logo
10 AĞUSTOS 2026

Orman yangınlarına teknolojik tespit sistemi

Uydu teknolojileri, yapay zeka ve sensör teknolojilerini bir araya getirerek orman yangınlarını erken tespit eden sistemin lansmanı yapıldı

10.08.2026 12:47:00
İHA
 
Orman yangınlarına teknolojik tespit sistemi
Orman yangınlarına teknolojik tespit sistemi
Orman yangınlarını erken tespit etmek üzere tasarlanan 'OTTOSİ'nin lansmanı Ankara'da düzenlendi. Uydu teknolojileri, yapay zeka ve sensör teknolojilerinin bir araya getirilerek yapılan sistemin teknolojik altyapısının paylaşıldığı lansmanda, Türkiye'de meydana gelen ve günlerce süren orman yangınlarının herkesi derinden üzdüğünü kaydeden Ottosi Teknoloji Geliştirme Direktörü İbrahim Karaman; doğanın, insanların, hayvanların zarar görmesi üzerine ekip arkadaşlarıyla bir araya gelerek orman yangınlarının zararlarını en aza nasıl indirebiliriz diye düşündüklerini ifade etti. Karaman, "Orman yangınlarında en önemli faktörün zaman olduğunu göz önüne alarak erken tespit uyarı sistemi geliştirdik. Yangının ilk çıkış anı ve yerini ortaya çıkaran uydu destekli Ottosi uydu tabanlı yangın izleme sistemini hayata geçirdik" diye konuştu.






"Yangını yaklaşık 9 ila 15 dakika içerisinde kullanıcılarımıza gösterebiliyoruz"

Teknolojik üstünlüğün en önemli noktalarından birinin de tespit süresi olduğunu aktaran Karaman, "Bugün dünyada kullanılan birçok uydu tabanlı yangın izleme sistemi, yangınları ortalama 1 saat ila 3 saat içerisinde kullanıcılara ulaştırabilmektedir. Biz ise geliştirdiğimiz veri işleme altyapısı ve yapay zeka algoritmalarımız sayesinde, uydu kayıtlarını, Ottosi Algoritmalarıyla işleyerek yaklaşık 9 ila 15 dakika içerisinde kullanıcılarımıza gösterebiliyoruz. Bu süre, yangınla mücadelede dakikaların bile hayati önem taşıdığı düşünüldüğünde, erken müdahale açısından çok önemli bir avantaj sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.








"Türkiye'deki yangınlar anlık olarak izlenebilmekte"

Projenin, teknolojik altyapının en önemli uygulamalarından biri olan orman yangınlarının erken tespiti ve yönetimi üzerine kurulu olduğunu söyleyen Karaman, şöyle konuştu:
"Platformumuz şu anda ottosi.com üzerinden herkesin kullanımına açıktır. Türkiye'deki yangınlar anlık olarak izlenebilmekte, kullanıcılarımız PIN oluşturarak kendi belirledikleri bölgelerin risk durumlarını 7 gün 24 saat takip edebilmekte ve muhtemel bir yangın durumunda anında bilgilendirilmektedir. Bu sayede yalnızca kamu kurumları ve kurumsal kuruluşlar değil, vatandaşlarımız da kendi yaşam alanlarının korunmasında aktif rol üstlenebilmektedir. Kurumsal kullanıcılarımız ise bireysel kullanıcılardan farklı olarak çok daha geniş sorumluluk alanlarını platform üzerinden yönetebilmekte; kendilerine tanımlanan bölgeleri sürekli izleyebilmekte, risk analizleri ile erken uyarı bildirimlerini tek bir merkezden takip edebilmektedir. Böylece belediyeler, kamu kurumları, enerji şirketleri, işletmeler ve diğer kurumsal paydaşlar, sorumluluk alanlarını daha etkin ve proaktif bir şekilde yönetebilmektedir."









"Çalışmalarımız yalnızca orman yangınlarıyla sınırlı değildir"

Bu süreçte pilot bölge olarak Çorum'un Oğuzlar ilçesinde saha testlerini gerçekleştirdiklerini söyleyen Karaman, "Burada elde ettiğimiz veriler, sistemimizin geliştirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Nitekim; 7 Ağustos Cuma günü Oğuzlar izleme alanında çıkan yangın, sistemimiz tarafından tespit edildi ve Oğuzlar Belediyesine bildirildi, itfaiyenin hızlı müdahalesi ile büyümeden kontrol altına alındı. Bu olay erken tespit ve hızlı müdahalenin önemini sahada somut olarak göstermiştir. Çalışmalarımız yalnızca orman yangınlarıyla sınırlı değildir. Su kaynaklarının izlenmesi, sel ve taşkın analizleri, fırtına ve doğal afetlerin etkilerinin değerlendirilmesi, hasar tespitleri, çevresel değişimlerin takibi ve coğrafi veri analizi gibi birçok farklı alanda çözümler geliştiriyoruz" şeklinde konuştu.

Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze

Batı Karadeniz'de 2021 yılında meydana gelen büyük sel felaketinde 65 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin kaybolduğu Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde, 5 yıl geçmesine rağmen vatandaşlar o günü unutamıyor

10.08.2026 12:50:00
İHA
 
Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze
Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze
Batı Karadeniz'de 11 Ağustos 2021 tarihinde meydana gelen büyük sel felaketinden en çok etkilenen yerleşim yeri Kastamonu'nun Bozkurt ilçesi olmuştu. Sel felaketinde ilçedeki onlarca bina zarar görmüş, 65 kişi hayatını kaybetmiş, 7 kişi ise kaybolmuştu. Aradan geçen 5 yıl geçmesine ve ilçenin yeniden ayağa kaldırılmasına rağmen, selin bıraktığı acılar hala ilk günkü tazeliğini koruyor.

Sel anını anlatan vatandaşlar o günü unutamadıklarını söyledi.






Selin yara izlerini vücudunda taşıyor

Sel sırasında semt pazarında esnaflık yaptığını ifade eden Mustafa Tezel, yapılan uyarılarının ardından tezgahını toplayarak evine gitmek istediğini ve selin bir anda gelmesinin ardından bir dükkana girerek kurtulduğunu dile getirdi. Mustafa Tezel, 8,5 saat sel ile verdiği mücadelenin ardından askerler tarafından sıkıştığı yerden kurtarıldığını ifade etti. Sel sebebiyle 5 arkadaşının hayatını kaybettiğini söyleyen Tezel, selin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen vücudunda oluşan yaraların izlerini taşıyor.








"8,5 saat selle mücadele verdim"

Sel anını anlatan Mustafa Tezel, "Hanıma, 'sen hükümet konağına git, ben de meydandan eve giderim' dedim. Eve giderken Sınarcık Tepesinde bir kepçe gördüm, 'kepçenin burada ne işi var' dememe kalmadan yukarıdan aşağıya sel geldi. Sel çarparak beni yere yatırdı. Kaçacak yer aradım. Kaçarken bir dükkana girdim. Dükkana girince içeride arkadaşlar can havliyle cama vuruyorlardı. Bende demir vardı, demiri tuttum. Baktım, sel burnuma kadar gelmiş. Suya daldım, baktım ayağımdan başıma kadar sel çıkmış. Üzerimde bir gözlük, bir saat var. Selin daha eseri bacağımda duruyor. 8,5 saat mücadele verdim. Sabah ekipler geldi, 'canlı var mı' diye bağırdılar. Bizi aldılar, meydana getirdiler, battaniye verdiler. Bir süre orada yattık Süleyman Soylu, askerler geldi, Allah razı olsun. Ben böyle asker görmedim. Asker beni temsil ediyor, benim askerim. Sonra askerler gelip evlerimizi, işyerlerimiz temizlediler. Bize elimizi bile sürdürmediler. Hepsinden Allah razı olsun" dedi.








"Bir ben kaldım, bir de eşim kaldı"
Hayatını kaybeden arkadaşlarını unutamadığını belirten Tezel, "Yakınlarım, arkadaşlarım gitti. Bir ben kaldım, bir de eşim kaldı. İki kişiyiz, başka kimse yok. Pazaryerindeki arkadaşlarım hayatını kaybetti. Hala unutamadık. Selin eserini vücudumda taşıyorum. Ayağım hep yaraydı. Pantolon, gömlek, kimlik hepsi selde kayboldu. Bir saat, bir de gözlüğüm kaldı. Askerlerden Allah razı olsun, beni selden kurtardılar. Pazaryerinde esnaflardan 5 kişi hayatını kaybetti" diye konuştu.

