasında Niğde de var. Toplam 14 işçi iş cinayeti sonucu hayatını kaybetti. Tarım işçisinden inşaat emekçisine kadar her alanda denetimsizlik hüküm sürüyor. AKP iktidarı, işçinin alın terini korumak yerine sermayenin maliyet hesabını yapıyor. İş cinayetlerine 'kader' deyip geçemezsiniz; bu bir sistem sorunudur" dedi.

"MECLİS ARAŞTIRMASI ŞART"

Ömer Fethi Gürer, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını belirterek şu çağrıda bulundu: "SGK'nın bu soğuk istatistiklerinin arkasındaki dramları görmezden gelemeyiz. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının esnetildiği, sendikasızlığın teşvik edildiği bu düzen sorunlar yaratıyor. 2025 verileri, pandemiden bu yana en yüksek ölüm oranlarına ulaşıldığını gösteriyor. Acilen bağımsız denetim mekanizmaları kurulmalı ve iş cinayetlerinin sorumluları en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" diye konuştu.

ÇIRAK VE STAJYERLERİN MAĞDURİYETİ SON BULMALI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, stajyer ve çırakların yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek 2025 yılında çalışırken yaşamını yitiren 94 stajyer öğrencinin durumunun hem acı hem de düşündürücü olduğunu belirtti. Gürer, "Bilindiği gibi bu çocuklar işe başladıklarında kendilerine sosyal güvenlik kartı veriliyor ancak bu başlangıç, emekliliğe esas yaşlılık sigortası olarak kabul edilmiyor. Bu nedenle stajyer ve çırakların önemli bir mağduriyeti bulunmaktadır. İşe başladıkları gün tüm çırak ve stajyerlerin emeklilik sigortaları mutlaka başlatılmalı; yalnızca kaza sigortası değil, yaşlılık sigortası kapsamına alınmalıdır. 18 yaş altındaki çocukların hakları korunmalıdır. Çünkü bu çocukların iş cinayetlerine kurban gitmesi, onlara yetişkinlere yüklenen işlerin yaptırıldığının da açık bir göstergesidir" dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in açıklamasını izleyin:

İBB Davası'nın beşinci duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın beşinci duruşması başladı. Duruşma daha başlamadan yarına ertelendi

 

16.03.2026 11:05:00 / Güncelleme: 16.03.2026 12:15:47
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın beşinci duruşması başladı
İBB Davası'nın beşinci duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da duruşmaya geldi.

Bazı CHP genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri, partililer, sanıkların aileleri ve çok sayıda izleyici de duruşmada hazır bulundu.

Duruşma salonu çevresinde ve içerisinde, jandarma ekiplerince geniş güvenlik önlemleri alındı.

Salona gelen Mahkeme Heyeti Başkanı Selçuk Aylan, "Bir milletvekili avukat bölümüne oturmuş, lütfen izleyici bölümüne geçilsin." dedi.

Bunun üzerine CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer avukat olduğunu söyledi.

Başkan Aylan'ın vekaleti olup olmadığını sorduğu Özer, duruşmayı takip ettiğini belirtti.

Mahkeme Başkanı: "Her gün bir krizle devam edemeyiz"

Aylan'ın "İzleyici bölümünden takip edip notlarınızı oradan alabilirsiniz. Her gün sabah bir sorunla başlıyoruz. Bir sürü tutuklumuz var. Savunma almaya çalışıyoruz, her gün bir krizle devam edemeyiz. İzleyici bölümüne geçelim. Şu anda sizin sıfatınız nedir'" diye sorduğu Özer "Önümde iddianame açık, not alıyorum. Zorla çıkarın beni." şeklinde cevap verdi.

Başkan Aylan, "Herkes yerinde olursa sağlıklı bir yargılama yaparız. İzleyici bölümünde hukukçu olarak oturabilirsiniz. Milletvekilleri için gerekli yeri ayırdık. Bu şekilde yargılamaya başlayamam." ifadelerini kullandı.

Bir kısım avukatlar da bu duruma itiraz etti.

Başkan avukatları bağırmamaları için uyararak, üsluplarının doğru olmadığını söyledi.

Başkan, Özer'in izleyiciler için ayrılan bölüme geçmemesi üzerine duruşmaya ara verdi.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası'nın ikinci haftasında duruşma başlamadan sona erdi. Sanıklar ve avukatlarının savunmasıyla devam etmesi beklenen duruşma, aynı zamanda hukukçu olan CHP Yüksek Disiplin Kurulu  Başkanı Turan Taşkın Özer ile Mahkeme Başkanı arasındaki izleyici kısmına geçme tartışması nedeniyle yapılamadı. Heyet, duruşmaya önce ara verdi, ardından duruşmayı yarına bıraktı. Duruşmanın yarına bırakıldığını mahkeme heyeti değil, mübaşir salondaki izleyicilere duyurdu. 

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi

İstanbul Narkotik polisi tarafından Küçükçekmece'de düzenlenen operasyonda 527 kilo Skunk isimli uyuşturucu maddesi ele geçirildi

15.03.2026 12:47:00
İhlas Haber Ajansı
Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
Küçükçekmece'de yarım tondan fazla uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul Narkotik polisi tarafından Küçükçekmece'de düzenlenen operasyonda 527 kilo Skunk isimli uyuşturucu maddesi ele geçirildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Küçükçekmece'de ortaklaşa uyuşturucu operasyonu gerçekleştirdi.

Uyuşturucu sevkiyatı yaptığı belirlenen 4 aracı eş zamanlı operasyonla durduran ekipler, yapılan aramada 527 kilo 475 gram Skunk maddesi ele geçirdi. Operasyonda 2'si yaşı küçük olmak üzere toplam 7 şüpheli şahıs gözaltına alındı. Nefes kesen operasyon polis kamerasına saniye saniye yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.