logo
29 EKİM 2026

BTP’nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten BTP Sözcüsü Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti

BTP Sözcüsü Önder, "Bağımsız Türkiye Partisi, bu kirli düzenin ve kokuşmuş siyasetin bir parçası olmayı reddediyor. Bağımsız Türkiye Partisi, küresel organizatörlerden icazet almayı değil, milletten icazet almayı tercih ettiği için bu tavırla karşılaşıyor" dedi

03.07.2026 11:27:00 / Güncelleme: 03.07.2026 13:02:54
Haber Merkezi
 
BTP’nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten BTP Sözcüsü Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti
BTP’nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten BTP Sözcüsü Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Yargıtay'ın açıkladığı siyasi partilerin üye sayısı üzerine açıklamalarda bulundu.
BTP'nin 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti olduğunu belirten Önder yapılan haberlerde bu durumun saklandığını ifade etti. Lütfullah Önder şunları söyledi;

"BTP 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti"

"Yargıtay, siyasi partilerin üye sayılarını açıkladı. Bu veriler altı ayda bir düzenli olarak yayımlanıyor. Yargıtay'ın açıkladığı listeye göre Bağımsız Türkiye Partisi, 2026 yılında oransal olarak en fazla üye artışı sağlayan siyasi parti oldu. BTP ayrıca yaklaşık 40 bin yeni üye kazanarak en çok yeni üye kazanan partiler arasında yer aldı. Hem ana akım medyada hem de sosyal medyada bu konuyla ilgili birçok haber yayımlandı. Ancak haberleri incelediğinizde Bağımsız Türkiye Partisi'nin adının neredeyse hiç geçmediğini görüyorsunuz. Aslında bu karartma bizim için ilk değil. Kamuoyu araştırmaları yapılır ancak Bağımsız Türkiye Partisi'nin adına anketlerde çoğu zaman yer verilmez.

"Rusya'da Duma Prof. Dr. Haydar Baş'ı ayakta alkışladı, Türkiye'de haber olmadı"

Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya Devlet Duma'sına gittik. Kurucu liderimiz, Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomi programının temelini oluşturan Millî Ekonomi Modelini dört buçuk saat boyunca anlattı. Rus parlamenterler konuşmayı ayakta alkışladı. Biz bu konuşmanın Türkiye'de büyük yankı uyandıracağını düşünüyorduk ancak döndüğümüzde, Türkiye'de bu konuda tek satır haber bile yapılmadığını gördük. Millî Ekonomi Modeli üzerine 11 uluslararası kongre düzenlendi. Son kongre, Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Üniversite yönetimi kapılarını Türklere kendi isteğiyle açtı. Yüzlerce bilim insanı, Millî Ekonomi Modelini neoliberalizmin ve kapitalizmin tıkanmış yapısına çözüm olarak gördüğünü ifade etti fakat Türkiye'de yine kimsenin haberi olmadı.

"BTP bu kirli düzenin ve kokuşmuş siyasetin bir parçası olmayı reddediyor"

Türkiye'de siyasetçiler bir araya geliyor, ittifaklar kuruluyor ve siyasi partilere Meclis'te kendilerini temsil edecek imkânlar tanınıyor. Bağımsız Türkiye Partisi ise her zaman dışarıda tutuluyor. Neden? Çünkü Bağımsız Türkiye Partisi, bu kirli düzenin ve kokuşmuş siyasetin bir parçası olmayı reddediyor. Bağımsız Türkiye Partisi, küresel organizatörlerden icazet almayı değil, milletten icazet almayı tercih ettiği için bu tavırla karşılaşıyor.

"Neden Bağımsız Türkiye Partisi sürekli karartılıyor?

Neden Bağımsız Türkiye Partisi sürekli karartılıyor, neden görmezden geliniyor? Çünkü insanların Bağımsız Türkiye Partisi'ni ve fikirlerini tanıması istenmiyor. Bağımsız Türkiye Partisi kişisel kariyer için değil, ceplerini doldurmak için değil, millete gerçekten hizmet etmek ve ekonomide, dış politikada, iç politikada kendi millî senaryosunu yazmak için siyaset yapıyor. İşte bu nedenle ötekileştiriliyor, görmezden geliniyor ve karartılıyor.

"Bu tabloyu milletimizin takdirine sunuyoruz"

Bu tabloyu milletimizin takdirine sunuyoruz. Her konuda bir araya gelen ve yıllardır bu milleti bugünkü noktaya getiren partiler yerine; gizlenen, ötekileştirilen ve milletimizden uzak tutulmaya çalışılan Bağımsız Türkiye Partisi'ne destek verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Milletimiz, Bağımsız Türkiye Partisi ile birlikte yürüyerek kendi senaryosunu ve kendi geleceğini kendisi çizmelidir."

Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı

Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezi, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Batman, Siirt ve Şırnak illeri için gök gürültülü sağanak yağış uyarısında bulundu

29.10.2026 15:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteorolojiden 6 il için kuvvetli yağış uyarısı
Meteoroloji 15. Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Uyarı Merkezinden yapılan açıklamada, ''Yapılan son değerlendirmelere göre bugün gece saatlerinden itibaren beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak genelinde yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar, hortum oluşma riski ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir'' denildi.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi

29.10.2026 14:18:00
Haber Merkezi
 
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi.

Avukat Akın Atalay, tahliye başvurusu üzerine müvekkili ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verildiğini duyurdu.

"Rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Dedetaş, 31 Temmuz'da tutuklanmıştı.

Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"

Muğla'nın Bodrum ilçesinde 2010 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve Yargıtay'ın kararı bozması ile yeniden görülmeye başlanan 2003 Türkiye Mankenler Kraliçesi Aslı Baş davası, Baş ailesinin mazeret bildirmesiyle ertelendi. 16 yıldır hukuk mücadelesi veren baba Mehmet Yavuz Baş, kızının cinayete kurban gittiğini iddia etti. Acılı baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. "Dava başladığında 62 yaşındaydım, şimdi 78. Benim ölümü mü bekliyorlar' Öldüğümde mahkeme sonuçlanacak mı' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Benim ahım var" dedi

29.10.2026 14:03:00 / Güncelleme: 29.10.2026 14:09:11
İhlas Haber Ajansı
 
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
2003 yılında düzenlenen 'Miss Model Of Turkey' yarışmasında birinci olan Aslı Baş, 21 Temmuz 2010'da gece saatlerinde turizmci Ahmet Bayer'in Bodrum'da bulunan Tatil Köyündeki villasının 6,5 metre yüksekliğindeki balkonundan düşerek hayatını kaybetmişti. Aslı Baş'ın Bodrum'daki şüpheli ölümüyle ilgili kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Muğla 1'inci ağır Ceza Mahkemesinde tekrar başlayan duruşmanın bugün yapılan celsesine Aslı Baş ailesinin avukatı ve ailenin mazeret bildirmesi nedeniyle 21 Ocak 2027 tarihine ertelendi.

"16 senedir hukuk mücadelesi veriyoruz"

Aslı Baş'ın Antalya'da yaşayan babası Mehmet Yavuz Baş, rahatsızlığı nedeniyle ertelenen duruşmaya katılamadığını kaydetti. 16 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini belirten ve kızının cinayete kurban gittiğini savunan acılı Baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Onun çözülmesi, teknik sorunların giderilmesi, o telefon konuşmalarının ne olduğu, teknik olarak ortaya çıkması için araştırma yapıldı. Bir sonuç alınamadı. Ve Yargıtay'ın beraat kararını bozmasından sonra üç mahkemeye girdik. Dördüncü mahkemede ben rahatsızlandım. Gidemeyecek durumdaydım. Avukatlarım ile mazeret bildirerek bu mahkemeye katılamadık" dedi.

"Çitli bitkiden atlamış olsaydı eteği bir yerlere takılırdı"

Olayın gerçekleştiği günden bahseden Mehmet Yavuz Baş, "Cinayetin işlendiği gece 112 aranıyor. Oradaki eleman, 'Ne var'' diyor. 'Bir düşme hadisesi var. Merdivenlerden düştü, kafası kanıyor' diyor. 'Kim bu'' 'Müşteri.' 'Evet, müşteri.' diyor. Aslı'dan bahsediyor. Ambulans üç saat sonra geliyor. Yani bu arada da benim görüşüm, benim tahminim, ölmesi bekleniyor. Merdivenlerden düştü, başı kanıyor dediğiniz insan kendini nasıl yüksekten atıp da intihar etti deniyor' Şahitlerden bir tanesi diyor ki, şahitlerden bir tanesi, 'Çit bitkisini balıklama atladı.' Bir tanesi diyor ki, 'Sportif atladı.' Diğer bir tanesi diyor ki, 'Bitkileri araladı, arasından" Bakın, bu yüksekliği bir metre, eni 80 santim bir bitkiden üzerinde entarisi olan bir kişi buradan balıklama dahi atlasa eteği oralardan bir yere takılır, yırtılır. Böyle bir şey de yok. Zaten bunlar da saklanmış, gizlenmiş. Yani elbisesi de verilmedi. Yırtık da yok zaten. Öyle bir şey de söz konusu değil" diye konuştu.



"Mazlumun ahı indirir şahı"

Baba Baş, olay zamanında 62 yaşında olduğunu, şuanda yaşının 78 olduğuna dikkat çekerek, yine de adalete olan inancını yitirmediğini söyledi. Baş, "Benim ölümümü mü bekliyor' Ben ölünce mahkeme bitecek mi' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Mazlumun ahı indirir şahı. Benim ahım var" ifadelerini kullandı.

"Yaşama sevincimizi elimizden aldılar"

Kızının her zaman hayata pozitif bakan ve daima gülümseyen bir kız olduğunu ifade eden Baş,

"Onun canına kıyanlar da kendilerine göre, affedersiniz, psikopat. Benim kızım dünya güzeli. Yani fizikselden hariç, ölümünden üç dört gün evvel doğaya teşekkür ediyor. Yani yaşama teşekkür ediyor. Her şeyin çok güzel olduğunu, dünyaya pozitif olarak baktığı için teşekkür ediyor her şeye. Bu sevgimizi elimizden aldılar. Bize dünyayı kapkara yaptılar. Yaşama sevincimizi elimizden aldılar. Dünya kapkara bir hâl alıyor. En büyük acının evlat acısı olduğunu biz de tattık. Yani ateş düşmüyor, ateşi düşürüyorlar. Ateş ediyorlar bize. Biz ateşin düştüğü yerde değil, ateş altında kaldık" dedi.

Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet

29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, salt egemenliğin tek bir kişiden alınarak asıl sahibi olan millete devredilmesiyle Türk tarihinin en büyük toplumsal ve siyasal dönüşümünü başlattı. Cumhuriyet fikri sadece anlık bir siyasi krizin çözümü değil, temelleri Milli Mücadele’nin başında, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda atılmış köklü bir bağımsızlık ve iman hareketidir

29.10.2026 11:06:00
Eyüp Kabil
 
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Cumhuriyet'in ilanı ve Türk milleti üzerindeki eşsiz kazanımları manevi bir uyanışın ve sarsılmaz bir iradenin öyküsüdür.