"Arkadaşımın evindeyken bir baktım kendi apartmanım yıkıldı"

Sel felaketinde evlerinin Ezine Çayı'nın kenarında olduğunu söyleyen Kayra Uhut Turan ise, "Evimiz Ezine Çayı'nın kenarındaydı. O yüzden biz de evde sıkışmıştık. Zabıta arabası gelip anons yapıyordu. Biz evden çıkmadık. Sel bir anda geldi. Evimiz su almaya başladı. Biz de selin içine girip kaçmaya karar verdik ve dışarıya çıktık. Kapıyı sel suyundan dolayı açamıyorduk, zor açtık. Biz çıktıktan sonra bina yıkılmıştı. 8 katlı bina. Biz de selden böyle kurtulduk. Annemin bir tane baktığı yaşlı ağabey vardı, onun evine sığındık. Selin olduğu zamanı hatırlıyorum. Ben arkadaşımın evinde kendi apartmanıma bakarken yıkıldı. Sonra yeni evim TOKİ oldu. TOKİ'den çok memnunum. Yeni evim çok güzel" şeklinde konuştu.








"Allah devletimizde zeval vermesin, Bozkurt ayakta dimdik duruyor"

Sel anında yaşadıklarını anlatan Şaban Demir de, "Selin ilk zamanları kimse tam farkına varmamıştı. Belediye anons yaptı, bizi uyardılar. Ondan sonra dükkanı topladık. Tam kaçarken ben içeri girmiştim. İçeride su seviyesi yavaş yavaş yükseldi. Ben giriş kattaydım. O arada bir arkadaş da içeri girmişti. 'Üst kata çıkalım' dedim. Ben de tam çıkarken içeride su seviyesi yükseldi, benim bulunduğum kata geldi. Aradaki merdivenden üst kata çıktık. Biz kurtulduk zannettik ama maalesef su birinci katı geçti, ikinci kata kadar geldi. İş yeri ağzına kadar su doldu. Yanımdaki komşuyla beraber çıktık. Saat 11.30'da kurtulduk. Şu anda Bozkurt düzeldi. At yapısıyla, dükkanlarıyla yenilendi. Bizim o zaman dükkanımız bu şekilde değildi. TOKİ yaptı. Şu anda daha dayanıklı, daha güzel. Caddemiz de daha bir geniş" ifadelerini kullandı.

Elektronik sigaralar "daha az zararlı" değil!

Elektronik sigaralar, pazara ilk girdiklerinde geleneksel tütüne kıyasla zararsız bir "su buharı" alternatifi gibi sunulmuş olsa da, modern tıp araştırmaları bu algının büyük bir yanılsama olduğunu net bir şekilde kanıtlamıştır

10.08.2026 12:06:00
Hasan Gündoğdu
 
Elektronik sigaralar "daha az zararlı" değil!
Elektronik sigaralar "daha az zararlı" değil!
E-sigaraların çıkardığı duman bir su buharı değil; ağır metaller, kanserojen kimyasallar ve ince parçacıklar içeren karmaşık bir kimyasal aerosoldür.






Solunum yollarından hücresel boyuta kadar elektronik sigaranın vücuda verdiği zararlar:

Akciğer ve Solunum Sistemi Hasarları

EVALI (Elektronik Sigara İlişkili Akciğer Yaralanması): E-sigara kullanımına bağlı ortaya çıkan, akciğer dokularında ani ve ağır iltihaplanmayla seyreden, solunum yetmezliğine ve ölüme yol açabilen akut bir tablo.

"Patlamış Mısır Akciğeri" (Bronşiyolit Obliterans): E-sigara likitlerinde tatlandırıcı olarak kullanılan diasetil maddesinin ısıtılıp solunması, akciğerdeki en küçük hava yollarında kalıcı daralma, yara dokusu ve geri dönüşsüz tıkanıklık yaratır.

Hücresel Savunmanın Çökmesi: Buhar içindeki kimyasallar, akciğerleri enfeksiyonlara karşı koruyan makrofaj hücrelerinin yapısını bozarak zatürre ve bronşit riskini artırır.






Kalp ve Damar Sağlığı Üzerindeki Etkiler

Oksidatif Stres ve Damar Sertliği: Buharlaşan kimyasallar damar iç çeperinde (endotel) iltihaplanmaya neden olarak damar esnekliğini kaybettirir.

Ritim Bozukluğu ve Tansiyon: Sıvı içerisinde yüksek oranda bulunan sentetik nikotin; adrenalini tetikleyerek kan basıncını yükseltir, kalp hızını artırır ve uzun vadede kalp krizi ile inme (felç) riskini katlar.









Hücresel Boyut ve Kanser Riski

Toksik Dönüşüm: Likitlerdeki propilen glikol ve bitkisel gliserin oda sıcaklığında güvenli kabul edilse de, yüksek sıcaklıkta ısıtıldıklarında formaldehit (kadavra koruyucu), asetaldehit ve akrolein gibi güçlü kanserojen maddelere dönüşür.

