logo
10 AĞUSTOS 2026

Orman yangınlarına teknolojik tespit sistemi

Uydu teknolojileri, yapay zeka ve sensör teknolojilerini bir araya getirerek orman yangınlarını erken tespit eden sistemin lansmanı yapıldı

10.08.2026 12:47:00
İHA
 
Orman yangınlarına teknolojik tespit sistemi
Orman yangınlarına teknolojik tespit sistemi
Orman yangınlarını erken tespit etmek üzere tasarlanan 'OTTOSİ'nin lansmanı Ankara'da düzenlendi. Uydu teknolojileri, yapay zeka ve sensör teknolojilerinin bir araya getirilerek yapılan sistemin teknolojik altyapısının paylaşıldığı lansmanda, Türkiye'de meydana gelen ve günlerce süren orman yangınlarının herkesi derinden üzdüğünü kaydeden Ottosi Teknoloji Geliştirme Direktörü İbrahim Karaman; doğanın, insanların, hayvanların zarar görmesi üzerine ekip arkadaşlarıyla bir araya gelerek orman yangınlarının zararlarını en aza nasıl indirebiliriz diye düşündüklerini ifade etti. Karaman, "Orman yangınlarında en önemli faktörün zaman olduğunu göz önüne alarak erken tespit uyarı sistemi geliştirdik. Yangının ilk çıkış anı ve yerini ortaya çıkaran uydu destekli Ottosi uydu tabanlı yangın izleme sistemini hayata geçirdik" diye konuştu.






"Yangını yaklaşık 9 ila 15 dakika içerisinde kullanıcılarımıza gösterebiliyoruz"

Teknolojik üstünlüğün en önemli noktalarından birinin de tespit süresi olduğunu aktaran Karaman, "Bugün dünyada kullanılan birçok uydu tabanlı yangın izleme sistemi, yangınları ortalama 1 saat ila 3 saat içerisinde kullanıcılara ulaştırabilmektedir. Biz ise geliştirdiğimiz veri işleme altyapısı ve yapay zeka algoritmalarımız sayesinde, uydu kayıtlarını, Ottosi Algoritmalarıyla işleyerek yaklaşık 9 ila 15 dakika içerisinde kullanıcılarımıza gösterebiliyoruz. Bu süre, yangınla mücadelede dakikaların bile hayati önem taşıdığı düşünüldüğünde, erken müdahale açısından çok önemli bir avantaj sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.








"Türkiye'deki yangınlar anlık olarak izlenebilmekte"

Projenin, teknolojik altyapının en önemli uygulamalarından biri olan orman yangınlarının erken tespiti ve yönetimi üzerine kurulu olduğunu söyleyen Karaman, şöyle konuştu:
"Platformumuz şu anda ottosi.com üzerinden herkesin kullanımına açıktır. Türkiye'deki yangınlar anlık olarak izlenebilmekte, kullanıcılarımız PIN oluşturarak kendi belirledikleri bölgelerin risk durumlarını 7 gün 24 saat takip edebilmekte ve muhtemel bir yangın durumunda anında bilgilendirilmektedir. Bu sayede yalnızca kamu kurumları ve kurumsal kuruluşlar değil, vatandaşlarımız da kendi yaşam alanlarının korunmasında aktif rol üstlenebilmektedir. Kurumsal kullanıcılarımız ise bireysel kullanıcılardan farklı olarak çok daha geniş sorumluluk alanlarını platform üzerinden yönetebilmekte; kendilerine tanımlanan bölgeleri sürekli izleyebilmekte, risk analizleri ile erken uyarı bildirimlerini tek bir merkezden takip edebilmektedir. Böylece belediyeler, kamu kurumları, enerji şirketleri, işletmeler ve diğer kurumsal paydaşlar, sorumluluk alanlarını daha etkin ve proaktif bir şekilde yönetebilmektedir."









"Çalışmalarımız yalnızca orman yangınlarıyla sınırlı değildir"

Bu süreçte pilot bölge olarak Çorum'un Oğuzlar ilçesinde saha testlerini gerçekleştirdiklerini söyleyen Karaman, "Burada elde ettiğimiz veriler, sistemimizin geliştirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Nitekim; 7 Ağustos Cuma günü Oğuzlar izleme alanında çıkan yangın, sistemimiz tarafından tespit edildi ve Oğuzlar Belediyesine bildirildi, itfaiyenin hızlı müdahalesi ile büyümeden kontrol altına alındı. Bu olay erken tespit ve hızlı müdahalenin önemini sahada somut olarak göstermiştir. Çalışmalarımız yalnızca orman yangınlarıyla sınırlı değildir. Su kaynaklarının izlenmesi, sel ve taşkın analizleri, fırtına ve doğal afetlerin etkilerinin değerlendirilmesi, hasar tespitleri, çevresel değişimlerin takibi ve coğrafi veri analizi gibi birçok farklı alanda çözümler geliştiriyoruz" şeklinde konuştu.

Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde

Zonguldak'ın Filyos beldesinde girdiği denizde kaybolan Suriye uyruklu 15 yaşındaki Muhammet Şemali'yi arama çalışmaları ikinci gününde havadan ve karadan devam etti

10.08.2026 11:41:00
İHA
 
Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde
Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde
Ankara'dan tur ile Zonguldak'a gelen 16 yaşındaki Muhammet Şemali, serinlemek için Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde denize girdi. Dalgalar arasında zor anlar yaşayan Şemali'yi kurtarmak isteyen bir yakını da boğulma tehlikesi geçirdi. Yaralı kurtulan yakını A.Ş. hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.






İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler denizden ve karadan Şemali için arama kurtarma çalışması başlattı. Gün boyu devam eden çalışmalar gece boyu da karadan devam etti. Bu sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte jandarma, polis ve AFAD ekipleri karadan, denizden ve havadan çalışmalarını sürdürdü.








Arama çalışmalarında gönüllü olarak yer alan Doğukan Bayrak, "Dün akşam kaybolan vatandaş için jandarma arama kurtarma timi 17.00'den beri aramalarını yapıyor. Polis, AFAD geldi. Dün geceden beri biz de vatandaş olarak yardım etmeye çalışıyoruz. Umarım bulunur" diye konuştu.








Şemali'ye ait herhangi bir ize rastlanmazken 3 bot, 2 dron, 36 personelin bölgedeki çalışması sürüyor.








Öte yandan Zonguldak Valiliği 9 - 10 Ağustos tarihleri arasında olumsuz deniz şartları sebebiyle il genelinde denize girişleri yasaklamıştı.

Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.