İlk karar ve Hacı Bektaş Veli dergâhı ziyareti


Milli Mücadele'nin henüz ilk dönemlerinde, Sivas Kongresi'nin ardından Ankara'ya doğru yola çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde Kırşehir'in Hacıbektaş ilçesine uğradı. Hoş Geldin Atatürk eserinde bu ziyaretin sıradan bir duraklama değil, kurulacak yeni devletin yönetim şeklinin ilk kez kararlaştırıldığı tarihi bir eşik olduğu aktarılır.

Dönemin dergâh postnişini Cemalettin Çelebi ile baş başa yapılan uzun görüşmede Mustafa Kemal, kafasındaki yönetim modelini paylaşmıştır. Çelebi'nin "Paşam, açacağınız meclis ve kuracağınız devletin idare şekli Cumhuriyet olacak mı?" sorusuna Gazi, kesin ve kararlı bir dille "Olacak Çelebi Efendi, elbet olacak" yanıtını vermiştir. Bu tarihi mutabakatın ardından Atatürk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hazretleri'nin kabrine kapanarak şu duayı etmiştir:

"Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma."

Prof. Dr. Haydar Baş'ın eserinde vurguladığı üzere, Cumhuriyet'in manevi harcı ve ilk kararı işte bu inanç ve birlik ruhuyla, Ehlibeyt meşrebinin merkezinde atılmıştır.


Çankaya'dan Meclis kürsüsüne: 29 Ekim mucizesi


Hacıbektaş'ta sözü verilen ve sarsılmaz bir "sır" gibi taşınan o büyük ideal, takvimler 28 Ekim 1923 gecesini gösterdiğinde ete kemiğe büründü. Çankaya Köşkü'nde kurmaylarını toplayan Atatürk, tarihe geçen "Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" sözüyle Türk milletinin makus talihini kökten değiştirecek adımı attı.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM'de Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu'nun birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir" ibaresi eklendi. Saat 20.30'da oturuma katılan 158 milletvekilinin tamamının oy birliğiyle Cumhuriyet resmen ilan edildi ve salon "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle yankılandı.


Prof. Dr. Haydar Baş'ın perspektifinden cumhuriyet ve "kul hakkı"


Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk eserinde dikkate değer bir tespitte bulunur: İslam inancına göre her insan, yaratıcısına karşı doğrudan ve eşit bir mesuliyete sahiptir. Bu bağlamda, egemenliğin tek bir kişiden (saltanattan) alınarak milletin tamamına devredilmesi, devlet idaresindeki adalet terazisinin kurulması ve İslam'ın özünde yer alan "kul hakkı" bilincinin devlet yapısına aktarılmasıdır.

Atatürk, inancından aldığı bu güçle hiçbir gücün Türk milletinin üzerinde bir tahakküm kurmasına izin vermemiştir. Nitekim Prof. Dr. Haydar Baş'ın meşhur "Milli bayramlarımız olmasa, dini bayramlarımız olmazdı" tezi de Cumhuriyet'in işgalci Haçlı dünyasına karşı İslam'ı ve Türk varlığını koruyan en büyük kalkan olduğunu tescil etmektedir.


Cumhuriyet'in devlet ve millet üzerindeki olumlu etkileri


• Kişilerin birer kul/tebaa olarak görüldüğü dönem kapanmış; her bir vatandaş kanun önünde eşit, devletin asli ve egemen unsuru olan "yurttaş" kimliğini kazanmıştır.

• Meclis Hükümeti sistemindeki tıkanıklıklar aşılmış, kabine sistemine geçilerek devlet mekanizmasının daha hızlı, demokratik ve kalıcı çalışması sağlanmıştır.

• Eğitimde, hukukta ve sosyal yaşamda topyekûn bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türk kadını hak ettiği sosyal ve siyasal özgürlüğe kavuşmuştur.

• Siyasi bağımsızlık, sonraki yıllarda yerli üretim hamleleriyle desteklenmiş ve kendi kendine yeten devlet idealinin ilk sarsılmaz temeli atılmıştır.


Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 46 fabrika kuruldu


Cumhuriyet'in ilanından sonra, Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözüyle başlattığı milli ve bağımsız ekonomi hamlesi kapsamında 1923-1938 yılları arasında 46 büyük fabrika ve üretim tesisi kuruldu. Kurulan bazı fabrikalar şunlardı:

Ankara Fişek Fabrikası (1924)

Gölcük Tersanesi (1924)

Şakir Zümre Fabrikası (1925)

Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

Kayseri Uçak Fabrikası (1926)

Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

Uşak Şeker Fabrikası (1926)

Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

Turhal Şeker Fabrikası (1934)

Ankara Çimento Fabrikası (1928)

Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

Paşabahçe Cam Fabrikası (1935)

İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1936)

Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937 - Temel Atma)

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi

Bakırköy Belediyesi'ne yönelik, ihale dosyalarında usulsüzlükler neticesi kamu zararı oluştuğu, işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, gözaltı sayısı 62'ye yükseldi. Başsavcılıkça, 8 şüpheli hakkında daha gözaltı talimatı verildi

28.10.2026 13:05:00
İHA
 
Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi
Bakırköy Belediyesi'ne yönelik operasyonda gözaltı sayısı 62'ye yükseldi
Bakırköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılan mal ve hizmet alımına ilişkin ihale dosyalarında usulsüzlükler neticesi kamu zararı oluştuğu, iş yeri çalışma ruhsatı talep eden işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği, miktarı ödemeyen işletmelerin ruhsat işlemlerinin sürüncemede bırakıldığı iddiaları üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştı.