Ağır Metal Birikimi: Isıtıcı rezistans telinden buhara sızan nikel, kurşun, krom ve kalay gibi ağır metaller akciğer dokusunda birikir.

DNA Hasarı: Yapılan araştırmalar, e-sigara buharının hücre DNA'sında kırılmalara yol açarak mutasyon ve kanser oluşumuna zemin hazırladığını göstermektedir.






Beyin ve Nörolojik Gelişim

Özellikle 25 yaş altındaki gençlerde ve ergenlerde beynin ön lob (prefrontal korteks) gelişimi devam eder. Yüksek doz nikotinin bu yaş grubunda tüketilmesi; karar verme, dikkat toplama, dürtü kontrolü ve öğrenme kapasitelerinde kalıcı bozulmalara yol açar.

Duygu durum bozukluklarını tetikleyerek anksiyete ve depresyon riskini yükseltir.

Ağız, Diş ve Ağız Florası Bütünlüğü

Tiryaki Dili (Vaper's Tongue): Aroma kimyasallarının ve sürekli sıcak buharın dildeki tat tomurcuklarını tahriş etmesi sonucu tat alma duyusunun geçici veya kalıcı olarak kaybolması.

Ağız Kuruluğu ve Diş Eti Çekilmesi: Sıvıların nem emici özelliği nedeniyle tükürük salgısı azalır; bu durum bakteriyel plak oluşumunu, diş eti iltihaplarını ve erken diş kayıplarını hızlandırır.






Üreme Sağlığı ve Hormonal Denge

Hem kadınlarda hem erkeklerde kök hücre yapısına zarar vererek sperm kalitesini ve yumurtalık rezervlerini düşürür.

Gebelik döneminde kullanıldığında plasenta kan akışını bozarak düşük, erken doğum ve bebekte gelişim bozuklukları riskini belirgin şekilde artırır.

Elektronik sigara tütünü yakmadığı için tar (katran) üretmeyebilir; ancak vücuda tamamen farklı kulvardan sentetik toksinler ve yüksek dozda bağımlılık yapıcı kimyasal sevk eden karmaşık bir risk faktörüdür.

İçişleri Bakanlığı: 9 organizatör, 132 kaçak göçmen yakalandı

İçişleri Bakanlığı, İzmir ve Muğla'da Göçmen Kaçakçılığına yönelik Jandarma ve Sahil Güvenlik ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda; 9 göçmen kaçakçılığı organizatörü ile 132 düzensiz göçmenin yakalandığını bildirdi

10.08.2026 11:36:00
İHA
 
İçişleri Bakanlığı: 9 organizatör, 132 kaçak göçmen yakalandı
İçişleri Bakanlığı: 9 organizatör, 132 kaçak göçmen yakalandı
İçişleri Bakanlığı, İzmir ve Muğla İl Jandarma Komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığınca yasa dışı yollardan yurt dışına gitme girişiminde bulunan düzensiz göçmenlere yönelik gerçekleştirilen ortak operasyon sonucu 9 göçmen kaçakçılığı organizatörü ile 132 düzensiz göçmenin yakalandığını açıkladı.






Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "İzmir ve Muğla'da Göçmen Kaçakçılığına yönelik jandarmamız ve Sahil Güvenliğimiz tarafından düzenlenen ortak operasyonda; 9 göçmen kaçakçılığı organizatörü ile 132 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmen kaçakçılığı organizatörlerinden 4'ü tutuklandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. İzmir ve Muğla İl Jandarma Komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığınca yapılan ortak çalışmalar sonucu; yasa dışı yollardan yurt dışına gitme girişiminde bulunan düzensiz göçmenlere yönelik Jandarma ekiplerince karadan, Sahil Güvenlik botlarıyla denizden arama tarama faaliyetleri gerçekleştirildi. 






Arama tarama faaliyetleri sonrası düzenlenen operasyon sonucunda; İzmir ve Muğla'da 'Göçmen Kaçakçılığı' ağları ortaya çıkarıldı. Yakalanan düzensiz göçmenler İl Göç İdaresi Müdürlüklerine teslim edildi ve sınır dışı işlemleri başlatıldı. Yasa dışı göç ile mücadele kapsamında; teknolojinin sağladığı tüm imkanlardan etkin şekilde yararlanarak, göçmen kaçakçılığını organize eden ve bu faaliyetlere aracılık eden kişilere yönelik mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Sahil Güvenliğimizi, İzmir ve Muğla İl Jandarma Komutanlıklarını, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığını ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.