Yürütülen soruşturma kapsamında, 2024-2026 yılları arasında Bakırköy Belediyesinin farklı müdürlükleri tarafından yapılan açık pazarlık usulüne tabi 42 ihale dosyasına, 'ihaleye fesat karıştırma' ile 'irtikap' suçları üzerinden bilirkişi incelemesi yapıldı.

Öte yandan, tespit edilen şüphelilerin HTS kayıtları ve MASAK raporları da analiz edilmişti. Öte yandan, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bakırköy Belediye Meclis üyesi şüpheli Ali Rıza Akyüz'ün, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davası kapsamında tutuklu bulunduğu, 3 Eylül 2026 tarihinde açıklanan ara kararda ise tahliye olduğu ortaya çıkmıştı.

Ayrıca, hakkında gözaltı kararı verilen şüpheli Belediye Meclis Üyesi Erkan Gül'ün, yurt dışında olduğu tespit edilmişti.

Gözaltı sayısı 62'ye yükseldi

Yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltı talimatı verilen şüpheli sayısı 68'den, 76'ya yükseldi. Şüphelileri yakalamaya yönelik kolluk birimlerine talimat verildi. Öte yandan, gözaltına alınan şüpheli sayısı ise 62'ye yükseldi. Konuya ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.

Resim öğretmeni sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklandı

Balıkesir'in Edremit ilçesinde sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında adli işlem başlatılan ortaokul öğretmeni tutuklandı

28.10.2026 13:03:00
İHA
 
Resim öğretmeni sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklandı
Resim öğretmeni sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklandı
Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü Edremit Güvenlik Büro Amirliği ekiplerince sosyal medya platformları üzerinde gerçekleştirilen sanal devriye faaliyetleri sırasında, "BARYEK" kullanıcı adıyla Instagram üzerinden herkese açık olarak yapılan bir paylaşımın suç unsuru içerdiği değerlendirildi.

Söz konusu paylaşımın, "Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama" ve "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'a Muhalefet" suçlarını oluşturabileceği kanaatine varılması üzerine durum nöbetçi cumhuriyet savcısına bildirildi.

Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla şüpheli hakkında arama, el koyma ve gözaltı işlemleri başlatıldı. Yapılan çalışmalar sonucunda paylaşımı gerçekleştiren sosyal medya hesabının, Edremit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 75. Yıl Ortaokulu'nda resim öğretmeni olarak görev yapan 48 yaşındaki F.Ç.'ye ait olduğu tespit edildi.

Şüphelinin ikametinde gerçekleştirilen aramada, 1 adet cep telefonu ile 1 adet dizüstü bilgisayara incelenmek üzere el konuldu.

Gözaltına alınan F.Ç., emniyet ve savcılık sorgusunun ardından sevkedildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında Fatih Erdoğan, Abdulkerim Fırat ve Mehmet Erdoğan'ın mal varlıklarına tedbir konuldu

28.10.2026 08:01:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında başsavcılık tarafından ilgili kurumlara yazılan yazıda, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Abdulkerim Fırat ile Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Erdoğan'ın ilgili kuruluşlar nezdinde yapmak istedikleri devir, temlik, satış, bağış, ipotek/rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, yüksek tutarlı EFT/havale ve benzeri mal varlığını azaltıcı nitelikteki her türlü iş ve işlem bakımından bildirim yükümlülüğü kapsamında gerekli tedbirlerin alınması gerektiği belirtildi.

Söz konusu kişiler tarafından olağan dışı nitelikte bir işlem talebinde bulunulması halinde, işlem gerçekleştirilmeden önce başsavcılıktan görüş alınması ve görüş sorulmadan tasarruf işlemi yapılmaması hususunun ilgili birimlere/üye kuruluşlara bildirilmesi gerektiği ifade edilen yazıda, şunlar kaydedildi:

"Bildirim usulüne tabi kılınan şahısların olağan işlemlerin (mesleki faaliyetler kapsamındaki işlemler, maaş-fatura-kurum ödemeleri, emekli aylığı kullanımı gibi) mağduriyete yol açacak şekilde engellenmemesi, özellikle olağan faaliyet dışı, işlem tutarı veya sıklığı bakımından dikkat çekici, mal varlığını azaltıcı ya da muvazaalı olduğu değerlendirilebilecek şüpheli işlemlerden başsavcılığımızın gecikmeksizin haberdar edilmesi rica olunur."

Yazıda, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Türkiye Noterler Birliği tarafından bu müzekkerenin, tüm üye banka ve noterliklere duyurulması ve duyuru yapıldığına dair bilginin başsavcılığa iletilmesi gerektiği belirtildi.

Fatih Erdoğan, Mehmet Erdoğan ve Abdulkerim Fırat'ın hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının şüpheliler hakkında yürütülen dosya kapsamı ve isnat edilen suçlar dikkate alınarak ilgili kurumlarca dondurulması istenen yazıda, 3 ismin mal varlığını azaltıcı''''''' nitelikteki işlem talepleri ile gerçekleştirilen bu tür işlemler yönünden, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'na (MASAK) da gecikmeksizin bildirimde bulunulması ve bildirime ilişkin bilginin başsavcılığa iletilmesi hususunda gereğinin yapılması ifade edildi.

Beyoğlu'nda 4 katlı metruk bina çöktü

Beyoğlu'nda çöken 4 katlı metruk binanın enkazında tedbir amaçlı başlatılan arama ve inceleme çalışmaları tamamlandı

28.10.2026 04:54:00
AA
 
Beyoğlu'nda 4 katlı metruk bina çöktü
Beyoğlu'nda 4 katlı metruk bina çöktü

Kalyoncu Kulluğu Mahallesi Kurdela Sokak'ta daha önceden boşaltıldığı belirtilen 4 katlı bina henüz bilinmeyen nedenle çöktü.

İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye, UMKE, AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Çevrede güvenlik önlemi alan ekipler, enkazda tedbir amaçlı arama ve inceleme çalışması başlattı.

Arama kurtarma ekipleri, çalışmalar sırasında zaman zaman çevredekilerden sessiz olmalarını isteyerek "Sesimi duyan var mı'", "Arama kurtarma ekipleri burada, sesimi duyuyorsan ses ver." şeklinde seslendi.

Ekiplerin bölgedeki çalışmalarında dedektör köpeklerden de yararlanıldı.

Çöken binanın karşısındaki bir apartman da tedbiren tahliye edildi.

Yaklaşık 3 saat süren arama ve inceleme çalışmalarının tamamlanmasının ardından ekipler enkazdan ayrıldı.

Binanın enkazında sabah saatlerinden itibaren kontrollü hafriyat alımı yapılacak. 

TÜRKİYE’DE MAFYA ALARMI!

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yıl içinde 625 organize suç örgütüne yönelik 1.741 operasyon düzenlendiğini ve 8 bini aşkın şüphelinin tutuklandığını açıkladı

27.10.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
TÜRKİYE’DE MAFYA ALARMI!
TÜRKİYE’DE MAFYA ALARMI!
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yıl içinde 625 organize suç örgütüne yönelik 1.741 operasyon düzenlendiğini ve 8 bini aşkın şüphelinin tutuklandığını açıkladı. Suç örgütlerine yönelik operasyonlar güvenlik açısından önem taşırken, ortaya çıkan rakamlar Türkiye'de organize suç tehdidinin boyutuna ilişkin soruları da gündeme getiriyor: Sevinelim mi, bu tabloya mı üzülelim?

Türkiye'de organize suç örgütlerine yönelik operasyonlar sürüyor. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kaçakçılık, organize suçlar ve mali suçlarla mücadele kapsamında gerçekleştirilen Güvenlik Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, yıl içinde 625 suç örgütüne yönelik 1.741 operasyon düzenlendiğini ve 8 bini aşkın şüphelinin tutuklandığını bildirdi.

625 SUÇ ÖRGÜTÜ, 1.741 OPERASYON

Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yeni nesil organize suç çeteleriyle mücadelenin öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti. Yurt dışından gerçekleştirilen iadelerde de son beş yılın ortalamasının 5-6 katını aşan seviyelere ulaşıldığını ifade etti.

Suç örgütlerine gözdağı veren Çiftçi, "Bu ülkede kimse kendini hukukun üstünde göremez, hiçbir suç örgütü devlete meydan okuyamaz" dedi. Bakan, kaçan ve saklanan şüphelilerin bulunarak adalete teslim edileceğini de vurguladı.

OPERASYONLARA SEVİNELİM, TABLOYA MI ÜZÜLELİM?

Suç örgütlerine yönelik operasyonlar, vatandaşın can ve mal güvenliği açısından kuşkusuz önem taşıyor. Tehdit, haraç, uyuşturucu ticareti ve benzeri suçlarla mücadelede etkin adımlar atılması, toplumun güvenlik beklentisinin de bir gereği.

Ancak açıklanan rakamlar, başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Bir yıl içinde yüzlerce organize suç örgütünün hedef alınması ve binlerce şüphelinin tutuklanması, Türkiye'de organize suç tehdidinin ne kadar geniş bir alanı kapsadığını gösteriyor?

Burada asıl mesele yalnızca operasyon sayısını artırmak değil; suç örgütlerinin nasıl ortaya çıktığını, nasıl insan kaynağı ve finansman bulduğunu, vatandaşın hayatına nasıl sızabildiğini anlamak ve bu yapıların yeniden oluşmasını önlemek.

ASIL BAŞARI, SUÇ ÖRGÜTLERİNİN YENİDEN KURULAMAMASI

Güvenlik politikalarının başarısı yalnızca operasyon ve tutuklama rakamlarıyla ölçülemez. Suç gelirlerinin kesilmesi, örgütlerin finansman kanallarının kapatılması, mağdurların korunması ve suçun tekrarını önleyen mekanizmaların güçlendirilmesi de belirleyici.

Türkiye'nin ihtiyacı, suç örgütlerine karşı kararlı ve kesintisiz mücadele yürütülmesi kadar, vatandaşın kendisini sokakta, iş yerinde ve evinde güvende hissetmesidir.

625 suç örgütüne yönelik operasyon ve 8 bini aşkın tutuklama, güvenlik mücadelesinin boyutunu ortaya koyuyor. Şimdi yanıt bekleyen soru şu: Bu operasyonlar suç örgütlerini kalıcı biçimde tasfiye edecek mi, yoksa Türkiye aynı tehditle yeniden mi karşılaşacak?

Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar

Diyarbakır'da kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, 70 yaşındaki kadını ailesinin şeceresine kadar söyleyip ikna ederek 1 kilo 200 gram altını elden alıp kayıplara karıştı. Şahıslar, polisin çalışması sonucu yakalanıp tutuklanırken altınların akıbetine ilişkin süreç devam ediyor

27.10.2026 13:52:00 / Güncelleme: 27.10.2026 13:55:43
İHA
 
Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar
Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar
Diyarbakır'da yaşayan 70 yaşındaki yaşlı kadın, kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcıların hedefi oldu. Dolandırıcılar, kadını ikna etmek için aileye dair bilgileri sıraladı. Yaşlı kadın, dolandırıcılardan ailesine dair detaylı bilgileri duyunca ikna oldu. Evde bulunan 1 kilo 200 gram altından haberi olmayan yaşlı kadın, o bilgiye ulaşan dolandırıcıların yönlendirmesiyle altınları şahıslara eliyle teslim etti.

Kadının sağlık personeli kızı Esma Aslan ise, teyzesinin uzun süre ablasına telefonla ulaşamadığını ve sürekli meşgul olduğunu söylemesi üzerine olaydan haberdar oldu. Şahıslar, şikayet üzerine tespit edilip yakalanarak tutuklandı. Altınların akıbetine ilişkin ise çalışma devam ediyor.

Esma Aslan, olayın 14 Ekim sabahında olduğunu, evde annesinin yalnız olduğunu bilen biri veya birilerinin annesini aradığını söyledi. O sırada işte olduğunu belirten Aslan, "Kamu sağlık çalışanıyım. Annemi arıyorlar, Kayapınar Emniyetinden polis olduklarını belirtiyorlar. Annem başta inanmıyor. İnandırmak için bir takım şeyler söylüyorlar, aile hüviyetlerimizi söylüyorlar, tek tek anlatıyorlar, annem doğru diyor. 'İnan biz polis memuruyuz teyzeciğim, polis olduğumuza inanmıyorsun. 2017'de sen bir kere dolandırıcılık olayına maruz kalmışsın. 2017'de İstanbul'da kimliğini kaybetmişsin. Öyle değil mi' diyor. Annem tabii her birini teyit ettiriyor. Annem doğrudur diyor. 'Bir kızın öğretmen ismi şu, bir kızın Esma Aslan, kamu kurumunda Sağlık Bakanlığında şu katta, şu birimde çalışıyor.' Çalıştığım kat ve birime kadar söylüyor. Bu kimse, bizi tanıyan, beni özellikle tanıyan biridir. Annem teyit edince, 'bak teyzeciğim bize güvenebilirsin, polis memurlarıyız.' Annem, 'peki benden ne istiyorsunuz' deyince, diyor ki 'biz şu an emniyet olarak operasyon halindeyiz. Sitenin etrafını sarmışız. Senin 2017'de kaybolan kimliğinle dolandırıcılar, karı koca bir dolandırıcı, Zeynep adında bir kadın. Karı koca gitmişler kuyumcuları dolandırmışlar. Kimliğini düşürmüşler. İşte bakmışız o kimlik sana ait bilgiler. Ancak fotoğraf biliyoruz sana ait değil. Kesinlikle seni zan altında bırakmıyoruz teyzeciğim. Sen masumsun.' Annem tabii sesi değişiyor. Haliyle bir şekilde korkutuyorlar" dedi.



"Esma'nın aldığı altınlar o kutular"

Dolandırıcıların, annesinin kendisini aramasına izin vermediğini söyleyen Aslan, "Kızın Esma Aslan hastanede, şu an çalışıyor diyorlar. Annem doğru diyor. Bak teyzem, biz şu an emniyet olarak etrafı sardığımız için senin masumiyetini kanıtlayacağız. Bu kimliğin sana ait olmadığını, bu şahısların sen olmadığını biliyoruz. Annem diyor, benden ne istiyorsunuz' Teyzeciğim yakın zamanda senin kızın yüklü miktarda altın almış, evini satmış. Hatta evi 5,5 milyona sattığımı bile söylüyordu kendisine. Annem doğrudur diyor. İşte kız tüm birikimiyle evini satmış, arabasını satmış tüm birikimiyle. Bu üç dört ay içerisinde kuyumculara gidip gelip yüklü miktarda altın almış. Annem diyor, benim altın aldığımdan haberim yok. Diyor, var var teyzeciğim. Biz onun banka hesaplarına da bakmışız.

Bankada hiç altın hesabı yok. Esma da yüklü miktarda altın almış. Muhtemelen casus yazılımlarla telefonu teknik takibe alan veyahut da beni bilen birileridir yani bu. Altın alıp, fiziki altın alıp eve koymuş. Annem diyor, benim altın aldığımdan haberim yok. Tamam teyzeciğim, sen bizim dediğimizi bizzat yap, talimatlar veriyorlar, yönlendiriyorlar bir bir. En son anneme diyorlar ki Esma'nın yattığı odaya bir bak. Annem diyor, kendine ait özel bir odası yok. Sen geç geç diyor. Peki nerede yatıyor' Annem diyor, kızım böyle bildiğin yer yatağında yatıyor. O zaman kızının elbise dolabına bir git. Bak hangi odadaysa. Annemi o odaya yönlendiriyorlar. Teyzeciğim Esma'nın bir dolabına bak, bir karıştır ortayı kurcala, çekmecelerine bak. Ve gerçekten önceki gün biz tiyatroya gitmiştik. Elimde onar gramlık bileziklerim vardı, künyem vardı. O sabah ben çekmecenin içine bırakıp evden ayrıldım gittim. Allah'a inancınız olsun. Onar gramlık bilezikleri o sabah, o akşamdan da bıraktıklarım oldu.

Sabah da künyemi bıraktım. Dedim hastanede çalışıyorum, enfeksiyon sebebidir, çıkarayım en iyisi dedim. Anneme onu teyit ettiriyorlar. Başka ne var odada diyorlar' Baza. Annem diyor yüklük, diyor bir bazanın altına bak, bir yukarı bak ama özellikle bir yeleğe bir yukarıya bak diyorlar. Anneme yüklüğe baktırıyorlar. Evet annem diyor bir poşet var. Poşeti bir indir teyzeciğim aşağıya. Poşette ne var' Annem diyor poşette kutular var. 'Tamam teyze işte o kutulardır. Esma'nın aldığı altınlar o kutular. Bir aç o kutuları. İçlerinde ne var'' Neler olduğunu daha bilmedikleri için annem diyor ki içlerinde işte bilezikler vesaire var. 'Tamam teyzem, o bilezikleri şu an tek tek kutularından çıkar.

Hepsini ıslak mendille sil. Amaç operasyon halinde olduğumuz için senin parmak izin de çıkmasın. Emniyetten iki mensup yukarıya göndereceğiz. Özellikle bir sivil polis yukarıya kapıya geliyor. Sessiz bir şekilde bir çantaya bırak, sesini çıkarma, sakın kimseyi de arama, telefon da açıkta kalsın. Hep seninle iletişim içinde olacağız.' Kapıya gelen zanlı, polis olduğunu söylüyor. 'Polis memuru kapıya geldi, sen kapıyı aç teyzem' diyor. O kapıyı çalmayacak, sen kapıyı açacaksın. Uyanıklar çünkü kapıyı çaldı mı parmak izi de çıkıyor" diye konuştu.

"3-4 saatlik telefon trafiği devam ediyor"

Bunların çok uyanık, çok profesyonel dolandırıcılar olduğunu kaydeden Aslan, "Annem kapıyı açıyor. Annem diyor önce dürbünden bakıyorum. Diyor baktım sıfatı pek bana böyle polis olduğu imajı oluşturmadı. Diyor ben telefondaki şahsa diyorum ki, bu polis memuru değil yani çok affedersin bizim Diyarbakır'da sokak züppesi diye tabir ettiğimiz tiptendir. Polisler bu kılıkta olmaz ki demiş. Teyzeciğim biz emniyet mensubuyuz. Zaten biz o kılıklara giriyoruz ki zanlıları, suçlusu falan yakalayalım. Kimse şüphelenmesin, halk şüphelenmesin diye biz o kılığa giriyoruz. Annem de kapıya gelene olduğu gibi çanta dolu, 1 kilo 200 gram 22 ayar değerinde altını eline tutuşturuyor. Biri de gözcülük yapıyor apartmanın içinde. Annem onu da fark ediyor. Gözcülük yapıyor, elini kolunu sallayarak salarak apartmandan dışarıya çıkıyor. Ve annem altınları verdikten sonra da iletişim içinde olun diyor. Saat 12'de annem 09.36 civarında annemi arıyorlar. Telefon zaten savcılığın kontrolünde. Savcılık takip ediyor onları.

O saatte annemi arıyor, 3-4 saatlik telefon trafiği devam ediyor. Altınları annem diyor saat 12 civarında almış. Demiş ki teyzeciğim biz şu an altınları götürürüz aşağıda zanlılar sözde karı koca zanlı ya. Onlar aracın içinde. Teyzeciğim biz götüreceğiz, bakalım. Onların çaldığı altınlar olup olmadığını tespit edeceğiz. Annem diyor altınlar gittikten sonra da diyor beni aramışlar. Demişler teyzeciğim, bu gerçekten kızına alın teri, helal parasıymış. Bu altınlar o altınlar değil, bu hırsızların çaldığı altınlar değil. Ben bizzat teyzeme getirip teslim edeceğim demiş. Telefonunu kapatma demiş. İş yerindeydim.

Teyzem, Kocaeli'nden beni aradı saat 12.00 civarlarıydı. Kızım dedi, saatlerdir anneni arıyorum telefona cevap veren yok. Hep meşgul, sürekli meşgul çalıyor dedi. Sen bir bak dedi. Zekiye abla, o kadar kişiyle görüşmüyor, konuşmuyor senin annen. Annenin konuşması 1-2 dakikadır. Gerçekten annemi bilenler iyi biliyor. Kapattım, dedim teyzeciğim yoğunum, hastalarla ilgileniyorum. Bugün çarşamba günü, bugün çok yoğun bir gün. İlerleyen saatte tekrar seni arayacağım dedim. Derken saat 13.38 sıraları teyzem tekrar beni aradı. Kızım dedi, vallahi dedi bu durum farklı bir durum sanki dedi. Anneni beşer onar dakika arayla arıyorum. Tekrar hep meşgul, hep meşgul. Aklıma kötü şeyler geliyor. Sakın o 2017'de başına gelen şey gelmiş olmasın dedi. Tamam hemen kapat dedim teyze.

Tabii kurum idari amirim, hemşire arkadaşlarla beraber oturuyoruz. Hemen telefona sarıldım, aradım annemi. Arar aramaz düştü. Teyzem bir dakika önce arıyor, meşgul çalıyor. Demek hattın öbür ucunda şebeke elebaşları var. Çünkü demişler saat 14.00-16.00'ya kadar iletişim içinde olacağız seninle. Annem alo der demez baktım sesi kötü geliyor. Anne dedim, sen kiminle konuşuyorsun saatlerdir dedim. Teyzem seni arıyormuş dedim, ulaşamıyormuş sana. Bir baktım ağlamaklı sesi geliyor. Ben önce dedim ki Allah korusun, son yıllarda çok kardeş ölümleri haberini alıyoruz. Ya da benim abim hasta cezaevinde.

Acaba onunla ilgili kötü şey mi aldı, haber mi aldı diye. Hayır, hayır dedi, kötü haber değil. Dedim sen şimdi evde misin' Evet dedi. Eee dedim peki teyze neden sana ulaşamıyor' Bak ben hemen aradım, pat diye cevap verdin. Dedi hiç sorma, hiç sorma. Tabii ağlamaklı, kötü bir ses tonu ve psikolojiyle. Kızım senin 14 yıllık emeğini, o alın terini, o helal kazancını ben bizzat kendi ellerimle gelen kapıdaki dolandırıcılara teslim ettim deyip zaten ben sinirlendim. Telefonu suratına kapattım. Teyzeme, kız kardeşime haber verdim. Dedim siz ulaşmaya çalışın. Emniyet yetkililerine ben hastaneden çıkana kadar" şeklinde konuştu.

"Zanlılar tutuklandılar"

Hemen kız kardeşine haber verdiğini aktaran Aslan, "O da öğretmen. Ona haber verir vermez hemen gidip annemi arıyor. Emniyet yetkililerini arıyor. Annemi alıyor ve beraber Kayapınar'daki Alişan Polis Karakolu'na gidiyorlar. Annemin ifadesini alıyorlar. Asayiş polisindeki, Asayiş Büro Amirliğindeki görevli yetkililerimiz hemen çalışmaya başlıyorlar. Sağ olsunlar, gerçekten çok güzel çalıştılar. Allah razı olsun. 24 saat geçmeden, civardaki kameralardan tespit ettikleri iki zanlının görüntülerine ulaşıyorlar. Zanlıların, apartmanın içinden ellerini kollarını sallaya sallaya çıktıkları ve altın dolu çantayı birbirlerine verdikleri zaten görülüyor.

Ardından çantayı sallayarak arka tarafa gidiyorlar. O gün şikâyetçi olduk. Ben de avukat tuttum. Durum savcılığa intikal etti. O zanlılar zaten tutuklandılar. Birinin daha tutuklandığını sonradan öğrendim. Üçüncü zanlının da tutuklandığını Asayiş Büro Amirliğindeki yetkililer bize söylediler. Yani bunların büyük bir şebeke olduğu belli. Altınlar hakkında emniyet yetkilileri şu anda hiç konuşmuyorlar, bize bir şey söylemiyorlar. Takdir edersiniz ki bu işler gizlilik çerçevesinde yürütülüyor. Soruşturma, savcılığın izniyle devam ediyor. Bakalım, bekliyorum. Bence bu, üç beş kişiyle olacak bir şey değil. Bana göre bu, büyük bir şebeke" ifadelerini kullandı.

Annesinin ilk dolandırılma öyküsünün 2017 yılında yaşandığına değinen Aslan, "O zaman da telefon dolandırıcılığı söz konusuydu. Annemi arayıp ikna edebilmek için yine benim hangi kamu kurumunda çalıştığımı biliyorlardı. O dönem Dicle Üniversitesi'nde çalışıyordum. Atanıncaya kadar hizmet alımına bağlı olarak hemşirelik yapıyordum. Bunu bile söylüyorlardı. Kız kardeşimin öğretmen olduğunu da söylüyorlardı. İki oğlunun cezaevinde olduğuna kadar her şeyi biliyorlardı. Gayet ikna edici bilgiler veriyorlardı. Nüfustaki bütün bilgilerimizi de tek tek söyleyince annem inanıyor. Ardından anneme, 'senin oğlun suçsuzdur. Masum yere cezaevine atılmış. Biz onu kurtarmak istiyoruz. Dosyasını temyize götüreceğiz, Yargıtay'a götüreceğiz. Onun için bize güvenebilirsin' diyorlar.

Annemin hesabında 21 bin tam hatırlamıyorum, öyle bir miktar para vardı. Bu, kredi parasıydı. Sözde annem o krediyi kapatacaktı. Dolandırıcılar annemi arayıp durumu anlatıyorlar. 'Sen hesabındaki parayı bize aktar teyzeciğim. Biz oğlun için avukat tutacağız, dosyasını Yargıtaya, temyize göndereceğiz. Oğlunun masumiyetini kanıtlayacağız.' diyorlar. Annem de o gün Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kurulunda heyete girecek. Bu kişiler annemi epey yoruyorlar. Hatta bir ara anneme, 'Teyzeciğim, sen şeker hastasısın. Ağacın altına gir, güneş sana çarpmasın' diyorlar. Çünkü bu olay 26 veya 27 Haziran 2017 tarihinde yaşanıyor. Yani annemin hastalığını bile biliyorlar. Bu nedenle, kesinlikle bu işin içinde bir tanıdık olduğunu düşünüyorum. Annem şu anda 70 yaşında.

Ben o dönem Müge Anlı'ya da ulaştım. 2017 yılında bir türlü sıra bana gelmedi. Müge Anlı hanımefendi, altı yedi ay sonra beni aradığında artık zanlıları yakalamış ve parayı ele geçirmiştik. Kendisine, 'Biz parayı ele geçirdik, zanlılar yakalandı' dedim. Hatta şaşkınlık yaşadı. 'Nasıl' diye sordu. 'Diyarbakır Asayiş mi' dedi. Ben de, 'Yok, buna Esma Asayişi desek daha doğru olur' dedim. Çünkü ben internet üzerinden, o çok affedersiniz, adi ve alçak insanların telefon numaralarını, Facebook adreslerini, internet adreslerini ve fotoğraflarını bulmuştum. Şüphelilerden biri Bakırköy'de bir internet barda çalışıyordu.

Diğeri ise taksicilik yapıyordu. Bulduğum bilgileri, Müge Anlı'yla olan iletişimim üzerinden sürekli onlara gönderiyordum. Boyuna bu bilgileri gönderince, anlaşılan şebeke elemanları telaşlanmaya başladılar. Muhtemelen, 'Eyvah, bu kadın Müge Anlı'ya çıkarsa ne olacak' Müge Anlı'nın programını izleyen emniyet yetkilileri iğne deliğine girseler bunları yakalayacaklar' diye düşündüler. İlk olayda oldukları için bizi aradılar ve parayı geri göndereceklerini söylediler. Sonunda para da hesabımıza geri geldi" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.